Etiket: ülke

  • AVRUPA’NIN LİMAN KENTLERİ

    Liman kentlerinin ülkelerin ekonomisi için önemine hepimiz okul yıllarından aşikarız ama unutulmamalı ki bu kentler aynı zamanda kültürel alışveriş için de birer merkez… Hem ekonomik hem kültürel açıdan zengin olan liman kentlerinin bağlı oldukları ülkeler için değeri de buradan geliyor. Öyle ki çoğu liman kenti, ülkesindeki en büyük ve nüfusu en yoğun şehirler arasında yer alıyor. Dörtte üçü sularla kaplı gezegenimizin farklı yerlerinde kurulmuş çok sayıda liman kenti bulunuyor, bu listede Avrupa’daki liman kentlerinden bazılarını görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hollanda’nın nüfusu en yoğun kentlerinden biri olan Rotterdam, sınırları içinde Avrupa’nın en büyük limanını barındırmaktadır. Hatta Avrupa’daki ülkelere dünyanın farklı yerlerinden gelen kargoların kuzeyden giriş noktası Rotterdam Limanı’dır. Sanayi bölgesiyle birlikte 10 bin hektarlık alanı kaplayan ve yaklaşık 35 bin gemiyi barındırabilen limanıyla bu şehir, Hollanda’nın en önemli finans merkezi durumundadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Anvers veya Antwerpen isimleriyle de anılan Antwerp şehri, Belçika’nın en eski şehirlerindendir. 16 ve 17. yüzyıllarda kıtanın ticaret merkezi konumunda olan şehir, günümüzde liman kapasitesi bakımından ikincilik için Hamburg’la yarışır haldedir. Ülke ekonomisine yüzde 5 civarında katkı sağlayabilen ve çevreci yaklaşımlarıyla bilinen limanıyla Antwerp, Avrupa’nın önemli liman kentlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en işlek limanlarından birine sahip olan Hamburg, Almanya’nın en büyük ikinci şehridir. II. Dünya Savaşı’nda limanıyla birlikte yerle bir edilen kent, yıldızını daha parlatarak ayağa kalkmayı ve Avrupa’nın görkemli liman kentlerinden biri olmayı başarmıştır. Almanya’nın ürettiği pek çok ürünün ihracatının yapıldığı limanıyla Hamburg, Almanya’yı Atlas Okyanusu’yla bağlayan bir köprü konumundadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Marsilya denince akıllara denizcilik gelir. MÖ 6. yüzyılda denizciler tarafından kurulan ve Akdeniz’e kıyısı olan bir şehirdir. Tarihi limanıyla Kuzey Afrika ve Güney Avrupa arasında geçit görevi gören, Fransa’nın güneydoğusundaki Marsilya, Akdeniz’deki en büyük ticari limana sahiptir ve bu liman Avrupa’da ilk beş içinde yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Romalılar tarafından kurulan ve günümüzde nüfus bakımından İspanya’nın önde gelen şehirlerinden olan Valensiya, Akdeniz kıyısında bulunan bir liman kentidir. Tarihçesi 15. yüzyıla kadar uzanır ve günümüzde Akdeniz’in en işlek limanıdır. Valensiya Limanı, bugün İspanya ekonomisi için oldukça önemli bir konumdadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İtalya’nın kısmi özerklik verilmiş Ligurya bölgesinde bulunan La Spezia şehri, Akdeniz’in bir kolu olan Ligurya Denizi kıyısında yer alır. Denize bakan ve sırtını dağlara yaslayan La Spezia’nın kendisinin doğal bir liman olmasının yanında, ticari, sivil ve askeri niteliklere sahip önemli bir limanı da sınırları içinde bulundurmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Finlandiya’nın başkenti ve en büyük, kalabalık ve popüler şehri olan Helsinki, Baltık Denizi’nin kollarından olan Finlandiya Körfezi’nin kıyısında yer almaktadır. Teknelerle gezilebilecek kadar su ile iç içe olan şehir, yük taşımacılığı da yapılan Avrupa’nın en işlek yolcu limanını barındırmaktadır.

  • KEŞİF DOLU BİR YOLCULUK: MADAGASKAR

    Afrika’nın güneydoğu kıyısında yer alan Madagaskar, dünyanın dördüncü büyük adasıdır. Müziği, mimarisi ve geleneksel el sanatlarının yanı sıra muhteşem doğası ve zengin biyoçeşitliliği ile her yıl yerli ve yabancı binlerce turist ağırlamaktadır. 1896-1958 yılları arasında Fransa boyunduruğunda yaşayan, 1960’ta bağımsızlığını ilan Madagaskarhakkındaki bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Afrika kıyılarında yer alsa da Afrika’dan değil, Hindistan’dan ayrılarak oluşan Madagaskar, milyonlarca yıl önce süper kıta olarak bilinen Gondvana’dan ayrılmasıyla ortaya çıkar. Tek başına bir ada olması sebebi ile oluşan coğrafik izolasyon, üzerindeki bitki örtüsü ve hayvanların tamamen dış dünyadan bağımsız bir şekilde gelişmesine yol açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Madagaskar’ın en önemli özelliği barındırdığı canlıların %99’unun sadece burada bulunmasıdır. Ülke, tropik ormanlarda hiç görmediğimiz böcek türlerinden birçok sıra dışı canlıya ev sahipliği yapmaktadır. Sadece bu adaya özgü olan 100’e yakın lemur türü, 200’ün üzerinde kuş türü ve %90’ı endemik olan 13000 dolayında bitki türü bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Madagaskar’da kültürel öneme sahip baobab ağacı, içinde bulunan su miktarından dolayı Afrika’daki yerel halk tarafından ‘’yaşam ağacı’’ olarak adlandırılır ve şişkin gövdesinde binlerce litreye kadar su bulundurur. Dünya üzerindeki en yaşlı ağaçlardan olan baobab ağaçlarından bazılarının 2500-3000 yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın dördüncü büyük adası Madagaskar, demir oksit açısından zengin toprağı, adada kırmızıya çalan pas rengine sebep olduğu için “Büyük Kızıl Ada” ülkesi olarak da anılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Madagaskar’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş üç yer bulunur. Bunlar; Tsingy de Bemaraha Millî Parkı, Ambohimanga Kraliyet Tepesi ve Atsinanana Yağmur Ormanları’dır. Tsingy de Bemaraha Millî Parkı, 1575 kilometrekarelik oldukça geniş bir alandaki yoğun ve sivri kireçtaşı kayalıklar ile mağaralardan oluşur. Ambohimanga Kraliyet Tepesi, Madagaskar halkının ibadet merkezi olarak kabul edilir. Yerli halk, dini ritüellerini gerçekleştirmek için sık sık tepeyi ziyaret ederek mezarların ve çeşitli dini yapıların olduğu tepede kralları ile atalarını anar. Atsinanana Yağmur Ormanları, adanın doğu kesimi boyunca muhteşem doğaya sahip altı millî parkta yer alan 13 özel bölgeden oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fossa, Madagaskar’daki en büyük memeli etoburdur. Ağırlığı 5.5 ile 8.6 kilogram arasındadır. Madagaskar’ın zengin canlı çeşitliliği arasında uzunluğu yedi metreye, ağırlıkları 1500 kilograma kadar ulaşabilen timsahlar da bulunur. Bu timsahlara ait fosillerden birinin yaklaşık 15 metre uzunluğunda ve 4000 kilogram ağırlığında olduğu tahmin edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Adanın başkenti Antananarivo’da 19. yüzyılın ortalarından itibaren taş binalar inşa etmek yasaktır. Bu nedenle şehrin tepesinde konumlanan kraliyet sarayı yıllarca ülkenin tek taş binası olarak kalır.

  • KOSTA RİKA HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Bir Orta Amerika ülkesi olan ve İspanyolca “Zengin Sahil” anlamına gelen Kosta Rika, muhteşem doğası ve sürdürdüğü politikalar ile dünyanın en mutlu ülkeleri arasında yer alır. Doğal güzelliklerinin yanı sıra uzun yaşam süresi ve sosyal devlet politikaları ile Birleşmiş Milletler’in örnek gösterdiği ülkelerden biri olan Kosta Rika, beş milyon nüfusa sahiptir. Birçok alanda gerçekleştirdiği cesur reformlarla dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alan Kosta Rika hakkındaki ilginç bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    19. yüzyılda İspanya’dan bağımsızlığını kazanan Kosta Rika, dış dünyaya kapalı ve fakir bir ülke olmasına rağmen günümüzde Latin Amerika’nın en istikrarlı, refah ve gelişmiş ülkelerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kosta Rika, ordusu bulunmayan sayılı ülkelerdendir. 1949’da kabul edilen yasa ile ülkede ordu tamamen kaldırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kosta Rika, 51000 km2 yüz ölçümü ile Konya’dan (40800 km2) yalnızca biraz daha büyüktür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kosta Rika’da yedi tanesi aktif olmak üzere 121’den fazla volkanik dağ bulunur. Ülkedeki “Poás Volcano”, dünyanın en geniş ikinci kraterine sahipken; “Arenal”, dünyadaki en aktif 10 volkandan bir tanesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünyadaki kelebeklerin %10’undan fazlası Kosta Rika’dadır. Aynı zamanda Kosta Rika’da yaklaşık 750.000 böcek, 20.000 örümcek türü yaşar. Ki Kosta Rika için dünyanın sinek kuşu başkenti demek yanlış olmaz çünkü ülke 52’nin üzerinde sinek kuşu türüne ev sahipliği yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kosta Rika topraklarının dörtte birinden fazlası millî park statüsündedir. Ziyaret edilecek 100’den fazla koruma alanı olan ülkenin %25’i orman ve doğa rezervleri olarak koruma altındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    2012 yılında ülkede avcılık, yabani hayvanları yaşam alanlarından çıkarmak veya evcil hâle getirmek yasaklanır ve tam da bu tutum için hayvanat bahçeleri de bulunmaz. Ormanlarının yok olma hızı 1970’lerde dünyanın en yüksek oranlı ülkelerinden biriyken, 2000’li yıllarda bu oran sıfıra inmiş durumdadır.

  • YENİ ZELANDA HAKKINDA KISA KISA

    Büyük Okyanus’taki ada ülkesi Yeni Zelanda, 17. yüzyılda Hollandalılar tarafından keşfedilir. 1840’lı yıllarda İngiltere’nin hakimiyetine geçen ülkenin ilk yerleşimcileri ise izlerine 13. yüzyılda rastlanılan Maori halkıdır. Günümüzde okyanusu kucaklayan sahilleri, sörfçüleri, heybetli dağları, iki büyük ve 700’den fazla küçük adasıyla ün salan ülke, antik dönemlerde uzak mesafesinden dolayı dünyanın ucundaki yer olarak anılıyordu. %94’ü suyun altında olduğu için “görünmez kıta” olarak da adlandırılan Yeni Zelanda hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkenin üzerinde gezinen ama hiç gitmeyen uzun ve beyaz bulutların etkili olmasıyla Yeni Zelanda’nın yerli halkı olan Maoriler kendi dillerinde ülkelerine “Aotearoa” der ve Maorice bu kelime “uzun beyaz bulut” anlamına gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda, kadınlara oy hakkı veren ilk ülkedir. 19 Eylül 1893’te Birleşik Krallık gibi birçok ülkeden çok daha önce kadınlara seçme hakkı vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Peter Jackson tarafından sinemaya uyarlanan “Yüzüklerin Efendisi” serisinin bir sahnesi hariç tüm sahneleri Yeni Zelanda’da çekilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda 3 resmî dile sahiptir. Bu dillerden bir tanesi 2006’da ulusal dil ilan edilen işaret dilidir ve 20 binden fazla insan bu dile hâkimdir. Ülkede konuşulan diğer resmî diller İngilizce ve Maoricedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda’daki 305 metre yükseklikteki bir tepe dünyanın en uzun ismini taşır. 85 harften ve 49 heceden oluşan “TaumatawhakatangihangakoauauotamateaturipukakapikimaungahoronukupokaiWhenuakitanatahu”, Maori dilinde “dağlara tırmanan, büyük dizli adam Tamatea’nın aşkına flüt çaldığı yer” anlamına gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Vahşi bir doğaya, çeşitli hayvan ve endemik bitki türlerine hatta sadece bu ülkede yaşayan kivi kuşuna ev sahipliği yapsa da Yeni Zelanda’da yılan bulunmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda, 130 milyona yaklaşan nüfusa sahip Japonya ile neredeyse aynı büyüklükte olmasına rağmen 5 milyon nüfusu ile dünyanın en az nüfusuna sahip ülkelerinden biridir.

  • EN UZUN GECEDE GECE MANZARALARI

    Güneş ışınlarının Oğlak dönencesine dik gelmesi sonucunda 21 Aralık’ta Kuzey Yarımküre’de en uzun gece yaşanıyor. Ülkemizde “zemheri” olarak adlandırılan çetin kış dönemi bu tarihten sonra hissedilecekse de bizleri en mutlu eden haber, bugünden itibaren artık gündüzlerin uzamaya başlayacak olması… Güney Yarımküre ise bu tarihte yaza merhaba diyecek. Tüm dünyanın mevsimsel değişiminin günü olan 21 Aralık’ta en güzel gece manzaralarını listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Listemizin başındaki ilk gece manzarası hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle tüm dünyanın en güzel şehri diye nitelendirdiği harika İstanbul’umuzun Boğaz manzarası.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Birbirinden kanallarla ayrılan ve köprülerle bağlanan 118 adanın üzerine kurulu Venedik’te gece, gündüzü kadar etkileyici.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Geçmişin ve geleceğin en güzel şekilde harmanlandığı teknoloji devi Japonya’nın başkentindeki gece manzarası bilim-kurgu filmlerinden aşina olduğumuz görüntüleri andırıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yüksek modern binalara sahip olan Güney Kore başkenti Seul’un silüetini süsleyen gökdelenlerin yaydığı ışık, parlement mavisi geceyle uyum içerisinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en romantik kenti Paris’in tepeden çekilen fotoğrafında Zafer Takı’ndan yayılan ışıklar âdeta insan bedenindeki damarları anımsatıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Norveç’in başkenti Oslo, tarihinde yaşadığı birçok işgal ve yangına rağmen dünyanın en özel şehirlerinden biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güney Yarımküre’de bulunan Brezilya’nın başkenti Rio de Janeiro’da 21 Aralık günü, yazın başladığı gün. Heybetli “Kurtarıcı İsa Heykeli”nin de yer aldığı gece manzarasında kent ışıkları ve karanlık dağlar yaza merhaba demeye hazırlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Listemizin son gece fotoğrafı her yıl binlerce turistin görmek için can attığı ve binlerce yıllık medeniyete ev sahipliği yapan Nevşehir’den. Peribacaları, Samanyolu’nun altında nefes kesen bir görüntü oluşturuyor.

  • GÜNEY AMERİKA’NIN BİRBİRİNDEN İLGİ ÇEKİCİ ÜLKELERİ

    Batı Yarımküre’de yer alan ve resmi anlamda keşfi 15. yüzyılda gerçekleşebildiği için Yeni Dünya olarak da anılan Amerika kıtası; Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Orta Amerika ile bunlara bağlı adalardan oluşur. Bu yazımızda toplam 12 ülkeden oluşan Güney Amerika’nın birbirinden güzel ülkelerinden birkaçını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika denince akla ilk gelen ülkelerden biri Arjantin’dir çünkü 2 milyon 790 bin km2 civarındaki yüzölçümüyle bölgenin ikinci, dünyanın ise en büyük sekizinci ülkesidir. Nüfusunun büyük bir bölümünü İtalyan ve İspanyol göçmenlerin oluşturduğu Arjantin’in resmî dili İspanyolcadır.  Ülkenin başkenti ve en büyük şehri, Buenos Aires’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ekvator, Kolombiya, Brezilya, Bolivya, Şili ve Büyük Okyanus’la komşu olan Peru, Güney Amerika’nın batısında yer alır. Ülke, dünyanın en kurak çölü ile eşsiz görsellikteki kum tepelerini barındırır. Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olan Machu Picchu Antik Kenti de Peru’nun Cusco şehrinin 88 km. uzağındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Brezilya, eşsiz doğası ve kültürel yapısıyla görülmeye değer Güney Amerika ülkelerinden biridir. Müzik, edebiyat, resim gibi sanat dallarındaki çeşitlilik ülke kültürünün gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Rio de Janeiro, São Paulo, Fortaleza, Parati, Recife gibi şehirleriyle etkileyici bir ülke olan Brezilya’nın en önemli sembollerinden biri de İsa heykelleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Başkenti Sucre olan ama Bakanlar Kurulu’nun bulunduğu La Paz’dan yönetilen Bolivya, adını bağımsızlığa ulaşmasını sağlayan Simón Bolívar’dan alır. Öncesinde İspanya sömürgesi olarak adı Yukarı Peru olan ülke, festivalleri, yerel kostümlerinden vazgeçmeyen halkı, yağmur ormanları ve kristal lagünleriyle büyüleyici niteliklere sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    And Dağları ile Büyük Okyanus arasında uzun ince bir şeride karşılık gelen Şili’de, başkent Santiago mutlaka görülmesi gereken yer olarak öne çıkar. Şehrin popüler meydanı Plaza de Armas, 18. yüzyıl sonlarında inşa edilen Santiago Katedrali, oldukça yaşlı bir çöl olan Atacama, manzarasıyla ünlü San Cristóbal Tepesi, Santiago’nun dikkat çeken yerleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’nın en küçük ülkelerinden biri olan Uruguay, plajlarıyla ünlüdür. Bir dönem İspanya sömürgesi olan ülke, Avrupa mimarisiyle inşa edilmiş yapılara sahiptir. Başkenti ve aynı zamanda en önemli liman kenti olan Montevideo’daki İtalyan esintiler taşıyan Palacio Legislativo (Parlamento Binası) ve Tiyatro Solis veya Fransız mimarisi etkisindeki Taranco Sarayı görülmesi gereken yerlerden bazılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’nın kuzeyinde konumlanan ve Kuzey Amerika tarafında adaları bulunan Kolombiya’nın, Atlas ve Pasifik okyanuslarına kıyısı bulunmaktadır. Coğrafi olarak yağmur ormanlarından çöllere uzanan bir zenginliğe sahiptir. Başkent Bogotá ülkenin en büyük şehriyken, en popüler şehirleri arasında Medellin, Cartagena, Guatape yer alır.

  • Sonbaharda Vize Almadan Gidilebilecek 7 Ülke Ve Şehir

    Sonbaharda Vize Almadan Gidilebilecek 7 Ülke Ve Şehir

    Seyahat etmek, rutin yaşantımızın biraz dışına çıkıp yeni doğa harikaları görmenin, birbirinden güzel yeni tatlar denemenin, farklı kültürler ve yerler keşfetmenin en güzel yolu. Hem doğanın değişen muhteşem renkleri ile hem de yaz aylarındaki turist akımından arınmış hali ile bu ülke ve şehirleri sonbaharda görmek daha farklı hissettirebilir. Yazın tatil fırsatı bulamayan ya da şimdiden özlediği deniz, kum ve güneş üçlüsüyle tekrar buluşmak isteyenler için de oldukça faydalı bir seyahat listesi hazırladık. Üstelik bu ülkeler vize de istemiyor!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Budva – KARADAĞ” title_font_size=”13″]

    Karadağ’da turizmin merkezi haline gelen Budva; Adriyatik Denizi’nin kıyılarında ve yaklaşık 20 bin nüfusa sahip küçük bir şehir. Eski tarihi kısmı da yeni şekillenen modern zamanın izleri de şehre ayrı bir güzellik katıyor. Sahil boyunca uzanan nefis kumlu plajları, birbirinden berrak koyları, küçük adaları, şehir müzeleri ve muhteşem tarihi dokusuyla siz ziyaretçilerini bekliyor. Ayrıca ziyaretiniz esnasında, dünyaca bilinen James Bond film serisi için kullanılmış Sveti Stefan adasını da görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bahamalar – KARAYİPLER” title_font_size=”13″]

    İspanyolca’da adı ‘sığ deniz’ anlamına gelen Bahamalar, deniz ve güneş tatiline doyamayanlar için sonbaharda muhteşem bir tercih olabilir. Mercan resifleriyle şekillenmiş yaklaşık 2000 küçük ada, birbirinden farklı deniz ürünleriyle, eşsiz beyaz kumları, tertemiz ve masmavi bir deniz, özellikle su altı dünyasını keşfetmek isteyen ziyaretçiler için güneşli havaların tadını doyasıya çıkarabileceği nadide yerlerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Petra – ÜRDÜN” title_font_size=”13″]

    1812 yılında Johann Ludwig tarafından keşfedilen antik şehir, Lut Gölü ile Akbebe Körfezi arasında yer alıyor. Üstelik UNESCO Dünya Mirasları listesinde ve 7 harikadan bir tanesi… Eşsiz tapınakları, tarihsel kalıntıları, güneş ışığıyla renk değiştiren muhteşem kayalarıyla başta Indiana Jones ve sayısız Hollywood filmine ev sahipliği yapmış şehir, en ünlü yapısı olan görkemli ‘Hazine Tapınağı’nı da ziyaret edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kandy – SRİ LANKA” title_font_size=”13″]

    Sri Lanka, dağlık bir alanın ortasında bulunan merkezinde, ziyaretçilerin hafızasından kolayca silinmeyecek büyüleyici Kandy Gölü, Temple of the Tooth’u, Buddha’nın heykelinin de bulunduğu tapınakları ve birbirinden ilginç sarayları ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca çeşit çeşit baharat kokularına eşlik eden farklı egzotik meyveleri keyifle deneyimleyebilir ve tatilinizi harika bir keşfe çevirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Siem Reap – KAMBOÇYA” title_font_size=”13″]

    Kamboçya’nın Başkenti olan Siem Reap, her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Angkor Wat Tapınakları, geleneksel müzesi ve Tonle Sap gölü ise macera ve kültür gezisi severlerini sevindiriyor. Şehirde keyifle dolaşabileceğiniz bisiklet turları, izleyebileceğiniz geleneksel yerel dansları ile de siz ziyaretçilerini bekliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Katmandu – NEPAL” title_font_size=”13″]

    Dünyada tapınakların şehri diye adlandırılan Katmandu, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan 7 eşsiz tapınağı ve Budizm kültürüyle dikkatleri çekiyor. Himalayalar ve Nepal’in sınırında bulunan Everest, dağcılık, trekking, rafting ve safari gibi turizm kaynaklarıyla ziyaretçilerinin ilgi odağı haline gelen ülkenin en çok ziyaret edilen en gözde turistik yerlerinden biri olan Narayanhiti Sarayı da kesinlikle görülmeye değer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erivan – ERMENİSTAN” title_font_size=”13″]

    Ermenistan’ın en eski şehirleri arasında olan tarihsel çivi yazısı ile yazılmış bir doğum sertifikası bulunan Erivan, aynı zamanda da ülkenin başkentidir. Şehrin, başlıca sembolü haline gelmiş ve her noktasından zevkle izleyebileceğiniz Ağrı Dağı bakmaya doyamayacağımız bir manzara ile karşımıza çıkıyor. Sanat tutkunu ziyaretçilerin adresi haline gelmiş galerisi, şelaleler ve su havuzlarının bulunduğu Cascade Anıt Parkı, şehire gelen turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği tarih müzesi, kalabalık ve renkli meydanları sizin de ilginizi çekebilir.