Etiket: çiçek

  • UNUTMA BENİ ÇİÇEĞİ İSMİNİN ARDINDAKİ RİVAYETLER

    Unutma beni çiçeği, Boraginaceae (Hodangiller) ailesine ait, her yıl yeniden filizlenip büyüyen ve birkaç yıl boyunca yaşayabilen çok yıllık bir bitkidir. Genellikle mavi tonlarındaki minik çiçekleriyle bilinse de beyaz ve pembe çiçek açan türleri de bulunmaktadır. Beş yapraklı çiçekleriyle sade ve zarif bir görünüme sahiptir. Bu çiçekler, nemli ve gölge bölgeleri sever. Dere kenarları, orman altları ve sulak çayırlar, unutma beni çiçeğinin doğal yaşam alanlarıdır. Zarafeti ve sade güzelliğiyle görenleri kendine hayran bırakan unutma beni çiçeğinin isminin nereden geldiğini merak ediyorsanız, bu konudaki rivayetleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Unutma beni çiçeğinin ismi, Latince “myosotis” kelimesinden türetilmiştir. “Fare kulağı” anlamına gelen bu kelime, çiçeğin yapraklarının şeklinin fare kulağına benzemesi nedeniyle verilmiştir. Halk arasında ise bu çiçek, yaygın olarak “forget-me-not” adıyla bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Unutma beni çiçeği, doğanın duygusal derinliklerini yansıtan zarif bir bitkidir. Çoğunlukla mavi tonlarıyla bilinen bu çiçek sevgi, sadakat ve nostaljiyi simgeler. Kavuşamayan âşıklar, yitirilen sevgiler ve unutulmaz anılar için güçlü bir sembol olarak kabul edilir. Adını, geçmişin romantik ve trajik efsanelerinden almıştır. Unutma beni çiçeğiyle ilgili en bilinen efsanelerden biri, Orta Çağ Avrupa’sına dayanır. Bir şövalye, sevdiği kadın için nehir kenarından bu çiçeği toplarken akıntıya kapılır. Boğulmadan önce, çiçeği kadına uzatarak “Unutma beni!” diye seslenir. Kadın, bu sözü asla unutmaz ve çiçeği, sevdiğinin anısını yaşatmak için bir sembol hâline getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Avrupa’da ve Orta Çağ’da unutma beni çiçeği, sevdiği tarafından hatırlanmayı isteyen âşıkların simgesi olarak kabul edilmiştir. Başka bir rivayete göre, bir şövalye savaşa gitmeden önce sevgilisine bu çiçekten bir demet vererek “Unutma beni.” der. Ancak şövalye savaştan dönmeyince, bu çiçek kaybedilen aşkın bir hatırası olarak hafızalarda yer eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Unutma beni çiçeğiyle ilişkilendirilen hikâyelerden biri de Almanca “Das Vergissmeinnicht” kelimesine dayanmaktadır. Bu kelime, “unutma beni” anlamına gelir ve çiçeğin derin sembolik anlamını yansıtır. II. Dünya Savaşı sırasında bir askerin cebinde bulunan “Steffi, Vergissmeinnicht” yazılı bir not ve sevgilisinin fotoğrafıyla anlatılan hikâye dikkat çeker. Ancak bu dokunaklı hikâye, büyük ölçüde İngiliz şair Keith Douglas’ın savaş deneyimlerini işlediği “Vergissmeinnicht” adlı şiirine dayanmaktadır. Savaşın trajedisini ve kaybedilen aşkları anlatan bu şiir, unutma beni çiçeğinin evrensel bir sembol olarak kabul edilmesine katkı sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Unutma beni çiçeği ile İngiltere Kralı IV. Henry arasında da bir bağ bulunmaktadır. 1398 yılında sürgüne gönderilen IV. Henry, bu çiçeği sadakati ve unutulmama arzularını simgeleyen bir sembol olarak benimsemiştir. İngiltere’ye döndüğünde de bu zarif çiçeği kendi amblemi olarak kullanmaya devam etmiştir. Bu tercih, yalnızca kişisel bir sembolizm değil, aynı zamanda halk arasında unutma beni çiçeğinin anlamını daha da güçlendirmiştir. O dönemde bu çiçek, uzun süreli ayrılıkların, kavuşulamayan aşkların ve sadakatin bir simgesi hâline gelmiş; derin duygulara tercüman olmuştur. Çiçeğin bu eşsiz hikâyesi, tarihin romantik ve melankolik yanlarına ışık tutmaktadır.

  • DÜNYANIN EN BÜYÜK TEK ÇİÇEKLİ BİTKİSİ TİTAN ARUM

    Dünyanın en büyük çiçeği ünvanına sahip olan “Titan arum”, yalnızca boyutuyla değil, aynı zamanda dünyanın en kötü kokan bitkilerinden biri olmasıyla da dikkat çekiyor. Endonezya’nın Sumatra Adaları’nda doğal olarak, dünyanın farklı noktalarındaki botanik bahçelerinde ise özel bakımlarla yetişen Titan arum, Endonezya’da “bunga bangkai” (ceset çiçeği) olarak biliniyor. Bu dev çiçeği biraz daha yakından tanımak isteyenler için bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    3 metreden fazla yüksekliğe ulaşabilen Titan arum bitkisinin çiçekleri, birkaç ay boyunca günde 15 cm’ye kadar büyümesine rağmen çiçeklenme süreci yalnızca birkaç gün sürer. Çiçek açtıktan sonra ise yaklaşık üç hafta boyunca etkileyici görünümünü korur. Doğal ortamında 7 ila 10 yılda bir çiçek açan Titan arum, botanik bahçelerinde yetiştirildiğinde çiçeklenme döngüsüne daha sık girebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Titan arum, oldukça hassas koşullarda yetişen bir bitkidir. Yetiştirilmesi için nemli, humus açısından zengin topraklara ihtiyaç duyar; yaklaşık 22°C sıcaklık ve %75 nem oranı ise optimal koşulları oluşturur. Bitkinin tohumdan meyveye geçişi uzun bir süreçtir ve bu süreç yaklaşık dokuz ay sürer. Olgunlaşan meyveleri kırmızı renkli ve çakıl taşı büyüklüğündedir. Bu meyveler kuşlar tarafından tüketilir ve kuşlar sayesinde çevreye yayılan tohumlar, yeni Titan arum bitkilerinin büyümesine olanak tanır.

     

    Ancak Titan arum bitkisinin meyve üretmesi enerji bakımından oldukça maliyetlidir. Bu süreç, bitkinin yumrusunu zayıflatır ve bazen hayatta kalmasını zorlaştırabilir. Meyve üretimi, bitkinin doğal yaşam döngüsünde büyük bir yük oluşturduğu için, bazı durumlarda bitkinin ölümüne bile yol açabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Titan arum, çiçek açtığında benzersiz bir yöntemle tozlaşmayı teşvik eder. Çiçeklenme sırasında 32°C’nin üzerinde bir sıcaklık üreterek bitkinin yaydığı güçlü “leş kokusunun” çevreye daha etkili bir şekilde dağılmasını sağlar. Bu çürüme benzeri koku, genellikle leş veya bozulmuş et arayan sinek ve böcekleri çeker. Ancak bitki etçil değildir; bu böcekleri yalnızca tozlaşma sürecini sağlamak için çeker. Böcekler bitkiye geldiğinde üzerlerine polen bulaşır ve bu polen başka Titan arum bitkilerine taşınarak bitkinin üremesine katkıda bulunur.

     

    Çiçek açma evresi dışında, bitki enerjisini büyük bir yaprak oluşturmak için kullanır. Bu tek yaprak, dalları olan küçük bir ağaç gibi görünebilir ve yüksekliği 6 metreye kadar çıkabilir. Yaprak, bitkinin besin üretmesi ve enerji toplaması için fotosentez görevini üstlenir. Bu süreç için bitkinin oldukça fazla enerji biriktirmesi gerekir. Bu nedenle, çiçek açması nadir ve gösterişli bir olaydır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Genç Titan arum bitkilerinin erken yaşam döngüsü, yapraklanma ve uykuda kalma dönemleri arasında gidip gelir. Bu aşamaların hiçbirinde çiçek açmaz. Enerji topladığı yapraklanma aşamasında esas “gövde” yer altında kalırken, yer üstünde görülen ve bazen bir ağaçla karıştırılan kısım aslında küçük yaprakçıklar çıkaran dev bir yapraktır.

     

    Çiçeklenme sonrasında bitki, yumrusunun enerji depolayabilmesi için dinlenme aşamasına geçer. Toprak altında bulunan yumru, 50 kilograma kadar ulaşabilir ve bitkinin yaşam döngüsünde kritik bir rol oynar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Titan arum bitkisinin çiçeği oldukça özel bir yapıya sahiptir. Bitkideki erkek çiçekler, “spadiks” adı verilen uzun bir yapının üst kısmında yer alırken, taç yaprakları olmayan dişi çiçekler spadiksin alt kısmında konumlanır.

     

    Bitkinin büyük ve renkli yaprağı olan “spathe”, aslında çiçeğin kendisi değil, çiçeğe eşlik eden yapının bir parçasıdır. Spathe, iç yüzeyinde koyu kırmızıdan mora kadar değişen, çürümüş et benzeri bir renk alır. Bu eşsiz mekanizması, dünyadaki en büyük çiçek olmamasına rağmen en büyük tek dallanmamış çiçekli yapıya sahip olmasını sağlar ve bu da bitkiyi botanik dünyasında benzersiz bir konuma taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İngiltere’deki Kew Bahçeleri’nde yetiştirilen Titan arum, 1926 yılında ikinci kez çiçek açtığında o kadar büyük bir ilgi ve kalabalıkla karşılaşmış ki düzeni sağlamak için polis çağrılmak zorunda kalınmış. Günümüzde de Titan arum çiçek açtığında, bu olay yalnızca bulunduğu bahçelerde değil, dünya genelinde de büyük bir medya ilgisiyle karşılanıyor.

     

    Çiçeğin nadir çiçeklenme süreci ve etkileyici büyüklüğü botanik bahçelerine olan ilgiyi de artırıyor. Çiçek açma olayı o kadar popüler hâle geldi ki, birçok botanik bahçesi bu nadir anları canlı yayınlayarak ziyaretçilerin ve botanik meraklılarının bu doğa mucizesine tanık olmasını sağlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    2018 yılında Sumatra’da yapılan araştırmalar, Titan arum popülasyonunun son yüzyılda tahmini %50 azaldığını ve doğada artık 1.000’den az olgun bitki bulunduğunu ortaya koydu. Bu düşüş, yasadışı ağaç kesimi, ormanların tarım arazisine dönüştürülmesi, doğal afetler ve yerel efsaneler nedeniyle bitkinin alternatif tıp için yasadışı toplanması gibi faktörlerden kaynaklanıyor.

  • Olanca Görkemiyle Bir Erguvan İmparatorluğu

    Olanca Görkemiyle Bir Erguvan İmparatorluğu

    Başlığımızı usta şair Edip Cansever’den alıntıladık… Erguvan çiçeklerinin bütün görkemiyle imparatorluğunu ilan ettiği bu günleri bundan daha güzel nasıl ifade edebilirdik ki? Yakın çevresinde olmayan gidip de göremeyenler için en güzel erguvanlar bu sayfada!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Baharı müjdeleyen onlarca güzel şeyden biri erguvan ağacı… Ve biliyor musunuz aslında baklagiller familyasından…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeryüzündeki geçiş seremonisi, nisan ayının sonlarından mayıs başına kadar geçen birkaç haftalık süreden ibaret…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akdeniz’de, Balkanlar’da, Güney Avrupa ve Batı Asya’da görebilirsiniz onu… Türkiye’deyse Ege, Akdeniz ve Marmara’da…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Özellikle İstanbul Boğazı’nın baharda serdiği örtü, erguvanın lilâ ve mor renklerindeki yapraklarıdır.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Boğaz’da birkaç hafta süren erguvan zamanını yakalamak, onları seyretmek ve yakınlaşmak şairin dediği gibidir: Mesut olmak dedik çocuklar gibi mesut olmak.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Boyu 10 metreye kadar uzanabilir, bol tohum verir erguvanlar… Baharda açarlar evet ama sıcak kadar soğuğa da dayanıklıdırlar aslında…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Padişahlar tarafından adına şenlikler düzenlenen, günümüzde festivallerle karşılanan erguvanların çiçekleri de erik ağaçlarınınki gibi yapraklarından önce açar.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akad dilinde “argamannu” mor rengini ifade edermiş. Kelime “argavana” olarak Aramiceye, “ercuvani” şeklinde Arapçaya ve sonra da dilimize geçmiş.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bahçelerde, parklarda, kıyılarda… Rengiyle olduğu kadar kokusuyla da ortama hâkim olan, hiç bitmesin istenilen bir imparatorluktur erguvan imparatorluğu…” title_font_size=”13″]
  • El Sanatlarındaki Üzgün Gülümseme: Lale

    El Sanatlarındaki Üzgün Gülümseme: Lale

    Bu zarif çiçeğe ilk kez şiirlerinde yer veren kişi Mevlana olmuş, laleyi üzgün bir gülümsemeye benzetmiştir. Şairin bu ifadesi; ona bakan kişide uyandırdığı güzel-hüzünlü duygulara da karşılık gelir. Zambakgillerden olan, çiğdemler ve sümbüllerin akrabalık ettiği çiçek Osmanlı’dan Avrupa’ya sadece fiziken değil, el sanatı içeren eserlerle de yolculuk etmiştir. El sanatlarında laleyi görmek için sayfanızı lütfen aşağı doğru kaydırın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çinide lale…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ebruda lale…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tezhipte lale…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Seramikte lale…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Telkâride lale…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vitrayda lale…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Minyatürde lale…” title_font_size=”13″]
  • Baharda Açan Rengârenk 10 Çiçek

    Baharda Açan Rengârenk 10 Çiçek

    Fotoğraflarla da olsa çiçeklerin dünyasına girmek her zaman insan ruhuna iyi gelir. Kokuları, renkleri saniyeler içinde dünyamızı renklendirir. Kimileri gölgeli havaları kimi bol güneşi sever, biz bu listemize bahar aylarımızı renklendirenleri alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Orijinal adı Narcissus olan nergis çiçeği, fulya, zerrin gibi çiçeklerin de ortak adıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Zambakgiller ailesinden olan sümbül, kokusu çok güçlü olan bir çiçektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Frezya sarı, pembe ve beyaz tonlarındaki çiçekleriyle tam bir bahar esintisi taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İris, Van Gogh’un resmini yapmayı en çok sevdiği çiçek olarak da bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Seviyor… Sevmiyor…” falı için en çok ilham veren çiçek papatya olsa gerek…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Müge çiçeği özellikle Avrupa’da gelin çiçeği olarak tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ortanca çiçeği toprağının pH derecesine göre renk değiştirebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Çiçek motiflerine göre 15 gruba ayrılan laleler de zambakgiller ailesindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Çiğdem, geceleri ve kötü havalarda açmayan bir çiçektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Karlar arasından boynunu uzatan kardelen baharda da çiçeklenmeye devam eder.

  • Düğün Organizasyonlarının Tatlı Detayı Nikâh Şekerinin 9 Yaratıcı Örneği

    Düğün Organizasyonlarının Tatlı Detayı Nikâh Şekerinin 9 Yaratıcı Örneği

    Düğünlerde, nikâhlarda misafirlere dağıtılan süslenmiş şekerler bu özel günün ince detaylarından biridir. Çok uzun zamandır düğünlerin ayrılmaz bir parçası olan nikâh şekeri eskiden genellikle tül ve çiçeklerle süslenmiş badem şekerlerinden oluşsa da günümüzde birbirinden yaratıcı ve renkli birçok alternatif mevcut… Listemizde sizi son zamanların yaratıcı nikâh şekerlerini keşfetmeye davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6# ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • YAZ BAHÇELERİ İÇİN 6 ÇİÇEK ÖNERİSİ

    Balkona, cam kenarına, evin herhangi bir yerine konumlanan küçücük bir çiçek bile bütün atmosferi değiştirmeye yetecek güçte olabilir. Varlıklarıyla günümüzü renklendiren ve adeta bize yazı müjdeleyen çiçekleri sayfamıza konuk ediyor ve renkli görseller eşliğinde, bahçeleri süsleyen bitki türleri hakkında kısa bilgiler veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaz boyunca açan çiçeklerden biri olan begonya özellikle rutubetli ve serin topraklar için ideal. Peyzaj uygulamalarında ağaç ve çalı gruplarının önlerinde adeta bir tablo gibi duran begonya, yarı gölge alanları sever bu nedenle yeri seçilirken dikkatli olunmalıdır. Yaz aylarında 2 günde bir sulamak gerekir, eğer begonyanız kurursa buz ve sıcak su yöntemiyle canlandırabilirsiniz. Bunun için bitkinin köklerine yeterli miktarda buz koyun ve ardından buzların üzerine sıcak su dökün. İşlemi belirli aralıklarla tekrarlarsanız begonyanız yeniden canlanacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yazın habercisi sayılan papatyalar hem mis kokularıyla hem huzur veren görüntüleriyle ideal yaz çiçeklerinden biridir, özellikle teras ve bahçelerde şık durur. 50’den fazla çeşidi olan papatya nemli ve geçirgen toprakları sever. Saksıda yetiştirmeyi tercih ediyorsanız killi toprak seçmenizde yarar olacaktır, ayrıca papatya tohumunun ekileceği saksının çok derin olmaması da önemli detaylardandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Zengin ve nemli toprakları tercih eden ortanca aynı zamanda bol su ihtiyacına sahip olan çiçeklerden biridir, sıcaklığa bağlı olarak haftada bir iki kez sulanması gerekebilir. Ortanca, ışıklı ortamları çok sever özellikle sabah ve akşam güneşi onlar için oldukça yararlıdır, geniş bahçeler ve büyük saksılar bu çiçek türü için idealdir. Ortancayı canlandırmak için solan yaprakları düzenli olarak kesmek gerekir bunun için el makası kullanabilirsiniz. Yalnızca yaprakları değil ölü olan dallarını da kesebilirsiniz, bir süre sonra ortanca yeniden canlı görünümüne kavuşacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hoş kokulu ve dayanıklı yaz çiçeklerinden biri olan kadife çiçeği dik olarak büyüyen sarı, kırmızı ve turuncu renklerde bir bitkidir. İyi işlenmiş toprakları ve yarı gölge alanları sever. Yaz başından sonbahara kadar renkleriyle büyülemeye devam eder. Daha çok çiçek vermesi için mutlaka solan çiçeklerin temizlenmesi gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuraklığa dayanıklı bitki türlerinden biri ağaç minesidir. Özellikle kavurucu yaz sıcakları için ideal çiçeklerdendir. Yuvarlak demetler halinde açar ve çiçekleri önce sarı veya pembe, ardından kırmızı ya da turuncuya döner. Toprağının orta ve az nemli olması yeterlidir çok nazlı bir çiçek olmadığından her koşulda rahatlıkla yaşayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ilık yaz akşamlarının en güzel renklerinden biri olan akşamsefası, kuruluğa ve olumsuz hava koşullarına karşın dayanıklı yapısıyla bilinir ve bu nedenle uzun ömürlü yaz çiçeklerinden biridir. Çiçekleri ekerken aralarında en az 60-70 cm civarı boşluk bırakmak gerekir bu sayede çiçekler kendine ait bir gölgeye sahip olur ve topraktaki besinlerden daha iyi faydalanır. Bu arada akşamsefasının ışık yokken çiçek açtığını biliyor muydunuz? Hava kararmaya başladığında çiçeklerini açar ve gece boyunca açık kalır, bu özelliğinden dolayı adı “akşamsefası”dır.

  • ORKİDELER: BU ÇİÇEKLER DÜNYAMIZA HEDİYE

    İncecik uzayan gövdesi, dalları üstünde baş aşağı açan çiçekleriyle zarif bir görüntü sergileyen orkideleri sevmeyenimiz yok… Bununla birlikte evimize, ofisimize çiçek almaya gittiğimizde genellikle orkideyi tercih etmeyiz, çünkü orkidelere hediye alınması ve hediye edilmesi gereken çiçek gözüyle bakılır. Hakkında daha çok bilgi sahibi olmak belki bu algıyı değiştirebilir…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çok merak edilen bir bilgiyle başlayalım. Bu zarif çiçeklerin dâhil olduğu Orchidaceae familyası, özellikle kış aylarında severek içtiğimiz salebin de elde edildiği ailedir. Salep, bu bitkilerin bazı türlerinin toprak altı yumrularından elde edilen tozdan üretilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orkidenin pul biçimindeki yaprakları farklı biçimlere sahiptir, çiçekleri ise tek salkım veya başak şeklinde olabilir. Orkidelerin yeryüzünde binlerce türü olduğu bilinmektedir ama bunun nedeni hâlâ anlaşılamamıştır, ülkemizde 60’dan fazla orkide türü bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Phalaenopsis dünyada en çok yetiştirilen orkide türlerinden biridir. Bunun nedeni uzun süre çiçeklerini koruyabilmesi, az su istemesi ve ertesi sene tekrar çiçek açabilmesidir. Beyaz ve pembe renkleri olan bu orkideler diğer pek çok orkide gibi direkt güneşi değil aydınlığı severler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yaprakları son derece naif ve kırılgan olan orkideler, aslında oldukça dayanıklı bir yapıya sahiplerdir. 100 yıla kadar yaşayabilen türleri mevcuttur. Orkideler, belli dönemlerde çiçek veren ve doğru bakıldığı takdirde yılda iki, üç kez çiçek açan bitkilerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Orkideler, insanların birbirine hediye gönderdiği ilk üç çiçek arasında gösteriliyor. Zarafet, asalet, masumiyet, mükemmellik ve saflık gibi anlamlar yüklenen orkidelerin pahalı olma nedeni olarak da birkaç haftada solup gitmeyen, dayanıklı bir çiçek olması gösteriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Orkide alıp saksıya ekmek, büyütmek ve çiçek verdiğini görmek bambaşka bir mutluluk halidir. Hediye gelen orkidenin bakımı ise belli oranda büyümüş olacağı için nispeten daha kolaydır. İlk etapta çiçeklerinin hemen dökülmemesi için ortam sıcaklığının 15 ile 25 derece olmasına özen gösterilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Orkideler için en uygun saksılar güneş ışığını rahatça alabileceği şeffaf saksılardır, hediye gelen orkidelerin şeffaf saksıya alınması tavsiye edilir. Sulama miktarı ise orkide bakımında en önemli detaydır. Her daim nemli olmayı sevmeyen orkide kökleri için 2-3 günde bir sulama yeterli olacaktır.

  • Yeniden Gelen Bahar

    Yeniden Gelen Bahar

    Bedri Rahmi Eyüboğlu, baharı ve bizi ne güzel anlatmış: “Yılda bir kere çıldırır ağaçlar sevincinden, / Rabbim ne güzel çıldırır. / Yılda bir kere uzatır avuçlarını yaprak; / Sevincinden titreyerek.” Hiç düşündünüz mü; sizin hayatınıza baharla birlikte yeniden neler girecek?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Havada, suda ve toprakta sıcaklığı yükselttiği düşünülen cemre, en son mart ayında toprağa düşer. Her ne kadar atalarımız “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.” demişlerse de baharla birlikte güneş daha fazla göz kırpmaya, içimize dolmaya, yavaş yavaş ısıtmaya başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Parlayıp duran güneşe yağmurlar da eşlik edince coşar toprak… Papatyalar, çiğdemler, laleler, anemonlar, lavantalar yeniden renklendirir yeryüzünü ve ortalığı çiçek kokuları kaplar. Zaten bahar demek en çok da buram buram çiçek kokusu demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Canlanan doğa vitamin deposu ürünler yetiştirir; erik, çağla, çilek, dut ağaçlardan yeniden soframıza düşer. Hemen her mevsim görüyor olsak da enginar, bakla, patlıcan, semizotu, domates, salatalık aslında bahar aylarının sebzeleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şehir yaşamını bizler için daha eğlenceli kılan canlılar kış gelirken daha sıcak yerlere göçüp gitmiştir. Baharla birlikte leylekler, kırlangıçlar yeniden aramıza döner. Gökyüzü gittikçe şenlenirken sokak hayvanları için de daha çok oyun zamanı gelmiş demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baharla birlikte rutinlerimiz değişir. Spora başlamak, açık havada yürüyüşler yapmak için kararlar verdirir insana bu mevsim… Masa-sandalye balkona taşınırken giysilerimiz gittikçe hafifleşir. Bahar muhabbetleri artırmanın, daha derin nefesler almanın, görmenin değil bakmanın mevsimidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ümitlerin yeniden tazelendiği bu aylar yeni şarkılar, yeni yerler, yeni eğlenceler keşfetme zamanıdır. Aslında tam olarak şairin dediği gibidir bahar: “Ben her bahar âşık olmam ama / Her bahar gitmek isterim. / Gittiğim olmadı hiç. / Ama olsun… istemek de güzel.”

  • Karın Prensesi Kardelen Çiçeği

    Karın Prensesi Kardelen Çiçeği

    Bir dağın başında da bir çamur gölünün içinde de bitebilen çiçektir kardelen… Üç beyaz yaprağı yumru biçimindeki kökünü çevreler. Ülkemiz doğasında 14 türü yetişirken bazılarının soğanları ihraç edilebilir. Şimdi sizi kalbiniz kadar temiz ve beyaz kardelen görselleriyle baş başa bırakıyoruz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]