Etiket: ressam

  • KARAMSAR TABLOLARIN RESSAMI GOYA

    Romantizm akımının önde gelen isimlerinden olan Francisco Goya, resim ve gravür sanatında önemli eserleri insanlık tarihine kazandırmış bir sanatçı. Saray ressamı olarak soylu isimlerin portrelerini çizen ancak bu ünvana rağmen yaptığı bazı resimler sebebiyle engizisyon mahkemesine çıkarılan, döneminin ilk modern ve aynı zamanda sıra dışı ressamı Goya’nın hayatını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tam adı Francisco José de Goya y Lucientes olan ressam, 30 Mart 1746’da İspanya’daki özerk bir bölge olan Aragon’da dünyaya gelir. Çocukluğunu Zaragoza kentinde geçiren sanatçı, 10’lu yaşlarda tezhip ustası olan babasının yanında yaldızcı olarak çalışmaya başlar. Genç yaşından beri sanata ilgi duyan Goya, 14 yaşında Zaragoza Çizim Akademisinde resim eğitimi alır. 17 yaşında yaptığı Madrid seyahatinin ardından resimdeki çizgisi belirginleşmeye başlar, portre eserleri ile dikkatleri üzerine çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tarz olarak neoklasik resmin öncülerinden Alman ressam Mengs’ten oldukça etkilenen Goya’nın feyz aldığı bir diğer isim ise Venedikli ressam ve gravür sanatçısı Tiepolo olur. Madrid’de bulunduğu dönemde San Fernando Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi sınavlarına giren sanatçı, sınavlarda başarılı olamaz ancak sanatındaki tekniği geliştirmek ve diğer ressamların çalışmalarını incelemek için beş sene Napoli, Roma ve Parma’da gezinir, İtalya’nın şatafatlı sanat hayatının bir parçası olur. Parma’da gerçekleşen bir resim yarışmasında da birincilik kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İtalya gezisinden sonra önce doğduğu Zaragoza ardından da Madrid’e giden sanatçı, ressam arkadaşı Francisco Bayeu’nun kız kardeşi Josefa Bayeu ile evlenir. Bu dönemde eserlerinde ünlü İspanyol ressam Velázquez’in etkisi açıkça görülür hâle gelirken, Mengs’in tarzından giderek uzaklaşır. 1775’te Mengs’in yöneticiliğini yaptığı kraliyete ait dokuma fabrikasında tasarımlar ve resim taslakları hazırlar. 1780’de kayınbiraderleri Bayeu kardeşler ile katedralleri süslemeye başlayan Goya, sanatında daha da ilerleyebilmek adına daha önce başarısız olduğu San Fernando Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi sınavlarına tekrar başvurur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1783’te İspanya Kralı III. Carlos’un başvekili Kont José de Monino’nun portresini çizen Goya, 1786’da henüz 40 yaşındayken kraliyet ressamlığına atanır. Goya, mevkisine rağmen sıkça disiplin sorunları yaşar. Aklına estiği gibi hareket etmekle ünlenen yetenekli ressam, saraydaki soylu isimlerin portresini çizerken hiçbir zaman dalkavukluk yapmaz, bu soylu isimleri tuvalinde güzelleştirmek için ekstra çaba harcamaz, gerçekçilikten uzaklaşmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1798’de başlayan Fransız Devrimi sonrası İspanyol Engizisyon Mahkemeleri daha sıkı önlemler alır ve bu durum saray ressamı olan Goya’yı endişelendirmeye başlar. Saraydan habersiz Endülüs’e gitmek için yola çıkan ressam, 1792’de talihsiz bir hastalık geçirir ve duyma yetisini tamamen kaybeder. Yaşadığı bu olayın ardından içe dönük ve karamsar bir ruh haline bürünen sanatçı, eserlerinde insan kusurlarını eleştiren acımasız bir üslup ortaya koyar. Yaşadığı karamsarlık eserlerinde net bir şekilde hissedilir, siyah rengi ön plana çıkar, kasvetli eserler üretmeye başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1814’te tekrar Madrid’e dönen Goya, geçmişte yaptığı resimlerden dolayı engizisyon mahkemesinde yargılanır. Engizisyondan kurtulur ve 1819’da Madrid’in dışında sakin bir kasabaya yerleşir. “Sağır Adamın Evi” olarak adlandırılan kır evinde yaşamaya başlayan sanatçının bu dönem olgunluk yılları olur. İlgisini portre ve manzara resimlerinden ziyade kişilerin iç dünyası çekmeye başlamıştır artık. Modelin rengi, duruşu değil de ona hayat veren duyguları da görmeye, anlamaya ve resme dökmeye başlar. Döneminin en güçlü ve özgün sanatçılarından biri olan Goya, ardından gelecek olan Picasso, Bacon ve Manet gibi ressamları da derinden etkilemeyi başarır. İyi bir gözlem yeteneğine sahip olan ressam, insan duygularını çok iyi analiz edip bu duyguları ön plana çıkaran portreleriyle tüm dünyada ünlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İspanya’nın içinde bulunduğu kaos ortamında can güvenliğinden endişe eden sanatçı, kaplıcalara gideceğini bahane ederek Fransa’ya yerleşir. 16 Nisan 1828 tarihinde Fransa’daki Bordeaux şehrinde hayata veda eder. Geride beş yüze yakın yağlı boya tablo ve fresko, üç yüz kadar litograf ve yüzlerce çizim bırakmıştır. Modern sanatın öncülerinden biri olarak kabul edilen Francisco Goya’nın eserlerinin büyük bir bölümü Madrid’deki Museo del Prado’da sergilenmektedir.

  • Edgar Degas Resimleri Eşliğinde Bale Sanatı

    Edgar Degas Resimleri Eşliğinde Bale Sanatı

    Edgar Degas 1834-1917 yılları arasında yaşamış, izlenimci akımın kurucularından kabul edilen, resimlerinde çoğunlukla günlük yaşam ile kişi/grup portrelerini birleştirmiş önemli bir ressamdır. Yaptığı resimlerin yarısından fazlasında dansçıları resmetmiştir. Özellikle bale eserleri arasında önemli bir yer tutar. O resimlerden bazılarını ve bale hakkındaki temel bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    dans günü, ressam, resim

    İtalyan rönesans döneminde ortaya çıkmış, Fransa ve Rusya’da gelişmiş bale, İtalyanca “saray dans gösterisi” anlamındaki “ballo” veya “balletto” kelimelerinden türetilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    dans günü, ressam, resim

    Kadın dansçılara balerin denirken erkek dansçılara ülkemizde balet deniyor. Diğer ülkelerde ise erkekler “bale dansçısı” olarak isimlendiriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    dans günü, ressam, resim

    El ve ayaklarla birlikte tüm vücudun kullanıldığı bale dansında kemik ve kas esnekliği büyük önem taşır. Bale dansçılarının eğitimi vücutlarının bu sanatla uyumlu hale gelebilmesi için küçük yaşlarda başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    dans günü, ressam, resim

    Adım atışlara ve belli figürlere dayalı bale özel kıyafetler gerektirir ki bunların en önemlisi ayakların parmak ucunda durmasını sağlayan “point” ya da “puant” isimli ayakkabıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    dans günü, ressam, resim

    Bir bale eseri müzik ve koreografi ile oluşturulur. Bale müziği besteleyen besteciler arasında Çaykovsky, Debussy, Stravinsky gibi müzik tarihinin en büyük isimleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    dans günü, ressam, resim

    Fındıkkıran Balesi, Kuğu Gölü Balesi, Uyuyan Güzel, Romeo ve Juliet dünyada en çok sahnelenen bale eserleri arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    dans günü, ressam, resim

    Dünyanın en ünlü bale toplulukları arasında Moskova Bolşoy Balesi’ni, bale tarihinin önemli dansçıları olarak da Rudolf Nureyev ve Anna Pavlovna Pavlova’yı gösterebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    dans günü, ressam, resim

    Ülkemiz baleyle 19. yüzyıl sonlarında Beyoğlu’ndaki tiyatrolarda sahne alan bale toplulukları sayesinde tanıştı. İlk Türk bale okulu 1948 yılında açıldı ve Bolşoy Balesi’nde de rol alan Meriç Sümen gibi balerinlerimiz yetişti.

  • MODERN ÇAĞIN OZANI: BARIŞ MANÇO

    Anadolu rock ve pop müziğin önde gelen isimlerinden şarkıcı, besteci, söz yazarı, oyuncu, televizyon programcısı, ressam ve gezgin Barış Manço’nun vefatının üzerinden 25 sene geçti. Ünü ülkemiz sınırlarını aşan çok yönlü sanatçımız hakkındaki bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sanatçının tam adı Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço’dur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Müzik kariyerine çok erken yaşta başlar. İlk konserini 1962’de İstanbul Bebek Gazinosu’nda verir. O dönemde henüz 19 yaşında olan sanatçı, önemli bir müzik ikonu haline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Japonya’da konser veren ilk Türk sanatçıdır. 1984’te verdiği konserler ile Türk müziğini Japonlara tanıtan Manço, ülkede büyük bir hayran kitlesi edinir. “Lion and Gazelle” şarkısı ise onu uluslararası alanda tanınan bir şarkıcı haline getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    En bilinen ve en sevilen eserlerinden biri olan Gülpembe şarkısını henüz 13 yaşındayken kaybettiği ve çok sevdiği Gülpembe isimli babaannesi için yazar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fransızca, İngilizce ve İtalyanca gibi dillere de hakim olan sanatçı, bu dillerde şarkılar söyleyip eserler üretir. 1987’de “Belçika Kültür Elçisi”, 1992’de “Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı” ve “Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı”, 1995’te “Japonya Min-On Vakfı Yüksek Şeref Madalyası”, 1997’de “Belçika Liege Prensliği Onursal Hemşehrilik Beratı” gibi ödüllere layık görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun ismi sanatçının vefatının ardından anısını yaşatmak için eski adıyla İnciburnu olan Şehir Hatları vapuruna verilir. 2019 yılında 6 ay onarım ve bakım çalışması yapılan Barış Manço vapuru, yenilendikten sonra ilk seferini sanatçının 21. ölüm yıl dönümüyle 2020’de özel bir etkinlikle gerçekleştirir. Kadıköy-Beşiktaş iskelesinden 10.30’da Beşiktaş-Kadıköy iskelesinden de 11.00’de hareket eden “Barış Manço Vapuru”, 12.00’de Kanlıca iskelesine yanaşır; ailesi, dostları ve sevenleri tarafından kabri ziyaret edildikten sonra sanatçının unutulmaz eserleri dönüş yolunda hep birlikte seslendirilir. 2003 yılından bu yana her yıl geleneksel olarak şubat ayının ilk pazarı düzenlenen “Barış Manço Vapur Etkinliği”, Türkiye’nin dört bir yanından gelen Barış Manço sevenleri ile seferini gerçekleştirir.

  • 8 Madde İle Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Yazma Festivali

    8 Madde İle Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Yazma Festivali

    Sanatçı bir ailenin ferdi olan Bedri Rahmi Eyüboğlu, Türkiye’nin çok yönlü sanatçılarından biri olarak, sanat tarihimizde değerli izler bıraktı. Ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi’yi ve her sene İstanbul Kalamış’taki evinde düzenlenen Geleneksel Yazma Şenliği’ni 8 maddede listeliyoruz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi, o zamanların “Akademi”sinde Ahmet Haşim, İbrahim Çallı gibi isimlerden ders alan Bedri Rahmi Eyüboğlu eğitimine Paris’te devam etti ve hem edebiyat hem de güzel sanatlar alanında ülkenin önde gelen isimleri arasında yer aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cemal Tollu’nun kurucusu olduğu “D Grubu” ressamları arasında bulunan Bedri Rahmi, Avrupa’da ve Türkiye’de birçok sergi açtı. Yurt dışında bulunduğu yıllarda ülkesiyle bağını koparmayan sanatçının eserlerinde Türk Halk Sanatı’nın etkisi görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    “Ben doğuştan ressam olmadım, çalışarak ressam oldum.” diyen Bedri Rahmi, sanat hayatı boyunca araştırdı, çalıştı ve hep üreten bir sanatçı oldu. Sanat eğitimine başladığı Akademi’ye yıllar sonra ders vermek üzere geri döndü; yurt dışında önemli üniversitelerde de konuk profesör olarak bulundu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bedri Rahmi aynı zamanda bir şairdi de… Daha okul yıllarında şiire ilgi duymaya başlayan Eyüboğlu’nun birçok şiir kitabı basıldı. En ünlü şiirlerinden biri ise kuşkusuz “Karadut” oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Kalamış’ta kendi ismini taşıyan sokakta bulunan evi günümüzde Mavi Kaplumbağa Sanat Galerisi olarak sanat meraklılarına, öğrencilerine hizmet veriyor. Birçok sanat eserinin üretimine şahit olan, birçok sanatçıyı ağırlamış bu önemli evin ileride yaşayan bir müzeye dönüştürülmesi yönünde çalışmalar da bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İşte bu sanat dolu evin bahçesinde her sene Geleneksel Yazma Şenliği düzenleniyor ve kültürümüzün en eski değerlerinden biri olan yazma ve Eyüboğlu ailesinin ellerinden çıkan güzeller güzeli yazma motifleri sanatseverler ile buluşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’da köklü bir tarihi olan “yazmacılık” Eyüboğlu ailesi için bir aile geleneği haline gelmiş. 1951 yılında ilk yazma sergisini açan Bedri Rahmi ve kendisi gibi bir sanatçı olan eşi Eren Eyüboğlu’nun yazma motifleri sene boyunca düzenlenen atölyelerde geleneksel yollar kullanılarak çoğaltılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bu değerli motifler kullanılarak hazırlanan yastık kılıfı, masa örtüsü gibi tekstil ürünleri ve çeşit çeşit kıyafet her sene haziran ayında düzenlenen Geleneksel Yazma Şenliği’nde sergileniyor ve satışa sunuluyor. Bu sene 2-3 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek sergiyi ziyaret ederek bu büyük sanatçının yazma motiflerini yakından görebilirsiniz.

  • CLAUDE MONET’NİN HAYAT HİKÂYESİ VE ÜNLÜ ESERLERİ

    19. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan izlenimcilik akımının kurucularından olan Claude Monet, ürettiği eserlerle resim sanatına farklı bir boyut kazandırdı. Dönemin sanatçıları tarafından yaptığı eserler için büyük eleştirilere maruz kalan Monet’nin yaşamını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1845’te Paris’te dünyaya gelen Monet’nin babası esnaf, annesi ise sanatçıdır. Beş yaşındayken ailesi ile birlikte Normandiya’ya taşınan Monet, çizdiği kara kalem karikatürlerini satarak daha altı yaşındayken para kazanmaya başlar. Annesinin de motivasyonu ile sanatla iç içe geçen gençlik yıllarında, açık havada resim yapan ilk Fransız ressam, Eugene Boudin ile tanışır; Boudin’den yağlı boya kullanmayı ve farklı resim teknikleri öğrenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    16 yaşındayken annesini kaybeden Monet, okuldan ayrılır ve teyzesinin yanında yaşamaya başlar. Duygusal günlerinden sıyrılmak için dünyanın en büyük modern sanat eserlerinin bulunduğu Paris’teki Louvre Müzesi’ni ziyaret eder ve burada pek çok ressamın eski ustaları taklit ettiğini görür. Vaktinin çoğunu dışarıda gezinerek ve gördüğü etkileyici manzaraları resmederek geçiren Monet, ileride empresyonist yani izlenimcilik akımının temsilcisi olacak ressamlarla arkadaş olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1861’de, 16 yaşındayken, yedi yıllık bir sözleşme ile orduya katılan Monet teyzesinin yoğun ısrarıyla görevinden ayrılır ve Paris’teki üniversitede sanat eğitimi almaya başlar. Fakat okuldaki geleneksel resim anlayışı bu genç sanatçıyı hayal kırıklığına uğratır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Üniversite yıllarında Alfred Sisley, Frederic Bazille ve Pierre-Auguste Renoir ile tanışır ve sık sık birlikte resim yaparlar. Işığın açık havada oluşturduğu etkiyi, tuvale seri fırça darbeleri ile parçalanmış renkler şeklinde yansıtan teknikte eserler üreten bu arkadaş grubu empresyonizm (izlenimcilik) akımının kurucusu olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1866’da tanınmasını sağlayan tablo, “Camille” ya da diğer adıyla “Yeşil Elbiseli Kadın” olur. Camille, ileride Monet’nin eşi, iki çocuğunun annesi ve birçok eserinin de modeli olacaktır. Resim kariyeri iyi gitmeye başlamasına rağmen girdiği bir buhran sonucu 1868’de Seine Nehri’ne atlayarak intihar etmeyi dener ancak başarılı olamaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1870’te başlayan ve bir sene süren Fransa-Prusya Savaşı’nda İngiltere’ye sığınan Monet, ünlü İngiliz ressamlardan ilham alır ve yenilikçi buluşlara imza atar. Aynı sene Camille ile evlenir ve 1878’de Fransa’ya geri döner. Çocukluğunun geçtiği kente geri dönen sanatçı, Le Havre’daki bir manzarayı resmeder. “İzlenim: Gün Doğumu” isimli bu resim, Monet’nin izlenimcilik akımına adını veren eser olur. 1874’te Paris’te bir galeride sergilenen bu resimde kullanılan sisli hava ve sislerin ardından yayılan gün ışığı, Monet’nin eserlerinin teknik temelini oluşturur. Bu eser, Paris’teki Marmottan Monet Müzesi’nde sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1873’te ailesiyle Seine Nehri kıyısında bir köye yerleşen Monet, en çok tanınan eserlerini de burada üretir. Bir sene sonra Cezanne, Sisley, Renoir gibi izlenimci ressam arkadaşları ile başarısız bir sergi açan Monet’nin bu dönemden sonra yaptığı eserleri hayatının başka hiçbir döneminde olmadığı kadar koyulaşır, kasvetli bir hâl alır. 1876’da iş insanı ve koleksiyoner Ernest ve Alice Hoschedé çifti ile tanışan Monet, yeni tanıştıkları çiftin evine sipariş resimler yapar, ailesini de yanına alarak Hoschedé çiftinin evinde yaşamaya başlar. Uzunca süren iş ve arkadaşlık ilişkileri, Ernest’in iflas ederek Belçika’ya kaçması ve Monet’nin çok sevdiği eşi Camille’in ikinci çocuğunun doğumundan hemen sonra yakalandığı tüberkülozdan ölmesiyle farklılaşır. Ölüm döşeğinde son kez resmettiği Camille’in 1879’daki vefatından sonra Monet, 1892’de Alice Hoschedé ile evlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    1883’ten 1908’e kadar Akdeniz’i dolaşan ve pek çok resim yapan Monet, İtalya ve Londra’da çok beğenilen sergiler açarak dikkatleri üzerine çeker. “Charing Cross Köprüsü” ve “Parlamento” resimleri, eserleri arasında en dikkat çekici resimler olur. Paris yakınlarındaki evinde geçirdiği zaman içinde ise su bahçeleri üzerine yoğunlaşıp suyun gözlemleyebildiği her halini defalarca resmeder. Bu eserler ‘Su Zambakları’ serisi olarak bilinir. 60’lı yaşlarında katarakt olan Monet’nin bu dönem ürettiği eserler hastalığının sonucu kırmızı ton ağırlıklıdır. 5 Aralık 1926’da 86 yaşında akciğer kanseri nedeniyle hayata veda eden Monet’nin mezarı, Paris yakınlarındaki Giverny Kilisesi’ndedir.

  • Tepeden Tırnağa Sanatçı Pablo Pıcasso

    Tepeden Tırnağa Sanatçı Pablo Pıcasso

    “Sanat, onun ilgisini çeken tek şeydi. Tek kimliğiydi. Tepeden tırnağa sanatçıydı.” 1973’te hayatını kaybeden Picasso için oğlu Claude Picasso böyle söylemişti. 20. yüzyılın en büyük ressamlarından olan, aynı zamanda heykeltıraş, seramik ve baskı ustası Pablo Picasso bu kez Kültür ve Yaşam’da…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1881 doğumlu İspanyol sanatçının 20 yaşında kullanmaya başladığı “Picasso” soyadı aslında annesinin soyadıydı. Tam adını da yazalım ama siz okumak için kendinizi zorlamasanız da olur çünkü epey uzun: Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ressam, resim

    Picasso’nun yeteneği küçük yaşlarında keşfedilmiş iyi bir eğitime yönlendirilmişti fakat eğitim sistemine duyduğu tepki yüzünden girdiği iki sanat okulundan da ayrıldı. Paris, Barcelona, Madrid derken girdiği çevrelerde adını duyurdu. “Mavi Dönem” olarak tanımlanan ilk yapıtlarında genellikle sıradan insanların resimlerini yaptı. Yukarıda gördüğünüz “Çapraz Kollar İle Kadın” resmi de o döneme ait…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ressam, resim

    Picasso 20. yüzyılın başlarında yeni bir sanat akımının temellerini atarak kübizm akımını başlatan iki isimden biri oldu, diğer isim ise Georges Braque’dı. Kübizm için kabaca, nesnenin geometrik şekiller aracılığıyla resmedilmesi diyebiliriz. Picasso’nun 1907 yılında çizdiği Avignonlu Kadınlar tablosu en bilinen kübik eserlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Sanatçı gökten, yeryüzünden, kâğıttan, bir örümcek ağından ve her şeyden gelen duygular için bir kaptır.” diyen Picasso’nun sanat hayatı dönemlere ayrılarak incelenmelidir. Yine kendi ifadesiyle “hеr şеyi söylеmеyen аmа hеr şеyin rеsmini yаpаn” ressam mitolojik konulardan boğa güreşlerine, çingenelerden sirk cambazlarına farklı olay ve figürleri tablolarına taşımıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Büyük ressamın en çok tanınan eserlerinden biri 1937 yılında yaptığı Guernica isimli tablosudur. Bugün İspanya’nın başkentinde Reina Sofia Müzesi’nde bulunan eserde sanatçı, İspanya iç savaşında hava bombardımanına tutulan Guernica kasabasını resmetmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Picasso’nun en ünlü eserleri arasında yukarıda gördüğünüz Ağlayan Kadın tablosunu, Mavi Dönem’inde yaptığı Yaşlı Gitarist’i, 1902’de yaptığı Mavi Çıplak’ı, 1921’de yaptığı Üç Müzisyen’i gösterebiliriz. O kadar üretken bir sancıydı ki kendisinden geriye sadece resimler değil baskı, heykel, seramik, fotoğraf ve hatta şiirler de bıraktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    portre

    Sanatçının 99.1×100.3 cm. boyutlarındaki “Au Lapin Agile” isimli tablosundaki “palyaço” kendi portresidir. Picasso bu tabloyu 1904 yılında ücretsiz yemek karşılığında bir restorana satmış, restoran sahibi ise 1912’de 20 dolara elden çıkarmıştı. 27 Kasım 1989’da aynı resim 40.7 milyon dolara satın alınarak Metropolitan Sanat Müzesi’ne verildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde Picasso’nun tabloları farklı sebeplerle haberlere konu olmaya ve müzayedelerde fiyat rekorları kırmaya devam ediyor. Sanatçının ilk dönem çalışmaları Barselona’da yer alan Picasso Müzesi’nde sergilenirken, 3000’den fazla eseri Paris’teki Picasso Müzesi’nde sanatseverlerle buluşturuluyor.

  • Sanat Tarihinden 8 Resimle Osmanlı Gündelik Yaşamı

    Sanat Tarihinden 8 Resimle Osmanlı Gündelik Yaşamı

    Bu listemizde 8 ressamın Osmanlı topraklarındaki gündelik yaşamı resmettiği 8 tablosunu görebilirsiniz. İngiliz ressam John Frederick Lewis’ten Türk ressam Osman Hamdi Bey’e, Fransız ressam Jean Baptiste Hilaire’den Osmanlı sarayının son ressamı olarak da bilinen Fausto Zonaro’ya hepsi Kültür ve Yaşam sayfamızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • 8 Madde İle Semiha Berksoy’un Fırçasından Resimler

    8 Madde İle Semiha Berksoy’un Fırçasından Resimler

    Tarihten, rengârenk hayatı ve çok yönlü sanatçılığı ile bir Semiha Berksoy geçti. 1910 doğumlu Berksoy, ilk Türk kadın opera sanatçımızdı ve Avrupa’da da sahne alan ilk Türk kadın olarak opera kariyerinde önemli başarılara imza attı. Ama o aynı zamanda bir ressamdı da… Türkiye ve Avrupa’da çok sayıda sergiler açtı. İşte bu listemizde Semiha Berksoy’un hayal dünyasından yansıyan resimleri görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türk ressam
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk ressam
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türk ressam
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    türk ressam
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk ressam
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türk ressam
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk ressam
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • RÖNESANS DÖNEMİNİN ÜNLÜ RESSAMLARI VE RESİMLERİ

    Orta Çağ sonrasında Avrupa’nın siyasi, kültürel ve sanatsal alanda yenilenmeye gittiği dönem olan ve “yeniden doğuş” anlamına gelen rönesans, 14 ile 17. yüzyıllar arasına denk gelmektedir. Kilisenin etkisinin azalmasına, reform hareketlerinin şekillenmesine, bilimsel yapılanmaya neden olan bir süreci kapsayan rönesans devrinde öne çıkan ve dönemin temsilciliğini yapan sanatçılar bulunmaktadır. Rönesans döneminin izlerini günümüze ulaştıran ressamları ve eserlerini aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Leonardo Da Vinci’nin en ünlü eserlerinden olan Son Akşam Yemeği, belki de tüm sanat tarihinin en bilinen resimlerinden biridir. Da Vinci, bu resmi bir tuvale değil Milano yakınlarındaki Santa Maria delle Grazie’nin duvarına yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaşamının ilk evresine dair çok az bilgi olsa da Hollanda doğumlu (1395-1441) olduğu bilinen Rönesans dönemi sanatçılarından Jan van Eyck, yağlı boya tekniğini geliştiren ressam olarak da bilinmektedir. Ünlü eserlerinden olan ve 1435 yılında ahşap üzeri yağlı boya tekniği ile yaptığı Üç Mary Mezar Başında isimli tablosu, günümüzde Rotterdam’daki Boijmans Van Beuningen Müzesi’nde sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Rönesans resim sanatının gelişmesini sağlayan ressamlardan Sandro Botticelli, Petit Palais Müzesi’nde sergilenen Madonna and Child, Uffizi’de sergilenen Venüs’ün Doğuşu eserleriyle ünlüdür. Cestello Duyurusu da önemli resimleri arasında yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Geç Rönesans döneminin ünlü Venedikli ressamlarından Paolo Veronese’nin 1563 yılında tamamladığı Cana’da Düğün isimli tablosu günümüzde Louvre Müzesi’nde sergilenen en büyük tablo olma özelliğine sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bahçedeki Acı gibi pek çok Rönesans dönemi resminin sahibi olan Giovanni Bellini, Venedik’te Rönesans ekolünün oluşmasına öncülük eden ressam Jacopo Bellini’nin oğlu, ünlü Fatih Sultan Mehmet tablosunun ressamı Gentile Bellini’nin kardeşidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rönesans döneminin İtalyan ressamlarından Raffaello Sanzio, Michelangelo ve Leonardo da Vinci ile bu dönemin büyük üstatları arasında yer almaktadır. Sanatçının 1509-1511 yılları arasında yaptığı Atina Okulu, Vatikan’da Stanza della Segnatura’da bulunan bir fresktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Pieter Bruegel’in Karda Avcılar isimli eseri de Rönesans hareketinin önemli eserlerinden biri olarak tarihte yerini almıştır. Bu tablo, yılın farklı zamanlarının resmedildiği altılı serinin günümüze ulaşan beş parçasından bir tanesidir ve resim sanatının ilk kış tasvirlerinden biri olarak kabul edilir.

  • Dünyanın En Ünlü 8 Ressamı

    Dünyanın En Ünlü 8 Ressamı

    Bazı sanatçılar vardır ki eserleri tüm dünyayı etkiler, sanatı yeniden biçimlendirir. Resim sanatının ustalarına baktığımızda ise kiminin öncülük ettiği akımlarla kiminin eserlerine taşıdığı konularla sanatın seyrini değiştirdiğini görürüz. Kültür ve Yaşam’a dünyanın en büyük ressamlarını taşıdığımız 8 maddelik listemizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Claude Monet (1840-1926)” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Frida Kahlo (1907-1954)” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vincent Van Gogh (1853-1890)” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pablo Picasso (1881-1973)” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vasiliy Kandinsikiy (1866-1944)” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Paul Cezanne (1839-1906) ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gustav Klimt (1862-1918)” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Salvador Dali (1904-1989)” title_font_size=”13″]