Kategori: Yemek/Beslenme

  • Çikolatanın Hikâyesi

    Çikolatanın Hikâyesi

    O belki de dünyanın en sevilen yiyeceği, bir düşünün kaç yiyecek adına müze kurulmuş, kitaplar yazılmıştır ki? Küçükken dört gözle beklediğimiz, harçlıklarımızdan artırıp da satın aldığımız, büyüdüğümüzde kahvemizin yanında keyifle tükettiğimiz çikolata listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • FARKLI TARİFLERDE FINDIK TADI

    Beyin, kalp ve damar dostu olduğundan emin olduğumuz, ülkemizin pek çok şehrinde yetişen, halkımız tarafından keyifli şenliklerle toplanan, yaprak ve kabuğundan ayrıştırılan, kavrulunca bambaşka bir tada kavuşan fındık üretiminde dünyada birinci sıradayız. Bu sağlıklı besini bol bol tüketmenin yollarından biri de farklı tarifler içinde kullanmaktan geçiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fındığın efsane eşlikçisinin kakao ve çikolata olduğunu bilmeyenimiz yok. Fakat hazır satılan kakaolu fındık kremalarının, koruyucu ve palm yağı gibi katkı maddeleri içermesi sizi de huzursuz ediyorsa, evde kendi fındıklı çikolatanızı yapmayı deneyebilirsiniz. Bunun için fındıkları toz haline getirmeniz ve benmari usulü erittiğiniz çikolatayla iyice çırpmanız yeterli olacaktır. İsterseniz karışıma biraz süt ve kakao da ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Pirinç, süt ve şekerin efsanevi birleşimi olan sütlacı tencerede yapıyorsanız, kâselerde üstüne serpiştireceğiniz lezzet toz tarçın olmalı. Fakat güveçlere döküp, üstü hafif yakılarak fırında pişirdiğiniz sütlacın lezzeti kesinlikle dövülmüş fındık içiyle tamamlanmalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sıkça yapılan tartışmalardan biri, geleneksel tatlılarımızdan olan baklavanın fıstıklı mı yoksa cevizli mi olması gerektiğidir. Oysa fındıklı baklavanın hafif ve özgün lezzeti de bu tartışmaya dahil edilmeli, en azından fındıklı baklavanın tadına hayatta bir kere olsa da bakılmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fındığın yakışmadığı bir tatlı düşünmek zor. Sade ya da çikolatalı yapacağınız kek tarifine, ballı ve zencefilli kurabiyeye ya da elmalı bir turtaya rahatlıkla fındık katılabilir. Fındığı, kullanacağınız yere göre blender ile un ufak edebilir veya hafif parçalı bırakabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İster badem, ister yuvarlak, ister sivri fındık kullanın ama bu lezzeti tatlılarınızdan eksik etmeyin. Aklınızda olsun fındık parçacıkları, mozaik pasta ve türevleri gibi pişirmeye gerek olmayan lezzetlerin tadını da zirveye çıkarabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tatlılardan söz ettik diye fındığın, ekşili ve tuzlu tariflerde kullanılmadığı sanılmasın. Örneğin en pratik tariflerden salataya bile eklenebilecek bir besindir fındık. Yukarıdaki fotoğrafta bir kış salatası görüyorsunuz. Mini ıspanağa, kan portakalı, avokado dilimleri ve fındık parçacıkları ilave edilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Peki, fındık kaplı tavuk göğsü kızartmasının enfes bir tat olduğunu söylesek ne düşünürsünüz? Tavuk parçalarını önce un, tuz, karabiber ve dövülmüş fındık karışımına bulayın, ardından yumurta ve su karışımına, son olarak kızartın. Tattıktan sonra tarifimize teşekkür edeceğinizi gururla söyleyebiliriz.

  • Damaklarda Bıraktığı Nefis Tatlar Eşliğinde İrmik

    Damaklarda Bıraktığı Nefis Tatlar Eşliğinde İrmik

    Harika bir besin maddesi olan irmik herkes tarafından bilinir ama geleneksel mutfaklarda bir iki tarif dışında pek de yer verilmez. Oysa çorba, erişte hatta salatalarda kullanılabilen, besleyici değerleri oldukça yüksek bir üründür. Sayfamızda bu tuzlu tarifleri değil ama irmikle yapılabilecek birbirinden lezzetli tatlıları görebilirsiniz. Hatta biz irmik nedir ile başlayalım…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı un, bulgur, yarma gibi irmiğin ana maddesi de buğdaydır. Sert buğdayın öğütülmesiyle elde edilir ve iriliğine göre çeşitlere ayrılır. Mutfaklarımıza kadar gelen irmik kepekten, kabuktan arındırılmış beyaz irmiktir. Adı ise kırık buğday anlamına gelen “yırmık” kelimesinden türetilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaz ya da kış, öğle ya da akşam vakti ne zaman isterseniz yiyebileceğiniz irmik helvası özellikle balık sofralarının tatlı müdavimlerindendir. Sütlü ya da sütsüz yapabileceğiniz bu tatlının en güzeli ise içinde bir top dondurma saklı olanıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Revani Türk mutfağının en güzel şerbetli tatlılarındandır ve un yerine irmikle yapıldığında damaklarda uzun süre iz bırakır. Eğer yumurtalı tatlılardan hoşlanmıyorsanız o zaman da revaniye çok benzeyen ama yumurta ile değil yoğurtla yapılan İzmir şambalisini öneririz. Ama unutmayın şambali illa ki irmikle yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çocukluğumuzdan şu yaşımıza gelene dek severek yediğimiz kekin farklı malzemelerden oluşan onlarca tarifi olsa gerek. Havuçlu, ballı, ıslak çikolatalı, portakallı, labneli, haşhaşlı ve daha niceleri. Şimdi de bütün bu tarifleri beyaz unla değil de irmikle yapacağınız keklerde denemeye ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Potasyum, demir, çinko gibi vitamin ve minareleri ihtiva eden irmiği, yüksek oranda karbonhidrat içerdiğini de aklınızda tutarak çeşit çeşit kurabiye yapımında da kullanabilirsiniz. Hatta ülkemizde Mersin ve Hatay illerine özgü enfes kerebiç kurabiyelerinin irmikle yapıldığını da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Marketlerde kolayca bulunabilen pudingi kendi ellerinizle yapmak istediğinizde gerekli olan malzemeler irmik, şeker, süt ve tereyağı olacaktır. Çikolata, vanilya ya da meyveden ibaret aromanızı da içine ilave ettiğinizde sevdiklerinizin yüzünü güldürecek ev yapımı bir tatlıya sahip olabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bol Hindistan cevizi ve sütle yapacağınız bembeyaz bir irmik tatlısı da alternatifleriniz arasında. Ama irmik, süt, şeker, vanilya, tereyağı ve Hindistan cevizini bu kez tencere ile ateş üstünde karıştırarak pişirmeniz, karışımı istediğiniz bir kalıba döktükten sonra buzdolabında muhafaza etmeniz gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    irmik, tatlı

    Klasik tatlı malzemeleri olan yumurta, şeker, süt ve vanilyanın krem karamel yapımında kullanıldığını da biliyorsunuz ama bu tarifin içine irmik ekleyebileceğinizi biliyor musunuz? Tabii bu uygulamayla tatlınızın tadı gibi adı da başkalaşacaktır; irmikli karamel ya da karamelli irmik tatlısı. 🙂

  • MİCHELİN YILDIZI’NIN İLGİNÇ TARİHİ

    Konu yeme içme olunca kıtalar değiştirip dünyanın en lezzetli yemeklerini tatmak isteyen birçok insanın kılavuzu olan Michelin Yıldızı, gastronominin bilirkişisi olmuş durumda. Ticaret dehası olan Fransız André ve Edouard Michelinkardeşlerin bir lastik şirketi olarak kurdukları girişimin, giderek dünyanın en önemli gastronomi rehberine dönüştüğü Michelin Yıldızı’nın enteresan hikâyesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1889’da kendilerine ait lastik şirketi kuran iki kardeş, kara yolu seyahatini özendirmek amacıyla bir yol rehberi bastırırlar. Amaçları o tarihlerde 4000 adet bulunan otomobillerinin lastiklerinin aşınmasını sağlamak ve kendilerine sürekli yeni müşteriler edinmektir. 35 bin adet basılan ilk rehber, gezi ve lastik değişimi ile ilgili bilgiler içermektedir; haritalar, benzinlikler hakkında bilgiler, konaklama ve iyi yemek yenilebilecek restoranlar ücretsiz dağıtılan rehberin içinde yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İki mucit kardeş, 20 sene boyunca ücretsiz dağıtılan rehberden sonra 1920’de yeni bastıkları “Michelin Rehberi” isimli rehberi yedi franka satışa çıkarırlar. Bu yeni rehberin ücretli olmasının nedeni ise kardeşlerden André’nin bir lastikçide ücretsiz dağıtılan rehberin amacı dışında tezgâhı desteklemek için kullanıldığını görmesi ve buna içerlemesiyle olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yeni rehberde Paris’teki oteller listesi ve belirli kategorilere göre ayrılmış restoranların bilgisi de yer almaktadır. Rehberin ünü artık Fransa’yı aşmış; Belçika, İngiltere, Portekiz, İspanya, Hollanda, Cezayir ve Tunus’a kadar ulaşmış ve aynı konseptteki rehberler bu ülkelerde de basılmaya başlamıştır. Basılan rehberlerde restoran bölümlerinin yoğun ilgi görmesi üzerine Michelin kardeşler restoranları gizlice ziyaret ederek bilgiler toplayacak personeller görevlendirmeye başlamışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1926’da rehberde bulunan restoranlar yemek ve servis kalitesine göre değerlendirilmeye başlanır ve bu restoranları yıldız ile işaretleme sistemi getirilir. Kalitesinden emin oldukları mekânlar tek bir yıldız alırken, vasat buldukları diğer mekânların hiç yıldızı bulunmaz. 1931’de yıldızla işaretlemeye yeni bir puanlama sistemi getirilir ve sıfır, bir, iki ve üç yıldızdan oluşan hiyerarşik bir yapı oluşturulur. 1936 yılına gelindiğinde 40 binden fazla restoranın değerlendirildiği rehberdeki yıldızlama sisteminin kriterleri yayımlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yayımlanan rehbere göre yıldız almak için restoranların dikkat etmesi gereken kriterler; malzeme kalitesi, lezzetlerin uyumu, pişirme ve sunum tekniklerindeki ustalık, şefin mutfaktaki becerisi ve kişiliği, menü ve tutarlılık olarak beş madde ile açıklanır. Kriterleri tutturan restoranlara yıldız verilirken, bu mekânlar müfettişler tarafından sürekli ziyaret edilir, kalitesi düşen restoranların yıldızı senenin bitmesi beklenmeden hemen geri alınabilir. Bu değerlendirmeleri yapan müfettişler, Michelin tarafından titizlikle seçilen, konularında uzman gurmelerdir. Bu gurmeler teftişlerini gizlice gerçekleştirirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Her ülkenin kendi dilinde bastığı Michelin Rehberi “Red Guide” ismiyle yayımlanır ve restoranlara ek olarak oteller de derecelendirilir. Ayrıca Bib Gourmand yani düşük fiyatlı bir restoran olmasına rağmen üstün lezzet hizmeti veren restoranlar da değerlendirilmeye alınmaktadır. Michelin Yıldızı şefe değil restorana verilen bir ödüldür ve Michelin Yıldızı almış bir mekânın şefi başka bir restoranda çalışmaya başladığında yıldızını götüremez. Ancak bu yıldızı kazanmış olmanın verdiği ün zaten yıldızın ta kendisi değil midir?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yurt dışında yaşayan Şef Ali Güngörmüş, Michelin Yıldızı alan restoranda çalışması sebebiyle yıldız alan ilk Türk olsa da Michelin Yıldızı’nı ülkemize ilk kez kazandıran kişi “Turk” adlı restoranın kurucusu Şef Fatih Tutak olmuştur. Böylelikle Michelin Rehberi’ne ilk kez İstanbul’daki bir mekân eklenmiştir hem de iki yıldızla… Bolu Mengen’deki aşçılık okulunda eğitim alan Tutak, yedi farklı ülkede çalışarak vizyonunu ve tekniklerini geliştirmeyi başarmış, geleneksel lezzetleri yeni tekniklerle güzelce harmanlayan idealist bir aşçı… Tutak’ın başarısını gönülden tebrik ediyoruz.

  • İFTARDAN SONRA SİNDİRİMİ KOLAYLAŞTIRACAK ÖNERİLER

    İftar sofraları, Ramazan’ın maneviyatı ile bir arada olmanın ve paylaşmanın güzelliğine tanıklık ettiğimiz özel günlerdir. Birlik ve beraberlik ruhu ile ailelerin, komşuların, akrabaların ve dostların sıkça bir araya geldiği Ramazan ayında yenilen yemeklerin lezzeti de bir başkadır. Özenle hazırlanan iftar sofralarından sonra hazmı kolaylaştıracak tavsiyeleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Oruç tutulan günün ardından gün boyu yavaşlayan metabolizmayı hızlandıracak sağlıklı ve doğal besinler tercih edildiğinde kilo alma riski de azalacaktır. Sindirimi destekleyen bol lifli gıdalar; sıcak bir çorba, limonlu bir salata ve etli sebze yemekleri mideyi yormayan tercihler olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orucu açarken tercih edilecek çiğ kuru yemiş, kuru meyve ve zeytin gibi iftariyelikler şeker ve tansiyon değerlerini dengeleyecektir. Zencefil, kimyon, kekik gibi baharatlar sindirimi desteklerken hazırlanılan yemeklere de lezzet katar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yemek yerken acele etmemek ve her lokmayı iyice çiğnemek sindirimi kolaylaştırır. Çünkü sindirim önce ağızda çiğnemeyle başlar. İyice çiğnemeden yutulan besinler midede hazımsızlık, şişkinlik, ekşime; vücutta uyuşukluk ve uyku gibi durumlara neden olabilir. Ayrıca beyin, doyma komutunu yemeğe başladıktan 15-20 dakika sonra verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yemek sonrası çay, kültürümüzün bir parçası. Ancak çay demlemek için acele edilmemelidir. Tahıllar, yeşil sebze, baklagil ve kabuklu kuru yemiş gibi besinlerde bulunan bitkisel kaynaklı demirin emilimi, çayda bulunan ‘’tanen’’ nedeniyle azalır. Yemekten hemen sonra sıcak bir şeyler içmek isteyenler ise rezene çayının hazmı kolaylaştıran etkisinden faydalanabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çayın yanına tatlı isteyenler tercihlerini 15. yüzyıldan bu yana Osmanlı sultanlarının sofralarından eksik etmediği güllaç gibi sütlü tatlılardan yana kullanabilir. Ramazan denilince akla ilk gelen güllaç, hazmı kolay ve hafif bir tatlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İftar sırasında bol su içmek yerine iftardan sonra bir iki dilim limon eklenilen sudan küçük yudumlar alarak içmek sindirimi destekler. Eğer limon gibi ekşi tatlar damak tadınıza uygun değilse; çilek, salatalık, nane yaprağı gibi ferahlatıcı ve sindirimi destekleyici diğer besinler de tercih edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İftardan sonra sindirimi gerçekleştirmesi için mideye zaman tanımak önemlidir. Sahura kadar yemek yemek, sağlıklı atıştırmalıklar dahi olsa sindirim süresini uzatacaktır. Sindirimi gerçekleştiren organların, iftar sofrasında yenilen besinleri faydalı bir şekilde sindirmesi için birkaç saat bir şeyler yememek sindirime katkı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yemekten bir süre sonra yapılacak hafif bir yürüyüş, metabolizmayı hızlandırdığı gibi sindirime de katkı sağlayacaktır. Bu süre zarfında vücut, sindirim sürecine başlamış olur ve yemekle alınan enerjiyi kullanmaya başlar. Özellikle yüksek karbonhidrat veya şeker içeren bir öğünden sonra kan şekerinin ani yükselişlerini engellemeye yarayan yürüyüş sadece sindirim sistemini harekete geçirmekle kalmaz; kalp sağlığını korur, uyku kalitesini artırır.

  • ÜLKELER VE KAHVE TERCİHLERİ

    Birinci, ikinci, üçüncü nesil derken artık kahve hayatımızın vazgeçilmez içeceği haline geldi. Birçok kahve dükkânı dünyanın farklı köşelerinden getirttikleri taze çekilen çekirdekler ile hazırladıkları kahvelerle lezzet şöleni sunarken bu çeşitliliğinin nereden geldiğini hiç düşündünüz mü? Cevap çok basit! Ülkeler ve yeme-içme kültürleri… Her ülkenin kahveyi işleme ve tüketme şekli oldukça farklı. Yazımızda ülkeleri ve kahve kültürlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kahve denilince akla ilk gelen ülkelerden olan İtalya, bildiğimiz çoğu kahvenin pişirme ve sunum yöntemi bakımından şekillendiği yer. Affogato da bu kahvelerden yalnızca biri. Espresso’nun içerisine bir top dondurma konularak hazırlanan affogato, dondurmayı kahveyle boğmak anlamına geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Vietnam’a özgü ca phe trung, bildiğimiz kahvelerden oldukça farklı. İçerisine yumurta konularak hazırlanan bu kahve; kıvamlı süt, şeker ve çiğ yumurta sarısıyla hazırlanıyor. İlk izlenim olarak cezbedici gelmese de deneyimleyenler yoğun lezzetinden memnun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kahve ve peynirin şaşırtıcı birlikteliği kaffeost, Finlandiyalılar için gelenekselleşmiş bir kahve çeşidi. Kaffeost, herhangi bir eski peynirle değil sadece “leipäjuusto” ile servis ediliyor. Leipäjuusto ise inek, keçi veya ren geyiği sütünden yapılan ülkeye has sert bir peynir çeşidi. Kaffeost servisinde peynir küçük parçalara bölünüp kahvenin içine atılıyor ya da fincan tabağında ikram ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yunanistan’da çok tüketilen frappe, sıcak yaz aylarında serinlemek için doğru bir tercih olabilir. Granül formundaki kahveye su eklenerek köpürtülmesiyle hazırlanan ve içine buz katılan frappe, ülkemizde de tercih edilen kahveler arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yemekleri, kıyafetleri, dansları kısaca farklı kültürleri ile Hindistan’da kahve kültürü de oldukça farklı. Sıcak sütün üzerine kahve dökülerek hazırlanan kaapi’yi farklı kılan, Hindistan’a özgü kahve çekirdekleri ve servis edilen metal fincanları. Ülkenin güneyinde yetiştirilen kahve çekirdekleri asitli bir yapıya ve aromalı bir tada sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kahve sevenlerin aşina olduğu flat white, Avustralya’dan tüm dünyaya yayılan bir kahve çeşidi. Son derece hafif bir tadı olan bu kahve, espresso’ya süt kreması konularak hazırlanıyor ve üzerine “latte art” olarak anılan çeşitli şekiller veriliyor. Bu kahvenin servisinde ise seramik fincanlar yerine cam bardak kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünyada en çok kahve tüketen ülkelerden olan Meksika’da en ilginç tada ve sunuma sahip olan kahve çeşidi için “cafe de olla” diyebiliriz. Tarçınla tatlandırılan bu kahve, esmer Meksika şekeriyle zenginleştiriliyor. Çekirdekleri toprak kaplarda hazırlanan kahvenin servisinde ise yine toprak kahve fincanları kullanılıyor.

  • Binlerce Yıldır Başaktan Soframıza Gelen Lezzet

    Binlerce Yıldır Başaktan Soframıza Gelen Lezzet

    Buğdaygiller ailesinden olan bitkilere ve onların tohumlarına tahıl deniyor. Tahıl ürünleri içinde sıcak iklimleri sevenler kadar ancak soğuklarda yaşam bulanlar da var ve bu aile yüzlerce cins ile binlerce tür barındırıyor. Altı tanesini sizin için listemize taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Buğday için en çok kullanılan ama çok da doğru olan ifade temel besin maddesi oluşudur. Anadolu’dan, Kafkasya’dan ve İran’ın batı kısmından dünyaya yayıldığı düşünülen buğdayın ana malzemesi olduğu en lezzetli yemeklerin başında ise çorba geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Önemli karbonhidrat kaynaklarından olan bulgur, buğday tanelerinden elde edilen bir tahıl ürünüdür. Esmer ve sarı bulgur olarak ikiye ayrılırken, kalın ve ince taneli olarak da sınıflandırılır. Kalın tanelisi ile pilav yapılırken, ince bulgur en çok kısıra yakışır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir tahıl ürünü olan arpa, üretim yoğunluğu açısından dünyada mısır, buğday ve pirinçten sonra 4’üncü sırada geliyor. Arpa ekmeği ise dünyanın en eski tarifleri arasında gösterilirken faydaları saymakla bitmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mısır’dan İstanbul’a “Mısır buğdayı/Mısır darısı” isimleriyle 1600’lerde getirilen mısır için her tür salatanın en uyumlu eşlikçisi diyebiliriz. Tabii hafif ve sağlıklı bir salatanın ana malzemesi olarak da tercih edebilirsiniz ama lezzetini ve besin değerini artırmak için yeşillik ilave etmeniz yerinde olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    8 bin yıldır tükettiğimiz ve yemek masalarımızın olmazsa olmazlarından pirinç dünyada da en çok kullanılan tahıl ürünüdür. Türk mutfağında çok farklı lezzetler içinde görebileceğiniz lezzet, dolma içine girdiğinde tadının zirvesine ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    çavdar ekmeği

    MÖ 6500 yılına kadar hikâyesi olan çavdar oldukça soğuk iklimlerde yetişiyor ve ülkemizde en çok Kayseri’de üretiliyor. Ekmeği ise karbonhidrat, protein, potasyum ve B vitamini içeren sağlıklı yapısı, kendine has kokusu ve lezzeti için tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Başakları salkım şeklinde olan yulafın beyaz, siyah, kırmızı, sarı ya da boz renginde çeşitleri bulunmakta… Karbonhidrat, protein ve lif açısından zengin bu tahıl, kekten kurabiyeye farklı ve eğlenceli lezzetler için kullanılabiliyor.

  • MUTFAKLARIN DEMİRBAŞI PATATES VE PATATESLİ LEZZETLER

    Mutfakların demirbaşı olan ürünler vardır; soğan, sıvı yağ, salça, tuz, şeker gibi… Bunların arasına patates de rahatlıkla dâhil edilebilir. Bu sebzenin kırmızıdan mora, sarıdan beyaza farklı çeşitleri vardır ama rengi yeşile dönen ve filiz veren patatesleri tüketmemeniz de sizlere tavsiyemiz.  Çünkü bu patatesler fazla miktarda tüketildiğinde zehirlenmelere neden olabilir. Uyarımızı da yaptıktan sonra patates hakkında daha keyifli bilgilere geçebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tarihçesi 8-10 bin yıl önceye ve Güney Amerika’ya uzanan patates, İspanyollar tarafından 16. yüzyılda taşındığı Avrupa’da, İncil’de adı geçmediği için önceleri kabul görmemiş. Günümüzde ise Avrupa başta olmak üzere dünyanın her yerinde tüketiliyor. Toprak altında yetişen bu kök sebze, yüksek miktarda potasyum, selenyum, manganez, kalsiyum, demir ve çinko içermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bol lif içeren patatesin en keyifli sunumlarından biri kumpirdir. Tarifin ilk aşamalarında, ebat olarak büyük patateslerin fırında pişirilmesi, karnının yarılması ve iç kısmının tuz ve tereyağı ile ezilmesi yer alır. Rendelenmiş kaşar peyniri ve arzuya göre bezelye, zeytin, mısır, pancar salatası, kısır gibi malzemeler ilave edilerek servis edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yetişmesi son derece kolay olan, dünyada en çok Çin, Hindistan ve Rusya’da üretilen, ülkemizde Niğde ve Nevşehir başta olmak üzere pek çok şehirde yetiştirilen patates, Anadolu’da pek çok yöremizde tencere yemeği tariflerinde kullanılmaktadır. Patates yemeklerinin, sadesinden etlisine, oturtmasından köftelisine farklı tarifleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İçerdiği karbonhidrat değeri ile son derece besleyici olan, mısır, buğday ve pirinçten sonra en önemli karbonhidrat kaynağı olarak kabul edilen patatesin 400 civarında çeşidi ve onlarca yemek tarifi bulunmaktadır. Onlardan biri de dilimlenmiş patateslerin üzerine kaşar peyniri, krema, sarımsak ve baharat döküp fırına verilmesiyle yapılan patates gratendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çıtır, elma dilim veya cips patates… Kızarmış, haşlanmış veya fırınlanmış… Patatesin bu versiyonları atıştırmalık için ideal olduğu kadar, yemek yanında garnitür olarak servis edilmeye de son derece uygundur. Yeri gelmişken dünyada her yıl 13 Temmuz gününün “Patates Kızartması Günü” olarak kutlandığını da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Patatesin en leziz hallerinden biri de püre kıvamıdır. Haşlanan patateslerin önce bir miktar ezilmesi, ardından süt ve tereyağı ile pürüzsüz bir hale gelinceye kadar blenderdan geçirilmesiyle elde edilir.  Tuz ve karabiber ekleyeceğiniz tarife dilerseniz rendelenmiş kaşar peyniri de ilave edebilirsiniz. Patates püresi patlıcan veya tepsi kebabı, soslu köfte veya rosto gibi yemeklerin yanında enfes bir tamamlayıcı lezzet olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Patates, poğaça, minik pizzalar ve hatta kek tariflerinde bile kullanılabilen bir sebzedir. Ama hamur işlerinde sıklıkla kullanıldığı tariflerden biri börek, diğeri de gözlemedir. Tarifine göre iç harcı çiğ veya kavrularak oluşturulabilir ve farklı baharatlar içerebilir. Yine de pul biber ve karabiberin her iki tarif için de ideal olduğunu söyleyebiliriz.

  • MOCHİ NEDİR? NASIL YAPILIR?

    Rengârenk görüntüsü, yumuşacık kıvamı ile Japon mutfağının en ilgi çekici tatlılarından biri olan mochi, Japonların özel günlerde birbirlerine hediye etmekten keyif aldığı geleneksel bir lezzet. Görüntüsünden dolayı yapımının zor olduğunu düşünüyorsanız, yazımızı okuduktan sonra kendinizi mutfakta bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Japonların özel günleri kutlamak için hazırladığı mochi’nin Japonlar için önemini, ülkemizde bayramlarda hazırlanan baklava ya da Ramazan aylarında hazırlanan güllaç gibi düşünebilirsiniz. Hamur katmanlarından oluşan bu kekin içinde bolca dondurma bulunuyor ve yaz aylarında da sıkça tüketiliyor. Ancak dilerseniz mochi’yi taze ya da kurumuş meyveler veya sevdiğiniz diğer lezzetler ile hazırlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sadece dört malzeme ile hazırlanan mochi, Asya mutfağının ana elementlerinden olan pirinç ile hazırlanıyor. Pirincin, macun kıvamına gelinceye kadar uzun süre dövülmesi ile hazırlanan bu rengârenk tatlı, bu sayede lokum gibi bir kıvam alıyor. Ancak evde daha pratik malzemelerle de mochi hazırlamak mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Pirinç unu, şeker, nişasta ve su ile hazırlanan mochi’nin temel malzemeleri bu dört malzemeden oluşsa da damak zevkine göre ekstra malzeme eklenebilir. Nişasta ve pirincin kıvam artırıcı etkisi sayesinde yumuşacık bir formu olan mochi’den çok daha fazla hazırlamak istenirse, su ve pirinç unu miktarı orantılı olarak artırılmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    120 gr pirinç unu, 240 ml su, 200 gr şeker, beş yemek kaşığı nişasta ile hazırlanan mochi’nin içi için meyveli dondurma yeterli olacaktır. Pirinç unu, su ve şekeri bir kapta karıştırın. Üzerine streç çekerek mikrodalga fırında 4 dakika pişirin. Eğer mikrodalga yoksa, özdeşleşen karışımı bir kâse içinde, 20 dakika kadar buharda pişirebilirsiniz. Biraz ılımasını bekledikten sonra tezgâha bolca nişasta serperek hamuru açın. Yuvarlaklar kesin ve içerilerine dondurma koyarak yuvarlakları kapatın. Dondurucuda muhafaza edilen mochi’leri dilediğiniz zaman tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mochi hazırlarken pürüzsüz ve marshmallow gibi bir kıvam elde etmek için pirinç unu, nişasta ve suyu homojen kıvama gelene kadar karıştırmalısınız. Kıvamının daha da güzel olması için dilerseniz bu pişirme işleminden sonra şekeri yavaş yavaş da ekleyebilirsiniz. Şekeri eriyen hamuru, tamamen yumuşacık bir kıvam elde edene kadar yoğurmalısınız. Rengârenk birçok mochi için bu hamur karışımına dilediğiniz renklerdeki gıda boyalarından ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hamur yumuşak bir kıvama geldiğinde sıra şekillendirme aşamasında… Hamurdan dilediğiniz büyüklükte parçalar keserek nişasta ile bulamalı ve elinizde ya da tezgâhın üzerinde yuvarlak bir şekil vermelisiniz. Açtığınız hamurların içine dondurma ya da dilediğiniz malzemeyi ekleyip görseldeki gibi yuvarlak şekil vererek buzlukta muhafaza edebilirsiniz. Mochi yapmak işte bu kadar kolay.

  • 8 Madde ile 10.000 Yaşındaki Siyez Buğdayı

    8 Madde ile 10.000 Yaşındaki Siyez Buğdayı

    Temel besin kaynağımız buğdayın atası sayılan siyez, ülkemizin hazine gibi gözetilmesi, sahip çıkılması, tanıtılması gereken bir değeri… 10 bin yıllık geçmişiyle hak ettiği bu değeri, genetiği hiç bozulmamış yapısı ve lezzet dolu tadıyla da hak ediyor. Sofralarınıza da taşımanızı umarak 8 madde ile siyezi ekranlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Latince ismi “Triticum Monococcum” olan buğdayın adının Hititçe “zız” kelimesinden geldiği uzmanlar tarafından ifade ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Siyezin fiziki olarak ayırt edici özelliği, tek başakçıklı oluşu ve bu başakçığı saran kabuğun sık yapısı. Bu sıklık bitkinin en önemli avantajı olmuş ve dışarıdaki zararlılara karşı korunmasını sağlamış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde siyez denince akla gelen şehrimiz Kastamonu, özellikle Taşköprü, İhsangazi ve Seydiler’dir. Karlı ve soğuk havaları sevdiği bilinen kadim besinin ekimi yapılan diğer şehirlerimiz arasında Erzincan, Tekirdağ, Edirne, Kars gösteriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Siyezi sofranıza getirebilecek birçok tarif bulunuyor ve bunların başında siyez bulgurundan yapabileceğiniz pilav geliyor. Özellikle Kastamonu yöresine özgü ekşili pilavı bir kere olsun denerseniz mönünüzde uzun süre vazgeçemeyeceğiniz yemeklerden olacağını garanti edebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Siyez bulgurun klasik bulgurdan farklı olarak, karbonhidrat değerinin düşük protein değerinin yüksek olduğu, kolesterol içermediği, lif yapısından dolayı sindirimi kolaylaştırdığı biliniyor. Bütün bunlar, ince siyez bulgurundan yapacağınız kısırı tabak tabak yemenizi ve sonradan pişmanlık duymamanızı sağlayacak güzel faydalar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde siyez kültürü git gide yaygınlaşsa da siyez buğday unundan ekşi maya ile yapılan “siyez ekmeği” özel bir lezzet olarak fark edilmeyi bekliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Glisemik indeksi insana en uygun besinler arasında geçen siyezin, unundan çeşit çeşit kurabiye, börek yapabilir kendi tarifinizi oluşturabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Siyez makarnası da gönül rahatlığıyla tüketebileceğiniz bir besin türü… Ayrıca siyezin bakliyatlarla karıştırıldığında çok daha faydalı ve zengin bir kaynak haline geldiğini söyleyebiliriz.