Etiket: fotoğraf

  • GÜN IŞIĞIYLA GÜZELLEŞEN FOTOĞRAFLAR

    Dünyadan 149,597 milyon kilometre uzakta olan yıldızımız Güneş, uçsuz bucaksız evrende bilimsel olarak sıradan bir gök cismi olsa da yaşadığımız gezegen ve bu gezegendeki tüm canlılar için derin anlamlar taşıyor. Bazen bir fotoğraf karesinde süzülen güneş huzmesi o anı eşsiz kılarken, bazen şairlerin derin hislerinin tercümanı olmak için ilham ışınlarını yansıtıyor. Yazımızda güneş ışığıyla güzelleşen fotoğrafları ve büyük şairlerin dizelerini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Süzülen yelkenler var enginde,

    Dalgalar var, güneş var.

    Güneş ayna ayna, güneş pul pul

    Güneş saçlarınla oynar

    Omzundan tutar giydirir seni,

    Sırtında tül olur belinde kemer

    Boynunda inci

    Ve dişlerinin zâlim çocuk sevinci

     

    Ahmet Hamdi Tanpınar

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güneş, daldan dala sıçrayarak yürüyor
    Bir neden var mı mutlu olmamam için?
    Daha ne kadar yaşadım ki şunun şurasında
    Adını biliyor muyum bütün çiçeklerin?

     

    Ahmet Erhan

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir ağaç sürüsünün üstünden

    Çok ağaçlı bir ağaç sürüsünün üstünden

    Kesilmiş limon dilimleri gibi düşüyor güneş…

     

    Edip Cansever

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Akan suyu severim ben

    Işıldayan karı severim

    Bir yeşil yaprak

    Bir telli böcek

    Yeşeren tohum

    Güneşte görsem

    Sevinç doldurur içime

    Bir günü

    Güzel bir günü

    Güneşli bir günü

    Hiçbir şeye değişmem

     

    Necati Cumalı

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sanma ki derdim güneşten ötürü;
    Ne çıkar bahar geldiyse?
    Bademler çiçek açtıysa?
    Ucunda ölüm yok ya.
    Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
    Güneşle gelecek ölümden?
    Ben ki her Nisan bir yaş daha genç,
    Her bahar biraz daha aşığım;
    Korkar mıyım?
    Ah, dostum, derdim başka…

     

    Orhan Veli Kanık

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rüzgârın esintisiyle, sallanırken eskiden,

    Boynu bükük çiçekler, bilinmiyor neden,

    Hiç bir el değmemiş, kuytu ücra köşeden,

    Bir demet gül topladım, güneş doğarken…

     

    Ramazan Kocapınar

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güneşi topladım

    yaprak yansımalarından

    gözlük camlarında biriktirip

    gecemi aydınlatmak için

    kıvılcımlı karanfil kokuyordu.

     

    Attila İlhan

  • 8 Madde İle Osmanlı’da Fotoğraf Sanatı

    8 Madde İle Osmanlı’da Fotoğraf Sanatı

    19. yüzyılda Fransa’da hayat bulan fotoğraf sanatı, ilk önce Avrupa’yı daha sonra da tüm dünyayı etkiledi. Niepce ve Daguerre’in buluşu olan fotoğraf teknolojisi seneler içinde gelişti. Fotoğraf sanatı, Osmanlı Devleti’nde büyük ilgi görecek, özellikle İstanbul’da birçok fotoğraf stüdyosu açılacaktı. İşte karşınızda fotoğrafı bu toprakların insanıyla tanıştıran ilk fotoğraf stüdyoları ve fotoğrafçıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vasili Kargopoulo” title_font_size=”13″]

    Pera’da açtığı şehrin ilk fotoğraf stüdyosunda çalışmalarına başlayan Kargopoulo, özellikle çektiği İstanbul panoramaları ile sarayda dikkat çekmiş ve Sultan Abdülmecit zamanında saray fotoğrafçısı olmuştur. Daha sonra çalışmalarını Edirne’de de sürdürmüş buradaki bir stüdyoya ortak olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Abdullahyan Kardeşler” title_font_size=”13″]

    İstanbul’un ikinci fotoğraf stüdyosu ise Abdullahyan Kardeşler’e aittir. Stüdyolarını Tünel yakınlarına açan kardeşler, fotoğraf sanatı hakkındaki bilgilerini derinleştirmek için Paris’e seyahat etmişlerdir. 3 kardeş; Sultan Abdülmecit, Fransa İmparatoriçesi Eugenie, İtalya Kralı Vittorio Emanuele gibi isimlerin fotoğrafını çekmişlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gülmez Kardeşler” title_font_size=”13″]

    1880’li yıllarda stüdyolarını açan Gülmez Kardeşler hem İstanbul manzaraları çekmiş hem de portre çalışmaları yapmıştır. Kardeşler 1893 yılında Chicago’da açılan fotoğraf sergisine de katılmışlardır. Sultan Abdülhamid bu başarılarını takdir ederek, “Sultan Fotoğrafçısı” unvanını kullanmalarına izin vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aşil Samancı” title_font_size=”13″]

    Babasından ressamlığı öğrenen Aşil Samancı daha sonra Abdullahyan Kardeşler’in yanında fotoğraf sanatını öğrenmiştir. Gülmez Kardeşler’in fotoğraf stüdyosunu devralan Aşil Samancı’nın, Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm ve Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın fotoğraflarını çektiği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ali Enis Oza” title_font_size=”13″]

    1900’lü yıllarda İstanbul sanat camiasının en dikkat çeken fotoğrafçılarından biri Ali Enis Oza idi. Oza, doğal güzellikleri, mimari zenginlikleri fotoğraflamaktan hoşlanırdı. Paris’te fotoğraf eğitimi almıştı ve hat sanatına da ilgi duyardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ali Ersan” title_font_size=”13″]

    Gazetecilik, 20. yüzyılda Osmanlı’da da gelişmeye başlamıştı ve fotoğrafın da yaygınlaşmasıyla beraber ilk foto muhabirleri basın tarihinde yerini aldı. Ali Ersan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminin en ünlü foto muhabirlerden biriydi. 1934 yılında onun öncülük ettiği bir ekip Fotoğraf Haberleri adında bir dergi çıkarmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pascal Sebah” title_font_size=”13″]

    1857 yılında El Chark adındaki stüdyosunu açmıştır. Osman Hamdi Bey ile beraber fotoğraf çalışmalarına imza atan Pascal Sebah, Avusturya’da sergi açmış bir sanatçımızdır. Kendisinin vefatından sonra, stüdyosunu oğlu devralmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bogos Tarkulyan” title_font_size=”13″]

    Fotoğrafçılığı Abdullahyan Kardeşler’in yanında çalışarak öğrenen Tarkulyan, 1890 yılında kendi stüdyosunu açmıştır. Fotoğrafçı özellikle eliyle renklendirdiği portrelerle ünlüdür. Çektiği şehir manzaraları da büyük ilgi görmüştür.

  • SEYAHATLERDE İYİ FOTOĞRAF ÇEKMENİN TÜYOLARI

    Her ne kadar amaç tatil olsa da estetik ve kaliteli fotoğraf çekmek de seyahatin önemli parçalarından biridir; her anıyı sonsuz kılmak adına şartlar ve ortam ne olursa olsun o fotoğraflar mutlaka çekilir. Hâl böyle olunca çekilen karelerin kusursuz olması için zaman zaman ekstra çaba sarf etmek gerekebilir. İşte bu noktada devreye bazı püf noktaları girer. Seyahatlerde daha doğru ve güzel fotoğraf çekebilmeniz için birkaç tüyo listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraf çekerken ilk dikkat edilmesi gereken, doğru ışığı yakalamaktır; eğer objenin aydınlık olmasını istiyorsanız ışığı arkanıza değil direkt olarak objenin üzerine konumlamalısınız. Ancak daha farklı bir görsellik oluşturmak istiyorsanız ışığı arkanıza alıp etkileyici fotoğraflar da çekebilirsiniz; ışık ayarını, hayal ettiğiniz poza bağlı olarak oluşturabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çekim planının doğru olması, fotoğrafı kusursuz kılan en önemli etkenlerdendir. Bunun için telefonunuzun “ızgara” modunu kullanabilir ve bu sayede objeyi doğru bir şekilde ortalayabilirsiniz. Cihazın modeline bağlı olarak ızgara ayarı değişiklik gösterecektir ancak fotoğraflara dair tüm ayarlamaları “kamera” bölümünden rahatlıkla yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kameranızda bulunan “optik zoom” ve “dijital zoom” sayesinde fotoğraflarınızı çok daha kaliteli çekebilirsiniz. Optik zoom, görüntüyü büyütmek amacıyla fotoğraf makinesinin içindeki lenslerin hareket ettirilmesiyle gerçekleşir; zoom süresince görünü kalitesi korunmuş olur. Dijital zoom ise optik zoom’un mesafesini uzatır; alanı daha fazla doldurmak için görüntünün merkezini büyütür. Bazı fotoğraf makinelerinde bir de hibrit zoom bulunur. Bu da optik zoom ve dijital zoom’un bir arada kullanıldığı bir zoom türüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraf çekerken hem telefonda hem fotoğraf makinesinde en çok dikkat edilmesi gereken şeylerden biri altın orandır. Altın oran için kısaca objeyi kadraja yerleştirme şekli diyebiliriz. Altın oranda obje ya da kompozisyon orantılı bir şekilde kadrajın ortasına yerleştirilmez, aksine ortanın ya sağına ya soluna konumlandırılır. Bu sayede direkt olarak ortalayarak çekmek yerine, daha estetik görünen bir fotoğraf kalitesi elde edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraf çekerken el titremesi en sık yaşanan sorunlardan biridir. Bunun önlemek için tripod ya da monopod adı verilen ekipmanlardan destek alabilirsiniz. İllâ profesyonel kameralar için değil cep telefonları için de kullanılabilen bu ekipmanlar sayesinde çok daha net fotoğraflar elde edebilirsiniz.

  • FOTOĞRAFÇILIKTA KÖKLÜ DEĞİŞİM: ANALOGTAN DİJİTALE GEÇİŞ

    Teknoloji tarihinin en ilgi çekici dallarından olan fotoğrafçılık, 1826’da ilk kalıcı fotoğrafın basılmasıyla başlıyor. Bir zamanlar filmli kameralar kullanarak anılarımızı ölümsüzleştirdiğimiz kameralar, dijital çağın gelmesiyle köklü bir değişime uğradı. Analog fotoğrafçılığın karanlık oda süreçleri yerini dijital sensörlerin ve anında görüntülemelerin olduğu bir dünyaya bıraktı. Yazımızda fotoğraf teknolojisinde yaşanan gelişmeleri ve analog fotoğrafçılıktan dijitale geçişin kültürel yansımasını okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fransız mucit Joseph Nicéphore Niépce, tarihin bilinen ilk fotoğrafını 1826’da çekti ve “heliograf” olarak adlandırdığı bu fotoğrafı, bir kalay levha üzerine bitkisel yağ kullanarak oluşturdu. Fransız mucit Louis Jacques Mande Daguerretarafından 1839’da çekilen ay fotoğrafı, gümüş kaplamalı bakır levhalar üzerine basıldı ve Fransız Hükümeti, Daguerre’den bu buluşun patentini alarak, tüm dünyanın serbestçe kullanımına açtı. Her geçen yıl yeni teknikler ile daha net ve detaylı fotoğraflar üretildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Analog fotoğrafçılık, analog makineye takılan film ile çekilir ve fotoğrafların baskı işlemleri kimyasal maddelerle yapılır. Bu makinelerin sınırlı çekim kapasitesi vardır, ışığa duyarlı film kullanılır. Film rulosunun uzunluğuna bağlı olarak çekim sayısı 24 veya 36 pozdur. Fotoğraf çekildikten sonra film, karanlık odada kimyasal işlemlerle basılır. Analog fotoğrafçılıkta kullanılan çeşitli türde film kameraları vardır. Bunlar arasında tek mercek yansıtmalı (SLR) kameralar, orta format ve büyük format kameralar bulunur. SLR kameralar, tek bir mercek kullanarak fotoğraf çeker ve bu mercekle görüntüyü vizöre yansıtır. Bu sayede, fotoğrafçının gördüğü görüntü ile çekilen görüntü aynı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1888 yılında ilk taşınabilir fotoğraf makinesi “Siz düğmeye basın, gerisini biz yapalım!” sloganıyla piyasaya sürülür. İlk ticari renkli filmin 1930’larda satışa sunulması ile profesyonel fotoğrafçılık mesleği doğar. Ancak fotoğrafçılığın yaygınlaşması 1940’ların sonunda piyasaya sürülen ve saniyeler içerisinde siyah-beyaz baskı yapan Polaroid fotoğraf makineleriyle olur. Özel baskı işlemleri gerektirmeyen şipşak fotoğraf makinelerinin renkli baskılar yapan modelleri ise 1970’lerde satışa sunulur ve günlük yaşamda geniş bir kullanım alanı bulur, herkes kolayca fotoğraf çekebilir hâle gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    20. yüzyılın sonlarında yaygınlaşan dijital fotoğrafçılık, elektronik ortamda sensörler yardımıyla makinenin topladığı ve sonrasında işlenen ışığın fotoğrafa dönüştüğü fotoğrafçılık dalıdır. 1960’larda NASA’nın uzay çalışmalarında kullandığı dijital görüntüleme teknolojisi, dijital fotoğraf makinelerinin üretilmesinde öncü çalışmalar olmuştur. 1980’lerde manyetik disklere görüntü kaydeden ilk ticari dijital fotoğraf makinesi tanıtılır. Hızla gelişen bu yeni teknolojide görüntüler dijital olarak hafıza kartlarında saklanır ve bilgisayarlarda işlenir. 24 veya 36 poz sınırlandırılması kalkar. Hafıza kartları, binlerce fotoğraf çekilebilmesine ve saklanabilmesine olanak tanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dijital fotoğraf makineleri, film maliyetlerinin ve karanlık oda gereksinimlerinin ortadan kalkmasıyla, fotoğrafçılığı daha erişilebilir hâle getirdi. Dijital fotoğrafçılıkta çekilen fotoğraflar anında görüntülenebilir ve dijital olarak düzenlenebilir; renkler, parlaklık ve diğer özellikler yazılımlar kullanılarak değiştirilebilir. Bu makinelerin yaygınlaşmasıyla birlikte, fotoğraf çekme ve paylaşma süreçleri çok daha erişilebilir hâle geldi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2000’li yıllar dijital fotoğrafçılıkta bir dönüm noktasıdır. Akıllı telefonların yaygınlaşması ile herkes, cebinde ya da çantasında bir kamera taşır hâle geldi. Bu sayede, anı yakalamak ve paylaşmak hiç olmadığı kadar kolaylaştı. İlerleyen yıllarda akıllı telefonlar, yüksek çözünürlüklü kameralar ve gelişmiş sensörler ile donatıldı. Bu, daha da kaliteli fotoğrafların çekilmesini sağladı. Otomatik odaklama, yüz tanıma, düşük ışık koşullarında çekim yapma gibi özelliklerin eklenmesi ile fotoğraf makineleri kadar profesyonel çekimler yapılabilmekte; akıllı telefonlarla sinema filmleri bile çekilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Analogtan dijitale geçiş, fotoğrafçılıkta köklü değişikliklere neden oldu ve bu değişiklikler kültürel yaşamı da derinden etkiledi. Fotoğraflar artık sadece anı saklamak için değil, aynı zamanda kişisel kimliklerin ve kültürel trendlerin bir yansıması olarak da kullanılıyor. Filmli kameralar ve Polaroid makineler ise artık sadece fotoğrafçılığın estetiğini sevenler ve koleksiyoncular için nostaljik bir değer taşıyor.

  • BU YERLERİ BİR DE KARLAR ALTINDA GÖRMEK İSTEMEZ MİSİNİZ?

    “Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam! / Uyandırmayın beni, uyanamam. / Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, / Allah aşkına, gök, deniz aşkına / Yağsın kar üstümüze buram buram…” Kim söylemiş en güzel manzara fotoğraflarının güneşli, açık havalara ve yaz aylarına ait olduğunu? Kış ayları geldiğinde, tıpkı Ahmet Muhip Dıranas’ın Kar şiirinde dediği gibi, çoğumuz buram buram kar yağsın ister, bir de o anları kayda alma peşine düşeriz. Çünkü kar altında çekilen fotoğraflar yılın en nadide zamanlarıdır. İşte o nadide anlardan sizin için seçtiklerimiz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • PANORAMİK TÜRKİYE MANZARALARI

    Asya ve Avrupa’nın kesişme noktası olan ülkemizin her bölgesi farklı bir kültüre, coğrafyaya ve doğaya sahip. Yedi farklı bölgenin yedi farklı şehrinden görülmeye değer manzaraları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1# ” title_font_size=”13″]

    Sabahın ilk ışıklarında sıcak hava balonlarının kalkış yaptığı olağanüstü manzarası ile eşsiz Peribacaları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tarihi yat limanının büyüleyici manzarasına Toros Dağları’nın uzantısı Beydağları eşlik ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en batısında bulunan Çeşme Kalesi’nden marina manzarası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dağda meydana gelen heyelan sonucu oluşan Tortum Şelalesi, vahşi doğası ile ülkemizin en etkileyici manzaralarından biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kaçkar Dağları’nda bulunan Pokut Yaylası’nın bulutları tepeden gören manzarası masal kitaplarından fırlamış gibi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Medeniyetin filizlendiği Hasankeyf’te tarihin ve doğanın etkileyici buluşması nefes kesiyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en eski ve etkileyici şehirlerinden biri olan İstanbul’da, Karaköy’den tarihi yarımadaya masmavi bir bakış.

  • FARKLI ALANLARDA ZAMANI DONDURAN FOTOĞRAFLAR

    FARKLI ALANLARDA ZAMANI DONDURAN FOTOĞRAFLAR

    Yıllar süren çalışmalar sonunda gerçek anlamda ilk fotoğraf karesini 1826’da Niépce elde etmiş, fotoğraf kavramı 1839’da Fransız Bilimler Akademisi’nde ilan edilmişti. Niépce’in evinin penceresinden gördüğü görüntüyle başlayan bu serüven yıllar içinde hayatımızın her alanına girdi. Anı belgeleyen, zamanı donduran cansız kareler neredeyse yaşamın kendisi kadar kıymetli şimdi. Günümüzde fotoğrafın, fotoğrafçılık sanatının amatör ya da profesyonel anlamda birçok türü bulunmakta… Öne çıkanlardan birkaç tanesini aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • ANLARI GELECEĞE TAŞIYAN SİHİR: FOTOĞRAF MAKİNESİ

    Bir aile fotoğrafınız olsun diye fotoğrafçı stüdyosunun yolunu tuttuğunuz oldu mu hiç? O dönemler basit de olsa bir fotoğraf makinesi sahibi olmanın ayrıcalık sayıldığı zamanlardı. Onun bir adım öncesinde de fotoğrafçının kafasını örtünün altına sokarak çekim yaptığı ayaklı makineler vardı… Tabii bunları ancak belli bir yaşın üstünde olanlar hatırlayabilir. Anları dondurup geleceğe taşıyan bu cihazların biçim ve teknik açıdan dönüşümleri üzerine bir kitap yazılabilir ama şu özet de nasıl yollardan geçildiğini anlamak için fikir verecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Farklı isimlerin yüzyıllar içinde gerçekleşen farklı buluşları fotoğraf makinesinin icadına uzanan süreci oluşturur ve bu 11. yüzyıla kadar uzanan bir süreçtir. Yine de fotoğraf makinesini kim icat etti dendiğinde Joseph Nicéphore Niépce’in adı bir adım öne çıkar. Fransız mucidin mikroskoptan aldığı bir mercek ve mücevher kutusu ile yaptığı ilkel cihaz, fotoğraf makinesinin atası kabul edilebilir. Nicéphore Niépce’in 8 saat gibi uzun bir sürede evinin penceresinden yakaladığı görüntü çekilen ilk fotoğrafı olarak tarihe geçer, yıl 1826’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Nicéphore Niépce ilk fotoğrafı çeker ama baskıdaki fotoğrafı daha kalıcı hale getirecek, renkleri netleştirecek bir makine için çalışmalarını tamamlayamadan hayatını kaybeder. Yarım kalan işini arkadaşı Louis Daguerre tamamlar ve sonraları adını alacak teknikle (dagerreyotipi) çok daha net bir fotoğraf çekmeyi başarır. “Sayın Baylar, doğa ışık aracılığıyla bir yüzeyin üzerine geçirildi” cümlesi, bu icatla ilgili olarak Fransız Bilimler Akademisi’nin 1839’daki yaptığı duyuru olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Başlarda sadece siyah beyaz olan fotoğraflar 19. yüzyılın ortalarında renklenmeye başlar. İlk renkli fotoğraf Thomas Sutton tarafından, mavi, yeşil ve kırmızı filtreler kullanılarak çekilen ekose desenli kurdele olur. Bilinen ilk renkli manzara fotoğrafı ise Louis Arthur Ducos du Hauron tarafından 1877’de çekilen Aquilaine Agen Katedrali’dir. O zamanlar renkli fotoğraf da saatler hatta bazen günler gerektiren uzun pozlamalar sonrasında elde edilmekteydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1888 yılında elde taşınabilir fotoğraf makinesini icat eden kişi George Eastman olur. Mucit ve aynı zamanda iş adamı olan Eastman, makaraya sarılmış filmlerle 10 poz çekebilen kutu makineleri piyasaya sürer. Satış ilanı “Düğmeye basın, gerisini bize bırakın” şeklindedir. Banyo ve baskı ücreti de satış fiyatının içindedir, yani satın alan kişi fotoğrafları çektikten sonra makinesini firmaya getirir, burada banyo işlemleri yapılır, sonrasında fotoğraf baskıları ve içine yeni film koyulmuş makinesini teslim alır. Fotoğrafın halk arasında yaygınlaşması da böylece gerçekleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İlk renkli fotoğraflar işin uzmanları tarafından 19. yüzyılda çekilmiştir ama 20. yüzyılda, renkli filmlerle çekim yapan fotoğraf makinelerini 1925 yılında piyasaya süren kişi yine George Eastman’ın sahibi olduğu firma olur. 1947’de ise anında çekim yapan, bilinen adıyla şipşak, diğer adıyla polaroid fotoğraf makineleri ortaya çıkar… Onun mucidi de Amerikalı Edwin Land’dir. 1963’e gelindiğinde siyah beyaz baskı yapan fotoğraf makinesinin yerini renkli çekebilen polaroid makineler alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Körüklü fotoğraf makinelerinden elde taşınabilenlere derken 20. yüzyılın ortalarında dijital döneme gelinir. Bu dönem de elbette birdenbire ortaya çıkmaz, öncesi bulunan çalışmalar mühendis Steven Sasson ile yardımcıları tarafından geliştirilir ve 1975 yılında 3.6 kg ağırlığında bir dijital fotoğraf makinesi üretilir. Aslında daha önce Willis Adcock isimli mühendis tarafından bir patent başvurusu yapılmış ama patent alma konusunda başarıya ulaşılamamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tüm bu çalışmalar sonucunda hem hacim hem niteliksel olarak fotoğraf makineleri öyle bir aşamaya geldi ki artık su altında da uzayda da çekim yapabilen, galaksileri de gözle görmekte zorlanacağımız küçük canlıları da görüntüleyebilen fotoğraf makineleri bulunmakta. Üstelik 21. yüzyıl dünyasında cep telefonları sayesinde herkesin elinde bir fotoğraf makinesi var. Tek kare çekebilmek için 8 saat gereken zamanlardan saniyede birçok kare çekilebilen zamanlara geldik. Ve fotoğraf makinesinin gelişim süreci tüm hızıyla devam ediyor…