Ege Bölgesi, Marmara Bölgesi, daha az olmakla birlikte Akdeniz Bölgesi’nde yetiştirilen, mevsimi gelince manav tezgâhlarına yerleşen kırmızı pancarın tadını ve sağlığa faydalarını çoktan keşfetmişseniz ne mutlu size… Eğer bu kış sebzesini pek de bilmeyenlerdenseniz, turşusundan tozuna kadar farklı hallerini içeren hazırladığımız bu renkli liste sizin için… 🙂
Kategori: Yemek/Beslenme
-
KIRMIZI PANCARI NASIL TÜKETEBİLİRSİNİZ?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7# ” title_font_size=”13″] -
ZIT LEZZETLERİN AHENGİ
Gastronomi dünyasına yeni bir boyut kazandıran farklı tatların birleşimi hem damak zevkine hitap ediyor hem de yemeğin karmaşıklığını artırarak alışılagelmişin dışında bir deneyim sunuyor. Tat alma duyumuzdaki reseptörler sayesinde tatlı ve tuzlu, ekşi ve tatlı, acı ve tatlı gibi zıt lezzet kombinasyonlarının derinlik kazandığı bu yemekler mutfak kültüründe de önemli bir yere sahip. Yazımızda bu lezzetlerden bazılarını listeledik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaz Ciğeri Klementine” title_font_size=”13″]İnce dilimlenmiş kaz ciğerinin kızartılarak hazırlandığı bu yemek, limon ve sarımsaklı sosla servis ediliyor. Klementine, ciğerin yanında servis edilen domates, yeşillik veya turşu gibi garnitürlerle beraber sunulan taze mandalina dilimleri anlamına geliyor. Yemeğin lezzeti hem kızartılmış kaz ciğerinin kıtır kıtır dokusuyla hem de taze mandalina dilimlerinin tatlı ekşi aromasıyla dengeleniyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Karides ve Gül Suyu ” title_font_size=”13″]Gül suyu ve karides, pek çoğumuzun aklında farklı tatlarla özdeşleşen malzemeler olsa da bir araya geldiğinde sürpriz bir lezzet uyumu ortaya çıkıyor. Gül suyunun hafif ve çiçeksi aroması ile karidesin deniz ürünlerine özgü taze ve yumuşak dokusunun birleşimiyle hazırlanan bu yemek, gastronomi dünyasında özel bir yere sahip. Gül suyu ile marine edilen karideslerin ızgarada veya tavada pişirilmesiyle hazırlanan yemekler sıra dışı lezzetler sunmayı seven restoranların menüsünde yer alıyor. Gül suyu ile hazırlanan karides salatası ise bir diğer seçenek oluyor. Bu tarifte gül suyu, salata sosu olarak kullanılıyor. Bir diğer tarif ise karides ve gül suyu ile hazırlanan güllü karides çorbası. Bu tarifte sebzeler ve karidesler gül suyu ile pişiriliyor. Birçok farklı tarifte kendine yer bulan karides-gül suyu ile hazırlanan pilav, makarna ve risotto yemekleri de menülerde yer buluyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Nardan Aşı” title_font_size=”13″]Osmanlı mutfağının köklü ve lezzetli yemeği nardan aşı, sebze, et ve pirinçle hazırlanıyor ancak bu tarifte lezzeti artıran nar oluyor. Servis esnasında üzerine serpiştirilen nar taneleri, yemeğe doğal bir tatlılık ve hafif bir ekşilik katıyor. Ülkemizde özellikle Diyarbakır’da geleneksel olarak pişirilen bu yemeği Orta Doğu’daki pek çok ülkede de görmek mümkün. Diyarbakır nardan aşı, 2022 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi ve coğrafi işaret aldı.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Ballı Mahmudiye” title_font_size=”13″]Osmanlı mutfağına ait bir başka yemek olan ballı mahmudiye, sarayda sıklıkla tüketilen, padişahların favori yemeklerindendi. Tatlı, ekşi ve tuzlu bileşenlerin bir arada bulunduğu ballı mahmudiye, tavuk etinin baharatlar, bal, tarçın, kuru üzüm, kuru kayısı, badem ile pişirilmesiyle kendine has bir lezzete ulaşıyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Deniz Tuzlu Çikolata ” title_font_size=”13″]İlginç bir lezzet kombinasyonuna sahip deniz tuzlu çikolata, İsviçre’den tüm dünyaya yayıldı. Genellikle yüksek kaliteli bitter çikolata ve ince taneli deniz tuzu kullanılarak hazırlanan bu atıştırmalık, yeni tatlar keşfetmek isteyenler için iyi bir seçenek olabilir.
-
TATLISIYLA TUZLUSUYLA KURU YEMİŞLİ YİYECEKLER
7’den 70’e hepimizin avuç avuç yemekten keyif aldığı lezzetlerin başında kuru yemişler geliyor. Peki, tatlı tarifleri hatta tencere yemekleri içinde kuru yemiş yemeyi sevmeyenimiz var mı? İsterseniz cevabınızı listemize baktıktan sonra verin.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”#1″ title_font_size=”13″]Fındık, ceviz, çiğ badem gibi kuru yemişlerin bolca kullanıldığı enfes yemeklerden biri aşuredir. Yemek diyoruz çünkü başlangıç hikâyesinde bir tür çorba olduğu anlatılır. Nuh Peygamber’in gemisine binen inanmış insanların elde olanlarla bir kazanda yaptığı çorba, günümüzdeki aşure tatlısının çıkış noktası kabul edilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”#2″ title_font_size=”13″]Özellikle Güneydoğu Bölgemizin efsane yemeklerinden olan içli köftenin iç harcında dövülmüş ceviz kullanılır. Yöresine göre kızartılarak ya da haşlanarak servis edilen bu başlangıç yemeğinde en önemli detay kabuğunun çatlamadan pişirilmesidir. Dış harcına galeta unu ya da ufalanmış ve ıslatılmış bayat ekmek eklenirse bu sorun da ortadan kalkacaktır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”#3″ title_font_size=”13″]Kuru yemişli pilav tarifleri damak tadına düşkün insanların vazgeçilmez tercihleri arasındadır. İster bademli, ister yer fıstıklı, ister Antep fıstıklı, kestaneli ya da kuş üzümlü olsun, bu tür pilavların yanına et yemeklerinin çok iyi gideceği aklınızda bulunsun. Bildiğiniz gibi Güneydoğu illerimizin zahmetli yemeği kaburga dolmasının iç pilavı da Antep fıstığı ve kuş üzümüyle yapılmaktadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”#4″ title_font_size=”13″]Osmanlı saray yemeklerinin günümüze ulaşan tariflerinden mutancana kuru yemişli bir yemektir. İçinde badem, kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru erik bulunan tarifin malzemeleri arasında bal da bulunur. Ana malzemesi kuzu eti olan bu tencere yemeğini Osmanlı yemekleri yapan pek çok restoranda bulmak mümkündür.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”#5″ title_font_size=”13″]Antep fıstığı ve kuş üzümü ile yapılan biber dolması daha ziyade zeytinyağlı bir yemek çeşididir. Yenibahar, karabiber, nane, tarçın, kimyon gibi keskin kokulu baharatları da içeren biber dolması için kaliteli bir zeytinyağı da olmazsa olmazdır. Soğuduktan sonra servis edilen yemeği dilediğiniz öğünde yiyebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”#6″ title_font_size=”13″]Üstü çeşit çeşit kuru yemişle kaplı bir tarta kim hayır diyebilir ki? Kuru yemişin belki de en çok yakıştığı tariflerdir tatlılar… Fındıklı kurabiye, cevizli tarçınlı çörek, bademli kek ve daha neler neler… Lezzeti bir yana, şeker dengesi sağlamada kuru yemişlerin önemli bir besin olması da tatlıda tercih edilmelerini önemli bir hale getiriyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”#7″ title_font_size=”13″]Pek çok ülkede oldukça popüler olan, enerji verdiği ve tok tuttuğu için özellikle tercih edilen yer fıstığı ezmesi de önemli bir yiyecektir. Sadece bir tatlı deyip geçiştirilemeyecek kadar mühim bir besin kaynağıdır. Protein açısından zengin olan ve yüksek lif oranı içeren fıstık ezmesi ana öğün olarak da tüketilmektedir.
-
ÜLKELER VE BİRBİRİNDEN FARKLI DONDURMA ÇEŞİTLERİ
Dünya çapında en sevilen tatlılardan biri olan dondurma, hemen hemen her kültürde kendine özgü şekilde yorumlanıp farklı tariflerle hazırlanıyor. Her ülkenin dondurması ve o dondurmayı sunum tarzı sadece damak tadını değil, aynı zamanda o kültürün yeme-içme geleneklerini de yansıtıyor. Yerel malzemelerin mutfak gelenekleriyle buluştuğu ülkelere özgü dondurma çeşitlerini yazımızda listeledik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Maraş Dondurması, Türkiye ” title_font_size=”13″]Maraş dondurması, salep ve keçi sütü ile yapılan ülkemizin geleneksel dondurmasıdır. Çiğnenebilir bir yapıya sahip olan bu dondurma, tokmaklarla dövülerek hazırlanır ve sıcak yaz günlerinde bile erimez. Sadece keçi sütünden yapıldığı için değil, diğer özellikleriyle de farklılaşan Maraş dondurmasıyla ilgili detaylı bilgilere linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Kulfi, Hindistan” title_font_size=”13″]Kulfi, yoğun ve kremamsı bir Hint dondurmasıdır. Geleneksel tariflerde tam yağlı süt, şeker ve çeşitli tatlandırıcılar (safran, kakule, gül suyu gibi) kullanılarak yapılır. Süt, uzun süre boyunca düşük ısıda kaynatılarak yoğunlaştırılır ve bu sayede kremamsı bir kıvam elde edilir. Şeker ile diğer tatlandırıcılar, badem, fıstık, ceviz gibi kuruyemişler ve mango, gül, badem gibi isteğe bağlı lezzetler de eklenebilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Gelato, İtalya” title_font_size=”13″]Gelato, az yağlı ve yoğun bir kıvama sahip olan İtalyan dondurmasıdır; süt, şeker ve genellikle az miktarda krema ile hazırlanır. Bazı çeşitlerine yumurta sarısı da eklenebilir. Diğer dondurmalardan farklı olarak daha düşük yağ içeriğine sahip olsa da yoğun bir kıvamı vardır. Gelato, meyveler, fındıklar, çikolata, vanilya ve kahve gibi çok çeşitli tatlarla hazırlanabilir. Geleneksel tariflerde doğal malzemeler kullanılır, yapay tatlandırıcılar veya koruyucular içermez.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Bastani Sonnati, İran” title_font_size=”13″]Bastani sonnati, safran, gül suyu, irmik ve vanilya ile hazırlanan geleneksel İran dondurmasıdır. İrmik bu dondurmaya yoğun ve elastik bir yapı katar. Bu dondurmayı diğerlerinden ayıran en belirgin özelliği safran ve gül suyu gibi bileşenlerin kullanılmasıdır. Safran, dondurmaya güzel bir sarı renk ve zengin bir tat katarken, gül suyu hafif ve çiçeksi bir tat verir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Mochi Dondurması, Japonya ” title_font_size=”13″]Mochi dondurması, geleneksel Japon mochi (pirinç keki) ile dondurmanın birleşmesiyle hazırlanır. Dondurma, ince bir mochi hamuruna sarılır ve küçük, yuvarlak bir top şeklinde sunulur. Temel malzemeleri arasında tatlı pirinç unu (mochiko), şeker, mısır nişastası ve su bulunur. İç dolgusunda ise vanilya, çikolata, çilek, yeşil çay (matcha) ve kırmızı fasulye (azuki) gibi çeşitli lezzetler kullanılır. Hızlı bir şekilde eridiği için küçük porsiyonlarda, bir veya iki lokmalık parçalar halinde donmuş olarak servis edilir. Mochi hakkında detaylı bilgilere ve evinizde yapabileceğiniz pratik mochi tarifine linkten ulaşabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Nieve de Garrafa, Meksika ” title_font_size=”13″]Meksika’nın farklı bölgelerinde değişik lezzetlerle hazırlanan geleneksel dondurması nieve de garrafa, su, şeker ve çeşitli meyve suları veya püreleri ile yapılır. Büyük bir tahta kova içindeki buz ve tuz karışımının ortasına yerleştirilen metal bir silindirin sürekli döndürülmesiyle kıvama getirilir. Bazı bölgelerde süt ve krema eklenerek daha kremamsı kıvamda, bazı bölgelerde ise tamamen su bazlı olarak hazırlanır. Buz ile doldurulmuş kapların içine yerleştirilmiş metal bir kâse içinde servis edilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Sorbetes, Filipinler ” title_font_size=”13″]Filipinler’e özgü bir lezzet olan sorbetes, geleneksel olarak Hindistan cevizi sütü, bufalo veya inek sütünün yanı sıra soya sütü ile de hazırlanır. Mango, ananas, çikolata, vanilya, mısır, fıstık gibi malzemelerin dışında durian, jackfruit ve pandan gibi Filipinler’e özgü meyvelerle de yapılır. Canlı renklere sahip bu dondurma sokak satıcıları tarafından üç tekerlekli bisikletlerde satılır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Rolled Ice Cream, Tayland” title_font_size=”13″]Tayland’da sokak yemeği kültürünün önemli bir parçası olan rolled ice cream, özel olarak soğutulmuş metal bir yüzeyde yapılır. Bu yüzey, sıfırın altındaki sıcaklıklarda tutulur. Süt, krema ve şekerden oluşan bir dondurma karışımı hazırlanır. Bu baz, istenen malzemelere göre çeşitlendirilir. Spatula kullanılarak karışım ince bir tabaka halinde yayılır ve hızla donar. Donmuş karışım spatulayla kazınarak rulo şekline getirilir. Rulolar bir kaba yerleştirilerek taze meyveler, çikolata sosu, ezilmiş kurabiyeler veya şekerlemeler gibi çeşitli malzemeler eşliğinde servis edilir.
-

Pastanın Uzun ve İlginç Tarihi
Doğum günlerinin, düğünlerin, kahve molalarının, çay saatlerinin en sevilen, en gösterişli yiyeceği pasta bu seferki konumuz… Pasta hep önemli günlerle, hayattaki dönüm noktalarıyla, bayramlarla ilgili olmuş bir yiyecek… Yani sadece lezzetiyle değil anlamıyla da hayatımızda yer etmiş; muhtemelen de sandığınızdan çok daha uzun bir süredir. Mesela bazı tarihçiler pastanın, hayatın devamlı döngüsünü, özellikle de ay ve güneşi sembolize ettiğini ve bu yüzden yuvarlak olduğunu düşünüyor. İşte karşınızda pasta ve uzun tarihi…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Pastanın tarihi büyük ihtimalle sandığınızdan da uzun… Çünkü henüz 8. yüzyılda Romalılar zamanında hayatımıza girdiği düşünülüyor. Tabii o dönemin pastalarının oldukça farklı olduğunu da tahmin edebilirsiniz. Kuru meyve, fındık, fıstık gibi yemişlerle donatılan pasta, bal ile tatlandırılıyormuş ve ritüellerde kullanılıyormuş. Çin’de Sonbahar Festivali’nde tüketilen Ay Keki ritüellerle günümüze dek gelen pastalara harika bir örnek…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Hepimizin çok iyi bildiği gibi pasta çeşitleri saymakla bitmez, vanilyalı kremadan çikolatalıya, karamelliden meyveliye… Ama rafine şekerin mutfaklara girdiği günden beri pastada kullanılan ana malzemelerde çok büyük bir değişiklik olmamış: un, şeker, yumurta, yağ, karbonat gibi kabartıcı malzemeler ve süt gibi sıvılar… Burada pastaları süsleyen çeşit çeşit meyveler ve şekerlemeleri de unutmamak lazım…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Pasta denilince akla ilk gelenlerden biri doğum günü kutlamaları… Özellikle çocukların dört gözle beklediği pastanın üzerindeki mumlar üflenirken dilek dileme geleneğinin köklü bir geçmişi var. Mumlar üflendiğinde çıkan dumanın, doğum günü sahibinin dileğini ay Tanrıçası Artemis’e ulaştırdığı düşünülüyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Hayatın başka bir dönüm noktası düğünlerin olmazsa olmazı gösterişli pastaların da tarihi aynı şekilde uzun… Eski zamanlarda kurutulmuş meyveli ekmekten oluşan düğün pastası, doğurganlığı ve bereketi sembolize ediyormuş. Günümüzdekilere benzer düğün pastaları ise 17. yüzyıldan itibaren hazırlanıyor. Ama bu pastaların maket olduğu ve davetlilere servis edilen pastanın farklı olduğu da bir başka gerçek.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
Özel günlere eşlik eden birbirinden güzel pastalar, ilk örneklerini 19. yüzyılda vermeye başlayan pasta süsleme sanatı sayesinde bu kadar göz alıcı! Kat kat çiçek figürleri, çocuklar için hazırlanan pastaların üzerindeki karakterler… Bunların hepsi şeker hamurunun ya da badem ezmesi gibi daha doğal malzemelerin incelikle şekillendirilmesiyle mümkün oluyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Pastanın yolculuğunda 20. yüzyıla geldiğimizde ise karşımıza bir Amerikan marifeti olan “cupcake” çıkıyor. Küçük porsiyonları sayesinde kolayca servis edilen bu keklerin içlerinde dolgu kreması da bulunuyor ama cupcake’in alametifarikası üzerindeki rengârenk süslemeler.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Son yüzyılın belki de en sevilen pasta çeşitlerinden biri de “cheesecake”… Bisküvi kırıntıları üzerindeki peynirli dolgu cheesecake’in değişmezi… En üstte ise çikolata, limon, ahududu gibi soslar ve taze meyveler bulunuyor ve bu lezzetli dilimler genelde bir fincan kahveye eşlik ediyor.
-

Ege Bölgesi’nin Dillere Destan 12 Lezzeti
Türkiye’nin her bölgesi kendine has iklimi ve bitki örtüsü sayesinde birbirinden lezzetli yemeklere ev sahipliği yapar. Yöresel otlar, sebzeler, baharatlar yemeklere farklı bir lezzet katar. Ege yemekleri, bol yeşilli, sebzeli, zeytinyağlı hafif tarifleriyle Türk Mutfağı’nda özel bir yere sahiptir. Lezzeti dillere destan olan 12 Ege yemeğini bir araya getirdik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Kabak Çiçeği Dolması” title_font_size=”13″]
Ege’nin en özel lezzetlerinden biri kabak çiçeği dolmasıdır. Kabağın narin çiçekleri özenle toplanır, içine ister kıymalı ister zeytinyağlı dolma harcı doldurulur. Ege’yi ziyaret edenlerin tatmadan dönmemesi gereken bu lezzeti diğer bölgelerde bulmak zor olabilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Zeytinyağlı Bakla” title_font_size=”13″]
Zeytinyağlı bakla yemeği, ilkbahar aylarında baklanın çıktığı dönemde yapılır ve soğuk bir lezzet olmasına rağmen genellikle yoğurt ile beraber tüketilir. Bu güzel zeytinyağlı yemeğin mükemmel eşlikçisi dereotudur.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Deniz Börülcesi” title_font_size=”13″]
Tuzlu, ekşi ama çok lezzetli bir bitki olan deniz börülcesi, haşlandıktan sonra zeytinyağı, limon ve bazı tariflerde sarımsak ile lezzetlendirilir. Oldukça hafif bir meze olan deniz börülcesinin sağlığa birçok faydası bulunur.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Zerde” title_font_size=”13″]
Özel günlerde tüketilen bir tatlı olan zerde, bir çeşit pirinç tatlısıdır. Loğusa şekeri, karanfil ve baharatların sultanı olan safranın tatlandırdığı bu lezzet, ihtişamlı sofraların olmazsa olmazıdır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmir Lokması” title_font_size=”13″]
Ege’nin en sevilen tatlılarından lokma, önemli günlerde hayrına dağıtılır. Yağda kızartılmış hamur toplarının şerbet ile tatlandırılmasıyla hazırlanan bu tatlı İzmir’in alametifarikalarından biridir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Zeytinyağlı Sarma” title_font_size=”13″]
Yeşili bol Ege Mutfağı’nın sevilen yemeklerinden biri de zeytinyağlı sarmadır. Asma yaprağının ekşi lezzeti dolmaya mükemmel bir lezzet verir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Enginar Dolması” title_font_size=”13″]
Bütün enginarın içine zeytinyağlı dolma harcı doldurulur, doldurulmuş enginarlar limonlu suda pişirilir. Enginar dolması hem lezzeti hem de görüntüsüyle bir yiyenin bir daha unutamadığı bir lezzettir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuzu Etli Şevketi Bostan” title_font_size=”13″]
Şevketi bostan Ege Bölgesi’nde kendiliğinden yetişen yabani bir ottur. Çok lezzetli bir bitki olan şevketi bostanı ayıklaması oldukça zahmetlidir. Soğan, sarımsak ve kuzu etiyle beraber kavrularak pişirilen şevketi bostan isteğe göre terbiyeli olarak da sunulur.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Şambalı” title_font_size=”13″]
Yoğurt, yumurta, un ve irmik karıştırılarak tepsiye dökülür, üzerine badem dizilir ve şerbet dökülür. Türkiye’nin farklı yörelerinde de Şambaba ismiyle bilinen bu tatlı İzmir’in Türk Mutfağı’na bir hediyesidir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Papaz Yahnisi” title_font_size=”13″]
Dana etinin arpacık soğan ve sarımsakla beraber pişirilmesi sayesinde ete hafif tatlı bir lezzet katılır. Ana yemek olarak tercih edilen papaz yahnisi Osmanlı döneminden beri sevilerek tüketilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Labada Salatası” title_font_size=”13″]
Hem yaprakları hem de sapları çok lezzetli ve besleyici olan labadanın salatası adeta bir sağlık bombası. Kuzukulağı ailesinden gelen labada, buğday ve fındık gibi malzemelerle beraber leziz bir salata oluşturur.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Fava” title_font_size=”13″]
Kuru bakla ile hazırlanan bu mezeyi tam kıvamında yapmak maharet gerektirir. Zeytinyağı, kuru iç bakla ve dereotunun muhteşem uyumu favayı en sevilen Ege Mutfağı yemeklerinden biri haline getirmiştir.
-
HANGİ SEBZELER NASIL TÜKETİLMELİ?
Sebzeler, güneşin kalbinden gelen yaşamsal enerjiden faydalanabilmemizi sağlayan besinlerdir. İçeriğinde doğal mineral ve vitaminlerin bolca bulunduğu sebzelerden üst düzey fayda sağlayabilmek için bu sebzeleri doğru bir şekilde tüketmek gerekir. Yazımızda çiğ ya da pişmiş tüketildiğinde farklı vitamin değerleri ortaya çıkan sebzeleri listeledik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Kış aylarında sıkça yenilen sebzelerin başında gelen brokolinin içeriğindeki C vitamininden maksimum fayda sağlamak için çiğ tüketilmesi gerekmektedir. Ancak çiğ yediğinde şişkinlik sorunu yaşayanlar brokoliyi buharda beş ile yedi dakika arasında pişirerek öğününe katabilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Potasyum, magnezyum ve çinkonun bolca bulunduğu mantarları pişirerek tüketirseniz bu minerallerden iki kat daha fazla fayda sağlarsınız.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Likopen adlı antioksidanın bolca bulunduğu kuşkonmazdan en üst düzeyde faydalanmak için kuşkonmazı bol tuzlu ve iyice kaynamış olan suya koyarak 2-3 dakikadan fazla haşlanmalarına izin vermeden soğuk suyla şok etmek gerekir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Havuç, çiğ tüketildiğinde C vitamini, pişmiş olarak tüketildiğinde ise fazlaca beta karoten üretir. Beta karoten, sebzelere ve meyvelere renklerini veren bir pigmenttir ve sağlık açısından oldukça faydalıdır. Sarı, turuncu ve kırmızı rengi veren beta karoten vücut tarafından gözler için önemli bir mikro besin olan A vitaminine yani retinole dönüştürülür. Hücre gelişiminden kalp, akciğer ve böbrek gibi organların normal sağlığının korunmasına kadar pek çok faydası bulunan bu bileşik, hafızayı ve bilişsel fonksiyonları iyileştirir. Bu sebeple beta karotenin faydalarından yararlanmak için havucu pişmiş olarak tüketebilir, C vitaminini de farklı meyve ve sebzelerden elde edebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Karnabahar sofralarımızda çeşit çeşit tarifi bulunan sebzelerden biridir. Pişmiş olarak tüketmeye alışsak da brokoli gibi çiğ tüketildiğinde C ve B1 vitamini ile protein kaynağına dönüşür.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Yeşil yapraklı sebzeleri nasıl tüketirsek tüketelim fayda sağlar ancak ıspanağı pişmiş olarak tüketirsek içeriğindeki kalsiyum ve demirden daha fazla yararlanabiliriz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]Tatlı patates her zaman pişirilerek tüketilmelidir çünkü içeriğindeki zengin beta karoten ve potasyum pişmiş olduğunda daha çok ortaya çıkar.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]Kabağı nasıl tüketirsek tüketelim, kabuğunu soymadan tüketmek içeriğindeki magnezyum ve potasyumdan maksimum faydalanmamızı sağlar. Sadece bol su ile iyice yıkandığından emin olmak gerekir.
-

Her Mevsimin Meyvesi Limonun 8 Kullanım Alanı
İçerdiği vitaminler, güzel aroması, kokusu ve yiyeceklerimize kattığı lezzet ile mutfağımızın vazgeçilmezlerinden biri olan limon, hayatın her alanında kullandığımız, her derde deva bir meyvedir. Bu mucizevi meyveyi nerelerde kullanabilirsiniz, hangi yiyeceklere limon ile lezzet katabilirsiniz araştırdık ve limonun 8 kullanım alanı ile huzurlarınızdayız.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Cilt Temizliği Uzmanı” title_font_size=”13″]
Bir dilim limon ile cildinize hafifçe masaj uygulayın ve on dakika kadar bekledikten sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın. Limonun anti bakteriyel özelliği, cildinizi temizleyecek ve içerdiği asit sivilce ve akneleri kurutmaya yardımcı olacaktır. Üstelik düzenli uygulandığında limonun cilt üzerindeki koyu renkli lekeleri giderdiği de düşünülmektedir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Derde Deva Bitki Çayları” title_font_size=”13″]
Limon ve limon suyu, soğuk algınlığı, boğaz ağrısı, mide ağrısı gibi rahatsızlıkların giderilmesinde de sık sık tercih edilir. Nane-limon, bal-limon gibi bitki çayları bu tarz rahatsızlıklar sırasında başvurabileceğiniz doğal rahatlatıcı yöntemlerdir. Tabii ki özel sağlık durumları olanların doktorlarıyla görüşmeden bu tarz tedavileri denememeleri gerekir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Yüzey Temizliğinde Doğal Bir Tercih” title_font_size=”13″]
İçerdiği meyve asitleri limonun temizlik için de mükemmel bir yardımcı olmasını sağlar. Limonu ikiye kesip karbonata batırarak lavabo, küvet gibi ıslak yüzeylerin temizliğinde kullanabilirsiniz. Ancak mermer tezgâhların temizliğinde limon tercih etmemenizde fayda var, çünkü limon mermer yüzeylerde leke bırakabilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Kötü Kokulara Karşı Güçlü Bir Silah” title_font_size=”13″]
Kötü kokularla savaşmak için limondan yardım alabilirsiniz. Yemek yaptıktan sonra ellerinizde kalan sarımsak ve soğan kokularını limon kabuğu ile ovarak giderebilirsiniz. Bulaşık makinesinin içine yerleştireceğiniz limon kabukları ise hem bulaşıklarınızdaki yağların etkili bir şekilde temizlenmesini hem de makinenin içinin güzel kokmasını sağlayacaktır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Haşeratların Düşmanı” title_font_size=”13″]
Limonun saymakla bitmeyen faydalarından biri de böcek ve sineklere karşı etkisidir. Limonun asitli kokusu haşeratların hızla uzaklaşmasına sebep olacaktır. Üstelik böcek ilacı yerine limon tercih ederek haşeratlarla daha organik yollarla mücadele etmiş olursunuz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”C Vitamini Kaynağı” title_font_size=”13″]
Limon tüketmek C vitamini almanın en pratik yollarından biridir. İster lezzetli bir limonata ile serinleyin ister salatalarınıza limon ile lezzet katın bol bol C vitamini tüketmiş olursunuz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Etlere Lezzet Katar” title_font_size=”13″]
Limonun başka bir güzelliği ise neredeyse tüm et çeşitlerine lezzet katan bir tada sahip olmasıdır. Kırmızı etleri marine ederken kullanılan limon, balıklı tariflerin de değişmezidir. İçerdiği asit sayesinde, sadece birkaç damla limon suyu bile et yemeğinize büyük bir lezzet katacaktır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Tatlıların Muhteşem Eşlikçisi” title_font_size=”13″]
Limonlu dondurmanın, limonlu keklerin, pastaların bu kadar çok sevilmesinin elbette bir nedeni var. Limon ekşi tadıyla tatlıları dengeler ve tatlı tariflerine güzel bir koku ve tat katar.
-
KAHVE ÇEKİRDEĞİ, YETİŞTİĞİ ÜLKELER VE FARKLARI
Güne başladığımızda, gün içerisinde yorulup bir mola verdiğimizde ya da arkadaşlarımızla buluşup sohbet ettiğimizde elimizden düşmeyen kahvenin kökeni Afrika kıtasıdır. 17. yüzyılda Venedikli tüccarlar sayesinde Avrupa’ya taşınan kahve artık tüm dünyanın tükettiği bir ürün. Tropikal iklim bölgelerinde yetişen kahve, kafein bitkisinin meyvesindeki çekirdeklerinin hasat edilmesiyle elde edilmektedir. Hangi ülkede hangi kahve türü yetişmektedir? Buyurun kahve çekirdeği ile ilgili detaylar…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Yazımıza son zamanlarda sıkça duyduğumuz 3. nesil kahveciliğin ne olduğunu açıklayarak başlayalım. Kahvenin çekirdeklerini kendisi kavuran ve farklı demleme teknikleri kullanarak servise hazırlayan kahveciler “3. nesil kahveciler”dir. Peki 1. ve 2. nesil kahvecilerden farkı nedir diye soracak olursanız kısaca açıklayalım. 1900’lü yılların başında tüketilen ve sıcak suyla granül kahveyi karıştırarak hazırlanan kahve 1. nesil kahveciliktir. Bu dönemde kahve çekirdeklerini günümüzde olduğu gibi lokal kahveciler değil büyük kahve firmaları öğüterek satışa sunmaktaydı. 1960’lı yıllardan sonra ortaya çıkan 2. nesil kahvecilik ise zincir kahve markalarının latte, espresso gibi kahve çeşitlerini tüketime sunduğu dalgadır. Granül kahveye göre daha taze, lezzetli ve sağlıklı ürünler sunarken, bardakta kahveyi de hayatımıza sokmuş, 3. nesil kahveciliğin yolunu açmıştır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Orta ve Güney Amerika, Afrika, Karayipler ve Asya’da bulunan 80 farklı ülkede kahve yetişmektedir. Etiyopya, Kolombiya, Brezilya, Guatemala, Honduras, Vietnam en fazla kahve bitkisinin yetiştiği ülkelerdir ve kahve çekirdekleri genel olarak bu ülke isimleriyle anılsa da bu yanlış bir bilgidir. Bu kadar geniş coğrafyaya yayılmasına rağmen aslında dört ana kahve çekirdeği çeşidi bulunmaktadır. Bunlar; Arabica, Robusta, Liberica ve Excelsa’dır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Arabica, dünyada üretilen kahvenin %75’ini oluşturmakta; Latin Amerika, Orta ve Doğu Afrika, Hindistan ve Endonezya’da 600 metreden yüksek alanlarda yetişmektedir. Türk kahvesi ve filtre kahvenin çekirdekleri Arabica’dır. Arabica’nın en önemli özelliği yetiştiği bölgedeki topraklarda bulunan meyve ve baharat aromalarından etkilenerek buna göre kendi aromasını oluşturmasıdır. Bu da her hasattan sonra, sofralarımıza ulaşan Arabica’nın farklı bir aromaya sahip olmasına ve her içilen bir fincan kahvenin farklı bir deneyim yaşatmasına neden olmaktadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Robusta, Orta ve Batı Afrika’da, Brezilya ve Güneydoğu Asya’da yetişen kahve çekirdeğidir. Arabica’dan sonra en fazla üretilen kahve çeşididir ve en çok Brezilya, sonrasında da Vietnam topraklarında yetişmektedir. En belirgin özelliği dayanıklılığı olan bu kahve bitkisi, zor koşullarda da yetişmektedir. Sıklıkla espresso bazlı içeceklerde kullanılan Robusta’nın kafein oranı yüksektir; neredeyse Arabica’nın iki buçuk katıdır. Güne hızlı bir başlangıç yapmak isteyenlerin ilk tercihi genelde bu kahve çekirdeği ile hazırlanan kahveler olmaktadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Liberica, Filipinler’de kısıtlı bir alanda yetişmektedir. Bilinirliği çok fazla olmasa da ana kahve çekirdeklerinden bir tanesi olduğu için listemizdeki yerini almıştır. 1890’lı yıllarda Arabica çekirdeklerinin tükendiği dönemde kullanılmış, iri taneli bir kahve çekirdeğidir. Aroması isli olan bu çekirdeğin lezzeti, diğer kahve çekirdeklerine kıyasla yavan kalmaktadır. Liberica çekirdeğinin bir alt türü olan Excelsa daha yoğun bir aromaya sahip olduğu için genellikle bu varyantı yaygın olarak tercih edilmektedir. Excelsa, Liberica’dan farklı özelliklere sahip olduğu için üç ana kahve çekirdeğinin yanında dördüncü kahve çekirdeği olarak geçmektedir. Çoğunlukla Güneydoğu Asya’da yetişen Excelsa harmanlanan kahve çekirdeklerine aroma katması için kullanılmaktadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Kahve çekirdeklerinin çeşitlerinden bahsetmişken bu çekirdeklere ait ilginç bir bilgiyi de sizlerle paylaşmak istedik. Kahve çekirdeklerindeki kafein, otçullara karşı doğal bir savunma biçimi geliştirmiş, tohumlarını korumak için zehirli bir madde ile çekirdeğini çevrelemiştir. Ancak kafein bitkisi, çiçeklerindeki polenleri etrafa dağıtabilmek için arılara özel bir koku sinyali göndererek özellikle bal arılarını üzerine çekmektedir.