Etiket: şiir

  • Sonbahar Sizin İçin Ne İfade Ediyor?

    Sonbahar Sizin İçin Ne İfade Ediyor?

    Siz de sonbaharı hüzünle eşleştirenlerden misiniz? Buna güneşin kendini daha az göstermesini, yaprakların sararıp dökülmesi ve gittikçe kaybolan kuş seslerini neden olarak gösterebilirsiniz. Ama diğer taraftan sonbahar biraz da yağmur altında yürümek, sıcak bir kahvenin tadını iliklerinde hissedebilmek, kendini sokaklardan alıp içine dönebilmektir. Belki bu saydıklarımız da kimileriniz için hüzünle eşdeğerdir ama kimileriniz için de mutluluğun tarifi olabilir. Peki şairlerimiz sonbahara nasıl anlam yüklemişler diyorsanız sizin için hazırladığımız görsellere göz atabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbahar Geliyor, Cahit Külebi” title_font_size=”13″]
    cahit külebi
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adım Sonbahar, Attilâ İlhan” title_font_size=”13″]
    attila ilhan
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yağmur, Ahmet Muhip Dıranas” title_font_size=”13″]
    ahmet muhip dıranas
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eylül’dü, Cemal Süreya” title_font_size=”13″]
    cemal süreya
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbaharda Buluşma, Oktay Rifat” title_font_size=”13″]
    oktay rıfat, oktay rifat
  • ÖĞRETMEN ŞAİR FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL’DEN ÇOBAN ÇEŞMESİ ŞİİRİ

    Faruk Nafiz Çamlıbel, birazdan okuyacağınız Çoban Çeşmesi şiirini 1924’te Ankara’da öğretmenlik yaptığı sırada kaleme almıştı. Peki, siz 1898-1973 yılları arasında yaşayan Faruk Nafiz Çamlıbel’in, 1922 yılında Kayseri Lisesine edebiyat öğretmeni olarak atandığını, buradaki öğrencilerinden birinin sonradan ünlenecek Behçet Kemal Çağlar olduğunu ve ikilinin çok daha sonraları birlikte Onuncu Yıl Marşı’nı yazdığını biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • 10 Ünlü Şairin Dizelerinde İstanbul

    10 Ünlü Şairin Dizelerinde İstanbul

    Kelimeleri olabilecek en güzel şekilde kullanan insanlardı onlar ve gün geldi şehirlerin en güzeli için kullandılar. Bu listemizde 10 kıymetli şairimize ait İstanbul dizelerine yer veriyoruz. Ama biliyoruz ki şiirler, romanlar, şarkılar yetmeyecek İstanbul’u anlatmaya… Şimdiye kadar söylenenlerin üstüne yenileri söylenecek ama yine de yetmeyecek… Bu eşsiz şehir için en güzel söz daima henüz söylenmemiş olarak kalacak…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Turgut Uyar / Bir Gün Sabah Sabah şiirinden…” title_font_size=”13″]

    Ver elini Haydarpaşa demişiz,
    Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
    Hava hafiften soğuk,
    Deniz katran ve balık kokulu.
    Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
    Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Necip Fazıl Kısakürek / Canım İstanbul şiirinden…” title_font_size=”13″]

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
    İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cahit Sıtkı Tarancı / Bahar Sarhoşluğu şiirinden…” title_font_size=”13″]

    Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
    Yavrusu dallara emanet serçe,
    Derken camiler üstünde güvercin.
    Minareler katından geçiyorum,
    Gökyüzü mahallesi İstanbul’un…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ümit Yaşar Oğuzcan / İstanbul Dedim de Seni Hatırladım şiirinden…” title_font_size=”13″]

    İçinden bir vapur geçer
    benim aklımdan senin gözlerin geçiyordu.
    -Bebek, dediler indim
    nereye baksam denizdi
    mavi mavi bir hüzündü ayaklarımın altında
    işte İstanbul
    Haliç,
    Çiçek Pasajı,
    Beyoğlu…
    Beyoğlu’nun daracık sokaklarında seni aradım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Orhan Veli Kanık / Bir Garip Orhan Veli şiirinden…” title_font_size=”13″]

    İstanbul’un orta yeri sinema,
    Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama.
    El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne.
    Sevdalım…
    Boynuna vebalim.
    İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim,
    Bir garip Orhan Veli’yim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bedri Rahmi Eyüboğlu / İstanbul Destanı şiirinden…” title_font_size=”13″]

    İstanbul deyince aklıma martı gelir.
    Yarısı gümüş, yarısı köpük…
    Yarısı balık yarısı kuş…
    İstanbul deyince aklıma bir masal gelir,
    Bir varmış, bir yokmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ahmet Hamdi Tanpınar / Bir Gün İcadiye’de ” title_font_size=”13″]

    Bir gün İcadiye`de veya Sultantepe`de,
    Bir beste kanatlanır, birden olduğun yerde.
    Bir kâinat açılır, geniş, sonsuz, büyülü,
    Bu günün rüzgârında yıkanan mazi gülü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oktay Rıfat Horozcu / İstanbul şiirinden…” title_font_size=”13″]

    Türbeler, çeşmeler, sebiller,
    Aldılar aydınlıkta yerlerini.
    Şakımaya başladı bülbül gibi,
    Bağdat köşkünün çinileri;
    Hepsi de alın teri,
    Hepsi de el emeği.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sezai Karakoç / Alınyazısı Saati şiirinden…” title_font_size=”13″]

    İstanbul’dur bu otuz yıl kana kana yaşadığım…
    Taşlarına adeta resmim işledi.
    Ben İstanbul’da dağıldım zerre zerre,
    İstanbul damla damla içimde birikti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yahya Kemal Beyatlı / Hayal Şehir şiirinden…” title_font_size=”13″]

    Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangir’den bak!
    Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!
    Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
    Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan.

  • ÖRNEKLERİYLE TÜRK ŞİİRİNDE DÖNEMLER

    Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte oluşan edebiyat birikimi ve Türkçemizin zenginliği, birbirinden farklı şiir yapılarının ve dönemlerinin oluşmasının temeldeki nedenleri arasında gösterilebilir. Tabii buna şairlerimizin, duygu ve düşünce dünyalarındaki farklılık ve renklilik de eklenebilir. Listemizde, şiir dönemlerinden öne çıkanları örnekler eşliğinde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Servet-i Fünûn ” title_font_size=”13″]

    1891-1944 yılları arasında yayımlanmış Servet-i Fünûn dergisi etrafında toplanan edebiyatçıların geliştirdiği ve derginin adıyla anılan edebî hareket, getirdiği yeniliklerle en çok şiir üzerinde etkili olmuştur. En önemli özelliklerinden biri şiirde ses ile ahengin egemen olması ve kafiye kulak içindir anlayışının benimsenmesidir. Servet-i Fünûn şairleri arasında Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Faik Ali Ozansoy sayılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fecri Âtî” title_font_size=”13″]

    Mevsimler ve zamanın önemli yer tuttuğu, özellikle aşk ve tabiat konularının işlendiği, genellikle aruz ölçüsünün kullanıldığı Fecri Âtî şiirinde seçilen kelimelerde zarafet ve ahenk olması önemli bir detaydır. Servet-i Fünûn gibi Fecri Âtî şairlerinde de sanat, sanat içindir görüşünü benimsenmiştir. Öne çıkan temsilcileri arasında Ahmet Hâşim, Celâl Sahir Erozan, Emin Bülent Serdaroğlu, Mehmet Behçet Yazar gibi isimler bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Beş Hececiler” title_font_size=”13″]

    Birinci Meşrutiyet’ten sonra hece vezniyle ve Millî Edebiyat akımının görüşleri doğrultusunda şiir yazan isimlerin oluşturduğu bir topluluktur. Adını, Orhan Seyfi Orhon, Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy ve Yusuf Ziya Ortaç’ın oluşturduğu beş şairden alan Beş Hececiler, konuşma dilini edebiyata yerleştirmiş ve Türkçenin kullanılmasını önemsemişlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Öz (Saf) Şiir ” title_font_size=”13″]

    Ahmet Haşim’in “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” adlı makalesiyle başlayan ve Yahya Kemal Beyatlı, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dıranas, Özdemir Asaf gibi şairleri etkileyen Öz Şiir akımında, dilde saflaşma, ses uyumu ve estetik son derece önemlidir. Bu anlayışa göre en mühim detay iyi ve güzel şiir yazmaktan ibarettir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Garip Hareketi” title_font_size=”13″]

    Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday’ın öncülüğünü yaptığı Garip Hareketi 20. yüzyılın en etkili şiir hareketlerindendir. Bu üç şair olmasını istedikleri şiirsellikle ilgili önce örnekler üretmişler, sonra Garip isimli kitabın önsözünde manifesto niteliğinde bir yazıya imza atmışlardır. Akım, vezin ve kafiyeye, süsleme ve mecazlara karşı çıkan bir rol üstlenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mavi Akımı” title_font_size=”13″]

    Garip Hareketi’ne karşı geliştirilen ve basit şiir anlayışı yerine şairane bir sanat anlayışını savunan Mavi Akımı, 1 Kasım 1952’de yayımlanmaya başlanan Mavi isimli derginin etrafında toplanan şairlerden oluşmaktadır. Öncülüğünü Attila İlhan’ın yaptığı bu toplulukta Ferit Edgü, Orhan Duru, Özdemir Nutku, Ahmet Oktay, Demir Özlü ve Tahsin Yücel yer almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İkinci Yeni Akımı” title_font_size=”13″]

    Edip Cansever, Cemal Süreya, Ülkü Tamer, Turgut Uyar, İlhan Berk, Ece Ayhan ve Sezai Karakoç gibi ünlü şairlerin temsilcisi olduğu, daha sonra Garipçilerden olan Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday’ın da katıldığı İkinci Yeni Akımı, anlama değil imgeye önem vermiş, anlamın üstünü örterek sözcükler ve dizinde sezgiselliği öncelemiştir.

  • DOSTLUĞA YAZILAN ŞİİRLER

    “Sevilen, güvenilen, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse; yâr, düşman karşıtı.” TDK sözlüğünün dost için yaptığı tanım… Bilim insanları bile sağlıklı bir şekilde yaşlanmak isteyen bireylere uzun süren dostluk ve sosyal ilişkiler tavsiye ediyor. Birleşmiş Milletler ise dostları ve dostluğun önemini hatırlamak için 2011 yılında 30 Temmuz’u “Dünya Dostluk Günü” ilan etti. Ortak anılarımızın kahramanı, dertlerimizin sırdaşı ve sevinçlerimizin samimi ortağı olan dostlar için yazılmış usta şairlerimize ait dostluk dizelerini bu güzel gün için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ahmet Kutsi Tecer – Dost Yüzü” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Haydar Ergülen – Dostluk Üzerine” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bedri Rahmi Eyüboğlu – Dostluğumuz” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cahit Külebi – Dost ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cahit Sıtkı Tarancı – İmkânsız Dostluk” title_font_size=”13″]
  • DİVAN EDEBİYATI HAKKINDA KISA KISA

    “Gâlib-i dîvâneyim Ferhâd u Mecnûn’a salâ / Yüz çevirmem olsa dünya bir yana ben bir yana / Şem’ine pervâneyim pervâ ne lâzımdır bana / Anlasın bîgâne bilsin âşinâ sevdim seni”

     

    Yukarıda okuduğunuz şiir Şeyh Galip’e ait ve şair, yazdığı mısralarda tam Türkçesiyle şöyle diyor: “Ben âşık Galip’im, Ferhat ve Mecnun’un öldüğü ilan edilsin. Dünya bir yanda ben bir yanda olsam yine de senden yüz çevirmem. Mumuna pervane olmuşum, çekinmeme gerek yok. Yabancı olan anlasın, tanıdık olan bilsin ki seni sevdim.” Gelin, bu güzel şiirden sonra divan edebiyatı hakkında sizin için derlediğimiz bilgilere geçelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • NECİP FAZIL KISAKÜREK’İN KISACA HAYATI VE ESERLERİ

    Türk edebiyatına damga vuran isimlerden biri olan Necip Fazıl Kısakürek, şiirlerini tasavvufi düşünceler ile sentezleyen büyük bir şair, yazar ve İslamcı ideologdur. Türk edebiyatının Baki’den sonra ikinci “Sultanu’ş Şuara” (bazı kaynaklarda Sultanü’ş Şuara olarak da geçer ve anlamı şairler sultanıdır) unvanına sahip olan, fikir ve eserleriyle düşünce dünyamızda derin izler bırakan Necip Fazıl, edebiyatımızın altın isimlerinin de ilham kaynağı olmuş ve olmaya devam etmektedir. Farklı bakış açısı ile hayatımıza dokunan Necip Fazıl Kısakürek’i sayfamızda ağırlıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Necip Fazıl Kısakürek kimdir?” title_font_size=”13″]

    1904 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiş, Maraşlı bir ailenin oğludur. Çocukluk yıllarının büyük bir bölümünü dedesinin Çemberlitaş’ta bulunan konağında geçiren Necip Fazıl, ilköğrenimini pek çok farklı okulda gördü. Kısa bir süre Gedikpaşa’da bulunan Fransız Frerler Mektebi’nde okudu. Ardından Büyükdere’deki Emin Efendi Mektebine ve daha sonra yatılı bir okul olan Rehber-i İttihat Mektebi’ne devam etti. Hatta sonraki yıllarda yakın dostu olacak olan Peyami Safa ile burada tanıştı. Bu okulda eğitim aldıktan sonra Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi’ne devam etti. Kız kardeşi Sema’nın beş yaşında vefat etmesinin ardından Heybeliada’ya taşındı ve öğrenimini Heybeliada Numune Mektebi’nde tamamladı. Bir dönem İstanbul Üniversitesi ve ardından Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe eğitimi gördü ancak her iki üniversiteden de mezun olamadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Banka memuru bir şair…” title_font_size=”13″]

    Edebiyatımızda derin izler bırakan Necip Fazıl, 10 yıldan fazla memuriyet hayatında bulundu. Hatta pek çok eserini banka memurluğu sırasında kaleme aldı. O dönemlerde bankacılık tıpkı bugün olduğu gibi popüler bir meslekti. Osmanlı Bankası gibi büyük bankalarda uzun yıllar görev yapan Necip Fazıl, bir süre sonra bankacılık mesleğinden gazetecilik mesleğine geçiş yaptı. Bir dönem edebiyat öğretmenliği de yapan usta şairin dönüm noktası ise Çile şiirini yazmasıyla oldu, bu şiirinde maddi ve manevi yolculuğunu dizelere döktü. Bir yandan çalışıp, bir yandan şiir üretirken bir anda kendini felsefi bir arayış içinde buldu. Bu arayış, onun hayatında yeni bir dönemin kapılarını da araladı. O dönem girdiği bazı sohbetler ve konuşmalar neticesinde fikir olarak başka bir dönüşüme giren Necip Fazıl, kaleminde daha tasavvufi düşüncelere yer verdi ve şiirlerini bu şekilde oluşturdu. Bu düşünce sistemi ve hayata bakışı ile ilk tiyatro oyununu yazdı; Tohum. Ardı ardına tiyatro oyunları geldi; Bir Adam Yaratmak isimli piyesi, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelendi.  1940 yılında yazdığı “Sabır Taşı” oyunuyla 1947 yılında Piyes Yarışması’nda birincilik kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”At’a Senfoni’nin hikâyesi” title_font_size=”13″]

    Şiire ve tiyatroya ilgisi malumdu ancak özel olarak ilgilendiği bir şey vardı ki bu onu kitap yazmaya kadar götürdü; at sevdası… Kulağa ilginç geliyor olsa da atlara olan sevgisi ve ilgisi ona yeni bir kitabın sayfalarını araladı. Aslında her şey ona bir Arap atının hediye edilmesiyle başladı çünkü o günden itibaren atlara olan sevgisi ve ilgisi günden güne arttı. Ata binmeyi ve atlarla ilgilenmeyi çok seven Necip Fazıl, her ne kadar bu sevdası uğruna attan düşüp günlerce yatağa bağımlı hale geldiyse de yine de ilgisinden bir şey kaybetmedi. Bu durum öyle bir vaziyet aldı ki artık bir kitap yazacak kadar bilgi sahibi oldu. Tam da o dönemde Türkiye Jokey Kulübü’nün isteği üzerine “At’a Senfoni” adlı kitabı kaleme aldı; bu kitapta atın felsefesini, tarihini, özelliklerini, geçmişini ve ata dair bildiği her şeyi anlattı bu sayede atlara olan sevdasını bir kitap ile ölümsüzleştirmiş oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Necip Fazıl Kısakürek eserleri, şiirleri, kitapları…” title_font_size=”13″]

    Politika, öykü, tasavvuf şiiri ve tiyatro alanında sayısız esere imza atan Necip Fazıl Kısakürek’in ilk şiir kitabını henüz 17 yaşındayken yayımladığı bilinir. Değerli edebiyatçımızı üne kavuşturan eserler arasında şunlar yer alır; Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Bir Adam Yaratmak, Son Devrin Din Mazlumları, Çile ve Aynadaki Yalan, Şiirlerim, Sonsuzluk Kervanı, Ruh Burkuntularından Hikâyeler, Kafa Kâğıdı, Para, Namı Diğer Parmaksız Salih, Abdülhamit Han, Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil. Eserleriyle Türk edebiyatına unutulmaz eserler bırakan Necip Fazıl, 25 Mayıs 1983 yılında hayata gözlerini yumdu.

  • KIŞ İLE İLGİLİ YEDİ ŞİİR

    Kış mevsimi her ne kadar hüznün mevsimi olarak anılsa da aslında yenilenmenin, yeniden doğuşun mevsimidir. Eski seneyi geride bırakıp yeni hayallere yelken açtığımız mevsimdir kış. Yeryüzünün temizlendiği, toprak ananın tohumlarını dört bir yana saçtığı mevsimdir. Kış mevsimi ile ilgili pek çok şair de duygularını kaleme almış, hislerini ifade etmiştir. Gelin yedi şairimizin dizelerinden kış mevsiminin oluşturduğu hisleri beraber okuyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Neden bu kadar kar, bu kadar yıl, bu kadar yağış?

    Bu kadar uzaklardan nedir bu kadar gelen?

    Bir uzun çan kulesi bembeyaz Samatya’da

    Bir oğlan bir martıyla upuzun seviştiğinden

    Yaslı bir kadın gibi gözleri kendine bakan,

    Kendine baktıkça da çocukları olan hüzünden.

     

    Belki bir söz yığını, yıllar var konuşulmamış,

    Çıkarlar kar yangını her biri duyduğu yerden,

    Yüzleri, saçlarıyla, bir de gözbebekleri,

    Asılırlar boşluğa çocuksu seslerinden,

    Birtakım dünyalarla önce ve güzel

    Kış güneşi, sarmaşık, kim ne anlıyor sanki ölümden?

     

    O yanık ikindiler, sonrasız loş gecelerden,

    Üstlerinde bir sürü çocuk gözleri.

    Tutuşurlar ne zaman karların ateşinden

    Bir ölüm kadar şaştığımız onlar ve kendileri

    Yani bu dünyanın en yılgın havarileri

    Orada çan kulesi bembeyaz öldüğünden…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ne güzeldi o kış bahçesinde

    Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu

    Sana bir bahar hazırlamak için.

     

    Dallar, filizler, eski masal dilberleri gibi

    Hüzne ve hülyaya gömülmüş

    Doğmamış çocuklara

    Ninni söylüyorlardı sanki…

    Ana rahmi gibi sıcak ve yüklü idi hava

    İyi mayalanmış hamur gibi

    Gizli nabızlarla atıyordu toprak

     

    Belli ki çok derinlerde

    Oluşun ışık sızmaz mahzenlerinde

    Bir şeyler oluyordu, bir şeyler karanlık

    Gecede yıldızlar arasında

    Olup biten şeylere benzer;

    Şimşekler çakıyordu mavi, berrak

    Kandan daha kırmızı, beyazdan daha sessiz

    Mordan daha hiddetli,

    Üst üste fecirler gibi hazırlanıyordu,

    Gülün sevinci, menekşenin kederi.

    Bu sevinçle yüklüydü hava,

    Geleceğin kapısında el ele vermiş

    Gülümsüyordu her şey.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dinmiş denizin şarkısı, rüzgâr uyumakta,

    Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı

    Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,

    Mazi gibi sislenmiş Emirgân Çınaraltı.

     

    Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden

    Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,

    Üstündeki son dallar ağarmış diye birden

    Pas tuttu bu akşam suların rengi havuzda.

     

    Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;

    Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.

    Mehtaba çalan sapsarı benziyle, ufukta,

    Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.

     

    İçlenme tabiattaki yekpare kederden,

    Yas tutma, dağılmış diye kuşlarla çiçekler.

    Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,

    Onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
    Yalnız işitme duyusu kalır ortada.
    Asya kentleri yürür dururlar,
    Höyükler burnumda hızma.

    Uzakta dev bir damla:Pırıl pırıl Pencap!
    Tabanlarından kayıp duran sütunlar
    Yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:
    Horasan uykusuna havlayan köpekler, Buhara.

    Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Prenses Zinia’ya

     

    Uzun rüzgârlar karanlığın dalgın sansarları

    Atlayıp dağıtırlar telaşlarıyla ürperen karları

    Sihirli bir lambadır bardaktaki güller gecede

     

    Yıldızlar donmuş göllere düşen buz billurları

    Düşten geyikler kudurtur kızıl buğulu kurtları

    Bir ulumadır kanlı/açlıkları uzar gecede

     

    Dum

    ……….

    ……….

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Beyaz, ipek gibi yağdı kar
    Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
    Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
    Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
    Şarkılar çaldı odalarda
    Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
    Düşmanlarımız dışında
    Düşmanlarımız çünkü
    Sevgiyi yok ettikleri için
    Düşmanımız oldular
    Beyaz ipek gibi yağdı kar
    Bir kız kardan hafif yüreğiyle
    Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
    Uzaktaki şehir
    Uykuya dalmıştır şimdi.

    ……………

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karın yağdığını görünce
    Kar tutan toprağı anlayacaksın
    Toprakta bir karış karı görünce
    Kar içinde yanan karı anlayacaksın
    Allah kar gibi gökten yağınca
    Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
    Başını önüne eğince
    Benim bu şiirimi anlayacaksın
    Bu adam o adam gelip gider
    Senin ellerinde rüyam gelip gider
    Her affın içinde bir intikam gelip gider
    Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın
    Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
    Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
    Ruhum seni düşününce ışıdı
    Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

  • Ümit Etmekten Yorulmayanların Şairi Turgut Uyar’dan Ekinoks

    Ümit Etmekten Yorulmayanların Şairi Turgut Uyar’dan Ekinoks

    “Ben şiirlerimi sonraları pek okumam… Çoğu zaman sekiz-on yıl önce yazdığım bir şiiri tanıyamadığım, yadırgadığım bile olur.” diyen Turgut Uyar’ın, en azından bir şiiri, hiç değilse birkaç dizesi çoğumuzun zihninde mıh gibi çakılıdır. İnsanlığa Geyikli Gece’yi, Acıyor’u, Göğe Bakma Durağı’nı bırakmış, bize ayrılığı ve kavuşmayı ama her ne olursa olsun umut etmekten vazgeçmemeyi tane tane anlatmış bir şair o… Kültür ve Yaşam sitemizin bu sayfası Turgut Uyar’ın Ekinoks şiiriyle daha da güzelleşiyor.

  • 8 Maddede Şiirlerinden Alıntılarla Edip Cansever

    8 Maddede Şiirlerinden Alıntılarla Edip Cansever

    Şiir dünyamızın en üretken şairlerinden biriydi Edip Cansever; hatta usta şair Cemal Süreya bile kendisi için şu dizeleri yazmıştır: “Yeşil ipek gömleğinin yakası / Büyük zamana düşer. / Her şeyin fazlası zararlıdır ya, / Fazla şiirden öldü Edip Cansever.” 1928 ile 1986 yılları arasında yaşayan şair çok da dillendirilmeyen, anlatmakta zorluk çekilen duyguları dizelerine taşımıştır. Şiirlerinden alıntıladığımız duygu yüklü dizeleri Kültür ve Yaşam sayfasından okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    edip cansever şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6# ” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı