Etiket: sağlık

  • DOĞANIN İNSANLIĞA ARMAĞANI

    Mersingiller familyasında yer alan, ana vatanı Avustralya olan okaliptus, hızlı büyüyen ve yaprak dökmeyen, tıbbi özellikleri nedeni ile yaygın olarak kullanılan uzun bir ağaç türüdür. İri gövdesi ile diğer ağaçlara göre büyüme ve gelişme süreci farklı olan bu ağaç; bin litreye kadar suyu yapısında tutabilir. Dünya üzerinde 700’den fazla çeşidi bulunan okaliptusun ilginç özelliklerini ve insan sağlığına faydalarını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fas, Portekiz, İspanya ve Brezilya gibi sıcak iklimlere sahip ülkelerde yetişen okaliptus, Türkiye’de iklim şartları göz önüne alındığında Akdeniz ve Ege kıyılarında; Tarsus, Mersin, Adana, Muğla ve Antalya illerinin sahil kısımlarında sıklıkla görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Boyu 100 metreye kadar ulaşabilen okaliptus, gri ve pürüzsüz bir gövdeye sahiptir. Gövdesi büyük ve düzgün tabakalar halinde kuruyarak dökülür. Yaprakları ise koyu yeşil ve sarkıt biçiminde olup sarmaşık bir yapıdadır. Okaliptus bitkisinin tadı oldukça acıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sıcağı, bol güneşi ve suyu çok seven okaliptus ağaçları bu özelliklerinden dolayı bataklık olan bölgelerde bilinçli bir şekilde yetiştirilir ve bu alanların kuruması sağlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Okaliptusun birçok faydası bulunmaktadır. Bilinen en büyük yararı solunum yolu enfeksiyonları üzerinedir. Grip, nezle, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıkların tedavisinde etkili ve iyileştirici olduğu kanıtlanmıştır. Balgam sökücü ve solunum yolları açıcıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Özellikle sinüzite bağlı baş ağrılarını geçirmede oldukça başarılı olan okaliptus yağı, stres ve yorgunluktan kaynaklanan baş ağrıları için de etkilidir. Darbe sonrası kaslarda meydana gelen şişliği geçirir. Yapılan araştırmalar okaliptüs yağının zihni açıcı, arındırıcı ve canlandırıcı etkileri olduğunu ortaya koymuştur. İltihaplı romatizma, kireçlenme ve kas yaralanması sebebiyle yaşanan ağrıları geçirir. Bu nedenle eklem ağrıları için verilen birçok ilacın içeriğinde okaliptüs yağı bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çayı, yağı ve gıda olarak da farklı yollarla elde edilebilen okaliptus özünün geniş yelpazede okaliptus suyu, macunu, kremi ve ağız bakım suyu gibi seçenekleri de bulunmaktadır. Sineklerden korunmak amacıyla sprey formunda kullanılan okaliptus yağı, içeriğindeki etken maddelerin tedavi edici özelliğiyle ön plana çıkar ve ilaç sektöründe hammadde olarak kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Endonezya, Papua Yeni Gine ve Filipinler’e özgü “gökkuşağı okaliptüsü”, doğadaki en renkli ağaçlardan biridir. Gökkuşağının neredeyse tüm renklerini gövdesinde barındıran bu ağacın gövdesi, periyodik olarak kabuklu şeritler halinde yeşil bir tabaka ortaya çıkarır. Bu katman, daha sonra rengini değiştirir. Dökülme ve renk değişimi, gövdenin farklı bölümlerinde farklı zamanlarda gerçekleşir. Gövde yüzeyi yaşlandıkça, en dıştaki kabuk tabakasının üstündeki saydam hücreler, “tanen” adı verilen pigmentlerle dolar. Tanenler, türüne bağlı olarak sarı, kahverengi veya kırmızı olabilir. Farklı miktarda ve çeşitte tanenlerin kombinasyonu ve altta yatan klorofilin miktarındaki bir azalma, gökkuşağı okaliptusun gövdesinde görülen çeşitli renkleri almasını sağlar.

  • KALP SAĞLIĞIMIZ İÇİN BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ BAŞLIKLAR

    Yaşamsal organlarımızdan biri olan kalbimizin sağlığı, yaşam kalitemizin ve dahası hayattaki devamlılık sürecimizin belirleyicilerinden biri. Ona gösterdiğimiz ilgi ve özenin karşılığını sağlıklı ve uzun ömürlü bir yaşam olarak alabilir veya özensizliğimiz karşısında farklı hastalıklarla uğraşmak zorunda kalabiliriz. Çok zor değil… Sadece aşağıdaki başlıklardan yola çıkarak bir yaşam rutini oluşturmak ve daha mutlu bir yaşamda sevdiklerimizle yol almak elimizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • KOLAJEN HAKKINDA KISA KISA

    Bugünlerde sıkça duyduğumuz kolajen, aslında hareket sisteminin yapı taşlarını, özellikle kemik, kıkırdak, lif ve eklemleri oluşturan bir proteindir. Bu protein birbiri üzerine sarılmış üç alfa zincirinden meydana gelir. Günümüzde kozmetik alanında da sıkça kullanılan ve popülaritesi de buradan gelen kolajen ile ilgili bilgileri sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • SAĞLIKLI BİR CİLT BAKIMI İÇİN DOĞRULARI BİLİN!

    Cilt sağlığı hemen hemen herkesin önem verdiği bir konu. Özellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan cilt sorunlarını doğru yaklaşımlarla en aza indirmek mümkün. Ancak bazı bilgiler var ki faydadan daha çok yıkıma neden olabiliyor. Sağlıklı bir cilt görünümüne kavuşmak için herkesin bilmesi ve kaçınması gereken hataları yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Cildin ve sağlığın cinsiyeti yoktur ve her birey yaşının gereklilikleri dahilinde öz bakımını gerçekleştirmelidir. Piyasada bulunan birçok cilt bakım ürünü kadınlar içinmiş gibi gözükse de aslında bu ürünleri erkekler de kullanarak sağlıklı ve temiz bir cilt görünümüne sahip olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaygın inanışın aksine yağlı ciltler de diğer ciltler gibi nemlendirilmeye ihtiyaç duyar. Aksi takdirde cilt nemini kaybedebilir, cilt bariyerinin altındaki dokuları korumak adına daha fazla yağ üretmeye başlar. Yağlı ciltler için formüle edilmiş nemlendiriciler tercih edilmeli ve güzel bir cilt temizliğinden sonra bu ürünler ile nemlendirilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güneşin zararlı etkileri yazın daha çok olsa da cilt sağlığını korumak için kışın da güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır. 50 faktörlü kremleri yaz aylarında tercih edebilir; cilt durumuna bağlı olarak kış mevsiminde de en az 30 faktörlü bir koruyucu krem tercih edilerek cilt sağlığı korunabilir. Özellikle cilt lekesi sorunu yaşayanlar yaz kış demeden bu rutini yerine getirmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kırışıklıklar için cilt bakım ürünlerinin faydası olacaktır ancak tek başına yeterli değil… Vücudumuza giren su miktarı, beslenme şeklimiz, kısaca hayat tarzımız bir bütün olarak cildimize yansır. Bu nedenle sadece cilt ürünlerinden mucizevi sonuçlar beklemek yanlış olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ciltteki lekeler, yıllar içerisinde oluşan lekelerdir ve giderilmesi için oluşması kadar uzun bir süre gerekebilir. Lekeler için kullanılan ürünler elbette faydalı olacaktır ancak öncelikle sorunun özüne inilerek lekeleri oluşturan koşulların ortadan kaldırılması gerekir. Cilt lekeleri uzun soluklu bir cilt bakımı gerektirir ve doğru ürünlerle, doğru cilt bakımı rutini ile beraber en az seviyeye çekilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Güzellik uykusu bir şehir efsanesi değil. Bedenimiz ve cildimiz, salgıladığı hormonlar sayesinde gece kendini yeniler. Bu nedenle düzenli uyku kadar, uyumadan önce gerçekleştirdiğimiz cilt bakım rutini de çok önemlidir. Doğru ürünlerle cildimizin çalışma mekanizması desteklenirse gece uyguladığımız cilt bakım ürünleri daha hızlı sonuca ulaşmamızı sağlayacaktır.

  • SAĞLIKLI METABOLİZMA İÇİN…

    Sağlıklı bir bedene sahip olmanın yolu, düzgün işleyen metabolizma ve bağışıklık sisteminden geçer. Bağışıklık sisteminin görevi yabancı organizmaların vücuda girmesini engellemek, eğer mikroplar vücuda girmişse bunları yok etmek, yayılmalarını önlemek ya da geciktirmektir. Bağışıklık sisteminin en önemli özelliklerinden biri de kendisine yabancı milyonlarca değişik mikrobu tanıma ve ayırt edebilme yeteneğine sahip olmasıdır. Vücudumuz karşılaştığı kötü bakterilerle bağışıklık sistemi sayesinde savaşmaktadır. Vücudumuza aldığımız gıda maddeleri sürekli bir yapım ve yıkım süreçleri sonucunda ya enerjiye ya da vücudumuzun yapıtaşlarına dönüştürülerek hücrelerimizin yapısına katılır. Bu sürece de metabolizma denir. Sonuçta, vücudumuzda her an maddelerin yapım ve yıkım reaksiyonları meydana gelmektedir. Metabolizmanın hızlı veya yavaş çalışması ise vücudumuza aldığımız besinler ve yaşam tarzıyla alakalıdır. Sağlıklı bir birey olmak için bilim insanlarının tavsiye ettiği maddeleri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Uykusuzluk hastalıklara davetiye çıkarır. Yetişkin insanlar her gece en az yedi saat uyumalıdır. Uyku esnasında salgılanan hormonların çalışması için yatak odası sessiz ve karanlık olmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bitkisel gıdalar, yani meyve ve sebzeler, hastalıklardan korunmamızı sağlayan antioksidanlar, C vitamini ve lif içermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Şeker, bağışıklık sistemini baskılayan tip 2 diyabet, obezite ve kalp sağlığı sorunlarına yol açabilmektedir. Şekerden ve şekerli gıdalardan mümkün mertebe uzak durmak inflamasyonu ve hastalık risklerini düşürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yetişkin bir bireyin günde ortalama 2,5 – 3 litre su tüketmesi gerekir. Su, sağlığın ve gençliğin altın anahtarıdır. Susuz kalan bir vücut hastalıklara daha yatkın hâle gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yürüyüş, meditasyon, yoga, okçuluk… Hangi branşta olursa olsun bedeninizi ve zihninizi kontrollü bir şekilde odaklamak hem beyin hem beden sağlığı için çok faydalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fermente yiyecekler bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Yeteri kadar fermente besinler tüketemiyorsanız, bağırsak sağlığına çok iyi gelen probiyotik besinleri tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yaşadığımız çağ, stresten uzak durmamıza pek imkân vermese de mevcut koşullarda stresi yönetebilecek teknikler geliştirebilirsiniz. Nefes egzersizleri, 10’dan geriye doğru saymak vs. içinde bulunduğunuz koşulların gerginliğini azaltmaya yardımcı olacaktır.

  • LAMBALI KADIN: FLORENCE NIGHTINGALE

    Modern hemşireliğin kurucusu olarak kabul edilen ancak aynı zamanda bir “sosyal reformcu” olarak da anılan Florence Nightingale, tıp dünyasında kahraman ve ikondur. Gece gündüz demeden hastalara yardım eden, karşısına çıkan her engeli başarıyla atlatan ve bugün hemşirelik mesleğinin idol isimlerinden biri olan Florence Nightingale’i ölüm yıldönümünde Kültür ve Yaşam sayfalarında ağırlıyor ve hayatına dair kısa bilgileri listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Florence Nightingale, 12 Mayıs 1820 tarihinde İtalya’da dünyaya geldi. Dönemin zenginlerinden olan ailesi tarafından kültürlü, aydın ve eğitimli bir kadın olarak yetiştirildi. Yunanca, Latince, Almanca, İtalyanca, Fransızca bilen Nightingale Londra King’s Koleji’nden mezun olduktan sonra hemşirelik eğitimi için Almanya’ya gitti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hemşireliğe gönül veren ve bunu meslek olarak yapmak isteyen Nightingale’in bu tutkusu ailesi tarafından olumlu karşılanmadı çünkü o dönemler hastaneler bakımsız, kalabalık ve hijyenik olmayan ortamlardı. Ailesinin itirazına rağmen pes etmedi ve hastaneleri tek tek dolaşıp şartların iyileştirilmesi için neler yapabileceğini araştırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Aldığı eğitimin ve yaptığı araştırmaların ardından 1853 yılında Londra’da bulunan ve yalnızca kadın hastaların tedavi edildiği bir hastanede yönetici olarak çalışmaya başladı. Bir süre sonra 1853-1856 yılları arasında yaşanan Kırım Savaşı sebebiyle, İngiliz ordusundaki yaralı askerlere bakmak için İstanbul Selimiye kışlasındaki askeri hastaneye gönderildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Askeri hastanedeki görevi sırasında hastanenin oldukça bakımsız olduğunu ve insanların bulaşıcı hastalıklarla karşı karşıya kaldığını gözlemledi. Burada yoğun bir çalışma gerçekleştirdi ve hastanenin eksiklerinin giderilmesine yardımcı olarak daha hijyenik şartlar sağladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Savaş tüm zorluğuyla devam ederken bir yandan İngiliz ordusunun askerlerine yardım etti öte yandan zor koşulları mümkün olan en iyi noktaya getirdi. O dönemlerde Florence Nightingale’e “Lady with the Lamp” lakabı konuldu; geceleri elinde gaz lambasıyla yaralıların bakımını yaptığı için artık askerler tarafından “Lambalı Kadın” olarak anılmaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Savaş bittikten sonra Londra’ya dönen Florence Nightingale burada ilk hemşirelik okulunu açtı. Okul aynı zamanda ilk modern sivil hemşire okulu olarak bilinir ve Londra King’s Koleji’nin bir parçasıdır. Florence Nightingale’in dünya çapındaki başarısı ülkemize de sirayet etmiştir; 1961 yılında Şişli’de açılan ilk Yüksek Hemşirelik Okulu’na Florence Nightingale’in adı verilmiştir.  Nightingale, Liyakat Nişanı alan ilk kadın olarak, tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Hayatı boyunca insanlara yardım etmesine karşın, kendi de birtakım fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar yaşamıştır. Hatta yaşadıklarından ötürü bir dönem depresyona girdiği rivayet edilir. Yaptıklarıyla tüm dünyaya adını duyuran, açılan okullara ismi verilen ve dahası bir kahraman olarak görülen Florence Nightingale, 13 Ağustos 1910 tarihinde Londra’da, 90 yaşında hayata gözlerini yumdu.

  • HÜCRE DOSTU ANTİOKSİDAN NEDİR, NELERDE BULUNUR?

    Sağlıkla ilgili konularda ya da beslenme önerilerinde sıkça karşılaştığımız bir terimdir antioksidan. “En güçlü antioksidan” veya “şu ürünler antioksidan bakımından çok zengin” ifadelerini mutlaka duymuşsunuzdur. Antioksidan kelime olarak oksidasyonu önleyen anlamına geliyor. Vücudumuz için çok faydalı olan bu kimyasal maddeyi gelin biraz daha yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • 8 Madde İle Probiyotik ve Probiyotik İçeren Besinler

    8 Madde İle Probiyotik ve Probiyotik İçeren Besinler

    Her geçen gün sağlıklı beslenme bilinci artıyor ve probiyotiklerin sağlığımız için önemi daha iyi anlaşılıyor. Bu listemizde probiyotikler nedir, nerelerde bulunur, nasıl daha çok probiyotik tüketebilirsiniz gibi konulara eğiliyor, sağlıklı bir yaşam sürmeniz dileğiyle sizlerle paylaşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Probiyotik bağırsak florasında bulunan iyi bakterilerdir. Yiyip içtiklerimizin içindeki toksik ve zararlı bileşenleri temizledikleri için sağlığımız açısından büyük önem taşırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Özellikle sindirim sistemimizi destekler, vitamin ve minerallerin emilimine katkı sağlar, bağışıklığımızı kuvvetlendirirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Probiyotik ve prebiyotikler ise sanıldığının aksine birbirinden farklı… Prebiyotik, probiyotiklerden farklı olarak bakteri değil besinlerde bulunan liflerdir. Uzmanlar, probiyotik ve prebiyotiklerin bir arada kullanılmasını tavsiye ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Özellikle pırasa, bamya, kereviz gibi sebzeler; kurubaklagiller; tam tahıllar; ceviz, fındık gibi yağlı tohumlar ve zeytin, üzüm, elma gibi meyveler prebiyotik açısından zengin besinler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Probiyotikler açısından zengin yiyeceklerin ise birçoğu mutfak kültürümüzde önemli yer tutan ve kolayca ulaşabileceğimiz lezzetler. İlk akla gelen örnek ise doğal yöntemlerle kurulmuş turşu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mutfağımızın vazgeçilmezlerinden biri olan süt ürünleri arasında yoğurt ve kefir probiyotik açısından en zengin besinler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tarhana ve evinizde kolayca yapabileceğiniz elma sirkesi de probiyotik alımınızı artırmanın lezzetli yolları.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Sevilen geleneksel içeceklerimizden boza ve şalgam suyu ise hem probiyotik hem de vitaminler açısından zengin kaynaklar.

  • Ülkemize Özgü 8 Hızlı Yemek

    Ülkemize Özgü 8 Hızlı Yemek

    Yemeği ağır ağır pişirecek, güzel sofralar kuracak vaktimiz olmadığında bile çeşit çeşit pratik alternatifleri olan zengin bir mutfağa sahibiz. Üstelik bizim hızlı yiyeceklerimizin sağlıksız bir kolaycılıkla da ilgisi bulunmuyor. Hatta her biri besleyici olan ve ayaküstü yiyebileceğimiz bu yemekler bizler için yemekten çok daha fazlasını ifade ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]