Kategori: Yemek/Beslenme

  • Davetlerinizi Ziyafete Dönüştürecek 14 Meşakkatli Yemek

    Davetlerinizi Ziyafete Dönüştürecek 14 Meşakkatli Yemek

    Sevdiklerinizi özenle hazırladığınız bir sofranın başında toplamak büyük bir zevktir. Davet sofraları hazırlanırken titizlenilir, mükellef bir sofra hazırlamak için hiçbir zahmetten kaçınılmaz. En lezzetli ve gösterişli yemekleri yapmak hiç de kolay değildir, sofraya geldikten sonra birkaç dakika içinde silinip süpürülen yemekleri hazırlamak, sofrayı en güzel şekilde kurmak saatler sürer ama her zaman bu çabaya değer. En güzel davet sofralarını hazırlamak isteyenlere, herkesin aklını başından alacak, çorbasından tatlısına dek düşünülmüş dört dörtlük bir menü ve 14 meşakkatli ama lezzetiyle akılları baştan alan yemek…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türk Mutfağının En Doyurucu Başlangıcı, Anneleri En Çok Yoran Çorba: Analı Kızlı Çorbası” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sofranın En Sağlıklı Tabağı: İç Baklalı Enginar” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Geleneksel Türk Zeytinyağlısı: İmambayıldı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ceviz ve Tavuğun Mükemmel Uyumu: Çerkez Tavuğu” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İster Yoğurtlu, İster Salçalı: Fellah Köfte” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kızartmasıyla, Haşlamasıyla Gönüllerin Sultanı: İçli Köfte” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kat Kat Lezzet: Ispanaklı Açma Börek” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kabak ve Patlıcanlar Kızarıp Lazanya İle Buluşursa…” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri, lazanya
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Közlenmiş Patlıcana Kim Hayır Diyebilir ki? Sonuçta Hünkâbeğendi” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İncecik Patates Kızartmaların Üzerinde Çökertme Kebabı” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çıtır Yufkanın Sakladığı Lezzet: Perdeli Pilav” title_font_size=”13″]
    perde pilavı, türk mutfağı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Merzifon’dan Efsanevi Baklalı Yaprak Sarma ” title_font_size=”13″]
    yaprak sarma, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hafif Tatlı Sevenlere: Kayısı Tatlısı” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İhtişamlı Bir Tatlı Olmazsa Sofra Eksik Kalır Diyenlere: Yassı Kadayıf” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk yemekleri
  • Dünyanın En Tatlı Turuncusu

    Her yıl ekim ayında görmeye başladığımız ve bahar başlangıcına kadar tezgâhlarda arzı endam eden balkabağından söz ediyoruz. Kabakgiller ailesinin bu en gösterişli üyesinin sağlığa yararları saymakla bitmiyor. Damaklarda bıraktığı tatsa başlı başına bir konu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türk mutfağında bal kabağı resmigeçidi…” title_font_size=”13″]

    Dünyada Orta Amerika’dan sonra en çok Çin, Hindistan ve Mısır’da görebileceğiniz bir sebze bal kabağı… Ama en çok da Türk mutfağında potansiyelini açığa çıkarabilmiş bir sebze… Rize’de kabak sütlaç, Isparta’da çekme bal kabaklı tatlı, Hatay’da kabak borani, Bolu’da kabak gözlemesi, Trakya’da bal kabağı böreği, farklı yörelerde yapılan bal kabağı çorbası ve daha nicesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bal kabağı nasıl seçilir?” title_font_size=”13″]

    Dünyada ağırlığı 1 tona, boyu 4 metreye ulaşan bal kabakları yetişebiliyor ve hayret uyandıran bu hâlleriyle zaman zaman da sergileniyorlar. Fakat siz yemek üzere alacağınız kabağın mümkünse elinizle tartabileceğiniz orta büyüklükte olmasına, parlak değil mat yüzeyli görünmesine, sert ve gergin kabuklu oluşuna özen gösterin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cüssesi gözünüzü korkutmasın!” title_font_size=”13″]

    Bal kabağını soymak ve dilimlemek düşündüğünüzden çok daha kolay bir iş! Önce karpuz keser gibi sapını küçük bir daire şeklinde kesin sonra ortadan ikiye ayırarak iyice temizleyin. Dilimleyeceğiniz yerler konusunda sebze zaten üzerindeki şeritlerle sizi yönlendirecek. İhtiyacınız olan tek araç, keskin ve kabağın boyutuna uygun bir bıçak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bal kabağı ile yapamayacağınız tatlı hangisi?” title_font_size=”13″]

    Neredeyse yok! Tart, kek, muffin, pancake, cupcake, cheesecake, hatta muhallebi… Dünyanın en işlevli sebzelerinden olan bal kabağı ile her ne yaparsanız yapın şunu unutmayın: Bal kabağının en lezzetlisi en turuncusundan çıkar! Ne kadar turuncu, o kadar olgun!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mükemmel bir kabak tatlısının püf noktası!” title_font_size=”13″]

    Bal kabağının herkes tarafından ilgi gören yegâne tarifi şeker ilave edilerek kendi suyunda pişirilen tatlısıdır. Anne ilgisini hatırlatan bu tatlının anne eli değmiş hissi vermesi, yani karamelize olması için, piştikten ve biraz soğuduktan sonra üzerine az miktarda şeker ilave ederek fırında 10-15 dakika daha pişirmeniz yeterlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çekirdeklerini yabana atmayın…” title_font_size=”13″]

    Siz siz olun bal kabağının çekirdeklerini ne yabana ne çöpe atmayın. E vitamini, potasyum, magnezyum, demir ve çinko açısından zengin bu çekirdeklerin çoklu doymamış yağ asitleri içerdiği, sıkça tüketmenin uyku problemine iyi geldiği, mutluluk hormonunun salgılanmasını olumlu etkilediği uzmanlar tarafından ifade ediliyor. Yapmanız gereken tek şey kabaktan ayırdığınız çekirdekleri bir süre kurumaya bırakmak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bal kabağına dönüşmek!” title_font_size=”13″]

    Külkedisi Pamuk Prenses’e dönüştüğünde onu baloya taşıyan araba hepinizin bildiği gibi aslında bal kabağıdır. Her ne kadar masallara yaraşır bir at arabasıyken saat gece yarısını gösterdiğinde tekrar bal kabağına dönüşmesi hiç hoşumuza gitmediyse de bir masal sebzesi olarak hikâyenin içinde büyük bir görev ifa etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En tatlı cadı…” title_font_size=”13″]

    Avrupalılar Amerika’ya göç etmeden önce kışın başlangıcını kutladıkları festivallerde turp, şalgam kökü gibi sebzeleri oyup içine mum yerleştirerek fener hâline getirirlermiş. Yeni kıtaya göç eden Avrupalılar, yerliler sayesinde bal kabağı ile tanışmış ve çok daha kolay oydukları bu sebzeyi özellikle Cadılar Bayramı’nın vazgeçilmezi hâline getirmişlerdir.

  • TÜRKİYE’NİN SOFRA ZENGİNLİKLERİ: BÖLGESEL LEZZETLER VE GELENEKLER

    Türkiye’nin farklı bölgelerinde misafirperverlik ve sofra kültürü, coğrafya, iklim ve toplumsal yapıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Her bölge, kendi geleneğini koruyarak misafir ağırlamayı hem bir onur hem de paylaşma kaynağı olarak sürdürür. Yazımızda, Türkiye’nin zengin tatlarını ve bölgesel mutfak geleneklerini sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İç Anadolu Sofralarında Sadelik ve Kanaatkârlık” title_font_size=”13″]

    İç Anadolu’da misafir ağırlamak sadece yemek paylaşmak değil; saygı, dayanışma ve birlikte olma ritüelidir. Komşu kaldırmaları, çetnevir ve çebiç gibi geleneksel davet sofraları toplumsal bağları güçlendirir. Günlük sofralar buğday ürünleri, koyun eti, yoğurt, patates ve sebzelerle kurulur; gözleme ise en sevilen hamur işlerinden biridir. Kayseri’de misafire pastırma, mantı ve sucuk; Konya’da etli ekmek ikram edilir. Yozgat’a özgü arabaşı hem hazırlanışı hem yenme biçimiyle sofraya ayrı bir ritüel katar. Özel günlerde sofralar daha zengin olur; yufka, kuzu tandır, bulgur pilavı ve sütlaç paylaşım ve cömertliği simgeler. Ev sahibi misafiri ağırlamaya özen gösterir. Sofralar sade ve mütevazı olup kanaatkâr olma anlayışını yansıtır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğu Anadolu Sofralarında Hürmet ve Saygı” title_font_size=”13″]

    Doğu Anadolu’da misafir ağırlamak âdeta bir şölen gibidir. Sert iklim ve zorlu yaşam koşulları, mutfağın et ve süt ürünleri ağırlıklı gelişmesini sağlamıştır. Misafir, manevi bir değer olarak kabul edilir ve büyük hürmet görür. Sofralarda etli yemekler, ayran ve tatlı mutlaka yer alır. Kars’ın kaz eti, Erzurum’un cağ kebabı, Van’ın otlu peyniri bu kültürün simgelerindendir. Yoğurt ve aşurelik buğdayla yapılan ayran çorbası yaygın bir lezzettir; Erzurum’da köfteli ve aşotlu ayran aşı, Iğdır’da katık aşı, Bingöl’de pestigen, Van ve Hakkari’de çökelekten yapılan keşk/kurut öne çıkar. Özel günlerde sofralar daha da zenginleşir, toplu dualar ve dinî ritüeller eşliğinde paylaşılır. Böylece yemek hem toplumsal dayanışmanın hem de manevi arınmanın bir sembolü hâline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karadeniz Sofralarında Emek ve Dayanışma” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’de misafir, mısır ekmeği, hamsi tava ve kuymak olmadan uğurlanmaz. İnce belli bardakta sunulan çay, sohbetin en sıcak eşlikçisidir. Bölgenin mutfak kültürü geleneklerle iç içedir. Yeni doğan bebeğe şerbet içirilmesi, lohusa ziyaretlerinde süt ve tatlı ikramı, diş çıkaran çocuklar için yapılan buğday törenleri, sünnet düğünlerinde keşkek sunulması… Bu geleneklerin yanı sıra, her ilin kendine özgü tatları da sofralara ayrı bir kimlik kazandırır. Kastamonu’nun Taşköprü sarımsağı, Amasya ve Tokat’ın bat salatası, Ordu ve Giresun’un kiraz turşusu, Trabzon ve Rize’nin karalahana yemekleri, hamsi çeşitleri, kuymak ve Akçaabat köftesi; Gümüşhane’nin lor dolması ve Artvin’in kabak tatlısı… Her tabak, bölgenin doğasına, emeğine ve paylaşma kültürüne kök salmış lezzetlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ege Sofralarında Huzur ve Dinginlik” title_font_size=”13″]

    Ege’de misafir, zeytin dalları gibi barış ve huzurla karşılanır. Evlerin bahçelerinde kurulan uzun masalarda meze, ot yemekleri ve deniz ürünleri eksik olmaz; misafirin tabağı boşaldıkça sofraya yenileri eklenir. Bu sofralar yalnızca yemek değil, birlikte olmanın sıcaklığını da paylaşmanın bir yoludur. Ege mutfak geleneğinde bu paylaşım, yaşamın döngülerine de yansır. Yeni doğan bebek için gelenlere otlu börekler, pastalar ve tarçınlı lohusa şerbeti ikram edilir; Afyonkarahisar çevresinde “doğum takımı” adı verilen özel yemekler hazırlanır. Cenazelerde lokma ve katmer yapılır, düğünlerde keşkek, tarhana çorbası, bamya ve pilav ikram edilir. Düğün öncesi yapılan “buğday dövmesi” ise birlikte emek vermenin, paylaşmanın simgesidir. Zeytinyağlılar, ot yemekleri ve deniz ürünleri; sağlıklı yaşam ve dinginlik değerlerini temsil eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akdeniz Sofralarında Bereket ve Neşe” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’de misafir ağırlamak, sofra bereketini ve yaşam sevincini paylaşmak demektir. Bölgenin güneşi, toprağı ve denizi mutfağa yansır; zeytinyağlılar, taze otlar, baharatlar, balıklar ve sebzeler sofranın baş tacıdır. Antalya’da tahinli piyaz, balık buğulaması, hibeş ve kabak tatlısı; Adana’da acılı kebaplar, sini köftesi, şalgam suyu ve bici bici; Hatay’da künefe, zahterli salatalar ve ekşili yemekler Akdeniz’in renkli mutfak mozaiğini oluşturur. Ayrıca, bebek diş çıkarınca kölle ya da keşkek pişirilir; düğünlerde şerbetler, lokumlar ve limonatalar ikram edilir. Hatay’da hırisi, Girit göçmenlerinde çullama özel günlerin bereket yemeğidir. Isparta’da düzenlenen Kiraz Bayramı’nda komşular birbirini üç öğün sofraya davet eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güneydoğu Sofralarında Zenginlik ve Cömertlik” title_font_size=”13″]

    Güneydoğu Anadolu sofralarında yemek, sadece beslenmek değil; paylaşmak, birlikte olmak ve toplumsal bağları güçlendirmek demektir. Bölge, Türk ve Arap kültürlerinin buluştuğu zengin bir mutfak kültürüne sahiptir; bu da yemeklerin genellikle bol baharatlı ve acılı olmasını sağlar. Koyun eti, bulgur, baklagiller ve yoğurtlu yemekler sofraların vazgeçilmezidir. Bölgede kebap çeşitleri oldukça fazladır ve misafir, et yedirilmeden uğurlanmaz. Gaziantep’in baklavası ve katmeri, Mardin’in karışık sütlacı, Diyarbakır’ın kaburga dolması, Şanlıurfa’nın çiğ köftesi ve Siirt’in büryanı, misafire unutulmaz lezzetler sunar. Kahvaltılarda ise ciğer, kelle paça çorbası ve çeşitli hamur işleri sıkça yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Marmara Sofralarında Zarafet ve Özen” title_font_size=”13″]

    Marmara Bölgesi, zengin tarihî geçmişiyle mutfak kültürünü çeşitlendirmiştir. Roma, Bizans ve Osmanlı başkentlikleri ile İstanbul mutfağı, saray yemeklerinden halk lezzetlerine kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Bursa, Osmanlı ve Selçuklu mirasıyla zenginleşmiş; tarhana çorbası, sipsi, zeytinyağlı kestaneli lahana dolması, Bursa mumbarı, ciğer sarması, İskender kebap, İnegöl ve pideli köfte ile Kemalpaşa tatlısı hâlâ geleneksel olarak hazırlanır. Trakya’nın Edirne ve Tekirdağ illerinde hayvancılığın gelişmesi, bölgeyi yoğurt ve peynir kültürü açısından da zenginleştirmiştir. Marmara’da misafirperverlik hem yöresel hem bölgesel lezzetlerle sürdürülür. Doğumlarda lohusa şerbeti, armut kurabiyesi ve cevizli lokum ikram edilir; anne ve bebeğe süt, lokma, helva ve küçük hediyeler götürülür. Sofralar, tarih ve kültürle örülmüş bir zenginlik ve paylaşım simgesidir.

  • YİYEBİLDİĞİMİZ TOHUMLAR VE KULLANIM ALANLARI

    YİYEBİLDİĞİMİZ TOHUMLAR VE KULLANIM ALANLARI

    Genelgeçer bilgi, tohumların bitkilerin yetişmesini sağladığı ve o bitkilerin yenebilecek kısımlarının insanlar tarafından değerlendirildiği yönündeydi. İstisnalar kaideyi bozmaz elbette… Ama bu sayfanın konusu bilhassa tohumlarını yiyebildiğimiz bitkiler. Kimini yakından tanıyorsunuz kimiyle belki daha yeni tanışacaksınız, o hâlde lafı uzatmadan başlayalım…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Meksika ve Guatemala menşeili çiya (chia) tohumuna genellikle diyet menülerinde rastlıyor olsak da asıl alametifarikası Omega 3 zengini olması, kalp ve beyin sağlığına sunduğu katkılar… Uzmanlar salatanıza ya da yoğurdunuza katacağınız günlük iki kaşık çiya tohumunun sağlık için faydalı olduğunu fakat kesinlikle çiğnemeden yutulmaması gerektiğini belirtiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Fonksiyonel gıda olarak tanımlanabilecek besinlerden biri de keten tohumu. Bir metreye kadar boy verebilen ve mavi çiçekler açan keten bitkisinin tohumları günümüzde farklı biçimlerde tüketime sunuluyor: yağı, tozu hatta tabletleri… Günde bir yemek kaşığı keten tohumunu yaptığınız salata, smoothie ya da bir kâse yoğurt içine katarak tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Aslında kinoa, anavatanı olan Güney Amerika’da ta İnkalar Dönemi’nde tarımı yapılan bir bitkiymiş. Protein zengini, karbonhidrattan fakir, lifli olduğu için de sindirim sistemini iyi çalıştıran tohumları ise diyet menülerinin en gözde ürünlerinden… Kinoa tohumlarını ister pilav yaparak, ister salatanıza katarak farklı lezzetlerle birlikte yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gelincikler familyasından olan mavi haşhaş bitkisi, Ege’nin doğu tarafındaki topraklarımızda özellikle Afyon, Kütahya, Isparta, Denizli illerimizde yetiştirilmekte. Tohumlarını yiyebildiğimiz bitkiler arasında fakat tüketim alanı sağlık açısından dikkat istiyor. Mavi haşhaş tohumları Anadolu’da en çok börek, ekmek, kek gibi hamur işlerinde kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İnsan sağlığına sağladığı farklı faydalar ile çok yönlü gıdalar arasına alınabilecek susam tohumu beyaz çiçekler açan ve sıcak yerlerde yetişen bir bitkiye ait. Susam tohumlarıyla kurabiye, krokan, simit yapılabileceği gibi yüksek besin değerine sahip bir ürüne, yani tahine de dönüştürülebiliyor. Bildiğiniz gibi tahin temelde susamın ezilip kavrulmasıyla elde edilen bir lezzet.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Amerika’dan dünyaya yayılan hardalın en çok sos şeklinde kullanılmasına aşinayız ama baharat olarak da sıkça kullanılan bir ürün. Sarı çiçekli bir bitkinin tohumu olan hardal en çok da et ve balık yemeklerine yakıştırılıyor. Fakat Kızılderililer tarafından ilaç olarak da kullanılmış olan hardal tohumlarının kullanım alanlarına dikkat etmek gerekiyor, örneğin sıcak suya eklenerek tüketilmesi önerilmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Listemizin sonuna almış olsak da tabii ki tohumlarını -ya da kulağımıza daha yakın gelecek bir tabirle- çekirdeklerini tüketmeyi en sevdiğimiz bitkilerin başında kahve ağacı meyveleri geliyor. Kahve ağacının onlarca farklı türü bulunuyor ama çekirdeğinden kahve üretebildiğimiz türlerinin anavatanı Etiyopya… 600 ile 1800 metre yükseklikte yetişen bu ağaçlardan kahve meyveleri toplanıp çekirdeklerinden ayrıştırılarak uzun bir yol kat ettikten sonra fincanlarımıza giriyor.

  • DAHA LEZZETLİ SANDVİÇLER İÇİN PÜF NOKTALARI

    DAHA LEZZETLİ SANDVİÇLER İÇİN PÜF NOKTALARI

    Ekmeğin içine sadece domates-peynir de koysanız evde kendi ellerinizle yapacağınız sandviç mutlaka lezzetli olacaktır. Yine de daha lezzetlisini, daha renkli ve daha besleyicisini yapmak da her zaman mümkün. Tabii burada ufak tefek incelikler devreye giriyor. Bu sayfa tam da o inceliklerin peşinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ekmek, sandviçinizi taşıyacak ana malzemedir ve bu yüzden taze, en azından ısırırken ufalanıp parçalanmayacak kadar taze olmalıdır. Çok daha lezzetli bir sandviç içinse ısırıldığı an kopan yumuşak dokulu bir ekmek seçmelisiniz. İster somun ekmek, ister bazlama, lavaş ya da tost ekmeği olsun yeteri kadar taze değil ise tost makinesinde kızartarak gevrek bir yumuşaklık verebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Etli, balıklı, sebzeli ya da peynirli onlarca hatta yüzlerce sandviç tarifi bulabilirsiniz. Hemen hepsinin ortak özelliği içine koyduğunuz malzemelerin, sandviçin toplam ağırlığının yarısı veya daha fazlasına karşılık gelmesi olmalıdır. Bu durum, ekmeğin yoğunluğunun ve tadının dolgu malzemelerinin tadını bastırmaması açısından önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hazırladığınız malzemenin suyu ekmeğe geçmesin istiyorsanız, tereyağı veya krem peynir sürerek ince bir duvar oluşturabilir hem de sandviçinizin lezzet katsayısını artırabilirsiniz. Domates, salatalık gibi ürünler suyunu çabuk bıraktığı için bekletmeden tüketmekte fayda vardır. Eğer yeşilliği bol bir sandviç yapacaksanız yıkadığınız malzemeleri yerleştirmeden önce mutlaka kurulamalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Et ürünleriyle hazırlanmış bir sandviçten çabasız ısırıklar alınabiliyorsa ortada başarılı bir çalışma var demektir. Böyle bir sandviçte etin iyi piştiğini ve incecik dilimlere ayrılmış olduğunu öngörebiliriz. Etin beklemiş ve kuru olmaması önemli bir detaydır. Siz de bu tür bir sandviç hazırlayacağınız zaman eti bütün olarak pişirebilir, ılık hâle gelince de ince ince dilimleyip yerleştirerek hemen tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sebze kullanılarak yapılacak sandviçler için de yukarıdaki durum geçerli… Sebzeler ne kadar ince dilimlenirse lezzeti diğer malzemeler ile daha fazla bütünleşir ve bir o kadar da rahat yenir. Yapraklı sebzelerin sap kısımlarını da mümkün olduğunca ayrılmalı ve sadece yapraklarını kullanmalısınız. Bu tür malzemelerle sandviç yaparken üstüne hafifçe bastırabilir ve ekmekten taşmasının önüne geçebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Domates sosu, mayonez, hardal, peynir sosu, pesto, zeytin ezmesi… Bütün soslar sandviçlerin lezzet artırıcılarıdır ama sosun yoğunluğunun dolgu malzemesinin önüne geçmemesi de önemlidir. Genellikle çok akıcı olmayan daha ziyade sürülebilir soslar tercih edilir, eğer siz akıcı bir sos kullanacaksanız yemek için fazla bekletmemenizi öneririz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bazı malzemelerin sandviçlerin içinde değil yanında servis edilmesi daha uygun olabilir. Örneğin köfteli sandviç yaptığınızda patates kızartmasını garnitür olarak tabağa alabilirsiniz. Ya da herhangi bir sandviçe sulandıracağını düşünerek salata koyamadıysanız yine garnitür olarak servis edebilirsiniz.

  • ÇAY OLMADAN TADI EKSİK KALAN YİYECEKLER

    ÇAY OLMADAN TADI EKSİK KALAN YİYECEKLER

    Çayı seven bir millet olduğumuz aşikâr. Ne de olsa dünyada yılda kişi başı en çok çay tüketen ülkeler sıralamasında Türkiye başı çekiyor. Demini iyice aldığında tek başına da keyifle içilebilen bu sıcak içeceğin bol da eşlikçisi bulunuyor. Hatta ülkemizde “Çayın yanında ne yapalım?” sorusunun bir kez olsun sorulmadığı bir hane bulmak belki de imkânsızdır. Aşağıda, çayla tadı çoğalan, çaysız yendiğinde ise eksik kalan lezzetleri göreceksiniz ve bakalım bize katılacak mısınız?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • İŞ YERİNE YEMEK TAŞIYANLAR İÇİN ALTERNATİF LİSTE

    Siz de iş yerinde öğle öğünlerini dışarıdan söyleyen ama sürekli aynı yemekleri yemekten sıkıldığı için ya da daha sağlıklı olduğu düşüncesiyle zaman zaman evden ofise yemek taşıyan kişilerden misiniz? Biliyoruz ki bu kişiler için her gün tekrarlanan “Bugün ne yesem?” konusu ciddi bir sorun. Farklı sandviçler yaparak öğün oluşturmak en pratik yöntemlerden biri ama o da bir yere kadar… Biz de iş yerine yemek götürenlere ilham versin, menülerini çeşitlendirsin düşüncesiyle bir liste hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • BİRBİRİNDEN LEZİZ KIZARTMALAR

    2

    Sağlıklı beslenme düzeninde, kızartılmış yiyeceklerin neredeyse son sıralarda yer aldığını biliyorsunuz. Bilhassa kızartma yağının değiştirilmeden birden çok defa kullanılmaması veya çok ısıtılarak yakılmaması büyük önem taşıyor. Aşağıdaki listede lezzetli kızartma alternatifleri yer alıyor ancak bu lezzetleri, beslenme rutininize dâhil etmek üzere değil, sadece arada sırada tatmak üzere öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kalori oranını düşünmek canımızı sıksa da kahvaltı sofralarında, altın günü tabaklarında, çay saati masalarında görmek bir o kadar yüzümüzü güldürür. Hamur kızartmasının mayalı, mayasız, sade, peynirli, tuzlu, tatlı çok sayıda çeşidi yapılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sigara böreği gerek hazırlama sürecinin oldukça pratik olması gerekse üçer beşer yediren lezzetiyle 7’de 77’ye reddedilemeyen atıştırmalıklar arasında yer alıyor. Sigara böreği fırında da pişirilebiliyor ama rulo biçimindeki yufkaların kızartılması onu çıtır çıtır bir hâle getiriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde dünyanın her yerinde karşımıza çıkabilen bir lezzet köfte. Suda pişirilebiliyor, buğulaması yapılabiliyor. Fakat kıymanın, kuru ekmek içi, soğan, maydanoz, yumurta, baharatı ile karıldıktan sonra kızartılmasıyla elde edilen köftenin lezzetine çok azı sahip olabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Orta Doğu mutfağının esintilerini taşıyan içli köfte, özellikle Güneydoğu ve Akdeniz illerimizin mutfağında özel ilgi gören, yapımı zahmetli bir lezzettir. Hamur hâline getirilen bulgurlu dış harcın içinin kıyma harcıyla doldurulmasıyla ve kızgın yağda kızartılmasıyla elde edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kalamar tava olarak da bilinen bu kızartma çeşidi için en pratik yöntem dondurulmuş kalamar almaktır.  Kalamarların yumuşaması için terbiye etmek ise işin püf noktasıdır. İyice yumuşayan kalamarları un karışımına bulayarak, kızgın yağda altın rengini alana kadar kızartmak yeterlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şinitzel veya şnitzel, tavuk veya dana gibi farklı etlerden yapılabilir, önemli olan dilimin ince kesilmiş ve daha da inceltilmek üzere dövülmüş olmasıdır. Et dilimi sırasıyla una, yumurta sarısına ve galeta ununa bulanır ve kızgın yağda kızartılarak şinitzel elde edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Hazırlaması son derece kolay bir kızartma çeşidi de karnabahar ile yapılandır. Tuzlu suda kısa bir süre bekletilen karnabaharlar iyice süzülmeli, un, yumurta, sütten oluşan karışıma bulanmalı ve kızgın yağda kızartılmalıdır. Tabağa alınan karnabaharların üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yenmesi ise âdettendir.

  • Soframıza Barış Getiren Lezzet

    Soframıza Barış Getiren Lezzet

    Zeytinin, yeryüzündeki ağaçların ilklerinden olduğu düşünülüyor… Yabani zeytin ağaçlarının ehlileşip de meyvesinin mutfağımıza, soframıza girecek hâle gelmesi ise MÖ 1000 yılını bulmuş. O zamana kadar da meyvesi, yaprakları, yağı günlük temizlik işlerinden aydınlatmaya farklı amaçlarla kullanılmış. 21. yüzyıldaysa tadına doyum olmayan lezzetler arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • HURMA HAKKINDA BİLGİLER

    Cennet hurması, Fransız inciri, Laz hurması, Trabzon hurması, Akdeniz hurması, domates hurması, cennet elması, amme, ambe, Japon hurması… Siz bu meyveyi hangi ismiyle biliyorsunuz? Kış aylarının geldiğini net bir şekilde anlamamızı sağlayan meyvelerin başında gelen hurma oldukça tatlı bir lezzete ve pek de alışık olmadığımız bir forma sahip. Faydaları saymakla bitmeyen, sevenin tutkun olduğu, sevmeyenin görünce içinin bir hoş olduğu hurma hakkındaki bilgileri derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde ilk kez 1920’de Fransızlar tarafından Hatay’da yetiştirilen hurma, aslında abanozgiller familyasına aittir ve subtropik iklim kuşağında yetişir. Hurma en çok Akdeniz iklim kuşağında verimlidir ancak Karadeniz kıyılarında da bolca görülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Çin ya da Japonya olan hurma ağacının alışageldiğimiz meyve ağaçları gibi bir görüntüsü yoktur. Meyveleri, ağacında olgunlaşmaya başladığında hiçbir yaprağa sahip olmayan hurma ağacı; sadece turuncularla süslenmiş bir yılbaşı ağacına benzemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    A vitamini açısından oldukça zengin olan hurma, yüksek karbonhidrat ve şeker oranına sahip olduğu için dikkatli tüketilmelidir. A vitamininin yanı sıra C ve B vitaminine de sahip olan bu leziz meyvenin içeriğinde riboflavin, niasin ve tiamin gibi B vitamini çeşitleri bulunur ancak hurmayı daha değerli hâle getiren mineral zenginliğidir. Kalsiyum, potasyum ve fosforu en yüksek oranda içeren meyvelerin başında gelir. 100 gram hurmada 126 kalori bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Birçok meyve, dalından koparıldıktan sonra kısa bir süre içerisinde tüketilmezse çürüme evresine geçer. Ancak hurma, dalında değil, koparıldıktan bir süre sonra tüketilebilir hâle gelmektedir. Sert ve ham bir haldeyken toplanan hurma, serin ve karanlık bir ortamda olgunlaşarak yenilebilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde genellikle Ramazan aylarında tüketilen hurma ile yazımızda konusu geçen hurma aynı isme sahip oldukları için genelde karıştırılsalar da farklı familyaya ait ağaç türünün ürünleridir ve uzaktan ya da yakından herhangi bir bağları yoktur. Fars dilinde hurma, yemiş anlamına gelirken Arapçada kadın anlamına gelmektedir ve bu iki meyveye neden hurma denildiği konusunda net bir açıklama yoktur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hurma ile pek çok pratik ve sağlıklı tatlı tarifi hazırlanabilir. Bir ya da iki adet hurmayı biraz Hindistan cevizi yağı ve bir çorba kaşığı kakao ile karıştırdıktan sonra kıvam alması için ortalama yarım saat buzdolabında bekletip üzerine yine ham kakao tozu serpiştirerek tatlı krizlerini sağlıklı bir şölene çevirebilirsiniz. Afiyet olsun…