Kategori: Yemek/Beslenme

  • EV YAPIMI LİMONATA TARİFLERİ

    Yazın kavurucu sıcağında serinlemek, misafirlerinizi şık bir ikramla karşılamak veya sadece günün yorgunluğunu atmak için bir bardak limonata gibisi yoktur. Yazımızda klasik limonata tariflerinden yaz mevsimine özgü farklı lezzetlerle hazırlayabileceğiniz limonata tariflerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Limonada Suíça ” title_font_size=”13″]

    Brezilya mutfağının sevilen yaz içeceği “limonada suíça”, limon, süt ve taze nane yaprakları ile hazırlanır.

    • 4 adet yıkanmış misket limonu
    • 70 gr toz şeker
    • 200 gr süt veya Hindistan cevizi sütü
    • 4-5 dal taze nane
    • 4 su bardağı soğuk su
    • 4 bardak buz

    Limonların uç kısımlarını kesin, çekirdeklerini temizleyin ve dörde bölün. Limon, şeker, süt, su ve buzu pürüzsüz bir kıvam elde edinceye kadar blenderda karıştırın. Karışımı bir süzgeçten geçirerek posasından ayırın. Bu işlem, limonatanın daha pürüzsüz olmasını sağlar. Misket limonlarının acı bir tat bırakmaması için parçalanmamasına dikkat edilmesi gerekir ve süzerken katı parçalar kaşıkla alınmalıdır. Buz dolu uzun bardakta içine limon dilimleri ve nane yaprakları katarak servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Narenciyeli Limonata” title_font_size=”13″]

    Meyve bahçelerinin taptaze kokusunu evinize getiren narenciyeli limonata için gerekli olan malzemeler:

    • 4 adet limon
    • 2 adet portakal
    • 1 adet greyfurt
    • 1 su bardağı toz şeker
    • 6 su bardağı soğuk su
    • 1 su bardağı buz
    • 1/4 su bardağı taze nane
    • Narenciye dilimleri ve nane yaprağı (süsleme için)

    Limonları, portakalları ve greyfurtu iyice yıkayın. Birkaç dilim süsleme için ayırın, geri kalanını sıkın ve suyunu bir kaba alın. Bir tencereye toz şekeri ve bir su bardağı suyu ekleyin. Orta ateşte şeker tamamen eriyene kadar karıştırarak kaynatın. Şeker eridikten sonra ocaktan alın ve soğumaya bırakın. Büyük bir sürahiye taze sıkılmış limon, portakal ve greyfurt sularını dökün. Üzerine hazırladığınız şeker şurubunu, soğuk suyu ve buzu ekleyin ve hepsini iyice karıştırın. Taze nane yapraklarını da katarak bir kaşık yardımıyla hafifçe karıştırın. Bu, limonataya ferah bir tat verecektir. Servis için limonata karışımını bardaklara döktükten sonra üzerine narenciye dilimleri ve nane yaprakları ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güllü Limonata ” title_font_size=”13″]

    Gül yapraklarının narin ve hoş kokusunun, limonatanın ferahlatıcı tadıyla birleşerek lezzet şölenine dönüştüğü güllü limonata için gerekli olan malzemeler:

    • 4 adet limon
    • 1/2 su bardağı gül suyu (gıda sınıfı)
    • 1 su bardağı toz şeker
    • 6 su bardağı soğuk su
    • 1 su bardağı buz
    • 1/4 su bardağı taze gül yaprakları (organik ve yenilebilir)
    • Limon dilimleri ve gül yaprakları (süsleme için)

    Limonları iyice yıkayın. Birkaç dilimi süsleme için ayırın, geri kalanını sıkın ve suyunu bir kaba alın. Bir tencereye toz şekeri ve bir su bardağı suyu ekleyin. Orta ateşte şeker tamamen eriyene kadar karıştırarak kaynatın. Şeker eridikten sonra ocaktan alın ve soğumaya bırakın. Büyük bir sürahiye taze sıkılmış limon suyunu dökün ve üzerine hazırladığınız şeker şurubunu katın. Gül suyunu, soğuk suyu, buzu ve taze gül yapraklarını sürahiye ekleyin ve bir kaşıkla hafifçe karıştırın. Bu, limonataya hafif bir gül aroması verecektir. Karışımı gül yaprakları ve limon dilimleri ile süsleyerek ikram edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karpuzlu Limonata” title_font_size=”13″]

    Yaz mevsiminin en sevilen meyvelerinden olan karpuzu limonla buluşturan ve her yudumda serinlik veren karpuzlu limonata için gerekli olan malzemeler:

    • 4 adet limon
    • 4 su bardağı karpuz (çekirdekleri çıkarılmış ve doğranmış)
    • 1 su bardağı toz şeker veya yarım su bardağı bal
    • 6 su bardağı soğuk su
    • 1 su bardağı buz
    • Nane yaprağı (isteğe bağlı)
    • Limon ve karpuz dilimleri (süsleme için)

    Limonları iyice yıkayın. Birkaç dilim süsleme için ayırın, geri kalanını sıkın ve suyunu bir kaba alın. Karpuzun çekirdeklerini çıkarın ve blender veya mutfak robotu kullanarak pürüzsüz bir kıvama gelene kadar karpuzu çekin. Şeker veya balı bir su bardağı sıcak su ile karıştırarak çözün. Büyük bir sürahiye taze sıkılmış limon suyunu, karpuz püresini ve şurubu dökün. İyice karıştırın. Soğuk suyu ve buzu sürahiye ekleyerek tekrar karıştırın. Dilerseniz bu karışıma bir de taze nane yaprağı ekleyebilirsiniz. Bu, limonataya ferah bir tat verecektir. Hazırlanan karışımı limon ve karpuz dilimleri eşliğinde servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lavantalı Limonata ” title_font_size=”13″]

    Lavantanın rahatlatıcı etkisi ile limonatanın ferahlığını birleştiren lavantalı limonata için gerekli olan malzemeler:

    • 4 adet limon
    • 1/2 su bardağı kurutulmuş lavanta çiçekleri (gıda sınıfı)
    • 1 su bardağı toz şeker
    • 6 su bardağı su
    • 1 su bardağı buz
    • 1/4 su bardağı taze nane yaprağı
    • Limon dilimleri ve lavanta dalları (süsleme için)

    Bir tencereye bir su bardağı toz şeker ve bir su bardağı suyu ekleyin. Orta ateşte şeker tamamen eriyene kadar karıştırarak kaynatın. Şeker eridikten sonra kurutulmuş lavanta çiçekleriyle karışımı beş dakika daha ocakta tutun. Ardından şurubu oda sıcaklığında soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra lavanta çiçeklerini süzerek şurubu ayırın. Limonları iyice yıkayın. Birkaç dilim limonu süsleme için ayırın, geri kalanını sıkın ve suyunu bir kaba alın. Büyük bir sürahiye taze sıkılmış limon suyunu dökün. Hazırladığınız lavanta şurubunu, kalan suyu, buzu ve taze nane yapraklarını sürahiye ekleyin. İyice karıştırın. Taze nane yapraklarını ekleyin ve bir kaşıkla tekrar hafifçe karıştırın. Servis için limonata karışımını bardaklara döktükten sonra lavanta dalları ile güzelleştirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ballı-Zencefilli Limonata ” title_font_size=”13″]

    Zencefil ve balın sağlık dolu lezzetinin bir araya geldiği ballı-zencefilli limonata için gerekli olan malzemeler:

    • 4 adet limon
    • 1 parça taze zencefil (yaklaşık 5 cm, rendelenmiş)
    • 1/2 su bardağı bal
    • 6 su bardağı soğuk su
    • 1 su bardağı buz
    • Limon dilimleri ve nane yaprağı (süsleme için)

    Limonları iyice yıkayın. Birkaç dilim süsleme için ayırın, geri kalanını sıkın ve suyunu bir kaba alın. Bir tencereye rendelenmiş zencefili, balı ve bir su bardağı suyu ekleyin. Orta ateşte kaynamaya başlayana kadar karıştırarak ısıtın. Kaynamaya başlayınca ocaktan alın ve karışımı oda sıcaklığında soğumaya bırakın. Zencefilin aroması bal ve suya iyice karışacaktır. Büyük bir sürahiye taze sıkılmış limon suyunu ve soğumuş zencefil şurubunu ekleyin. Şurubu süzmek isterseniz, süzgeçten geçirebilirsiniz. Kalan soğuk suyu ve buzu sürahiye ekleyin. İyice karıştırın. Hazırladığınız karışımı limon dilimleri ve taze nane yaprakları eşliğinde servis edebilirsiniz.

  • İnsanlık Tarihinin Vazgeçilmez Besini Süt ve Süt Ürünleri

    İnsanlık Tarihinin Vazgeçilmez Besini Süt ve Süt Ürünleri

    Farklı medeniyetlerden kalan binlerce yıl önceye ait duvar çizimleri ya da kabartmalarında, süt ve hatta peynir benzeri süt ürünlerine rastlandığını biliyor muydunuz? Verilerden yola çıkarak insanlığın 5 bin yıldan beri süt içmekte olduğu düşünülürse başlıkta neden “vazgeçilmez” ifadesini kullandığımız daha iyi anlaşılır. Hastayken güçlenmek, yatmadan önce sakinleşmek ama çoğunlukla beslenmek için içtiğimiz bu kıymetli ürün ve dönüşebildiği besinler sayfamızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1# ” title_font_size=”13″]

    Biliyor musunuz, içerdiği protein, vitamin ve minerallerle zengin bir kaynak olan sütün %88’ine yakın kısmı sudan oluşuyor. Ne var ki günlük kalsiyum ihtiyacımızın büyük bir kısmını karşılayabilen birkaç bardak süt, çocuk ve ergenlerde de kemik gelişimi için büyük önem taşıyor. Doğduğumuz günden itibaren tattığımız bu ilk besinin değeri kendisinden elde edilen farklı lezzetlerle de kat kat artıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ve o farklı lezzetlerin başında yoğurt geliyor. Sütün fermente edilmesi, halk dilindeki adıyla mayalanmasıyla elde edilen yoğurt dünyaya Türklerin bir armağanı. Birçok yemeğin eşlikçisi olabilirken ayran ya da cacık yaparak da tüketebileceğiniz yoğurdu ister evde kendiniz mayalayın ister marketten alın ama bağışıklık sistemini güçlendirip, sindirimi kolaylaştırdığını unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fermente süt ürünlerinden bir diğeri de peynirdir. Ülkemizde lordan çökeleğe, tulumdan hellime; dünyada mozzarelladan rokfora, gravyerden goudaya peynir dediğimizde çok farklı aroma ve çeşitten söz etmiş oluyoruz. Sütün, peynir mayası ve kültürü ile fermente edilmesiyle elde edilen besin yapılmak istenen türe göre farklı aşamalardan geçiyor; tuzlanıyor, olgunlaştırılıyor ve sair.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tavaya kırılmış yumurtalara karıştığında ortalığı özgün kokusuyla kaplayıveren tereyağı da en değerli süt ürünlerindendir. Ama biliyor musunuz ki 19. yüzyıla kadar tereyağının besin olarak tüketilebileceği bilinmiyor sadece kozmetik ve ilaç yapımında kullanılıyormuş. Mutfaklara girdiği günden beri Anadolu’daki insanların özenle evlerinde yaptıkları tereyağının günümüzdeki büyük bölümü sanayi üretimi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çıkış noktası Kafkasya olan, son yıllarda Amerika ile Avrupa’da da üretilmeye ve sağlıklı içeriğiyle ilgi görmeye başlayan kefir de fermente süt ürünlerinden. Faydaları saymakla bitmeyen bu yoğun kıvamlı içecek de yoğurt gibi mayalanarak elde ediliyor fakat doğal kefir mayasından üretilen besin yoğurttan farklı olarak probiyotik bakterileri direkt içeriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Süt ürünlerinin balla muhteşem uyumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Baksanıza tıpkı tereyağı hatta sütün kendisi gibi kaymak da balla bir araya geldiğinde mükemmel ikiliyi oluşturuyor. En lezzetlisinin manda sütünden elde edildiği kaymak bildiğiniz gibi ülkemizde genellikle Afyon iliyle anılır ve süt yağının yoğunlaştırılmasıyla elde edilen bu besinin ayva tatlısı ya da ekmek kadayıfı yanındaki tadına doyum olmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Krema da kaymak gibi süt yağından elde edilen, dolayısıyla yağ oranı yüksek olan bir besin. Kıvamı kaymak kadar yoğun olmayan kremayı leziz bir makarnanın sosu ya da içinizi ısıtacak bir çorbanın en önemli detayı olarak kullanabileceğiniz gibi, pudra şekeri ve vanilya özütü ile karıştırarak krem şantiye dönüştürebilir pasta ya da meyve salatalarınızda kullanabilirsiniz.

  • TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN SOKAK LEZZETLERİ II

    TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN SOKAK LEZZETLERİ II

    Yabancı ülke mutfaklarının fast food seçenekleri varsa bizim de mis gibi sokak yemeklerimiz, atıştırmalıklarımız var. Öyle ki her biri topraklarımızın ve kültürümüzün bir uzantısı olan bu yiyecekler, zaman zaman tam teşekküllü bir sofranın yerini bile başarıyla doldurabilirler. Türk mutfağının sunduğu tüm sokak lezzetlerini tek bir listeye sığdırmak mümkün olmadığı için ikinci 10 maddelik liste ile huzurlarınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Elma Şekeri” title_font_size=”13″]
    tatlı

    Karnemizi iyi getirdiğimizde, uslu davrandığımızda, parlak ve lezzetli bir elma şekerini hak ederdik. Tatlı bir elmanın şekerle kaplanmasıyla yapılan ve her çocuğun çok sevdiği bu lezzet, genellikle bir tepsinin üzerine dizilmiş halde satışa sunulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nohutlu Pilav ” title_font_size=”13″]
    sokak lezzetleri, turkish fast food

    Karnınız acıkınca, hele bir de fazla vaktiniz yoksa mis gibi bir tabak pilavdan iyisi can sağlığıdır. Genellikle camekânlı el arabasında satılan tane tane nohutlu pilavın mükemmel eşlikçileri ise ayran ve turşudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Boyoz” title_font_size=”13″]
    kahvaltı, çay, yumurta

    İzmirlilerin kıymetli kahvaltılığı, çıtır çıtır ağızda dağılan boyozu yedikçe daha çok yemek ister, doyamazsınız. Boyoza genelde haşlanmış yumurta eşlik eder, birlikte Ege’nin en sevilen kahvaltı ikilisini oluştururlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dondurma” title_font_size=”13″]
    tatlı, sokak lezzetleri, türk kültürü

    Dondurma tüm dünyada çok sevilen bir sokak lezzetidir ama bir türlü külahı almamıza izin vermeyen “şakacı dondurmacı” karakteri Türkiye’ye özeldir. Dondurmacıdan dondurmayı kapmak özel bir uğraş gerektirse de yazın sıcağında bir dondurmacıya rastlamaktan keyiflisi yoktur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tantuni” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, turkish fast food

    Mersin’den çıkıp tüm ülkeyi etkisi altına alan tantuni, biftek tadıyla olmasa da yarattığı etkiyle çekirdeğe benzer. Zira tantuninin tadını bir kez alan, bir daha onsuz yapamaz. Köşe başında bir tantunici belirdiğinde tok olsanız bile karnınız zil çalmaya başlar ve kendinizi tantuni tezgâhının başında bulursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Börek” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı

    Herkes annesinin böreğine düşkün olsa da sokak böreğinin tadı bir başkadır. Çıtır yufkaların arasındaki peynir, kıyma, ıspanak her ne olursa olsun, börek ayaküstü atıştırmalar için harika bir fikirdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Turşu” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı

    Bir bardağın içine turşu parçaları eklenir ve üzerine de isteğe göre acılı ya da acısız turşu suyu ilave edilir. Sokakta turşucuya rastlayıp da bir bardak turşu aldınız mı kendinize gelir, adeta yorgunluğunuzu üzerinizden atarsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pamuk Şeker” title_font_size=”13″]
    tatlı, sokak tatlısı, türk mutfağı

    Karşıdan bu pembe ve tatlı bulutların geldiğini gören her çocuk, heyecanlanır ve büyüklerinin elini çekiştirmeye başlar. Tadıyla olduğu kadar görüntüsüyle de zihnimizde yer eden pamuk şekerin yarattığı heyecan, kaç yaşına gelirseniz gelin unutulmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gözleme” title_font_size=”13″]
    turkish fast food

    Elle açılan incecik yufkaların arasına ıspanak, patates, kıyma, peynir serilir ve gözlemeler sac üzerinde yavaş yavaş kızarmaya başlar. Pişmesini beklerken sabırsızlıktan yerimizde duramadığımız gözleme, sokak yemeklerinin en has çeşitlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Salatalık” title_font_size=”13″]
    salatalıkçı

    Sıcak havalarda bunaldığınızda, uzaktan yaklaşan bir salatalıkçı fark ettiğiniz anda adeta çölde bir vaha görmüş gibi olursunuz. İkiye kesilmiş ve arasına tuz serpilmiş bir salatalığın verdiği ferahlığı başka hiçbir yiyecek sağlayamaz.

  • Efsanelerden Festivallere 8 Madde ile Enginarın Hikâyesi

    Efsanelerden Festivallere 8 Madde ile Enginarın Hikâyesi

    Eskiden enginar için “kralların yiyeceği” denirmiş. Osmanlı mutfağında da ilgi gören besin ne yazık ki günümüzdeki mutfak kültürümüzde çok yaygın değil… İklimsel uygunluğu nedeniyle de daha çok Ege, Akdeniz, Marmara’da yetiştirilir ve bilinir. Ama biz bu listemizde enginarın son derece sağlıklı olan lezzetine değil onun bilinmeyen hallerine de yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Enginarın papatyagiller familyasından bir çiçeğin tomurcuğu olduğunu söylesek şaşırır mıydınız? Evet, enginar aslen mavi-mor renkte çiçekler açan bir bitkidir. Yemek olarak kullanılan kısmı ise çiçekleri açmadan hatta olgunlaşmadan önce oluşan baş kısmıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orijinal adı cynara scolymus olan enginarın bu ismi bir efsaneden aldığı anlatılır. Efsaneye göre Zeus, güzelliğiyle ünlenmiş Cynara ile birlikte yaşamak için onu Olimpos dağına götürür. Cynara ilk zamanlar bu durumdan hoşnuttur fakat zamanla eski dünyasını özlemeye başlar. Bir gün Zeus’tan gizlice yaşadığı yeri ziyarete gider. Bunu öğrenen Zeus o kadar sinirlenir ki Cynara’yı bir enginara dönüştürerek gerisin geriye Dünya’ya fırlatır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Enginarın ilham verdiği kullanım alanları arasında mimari ve süsleme sanatları da bulunur. Yunan ve Romalılar döneminde yapılan sütun başlıklarında enginar motiflerine sıkça rastlamak mümkün iken, Osmanlı döneminde de enginar yaprağı tıpkı karanfil, gül, lale gibi süsleme sanatında kullanılan bitkisel motifler arasına girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Karaciğer dostu olarak bilinen enginar düşük kalorili, kolesterol düşürücü, bağışıklık sistemini güçlendirici haliyle sağlıklı beslenmek isteyenlerin yemek listesinde genellikle ilk sıralardadır. Yine de mineral zengini, lifli bu değerli besinin bazı kişiler için alerjik etkilerinin olabileceğini de akılda tutmak gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Zeytinyağlısından dolmasına, çorbasından salatasına, yemeğinden böreğine enginarla yapılacak türlü türlü tarifler bulabilirsiniz. Enginarın sağlık saçan etkisinden daha iyi yararlanmanız için ise fazla pişirmemenizi, içindeki A vitamininin daha etkili olabilmesi için zeytinyağı ile birlikte yemenizi, antioksidan etkisini koruması için buharda pişirmenizi tavsiye ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Enginarın nasıl seçilmesi gerektiği ise başlı başına bir konudur. Örneğin baş kısmındaki yaprakları açmış bir enginarı almamanız gerekir. Çünkü bu onun artık olgunlaştığını ve çiçek açmaya yaklaştığını gösterir. Yaprakları sıkı sıkıya kapalı, tok, ağır ve ezik olmayan bir enginarı ise gönül rahatlığıyla alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uzun bir sapın ucunda duran görüntüsü o kadar estetiktir ki dekorasyon amaçlı hatta gelin çiçeği olarak kullananlar bile olabilmektedir. İsterseniz siz de enginarları su dolu vazoya koyarak evinizin havasını değiştirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Enginarla ilgili ilginç bir bilgiyle bitirelim listemizi… Kaliforniya’da “Dünyanın enginar merkezi” olarak bilinen Castroville’de her yıl enginar festivali düzenlenir. Bu festivalde de bir enginar kraliçesi seçilir. Tarihteki ilk enginar kraliçesi ise Norma Jean isimli genç kadın olmuştur. Norma Jean o günlerde henüz ünlü değildir ve adını Marilyn Monroe olarak değiştirmemiştir.

  • VEJETARYENLER İÇİN YEMEK TARİFLERİ

    Et ve et ürünlerinin tüketilmediği vejetaryen beslenme tarzının temelinde, bitkisel kaynaklı beslenme yatar. Pesketeryan, semi-vejetaryen, lakto-ovo vejetaryen, lakto-vejetaryen, ovo vejetaryen gibi pek çok alt sınıfı olan vejetaryen beslenmede, sınıfların her birinde yenen ve yenmeyen gıdalar farklılık gösterir. Örneğin ovo vejetaryen olarak adlandırılan sınıf et ve süt tüketmez ancak yumurta tüketimleri esnektir ya da semi vejetaryen beslenmede hayvansal gıda olarak sadece kırmızı et yenmez ancak süt, yumurta, tavuk ve balık tüketilebilir; özetle her bir sınıfın kendine özgü kuralları vardır. Her ne kadar son günlerde yaygınlaşmış olsa da aslında 1840’lı yıllardan beri hayatımızda yer alan vejetaryen beslenme modeline olan talep arttıkça, tarif seçenekleri de çoğaldı. Bu yazımızda her sınıfa uygun vejetaryen yemek tariflerinden birkaçını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Leziz vejetaryen tariflerden biri olan kokoreç, aynı zamanda oldukça pratik bir lezzettir. Vejetaryen kokoreç yapmak için önce domates, sivri biber ve kapya biberi güzelce yıkayın ve küp küp doğrayın. Mantarı zeytinyağı ile önce yüksek ateşte, sonra kısık ateşte suyunu alana kadar pişirin. Sonra biberleri zeytinyağında kavurun ardından domatesleri ilave edin. Piştikten sonra üzerine mantarları ekleyin ve kısık ateşte pişirmeye devam edin. Üzerine kekik ekledikten sonra ocağın altını kapatın. Ekmeğin içine bu muhteşem harcı koyun ve dilediğiniz baharatlarla süsleyin. Enfes kokoreç hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Lazanya ana yemek olarak da tüketilebilen, sofraların eşsiz tatlarından biridir. Lazanya tarifini vejetaryen damaklara uyarlamak oldukça kolay.  Bu leziz tarifi yapmak için önce soğan, kırmızıbiber, patlıcan ve kabağı doğrayın, suyunu çekene kadar kavurun. Üzerine rendelenmiş domatesleri ekleyin. Klasik bir beşamel sos hazırladıktan sonra lazanyaları tepsiye dizin ve üzerini sebzeli harç ile kaplayın. Üzerine bir kaşık beşamel sos dökün ve kaşar peyniri ekleyin. Bir kat daha lazanya koyun ve tüm malzemeler bitene kadar bu şekilde kat kat çıkın. Fırında yaklaşık 20-25 dakika pişirdikten sonra lazanyanız hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Lezzetli vejetaryen tariflerinden biri olan falafeli yapmak için nohutları bir gece önceden bekletmekte yarar olacaktır. Soğanı, maydanozu doğrayın ve nohutlarla karıştırın. Baharatları ilave ettikten sonra robottan geçirin ve karışımı kâseye alın. Azar azar un eklediğiniz karışımı bir güzel yoğurun. 15 dakika kadar buzdolabında beklettikten sonra harçtan ceviz büyüklüğünde parçalar alın ve fırın tepsisine dizin. Fırında yaklaşık 10 dakika pişirdikten sonra falafel hazır olmuş olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hamburger sevenler bu tarife bayılacak! Nohutlu bir vejetaryen burger yapmaya ne dersiniz? Önce soya peynirini elinizde ufalayın ve cevizi, nohudu, baharatları ekleyin. Galeta unu ve zeytinyağını da bu karışıma ekleyin ve harca köfte şeklini verin. Buzdolabında 50 dakika kadar dinlendirdikten sonra orta ateşte arkalı önlü pişirin. Köfte pişince üzerine cheddar peyniri ilave edin. Dilerseniz mantar ya da karamelize soğan da ekleyebilirsiniz. Marul, domates ve benzeri ürünleri hamburger ekmeğine koyun ve üstüne köfteyi yerleştirin. İşte bu kadar kolay!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fransız menşeli harika bir haşlanmış sebze yemeği önerimiz var. Fırında pişen ve sunumuyla önce gözleri doyuran bu eşsiz lezzetin Fransa’da Confit Byaldi adında bir varyasyonu da var. Gelelim tarife… Sosu için soğanları doğrayıp yağda kavurduktan sonra üzerine sarımsak ve sivri biberi ekleyin. 2-3 dakika daha kavurduktan sonra domates ve tereyağı ilave edin ve bu şekilde birkaç dakika daha pişirin. Baharatları ekledikten sonra üzerini kapatın. Şimdi sıra sebzelerde… Kabak, patlıcan, domates ve patatesi doğrayın ve üzerine az miktar tuz atın. Fırın tepsisine ilk olarak hazırladığınız sosu dökün ve ardından sebzeleri birer birer yerleştirip, yaklaşık 20 dakika kadar pişirin. Sebzelerin üzeri hafif kızardıktan sonra kaşar peynirini ilave edin ve bir süre daha pişirin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Klasik kadınbudu köfte tarifine vejetaryen bir dokunuş yapmaya ne dersiniz? Önce pirinçleri haşlayın ve suyunu süzdükten sonra kâselere alın.  Üzerine yumurta, kaşar peyniri, maydanoz, taze soğan ve baharatları ilave ettikten sonra güzelce yoğurun. Harçtan parçalar alın ve önce galeta ununa sonra yumurtaya ve ardından tekrar galeta ununa bulayıp kızartın. Nefis vejetaryen köfteler hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Vejetaryen beslenme de olsa pizza olmadan bir şeyler eksik kalır sanki. İşte bu nedenle sebzeli pizza tarifi vermeden geçmek istemedik. Derin bir kaba glütensiz un, su, maya ve tuz ilave edin ve yoğurun. Hamur kıvama geldikten sonra biraz dinlendirin ve ardından ince bir şekilde açın. Salça ve zeytinyağını hamurun üstünde gezdirdikten sonra üzerine soya peynirin yarısını ilave edin. Peynirin üzerine kullanmak istediğiniz sebzeleri yerleştirin. Üzerine bir kat daha soya peynirini serpin ve fırına verin. Yaklaşık 30-35 dakika sonra enfes kokulu sebzeli pizzanız hazır olacaktır.

  • BİNLERCE YILLIK ŞEHRİN GELENEKSEL LEZZETLERİ

    Çok eski dönemlerden beri yerleşim yeri olan, Selçuklu İmparatorluğu’na başkentlik yapan, ülkemizin tahıl ambarı Konya hem tarımın hem de hayvancılığın yapıldığı bereketli topraklara sahip. İpek ve Baharat Yolu’nun kesiştiği bu şehir, İslam âlimlerinin de uğrak noktası olmuştur. Bu köklü kültür, kadim kentin gastronomisini de derinden etkilemiş ve şehre has lezzetler oluşturmuştur. Yolu Konya’dan geçen herkesin severek yediği yemekleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bamya Çorbası ” title_font_size=”13″]

    Kurutulmuş çiçek bamya ve kuşbaşı kuzu eti ile hazırlanan bamya çorbası, geçmişte saray sofralarında günümüzde ise Orta Anadolu’daki pek çok şehrin sofrasında yer buluyor. Coğrafi işaret almasıyla Konya’ya özgü imza yemeklerden biri haline gelen bamya çorbası genellikle davet, düğün ve özel günlerde yapılıyor. Ekşi tada sahip bu çorba, soğan, salça ve limon ile lezzetlendiriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Etli Ekmek” title_font_size=”13″]

    Konya denildiğinde ilk akla gelen yemeklerin başında olan etli ekmek, ince ve uzun bir şekilde açılan hamurun üzerine yerleştirilen kıymalı harç ile taş fırında pişirilerek hazırlanıyor. Kıymalı harcın püf noktası ise soğan, domates ve biberlerin çok ince bir şekilde kıyılması. Uzun tahtada servis edilen etli ekmek de Konya’nın coğrafi işaretli lezzetleri arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fırın Kebabı ” title_font_size=”13″]

    Konya’ya özgü bir diğer coğrafi işaretli yemek ise koyun veya kuzu etiyle hazırlanan fırın kebabı. Bu yemekte kuzunun sadece ön kol ve kaburga kısmı kullanılıyor. Bakır tenceredeki ete su ve tuz ilave edilerek meşe odunu ateşinde pişirilen fırın kebabında kuzu etinin pişmesi dört, koyun etinin ise sekiz saat sürüyor. Özellikle ağır ağır pişmesi gereken bu yemek, pidenin üzerinde kuru soğan ve ayranla servis ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çebiç” title_font_size=”13″]

    Konya’ya özgü bir tandır kebabı olan çebiç, keçi veya kuzu etinden hazırlanıyor. Süzme yoğurt, salça, dövülmüş sarımsak, kırmızı biber ve tuz ile hazırlanan bir sosla kaplanan et iki saat bu sos içinde bekletiliyor. Odun ateşinde harlanan tandırda ortalama üç saatte pişirilen et tiftik haline getiriliyor ve bulgur pilavının üzerinde çeşitli baharatlarla servis ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekmek Salması ” title_font_size=”13″]

    Özellikle bayram günlerinde hazırlanan ekmek salmasının malzemesi az, tadı ise çok lezzetli. Tandırda pişirilen kuşbaşı et, tandır ekmeği üzerinde servis ediliyor ve üzerine eklenen eritilmiş tereyağı ile iyice lezzet kazanıyor. Ekmek salması da coğrafi işaret tescili alan bir diğer Konya’ya has lezzettir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sac Arası Tatlısı ” title_font_size=”13″]

    Kol böreğinin şerbetle ve fıstıkla zenginleştirilmiş hâli olarak bilinen sac arası, Konya’nın en meşhur tatlısı. Tıpkı baklavadaki gibi çok ince açılan yufkanın içine ceviz veya fıstık ekleniyor ve tereyağı ile yağlandıktan sonra iki sac arasında pişiriliyor. Bu tatlı, ismini pişirilme özelliğinden alıyor. Piştikten sonra şerbeti eklenen ve bir saat bekledikten sonra servis edilen tatlıyı dileyenler dondurma ile tüketebiliyor. Bu leziz tatlı da tescillenerek coğrafi işaret almıştır.

  • TÜRK KAHVESİNİN HAYATIMIZDAKİ YERİ

    TÜRK KAHVESİNİN HAYATIMIZDAKİ YERİ

    Anavatanı Habeşistan olan kahve büyük unvana Osmanlı döneminde Yemen’den İstanbul’a getirildiğinde kavuşmuştu. Osmanlı topraklarında pişirme tekniğine incelik sunumuna zarafet eklenmiş ve “Türk kahvesi” olarak namı önce Avrupa’ya sonra dünyaya yayılmıştı. O tarihlerden beri de en güzel geleneklerimizin tanığı ve taşıyıcısı oldu Türk kahvesi… Bugün de vazgeçemediğimiz ritüellerden biri olarak hayatımızdaki yerini koruyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • ISIRGAN OTUNUN ÖZELLİKLERİ VE LEZZETLİ TARİFLERİ

    Tarih boyunca tedavi için kullanılan, şifalı bir bitki olan, ısırgan otu, başta C vitamini olmak üzere pek çok vitamin, mineral, faydalı yağ asitleri ve antioksidan içermektedir. Temas ettiğinde ciltte yanma ve kızarıklık oluşturan bu bitkinin Latince adı “Urtica”dır ve yakmak anlamına gelmektedir. Bir savunma mekanizması olan bu yangı, kimi kaynaklara göre şifalanmamızı sağlar. Ana vatanı Akdeniz olan ısırgan otu, ülkemizde hemen hemen her bölgede yetişmektedir. Her ne kadar onlara temas etmekten kaçınsak da ısırgan otu ile yapılan çok lezzetli ve sağlıklı tarifler bulunmaktadır. Yazımızda ısırgan otunun morfolojik özelliklerini ve belki de ilk kez duyacağınız tariflerini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Isırgan otunun tarihte ilk kez ne zaman kullanıldığı bilinmemekle beraber, Vikingler ısırgan otunun insana güç ve cesaret verdiğine inanmaktadır. M.Ö. 1. yüzyılda yaşayan Şair Ovidius “Ars Amatoria” adlı eserinde ısırgan otunun faydalarından bahsetmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Son dönemlerde sağlığa faydaları bilimsel olarak da ispatlanan ısırgan otunun dokunduğumuzda canımızı yakan sıvısı esasen bu bitkinin değerli öz suyudur. Yoğun C vitamini içermesinin yanı sıra, ısırgan otunda A ve B vitaminleri de vardır. Kalsiyum ve pek çok mineral ile tuzun da bulunduğu ısırgan otunda demir, magnezyum ve kalsiyum bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İdrar söktürücü, güçlendirici, anti-alerjen, kan temizleyici ve iltihap giderici özellikleri bulunan ısırgan otunun sapı, yere yakın bölümünden kesilerek; eklem deformasyonu, romatizma, siyatik, kol ve bacaklardaki sinir iltihaplarına karşı doğrudan ağrılı bölgelere sürülerek de kullanılmaktadır. Ancak alerjik durumlara sebep olmaması için ısırgan otunu kullanmadan önce bir doktora danışmak gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Böbrek ve safra kesesi sağlığını koruma, inflamasyonu azaltma, kas kütlesini arttırma, hormonal aktiviteyi düzenleme, diyabeti önleme, kan basıncını düşürme, hemoroitleri yatıştırma ve solunum koşullarını iyileştirme gücüne sahip olan ısırgan otunun en önemli sağlık yararları arasında detoks etkisi, metabolik verimi arttırma, bağışıklık sistemini güçlendirme, kan dolaşımını düzenleme, enerji seviyelerini iyileştirme ve cilt bakımına yardımcı olma etkileri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Isırgan otunun özelliklerinden yararlanmak için bitkinin yaprak, kök, çiçek ve tohumları kullanılmaktadır. Yaprakları çiçek açma zamanında nisan ile haziran aylarında saplarından sıyrılarak toplanmaktadır. Gölgede ve havadar ortamda kurutulduktan sonra ince kıyılarak çay formu yapıldığı gibi, taze ısırgan otlarından çeşitli yöntemlerle faydalanılabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Faydaları saymakla bitmeyen ısırgan otu ile yapabileceğiniz Karadeniz yöresine ait ısırgan otu çorbası için gerekli malzemeler: Yarım kilogram ısırgan otu, bir buçuk bardağı mısır unu, üç yemek kaşığı tereyağı, bir tatlı kaşığı nane, isteğe göre dört-beş diş sarımsak ve tuz. Ellerinize, ısırgan otunun yakmaması için, lateks eldiven geçirebilirsiniz. İyice temizlenen ve kaba saplarından ayrılan ısırganları derin bir tencerede üzeri geçecek kadar su ekleyerek haşlayın. Haşlanan ısırganları süzün ancak suyu çorbada kullanılacağı için suyunu dökmeyin. Dilerseniz kevgirden geçirerek, dilerseniz blender ile haşlanan ısırganları püre kıvamı alana kadar işlemden geçirin. Ardından haşladığınız suya ekleyin ve tekrar kaynatın. Çırpıcı bir telle karıştırdığınız çorbaya mısır ununu yavaş yavaş ekleyin ve topaklanmaması için bolca karıştırın. Yoğun bir kıvam aldığında dövülmüş sarımsakları, tuzu ve naneyi ekleyin. Son olarak bir tavada erittiğiniz tereyağını da kaynayan çorbaya katın ve birkaç dakika daha kaynattıktan sonra altını kapatın. Isırgan çorbası zahmetli gözükse de oldukça basit.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Isırgan otlu bir diğer tarif ise çocuklarınıza da keyifle yedirebileceğiniz ısırgan otlu yufka böreği… Tarifi: Bir demet ısırgan otu, iki yemek kaşığı zeytinyağı, ince kıyılmış bir kuru soğan, bir çay kaşığı tuz, yarımşar çay kaşığı karabiber ve kırmızıbiber, 200 gr lor ya da dilerseniz damak tadınıza uygun farklı peynirleri bir arada kullanabilirsiniz. Üç adet yufka ve bir tatlı kaşığı tereyağı yeterli olacaktır. Fırına koymadan önce böreğin üzerine sürmek için: Bir yemek kaşığı eritilmiş tereyağı, iki yemek kaşığı zeytinyağı, dört yemek kaşığı yoğurt ve bir adet yumurta. İyice temizlenen ve suyu süzülen ısırgan otlarını ince doğrayın. Derin bir tavada zeytinyağı ile soğanları pembeleşinceye kadar kavurun ardından üzerine ısırgan otunu ekleyin. Otlar yumuşayıncaya kadar kavurun ve altını kapattıktan sonra üzerine baharatları ve peyniri ekleyin. Fırın kabına tereyağını sürün ve ortadan ikiye kestiğiniz yufkaların içine iç harç malzemelerini ekleyerek gevşek olacak şekilde rulo yapın. Fırın kabına dizdiğiniz yufkaların üzerine son olarak sos malzemelerini eşit olacak şekilde sürün ve 180 derece ısıtılmış fırında 30-35 dakika kontrollü bir şekilde üzeri kızarana kadar pişirin.

  • 3 MALZEMELİ TATLI TARİFLERİ

    Bazen canımız uzun uzun mutfakta vakit geçirmek isterken, bazen bir yumurta kıracak gücü kendimizde bulamayız. İşte bu gibi durumlarda elimiz hemen kolay ve mümkünse az malzemeli tariflere gider. Evinizdeki malzemeleri değerlendirerek pratik tarifler yapmak istiyorsanız bu yazımız tam size göre. Yalnızca 3 malzemeyle hazırlanan, yapımı kolay tarifleri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Pudra şekeri, un ve sıvıyağ ile şahane bir kurabiye hazırlamaya ne dersiniz? Yoğurma kabında malzemeleri iyice karıştırın. Kıvam almaya başlayınca hamura biraz daha un ilave edin. Hamurdan küçük parçalar koparın ve elinizde yuvarlayıp fırın tepsine dizin. Yaklaşık 15 dakika fırında pişirdikten sonra nefis kokulu kurabiyeleriniz hazır olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kakaolu puding, süt ve pötibör bisküvi ile pratik bir mozaik pasta yapabilirsiniz. Puding ve sütü bir tencerede karıştırın, koyulaşana kadar pişirin. Piştikten sonra pötibör bisküvilerin üzerine dökün. Pötibörlerin her bir katına bu işlemi uygulayın. Sonra buzluğa kaldırın ve en az 2 saat dinlenmeye bırakın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Saray helvası için ihtiyacımız olan 3 malzeme; un, tereyağı ve pudra şekeridir. Unu kavurduktan sonra ocağın altını kapatın ve eritilmiş tereyağını ilave edin. Pudra şekerini ekledikten sonra ocağın altını yeniden kısık ateşte açın. Bir süre sonra kıvam aldığında içine pişirme kâğıdı yerleştirdiğiniz borcama karışımı dökün. Kaşıkla üzerini bastırın ve düzleşmesini sağlayın. Bıçakla dilediğiniz gibi dilimleyin. Eğer sade saray helvası tercih etmiyorsanız üzerine benmari usulü eritilmiş çikolata ya da toz fıstık da serpebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yapımı meşakkatli gibi dursa da aslında üç malzeme ile şambali tatlısı da yapabilirsiniz. Bunun için yoğurt, irmik ve toz şekere ihtiyacınız olacaktır. Yoğurdu bir karıştırma kabına alın ve üzerine irmik ve şekeri ilave edin. Borcamı yağladıktan sonra karışımı dökün. Eğer kabarık bir şambali tatlısı istiyorsanız karışıma kabartma tozu da atabilirsiniz. Karışımı borcama döktükten sonra üzerini kapatın ve yaklaşık 1 saat kadar buzdolabında dinlendirin. Dinlendikten sonra bıçak ile kesin, isterseniz kestiğiniz dilimlerin üzerine toz fıstık da serpebilirsiniz. Su ve şekeri karıştırdıktan sonra elde ettiğiniz şerbeti de tatlının üzerine dökün. 5-6 saat dolapta dinlendikten sonra şahane tatlınız hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çikolatalı parfe için ihtiyacımız olan malzemeler; krem şanti, süt ve çikolata.  Süt ve krem şantiyi iyice karıştırın ve dolaba kaldırın. Çikolataları parçalayın, benmari usulü eritin ve soğumuş olan krem şantinin üzerine ekleyip karıştırın. Bir kalıba harcı dökün ve üzerini sarıp 1 gece dinlendirin. Ertesi gün kalıptan dikkatlice çıkarın ve servis edin.

  • KARPUZ HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Bugüne kadar sıkça tükettiğimiz kırmızı karpuzun farklı renklerde de yetiştirildiğini, dünyada 1200’den fazla çeşide sahip olduğunu ya da bilinen en büyük karpuzun tam 159 kg ağırlığında olduğunu biliyor muydunuz? Sevilen yaz lezzetlerinden biri olan karpuz hakkında ilgi çekici bilgileri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]