Kategori: Yemek/Beslenme

  • DÜNYACA ÜNLÜ MAKARNA SOSLARI VE PRATİK TARİFLERİ

    Makarnanın ana vatanı İtalya olsa da dünyanın dört bir yanında sevilen ve sıklıkla tüketilen yemeklerin başında geliyor. Makarnanın tadını tamamlayan ve ona lezzet katan soslar ise birçok çeşidi ile bu yemeği tadıyla vazgeçilmez yapıyor. Sofralardan eksik olmayan makarnaları daha lezzetli hâle getirmeye ne dersiniz? Yazımızda makarna soslarını ve pratik tariflerini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pesto Sos” title_font_size=”13″]

    Pesto sos için gerekli olan malzemeler:

    • İki diş sarımsak
    • Bir demet fesleğen
    • 50 gr çam fıstığı
    • Yarım su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri (80 gr)
    • Bir su bardağı zeytinyağı
    • Karabiber
    • Tuz

    Çam fıstıkları yağsız tavada iki-üç dakika kavrulur. Yaprakları ayıklanıp yıkanan fesleğenler iyice kurulandıktan sonra ince ince kıyılır. Parmesan peyniri rendelenir. Tuz ve sarımsak havanda dövülür. Sarımsak, kavrulmuş fıstık ve fesleğen blender ile püre haline getirilir. Rendelenmiş parmesan ve zeytinyağı da eklenerek kıvam verilir. Ardından hazırlanan makarna ile karıştırılarak servis edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alfredo Sosu” title_font_size=”13″]

    Alfredo sos için gerekli olan malzemeler:

    • Üç yemek kaşığı tereyağı
    • Yarım su bardağı haşlanmış makarnanın suyu
    • Yarım su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri
    • 200 gr krema
    • Karabiber
    • Tuz

    Üç yemek kaşığı tereyağı tavada eritilir. Ardından yarım su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri, 200 gr krema, yarım su bardağı makarna suyu, bir çay kaşığı tuz ve karabiber eklenir. Malzemeler güzelce karıştırıldıktan sonra makarna ile harmanlanır ve servis edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Arabiata Sosu ” title_font_size=”13″]

    Arabiata sos için gerekli olan malzemeler:

    • Bir adet soğan
    • İki diş sarımsak
    • Dört adet rendelenmiş domates
    • Bir adet chili biber ya da kırmızı pul biber
    • Zeytinyağı
    • Fesleğen

    Soğan ve sarımsak ince ince kıyılarak sararana kadar zeytinyağı ile kavrulur. Rendelenmiş domates ve chili biber eklenir. Chili biber yoksa pul biber de kullanılabilir. Tuzu da ekledikten sonra tüm malzemeler suyunu çekene kadar bekletilir. Haşlanan makarna ile sos karıştırılır ve ince kıyılmış fesleğen üzerine eklenir. Fesleğen yerine maydanoz da kullanılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Napoliten Sos” title_font_size=”13″]

    Napoliten sos için gerekli olan malzemeler:

    • İki diş sarımsak
    • İki yemek kaşığı zeytinyağı
    • Dört adet domates
    • Bir yemek kaşığı domates salçası
    • İki su bardağı sıcak su
    • 10 yaprak fesleğen
    • Kekik
    • Tuz
    • Karabiber

    Geniş bir tavada iki yemek kaşığı zeytinyağına iki diş ince ince doğranmış sarımsak eklenir ve kavrulur. Dört domatesin kabukları soyulduktan sonra rendelenir ve domates salçası ile birlikte tavaya eklenir. Domatesler yumuşamaya başlarken sıcak su katılır. Beş dakika suyunu çekene kadar pişirilir ve fesleğen yaprakları ince ince kıyıldıktan sonra karışıma ilave edilir. Damak tadına göre kekik, karabiber ve tuz eklenir. Tüm karışım blenderda çekilir ve sos, makarna ile karıştırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bolonez Sos ” title_font_size=”13″]

    Bolonez sos için gerekli olan malzemeler:

    • 250 gr az yağlı kıyma
    • Bir su bardağı domates rendesi
    • Bir adet orta boy soğan
    • Bir adet rendelenmiş havuç
    • İki diş sarımsak
    • İki yemek kaşığı domates salçası
    • Bir su bardağı haşlanmış makarnanın suyu
    • Bir-iki adet kereviz sapı
    • Dört yemek kaşığı zeytinyağı
    • Tuz
    • Karabiber
    • Kırmızı pul biber

    Soğan, sarımsak ve kereviz sapları küçük küçük doğrandıktan sonra geniş bir tavada zeytinyağında diri kalacak şekilde kavrulur. Üzerine kıyma ve haşlanan makarnanın sıcak suyu eklenip rendelenmiş havuçlar ilave edilir ve beş dakika daha pişirilir. Ardından domates rendesi, salça, tuz ve baharatlar katılır. Hazırlanan sos, makarna ile karıştırılmaz, üzerine katılarak servis edilir. Bu sos tarifinde tuzu en son koymak önemlidir çünkü öncesinde eklenen tuz, kıymanın sertleşmesine neden olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mac and Cheese Sos” title_font_size=”13″]

    Mac and cheese sos için gerekli olan malzemeler:

    • 150 gr Cheddar peyniri
    • Bir çay bardağı rendelenmiş mozzarella peyniri
    • Bir çay bardağı rendelenmiş Kars gravyeri
    • Bir çay bardağı rendelenmiş parmesan peyniri
    • Bir su bardağı süt
    • İki yemek kaşığı tereyağı
    • İki yemek kaşığı un
    • Bir tutam toz veya rende muskat
    • Tuz
    • Karabiber
    • İki yemek kaşığı ekmek kırıntısı

    Tereyağı tavada eritilir ve ardından un eklenerek kokusu çıkana kadar kavrulur. Sonrasında süt ilave edilir ve sırasıyla tüm peynirler ardından da muskat eklenir. Eğer sos yoğun bir kıvam alırsa süt ile kıvamı ayarlanabilir. Tuz ile karabiber ilavesinden sonra sos hazır olur ancak işlem burada bitmez. Haşlanmış makarna süzülür, peynirli sos ile güzelce harmanlanır ve büyük bir cam veya döküm tavaya yerleştirilir. Üzerine bir kâsede hazırlanmış tereyağı, ekmek kırıntısı ve parmesan peyniri karışımı eşit bir şekilde serpiştirilir. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

  • MAYASIZ EKMEK, EKMEKSİZ DÜNYA OLMAZ!

    MAYASIZ EKMEK, EKMEKSİZ DÜNYA OLMAZ!

    Bunu biz söylemiyoruz, insanlığın 8 bin yıldır ekmeksiz geçmeyen tarihi söylüyor. Baksanıza, Eski Mısırlılar bu kadim kültürü duvarlara işleyecek kadar önemsemiş, ekmek konusundaki bilgilerini günümüze kadar ulaştırmayı görev bilmişler. Ne var ki bizim şu anki konumuz ekmeğin tarihçesi değil. Bizler, endüstriyel ekmek üretiminin içine doğmuş kuşaklar olarak evde ekmek yapmak fikri ile daha yeni yeni tanışıyoruz bile diyebiliriz. O halde daha fazla vakit kaybetmeden ekmek yapımı ve olmazsa olmazı mayalama süreci hakkındaki detaylarla konuya hemen giriş yapalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Klasik ekmek yapımı çok kolay ama az da olsa sabır isteyen bir tarife sahip. Kolay diyoruz, çünkü tarif az sayıdaki malzemeleri karıştırıp fırına vermeye dayanıyor. Sabır istiyor diyoruz, çünkü fırına vermeden önce bir süre beklemeyi gerektiriyor. Tarif araştırmasına girdiğinizde birbirinden farklı ölçülerden oluşan birçok tarifle karşılaşacak olmanız ise bu işin handikabı!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İşin doğrusu ise herkesin kabına, fırınına, arzusuna göre ölçülerini şekillendirip kendi tarifini oluşturabileceği… Size tavsiyemiz ilk denemenizde mükemmel bir sonuç hedeflemekten kaçınmanız. Eksik veya fazla bulduğunuz noktaları bir sonraki denemenizde telafi etmek üzere hareket ederseniz, birkaç denemeden sonra kendi tarifinizin netleşeceğine emin olabilirsiniz.

    ekmek, maya
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Genel bir çerçeve olarak şu tariften faydalanabilirsiniz: Bir paket kuru mayayı 1,5 su bardağı ılık suda eritin ve geniş bir kabın içine koyduğunuz 4 bardak una ilave edin. Bir tatlı kaşığı tuzu da ekleyerek hamur haline gelene kadar karıştırın. Karıştırmak için mikser kullanabileceğiniz gibi ellerinizi de kullanabilir, hamurunuzu elinize yapışmayacak kıvama gelene kadar yoğurabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hamurun üstünü bir bezle örtüp 40 dakika mayalanması için bekletin. Süre sonunda hamurunuzdan iki yuvarlak beze yapın ve bu bezeleri de iyice örtüp 10 dakika daha bekletin. Sonra, bezeleri elinize yapışmaması için çok az un serperek tek tek elinizle biraz açın. Daha sonra somun şeklini vererek yağlı kâğıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin ve üstünü örtüp 40-50 dakika kadar daha bekletin. Önceden 200 derecede ısıttığınız fırına vererek 30 dakika pişirin.

    ekmek, maya
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çavdar, yulaf, kepek, mısır, buğday unu… Kullanacağınız un ekmeğinizin de çeşidini belirler. Ve unutmayın ki ekmek yapımındaki büyük rollerden biri unda ise diğeri mayadadır. Eski Mısır’dan beri ekmek yapımında kullanıldığı düşünülen maya, besinin kalitesini belirlemede de ana etkenlerden biri. Tek hücreli bir mikroorganizma olan maya ile hamurun kabarması ise unun içindeki şekerle karışınca karbondioksit gazının oluşması sayesinde gerçekleşiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ekmek yapımında kullanabileceğiniz farklı maya çeşitleri de bulunuyor. Asırlardır kullanılan ve bağırsak florasına çok iyi geldiği bilinen ekşi maya, paketi açıldıktan sonra fazla bekletilmemesi gereken ve yüzde 70’i sudan oluşan yaş maya, tanecikli haliyle önce ılık suda çözünüp aktifleşmesi icap eden kuru maya, ondan daha ince tanecikler halinde olan ve önce suda çözünmesi gerekmeyen instant kuru maya bu çeşitlerden bazıları.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bu mayaların her biriyle ekmek yapabilirsiniz fakat bildiğiniz ölçülerin hatta tarifin değişeceği bilgisi de aklınızda bulunsun, çünkü ekşi maya ile yapılan ekmeğin tarifi kuru mayaya göre oldukça farklı olacaktır. Eğer evde ekmek yapımını geliştirmekte kararlıysanız, bir adım ilerisinde de evde kendi mayanızı yapabilirsiniz. Hele de sağlık açısından en çok önerilen ekşi mayayı kendi mutfağınızda yapabilirseniz siz artık bu işin piri olmuşsunuz demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Son olarak ekmek yapımıyla ilgili şu birkaç püf noktayı ekleyelim: Kullanacağınız unu elekten geçirmek ekmeğinizin daha kıvamlı ve lezzetli olmasını sağlar. Hamuru yoğururken kullanacağınız su sıcak ya da soğuk değil ılık olmalı ki mayalanma işlemi sağlıklı gelişsin. Mayalanma süresini ne kadar uzatırsanız o kadar kabarık bir ekmek elde edersiniz. Pişirme esnasında fırına içi su dolu bir kap koyarsanız ekmeğin nem dengesini sağlayabilir, böylece dışı çıtır içi yumuşacık bir ekmek elde edebilirsiniz.

  • DANİMARKA’NIN ÜNLÜ RÜYA KEK TARİFİ

    Danimarka’ya özgü bir kek olan ve Türkçeye çevrildiğinde ”Brovst’dan rüya pastası” anlamına gelen Drommekage hem pratik bir tarife hem de kalpleri fethedecek lezzete sahip. Kekin ortaya çıkışının ilginç bir hikâyesi de var. Danimarka’nın ünlü politikacısı Jytte Antersen annesini bir aile partisi için Brovst köyüne götürür. Annesi elindeki malzemelerle bu keki pişirir ve tüm aile üyeleri kekin lezzetine bayılır. Böylece kek, ailenin bir araya geldiği köyden hem ismini alır hem de tüm ülkenin klasikleşmiş lezzeti haline gelir. Siz de farklı ülkelerden farklı lezzetler denemeyi seviyorsanız bu içeriğimiz tam size göre.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle bu leziz kek için gerekli olan malzemeleri listeleyelim: 260 gr un, 300 ml süt, bir yemek kaşığı beyaz sirke veya limon suyu, 6 adet yumurta, 260 gr şeker, 100 gr tereyağı, 2 çay kaşığı kabartma tozu, bir yemek kaşığı vanilya ve bir tutam tuz. Malzemelerin sırayla hangi işlemlerden geçeceği bir sonraki maddede…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Fırını önceden 200 derecede ısıtın. Derin bir kapta un ve kabartma tozunu karıştırın. Tereyağını eritin ve bir kenara ayırın. Başka bir kapta, yumurtaları ve şekeri köpük köpük olana kadar çırpın ve vanilyayı da ekleyip karıştırın. Un karışımının yarısını eleyerek köpük formu elde ettiğiniz karışımla birleştirin. Malzemeleri yavaşça karıştırmaya devam edin ve erimiş tereyağını ekleyin. Bir başka kapta süt ve sirkeyi karıştırıp tümünü ana malzemelere kattıktan sonra geri kalan unu da ekleyerek dikkatlice karıştırın. Kek hamurunu yağlı kâğıt serili kelepçeli kalıba yayın ve 200 derecede 25-30 dakika pişirin. Bir kürdan yardımı ile kek hamurunun pişip pişmediğini anlayabilirsiniz. Keke batırılan kürdan hamura yapışmadan çıkarsa kekiniz pişmiş demektir. Pastayı fırından çıkarmadan önce Hindistan cevizi-karamel sosunun hazır olması gerekiyor. Sos için gerekli olan maddeler ise bir sonraki maddede…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hindistan cevizi-karamel sos için gerekli olan malzemeler: 125 gr tereyağı, 50 gr krema, 200 gr kuru Hindistan cevizi rendesi ve 200 gr esmer şeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kolaylıkla hazırlayabileceğiniz sos tarifi için öncelikle tereyağını bir kapta eritin. Üzerine esmer şeker ve Hindistan cevizi rendesini ekleyin. Karışımı orta ateşte esmer şeker tamamen eriyene kadar karamelize edin. Sosu fırından yeni çıkan kekin üzerine dökün ve üzeri kızarana kadar fırında pişirin. 20-30 dakika soğumasını bekledikten sonra hazırladığınız keki ılık olarak servis edebilirsiniz.

  • 8 Madde İle Kahve Kültüründe Son Trend: Üçüncü Dalga Kahve

    8 Madde İle Kahve Kültüründe Son Trend: Üçüncü Dalga Kahve

    Üçüncü dalga kahveyi duyunca sizin de aklınızdan “Birinci ve ikinci dalga kahve neydi acaba?” diye geçmiştir. Birinci dalga, pişirilmeye gerek duymayan, hızlıca tüketilen dondurulmuş kahveler ve bunların paketler halinde satışa sunulmasıydı. Kahve üzerine açılan mekânlarda espresso, latte gibi çeşitli kahvelerin servis edilmeye başlanması ikinci dalga kahveyi oluşturdu. 21. yüzyıl başları ise bizi üçüncü dalgayla buluşturuyor. Üçüncü dalga kahvenin ne anlama geldiği Kültür ve Yaşam’ın 8 maddelik listesinde!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Paylaşıldıkça Çoğalan Tadıyla Çay Çeşitleri

    Paylaşıldıkça Çoğalan Tadıyla Çay Çeşitleri

    Çay içiminin farklı kültürlerde farklı ritüelleri bulunuyor ama “çay” adı neredeyse dünyanın her yerine aynı yerden, yani Çin’den gitmiş. Çayın Mandarin lehçesinde ç’a ve Amoy lehçesinde t’e olan iki farklı telaffuzu dünya dillerinde dönüşerek de olsa kullanıma girmiş. Rusçada “çai”, Türkçede “çay”, İngilizcede “tea”, Almancada “tee” gibi… Dünya üstündeki çay çeşitleri ise onlarca hatta yüzlerce ve içlerinden öne çıkan bazıları listemizde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Haklısınız; bizler için çay demek yurdumuzun Doğu Karadeniz bölgesinde toplanan, sofralarımızı keyiflendirip muhabbetimizi çoğaltan siyah çay demektir. Öyle ya, önümüzde onlarca  çay çeşidi duruyor olsa da demini iyice almış bir bardak siyah çayın yerini hiçbir şeyin tutmayacağını hepimiz biliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Siyah çay ne kadar keyif demekse yeşil çay da o kadar sağlık demek… Bunun nedeni yeşil çayın siyah çaya göre daha hızlı kurutulmasıdır ve bu hız siyah çay gibi oksijenle tepkimeye girmesine engel olur. Antioksidan oranı siyah çaya göre daha fazla olan yeşil çayda da az miktar da olsa kafein bulunduğunu unutmamalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Çayın keşfiyle ilgili bir rivayetten söz edilir. Buna göre Çin imparatorunun içtiği sıcak suya çay bitkisi düşünce tadına hayran olmuş ve sırf o sıvıyı içmek için yedi yıl aynı bölgede kalmış. İşte ikinci rivayet de, tesadüfen suya düşen o çayın beyaz çay olduğu yönünde. Faydaları saymakla bitmeyen ve “gençlik iksiri” şeklinde tanımlanan çayda da düşük oranda kafein bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Afrika’dan çıkıp dünyanın gündemine oturan çay türü ise rooibos, yani kırmızı çay. Klasik demleme yöntemiyle hazırlanan kırmızı çayı diğer çaylardan ayıran en büyük özelliği kafein içermiyor olması. Yani sırf kafeinden çekindiği için çay içemeyenler bu durumu kırmızı çay sayesinde değiştirebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Akdeniz’in güzel kokulu turunçgillerden olan bir meyve bergamot. Bu meyvenin yağı ya da aromasıyla harmanlanan siyah çaya bergamotlu çay deniyor. Diğer bir adıyla “Earl Grey”. Bu ismin ise 1800’lü yıllarda İngiliz Krallığında Başbakanlık yapmış Charles Grey’den geldiğini enteresan bir bilgi olarak not düşelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Sıcak su içine atılan çiçek tohumu, iki dakika sonra aynı su içinde açan bir çiçek, beş dakika içinde demlenmiş ve içime hazır hale gelmiş mis gibi bir “terapi çayı”. Terapi adının görüntüsünden kaynaklandığını anlamak hiç de zor değil. Blooming tea, blossom tea, hua cha ya da çiçek açan çay bilinen diğer isimleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Elma çayı, kuşburnu çayı, böğürtlen çayı ve sair. Telaffuzu bile kulağa oldukça hoş geliyor öyle değil mi? Gerek tadı gerek kokusuyla üstümüze afiyet veren meyve çaylarını hepimiz seviyor hatta bazen birbiriyle karıştırarak tüketiyoruz. Ama yine de her karışımın olumlu sonuçlar vermeyeceği, bilgi doğrultusunda hazırlamak gerektiği aklınızda bulunsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Tüm dünyada dönem dönem popüler hale gelen çay türleri de yok değil. Örneğin son dönemlerde ülkemizde bir matcha çayı furyasıdır gidiyor. “Maça” şeklinde telaffuz edilen çay meğer Japonya ve Çin’de yüzyıllardır tüketiliyormuş. Üretimi de, görüntüsü de, hazırlanışı da diğer çaylardan farklı olan matcha en çok yeşil rengiyle dikkat çekiyor.

  • İkinci Dalga Kahve Akımının En Popüler Çeşitleri

    İkinci Dalga Kahve Akımının En Popüler Çeşitleri

    Aşağıda ikinci dalga kahve akımının en popüler çeşitlerine yer veriyor ve mutlaka sıcak bir fincan kahve eşliğinde okumanızı öneriyoruz. Ve eğer kahve akımlarını, özellikle üçüncü dalgayı anlattığımız içeriğimizi de hala okumadıysanız sizin için ilgili linki buraya bırakıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Aşağıda sayacağımız tüm kahvelerin ana malzemesi olan espresso kuvvetli tadıyla gerçek kahve severlerin favorisi. Küçük fincanda içilen bu meşhur İtalyan kahvesinin bizim Türk kahvesine benzer bir görüntüsü bulunuyor. Üzerindeki ince köpük tabakası içimini kolaylaştırıyor ve diğer kahve çeşitlerinin aksine espressonun köpüğü sudan yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Espressonun tadını seven ama biraz fazla kuvvetli bulanların ya da espressoyu uzun uzun içmeyi isteyenlerin tercih ettiği kahve çeşidi Americano. İtalya’ya gelen Amerikalıların espressoyu acı buldukları için üzerine sıcak su eklemeleri sonucu ortaya çıktığı düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    En çok tüketilen kahve çeşitlerinden biri olan cappuccino kalın bir süt köpüğü tabakasına sahip… Genellikle üzerinde çikolata tozu ile servis edilen bol sütlü bol köpüklü bir cappuccino hem lezzet hem kafein ihtiyacını karşılayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Özellikle son günlerde pek popüler olan kahve çeşitlerinden biri flat white… İsmi tanıdık gelmese de içindekiler latteden pek farklı değil; farklı olan tarafı süt ve kahve oranı. Latteye kıyasla daha az süt barındıran flat white, latteden küçük espressodan büyük fincanlarda servis ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Espresso fincanında servis edilen macchiatonun üzerine süt köpüğü ekleniyor. Espressoyu süt ile lezzetlendirmek ve tadını biraz yumuşatmak isteyenlerin adresi macchiato.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Çikolata ile kahvenin bir araya geldiği mocha hazırlanırken önce espresso ile çikolata karıştırılıyor sonra üzerine sıcak süt ve süt köpüğü eklenerek kahve tamamlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    En sevilen kahve çeşitlerinden biri olan latte, espressonun süte doyduğu an diyebiliriz. Zira içindeki espressonun neredeyse 8 katı kadar süt içeriyor.

  • LİMONATA HAKKINDA HER ŞEY

    LİMONATA HAKKINDA HER ŞEY

    Yaz sıcaklarından bunaldığımızda serinlik veren ve hangi mevsim olursa olsun tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendiren bu efsane içeceği gündemimize almasak olmazdı! Bugünkü formuna ulaşana kadar uzun bir yolculuğu olmuş limonatanın… Tarihi, Mısır’da 12. yüzyıl başlarında yapılan limon suyu ticaretine kadar uzanıyor. Sonraki yüzyıllarda aynı bölgede limon suyunun bal ve hurma ile karıştırılarak içildiği de günümüze ulaşan bilgiler arasında… Peki, gittiği restoranda “Ev limonatası mı?” diye soran biri aslında ne ister, hemen sorunun cevabıyla başlayalım…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • İKİNCİ KEZ ISITILMAMASI GEREKEN BESİNLER

    Tüm yiyecekler çiğ veya pişmiş olsun tazeliğini yitirdikçe besin değerini kaybeder. İkinci kez ısıtılan bazı yemekler ise saklanma koşullarına bağlı olarak besin zehirlenmelerine veya sindirim sorunlarına yol açabilir. Listedeki yiyeceklerin her biri sağlığa faydalı olsa da tekrar ısıtıldığında bedenimiz için bir tehdit unsuru oluşturabilir. İkinci kez ısıtılmaması gereken besinleri nedenleriyle listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ispanak ” title_font_size=”13″]

    Vitamin ve mineral bakımından zengin besin ögeleri içeren ıspanaktaki nitrat, nitrojenin katılaşmasıyla doğal olarak oluşan ve suda eriyen bir bileşendir. Ancak bu bileşen, ıspanak yemeği ikinci kez ısıtıldığında nitrite dönüşür. Nitrit ise besin zehirlenmesine neden olabilecek bir bileşen olduğu için uzmanlar ıspanak yemeğinin yapıldıktan sonra en fazla iki gün buzdolabında saklanması ve ısıtılmadan tüketilmesini tavsiye ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tavuk” title_font_size=”13″]

    Tavuk, ikinci kez ısıtıldığında içeriğindeki proteinin yapısı değişiyor ve bakteri üretme riski doğuyor. Piştikten sonra tekrar ısıtılmaması konusunda en çok uyarılan besinlerin başında tavuk geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Patates” title_font_size=”13″]

    Oda sıcaklığında bırakıldığında gıda zehirlenmesine neden olan bakterilerin üremesi için uygun bir ortam sunan pişmiş patates, servis edildikten sonra buzdolabında saklanmalı ve tekrar ısıtılmamalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yumurta” title_font_size=”13″]

    Tıpkı tavukta olduğu gibi ısıtıldığında protein yapısında değişime uğrayan yumurta, yumurta içeren yemekler ve yumurtalı soslar gıda zehirlenmesine sebep olabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mantar” title_font_size=”13″]

    İyi bir vitamin, lif ve mineral kaynağı olan mantar tekrar ısıtıldığında besin değerini kaybediyor ve şişkinlik, karın ağrısı gibi sindirim problemlerine yol açabiliyor. Bu sebeple ya mantarı tüketebilecek kadar pişirmek ya da artakalan mantarları ısıtmadan yemek gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pirinç” title_font_size=”13″]

    Pirinç pilavı, aynı gün içerisinde tüketilen ve ertesi güne bırakılmaması gereken bir yemek. Çünkü doğada yaygın olarak bulunan bakterilerden olan “Bacillus cereus” adlı bakteri, pişmemiş pirinçte bulunabiliyor ve toksin üretebilecek bakterilere dönüşmesine neden olabiliyor. Bu durum da gıda zehirlenmelerine yol açıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kereviz” title_font_size=”13″]

    Kereviz, sağlığa olan faydalarıyla öne çıkan bir besin olsa da tıpkı ıspanaktaki gibi tekrar ısıtıldığında yapısındaki nitrat, kandaki demirin oksitlenmesine sebep olduğu için hücrelerin oksijen taşımasına engel oluyor ve uzmanlar bu besinin ısıtılmadan tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.

  • SAĞLIĞA FAYDALARI SAYMAKLA BİTMEYEN DEREOTU

    Ana vatanı Asya olan, aromatik ve keskin tadıyla yemeklere lezzet katmak için ot ya da baharat olarak kullanılan dereotunun sağlığa birçok faydası bulunuyor. Kimileri tadından ve kokusundan hoşlanmasa da birçok zeytinyağlı yemeğe ve salatalara katılan dereotuyla ilgili detaylı bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dereotu, maydanozgiller familyasına ait yeşil yapraklı bir bitkidir. Vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olan dereotunda; A, B1, B6, C, D ve E vitaminleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Potasyum, sodyum, çinko, manganez, selenyum, demir ve folat gibi insan sağlığı açısından önemli minerallere sahip olan taze dereotunda bolca çinko bulunduğu için cilt sağlığında da etkilidir. Dereotu, bağırsaktan besin geçişini kolaylaştırdığı için sindirim sorunlarının giderilmesinde de kullanılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    100 gr dereotunda ortalama 40 kalori bulunur. İçeriğindeki folik asit insan sağlığı ve anne karnındaki çocuk gelişimi için oldukça önemlidir. Anne karnındaki bebeğin beyin ve omurilik gibi nöral işlevlerin gelişmesinde etkili rol oynar.Hamilelerin uzman bir doktor gözetiminde kullanması tavsiye edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sindirim sorunları, bebeklerde uzun süren ağlama ve huzursuzluk durumuna yol açan kolik ile ağız kokusu gibi çeşitli rahatsızlıkları tedavi etmede kullanılan dereotunda yüksek oranda lif ve antioksidan bulunur. Lifli gıdalar bağırsakların düzgün çalışmasını sağlayarak kilo kaybını teşvik ederken, kan şekerini düşürür ve kalp sağlığını korur. Antioksidanlar ise bağışıklık sistemini güçlendirir, hücrelerde oluşabilecek DNA hasarlarını önlemede etkilidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İçerisinde kalsiyum, magnezyum ve fosfor bulunduran dereotu, çocukların gelişiminde önemli olduğu kadar ilerleyen yaşlarda özellikle kadınlarda görülen kemik erimesi sorunlarında da yavaşlatıcı etkilere sahiptir. Aynı zamanda demir içeriği bakımından zengin olan dereotu, anemi hastaları ve vejetaryenler için de oldukça faydalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bitkilere sarı, turuncu, kırmızı gibi parlak renkleri veren ve insan vücudunda antioksidan işlevini yürüten flavonoidler dereotu yapraklarında da bulunur ve bu flavonoidler hücre hasarını onarmada etkili olur. İçeriğindeki B grubu vitaminler sayesinde uykusuzluğa karşı doğal bir çözüm olduğu belirtilmektedir. Günlük beslenmede, doğru oranlarda tüketilen dereotu, belirli hormonların ve enzimlerin salgılanmasını sağlayarak sakinleştirici bir etki sağlar. Aynı zamanda stres hormonu olarak nitelendirilen kortizol seviyesini de düşürmeye yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Salata, cacık ve zeytinyağlı yemeklere sıkça eklenen dereotu, çorbalarda ve soslarda da kullanılmaktadır. Hem aromatik tadının verdiği lezzeti hem de faydası ile ön plana çıkan dereotunu taze olarak saklamak için yıkadıktan sonra yapraklarını nemli bırakarak kâğıt havluya sarıp buzdolabı poşetinde muhafaza edebilirsiniz.

  • Her Öğün Yemek İsteyeceğiniz Lezzetli Bir Salata İçin İpuçları

    Her Öğün Yemek İsteyeceğiniz Lezzetli Bir Salata İçin İpuçları

    Sağlıklı olduğu kadar besleyicidir de bir öğün salata… Uzmanlar bol bol salata tüketmemizi öneriyor ama bazen salatanın lezzetsiz olduğunu, bizi doyurmayacağını düşündüğümüz bir gerçek. Bu içeriğimizde, aklınızın başka yiyeceklere kaymasını engelleyecek kadar lezzetli bir salata hazırlamanın püf noktalarını sizinle paylaşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Salata dendiğinde ilk akla gelen yeşilliktir, genellikle de marul… Kullandığınız yeşillikleri çeşitlendirerek salataya hem doku hem de lezzet katabilirsiniz. Örneğin ıspanak, roka, tere, semizotu, kuzukulağı ve daha niceleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Salatayı öğün olarak tüketmek özellikle formuna dikkat edenlerin tercihi olabiliyor. Üstelik çalışanlar için de oldukça pratik bir öğlen yemeği alternatifi… Ama unutmayın ki bu durumda salataya doyurucu protein kaynakları eklemelisiniz: et, tavuk, balık, peynir, tofu, baklagiller… Kısacası canınız ne çekerse.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bütün yemeklerde olduğu gibi salata hazırlarken de taze ve mevsiminde malzemeler kullanmak çok önemli. Sebze ve meyvelerin içerdiği vitamin ve minerallerden en iyi şekilde faydalanmak için sezona ait malzemeleri seçin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Salata malzemelerinin sosu en iyi şekilde üstlerinde tutabilmesi için kuru olmaları gerekiyor, özellikle de yeşillikleri yıkadıktan sonra iyice kurutmalısınız. Tabii sağlığınız için yeşilliklerin yıkanma sürecinde de itinalı olmanız gerektiğini hatırlatalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Salataya esas lezzetini veren sos olsa da kullandığınız malzemeleri de tatlandırmayı es geçmeyin. Yeşilliklere tuz ve karabiber serpin hatta kuru baharatlarla yetinmeyin; biberiye, nane, kişniş gibi taze baharatların da lezzetinden faydalanın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Salatanın sosunu her zaman ayrı bir kâsede hazırlayın ve iyice karıştığına emin olduktan sonra malzemelere ekleyin. En klasik sos içerikleri arasında zeytinyağı, sirke çeşitleri, limon ve nar ekşisi bulunuyor ama hardal, tahin, yoğurt gibi eklemelerle değişiklik yaratabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Son olarak sunumun da iştahı etkileyeceğini unutmayın. Salatanın görüntüsünün de tadı kadar güzel olması için, salata ile sosu karıştırdıktan sonra temiz bir tabağa alın ve öyle servis edin.