Kategori: Yemek/Beslenme

  • AIRFRYER İLE PİŞİREBİLECEĞİNİZ ÇEŞİTLİ LEZZETLER

    Günümüzün son yeme içme trendlerinden olan airfryer, besinlerin çok az yağ ile ya da yağsız kızartma işlemini yapmak için tasarlanmış bir cihaz. Sıcak havanın sirkülasyonu ile çalışan aletin pişirme haznesinden yayılan yüksek ısı, besinleri hızlı bir şekilde pişirirken zamandan tasarruf sağlıyor. Teknolojisi gereği besinleri gevrek ve lezzetli bir şekilde pişiren airfryer ile yapabileceğiniz tarifleri sizler için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Airfryer’da yumurta bile haşlayabileceğinizi biliyor muydunuz? Hem de üç farklı kıvamda… Farklı markalarda olsa bile çalışma prensibi aynı olduğu için herhangi bir airfryer’ı 150 dereceye ayarlayın. Haznesine haşlamak istediğiniz adetteki yumurtaları yerleştirin ve 11 dakika pişirin. Bu derece ve süre, yumurtayı kayısı kıvamında pişirecektir ancak farklı kıvamlar için süreyi uzatabilir ya da kısaltabilirsiniz. Ayrıca olası çatlak ve kırıkların önüne geçmek için pişirmeden önce yumurtaya iğne yardımı ile küçük bir delik açabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Büyük küçük demeden herkesin çok severek yediği patates kızartması, airfryer ile hem lezzetli hem de sağlıklı bir atıştırmalığa dönüşüyor. Üstelik sadece patates kızartması değil, havuç ve karnabahar gibi sebzeleri az yağ ile pişirerek tüketmek mümkün. 180 dereceye ayarlanmış ve ısıtılmış cihazın haznesine dilimlenmiş patates ve havuçları çok da sıkışık olmayacak şekilde yerleştirin, bir kaşık sıvı yağ ekleyin ve ortalama 15 dakikada pişirin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı beslenmeye önem verenlerin olmazsa olmazı fasulyeyi airfryer ile alışılagelmişin dışında bir lezzete dönüştürebilirsiniz. Hazırlaması 5, pişirmesi 15 dakika süren bu tarif şöyle: Kaynar suda 5 dakika haşlanmış fasulyeleri 180 derece ısıtılan airfryer’da dilediğiniz baharat karışımı ile pişirebilirsiniz. Fasulyeler yıkanır, kılçıkları ayıklanır, haşlandıktan sonra tuz, yağ ile iyice harmanlanır ve ısıtılan cihazda 15 dakika daha pişirilir. Kızaran fasulyeleri sarımsaklı yoğurt ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Airfryer’da balık bile pişirmek mümkün. Kekik, sarımsak ve limon dilimleri ile lezzetlenen ızgara somon filetoyu, shiitake mantar ve domates ile pişirerek temiz ve sağlıklı bir öğün elde edebilirsiniz. Airfryer’ın pişirme haznesinin pratik bir şekilde temizlenmesi için pişirme kâğıdı kullanmanızı tavsiye ederiz. Pişirme kâğıdı yerleştirilmiş hazneye dilediğiniz soslarla marine edilen somonu ve diğer sebzeleri yerleştirin ve 200 derecede 12 dakika pişirin. İşte bu kadar!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sıradaki tarifimizi pişirmek için bir barbeküye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Adeta bir mangal keyfi yaşatan bu tarif için tavuk eti, domates, patlıcan, avokado, yeşil ve kırmızıbiber yeterli olacaktır. Tavuğun hangi kısmını seçeceğiniz, soslayıp soslamayacağınız tamamen size kalmış. Tavuk eti ve diğer malzemeleri yaklaşık iki yemek kaşığı yağ ile sosladıktan sonra pişirme kâğıdı yerleştirilen hazneye yerleştirin ve önceden ısıtılmış cihazınızda 190 derecede 15 dakika pişirin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Airfryer’da hazırlayabileceğiniz bir diğer tarif, Türk mutfağının olmazsa olmazı börek… Yazımızda böreğin tarifini değil, hazırladığınız böreği fırın yerine airfryer’da nasıl pişireceğinizi anlatacağız ancak lezzetli börek tarifleri için daha önce yayımladığımız içeriğe bu linkten ulaşabilirsiniz. Hazırladığınız böreği airfryer’ın haznesine yerleştirdikten sonra üzerine tıpkı fırındaki gibi fırça yardımı ile yağ sürün ve 200 derece ısıtılmış cihazda 15 dakika pişirin. Pişen börekler servise hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İspanya, Filipinler, Şili, Peru, Meksika, Kolombiya olmak üzere birçok ülke mutfağında yer bulan empanada’yı airfryer’da pişirmek mümkün dersek… Ülkemizde de benzer tariflerinin bulunduğu bu içi malzeme dolu çöreğin iç harcını dilerseniz tatlı, dilerseniz de tuzlu besinlerle lezzetlendirebilirsiniz. Kıymalı olduğu gibi vişne, çilek gibi meyvelerle lezzetlendirilen empanada hamurunu hazırladıktan sonra önceden ısıtılmış 200 dereceli airfryer’da 15 dakika pişirerek çıtır çıtır çörekler pişirmeniz hem pratik hem de oldukça leziz.

  • CENEVİZLİLERDEN OSMANLI’YA DAMLA SAKIZI

    Osmanlı İmparatorluğu’nun en özel lezzetlerinden olan damla sakızı, binlerce yıllık geçmişi ile hem Yunan hem de Arap mutfağının vazgeçilmezleri arasında. Akdeniz ikliminde ve Ege kıyılarında yetişen sakız ağacının değerli bir armağanı olan damla sakızının hikâyesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle yaz-kış yapraklarını dökmeyen ve yeşil kalan sakız ağacını tanıtmakla başlayalım. Sakız Adası ve Çeşme Yarımadası’nın bazı bölgelerinde yetişen, bodur bir ağaç olan sakız ağacının bir ila dört metreye kadar uzayan boyu vardır ve beş yaşından itibaren sakızını salgılamaya başlar. Ortalama 200 sene yaşayan bu ağacın en verimli olduğu ve en çok sakız ürettiği dönem 40’lı yaşlarına denk gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sakız ağacı, bahar aylarında çiçeklenmeye başlar. Oldukça dikkat ve zahmet gerektiren damla sakızı üretimi için yaz aylarında önce ağaçlar dikkatlice çizilir ve ardından bu yarıklardan reçinelerin salgılanması beklenir. Ustalık gerektiren çizme işleminden sonra aslında sıvı olan ve gözyaşına benzeyen damlalar halinde akan reçinelerin bir kısmı ağaçta birikir ve bir süre sonra güneşin de etkisi ile giderek katı bir form alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kurumuş reçineler toplanır ve ardından temizlenir. Reçinenin rengi damla sakızının kalitesini gösterir; reçine ne derece şeffaf ve beyaz renkli olursa o derece kaliteli olduğu anlamına gelir.. Sarıya yakın renkteki sert ve saydam damla sakızı ise ağızda hoş bir tat bırakır ve güzel kokar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yunanistan’ın Ege Denizi’nde bulunan Sakız Adası, geçmişte uzun yıllar boyunca Cenevizlilerin kontrolünde paha biçilemez bir kazanç elde ettikleri bir ticaret merkezidir. Kanuni Sultan Süleyman’ın Sakız Adası’nı fethetmesinden sonra Osmanlıların hâkimiyetine geçer. Bu tarihten sonra Cenevizlilerin bir aile üzerinden yaptığı ve tekeline aldığı damla sakızı ticareti değişir ve Osmanlı her yıl sonbahar ayında adadaki sakız üreticilerinden yaklaşık 26 ton damla sakızı vergisi almaya başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Türk mutfağında uzun zamandan beri yer alan damla sakızı, 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar saray mutfağında baharat olarak kullanılır. Özellikle pilav, şerbet, macun, etli yemekler ve tatlılarda kullanılan bu şifalı ve leziz sakızın yiyeceklerde tercih edilmesinin ana nedeni de eşsiz aroması ve kıvam arttırıcı özelliğinden dolayıdır. Ekşi yemeklerde sıkça kullanılan damla sakızını yalancı tarhana, patlıcanlı pilav, nar ekşili kalye, sakız yahnisi, bayram ekmeği, mahlepli çörek, sütlü bulgur gibi yemeklerde de görürüz. Damla sakızı reçeli ve şerbetinin Ege Bölgesi’nde hâlâ tüketildiği, yeni lezzetler elde etmek için Türk kahvesine de damla sakızı eklendiği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Damla sakızı, tıp ve ilaç sektöründe önemli bir yere sahiptir. Hipokrat, sakız ağacından elde edilen reçinenin kadın hastalıkları üzerinde etkili bir ilaç olduğunu belirtirken, İbn Sînâ damla sakızının sindirim sistemini düzenleyici olarak kullanılabileceği, mide ve karaciğerin düzenli bir şekilde çalışmasını sağladığı ve beyin gelişiminde de etkisi olduğunu belirtmiştir. Antik Mısır’da soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan damla sakızını Yunanlılar diş ve ağız sağlığını korumak için tüketmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin ormanlaşması ve mevcut ormanlarının korunması için çalışmalar gerçekleştiren TEMA Vakfı, Çeşme’deki sakız ağaçlarının korunması ve yenilerinin dikilmesi için 2008 ve 2011 yılları arasında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü tarafından bağışlanan 149 hektarlık alana üç bin adet sakız ağacı dikerek bu değerli reçinenin tekrar popülerleşmesi ve hayat bulması için çalışmalar yapmıştır. Sıcağı seven, kurak hava koşullarına dayanıklı olan ancak denizden gelen nemli rüzgâra da ihtiyacı olan sakız ağacı, soğuğa karşı savunmasız olduğu için en çok bu bölgede yetişmektedir.

  • MARİNASYON ÇEŞİTLERİ

    Marinasyon veya marine etme, yiyecekleri pişirmeden önce asidik bir sıvıda bekleterek gıda maddelerini lezzetlendirmek için uygulanan yöntemdir. Limon suyu, bitki yağları, sirke, baharat ve soslarla yapılan marinasyon işleminde hoş koku verme ve lezzeti arttırma sağlanırken, marine işlemi saatlerce ya da günlerce sürebilir. Marinasyon, ülkelerin yemek kültürlerine bağlıdır; temel olarak asidik ve enzimatik unsurlarla sağlanır. Marine ederken lezzetli bir aroma yakalamanın püf noktası ise sosta kullanılacak malzemelerin mümkün olduğunca en ufak biçimde doğranması veya rendelenmesidir. İşte en lezzetli marinasyon çeşitleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Zeytinyağı, portakal suyu, dilim zencefil, portakal kabuğu, dilim sarımsak, tane karabiber, tuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yoğurt, domates salçası, pul biber, toz kırmızıbiber, kekik, zeytinyağı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Zeytinyağı, taze kekik, soğan, tane karabiber, tuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zeytinyağı, limon suyu, soya sosu, bal, tuz, karabiber, taze kişniş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Zeytinyağı, sarımsak, limon kabuğu, limon suyu, tuz, karabiber, taze biberiye.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Zeytinyağı, sarımsak, paprika, pul biber, acı sos, tuz, karabiber.

  • 9 Maddede Kış Mevsiminin Hayatınıza Sağlık Katacak Yeşilleri

    9 Maddede Kış Mevsiminin Hayatınıza Sağlık Katacak Yeşilleri

    Sağlıklı beslenmek her mevsim önemlidir ama kış geldiğinde daha bir önemlidir. Kışı hastalanmadan atlatmak için yapılabileceklerin en kolayı ise vitamin ve mineralleri beslenme planınıza dâhil ederek bünyenizi kuvvetlendirmek… Bakkalda, markette kolaylıkla bulabileceğiniz yeşil sebzeleri, taze baharatları, yeşillikleri bol bol tüketin ve hayatınıza sağlık katın diye listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Keskin tadıyla salataların en sevilen yeşilliklerinden biri olan rokanın aroması gibi beslenme planınıza kattığı vitamin ve mineraller de çok zengin. Tüm yeşillikler gibi bol C vitamini içeren roka, A vitamini, kalsiyum ve demir de barındırıyor. Özellikle domatesli ve peynirli salatalar ile balığa çok yakışan roka K vitamini ihtiyacını karşılamanın en lezzetli yollarından biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    dere otu

    Zeytinyağlıların olmazsa olmazı dereotunun başta sindirim ve hazımsızlık problemleri olmak üzere birçok faydası bulunur. A ve C vitaminlerinin yanı sıra bakır, kalsiyum, magnezyum ve fosfat açısından da zengindir. Et yemeklerinin yanında, pilavların, zeytinyağlıların üzerine çiğ olarak serpiştirerek bol bol tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    C vitamini ve betakaroten açısından zengin bir besin olan taze soğan ya da bir diğer adıyla yeşil soğan, tarihte mutfak kadar tıbbi amaçla da kullanılmıştır. Hafif bir antibiyotik etkisi de olan taze soğan salatalarını içine ekleyebilir, yemeğin yanında kıtır kıtır yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Temel Reis’in çok sevdiği ama ALF’in hiç sevmediği sebze ıspanak tarihe demir deposu olarak kazınmıştır. Bu ününün büyük bir kısmını ufak bir rakam hatasına borçlu olsa da; vücudunuza A ve C vitaminleri, betakaroten, kalsiyum, protein, demir ve magnezyum almanın güzel bir yoludur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    C vitamini, A vitamini, K vitamini ve B6 vitaminleri açısından zengin olan Brüksel lahanası antioksidan özelliğe de sahiptir. Kanserden ve kalp hastalıklarından korunma açısından faydalı bir sebzedir. Et yemeklerinin yanında sağlıklı bir eşlikçi olarak kullanabileceğiniz Brüksel lahanasını haşlayarak lezzetli salatalarda da kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı beslenme deyince akla gelen ilk sebzelerden biri brokoli olur. Hücre yenilenmesini sağladığı düşünülen brokoli; A, C ve K vitaminleri açısından olduğu gibi potasyum ve kalsiyum açısından da zengindir. Çorbalarda, etin yanında, salatalarda tüketebileceğiniz brokoli diyet yapanların da sık sık tükettiği sebzelerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Özellikle sindirim sistemi açısından yararlı olan fesleğenin spazm çözücü özelliği de bulunur. Domatesle harika bir ikili oluşturan taze baharat, antioksidan ve antikanserojen bir bitkidir. A vitamini ve magnezyum açısından da zengindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz yemeklerinin başrol oyuncularından karalahana; A, B, E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum ve bakır mineralleri içerir. Bağışıklık sistemini güçlendiren ve sinir sistemi açısından faydalı bir besin olan karalahana ülkemiz mutfağında genellikle çorba ve dolmalarda kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Yeşilliklerin en güzel yanlarından biri de onları saksıda yetiştirip yemeklerinizde taze taze kullanabilmenizdir. Omega 3 yağ asitleri barındıran nane; tam bir A vitamini deposu olan maydanoz; alerji ve enfeksiyon sorunlarına iyi gelen biberiye ve nicelerini kolayca ev ortamında yetiştirebilirsiniz.

  • GLÜTEN NEDİR? HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

    Son zamanlarda sağlıklı beslenme trendlerinde sıkça duyduğumuz glüten, aslında insanoğlunun tarım yapmaya başladığı günden bu yana hayatımızda ve sofralarımızda. Kimi bünyelerde hassasiyet oluşturduğu için tüketilmesinden kaçınılan glütenin kimilerine de şifası oldukça fazla. Hakkında çok şey konuşulan glütenin yarar ve zararlarını yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bitkisel bir proteindir. Günümüzde glüten içermeyen besinler giderek popülerlik kazansa da esasen bu bitki bazlı protein herkes için zararlı değildir. Bağırsaktaki faydalı bakterilerin çoğalmasını sağlayan glüten, oldukça kıymetli prebiyotik bir besindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Glüten, ilave edildiği ürünlerin kıvam almasını sağlarken bağlayıcı görevi görür. Bu özelliği sebebiyle gıda endüstrisinde sıklıkla kullanılır. Hazır ürünlerden ekmek, makarna, bulgur, irmik ve pek çok hamur işi tarifinde glüten bulunmaktadır. Sadece gıda endüstrisinde değil; kozmetik ürünler, diş macunu, tutkal gibi pek çok farklı alanda da kıvam verici özelliğinden dolayı glütenden yararlanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Glütene hassasiyet gösteren kişiler hazır gıda kullanırken çok dikkat etmelidir çünkü glüten içermeyen ürünlerde de çapraz bulaş sebebiyle glütene rastlanabilmektedir. Çapraz bulaş, yemek istenilen gıdanın glüten içeren başka bir gıda ile temas etmesinden kaynaklanır. Mesela; glütenli ürünler ile ortak bantlar kullanılarak paketleme işlemlerinin yapıldığı üretim fabrikalarında çapraz bulaş ile glüten bulaşma olasılığı bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Buğday, arpa ve çavdar tam tahıl olarak kullanıldığında içeriğindeki glüteni korurlar. Yani tahıllar ne kadar az işlenirse o denli glüten oranı yüksek olur. Tam tahıl tüketiminin ise obezite ve insülin direnci üzerinde olumlu etkileri vardır. Kalp damar veya şeker hastalığı gibi hastalıkların önlenmesinde faydalı olduğu pek çok çalışmayla ispatlanmıştır. Ancak bu fayda sadece glütenin kendisinden kaynaklanmaz. Mümkün olduğunca işlenmemiş ve doğal glütenli gıdaları tüketmek gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Glütenin vücutta sindirilememesi durumunda çölyak hastalığı ortaya çıkar. Glütene karşı duyarlı olan çölyak hastaları, bu besinleri tükettiğinde cilt yaraları, karın ağrısı, ishal, yorgunluk, kusma veya kabızlık gibi belirtilerle karşılaşabilir. Bu yüzden bağırsak hassasiyeti bulunan kişilerin beslenme rutininden glüten içeren besinleri çıkartması, kişinin yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için oldukça önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Glütensiz beslenen kişilerin uzak durması gereken besinler şunlardır: Buğday, arpa, çavdar veya yulaf unlarından hazırlanan ekmek, bisküvi, kek ve pasta gibi yiyecekler; sosis, salam, hazır çorba gibi gıdalardır. Ayrıca buğday nişastası ve glüten, bazı ilaçların yapısında da yer alabilmektedir. Glüten hassasiyeti yaşayanlar kullandıkları ilacın içeriğini dikkatle okumalıdır.

  • SIKÇA TÜKETTİĞİMİZ BESİNLERİN pH DEĞERLERİ

    Bir çözeltinin asitlik ve bazlık derecesini tarif eden ölçü birimine pH denir. “Power of Hydrogen” olarak adlandırılan pH, bir çözeltinin 1 litresindeki hidrojen iyon yoğunluğunun ölçüsüne göre asidik ya da alkalik olarak ikiye ayrılır. Saf suyun pH derecesi 7’dir ve bu değer pH nötr olarak kabul edilir. pH’ı 7’den düşük çözeltiler asidik; pH’ı 7’den büyük çözeltiler ise bazik, yani alkalidir. İçtiğimiz sulardan yediğimiz meyvelere kadar tüm gıdaların pH derecesi vardır. Asidik gıdalar vücudun bağışıklık sisteminin düşmesine; yorgunluk, unutkanlık, hızlı kilo alımı gibi sonuçlara sebep olabilir. Alkali beslenme ise bu olumsuz koşulları ortadan kaldırarak sağlıklı bir immün sisteme sahip olmamızı sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki bazı besinlerin değerleri 7’nin altında asidik olsa da diğer besinlerle beraber tüketildiğinde veya vücudumuza girdiğinde alkali olabilir. En sık tükettiğimiz besinlerin pH değerlerini ve etkileşimlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yüksek C vitaminiyle yararlı besinler listesinde ilk sırada yer alan limon, 2.2 ile 3 arasındaki pH seviyesiyle sürpriz şekilde asidik bir meyve olarak karşımıza çıkıyor. Ancak limon, sıra dışı bir duruma da sahip; limon asidik bir madde olmasına rağmen limon suyu alkalik bir içecek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yüzyıllardır şifasından faydalanılan balın pH derecesi arıların hangi çiçeklerden beslendiğiyle çok alakalı. 3.9 ile 6.1 arasında değişen pH seviyesiyle bal, asidik besin kategorisinde yer alırken; ılık su ile karıştırılan bal ve limon suyu mide asidini nötralize ederek alkali hâle gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yüksek miktarda lakopen içeren ve faydaları saymakla bitmeyen domatesin ortalama pH değeri 4 ile 4.5 arasındadır. Zayıf bir asit oranına sahip domates suyunu daha alkali hâle getirmek için suyuna bir miktar mineral suyu eklenebilir ya da yüksek oranda alkali olan Himalaya tuzu ile birlikte tüketilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yoğurt 4 ile 4.5 oranındaki pH derecesiyle asidik besin kategorisindedir. Ancak birlikte tüketildiği besinlerle beraber asit dengesini sağlamaya yardımcı olan yoğurdun süzülen sarı renkli suyu ise alkalidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yeni yumurtlanan bir yumurtanın pH değeri 7.6 ile 8.5 değerleri arasındadır. Yumurtanın sarısı ise 6.4 ile 7 seviyesindedir. Bunun nedeni yumurtlandıktan sonra yumurta sarısındaki proteinde yaşanan su kaybıdır.

  • Mesir Macunu İçindeki 41 Çeşitten İlk Kez Duyacağınız 8 Tat

    Mesir Macunu İçindeki 41 Çeşitten İlk Kez Duyacağınız 8 Tat

    41 çeşit ot ve baharatla hazırlanan mesir macunu Yavuz Sultan Selim’in eşi Ayşe Hafsa Sultan’ın hastalığına çare olunca bir uygulama başlatılmış ve her yıl baharın başlangıcına denk gelen günlerde Sultan Camisi’nin avlusunda halka mesir macunu dağıtılmaya başlanmış. Yani Manisa’da kutlanan Mesir Macunu Festivali tam 400 yıldır devam ettirilen bir gelenek… Bu şifalı macunun tarifi ise kulaktan kulağa aktarılarak ulaştırılmış sonraki kuşaklara… Biz de macunun içindeki ot ve baharatlardan belki de ilk kez duyacağınız 8 tanesini listemize alarak sizlere ulaştırıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • 8 Madde İle Hangi Mevsimde Hangi Balık Yenir

    8 Madde İle Hangi Mevsimde Hangi Balık Yenir

    Ülkemizin balığı bol coğrafyası sayesinde lezzetli ve besleyici balık yemeklerinin tadını her mevsim çıkarabiliyoruz. Ama aslında her balığın yıl içinde en lezzetli olduğu, tüketilmesi için daha uygun olan bir zamanı var. Dünyanın en sağlıklı beslenme planlarından biri kabul edilen Akdeniz rejiminin temel besinlerinden biri olan balığı mevsiminde tüketmeniz için araştırmamızı yaptık ve hangi mevsimde hangi balık yenir listemizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İlkbahar Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    mezgit
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaz Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    balık
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbahar Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kış Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
  • YEMEK TRENDLERİ

    Sağlıklı yaşamanın altın kuralları arasında beslenmenin önemi artık herkes tarafından biliniyor. Kullandığımız yağ çeşidinden tuza, pişirme yöntemlerinden kullanılan ürünlerin doğallığına kadar birçok etken bedenimizin işleyişine etki ediyor. Dengeli beslenmeye özen gösteren ancak iş hayatının yoğun temposundan dolayı yemek pişirmek için vakit bulamayan veya iş yerinde kısıtlı seçeneklere sahip olanlar için evde sağlıklı ve doğal besinlerle hazırlanabilecek pek çok pratik tarif bulunuyor. En büyük özelliği, soğuk tüketilse bile lezzetli olan bu yemekleri sağlığa ve doğaya zararı olmayan cam kavanozlarda taşımak mümkün. Çalışma hayatının son beslenme trendlerinden şık olduğu kadar iştah da kabartan beş farklı tarif…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kinoa ve mevsim sebzeleri ile hazırlanan bu besinler, vejetaryenler için de harika bir alternatif oluşturuyor. Renkli meyve ve sebzelerdeki vitaminler ile kinoadaki proteinin bir araya gelmesiyle sağlıklı bir öğün yemek yiyebilmek her an her yerde mümkün oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Salam, çeri domates ve mini mozzarella ile hazırlanan kavanozdaki makarna salatasını damak tadınıza uygun besinler ekleyerek hazırlayabilirsiniz. Hem pratik hem de çok besleyici olan tarifin sosları ise tamamen hazırlayan kişinin zevkine kalmış…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı öğle yemeği için alternatif bir diğer vegan salata kavanozunda taze meyve ve sebzeler var. Mevsimsel beslenmenin sağlığa olan faydalarını düşünürsek, bu kavanozu hazırlarken içinde bulunduğumuz mevsimin ürünlerini kullanmak daha sağlıklı olacaktır. Vejetaryen değilseniz kavanozun alt kısmına humus ya da tofu yerine yoğurt ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Salamura ringa balığı ile hazırlanan bu kavanozun içerisinde hardal, sirke, soğan, zeytinyağı, dereotu ve ekşi krema bulunuyor. İskandinav mutfağına ait bu lezzeti; balığın salamura olmasından dolayı istediğiniz an ve soğuk şekilde tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyor ancak tatlıya da hayır diyemiyorsanız bu kavanoz tatlısı tam size göre. Yoğurt ya da ekşi krema ile hazırlanan, içerisinde yaban mersini ve ahududu meyveleri bulunan tarife, yulaf ya da fıstık ezmesi ekleyerek daha doyurucu bir tat elde edebilirsiniz. Dilediğiniz mevsim meyveleriyle hazırlayabileceğinizi de unutmayın…Afiyet olsun!

  • PATLICANIN KITALARARASI SERÜVENİ VE PATLICANLI YEMEK TARİFLERİ

    Bilimsel adı “Solanum Melongena” olan patlıcan “Solanaceae” familyasına ait oldukça lezzetli bir yaz sebzesi.Patlıcanın hem saymakla bitmez faydaları hem çok leziz olan tarifleri hem de enteresan bir hikayesi var. Kaynaklara göre ilk yetiştirildiği yer M.Ö. 5. yüzyılda Hindistan. Bu tarihten sonra Afrika’ya, sonra Doğu Akdeniz’e ve 16. yüzyılda İspanyollar tarafından Avrupa’ya getirilen patlıcanı Avrupalılar uzun bir süre saksı bitkisi olarak kullandılar. Patlıcan, günümüzdeki formuna ulaşmadan önceki şeklinden dolayı İngilizcede “yumurta” anlamına gelen “eggplant” adını aldı çünkü patlıcanlar geçmiş dönemde beyaz rengiyle küçük kaz yumurtasına benzemekteydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yapılan bilimsel analizler patlıcanın insan sağlığındaki önemine vurgu yapmaktadır. 100 gr patlıcanda 24 kalori, 1.1 g protein, 2 g yağ ve 5.5 g karbonhidrat bulunmaktadır ve yapısında büyük oranda su olduğu için sağlıklı besinler kategorisinde yerini almaktadır. A, B1, B2 ve C vitaminin de bulunduğu patlıcanın saponin adıyla bilinen fitokimyasal maddesi; alerji ve iltihaplanmalara karşı vücudu korumakta, kandaki kolesterol oranının düşmesine yardımcı olmaktadır. Lezzeti kadar faydası da çok olan patlıcanın Türk mutfağında sıklıkla yer bulan en lezzetli tariflerini sizler için hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bol karabiberli köz patlıcan çorbasını daha önce tatmadıysanız işte size bağımlısı olacağınız pratik bir tarif. Dört kişilik çorba için üç adet patlıcan yeterli olacaktır. Patlıcanları közleyip temizledikten sonra kolay ezilmesi için bir bıçak yardımıyla parçalara bölün. Tencerede iki yemek kaşığı tereyağı ve bir buçuk kaşık unu çok olmayacak şekilde kavurduktan sonra patlıcanları tencereye ekleyin ve bir çatal ya da blender yardımıyla püre haline getirin. Dilediğiniz kadar sarımsağı ekledikten sonra yavaş yavaş beş bardak su ekleyin ve su kaynamaya başlayınca bir bardak süt ilave ederek orta ateşte kaynatın. Son olarak damak tadınıza uygun karabiber ve tuz ekledikten sonra çorbanız içmeye hazır. Dilediğiniz taze yeşilliği ince ince kıyıp servis esnasında çorbayla servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sofralarımızda sıkça yer bulan şakşukayı sevmeyen var mıdır? İçeriğindeki diğer sebzelerle muazzam bir lezzete dönüşen şakşukanın kolayca hazırlayabileceğiniz lezzetli tarifi için gerekli olan malzemeler üç adet kemer patlıcan, on adet kıl biber. Domates sosu için altı adet domates, üç çorba kaşığı zeytinyağı, dört diş sarımsak, bir tatlı kaşığı arzu ettiğiniz sirke, bir tutam şeker, bir tutam tuz ve son olarak üç/dört dal maydanoz yeterli olacaktır. Patlıcanları soyup küp şeklinde doğradıktan sonra biberleri de doğrayın. Kızartma tenceresinde iyice ısınan kızgın yağda önce patlıcanları sonrasında biberleri sırasıyla kararmayacak şekilde kızartın ve yağı çekmesi için dilerseniz bir kâğıt havlu üzerine koyup tuz serpin. Şimdi sıra sosumuzda; yıkadığınız domatesleri rendeleyin. Tavaya üç kaşık zeytinyağını koyduktan sonra doğradığınız sarımsakları hafifçe kavurun ve rendelediğiniz domatesleri ekleyin. Orta ateşte domatesler sos halini alana kadar pişirdikten sonra ocaktan almadan önce sirke, tuz ve şekeri ekleyip birkaç dakika daha pişirin. Artık domates sosunuz hazır. Yağı süzülen patlıcan ve biberleri yeni bir tabağa alın ve üzerine sosunuzu dökün ve lezzetler iyice özdeşleşene kadar karıştırın. Son olarak maydanozları da doğrayıp üzerine ekleyin. Yemeğiniz artık servise hazır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sırada sultan sofralarının gözde yemeği hünkârbeğendi tarifi var. Osmanlı mutfağına ait olan bu leziz patlıcanlı yemeğin yapımı zahmetli gözükse de gözünüz korkmasın. Böylesine lezzetli bir yemek için hem uğraşmaya değecek hem de yemeğiniz hazır olduğunda o kadar da zor olmadığını göreceksiniz. 600 gr kuşbaşı kesilmiş kuzu ya da dilerseniz dana eti ile hazırlayabileceğiniz tarif için gerekli olan diğer malzemeler; bir adet soğan, iki diş sarımsak, üç adet yeşil biber, iki adet domates, bir tatlı kaşığı biber salçası, üç çorba kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı tuz, aroma katması için iki adet defne yaprağı, bir çay kaşığı karabiber ve son olarak iki buçuk bardak kaynamış su. Beğendi tarifi için gerekli olan malzemeler ise; üç adet közlenmiş patates, üç çorba kaşığı tepeleme un, iki çorba kaşığı tereyağı, üç su bardağı süt ve bir bardak ya da 100 gr rendelenmiş kaşar peyniri, bir tatlı kaşığı tuz ile bir çay kaşığı karabiber yeterli… Sırada pişirme işlemi var. Öncelikle tencerede zeytinyağı ve yemeklik kesilmiş soğanları birlikte kavurun. Ardından kuşbaşı eti ekleyip pişirmeye devam edin. Et suyunu çekmeye başladığında sarımsağı, karabiberi, domatesi ve ardından salçayı ekleyip iyice suyunu çekene kadar pişirmeye devam edin. Suyu çektikten sonra tuz ve defne yaprağını ekleyip hazırladığınız sıcak suyu da ekleyerek suyunu çekene ve et yumuşayana kadar malzemelerinizi pişmeye devam edin. Başka bir tencerede un ve tereyağını kavurun, közlenmiş patlıcanların kabuklarını temizledikten sonra doğrayıp tencereye ekleyin. Azar azar olacak şekilde sütü ekleyip kıvam alıncaya kadar karıştırarak pişirme işlemine devam edin. Kıvam aldıktan sonra tuz, karabiber, rendelenmiş kaşar peynirini eklemeniz yeterli olacaktır. Artık beğendiniz hazır. Şimdi sıra servis zamanı; önce beğendiyi tabağın zeminine yayın ve üzerine eti ekleyin. Artık onca emeğinize değdi, yemeğinizi soğutmadan yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sırada İtalyan mutfağına ait etsiz bir patlıcan tarifi var. Dört adet patlıcanı yıkadıktan sonra alacalı bir şekilde soyun, yuvarlak ve eşit olacak şekilde doğrayın. Patlıcanın acılığının gitmesi için tuzlu suda 15 dakika bekletin. Patlıcanlarınız suda beklerken derin bir kapta 300 gr galeta unu ve çeyrek bardak sütü karıştırın. Dilimlenen patlıcanları kâğıt havlu yardımıyla kuruladıktan sonra iki adet yumurtayı çırpın ve patlıcanlarınızı önce yumurtaya ardından da sütle hazırladığınız una bulayın. Kızgın yağda altın rengini alıncaya kadar patlıcanları kızartın. Üç adet domates, iki diş sarımsak, bir çorba kaşığı salça ve bit tutam fesleğeni tavada sos kıvamına gelene kadar pişirin. Son olarak fırın tepsisinin zeminine hazırladığınız domates sosu ekleyin, üzerine kızarmış patlıcanları dizin ve rendelenmiş mozeralla peyniri ile parmesan peyniri yayın. Bu işlemi üç ya da dört kat olacak şekilde yaptıktan sonra 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Hepsi bu kadar! İtalyan yemeğiniz hazır…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Son tarifimiz patlıcanın farklı bir lezzet hali. Bazıları için patlıcanı tatlı bir lezzet olarak düşünmek zor olsa da Akdeniz Bölgesi ve Iğdır ilinde bu reçele sıkça rastlamak mümkün. Daha önce denemediyseniz belki kendi hazırladığınız reçelle bir yenilik yapabilirsiniz. Oldukça kolay olan tarif için küçük boyda beş – altı adet patlıcan yeterli olacaktır. Patlıcanların sapını kesin ve kabuklarını soyun. Her bir patlıcanı dört parçaya böldükten sonra bir patlıcanın acılığını alma klasiği olan 15 dakika tuzlu suda bekletme işlemini uygulayın. Ardından patlıcanları iyice yıkayın, süzün ve bir tencerede limon suyu veya dilerseniz limon tuzuyla yumuşayıncaya kadar haşlayın. Haşlanan patlıcanları süzün ve bir bez yardımıyla kurulayın. Son olarak boş bir tencereye aldığınız patlıcanların üzerine iki bardak içme suyu ve yine iki bardak olacak şekilde toz şekeri ekleyerek kıvamı yoğunlaşıncaya kadar pişirin. İyice yoğunlaştıktan sonra üzerine bir adet limonun suyunu ekleyin ve bir süre daha kaynattıktan sonra soğumaya bırakın. Artık patlıcan reçelinizi kavanozlayabilirsiniz. Elinize sağlık!