Türk Mutfağı’nın alametifarikalarının başında şüphesiz ki zeytinyağlılar gelir… Söylesenize; zeytinyağlı sarma olmayan bir sofraya hiç “mükellef sofra” denir mi? İşte biz de düşündük ve bu çok mühim konuyu sizin için listemize taşıdık.








Türk Mutfağı’nın alametifarikalarının başında şüphesiz ki zeytinyağlılar gelir… Söylesenize; zeytinyağlı sarma olmayan bir sofraya hiç “mükellef sofra” denir mi? İşte biz de düşündük ve bu çok mühim konuyu sizin için listemize taşıdık.







Kabuğu soyulduğu an alınan o kokunun davetkârlığı çocuklar için de yaşlılar için de aynıdır. Yanına hafif tadı, damakta eriyen dokusu ve insan bedenine faydaları da eklenenince kıymeti daha da artar. Türkiye’de en çok Akdeniz Bölgesi’nde, orada da en çok Mersin’in Bozyazı ile Anamur ilçelerinde yetişir. Aşağıda bu vazgeçilmez lezzetin eşlik edebileceği tarifleri sıraladık. Siz ister aşina olduğumuz sarı kabuklu muzla ister kırmızlı kabuklu çeşidiyle yapın.
İçeriğinde bulunan yararlı bileşenlerle ruhsal ve bilişsel fonksiyonlar başta olmak üzere pek çok iyileştirici etkisi olan kahve, hem kültürümüzün hem dünyamızın vazgeçilmez içecekleri arasında yer alır. Zihni açması, enerji düzeyini arttırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, zindelik sağlaması derken günlük ihtiyaçlarımızın hemen hepsine karşılık verebilecek kadar güçlü bir içecek olan kahve aynı zamanda bazı lezzetlerin de başrolü olabilir. Bu yazımızda sizlerle kahvenin çok yakıştığı lezzetleri paylaşacağız ancak öncesinde kahveyle ilgili birkaç kısa bilgi aktaralım.
Yapılan araştırmalara göre kahvede bulunan kafein, hızlı bir şekilde kana karışabilir ve direkt olarak beyne ulaşır. Burada uykuya neden olan etkenleri ortadan kaldırır ve enerjiyi yükseltir. Yani kahve içmeden ayılamama durumu gerçeğin ta kendisidir!
Kahve aynı zamanda diyet dostudur ve kilo vermeyi destekleyebilir. Ara öğünde tüketilen sade Türk Kahvesi uzun süre tok kalmayı sağlayabilir. Özellikle yanında birkaç kuruyemişle birlikte tüketildiğinde iyi bir ara öğün olabilir. Kahve her ne kadar pek çok faydayı barındırıyor olsa da olası yan etkiler için günlük rutine eklemeden önce doktora danışmak gerekmektedir.
Kahveli lezzetlerden biri olan kahveli musun yapımı oldukça kolaydır. Önce çikolatayı benmari usulü eritin sonra üzerine kahve ekleyin. Akışkan bir hale gelen karışıma tuz ilave ettikten sonra ocaktan alın. Yumurtanın sarısını çikolatalı karışıma ekleyin. Ayrı bir kapta yumurtanın beyazını da çırpın ve karışımın içine atın. Tüm malzemeleri güzelce karıştırın ve bardaklara koyup buzdolabında bekletin. Kahveli mus birkaç saat sonra yenmeye hazır!
Damaklarda lezzet şöleni; tiramisu! Önce klasik bir muhallebi hazırlayın ve soğumaya bırakın. Üzerine labne peyniri ekleyin ve mikserde çırpın. Bir tarafta sıcak suyun içinde kahve çözdürün ve bekletin. Servis tabağına pandispanya kekinin bir katı yerleştirin; kahvenin yarısı ile ıslatın. Üzerine muhallebinin yarısı ilave edin ve yayın. Kalan kahve ile üst katı da ıslatın ve ardından yine muhallebi ekleyin. Finalde muhallebinin tamamı spatula yardımı kekin etrafına yedirin. Birkaç saat buzdolabında beklettikten sonra afiyetle yiyebilirsiniz!
Genelde kahve ve çayın yanında tüketilen kurabiyeyi bu sefer direkt olarak kahveli yapmaya ne dersiniz? Kaç kişilik yapacağınıza bağlı olarak değişen ölçülerde olan margarini, sıvıyağı, yumurtayı, nişastayı, şekeri, vanilyayı, kabartma tozunu, unu ve kahveyi derin bir kaba alın ve karıştırarak yumuşak bir hamur elde edin. Yuvarlak haline getirdiğiniz hamur parçalarını fırın tepsisine aralıklı olarak dizin. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında kızarana kadar pişirin. İşte bu kadar kolay!
Puding tariflerinde alternatif arayanlar için şahane bir öneri; chia’lı kahveli puding. Ilık süt, chia, kahve ve balı karıştırın ve ardından mikserde çırpın. Chia jel kıvamını alana kadar her 10 dakikada bir karıştırmaya devam edin. Daha sonra buzdolabına atın ve dinlendirin. Üzerini süsleyerek servis yapabilirsiniz.
Yaz sıcağının zirveye oynadığı şu günlerde serinletici ve lezzetli bir milkshake kulağa oldukça iyi geliyor! Kaymaklı dondurma, pudra şekeri, granül kahve ve sütü bir kaba alın. Üzerine buz küpleri ilave ettikten sonra çırpmaya başlayın. Kıvamın yoğun ve pütürlü olması için süt ve çikolatayı karışıma katın ve karıştırmaya devam edin. İsterseniz üzerine Hindistan cevizi serpebilirsiniz.
İlkbaharın ılık havasıyla tezgâhlarda yerini alan vişneyi, yaz boyu pek çok tarifin başrolünde görmek mümkün. Bu yazımızda anavatanı Hazar Denizi civarı olan vişne ve vişne ile yapılan lezzetli tariflerden bahsedeceğiz. Öncesinde ilginç bir bilgi ile başlayalım; bir avuç vişnenin ya da taze sıkılmış vişne suyunun, vücut ağrılarını azaltabilecek güçte olduğunu biliyor muydunuz? Detayları yazımızda bulabilirsiniz.
C vitamini denince akla ilk portakal, limon, mandalina gibi meyveler geliyor olsa da vişne de oldukça güçlü bir C vitamini kaynağıdır. Ortalama 200 gram kadar vişne, günlük almamız gereken C vitamini ihtiyacımızın yaklaşık %40’ını karşılayabilir.
Yapılan araştırmalara göre günde bir bardak vişne suyu içmenin hafıza üzerinde olumlu etkileri var. Özellikle unutkanlığa iyi geldiği düşünülür. Ancak işin ucunda sağlık olduğu için bu tarz meyveleri günlük beslenme rutininize eklemeden önce doktorunuzdan onay almanız daha doğru olacaktır.
Yufkalı lezzetler, mutfağımızın olmazsa olmazlarındandır. Kimi zaman börek, kimi zaman tatlı derken karşımıza onlarca farklı tatta tarif çıkar. Yufka ve vişneyi bir arada denediniz mi? Yufkaların üzerine eritişmiş tereyağını bir fırça yardımıyla sürdükten sonra vişne püresini yufkanın kenar kısmına koyun ve rulo halinde sarın. Yufkaları fırında çıtır bir hale getirdikten sonra üzerine pudra şekeri serperek servis edebilirsiniz. Birbirine çok yakışan bu iki lezzet, çay sofralarının vazgeçilmezi olmaya aday.
Vişne ve tarçın bir araya gelip kek kalıbının içinde buluştuğunda ortaya sıra dışı bir lezzet çıkıyor. Vişneli tarçınlı kek, farklı kek tarifi denemek isteyenler için lezzetli bir alternatif olabilir. Üstelik yapımı da pratik! Vişne hariç tüm malzemeleri yoğurun ve sert bir hamur elde edin. Vişne çekirdeklerini ayıklayın ve hamurun içine gömün. İsterseniz çekirdekleri ayıklarken çıkan vişne suyunu da hamurun üzerine ekleyebilirsiniz. Hazırladığınız hamuru fırına atın ve şahane kokuların çıkmasını bekleyin!
Vişneli tariflerin içinde belki de en dikkat çekenlerden biri hamur tatlısı olabilir. Vişneli hamur tatlısı, pratik ve farklı lezzetler arayanlar için ideal olabilir. Her bir hamur bezesini açın ve halka şeklini verin. Her halkanın ortasına mantı yapar gibi vişne koyun ve kapatın. Kaynar suda pişirdikten sonra isterseniz üzerine yine vişnelerden yapılan bir sos ilave edebilirsiniz.
İçi dolgulu, puf gibi kabarık bir lezzet istiyorsanız bu tarif tam size göre! Önce bir pastacı kreması hazırlayın ve soğumaya bırakın. Klasik bir kurabiye hamuru yaptıktan sonra önceden ısıtılmış fırında 15 dakika kadar hamurları pişirin. Hamur soğuduktan sonra içini, hazırladığınız krema ile doldurun. Hamurun içine vişneleri serpin. Arzuya göre vişnenin suyunu da harcın içine katabilirsiniz.
Kimi ülkelerde baharatlarla harmanlanan kimilerinde en sade haliyle sunulan pilav, içeriğine göre tek başına bir öğün olabildiği gibi enfes bir tamamlayıcı lezzet de olabilir. Ülkemizin her yöresinde sevilen ve sıklıkla tüketilen pilavın birbirinden farklı ve renkli çeşitlerini sizin için listeledik.
Safran, küçük liflerden oluşan son derece güçlü bir baharattır. Bir çay kaşığı kadar safranla altın sarısı renkte bir pirinç pilavı yapmanız mümkün. Safranı klasik pirinç pilavında kullanabileceğiniz gibi İran’ın soğanlı, havuçlu, baharatlı meşhur safranlı pilavında da kullanabilirsiniz.
Türk mutfağının özel tariflerinden olan iç pilav, dolmalık fıstık, kuş üzümü, nane, tarçın, yeni bahar, toz şeker, dereotu, et suyu, pirinç, zeytinyağı ve tereyağı ile yapılır. Sadesi de kuzu ciğerlisi de olabilir özellikle sade yapılan bir iç pilavın yanına et yemeği çok yakışır.
Doğu ve Güneydoğu Asya mutfağının sevilen lezzetlerinden olan kızarmış pilavın, ülkelere göre değişen tarifleri bulunur. Ülkemizde en çok uygulanan yöntemlerden biri pirinçlerin önce haşlanması, ardından tercihe göre tavada sebzelerle veya tavuk parçalarıyla birlikte karıştırılarak kızartılmasıdır.
Kökeni Orta Asya’ya dayanan, ülkemizde Siirt mutfağında özel bir yere sahip olan perde pilavı en zahmetli tariflerden biridir. Fes şeklindeki bakır kaplarda pişirildiği için farklı bir görüntüye sahip olan perde pilavının üst kısmı özel bir hamurla kaplı iken iç kısmı pirinç, tavuk, tavuk suyu, dolmalık fıstık, kuş üzümü ve baharat ile yapılır.
Kuzey Afrika’da ortaya çıkan ve Doğu Akdeniz ülkelerinde bolca kullanılan Firik bulguru, buğday tanelerinin ateşte kavrulmasıyla elde edilir. Klasik bulgur pilavı tarifine benzeyen ama Firik bulguruyla yapıldığı için özel bir aromaya sahip olan Firik pilavını dilerseniz mantarlı, domatesli veya sebzeli de yapabilirsiniz.
İtalyan mutfağının meşhur tariflerinden olan risottonun en temel özelliği diri ve kıvamlı olmasıdır. Arborio pirinci ile yapılan pilavda, pirincin saldığı nişasta ile suyun doğru oranda olması tarifin püf noktalarından biridir. Buna karşılık pilav yapımı tamamlandığında pirinçlerin çok pişmiş değil al dente adıyla tarif edilen hafif sertlikte olması gerekir.
İspanya’nın, özellikle Valensiya bölgesinin ünlü yemeklerinden paella, adını Katalancada yemeğin pişirildiği özel kulplu tavadan almaktadır. Bu tavada pişirilen pilava tercihe göre karides, midye, kalamar gibi deniz ürünleri veya tavuk, tavşan gibi et ürünleri eklenebilir.
Dünyanın pek çok yerinde yetiştirilen ve yemeklere bambaşka bir lezzet katan kuşkonmaz, her ne kadar ülkemizde kendine yeni yeni yer bulmuş olsa da dünya genelinde en popüler sebzelerden biridir. Vitaminlerin yanı sıra protein, şeker, yağ ve çeşitli mineraller bakımından zengin olan kuşkonmaz, süs bitkisi olarak da yetiştirilebilir. Özellikle tül kuşkonmaz çiçeği, içlerinde en yaygın olanlarından olup, hoş görünümlü bir saksı bitkisidir. Bu yazımızda size kuşkonmaz ile yapılan şahane tarifleri listeledik ancak öncesinde bitkiye dair kısa notlar paylaşalım.
İnce ve zayıf yapraklı bir bitki olan kuşkonmaz, dünyada en çok Fransa, İtalya, Çin ve Amerika’da popülerdir ve severek tüketilir. Ülkemizde ise kuşkonmaz yetiştiriciliğinde Silivri başı çeker. Sağlık bakımından pek çok fayda sağlar; kalp hastalıklarına iyi geldiği, mideyi rahatlattığı ve sindirim sistemini güçlendirdiği bilinir.
Kuşkonmaz şekil itibariyle biraz değişik bir sebze olduğundan nasıl yenmesi gerektiği merak konusudur. Kuşkonmazı pişirmeden önce üst kısmındaki sert bölümü sıyırmak gerekir. Çok fazla pişince iyice yumuşayacağından az pişirmek idealdir. Çiğ olarak yenebileceği gibi haşlama, kızartma ya da buharda pişirilerek de tüketilebilir.
Kuşkonmazın en çok yakıştığı lezzetlerin başında balık gelir. Özellikle somon balığı ile şahane bir ikilidir. Kızartma ya da haşlama olarak kuşkonmazı hazırlayıp, baharatlarla zenginleştirebilirsiniz. Somon normalde yağlı bir balık olmasına karşın, kuşkonmaz ile birlikte tüketildiğinde çok güzel bir lezzet dengesi oluşacaktır.
Şahane bir çorba yapmaya ne dersiniz? Kuşkonmazları tereyağında birkaç dakika kavurduktan sonra, az miktarda un ilave edin ve renk alana kadar karıştırın. Sarımsak, karabiber ve nane gibi baharatlarla da tatlandırabilirsiniz. Bu arada süt ve et suyunun da bu çorbaya çok yakıştığı bilgisini de verelim.
Kuşkonmazı, hamur işlerinde de kullanabileceğinizi biliyor muydunuz? Milföy hamuru ya da el açması hamurla farklı bir aperatif tarif hazırlayabilirsiniz. Susam ve peynirin harmanlanmasıyla yapılan kuşkonmazlı puf böreği, akşamüstü çayları için ideal olabilir.
Ev yapımı pizza denince belki akla ilk gelenlerden biri olmayabilir ancak bu pizza mutlaka denenmeye değer! Kuşkonmazın peynir, domates, jambon ve baharatla buluştuğu bu enfes tarif, sofralarda farklı lezzetler arayanlar için değişik bir alternatif.
Sabah kahvaltılarında sıradan omletlerden sıkıldınız mı? O halde işe biraz kuşkonmaz katmanın tam zamanı! Kuşkonmaz ile peynirli ya da sade bir omlet yapabilirsiniz. Yumurtanın ağırlığını çok güzel dengeleyecek olan bu tarif aynı zamanda diyet dostu.
Yazın sıcak günlerinde canımız bazen hiçbir şey yemek istemez; normalde çok sevdiğimiz tencere yemekleri bile ağır gelir. İşte böyle durumlarda devreye hafif ve bunaltmayan yaz lezzetleri girer. Bu yazımızda sıcak yaz günlerinde rehaveti alan ve tadı ile damaklarda nefis tatlar bırakan yaz çorbalarını listeliyoruz.
Domates, yeşilbiber, soğan ve salatalık gibi sebzelerin pişirilmeden harmanlandığı, İspanyol mutfağının sevilen lezzetlerinden biri olan gazpacho çorbası, sevilen soğuk çorbalardan biridir. Adı farklı olsa da malzemeleri “bizden” olan gazpacho artık ülkemizde de adını sıkça duyurmaya başladı. Yaz akşamlarına yakışan bu lezzet aynı zamanda pratik tariflerden de biri.
Kış mevsiminde kış sebzeleriyle, yaz mevsiminde yaz sebzeleriyle adeta yeniden doğan sebze çorbası sıcak yaz gününü hafifleten çorbalardandır. İçine tamamen damak tadına bağlı olarak ekleyeceğiniz sebzelerle leziz bir sebze çorbası yapabilirsiniz. Kahvaltıda bile içebileceğiniz sebze çorbası aynı zamanda diyet yapanlar için de düşük kalorili bir alternatif sunuyor.
Vücuda pek çok faydası olduğu bilinen ısırgan otu ile lezzetli ve hafif bir yaz çorbası yapmaya ne dersiniz? Rengi ve kokusu ile sofralara bambaşka bir tat katan çorba, özellikle sarımsak ve nane ile birleşince imza tabaklardan biri haline gelir.
Ayran aşının olmadığı bir yaz sofrası düşünülemez! Türk mutfağında soğuk çorba dendiğinde tartışmasız en iyi lezzetlerden biri ayran aşıdır. Evde hazırlanan koyu bir ayranın içine haşlanmış nohut ve buğday eklenir; üzerine nane ve pul biber ilave edilir ve ortaya hafif ve serin bir yaz çorbası çıkar.
Yaz aylarının olmazsa olmazı mısır ile harika bir yaz çorbası hazırlayabilirsiniz. Mısır çorbası yapmak için önce mısırlar haşlanır, bir tencerede bekletilir. Ardından margarin eritilmiş başka bir tencereye, domates, çarliston biber ve tercihe bağlı soğan eklenir. Tüm malzemeler karıştırıp üzerine baharatlar da eklenince ortaya nefis bir yaz çorbası çıkar.
Kültürümüzün temellerinin atıldığı en önemli mutfaklardan biri olan Osmanlı mutfağı, zenginliği, çeşitliliği ve birbirinden özel lezzetleri ile dünya mutfakları arasında önemli bir konumda. Osmanlı mutfağı denince pek çok çeşniden söz etmek mümkün ancak biz bugün işin biraz “tatlı” tarafına eğileceğiz. Osmanlı mutfağının birbirinden lezzetli hoşaf ve kompostolarını paylaşmadan önce bu iki lezzet arasındaki farka kısaca değinelim; komposto taze meyvelerle yapılan bir lezzetken, hoşaf kuru meyvelerle hazırlanır.
Hafif ekşi tadıyla Osmanlı mutfağının sevilen tariflerinden biri olan vişne kompostosu, yapımı pratik tariflerden biridir. Vişne kompostosu yapmak için önce tencerede su kaynatın ve ardından vişneleri içine atın. Ocağı kısın ve 6-7 dakika kadar vişneleri pişirdikten sonra üzerine şeker ilave edin, şeker eriyinceye kadar ateşte tutun, ocaktan alıp soğumaya bırakın.
Eriğin her türlüsü ile şahane lezzetler yapmak mümkün, o lezzetlerden biri erik kompostosu. Önce bademleri yağsız tavada kavurun ve ardından tencereye su ilave edin, su ısınınca erikleri içine atın. Erikler şişmeye başlayınca üzerine şeker ilave edin. Ateşten almadan önce kavurduğunuz bademleri de tencereye ekleyin ve bir güzel karıştırıp soğumaya bırakın.
Osmanlı mutfağının sevilen hoşaflarından biri olan kuru kayısı hoşafını yapmak için önce kuru kayısıları ikiye bölün ve suyla birlikte tencerede orta ateşte pişirin. Kayısılar yumuşadıktan sonra üzerine şeker ilave edin, yaklaşık 15 dakika kadar kaynatın. Üzerine limon tuzunu ekleyin ve 5 dakika daha kaynatıp ocağın altını kapatın. Bademleri sıcak suda bir müddet bekletin ve kabukları ayrıldığında kâseden çıkararak teker teker soyun. Soyulmuş bademleri de hoşafın içinde atın ve soğumaya bırakın. Burada bir püf noktası var; eğer hoşafa az miktar limon tuzu atarsanız kayısılar daha diri duracaktır.
Üzüm kompostosu hem yapımı kolay hem de lezzetli komposto tariflerinden biridir. Önce tencereye su ve şekeri koyun, orta ateşte su kaynamaya başlayınca üzümleri ilave edin. Üzümler şişene kadar pişirmeye devam edin ve ardından soğuğunca kâselere alın. Bademleri güzelce ezin ama hafif ağıza gelir olmasına da özen gösterin. Dövülmüş bademleri kompostonun üzerine atın ve soğumaya bırakın, şahane bademli üzüm kompostonuz hazır!
Tek bir kuru meyve yerine, çeşni yapmak isterseniz o halde karışık kuru meyveli hoşaf tam size göre olabilir. Kuru meyveleri iyice yıkayın, suyla beraber tencereye koyun ve kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra içine tarçın, karanfil ve şekeri ilave edin, bir süre karıştırın. Yaklaşık 10 dakika daha kaynatın ve ocağın altını kısın, soğuduktan sonra servis edebilirsiniz.
Kızılcık kompostosu yapımı için önce kızılcıkları bir güzel yıkayın ve ardından tencereye koyun. Üzerine şeker ve su ilave ettikten sonra kaynamaya bırakın. Komposto kaynadıktan sonra 10 dakika daha pişirin. Ilınmaya yakın buzdolabına alın ve soğuk olarak servis edin.
İçinde her lezzeti barındıran, değişik aromaların güzel bir harmanı olan padişah hoşafı, Osmanlı mutfağının ihtişamlı lezzetlerinden bir diğeridir. Padişah hoşafı için önce su ve şekeri bir tencereye alın ve orta ateşte pişirin, şeker eriyince inciri ilave edin. İncir çekirdekleri suyun üzerine çıkınca kabuklarından ayrılmış badem ve Antep fıstığını ekleyin. Yaklaşık 10-15 dakika sonra karanfil, kuru üzüm, doğranmış kayısı ve erik ilave edin. Kuru meyveler şişene kadar pişirmeye devam edin, ardından ocaktan alın ve soğumaya bırakın.

Yabancı ülke mutfaklarının fast food seçenekleri varsa bizim de mis gibi sokak yemeklerimiz, atıştırmalıklarımız var. Öyle ki her biri bu toprakların kültürünün bir uzantısı olan bu yiyecekler zaman zaman tam teşekküllü bir sofranın yerini bile başarıyla doldurabilirler. Türk mutfağının sunduğu tüm sokak lezzetlerini tek bir listeye sığdırmak mümkün olmasa da ilk adımı attık ve 10 maddelik sokak lezzetleri listemiz ile huzurlarınızdayız.

Yaz aylarının geldiğini müjdeleyen kokulardan biri de sokakları kaplayan mis gibi mısır kokusudur. Hem haşlanmışı hem közlenmişi hemen herkes tarafından sevilerek tüketilen mısır, plajda da en çok tercih edilen yiyeceklerden biridir. İsmi yüzünden çeşitli esprilere sebep olan mısırın, Mısır ülkesiyle bir alakası olmadığı tüm çocuklara anlatılmalı, olası yanlış anlaşılmalar baştan engellenmelidir.

Kış ayları geldiği zaman ise kestaneler kokusuyla acıktırır, bizi yolumuzdan döndürür, mis gibi kokan kestane tezgahlarının başına yönlendirir. Odun ateşinde pişen sıcacık kestaneler en soğuk günlerde bile içinizi ısıtır, sonuncu kestaneyi kimin yiyeceğine karar vermek ise kestaneyi paylaşmanın en zor yanıdır.

İnsanlar ikiye ayrılır, kokoreç sevenler ve sevmeyenler. Kokoreç severler bu yemeğin sokak yemeklerinin şahı olduğunu iddia ederken kokoreç sevmeyenler dürüm, köfte gibi alternatiflere yönelir ve kokoreç severler tarafından damak tadının gelişmemişliği ile suçlanır. Öyle ki kokoreç sevenlerle sevmeyenlerin atışmaları filmlere konu olabilecek zenginliktedir.

Simit sade ama Türk damak tadına uygun lezzetiyle her kesimden, her gelir düzeyinden, her yaştan insanın en sevdiği yiyeceklerden biridir. Yemek yemeye vaktiniz olmadığında öğün geçiştirmek için tercih edilen; kahvaltıların, akşamüstü çaylarının değişmez eşlikçisi olan simiti yemek kadar martılara atmak da sevilen bir etkinliktir.

Bir tanesini ağzına atanın tepsiyi yarılayana kadar durmak istemediği midye dolma Türkiye’nin en sevilen sokak yemeklerinden biridir. Cebinizdeki bozuklukları değerlendirmenin en lezzetli yolu olan midye dolmayı hangi aylarda yemek gerektiği, hangi şehrin midye dolmasının daha güzel olduğu gibi birçok tartışma konusu da bulunur. Midyecilerin üstün midye açma tekniğini layıkıyla yerine getirerek midye dolmanızı bir midyeci gibi açmak ise neredeyse imkansızdır.

Neredeyse tüm Türkiye’de severek tüketilse de Mardin, Gaziantep, Hatay gibi şehirlerde bir başka lezzetli olan içli köfte, et ile bulgurun mükemmel uyumuna bir örnektir. Hazırlanışı oldukça meşakkatli olan içli köfte yol kenarlarında görüldü mü hiç düşünülmez, hemen gidilir ve yenilir.

Eskiden etin saatlerce ince bulgurla beraber yoğurulmasıyla yapılan çiğ köfte artık çoğu yerde etsiz olarak hazırlanır. İncecik lavaşın içine yeşillikler ile beraber sarılır ve afiyetle yenir. Eğer çiğ köfteci bir de tadımlık çiğ köfte verirse müteşekkir bir şekilde hemen mideye indirilir.

Bunaltan sıcaklarda en serinletici, en yararlı atıştırmalıklardan biri buzlu bademdir. “Buz bademmm!” sesini duyunca dikkat kesilen kulaklar bilir ki buzun yanında servis edilen bademleri ısınmadan hemen yemek gerekir.

Tazecik ekmeğin arasına sıcacık balık, taze yeşillikler ve soğan ile hazırlanan balık ekmek sokak yemeklerinin en sevilen çeşitlerinden biridir. Kimi zaman tezgahlarda kimi zaman teknelerin içinde pişirilen balıkların davetkâr kokusu yoldan geçeni çağırır.

En sevilen sokak yemeklerinden biri olan, lezzetli bir patatesin içinde dağ gibi yükselen çeşit çeşit malzemeden oluşan kumpiri yemek gerçek bir sanattır. Kumpiri yerken hem içindeki malzemeleri etrafa dökmemek hem de üstünüzü başınızı kirletmemek için çaba göstermeniz gerekir. Kumpirinizin içine koyulacak malzemeleri seçerken açgözlü olmamak bu sorunun çözümü olabilecekse de göz alıcı kumpir tezgahının rengarenk görüntüsü karşısında tok gözlü davranmak oldukça zordur.
Önce serin bir sonbahar mevsimi yaşadık sonra bol karlı bir kışı atlattık şimdi ise ilkbaharın tüm coşkusunu tam anlamıyla yaşadığımız bir döneme girdik. İlkbahar denince akla pek çok güzellik geliyor olsa da en çok özlenenler listesinin başında ilkbahar meyveleri gelir diyebiliriz! Manav tezgâhlarının rengârenk bir hal aldığı ilkbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte, özlenen meyveler de sofralarda yerini aldı. İlkbahar aylarında ürün veren meyveleri aşağıda görebilir ve bu lezzetlerle şahane tariflere imza atabilirsiniz.
Yeşil erik için ilkbaharın müjdeleyicisi desek yeridir! En çok özlenen “ekşi” lezzetlerden biri olan yeşil erik tezgâhlarda yerini aldı. Eriği dalından koptuğu haliyle tüketmek yeterince lezzetli olsa da pek çok alternatif tarifte kullanmak da mümkün; erikli tart, erikli kek, yeşil erik kompostosu bu şahane lezzetlerden yalnızca birkaçı. Tuzlamadığınız sürece masum sayılan yeşil erikle onlarca imza yemeği de yapabilirsiniz özellikle yeşil erikli kuzu eti yemeğini ilk fırsatta denemenizi öneririz!
Rengiyle resmen mutluluğa davet eden çileğin neredeyse %80’e yakını sudan oluşur bu nedenle diyet yapanlar için de masum seçenekler arasında yer alır. Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgesi’nde yetişen çilek, 20’den fazla türü ile hayatımıza kırmızı bir renk katmaya devam eder. Çilek reçeli en bilinen çilekli tariflerden biridir ancak bazı tarifler var ki işte onlar mutlaka denenmeye değer; çilek soslu kuzu kol ve çilek kebabını daha önce duymuş muydunuz?
Çağla, ilkbaharın en nadide meyvelerinden biri çünkü bu ekşi lezzetin tadını sadece ilkbaharın kısa bir döneminde çıkarabiliyoruz. Ege ve Akdeniz Bölgesi’nin göz bebeği çağla, kayısının olgunlaşmamış, yeşil ve körpe hali… Öylesine sıra dışı bir meyve ki cacıktan kuzu etli yemeklere kadar onlarca tarifin içinde kendine yer bulabilir. Bu arada zeytinyağlı çağla da ilginç aromalardan biridir, denemediyseniz bir deneyin deriz!
Sevilen ilkbahar meyvelerinden bir diğeri Uzak Doğu’dan gelen Malta eriğidir. Bu lezzetli meyvenin ilginç bir yanı ise iki farklı isme sahip olması zira yenidünya ismiyle de bilinir. Yenidünya kebabı, Malta eriği tatlısı derken onlarca tarife farklı lezzet katan Malta eriği, sadece meyvesi değil yaprakları da şifa kaynağı olan bir meyvedir; Malta eriği yaprağının suda kaynatılarak tüketilmesi şifalı olabilir ancak yine de doktorunuza danışmadan tüketmekten kaçının.
İlkbahar aylarında çiçeklenmeye başlayan ve yaz boyu meyve veren bir diğer lezzet duttur. Osmanlı’dan günümüze gelen lezzetlerden biri olan dut, özellikle hoşafı ile meşhurdur. Dut kurusu hoşafı, Osmanlı lezzetlerinin dikkat çeken tariflerinden biridir. “Dutla ne yapılır?” sorusunun onlarca yanıtından birkaçını paylaşalım; dut çullaması, dut pekmezi, ballı dut reçeli, dutlu sorbe, dut peltesi gibi lezzetler akla gelenlerden. Bu arada dutun, hazmı kolaylaştırdığı ve vücuda kuvvet kattığı bilgisini de satır aralarımıza iliştirelim.