Kategori: Yemek/Beslenme

  • DÜNYANIN ZİRVESİNDE: TÜRK KAHVALTISININ LEZZETLERİ

    Güne başlarken sofraya yayılan mis gibi ekmek kokusu, demini alan sıcacık çay, peynirin çeşit çeşit hâli, çıtır çıtır simitler, reçeller, zeytinler, yumurta çeşitleri ve daha niceleri… Dünyaca ünlü gastronomi platformu TasteAtlas, 2025 yılında okurlarının oylarıyla oluşturduğu “Dünyanın En İyi 100 Kahvaltısı Listesi”ni yayımladı. Ve bu listenin zirvesinde Türk kahvaltısı birinci sırada yer aldı! Yazımızda, bir araya gelmenin, paylaşmanın ve güne sevgiyle başlamanın adı olan Türk kahvaltısının eşsiz lezzetlerini sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Türk mutfağı, kökleri Orta Asya’ya uzanan bir geleneğin ürünüdür. Göçebe yaşam tarzının getirdiği pratiklik ile başlayan bu mutfak kültürü, zamanla Anadolu’ya yerleşen Türklerin çevresel zenginlikleriyle birleşmiş, Selçuklu ve ardından Osmanlı mutfak mirasıyla harmanlanarak bugünkü çeşitliliğine ulaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çeşitlilik bakımından ilk göze çarpan besinlerin başında peynir çeşitleri gelir. Ezine’nin beyazı, tulum peynirinin güçlü aroması, Van’ın otlu peyniri, Balıkesir’in Mihaliç’i, Bolu-Düzce’nin Çerkez peyniri ve Kars’ın kaşarı; her biri Anadolu’nun farklı coğrafyasından soframızda yerini alır. Zeytinler ise Marmara’nın Gemlik’inden, Ege’nin Edremit ve Ayvalık ovalarından, Akdeniz’in güneşli kıyılarından soframızın vazgeçilmezi olur; kimi zaman sade kimi zaman kekikli, zeytinyağlı ve limonlu aromasıyla damaklarımızı şenlendirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Vişne, incir, kayısı ve ayva gibi yöresel meyvelerden hazırlanan reçellerin yanı sıra, Anadolu’nun bereketi olarak bilinen bal, en doğal hâliyle kahvaltıya tatlılık katar. Özellikle Karadeniz ve İç Anadolu’da sofraları zenginleştiren kaymak, bal ile mükemmel bir uyum yakalar. Bunun yanında, besleyici özellikleriyle öne çıkan tahin ve enerji veren pekmez de Türk kahvaltısının vazgeçilmezleri arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kızgın yağda kabarırken yayılan mis gibi kokusuyla altın sarısı pişi, özellikle ev kahvaltılarının vazgeçilmezidir. Peynirli, patatesli, ıspanaklı ya da kıymalı börekler, Karadeniz’den Ege’ye, İç Anadolu’dan Marmara’ya kadar farklı tariflerle sofraları zenginleştirir. İncecik açılmış, bol malzemeli gözlemeler hem doyurur hem de kahvaltıya ev sıcaklığı ve samimiyet katar. Bunların yanı sıra, fırın ürünleri de Türk kahvaltısının vazgeçilmezlerindendir. Susamla kaplı çıtır simit, çayın yanındaki yeriyle neredeyse bir klasik hâline gelmiştir. Yumuşacık poğaçalar, sade ya da içi dolgulu çeşitleriyle özellikle kalabalık kahvaltı sofralarında sıkça yer alır. Açma ise hem tatlı hem tuzlu hâliyle pratik ve doyurucu bir seçenektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sucuk, patates, biber ve domates kızartmaları, ev kahvaltılarının iştah kabartan lezzetleri arasında yer alır. Bu lezzetlerin yanında sunulan çeşitli yumurta tarifleri, kahvaltıya protein açısından zenginlik ve besleyicilik kazandırır. Sahanda yumurta, menemen ve omlet gibi klasik tariflerin yanı sıra, bazı yörelere özgü tarifler de sofralara özgün tatlar ekler. Örneğin; Afyon usulü pastırmalı yumurta, baharat ve etin yumurtayla yakaladığı doyurucu uyumuyla öne çıkar. Erzurum’un “kavut”u ise un, tereyağı ve yumurtanın buluştuğu, özellikle kış sabahlarında tercih edilen geleneksel bir kahvaltılık lezzettir. Son olarak, ekmek kızartması ve tost gibi pratik çözümler zaman kazanmak isteyenler için hem hızlı hem de doyurucu alternatiflerle karşımıza çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin her köşesinde sabah sofralarına bambaşka tatlar hâkimdir. Karadeniz’de tereyağında eriyen peynirli mıhlama, taze ekmeğin üzerine sıcacık dökülürken iştah kabartır. Güneydoğu’da incecik açılmış, bol şerbetli katmerle güne tatlı bir başlangıç yapılır. Ege’de zeytinyağlı otlar, haşlanmış sebzeler ve taze domateslerle hafif ama zengin bir kahvaltı hazırlanır. Antakya’da sofraya zahter, çökelek, zeytin ve sumaklı karışımlar gelir. Kars’ta kimi zaman gravyer peyniri kimi zaman kaz etiyle donatılmış güçlü tatlar yer alır. Afyon’da haşhaş ezmeli çörekler ve kaymak, Sivas’ta ise yoğurt kıvamında ekşi peskütan sofraları süsler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kahvaltının hafif ve ferah yanını oluşturan taze sebzeler; maydanoz, nane ve roka gibi yeşillikler sofralarda her zaman yer bulur. Mevsimine göre karpuz, incir, üzüm gibi taze meyveler ise sofraya renk ve tat katar. Bu doğal ve vitamin dolu lezzetler, kahvaltıyı sadece doyurucu değil, aynı zamanda dengeli ve sağlıklı bir öğün hâline getirir.

  • HOŞ KOKUSU İLE BİLİNEN KARANFİL VE FAYDALARI

    Endonezya’da Baharat Adası olarak bilinen Maluku Adaları’ndan tüm dünyaya yayılan karanfil, yiyecekler ve içeceklere lezzet kattığı kadar beden sağlığımız için de oldukça faydalı bir baharat. Karanfil; antioksidanlarca zengin, kan şekerini düzenlemeye yardımcı, bakterileri öldürücü özellikleri ile ön plana çıkıyor. Kurabiye, kek, bitki çayları ve meyve suları ile sıkça tüketilen, geleneksel tıpta da şifasından dolayı sıkça kullanılan karanfilin faydalarını yedi madde ile listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Doğanın şifacı gücünden faydalanmamız için toprak ananın sunduğu nimetlerden bir tanesi de hoş kokusu ile bilinen karanfil. Türkçede birden çok anlamı bulunan karanfilin, çiçeği olduğu gibi bir de “Syzygium aromaticum” ağacından elde edilen baharatı da bulunuyor. Okuyacağınız yazı dört mevsim yeşil kalan, 10 ila 20 metre uzunluğa erişen karanfil ağacında yetişen baharatı ve faydaları hakkında…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 2 gram yani 1 çay kaşığı karanfilde günlük ihtiyacın %55’i kadar manganez bulunur. K vitamini ve lif de içeren karanfil, antioksidanlar bakımından da oldukça zengindir. Potasyum, demir, selenyum ve magnezyum gibi minerallerin yanı sıra A vitamini, beta-karoten içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karanfil yüksek dozlarda “Eugenol” maddesi içerdiği için toksin olabiliyor. Bu sebeple karanfil ve karanfil yağının yüksek dozlarda kullanımı, özellikle çocuklarda karaciğer hasarına yol açabiliyor. Her şeyde olduğu gibi karanfil kullanımında da denge ve doz çok önemli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Laboratuvar çalışmaları karanfilin koli basili ve diğer sık görülen iki zararlı bakteri çeşidini öldürdüğünü gösteriyor. Antimikrobiyal özelliğiyle ağız sağlığı üzerinde çok etkili; ağız kokularının giderilmesinde de kullanılan karanfilin içeriğindeki “Eugenol” maddesi, hafif ve orta şiddetteki diş ve diş eti ağrılarında lokal ağrı kesici özelliği ile biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bazı çalışmalar karanfil ve içerdiği bileşiklerin oksidatif stresi azaltarak karaciğeri koruduğunu gösteriyor. Ayrıca karanfilin içerdiği bileşikler, insülin üretimini artırarak kan şekerinin düşürülmesinde etkili olurken, kan dolaşımını düzenlemeye de fayda sağlıyor. Antioksidan özelliği sayesinde hücrelerdeki serbest radikal olarak adlandırılan hasar yapıcı moleküllerin gelişimini engelliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bazı çalışmalar karanfildeki “Eugenol”ün kemik yoğunluğu ve gücünü artırdığını gösteriyor. Ancak üçüncü maddede belirttiğimiz gibi “Eugenol”ün fazlası zarar… Karanfilin bol miktarda içerdiği manganezin de kemik yoğunluğu ve gelişimine etkisi olduğu biliniyor. Ayrıca karanfil yağının midede mukus üretimini artırdığı sonucuna ulaşan araştırmalar bulunuyor. Mide mukusunun görevi ise bariyer oluşturarak mide duvarının asitlerden etkilenmemesini sağlamak…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karanfili çeşitli şekillerde tüketmek mümkün. Tatlı, komposto, bitki çayları, ev yapımı meyve suları ve reçellerle tüketmeye alışık olduğumuz karanfili dilerseniz bedeninizin güzel kokması, saçlarınızın beslenmesi için de kullanabilirsiniz.

  • LAHANA ÇEŞİTLERİ VE LAHANALI LEZZETLER

    En sağlıklı sebzeler arasında gösterilen lahana, kalori açısından da oldukça düşük oranlara sahiptir. Genellikle serin havaları sevdiği için kış sebzeleri arasında yerini almıştır. Ülkemizin farklı bölgelerinde yetişebildiği gibi, dünyanın da pek çok bölgesinde yetişmekte ve tüketilmektedir. En çok ilgi gören dört çeşidi bulunmaktadır…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kat kat yapraklarıyla sonbahar ve kış aylarında manav tezgâhlarını süsleyen beyaz lahana tam bir vitamin deposudur. B, C, E vitaminleri ile magnezyum ve potasyum mineralleri içeren beyaz lahana güçlü antioksidanlar arasında yer alır. Çiğ tüketilebildiği gibi haşlanabilir, buharda veya ateşte pişirilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İsmi her ne kadar karalahana olsa da koyu yeşil yapraklara sahip olan sebze, özellikle Karadeniz mutfağının vazgeçilmez besinlerinden biridir. Çeşit çeşit çorbasından kavurmasına, böreğinden sarmasına onlarca farklı tarifin ana malzemesi olarak sadece o bölgede değil ülkemizin her yerinde ilgi görmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Genellikle çiğ olarak tüketilen kırmızılahanadan zeytinyağı ve sirke ile soslayabileceğiniz bir salata da yapabilirsiniz, mayonez ile harmanlayabileceğiniz bir salata da… C vitamini, beta-karoten ve kalsiyum açısından zengin olan besin, turşu yapımında da kullanılmakta ve ülkemizin pek çok yerinde yetişmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Brüksel lahanasının anavatanı tam olarak bilinmiyor fakat ABD ve Avrupa’da bolca yetiştirildiğini söyleyebiliriz. Şekli küçük pinpon toplarını andıran sebze, C vitamini açısından zengindir. Zeytinyağlı yemeği yapılabilir veya haşlanarak et yemekleri yanında garnitür olarak servis edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Beyazı, karası, kırmızısı bir tarafa lahana deyince akıllara dolması gelir. Özellikle beyaz lahana dolması… Kıymalı ve salçalısı da yapılabilir, zeytinyağlısı da… Karalahana dolmasının ise kıymalısı daha çok tercih edilir. Karadeniz Bölgesi’nde kıymasız ve bulgur harcıyla yapılan, piştikten sonra üstüne süt dökülen karalahana dolması tarifi de bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir başka popüler lahana yemeği de kapuskadır. Kapuska, beyaz lahananın küçük küçük kıyılıp, tercihe göre kıymalı veya kıymasız pişirilen tencere yemeğidir. Pişerken içine az miktarda pirinç de ilave edilebilir. Karalahananın küçük küçük kıyılarak yapılan en popüler yemeği ise mancardır. Mancarda lahanaya pirinç yerine bulgur eşlik eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Lahana salatası, beyaz lahana tüketmenin en güzel yollarından biridir ve şüphesiz ki bu salataya en çok yakışan diğer sebze havuçtur. Yine, orijinal adıyla ülkemizde birçok restoranda kendine yer bulan coleslaw da havuç içeren ve mayonez ile geleneksel lahana salatamızdan ayrılan bir lezzettir.

  • 8 Madde İle Türk Mutfağının Geleneksel Lezzeti Biber Salçası

    8 Madde İle Türk Mutfağının Geleneksel Lezzeti Biber Salçası

    Mutfağıyla tüm dünyada tanınan ülkemizin, yemeklerine lezzet katan geleneksel tatlardan biridir salça çeşitleri… Hem biber hem de domates salçası Anadolu’da çok uzun zamandır yapılır ve hemen her yemeğe katılır. Bu içeriğimizde, üretimiyle de bir geleneğe dönüşen biber salçasını 8 maddeyle listemize taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Salça yapımı geleneksel kış hazırlıklarımızdan biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Biber salçası yapmak için uygun biberi seçmek çok önemli. En kırmızı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    …ve en küçük biberleri seçmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    biber salçası

    Eğer tatlı biber salçası yapmak istiyorsanız kapya biberleri tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Geleneksel yöntemle salça yapımında biberler tuzlanır ve güneşte kurutulur…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde şehirde yaşayıp, biber salçasını evde yapanların sayısı da az değil… Biberleri güneşte kurutacak yeri olmayanlar ise kaynatarak salça yapıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İster güneşte kurutulsun ister ocakta pişirilsin, biber salçası birçok Türk mutfağı klasiğinin değişmez malzemelerinden biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Biber salçası sadece yemeklere lezzet katmak için kullanılmıyor. Ajvar, muhammara gibi birçok sevilen tarifin de başrol oyuncusu…

  • BU MUTFAK GEREÇLERİNİN İSİMLERİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

    BU MUTFAK GEREÇLERİNİN İSİMLERİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

    Mutfak konusu oldukça teferruatlı bir konu. Sadece profesyonel aşçılar değil, o alana düzenli olarak ya da ara sıra giren herkes için öyle… İçine giren gıda ürünlerinden ortaya çıkarılacak yemeklere, lezzetlerinden sağlık değerlerine, sahip olunması gereken alet edevattan sofralardaki sunumlara kadar yüzlerce detay barındıran bambaşka bir dünya orası. Biz de bu dünyanın meraklıları için kullanım amaçları bilinse de isimleri konusunda tereddüt edilen gereçlerden söz edelim istedik. İlk sırada pek göz önünde olmayan ama bıçaklarımız kesme işlevini yitirdiğinde başvurduğumuz çok önemli bir araç var!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    mutfak aletleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    mutfak aletleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    mutfak aletleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    mutfak aletleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    mutfak aletleri, ev yapımı pasta
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    mutfak aletleri, makarna
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    mutfak aletleri
  • Gününüze Keyif Katacak 8 Türk Kahvesi Çeşidi

    Gününüze Keyif Katacak 8 Türk Kahvesi Çeşidi

    40 yıl hatırlanmak için bir fincan kahve ikram etmenin yeterli olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Sadece hatırlanmak istediğinizde değil, gününüzü keyiflendirecek dakikalar yaşamak için de bir fincan Türk kahvesinden daha ideali yoktur. Farklı bölgelerin farklı tat ve sunumlarla ele aldığı, koyu ve samimi muhabbetlerin eşlikçisi Türk kahvesi çeşitlerini bulacaksınız bu listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Menengiç kahvesi, özellikle Siirt ve Mardin’de yetişen menengiç isimli bitkinin meyvelerinden yapılıyor. Olgunlaştıkça kırmızıdan yeşile dönen meyveler toplanıp kurutulduktan sonra kavruluyor ve içimi yumuşak menengiç kahvesi olarak önümüze geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ege Bölgesi’nde en hasını içebileceğiniz dibek kahvesinin farkı öğütülme biçiminden geliyor. İçi oyuk taş havanlarda, yani dibeklerde dövülerek elde edilen kahve yoğun kıvamlı olmasına rağmen oldukça yumuşak içimli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türk kahvesi çeşitleri

    Kahve kokusunun damla sakızı kokusuyla yarıştığı aromalı bir çeşittir. Bildiğiniz gibi damla sakızı, sakız ağacının gövdesinde bulunan reçinenin güneşte kurutulmasıyla elde edilen ve kullanım alanı oldukça geniş bir lezzettir. En çok yakıştığı yerlerden biri de şüphesiz ki Türk kahvesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Güneydoğu Anadolu’ya özgü mırra, klasik Türk kahvesi çekirdeklerinin özel kahve güğümlerinde birkaç defa demlenmesiyle elde ediliyor. Kulpsuz fincanlara birkaç yudumluk koyulan kahve oldukça sert ve acı… Zaten mırra adı da Arapçada “acı” anlamına gelen “murr” kökünden geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Türk kahvesinin üstüne iki-üç çay kaşığı kaymak konularak yapılan Tatar kahvesinin diğer çok önemli farkı ise sunumu… Bu kahve mutlaka yemekten önce ve kahve fincanlarından büyükçe olan “tostakay” isimli fincanda servis edilmeli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Süvari kahvesi Ege Bölgesi’nde de içilmekle birlikte özellikle Adana ve Mersin’de tercih edilir. İnce belli çay bardaklarında servis edilen kavrulmuş kahve oldukça koyu ve serttir. Adana’daki diğer adı ise “gar kahvesi”dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kahve çekirdeğinin çifte kavrulmasıyla elde edilen Hatay kahvesi de yoğun ve sert içimlidir. Kokusunu birkaç sokak öteden bile duyabileceğiniz bu kahvenin en iyisini elbette Hatay’a gittiğinizde içebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Manisa’ya özgü kahvelerden cilveli kahve sadece görüntüsüyle insanın keyfini yerine getirmeye yetiyor. Köpüğün üstüne öğütülmüş badem konulan cilveli kahve bir tatlı kaşığı ile servis ediliyor. Bademlerin dibe çökmeme nedeni ise çifte kavrulmuş kahve çekirdeği…

  • YENİ YIL KURABİYELERİ

    Yeni yıl haftası geldi çattı! Evleri saran kurabiye kokularına siz de bayılıyor musunuz? Sizler için mutfağınızı tatlı bir koku bulutuyla dolduracak nefis yeni yıl kurabiye tarifleri hazırladık. İçine istediğiniz malzemeleri ekleyebilir, renk renk kutulara dizip sevdiklerinize hediye edebilirsiniz. Yeni yıl, hepimiz için sağlık, mutluluk, huzur ve bol lezzetli anlar getirsin. Kurabiye tatlılığıyla geçen bir yıl olsun! Hadi mutfağa girip birbirinden lezzetli kurabiyeleri yapmaya başlayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vanilyalı Ay Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Oda sıcaklığında yumuşamış tereyağı, yumurta sarısı, toz şeker, pudra şekeri ve vanilini derin bir kapta iyice karıştırın. Badem ununu ekleyip ardından unu kontrollü şekilde ilave ederek ele yapışmayan, homojen bir hamur elde edin. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp önce yuvarlayın, sonra elinizde uzatarak ay şeklini verin ve yağlı kâğıt serili tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15 dakika pişirin. Ilık kurabiyeleri pudra şekeri ve vanilin karışımına bulayıp her tarafını kaplayın, dilerseniz ekstra pudra şekeri serpebilirsiniz. Afiyet olsun!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alfajor Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Kuru malzemeleri bir kapta harmanlayın, ortasını açıp yumurta, yumurta sarısı ve oda sıcaklığında ılıtılmış tereyağını ekleyin; limon kabuğu, kabartma tozu ve vanilini de ekleyip pürüzsüz bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamuru 15 dakika buzdolabında dinlendirin. Nişasta yardımıyla yaklaşık yarım santim kalınlığında açıp kalıpla yuvarlaklar kesin ve aralarında hafif boşluk bırakarak yağlı kâğıt serili tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 11 dakika pişirin. Bu sırada süt reçeli için gereken tüm malzemeleri ayrı bir kapta kısık ateşte yavaşça pişirin. Soğuyan kurabiyeleri ters çevirip arasına bir çay kaşığı süt reçeli sürüp yapıştırın ve kenarlarını Hindistan cevizine bulayın. İşte nefis kurabiyeleriniz hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Coco Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Yumurta beyazlarını ve toz şekeri çırpıp vanilin ve Hindistan cevizini ekleyerek hamur hâline getirin. Hamuru 15-20 dakika buzdolabında dinlendirin, ardından dondurma kaşığıyla tepsiye alıp hafifçe bastırın. 160 derecede 15-20 dakika pişirin. Kurabiyeleri oda sıcaklığında soğuttuktan sonra isteğe bağlı benmari usulü erittiğiniz bitter çikolataya tabanlarını batırabilir veya üstlerine damlatıp renkli süs şekerleriyle tamamlayabilirsiniz. Afiyet olsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeni Yıl Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Oda sıcaklığında dinlendirilmiş tereyağı ve yumurta ile pekmez ve pudra şekerini iyice karıştırın; unun bir kısmını ekleyip yoğurmaya başlayın. Tarçın, isterseniz zencefil, vanilya ve kabartma tozunu ekleyip kalan unu kontrollü şekilde ilave ederek yumuşak bir hamur elde edin. Hamuru streçleyip 1 saat buzdolabında dinlendirin. Dinlenen hamuru iki yağlı kâğıt arasında yarım santim açıp kalıplarla şekillendirin ve tepsiye dizin. 170 derecede 10-12 dakika, altları hafif dönene kadar pişirin. Kurabiyeler soğuyunca ister glazürle neşeli süslemeler yapın, isterseniz pudra şekeri serpip kar yağmış gibi bir dokunuş ekleyin. Mis gibi yeni yıl kurabiyeleriniz hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarçınlı Kalp Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Oda sıcaklığındaki tereyağı ve pudra şekerini derin bir kapta mikserle krema kıvamına gelene kadar çırpın. Un, kabartma tozu, vanilin ve tarçını ekleyip yoğurun; gerekirse ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar un ilave edin. Hamuru streçleyip en az 30 dakika buzdolabında dinlendirin. Ardından un serpilmiş tezgâhta orta incelikte açın, kalp şeklindeki kalıplarla kesin ve pişirme kâğıdı serili tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında yaklaşık 12 dakika pişirin. Fırından çıkan tarçınlı kalplerin kokusu mutfağınızı sardığında içi yumuşacık, dışı hafif çıtır kurabiyeler keyifli bir gün geçirmeniz için hazır demektir! Afiyet olsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Glazürlü Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Un ve kabartma tozunu karıştırıp eleyin. Tereyağını mikserle krema kıvamına getirin, toz şeker ve vanilini ekleyin. Tarçın ve yumurtaları karışıma yedirin, sonra un karışımını ekleyip hamuru toparlayın. Hamuru yarım santim kalınlığında açın ve farklı şekillerdeki kalıplarla kesin. Üstlerini sütle hafifçe ıslatın ve 180 derece fırında 10-12 dakika pişirin; hafif kızarmaları yeterli. Soğuyan kurabiyelere pudra şekeri ve sütle hazırladığınız glazürü sürün. Üzerini renkli şekerli çubuklar ve gümüş incilerle süsleyin. Pürüzsüz, parlak ve tatlı glazürlü kurabiyeleriniz artık servise hazır! Afiyet olsun.

  • 8 Madde İle Açık Hava Müzesi Gibi Bir Şehir: Çorum

    8 Madde İle Açık Hava Müzesi Gibi Bir Şehir: Çorum

    Bu listemizde etrafı Amasya, Yozgat, Çankırı, Sinop, Samsun ve Kırıkkale ile çevrilmiş ilimiz Çorum’dayız ve sizi Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bu kadim şehrimizi daha yakından tanımaya davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çorum’un Merkez ilçesi şehrin zengin tarihi kültürünün ipuçlarını veren birçok eser barındırıyor. Bu kültürün izlerini sürmek için 20. yüzyıl başlarında yapılmış saat kulesini, daha eski tarihe gitmek için Selçuklu eseri olan Ulu Camii’yi, daha da eskilere gitmek için kentin çeşitli yerlerinden çıkarılmış arkeolojik kalıntıları içeren Çorum Müzesini görmenizi öneririz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehrin Alaca ilçesindeki Alacahöyük dünya tarafından da ilgi gösterilen bir höyüktür. Höyük, aynı bölgedeki yerleşim yerlerinin yüzyıllar içinde üst üste katmanlaşarak tepe biçimine gelmesine deniyor. Farklı uygarlıkları saklayan ve yapılan kazı çalışmalarıyla büyük kısmı açığa çıkarılan Alacahöyük de arkeoloji meraklılarının illa ki görmesi gereken yerlerimizden… Buradaki kazıları ilk kez Atatürk’ün başlattığı biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hititlerin başkentlerinden olmuş Hattuşaş, bugün Çorum’un Boğazkale ilçesinin sınırları içinde bulunuyor. 1986’dan itibaren UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde olan bölgede Aslanlı Kapı, Sfenksli Kapı, Kral Kapısı, Yerkapı gibi birçok önemli arkeolojik buluntu yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İskilip ilçesindeki İskilip Kalesi’nin üç tarafı da dik bir kayalıkla çevrili… Kaleye giriş çıkış sadece kuzeybatı yönündeki tek taraftan yapılabiliyor. Ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmeyen kalenin surları otuzdan fazla evi çevreliyor ve burası küçük bir mahalleye dönüşmüş. İskilip Kalesi de Çorum’a yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Laçin ilçesinin Kırkdilim köyündeki kaya mezarı oldukça ilginç bir görüntüye sahip… Zorlu bir coğrafyanın tam ortasında bulunan Kapılıkaya Kaya Mezarı özellikle yabancı turistlerin bildiği ve hayran olduğu bir yapı… Çorum ve çevresi kaya mezarlarının yoğun olduğu bölge olarak da biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çorum’un Kargı ilçesi doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor. Doğa sporunu sevenler için Dipsizgöl, Karadeniz havası almak isteyenler için yaylalar, olağanüstü görüntüsüyle Kızılcaoluk Şelalesi bu ilçenin sınırları içinde bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çorum deyince akla ilk gelenlerden biri de bakır işçiliğidir. Ülkemizdeki bakır maden rezervlerinin çoğunun bulunduğu şehrimizde ustaların elinden çıkmış bakır ürünleri Bakırcılar Çarşısı başta olmak üzere birçok yerde satışa sunulmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Çorum deyince hemen hepimizin aklına ilk gelen leblebidir ve coğrafi olarak tescillenen ilk leblebi de Çorum leblebisidir. Keşkek, etli pilav, yayla çorbası, mantı ise kentin mutfak kültüründe başı çeken yemekler arasındadır. Yine yöreye özgü İskilip dolması ise ustası tarafından yapılması gerektiği ve oldukça zahmetli olduğu için özel günlerin yemeğidir.

  • KEREVİZİN MUTFAĞIMIZDAKİ YERİ

    KEREVİZİN MUTFAĞIMIZDAKİ YERİ

    Kereviz, Antik Çağ ozanlarından Homeros’un İlyada’da ve Odesa’da yer verdiği yabani bir ot olarak aslında büyük bir üne sahip, tabii o zamanlar sazlıklarda yetişen bu ota sadece atlar ilgi gösterirmiş. Günümüzde ise çeşit çeşit yemekleri yapılabilen hatta şifa amaçlı kullanılan bir sebze olarak mutfağımızın müdavimlerinden… Kereviz kiminize hala tatmadığı yabancı bir ürün gibi görünebilir, oysa çok iyi bildiğimiz maydanozgiller familyasından o da.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yumru şeklinde kökleri olan kerevizin bu köklerinden yapraklarına, saplarından tohumlarına her tarafı tüketilebilir. Kökleri patatesten daha serttir. Satın alırken de sert olmasına yapraklarının canlı ve taze olmasına dikkat edilmeli. Yaprak ve sapları bol suda iyice yıkanarak topraktan arındırılmalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kerevizin en çok yakıştığı yemeklerin başında çorbalar gelir. Doğradığınız kereviz köklerine havuç, patates, soğan, sarımsak ilave edebilir, tümünü önce kavurup sonra su ilave ederek pişirebilir, püre hâline getirdikten sonra da terbiyesini yaparak afiyetle yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kereviz yemeğinin çok çeşitli tarifleri bulunur, genellikle tercih edileni zeytinyağlısıdır. Elbette dilerseniz etli yemeğini de yapabilirsiniz. Buradaki püf nokta patatesten daha sert dediğimiz kereviz köklerinin çabuk pişmesini istediğinizde küçük küçük doğramanız gerektiğidir. Doyurucu bir lezzet olmasına rağmen makarna veya bulgur pilavının iyi birer eşlikçi olacağı da aklınızda olsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sebze yemeklerini meyveli yapmak pek de alışık olmadığınız bir tarif olabilir. Osmanlı mutfağında oldukça yaygın olan bu uygulamayı şimdi siz de kereviz yemeklerinizde deneyebilirsiniz. Bir kere denedikten sonra portakal suyu ile yapacağınız kerevizin tadına doyamayacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kereviz tüketmek için salatasını yapmak da bir seçenek. Salatanızı, sebze köklerini çiğden rendeleyip yoğurt ilave ederek yapabileceğiniz gibi, küp küp doğradığınız kökleri haşlayıp çeşitli yeşillikler ekleyerek de üretebilirsiniz. Kereviz salatasına en çok yakışan tatlardan biri de elmadır, hatta bu karışım için ceviz de mükemmel bir tamamlayıcıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kerevizin şifa kaynağı olduğu hallerinin başında damak tadınıza göre hazırlayacağınız kereviz sapı suyu gelir. Bazı marketlerde kerevizin sadece saplarını bulmanız mümkündür. Besin ve antioksidan değerleri yüksek olan bu sebzenin özellikle diyet yapanların ilk tercihlerinden olduğu bilgisini de ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Gelelim kerevizin yetişmesini sağlayan tohumlarına… En bilinen uygulaması tohumları ezerek çayını yapmaktır fakat gün içinde fazla tüketilmemesi gerektiği uyarıları da sık sık vurgulanır. Kereviz tohumları bütün veya öğütülmüş halde baharat olarak da satılmakta, tuz tüketmeyi tercih etmeyenler yerine bu baharatları kullanabilmektedir.

  • 8 Madde ile Dünden Bugüne Misafir Ağırlama Alışkanlıkları ve Misafirlik İkramlar

    8 Madde ile Dünden Bugüne Misafir Ağırlama Alışkanlıkları ve Misafirlik İkramlar

    Her şeyden önce dünyada “Türk misafirperverliği” diye algı yaratmış bir toplumun çocuklarıyız. Tarihimizin her döneminde “misafir” kavramının bir ağırlığı olmuştur ki başlı başına “misafir ağırlamak” deyimi bile bu konuya verilen önemi gösterir. Gelen misafire mutlaka “izzeti ikram”da bulunmak, misafirin yüzü düşse “hürmette bir kusur mu ettik” diye mutlaka kusuru kendimizde aramak belki de dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğimiz davranış şekilleridir. Misafir ağırlama alışkanlıklarımız kadar ikram çeşitlerimizle de dünyanın sayılı toplumlarından biri olduğumuz kesin. Bu listemizde vazgeçilmez tatlarıyla dünden bugüne varlığını koruyan ikramlarımızı gündeme getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Geçmişte olduğu gibi bugün de çay yanında servis edilen misafir tabaklarının olmazsa olmazı “kek”tir. Eskiden özel tenceresinde ateşte veya soba üstünde pişirilen sade keklerin yerini bugün fantastik kalıpların içinde yapılan onlarca farklı tarif almış olsa da, kekin kabarıp kabarmadığı konusunu misafirlerle münazara etmek anneannelerimizden bize kalan bir miras gibidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Misafir geliyor” haberi evde duyulduğu an ile annelerimizin ince bulguru derin bir kap içinde sıcak suyla ıslatıp şişmeye bırakması arasında saniyeler vardır. Tabakta tüm heybetiyle duran bir dilim kekin yanında mercimek köftesi yoksa kısır mutlaka olmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Misafir aniden çıkıp geldiğinde dolabı açınca gördüğümüz birkaç adet yufka annelerimiz gibi bizim için de birer kurtarıcı gibidir. Hayat her geçen gün hızlanırken buna en çok ayak uydurabilecek ikram şüphesiz ki sigara böreğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yakın geçmişte misafirlik ikramlarımız içinde mutlaka yeri bulunan peynirli poğaça bugün biraz daha maharet isteyen bir alternatife dönüştü. Çünkü bir poğaçayı “kıyır kıyır” yapabilmek gerçekten bilgi ve deneyim isteyen bir iş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Haşlanmış patatesleri üfleye üfleye soyan annelerimizin salataya koyduğu bol limon servis yapılırken dikkat çeken en keskin kokuydu. Hemen anlayabileceğiniz gibi en pratik ikramlarımızdan biri dün olduğu gibi bugün de patates salatasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Günler öncesinden geleceğini haber veren bir misafir, hele de misafirperverliğinizi sorgulayacak birileri ise size bir gün önceden sarma sardırırdı. Servis tabağında sarma bulunması gösterilen ihtimam seviyesini en az birkaç çıta yükseltirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bugün çok bilindik bir tat olsa da eskiden misafire sunulan ikramlarda mücver bulunması ev sahibinin vizyonunu ortaya koyan önemli bir unsurdu. Dün olduğu gibi bugün de kabak sevmiyorum diyenlerin bile lezzetini reddedemeyeceği ayrıcalıklı bir ikramdır mücver.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    zeytinyağlılar, misafir, misafirperverlik

    Geleneksel mutfağımız içinde zeytinyağlıların kapladığı yer oldukça geniştir. Misafir ağırlamada en zengin sunum zeytinyağlılar ile sağlanır. Zeytinyağlı barbunya, zeytinyağlı pırasa, zeytinyağlı enginar, zeytinyağlı fasulye liste uzar gider… Tabağınızı tekrar tekrar doldurmaya yöneltecek kadar hafif ve bağlayıcıdırlar ve günün her saati ikram edilebilirler.