Etiket: çiçek

  • DOĞAYLA BULUŞMA NOKTALARI: DÜNYANIN EN ÜNLÜ BOTANİK BAHÇELERİ

    Bir ağacın gölgesinde dinlenmek, birbirinden güzel çiçekler arasında yürümek ya da egzotik bitkilerle dolu bir bahçenin içinde olmak… Bitkilerin yaşamımıza kattığı güzelliklerin ardındaki gerçeği hiç düşündünüz mü? İşte bu güzelliklerin ardında yatan bilimsel gerçek, botaniktir; bitkilerin yapısını, özelliklerini ve çevreyle etkileşimlerini inceleyen botanik, tarım ve bahçecilik gibi alanların temelini oluşturur. Dünyaca ünlü botanik bahçeleri, bitkilerin çeşitliliğini korur, araştırmalar için kaynak sağlar ve ziyaretçilere doğanın güzelliklerini deneyimleme fırsatı sunar. Yazımızda, dünyanın farklı noktalarındaki ünlü botanik bahçelerini bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Atatürk Arboretumu, Türkiye ” title_font_size=”13″]

    İstanbul’un Sarıyer ilçesinde yer alan Atatürk Arboretumu’nun temelleri 1949 yılında atılmıştır. Arboretumun sınırları içinde, Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen Kirazlıbent ile 1916 yılında Neşet Hoca tarafından kurulan Türkiye’nin ilk fidanlığı bulunmaktadır. 1982’de ziyarete açılmış, Atatürk’ün doğumunun 100. yılına denk gelen bu tarihte, ona ithafen “Atatürk Arboretumu” adını almıştır. Yeryüzündeki pek çok arboretum ve botanik bahçesiyle iş birliği yapan Atatürk Arboretumu, tohum ve fidan değişimi sayesinde zengin bir bitki koleksiyonuna sahiptir. Bu çeşitlilik içinde meşe, çam, çınar, ginkgo biloba (mabet ağacı) gibi ağaçların yanı sıra nadir ve egzotik türler de yer alır. Hem bilimsel araştırmalar hem de eğitici faaliyetler için kurulan bu doğal alan, yaklaşık 296 hektarlık geniş bir araziye yayılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Jardin Majorelle, Fas ” title_font_size=”13″]

    Jardin Majorelle, Fas’ın başkenti Marakeş’te yer alan ünlü bir botanik bahçesidir. Fransız sanatçı Jacques Majorelle tarafından hem bir sanat eseri hem de botanik bahçesi olarak tasarlanmıştır. 1980 yılında modacı Yves Saint Laurent ve ortağı Pierre Bergé tarafından satın alınan bahçe, restore edilerek korunmaya alınmıştır. Bahçeye hâkim parlak mavi ton, “Majorelle mavisi” olarak bilinir ve duvarlar, çeşmeler, saksılar gibi dekoratif unsurlarda öne çıkar. Dünyanın dört bir yanından getirilen kaktüsler, bambu, palmiye ağaçları, yasemin ve egzotik bitkiler, su yolları ve özenli düzenlemeler ile Jardin Majorelle, eşsiz bir estetik ve botanik deneyimi sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Belçika Ulusal Botanik Bahçesi ” title_font_size=”13″]

    Ülkenin ve Avrupa’nın en büyük botanik bahçelerinden olan Belçika Ulusal Botanik Bahçesi, Brüksel’in kuzeyindeki Meise kasabasında yer alır. Yaklaşık 18.000 farklı bitki türü içeren zengin bir koleksiyona sahiptir. Bahçede ayrıca, dünya çapında 2 milyondan fazla kurutulmuş bitki örneğini sistemli şekilde saklayan bir herbaryum ve 150.000 ciltlik bir kütüphane bulunur. Tropik ve Akdeniz bitkilerinin yetiştirildiği geniş cam seralarıyla dikkat çeken bahçede, “Titan arum” gibi nadir ve etkileyici bitkiler de sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kraliyet Botanik Kew Bahçeleri, İngiltere ” title_font_size=”13″]

    Londra’daki Kraliyet Botanik Kew Bahçeleri, dünyanın en büyük ve en zengin bitki koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır. 1759 yılında Kral III. George’un annesi Prenses Augusta tarafından Kew arazisi içinde yalnızca dokuz dönümlük bir bahçeyle temelleri atılmıştır. Zaman içinde hızla büyüyen Kew, 1939’da II. Dünya Savaşı sırasında halk ve ordu için sebze ve tıbbi bitkiler yetiştirerek ülkeye hizmet etmiştir. 2003 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilen bahçe, günümüzde yaklaşık 300 dönümlük bir alanda bitki ve mantar çeşitliliği ile dünyanın en zengin botanik bahçesi özelliğine sahiptir. Kew Bahçeleri, nadir ve tehdit altındaki bitkiler için yürüttüğü koruma projeleriyle küresel biyolojik çeşitliliğin korunmasında öncü bir merkez olmayı sürdürmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Singapur Botanik Bahçesi, Singapur” title_font_size=”13″]

    Singapur Botanik Bahçesi, Güneydoğu Asya’nın en ünlü ve tarihî bahçelerinden biridir. 1859 yılında kurulan bahçe, 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklenmiştir. Tropik iklim bitkileri üzerine odaklanan bahçe, çeşitli nadir ve egzotik bitki türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle Singapur’un ulusal çiçeği olan “Vanda Miss Joaquim” (Singapur orkidesi) sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Longwood Bahçeleri, ABD ” title_font_size=”13″]

    Longwood Bahçeleri, ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yer alan ve dünyanın önde gelen botanik bahçelerinden biridir. Bugünkü bahçelerin bulunduğu arazi, 1700’lü yıllarda Peirce ailesi tarafından satın alınmış ve “Peirce Parkı” olarak anılmıştır. Ailenin üyeleri Joshua ve Samuel Peirce, 1798’de buraya egzotik ağaçlar dikmeye başlamıştır. 1906 yılında sanayici Pierre Samuel du Pont arazinin sahibi olmuş ve bugünkü botanik bahçesinin temellerini atmıştır. En dikkat çekici bölümlerden biri İtalyan Su Bahçesi’dir; simetrik havuzlar, çeşmeler ve heykellerle klasik İtalyan tasarımını yansıtmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sidney Kraliyet Botanik Bahçesi, Avustralya ” title_font_size=”13″]

    Sidney Kraliyet Botanik Bahçesi, Sidney Limanı’na bakan, Avustralya’nın en eski botanik bahçesi ve ülkenin en eski bilimsel kurumudur. 1816 yılında kurulan bahçe, birçok küçük minyatür bahçeyi de içerisinde barındırır. Yaklaşık 30 hektar (74 dönüm) alana yayılan bahçe, Sidney Limanı kıyısındaki en muhteşem konumlardan birine sahiptir. Burada yaklaşık 27.000 bitki yetiştirilmektedir ve tropik ile yarı tropik koleksiyonlar, palmiye ağaçları ve çeşitli seralarla ziyaretçilerini karşılamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Koishikawa Botanik Bahçesi, Japonya ” title_font_size=”13″]

    Tokyo Üniversitesine bağlı Koishikawa Botanik Bahçesi, sadece Japonya’nın değil, dünyanın da en eski botanik bahçelerinden biridir. Bahçe, yaklaşık 40 dönümlük (16 hektar) bir alana yayılır ve yaklaşık 4.000 farklı bitki türü yetiştirilmektedir. Koleksiyonları arasında kamelyalar, kiraz ağaçları, akçaağaçlar, Japon çuha çiçekleri ve alpin bitkiler öne çıkmaktadır. Bahçe, aynı zamanda bir arboretum olarak; Doğu Asya’dan iğne yapraklı ve geniş yapraklı ağaç türlerinin yanı sıra, dünyanın farklı bölgelerinden egzotik türlere de ev sahipliği yapmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kirstenbosch Ulusal Botanik Bahçesi, Güney Afrika” title_font_size=”13″]

    Kirstenbosch Ulusal Botanik Bahçesi, Güney Afrika’nın Cape Town kentinde Masa Dağı’nın doğu yamaçlarında yer almaktadır. 1913 yılında kurulan ve 1.305 dönümlük bir alanı kaplayan bu bahçe, hayvanların otladığı sığ ve çorak bir araziyken, botanikçi Harold Pearson tarafından ülkenin bitki örtüsüne uygun bir botanik bahçesine dönüştürülmüştür. Bahçede sukulentler, palmiye benzeri tropik ağaçlar ve üç herbaryumda toplam 300.000 bitki örneği bulunmaktadır. Ayrıca, Kirstenbosch, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almakta ve dünyanın sayılı botanik bahçelerinden biri olmaya devam etmektedir.

  • Sonbaharda Coşup Evinize Bahçenize Renk Katacak 8 Çiçek

    Sonbaharda Coşup Evinize Bahçenize Renk Katacak 8 Çiçek

    Sonbaharın diğer adıdır hazan… Hazan kelimesiyle uyumlu olduğu için mi yoksa yağmurlu havaların biraz da insanları eve kapanmaya zorladığı için midir bilinmez, sonbahar genellikle hüzünle eşleştirilir. Biz de bu hüznü kıralım ve mevsimin aslında nasıl da renkli olabileceğini hatırlatalım istedik. İşte karşınızda sonbaharda açıp gürleyen rengârenk çiçekler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Parfüm Üretilen Çiçekler Çiçek Kokulu Parfümler

    Parfüm Üretilen Çiçekler Çiçek Kokulu Parfümler

    Bitkilerden elde edilen esans belli oranlarda kimyasal maddelerle birleştiriliyor ve ortaya parfüm olarak kullandığımız araçlar çıkıyor. Duymuşsunuzdur; parfüm notalarla değerlendirilir. Burnumuzun ilk algıladığı koku “ilk nota” (açılış ya da üst nota da deniyor), yarım ya da bir saat sonra ortaya çıkan koku “orta nota” ve birkaç saat sonra ortaya çıkarak parfümün asıl karakterini ortaya koyan notaya da “alt” ya da “dip nota” deniyor. Parfüm konusu apayrı bir konu… Biz parfüm yapılan çiçekleri hatırlatalım istedik size… Zaten yeryüzündeki şu mis kokulu çiçekler olmasaydı birbirinden güzel kokan parfümler nereden ilham alacaktı ki?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • MİNİK TOHUMLARDAN DEVASA CÜSSELERE DÜNYANIN EN BÜYÜK BİTKİ TÜRLERİ

    Doğa, sınırları zorlayan ve hayranlık uyandıran canlılarla doludur. Gözle görülemeyecek kadar küçük organizmalardan göğe yükselen görkemli ağaçlara kadar uzanan bu çeşitlilik, bitkiler dünyasında da en çarpıcı örneklerini sergiler. Peki, okyanusları kaplayan su bitkilerinden metrelerce uzunluğa ulaşan çiçeklere kadar dünyanın en büyük bitkileri hangileridir? Gelin, dünyanın en etkileyici yeşil devlerini birlikte keşfedelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Victoria amazonica ” title_font_size=”13″]

    Victoria amazonica, dünyanın en büyük nilüfer türlerinden biridir ve Güney Amerika’nın Amazon Nehri Havzası’na özgüdür. Görkemli, dairesel yaprakları 3 metreye kadar genişleyebilir ve bir çocuğun ağırlığını dahi taşıyabilir. Bu etkileyici bitkinin çiçekleri yalnızca iki gece açar: İlk gece beyaz renkte ve hoş kokuluyken, ikinci gece mor-kırmızıya dönüşür. Victoria amazonica, estetik güzelliği ve olağanüstü yaprak yapısıyla botanik meraklılarının ilgisini çekerken, su ekosistemlerinde gölge ve yaşam alanı sağlayarak da önemli bir rol üstlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Titan arum” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük çiçeklerinden biri olan Titan arum, Endonezya’nın Sumatra Adaları’nda ve bazı özel botanik bahçelerinde yetişir. “Ceset çiçeği” olarak bilinir; çünkü açtığında, çürümüş eti andıran yoğun kokusuyla böcekleri kendine çeker. Tüm enerjisini tek ve devasa bir yaprak ya da çiçek oluşturmaya harcar. Küçük bir ağacı andıran yaprağı ise 6 metreye kadar yükselebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rafflesia arnoldii ” title_font_size=”13″]

    Rafflesia arnoldii, dünyanın en büyük tekil çiçeğine sahip parazitik bir bitkidir. Güneydoğu Asya’nın yağmur ormanlarında, özellikle Endonezya ve Malezya’da yetişir. Yaklaşık 1 metre çapına ve 10 kilogram ağırlığa ulaşabilen bu dev çiçek, kötü kokusu nedeniyle Titan arum gibi “ceset çiçeği” olarak anılır. Kökü, sapı ve yaprakları olmayan Rafflesia arnoldii, tamamen konakçı bitkisine bağımlı yaşar ve besinini ondan alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Musa ingens ” title_font_size=”13″]

    Musa ingens, dünyanın en büyük muz türü olarak bilinen dev bir bitkidir ve Papua Yeni Gine’nin dağlık yağmur ormanlarında yetişir. Boyu 15 metreye, yaprakları ise 5 metreye kadar ulaşabilir. Devasa salkımlarda yetişen meyveleri yenebilir ancak diğer muz türlerine göre daha lifli bir yapıya sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Talipot Palmiyesi” title_font_size=”13″]

    Talipot palmiyesi, dünyanın en büyük çiçek salkımına sahip heybetli bir palmiye türüdür. 25 metreye kadar uzayabilen bu ağaç, ömrü boyunca yalnızca bir kez çiçek açar ve tohumlarını yaydıktan sonra yaşamını tamamlar. Çiçeklenme süreci, 30 ila 80 yıl süren uzun bir büyüme döneminin sonunda gerçekleşir. Güney Hindistan ve Sri Lanka gibi tropikal bölgelerde yetişen Talipot palmiyesi, geniş yapraklarıyla dikkat çeker; bu yapraklar aynı zamanda barınak yapımında da kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Puya Raimondii ” title_font_size=”13″]

    Puya raimondii, dünyanın en büyük çiçek salkımına sahip bromeliad (ananasgiller) türüdür. Peru ve Bolivya’nın yüksek And Dağları’nda, 3.000 ila 4.800 metre yüksekliklerde yetişir ve bu nedenle ‘And Dağları Kraliçesi’ olarak anılır. Yaklaşık 100 yıl boyunca büyüyen bu bitki, dev çiçek salkımını oluşturduktan sonra çiçek açar ve ömrünü tamamlar. Uzunluğu 10 metreye kadar ulaşabilen Puya raimondii, yüzlerce hatta binlerce çiçeğiyle ekosistemde polen taşıyıcıları için önemli bir besin kaynağı sağlar.

  • YENİLEBİLİR ÇİÇEK TÜRLERİ NELERDİR?

    Yalnızca saksıda değil tabakta ve damakta da oldukça leziz duran yenilebilir çiçekler, son yıllarda gastronominin en önemli renklerinden biri. Aslında geçmişi eskiye dayanır; Roma, Çin ve Yunan mutfaklarında çok eskilerden beri geleneksel yemek yapımında kullanıldığı bilinir. Yenilebilir çiçek için “yemek olarak tüketilmesi uygun olan bitki” tanımını yapabiliriz. Bu yazımızda sizlere renkli tabaklar, leziz tatlar vaat ediyor ve birbirinden lezzetli yenilebilir çiçekleri listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Süs bitkisi olarak bilinen menekşe aynı zamanda yemeklerin de iyi bir eşlikçisi. Odunsu tadı ile yemeğe keskin bir tat katar. Özellikle pasta ve tatlılarda kullanılır ancak menekşeli pilav da oldukça ilginç bir alternatiftir. Bütün halinde yemeğe katılabilen menekşe aynı zamanda ince doğrandığında salatalara da tat verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sadece yemek için değil hayatımızın pek çok noktasında lavantanın güzelliklerinden yararlanıyoruz; çiçek olarak vazoya koyduğumuzda ortama enfes kokusu yayılırken, yağ olarak kullanıldığında insan vücudunda rahatlatıcı bir etki sağlar. Tüm bunların haricinde yiyeceklere de lezzet katan lavanta özellikle tatlı tariflerinin vazgeçilmezlerindendir; lavantalı muhallebi, lavantalı makaron ve lavantalı beze bunlardan birkaçıdır. Keskin bir tadı olduğu için çok az miktar kullanılması gerekir aksi halde kokusuyla tatlının önüne geçebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güller de yenilebilir çiçek türlerinden biridir. Yapraklarıyla yemeklere farklı bir tat katar. Tıpkı lavanta gibi gülün de yağından yararlanmak mümkündür. Taze ve çiğ olarak da tüketilebilen gül özellikle salatalarda çok iyi gider. Kurutulmuş gül yapraklarını baharat olarak kullanabilir ya da direkt olarak gül reçeli, marmelat yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hanımeli ağacının önünden geçerken etrafa yayılan eşsiz kokuya hepimiz aşinayızdır. Özellikle çiçeğinde bal gibi tatlı bir aroma bulunur. Hanımelinin çiçeğindeki bu aromayı direkt olarak tüketebileceğiniz gibi çiçeği salatalara da katabilirsiniz ya da şahane reçeller yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Belki de en popüler yenilebilir çiçek türlerinden biri kabak çiçeğidir. Ege bölgesinde sıkça karşımıza çıkan ve sofralara lezzet katan kabak çiçeğini çiğ olarak tüketebileceğiniz gibi yemeklerde de kullanabilirsiniz. Özellikle kabak çiçeği dolması, Türk mutfağının en güzel lezzetlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı lavanta gibi “rahatlatan” çiçek türlerinden biri papatyalardır. Papatya çayı, hepimizin aşina olduğu çay çeşitlerindendir ancak papatya aynı zamanda tatlılara ve hamur işlerine de tat katar. Örneğin papatyalı yoğurtlu panna cotta oldukça leziz tatlardandır.

  • DOĞANIN SÜRPRİZLERİ ÇİÇEK AÇAN KAKTÜS TÜRLERİ

    Kaktüsler, sıcak ve kurak iklimlerin simgelerinden biri olarak yalnızca dayanıklılıklarıyla değil, çiçek açtıklarında sergiledikleri zarafetle de dikkat çeker. Çöl gibi kurak ortamlarda hayatta kalmalarıyla bilinen kaktüsler, farklı boyut, renk ve şekillerde açan çiçekleriyle doğanın en şaşırtıcı bitkilerindendir. Bu yazımızda, birbirinden farklı kaktüs türlerini ve her göreni kendine hayran bırakan çiçeklerini sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yılan Kaktüsü” title_font_size=”13″]

    Yılan kaktüsü ya da diğer bir adıyla “yer fıstığı kaktüsü” olarak bilinen Echinopsis chamaecereus, farklı Echinopsis türü kaktüslerin melezlenmesiyle elde edilmiştir. Bu melez tür, zengin renk çeşitliliğine sahip büyük çiçekleri ile öne çıkar. Parmak şeklindeki sürgünleri yan yana kümeler oluşturan yılan kaktüsü, yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda ve 1–2 santimetre çapındadır. İlkbahar sonu ile yaz başında turuncu ve kırmızı çiçekler açan bu türün, nadiren de olsa sarı ya da pembe çiçek açtığı da görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Paskalya Kaktüsü” title_font_size=”13″]

    Latince adı Hatiora gaertneri olan Paskalya kaktüsü, ilkbaharda kırmızı, turuncu veya pembe renkte çiçekler açar. Brezilya’nın doğusundaki tropikal yağmur ormanlarında, özellikle Mata Atlântica bölgesinde, ağaçlar üzerinde epifit olarak ya da nadiren kayalar üzerinde litofit olarak bulunur. Epifit, başka bir bitkinin üzerinde büyüyen ancak ondan besin almayan bitkilere verilen isimdir. Litofit ise kayaların üzerinde veya çatlaklarında yaşayan bitkilere denir. Litofitler, köklerini kayaların içine ya da aralarındaki yarıklara yerleştirerek tutunur ve bu şekilde hayatta kalır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Arizona Fıçı Kaktüsü ” title_font_size=”13″]

    Bir fıçıya benzediği için Arizona fıçı kaktüsü olarak isimlendirilen Ferocactus wislizeni, ABD’nin güneybatısında ve Kuzey Meksika’nın çöl bölgelerinde bulunur. Gençken küresel bir formdayken yaşlandıkça silindirik bir şekil alır. Çapı yaklaşık 70 santimetreye, boyu ise 1-3 metreye kadar ulaşabilir. Yaşlandıkça güneşe doğru eğildiğinden “pusula varil kaktüsü” olarak da bilinir. Yaz aylarında tepe kısmında sarıdan kırmızıya değişen renklerde çiçekler açar. Bu çiçekler yaklaşık 6-7 santimetre çapındadır ve genellikle temmuzdan eylüle kadar görülür. Çiçeklenme sonrasında yeşilken olgunlaştıkça sararan, yaklaşık 5 santimetre uzunluğunda, yenilebilir meyveler oluşur. Çölde yaşayan yerel halk, bu bitkinin meyvelerini acil durum gıdası olarak kullanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ay Kaktüsü” title_font_size=”13″]

    Ay kaktüsü (Gymnocalycium mihanovichii), Güney Amerika kökenli bir kaktüs türüdür ve özellikle Paraguay ile Kuzeydoğu Arjantin’de, deniz seviyesinden 500 metreye kadar olan düşük rakımlarda doğal olarak yetişir. Gövdesi aslında yeşil renklidir, ancak bir mutasyon sonucu kırmızı renkli gövdeye sahip olan türleri de ortaya çıkmıştır. Yaz ortasından sonuna kadar açan canlı renkli çiçekleri genellikle sarı tonlarda ve yaklaşık 4-5 santimetre uzunluğundadır. Özellikle aşılı formları, dekoratif amaçlı olarak dünya genelinde yaygın şekilde yetiştirilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Spagetti Kaktüs ” title_font_size=”13″]

    Spagetti kaktüs veya diğer bir adıyla “ökse otu kaktüsü” Orta ve Güney Amerika, Karayipler ve Florida’ya özgü epifitik bir kaktüs türüdür. Doğal olarak tropikal ve yarı tropikal ormanlarda, özellikle ağaçların üzerinde yaşar. İnce ve ipliksi dallara sahiptir. Latince adı Rhipsalis baccifera, olan spagetti kaktüsü, yılın her döneminde beyaz veya beyaza yakın krem renginde çiçekler açar. Bu küçük ve narin çiçekler, bitkinin dalları boyunca dağılır. İlginç bir şekilde, Afrika’nın tropikal bölgelerinde de doğal olarak bulunur. Bu özelliğiyle, Amerika kıtası dışında doğal olarak yetişen tek kaktüs türü olması açısından benzersizdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuş Tüyü Kaktüsü” title_font_size=”13″]

    Kuş tüyü kaktüsü, kaktüs familyasının en büyük ve en popüler cinslerinden biridir. Yaklaşık 200’den fazla türü kapsayan bu kaktüs, başta Meksika olmak üzere Amerika’nın güneybatısında ve Karayipler’de doğal olarak yetişir. Latince adı Mammillaria olan kuş tüyü kaktüsünün, silindirik formdaki gövdesinin tepe kısmında küçük ama gösterişli çiçekleri bulunur ve bu çiçekler halka şeklinde açar. Pembe, beyaz, sarı, kırmızı veya mor renkteki çiçekleri yılda birçok kez çiçek açabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yıldız Kaktüsü” title_font_size=”13″]

    Latince adı Astrophytum olan yıldız kaktüsü, sade ve geometrik görünümünü süsleyen renkli çiçekleri ile diğer kaktüs türleri arasında benzersiz bir görünüme sahiptir. Yuvarlak ya da basık top şeklinde olan yıldız kaktüsü, belirgin sekizgen veya çokgen yapılı gövdeleriyle dikkat çeker. Gövdesinde yıldız şeklinde dikenler bulunur. Kısa süreli olarak açtığı çiçekleri büyük ve gösterişlidir; sarı, kırmızı, turuncu veya beyaz renginde olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çiçekli Brezilya Kaktüsü” title_font_size=”13″]

    Latince adı Parodia olan çiçekli Brezilya kaktüsü, Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Bolivya gibi Güney Amerika ülkelerinde; tropikal ve yarı tropikal iklim bölgelerinde yetişir. Doğal yaşam alanlarında kayalık yamaçlara tutunarak büyürken, ev ortamlarında saksılarda da kolayca yetiştirilebilirler. Bu kaktüsün en dikkat çekici özelliklerinden biri yuvarlak yapıya sahip gövdesidir. Gövdesi, sarıdan kahverengiye değişen yıldız şeklinde dikenlerle kaplıdır. İlkbahar ve yaz aylarında, gündüz saatlerinde açan çiçekleri, bitkinin üst kısmında taç benzeri bir halka oluşturur. Sarı, pembe, kırmızı ve turuncu gibi canlı renklerde olabilir.

  • SARIP SARMALAYAN MUHTEŞEM BİTKİLER

    Duvarları, kapıları, pencereleri ve yaşam alanımızı süsleyen sarmaşıklar yaydıkları enerjiyle hem ruhumuzu hem göz zevkimizi zenginleştirir. Oldukça dayanıklı bir bitki olan ve varlıkları görsel bir şölene dönüşen sarmaşık türlerini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Amerikan Sarmaşığı” title_font_size=”13″]

    Asma yaprağına benzeyen ve kışın yapraklarını döken Amerikan sarmaşığının parlak ve gür yeşil yaprakları sonbaharda muhteşem kızıl renk tonlarına; yazın açan minik yeşil çiçekleri ise üzüme benzer mor meyvelere dönüşür. Aşırı sıcak ve kuraklıktan hoşlanmaz, ılıman ve nemli iklimleri sever. Ekildiği alana çok kısa sürede yayılır. Bu sarmaşığın ana vatanı Kuzey Amerika’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hanımeli” title_font_size=”13″]

    Bahar ve yaz günlerinde güzel kokusu ile yakınından geçen herkesi büyüleyen hanımeli, Avrupa kökenlidir ve 200’e yakın türü vardır. Soğuk iklime uyum sağlayan ve hızla büyüyen hanımeli, en çok tercih edilen türlerin başında gelir. Zarif çiçekleri sarı ve beyaz renklidir. Güneşi çok seven bu türün yaprak dökmesi tamamen yetiştiği bölgenin mevsimsel koşullarına bağlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Begonvil” title_font_size=”13″]

    Mor, pembe, kırmızı ve beyaz renkli çiçekleri ile görenlerin durup bir fotoğraf çekmekten kendini alıkoyamadığı begonvil, geniş alanları kaplayan bir sarmaşık türü olsa da saksıda yetiştirmesi kolay bir bitkidir. Çiçekleri de kendi gibi hızlı ve kolay büyür ancak rüzgârdan korumak gerekir. Yaprakları zamanla solar ancak yenilenmesi uzun sürmez. Kışı soğuk geçen bölgelerde bakımı zahmetlidir. Güneşi oldukça seven begonvilin ana vatanı Brezilya’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mor Salkım” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Çin olan mor salkım, bulunduğu ortama masalsı hava katan güzellikte bir bitkidir. Ilıman Akdeniz ikliminde yetişmesine rağmen -20 dereceye kadar adaptasyon yeteneğine sahip mor salkımın bakımı diğer türlere göre daha fazla özen ister. Uzaması ve güzel çiçeklerini açması için bir nesneye tutunması gereken bitkinin yaklaşık 70 yıl ömrü vardır. Doğru bakım ve iklim koşulları ile 20 metreden daha fazla uzayabilir. Özellikle çardak süslemelerinde tercih edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mum Çiçeği ” title_font_size=”13″]

    Yıldız şeklinde pembe, beyaz, mavi, kırmızı ve mor renklerde çiçeği olan ve açtığında parfümden bile güzel kokan mum çiçeğinin dalları uzadıkça şekil verilebilen bir bitkidir. Çiçeğinin mum gibi bir dokuya sahip olması nedeniyle bu ismi alan mum çiçeğinin boyutları türüne göre değişmektedir. Bir çubuk yardımıyla desteklenerek yukarıya doğru uzatılabilen bu türü iç mekânlarda yetiştirmek kolaydır, bakımı zahmetsizdir ancak gelişimi çok da hızlı değildir. Işık alan ılık ortamlarda daha hızlı büyür. Ana vatanı Kuzey Avustralya ve Güneydoğu Asya’nın nemli ormanlarıdır.

  • KIRMIZI EN ÇOK BU BİTKİLERE YAKIŞIYOR

    Kırmızı çiçekler dünya genelinde sevgiyi ifade etmenin en iyi yolu olarak kabul edilir. İster büyük ve gösterişli çiçekler olsun ister küçük ve zarif, bu rengin gücü doğanın ve yeşilin ihtişamı ile birleştiğinde hem göze hem ruha hitap ediyor. Kırmızı açan çiçekler sadece estetik güzellikleriyle değil aynı zamanda oluşturduğu duygusal etki ile de önemli bir rol oynuyor. Kimi zaman aşkın ve zarafetin kimi zaman özlemin kimi zaman da gücün ve asaletin sembolü olan kırmızının en güzel tonlarını taşıyan çiçekleri ve özelliklerini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kırmızı Lilyum ” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Asya olan ve güneşi oldukça seven lilyumun uzun ve ince gövdeler üzerinde büyüyen çiçekleri büyük ve huni şeklinde parlak kırmızı tona sahiptir. Zambakgiller familyasından olan lilyumun kırmızı, beyaz, sarı, pembe ve turuncu renkli gösterişli çiçekleri bahar ve yaz aylarında açar ve güzel kokusuyla dikkat çeker. Hoş kokusunun yanı sıra dekoratif görünümleri ile ön plana çıkan çiçeklerden olan lilyum, zarafetin, asaletin ve masumiyetin temsilcisi olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Guzmanya ” title_font_size=”13″]

    Egzotik, dayanıklı ve gösterişli bir bitki olan guzmanya, özellikle iç mekânlarda dekoratif amaçlarla yetiştirilen popüler bir çiçektir. Parlak renkli çiçekleri ve yapraklarıyla dikkat çeken guzmanyanın rozet şeklindeki yapraklarından yükselen kırmızı çiçekleri uzundur. Tropikal bölgelerde doğal olarak yetişen guzmanya, nemli ve sıcak iklimleri sever. Bu nedenle iç mekânlarda yetiştirirken aydınlık ama direkt güneş ışığı almayan alanlar tercih edilmelidir; ayrıca bitkinin geceleri havadar bir ortamda durması önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yıldız Çadırı” title_font_size=”13″]

    “Sabah çiçeği” veya “sabah yıldızı” olarak da bilinen bir tür sarmaşık bitkisi olan yıldız çadırı, zarif çiçekleriyle tanınır. Bahçelerde, çitlerde ve pergolalarda yetiştirilir. Hızlı büyüyen bitkinin yaprakları ince ve tüylüdür. Çiçekler ise küçük ve geometrik bir yapıdadır. Çiçeklerin ortasındaki beyaz veya sarı renkteki boğum, çiçeğin güzelliğine güzellik katar. Sabah güneşiyle birlikte kırmızı çiçeklerini açan yıldız çadırı, akşamları tekrar kapanır. Yıldız çadırı sarmaşığı soğuk havalara karşı dayanıklı bir türdür, uygun şartlarda yetiştirildiği taktirde bitki boyu 6 metreye kadar uzayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gelincik ” title_font_size=”13″]

    Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’nın yemyeşil çayırlarında kırmızı çiçekleriyle görsel bir şölen sunan gelincik, oldukça zarif bir yapıya sahiptir. Çiçeklerini yaz aylarında açan gelinciğin bazı türleri beyaz, pembe, mor veya turuncu olabilir. Sıcak havaların sembolü olan gelincik birçok kültürde özgürlük, aşk ve güzellik gibi anlamlar taşır. Ayrıca Bozcaada’da gelincik yaprağı, tarçın, şeker ve suyla yapılan şerbet, bölgede Türk kahvesinin yanında içilmekte ve ferahlatıcı bir tat sunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antoryum ” title_font_size=”13″]

    Tropikal bölgelerde doğal olarak yetişen antoryum, büyük ve parlak yaprakları ile dikkat çekici kırmızı çiçekleriyle iç mekânlarda en çok tercih edilen bitkilerin başında gelir. Yaprakları kalp şeklindedir, parlak ve pürüzsüz bir yüzeye sahiptir. Çiçekleri ise dolgun ve dayanıklıdır; beyaz, pembe veya mor renkte de olabilir. Çiçeklerin ortasında ise uzun bir çiçek başı bulunur. Antoryum sadece dekoratif bir bitki olmanın ötesinde havayı temizleme özelliğine de sahiptir. Yaprakları havadaki zararlı maddeleri emerek temizler ve daha sağlıklı bir ortam sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gelin Tacı ” title_font_size=”13″]

    Hanımeligiller familyasının bir diğer kırmızı üyesi gelin tacının kalp şeklindeki yapraklarının arasından açan beyaz, pembe, mor, kırmızı veya turuncu çiçekleri sıra dışı sayılabilecek bir güzelliğe sahiptir. Işık seviyesine göre renk değiştiren çiçekleri gölgede daha beyazken tam güneşte ise kırmızı tonlarını alır. Küçük, çalı tipi görünümü ve eşsiz güzellikte renk renk çiçekleri ile Asya kökenli gelin tacı, bahçe çiçeği olmasına rağmen büyük saksılarda, balkon ve verandalarda da yetiştirilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Atatürk Çiçeği ” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Meksika ve Orta Amerika olan çiçek, ülkemize Atatürk zamanında getirilir ve Ulu Önder tarafından çok sevildiği için adına “Atatürk çiçeği” denilir. Çok sıcak ya da çok soğuk ortamlarda tutulmaması gereken bir bitki olan Atatürk çiçeği, güneşi sever ve bu nedenle gün içerisinde sürekli güneşe ihtiyaç duyar ancak güneş ışığına doğrudan maruz bırakılmamalıdır. Kış ayları bittiğinde yapraklarını döken çiçeğin bahar aylarında gövdesi üzerinde bulunan cansız yapraklar temizlenerek ve bitkinin zayıf dalları kesilerek budama işlemi tamamlanır. Bitkinin kırmızı açması için ise eylül ayından sonra karanlıkta beklemesi şarttır. Günde en az 14 saat ışıksız kalması gereken bitkiyi bir dolaba koyabilir ya da üzerine ışık geçirmeyen bir örtü örtebilirsiniz.

  • SADECE GECE AÇAN MUHTEŞEM ÇİÇEKLER

    21 Aralık, ülkemizin de bulunduğu Kuzey Yarım Küre’de en uzun gecenin yaşandığı, kış mevsiminin başlangıcıdır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de gündüzler uzamaya, Güney Yarım Küre’de ise kısalmaya başlar. Bu uzun ve soğuk gecede sadece geceleri açan muhteşem çiçekleri okurken içinizin sıcacık olmasını diliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırmızı, pembe, sarı, mor; kimi zaman da bu renklere bezenmiş çizgili ve benekli çiçekleri olan akşamsefası, aslında tropik olsa da adaptasyon yeteneği ile tüm dünyaya yayılmış durumda. Akşamları açan bu çiçeğin en dikkat çekici özelliği ise aynı bitki kökünde farklı renklere sahip çiçeklerinin olması…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Brahma Kamal, yüksek bölgelerde yetişen ve sadece gece açan bir bitkidir. Hindistan, Myanmar ve Çin’deki Himalayalarda bulunan bu çiçeği doğal ortamı dışında yetiştirmek pek de mümkün değildir. Yerel halk dini törenlerinde bu çiçeği kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çoğunlukla Amerika’da yetişen çikolata çiçeği, papatyagiller ailesindendir. Lakota Dağı’nın yalnızca 5 bin metre dolaylarında yetişen ve gece açan bitki, çiçeklenme döneminde etrafına güzel koku yayar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hem evde hem dış mekânlarda kolaylıkla yetişebilen ve muhteşem kokusuyla herkesi cezbeden melisa, ilkbaharın sonuna doğru çiçeklenmeye başlar ve sonbaharın sonlarına kadar açar. Melisanın çiçekleri güneş battıktan sonra açılıp koku yaymaya başlar ve gece yarısında eşsiz kokusu zirveye ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Amerika’da endemik olarak yetişen ay çiçekleri, ilkbahar ve yaz aylarında sadece alacakaranlıkta açan bir bitkidir. Hoş kokusunu sadece çiçeğini açtığında salan beyaz-pembe tonlarındaki ay çiçekleri dolunaya benzetildiği için bu ismi almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Meksika ve Güney Arizona’nın endemik bir türü olan cereus kaktüsünün güzeller güzeli çiçeği, haziran ve temmuz ayları arasında, yılda bir gün ve yalnızca gece çiçek açar. Tek gecelik ömrü olan beyaz çiçeğinin hoş kokusu sabaha kadar sürer. Bu kaktüs günümüzde oldukça popülerdir, ülkemizde de yetiştirilir ve bu nadir açan çiçeğin tek gecelik hikâyesine cereus severler şahit olur.

  • SOĞAN VE SARIMSAĞIN GÜZELLER GÜZELİ KUZENİ ALLIUM

    1250’ye yakın farklı türü ile dünyanın en büyük bitki cinslerinden olan “Allium”un ülkemizde 220 farklı tür ve alt türü bulunmaktadır, bunların 86’sı endemiktir. Allium, soğan, sarımsak, pırasa gibi çok bilinen türleri içeren bir bitki cinsidir. İlkbahar aylarında çiçekleri açan ve eşsiz manzaralar oluşturan Allium hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Halk arasında sirim, sirmo, körmen, yabani soğan gibi isimlerle bilinen Allium türleri, esasen Kuzey Yarım Küre’nin ılıman iklimlerinde, özellikle Doğu Akdeniz’de bulunur. Bazı türleri Brezilya, Şili ve Kuzey Afrika’da da yetişmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Allium genellikle pembe, sarı, pudra mavisi, mor, leylak veya beyaz renklerde çiçek açar. Ponpona benzeyen bu çiçekleri solmaz ya da dökülmez, sadece kurur. Uzun ve dik gövdesi dayanıklıdır. Kocaman çiçeğine rağmen sapı az yer kapladığı için çiçek süslemelerinde sıkça tercih edilen bitkilerdendir. Saksıda yetiştirmek de oldukça kolaydır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Allium çiçeklerinde bulunan nektar ve polen, arıları kendine çeker ve bu sayede bitkilerin tozlaşması sağlanır. Karakteristik kokusu, içerdiği kükürtlü bileşiklerden kaynaklanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Allium ailesine ait bitkiler dünya genelinde mutfaklarda yaygın olarak kullanılır. Çünkü sarımsak, soğan, pırasa gibi yemeklerde sıkça tükettiğimiz bu besinler aslında Allium ailesine aittir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Allium neapolitanum türü, Akdeniz Havzası’nda doğal olarak yetişse de dünyanın farklı birçok noktasında süs bitkisi olarak bahçe süslemelerinde kullanılmaktadır. Mart ve mayıs ayları arasında çiçek açan bu türü, deniz seviyesinden 1300 metreye kadar olan rakımlarda, ülkemizde özellikle Kocaeli’nin ilçeleri Derince ve Kartepe’de görmek mümkündür. Yaprakları ve soğanı çiğ ya da pişirilerek tüketilmektedir. Yaprakların sarımsağa; çiçeklerin soğana benzer tadı vardır. Suyu böcek ve köstebek kovucu olarak kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Allium sphaerocephalon türü aynı zamanda yuvarlak başlı sarımsak, top başlı soğan, Bristol soğanı, yılan sarımsağı olarak da bilinir. Avrupa’nın büyük bir kısmında yetişen bu bitki, kümeler halinde koyu bordo renkli, yumurta biçimli çiçek başlarından oluşan görüntüdedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’e özgü Allium roseum, sıcak iklimleri sevse de -5 ila -10 derecelerde de yaşar. Kokusuyla böcek, güve ve köstebekleri uzak tutan bu tür, tarım arazileri yakınlarına ekilir; ülkemiz başta olmak üzere Filistin, Mısır, Libya, Tunus ve Cezayir’de doğal olarak yetişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Sade ama göz alıcı güzelliği ile özellikle kurutulmuş çiçek aranjmanında sıkça tercih edilen “Allium gladiator”, 1981 yılında “Allium aflatunense” ve “Allium elatum” tohumlarının melezlenmesi yoluyla elde edilmiştir. Bu yeni tür, Birleşik Krallık’ta Kraliyet Bahçıvanlık Derneği Bahçe Merit Ödülü’nü almıştır.