Kategori: Yemek/Beslenme

  • AVOKADO VE AVOKADOLU LEZZETLER

    Kiminin çok sevdiği kiminin bir türlü alışamadığı lezzetlerden biri de avokadodur. Bu özgün meyveyi anlatmaya başlamadan önce aklımıza ilk gelen tavsiyeyi verelim: Avokado alacak ama hemen tüketmeyecekseniz biraz sert olanlarından seçmeli ve birkaç gün evde olgunlaşmasına zaman tanımalısınız. Hemen tüketeceğiniz avokado içinse yumuşak olanlarından seçmeyi ihmal etmeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Defnegiller familyasından olan avokadonun anavatanı Orta Meksika’dır. Dalından armut biçiminde sarkan ve taze tüketilen bu meyve tropikal iklimi sever. Bununla birlikte don görmemesi kaydıyla Akdeniz ikliminde de yetişebilir. Antalya, Mersin, İskenderun dolaylarında da kültüre alınmış avokado yetiştiriciliği yapılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dilimize İngilizce’den geçen meyvenin adının, İngilizceye de İspanyolca’dan girdiği ve onların da Meksika bölgesinde Nahualar tarafından konuşulan sözlü dilden aldığı düşünülüyor. Avokadonun en özgün detaylarından biri, kabuğunun altındaki krem rengi, sarı veya beyaz olan etli bölgenin tam ortasında yer alan büyük yuvarlak çekirdeğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Avokadoyu kesmenin en pratik yolu, onu bıçakla ikiye bölmekten geçer. Bıçağı ortasındaki çekirdeği hissedecek biçimde meyvenin etrafında çevirerek ikiye ayırabilirsiniz. Sonra ortasındaki büyük çekirdeği kenara almalısınız. İki ayrı kâse içindeymişçesine elinize alabilir ve bir kaşık yardımıyla etli kısmı çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Saçlardan cilde, göz sağlığından kolesterole ve mide bulantısı gibi rahatsızlıklara iyi gelen avokadoyu birbirinden farklı lezzetler içinde düşünebilirsiniz. Meyvelerin geneli tatlılarla daha iyi uyum sağlarken, avokado tuzlular için harika bir eşlikçidir. Siz de avokado tüketimine sabah kahvaltınıza dâhil ederek başlayabilirsiniz. Örneğin avokado dilimlerini ezerek, yeşil soğan, tuz ve karabiber ekleyebilir, hazırladığınız ezmeyi kızarmış ekmek dilimi üzerine sürebilir ve pişirdiğiniz yumurtayı da üstüne yerleştirerek afiyetle yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Avokadonun en yakıştığı lezzetlerden biri de salatalardır. Ekşi tatlarla da müthiş bir uyum sağlayan avokadoyu kuru meyvelerle desteklenmiş bir salatada, bol yeşillikli bir salatada veya zengin soslu bir salatada kullanabilirsiniz. Sadece avokadonun çabuk ezilen ve bozulan bir meyve olduğu bilinciyle bir an önce tüketmeniz gerektiğini aklınızda tutun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şüphesiz ki bir meyve olan avokadonun en yakışacağı tariflerden biri smoothie’lerdir. Muz, süt ve ballı bir karışıma veya elma, nane, süt ve ballı bir karışıma avokado çok yakışacaktır. Bunun dışında avokado ile hiç süt kullanmadan, fotoğraftaki gibi bir vegan puding de yapabilirsiniz. Bunun için, chia tohumunu bir su bardağı sıcak soya sütünde beş-on dakika bekletebilir, ardından içine bir adet ezilmiş muz, tarçın ve zerdeçal ekleyebilir, kısık ateşte beş dakika pişirdikten sonra karışımı soğumaya bırakabilirsiniz. Soğuduktan sonra üstüne avokado ezmesini yerleştirebilir ve böylece harika bir puding elde edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Avokado püresi ilave edeceğiniz klasik bir kakaolu puding de enfes olacaktır. Avokadoyu tatlı içinde tüketmek isterseniz bunun birçok yolu var. Çeşit çeşit malzemelerle yapılan farklı kek tarifleri de onlardan biri olabilir. Sözün kısası avokadonun yakışmayacağı lezzet çok azdır, bol bol tüketebilmek için yaratıcılığınızı kullanmanız yeterli.

  • DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN HAMUR İŞİ ÇEŞİTLERİ

    Ülke olarak hamur işi konularında oldukça iddialıyız; elimize hamur ve su verildiğinde lezzetsiz bir tarif çıkarmamız imkânsız. Bu yazımızda kendi hamur işlerimizin dışında dünyanın farklı ülkelerinden ilginç hamur işi çeşitlerini de listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Almanya’nın en meşhur hamur işlerinden biri olan pumpernickel için koyu renkli bir çeşit çavdar ekmeği diyebiliriz. Siyaha yakın olan bu ekmek türü, 1570’li yıllardan bu yana üretilmektedir. Ekmek deyince pişmesi kısa sürer sanmayın; bu ekmeği pişirmek için 24 saate ihtiyaç var. Geleneksel reçete ile hazırlanan bu lezzet, Almanların gözdelerinden.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İtalyan mantısı olarak bilinen raviolinin adı, İtalyanca sarmak anlamına gelen “Ravvolgere” fiilinden türemiştir. Susuz yapılan bu lezzet için yumurta sarısı ya da bütün yumurta yeterli olur. Raviolinin pek çok çeşidi var; çikolatalı, domates soslu, mantarlı, peynirli, kıymalı… Özellikle kızarmış ve çikolatalı olan ravioli oldukça ilginç lezzetlerden.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Peynirli bir çeşit hamur işi olarak bilinen pão de queijo, Brezilya’nın Minas Gerais eyaletinden gelen geleneksel bir lezzettir. Kahvaltıların vazgeçilmezlerinden biri olan lezzet için nişastalı bir kurabiye türü demek mümkündür. Özellikle kahve ile birlikte yenen pão de queijo, her ne kadar Brezilya mutfağına ait olsa da günümüzde Arjantin’de de yaygın olarak tüketilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kalın bir kek ya da gözleme olarak tarif edebileceğimiz pupusa, El Salvador’un ulusal yemeklerinden biridir. Mısır unuyla yapılan bu tarifin içine peynir, et ya da baharatlı fasulyeler eklenebilir. Kızgın bir sacda pişirilen pupusanın tarihinin M.S 600’lere dayandığı söylenir. O yıllara ait kalıntılarda, pupusaya dair izler bulunduğu iddia edilir. Bu arada Kasım ayının ikinci Pazar günü El Salvador’da Ulusal Pupusa Günü olarak kutlanır ve halk sokaklarda pupusa yeme yarışmaları yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İngiliz kahvaltısı denince akla ilk gelenlerden biri crumpet olacaktır. Karbonat ve maya ile elde edilen pofuduk kıvam, tatlı soslarla bir araya geldiğinde eşsiz bir lezzet şölenine dönüşür. Pürüzsüz yuvarlak tabanına karşın küçük deliklerle dolu üst yüzeyi vardır. Genellikle reçel, bal ya da şuruplarla tüketilmesinin yanı sıra peynir ya da zeytin ezmesiyle de yenebilir. Her birinin aynı boyutta olması önemli olduğundan crumpet hamuruna şekil vermek için genellikle özel çember kalıplar kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çin mutfağının sevilen en meşhur hamur işlerinden biri olan mooncake, Çin’in tarihinde önemli bir yere sahiptir. İlk defa Shang Hanedanı zamanında yapılmış olan mooncake’in dışı sert, içi yumuşak dolguludur. Tarifi bölgelere göre farklılık gösterir, bazı yerlerde kahverengi kabuklu yapılırken, bazı bölgelerde ince kabuk tercih edilir. Çin mutfağının köklü lezzetlerinden biri olan bu keki insanlar özel günlerde birbirlerine hediye olarak ikram eder. Ayrıca Çin’de sonbahar ekinoksunun kutlandığı dönemde de insanların birbirlerine mooncake hazırladığı bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yazımızın finalini damaklarımızın aşina olduğu bir hamur işiyle yapalım. Onlarca çeşidiyle pide, Türk mutfağının en özel lezzetlerindendir. İçine peynir, kırmızı et ve benzeri pek çok ürün eklenebilen pideler, yörelere göre de çeşitlenebilir. Örneğin piştikten sonra üzerine yumurta kırılarak servis edilen ya da kapalı pide olarak nitelendirilen pide çeşitleri Karadeniz Bölgesi’ne özgü pide çeşitlerinden birkaçıdır.

  • YENİLEBİLİR ÇİÇEK TÜRLERİ NELERDİR?

    Yalnızca saksıda değil tabakta ve damakta da oldukça leziz duran yenilebilir çiçekler, son yıllarda gastronominin en önemli renklerinden biri. Aslında geçmişi eskiye dayanır; Roma, Çin ve Yunan mutfaklarında çok eskilerden beri geleneksel yemek yapımında kullanıldığı bilinir. Yenilebilir çiçek için “yemek olarak tüketilmesi uygun olan bitki” tanımını yapabiliriz. Bu yazımızda sizlere renkli tabaklar, leziz tatlar vaat ediyor ve birbirinden lezzetli yenilebilir çiçekleri listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Süs bitkisi olarak bilinen menekşe aynı zamanda yemeklerin de iyi bir eşlikçisi. Odunsu tadı ile yemeğe keskin bir tat katar. Özellikle pasta ve tatlılarda kullanılır ancak menekşeli pilav da oldukça ilginç bir alternatiftir. Bütün halinde yemeğe katılabilen menekşe aynı zamanda ince doğrandığında salatalara da tat verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sadece yemek için değil hayatımızın pek çok noktasında lavantanın güzelliklerinden yararlanıyoruz; çiçek olarak vazoya koyduğumuzda ortama enfes kokusu yayılırken, yağ olarak kullanıldığında insan vücudunda rahatlatıcı bir etki sağlar. Tüm bunların haricinde yiyeceklere de lezzet katan lavanta özellikle tatlı tariflerinin vazgeçilmezlerindendir; lavantalı muhallebi, lavantalı makaron ve lavantalı beze bunlardan birkaçıdır. Keskin bir tadı olduğu için çok az miktar kullanılması gerekir aksi halde kokusuyla tatlının önüne geçebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güller de yenilebilir çiçek türlerinden biridir. Yapraklarıyla yemeklere farklı bir tat katar. Tıpkı lavanta gibi gülün de yağından yararlanmak mümkündür. Taze ve çiğ olarak da tüketilebilen gül özellikle salatalarda çok iyi gider. Kurutulmuş gül yapraklarını baharat olarak kullanabilir ya da direkt olarak gül reçeli, marmelat yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hanımeli ağacının önünden geçerken etrafa yayılan eşsiz kokuya hepimiz aşinayızdır. Özellikle çiçeğinde bal gibi tatlı bir aroma bulunur. Hanımelinin çiçeğindeki bu aromayı direkt olarak tüketebileceğiniz gibi çiçeği salatalara da katabilirsiniz ya da şahane reçeller yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Belki de en popüler yenilebilir çiçek türlerinden biri kabak çiçeğidir. Ege bölgesinde sıkça karşımıza çıkan ve sofralara lezzet katan kabak çiçeğini çiğ olarak tüketebileceğiniz gibi yemeklerde de kullanabilirsiniz. Özellikle kabak çiçeği dolması, Türk mutfağının en güzel lezzetlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı lavanta gibi “rahatlatan” çiçek türlerinden biri papatyalardır. Papatya çayı, hepimizin aşina olduğu çay çeşitlerindendir ancak papatya aynı zamanda tatlılara ve hamur işlerine de tat katar. Örneğin papatyalı yoğurtlu panna cotta oldukça leziz tatlardandır.

  • ENDER RASTLANAN LEZZETLER

    Listemizde okuyacağınız gıdalar dünyada bulunan ender lezzetler arasında yer alıyor. Bu denli ender olmasının nedeni ise sadece belirli bölgelerde yetişmesi ve elde edilmesinin oldukça zahmetli olması. Bu lezzetleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Densuke karpuzu, Japonya’nın Hakkaido Adası’nda, Tohma kasabasında yetiştirilen nadir bir cinstir. Bu bölgenin kendine özgü iklimi ve volkanik toprağı meyvenin kendine has tadının kaynağıdır. Yılda 100’den az üretilen bu karpuzun tanesi yaklaşık 10 kilogramdır ve açık artırma ile satılır. Dış kabuk rengi siyaha yakındır ve çok az çekirdeği vardır. Densuke karpuzunu tadanlar, normal karpuzdan çok daha tatlı olduğunu belirtmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Matsutake mantarı, Japonya, Kore ve dünyanın birçok yerinde yetişmektedir. Ancak lezzet ve besin değeri bakımından Kuzeybatı Pasifik’te yetişenler daha çok talep görmekte ve daha yüksek bir fiyattan satılmaktadır. Çam ağacında yetişen bir mantar türü olan bu mantarı tadanlar baharatlı çam ve tarçın aromasına sahip olduğunu belirtmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kahve çeşitleri arasında en az üretilen kahve olan kopi luwak kahvesi, Endonezya’nın Sumatra Adası ve çevresindeki birkaç adada yaşayan palmiye Misk kedilerinin yediği ve sonrasında dışkıladığı kahve çekirdeklerinden elde ediliyor. Midelerindeki çeşitli enzimler ile fermente olan kahve çekirdekleri dezenfekte edildikten sonra güneş ışığında kurutulup hafif bir kavurma işlemi ile içime hazır hâle geliyor. Yapılan araştırmalara göre içeriğinde en az bakteri barındıran bu kahve, Misk kedilerinin yabani hayattan uzakta beslenmeleri ile kahve çekirdeklerinin daha kaliteli olduğu düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ruby Roman üzümü, Japonya’nın Ishikawa bölgesinde yerel hükümet ve çiftçiler tarafından büyük ve kırmızı bir üzüm çeşidi geliştirme amacıyla yıllarca süren deneyler sonucunda 2008 yılında üretilmiştir. Bu üzüm, büyük, yuvarlak ve parlak kırmızı renkte olup adını bu görünümünden alır. Tatlı ve düşük asit oranına sahip üzümler satışa sunulmadan önce üç ana kritere göre değerlendirilir: Her bir üzümün en az 20 gram ağırlığında olması, en az 18 derece Brix şeker (meyve ve sebzedeki şeker içeriği ölçüsü) oranına sahip olması ve üzüm renginin resmi renk tablosu ile uyumlu olması gerekmektedir. Ruby Roman üzümleri, özellikle ilk hasat dönemlerinde yapılan açık artırmalarda yüksek fiyatlara alıcı bulmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Güneybatı Asya’dan dünyaya yayılan İran safranı, keskin tadı ve yemeklere verdiği hoş renkle dikkat çekiyor. Bu baharat “crocus sativus” bitkisinin çiçeklerinden elde ediliyor. Bir kilogram safran üretmek için yaklaşık 150.000 ile 200.000 çiçek toplamak gerekiyor ve bu işlem elle yapılıyor. Çiçeklerinin sadece belirli bir dönemde açması ve bu dönemde hızla hasat edilmesi gerekliliği safranın ender bulunmasının başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mavi yüzgeçli orkinos, okyanuslarda yaşayan ve nadir bulunan büyük bir ton balığı türüdür. Aşırı avlanma nedeniyle popülasyonu ciddi şekilde azalmıştır ve avlanmaları sıkı denetimlere tabidir. Japonya ve Asya ülkelerinde mavi yüzgeçli orkinosa büyük bir talep vardır çünkü nadir bulunan bir türdür, tadı lezzetlidir ve besin değeri yüksektir.

  • Nedensiz Mutluluğun Vanilya Hali

    Nedensiz Mutluluğun Vanilya Hali

    Şu hayatta bazı şeyler vardır, sadece kokusuyla vazgeçilmez olan… Kokusunu aldığınız an ağzınızı kulaklarınıza vardıran, hatta içinizi nedenini bilemediğiniz bir mutlulukla kaplayan. Mesela vanilya… Bu doğal ürünün birbirinden farklı biçimlerini ve kullanım alanlarını sizin için araştırdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Orkide ailesinin asil bir üyesi…” title_font_size=”13″]

    Orkide dendiğinde aklınıza hemen o estetik ve asil masa üstü çiçeği geliyor değil mi? Oysa sitemizi takip edenler orkidegillerin diğer adının salepgiller olduğunu ve kış aylarının en güzel içeceği salebin ana maddesinin yabani orkide olduğunu bilecektir. İşte bunun gibi, vanilya da tropikal bölgelerde yetişen orkidelerin meyvelerinden elde edilen doğal bir üründür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vanilyanın en doğal hali…” title_font_size=”13″]

    Çubuk vanilya, bitkinin aromasını en gerçek haliyle alabileceğiniz biçimdir. Ağacın dalındayken yeşil olan vanilya çubukları toplandıklarında acı kahverengini alır ve uzun süre güneşte tutularak kurutulmaları gerekir. Tarımı oldukça zahmetli olduğu ve zaman gerektirdiği için çubuk vanilya safrandan sonraki en pahalı baharattır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gerçek vanilya mı, vanilya aroması mı…” title_font_size=”13″]

    Mutfaklarımızda zahmetsizce kullandığımız vanilya, bitkinin öğütülmüş halidir. Bu aşamada bilmemiz gereken önemli husus ise marketten aldığımız her vanilya tozunun gerçek vanilya içermediği, vanilya aroması olarak üretildiğidir. Kullandığınız vanilyanın doğallığından emin olmak için çubuk haliyle alıp evinizde öğütebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzun yıllar saklamak için…” title_font_size=”13″]

    Gerçek vanilyayı çubuk olarak da toz halinde de saklamak bir miktar özeni gerektirir. Kuru ve ışık olmayan yerlerde tutmak, kavanoz gibi kapalı yerlerde muhafaza ediliyorsa ara sıra havalandırmak icap eder. Vanilyanın, çubuğundan daha pahalıya gelebilecek ama uzun yıllar rahatlıkla bozulmadan saklayabileceğiniz biçimi ise özütü, yani ekstresidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dondurmadaki rengi…” title_font_size=”13″]

    Gittiğiniz dondurmacı, tezgâhındaki rengârenk çeşitler arasında vanilyalı dondurmanın bulunmadığını söylese büyük bir hayal kırıklığı yaşardınız öyle değil mi? Ama siz siz olun, sade ya da kaymaklı dondurmayı vanilyalı dondurma ile karıştırmayın. Bu konuda rengi en ayırt edici özelliği olabilir. Aklınızda olsun, gerçek vanilya ile üretilen dondurmanın rengi kırık beyaz hatta sarımtıraktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vanilyanın sağladığı lezzet ve estetik…” title_font_size=”13″]

    Çocukluğunuzun keklerini hatırlayın; annenizin sade olarak adlandırdığı oysa içine kattığı vanilya tozuyla unutulmayacak bir karışıma imza attığı… Şüphesiz vanilyanın lezzetini artırdığı tatlıların başında kek geliyor, sonra sütlü tatlılar, kurabiyeler, çörekler, tartlar… Vanilyayı bu tatların üstüne serpiştirerek dekorunu da güzelleştirebileceğinizi biliyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ve daha neler neler…” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Meksika olan, ilk kez Aztekler tarafından kullanılıp İspanyollar aracılığıyla dünyaya yayılan vanilyanın kullanım alanları arasında sadece yiyecek ürünleri bulunmuyor. Sağlığa, cilde faydaları o kadar çok ve kokusu öylesine büyüleyici ki şampuandan vücut losyonuna, el kreminden sabuna, bitkisel temizleyicilerden parfüme, pek çok ürünün içeriğine rahatlıkla girebiliyor.

  • BOL BOL HAVUÇ TÜKETMENİN YOLLARI

    Çocukların ve hatta çocukluğumuzun çizgi filmlerinden Bugs Bunny’nin keyifli zamanlarında elinden havuç düşürmediğini bilirsiniz. Sadece buradan yola çıkarak oluşan algıdır tavşanların havuç sevdiği… Oysa tavşanlar doğal ortamlarında havuç gibi kök sebzeler tüketmediği gibi şeker ihtiva etmesi nedeniyle onlar için pek de faydalı değildir. Tabii bu sadece tavşanlar için geçerli, insanlar içinse tam tersi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • Turşusunun Yapıldığına İnanamayacağınız Besinler

    Turşusunun Yapıldığına İnanamayacağınız Besinler

    5000 yıl önce besinleri saklama yöntemlerinden biri turşu kurmaktı. 21. yüzyıl insanı içinse damak tadını geliştiren leziz mi leziz bir yiyecek… Fakat turşu olarak düşünmekte zorlandığımız besinler de yok değil; hangileri olduğunu görmek için listemize göz atabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • Dünyayı Pembe Görmemizi Sağlayan Pasta Çeşitleri

    Dünyayı Pembe Görmemizi Sağlayan Pasta Çeşitleri

    Çocuklar başta olmak üzere yapmayı en sevdiğimiz eylemlerden biridir pasta yemek, çünkü tatları, şekilleri, kokuları, renkleri ile bedenimize tarifsiz bir mutluluk yüklerler ve bu mutluluk birkaç dakikalığına da olsa dünyayı pespembe görmemize neden olur. Yine de biz tedbiri elden bırakmadan tükettiğiniz şeker oranına dikkat etmenizi tavsiye edelim ve birbirinden güzel pasta çeşitlerini karşınıza getirelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Genellikle en az iki katmandan oluşan cheesecake’in alt katmanı bisküvi parçaları ya da sünger kek gibi hamur işinden, orta katmanı krem peynir, yumurta ve şeker karışımından oluşur. Şaşıracaksınız ama 4000 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülen ürünün, adında geçtiği gibi mi kek mi yoksa tarifi nedeniyle turta mı olduğu tartışma konusudur fakat pasta diyenler de hatırı sayılır çoğunluktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Üstü çikolata kaplı, ortası krema dolgulu iki parça hamurdan oluşan ekler, Fransızların diliyle éclair, bu ülkenin dünyaya sunduğu en güzel tatlardan biri. Kelime, Fransızcada şimşek çakması anlamına geliyor ve bu isim eklerin tek lokmalık oluşundan kaynaklanıyor. Önceleri sadece çikolata ile yapılan pastanın günümüzde limon, çilek hatta kahveli gibi farklı versiyonları da bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bizim kültürümüzde pasta dendiği vakit akıllara ilk gelen görüntü yaş pastaya aittir. Doğum günü ya da düğün günü gibi özel günlerde farklı içerik ve formlarda üretilen yaş pastalar misafirlere çay yanında ikram edilen en özel tatlardan biridir. Ve gittikçe yayılmaya başlayan butik pastacılık sayesinde yaş pastaların sayısız içerik ve görüntüye ulaşması da sevindirici bir gelişme…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Krema, meyve parçalı krema ya da reçel gibi tatların, un, şeker ve yumurtadan yapılan ince sünger keke yayılması ve rulo şeklinde sarılması. İşte bu yöntemle yapılan rulo pastanın orijinal adı İsviçre rulosu olsa da İsviçre ile herhangi bir ilgisinin olmadığı biliniyor. Yaşı tutanlar hatırlayacaktır, eskiden misafirliğe giderken özellikle baton pasta da denilen bu rulo pasta tercih edilirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kıtır kıtır ama damakta anında eriyen hamuru… Meyve parçasının hemen altındaki kreması… Üstünde ana rengi belirleyen kivi, muz, vişne ya da çilek parçacığı… Minik tartoletler bu hayatı pembe görmemizin nedenlerinden biri. Evde kolaylıkla yapılabilen bu minik pastalar da çay saatlerinin en şık ve lezzetli eşlikçilerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ufalanmış bisküvilerin tıpkı bir mozaik gibi bir araya gelerek oluşturduğu lezzette sıra. Mozaik pasta annelerimizin yapmayı en çok sevdiği tariflerden biri olsa gerek. Bunun nedeni malzemelerinin kolay ulaşılır, yapım sürecinin ise oldukça basit olması. Ana malzemesi kakao, bisküvi, tereyağı, şeker ve süt olan pasta pişirmeden dondurucuda bekleterek sunuma hazır hale getiriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bu minik şaheserlerin petit four olan ismi Fransızcada dilimize pötifur olarak geçmiş ve bu kelime “küçük fırın” anlamına geliyor. Hamurun jöle, krema, meyve parçacıkları gibi aksesuarlarla dekore edilmesi ile yapılan pötifurların ismi kimi zaman ekler ya da tartoletler için de kullanılıyor. Bununla birlikte pötifurların tuzlu ve kuru olanları da bulunuyor.

  • ÜLKELERİN GELENEKSEL TATLILARI VE ARDINDAKİ HİKÂYELERİ

    Her ülkenin mutfağında, yerel malzemelerle ve geleneksel yöntemlerle hazırlanmış benzersiz tatlılar yer alır. Bu tatlılar yalnızca damak zevkimize hitap etmekle kalmaz, aynı zamanda o ülkenin tarihini, kültürünü ve yaşam tarzını da yansıtır. Kimi zaman bir aile tarifinin kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla, kimi zaman ise bir ülkenin tarım ürünlerinin ve coğrafi özelliklerinin mutfağa yansımasıyla, bu tatlılar geleneksel lezzetlere dönüşür. Bu yazımızda, farklı ülkelerin geleneksel tatlılarını ve bu tatlıların ardındaki hikâyeleri keşfedeceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sütlaç, Türkiye” title_font_size=”13″]

    Osmanlı Dönemi’nde saray mutfağının vazgeçilmez tatlılarından biri olan sütlacın kökeni, Orta Asya’ya kadar uzanır. Hem lezzeti hem de besleyici değeriyle öne çıkan sütlaç, özellikle Ramazan aylarında ve özel günlerde sıkça yapılır. Saray mutfağında gül suyu, badem gibi ek malzemelerle zenginleştirilen sütlaç; pirinç, süt ve şeker ile hazırlanır. Pirinç, önce suyla haşlanarak yumuşatılır; ardından süt ile kaynatılır. Şeker ilave edildikten sonra, kıvam alana kadar pişirilir. Bazı tariflerde vanilya, tarçın veya portakal kabuğu gibi aromalar da eklenir. Genellikle soğuk olarak, üzeri dövülmüş fındık ile süslenerek servis edilir. Sütlaç kelimesinin, “sütlü aş” ifadesinden türediği kabul edilir. Rivayete göre, çok eski zamanlarda mide rahatsızlığı yaşayan birine hem doyurucu hem de hafif bir yemek hazırlanmak istenir. Evde bulunan süt, pirinç ve şeker gibi basit malzemelerle sütlü aş hazırlanır. Kaşgarlı Mahmut’un 11. yüzyılda yazdığı Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserinde geçen “uwa” adlı yiyecek, bazı kaynaklara göre sütlacın atası olabilir. Uwa burada, soğuk olarak yenen, pirinçle yapılan bir tür yemek olarak tanımlanır. Süt içerip içermediği belli olmasa da pirinç bazlı soğuk yemek olması sütlaçla benzerlik kurulmasına neden olmuştur. Sütlaç, dünyanın birçok yerinde farklı isimlerle ve çeşitlerle hem geleneksel tariflerle hem de modern dokunuşlarla hazırlanır. İspanya’da “arroz con leche”, Hindistan’da “kheer”, Yunanistan’da “rizogalo” olarak bilinir. Her kültür sütlacı kendi mutfak geleneklerine göre yorumlamış ve farklı tatlar katmıştır. Örneğin; Hindistan’da sütlaç genellikle kakule ve safran ile tatlandırılırken, İspanya’da limon kabuğu ve tarçın kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gulab Jamun, Hindistan ” title_font_size=”13″]

    Hindistan’ın en meşhur lezzetlerinden olan gulab jamun, ülkemizin ünlü tatlısı Kemalpaşa tatlısına çok benziyor ve bu yuvarlak hamur topları gül suyu ile lezzetlendiriliyor. Geleneksel tariflerde gulab jamun, Hint mutfağına özgü olan kurutulmuş tam yağlı süt olan “khoa” ile hazırlanıyor. Khoa, un ve kabartma tozu ile yoğrularak küçük toplar hâline getiriliyor ve ardından altın rengini alana kadar derin yağda kızartılıyor. Kızartılan bu toplar; şeker, su, kakule ve gül suyu ile yapılan şerbette bekletilerek servis ediliyor. Kimi rivayetlerde bu tatlının aslında Moğol İmparatorluğu Dönemi’nde Pers (İran) mutfağından Hindistan’a getirildiği söyleniyor. Ünlü yemek tarihçisi ve yazar Michael Krondl, “The Donut: History, Recipes, and Lore from Boston to Berlin” adlı kitabında, Pers işgalcilerinin yanlarında “gulab jamun tatlısına benzeyen yuvarlak bir çörek” getirdiklerinden bahseder. Gulab, Farsçada gül anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir, jamun ise yerel bir meyveyi ifade eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pastel de Nata, Portekiz ” title_font_size=”13″]

    Kökeni 18. yüzyıla dayanan, Portekiz’in en popüler tatlılarından biri olan pastel de nata, çıtır hamur içinde zengin bir krema dolgusu ile hazırlanan bir tür muhallebili turtadır. Yumurta sarısı, şeker, süt ve vanilya ile yapılan krema, tereyağı ile incecik katmanlar hâlinde açılan hamura doldurulur ve yüksek ısıda fırınlanır. Üzerine tarçın ve pudra şekeri serpilerek servis edilir. Hafif yanık kremasıyla ünlü bu tatlıyı, ilk olarak Lizbon’un Belém bölgesindeki Jerónimos Manastırı’nda, rahipler giysilerini kolalamak için kullandıkları yumurtaların artan sarılarını değerlendirmek amacıyla yapmıştır. Daha sonra, manastıra maddi katkı sağlamak için bir fırınla anlaşma yapılarak satışı başlamış, zamanla halk arasında popülerleşmiş ve Portekiz’in simgelerinden biri hâline gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Churros, İspanya ” title_font_size=”13″]

    İspanya’nın kuzeyinden tüm dünyaya yayılan churros tatlısının hamuru; su, un, tuz ve şekerle hazırlanır. Hamur, sıcak yağda kızartıldıktan sonra şeker ve tarçın karışımına bulanır. Dışı çıtır çıtır, içi ise yumuşaktır. İspanya’da genellikle sıcak çikolata sosu veya “dulce de leche” (karamelize süt) eşliğinde servis edilir. Churros, İspanya ve Latin Amerika’nın birçok ülkesinde sokak satıcıları tarafından satılan popüler bir atıştırmalıktır. Rivayete göre bu tatlıyı ilk olarak İspanyol çobanlar, az malzeme gerektirmesi ve kolay pişirilmesi nedeniyle dağlarda hazırlamış; zamanla geleneksel bir lezzete dönüşmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sticky Toffee Pudding, İngiltere” title_font_size=”13″]

    İngiliz mutfağının en sevilen tatlılarından biri olan sticky toffee pudding, hurma ve karamel sosla hazırlanan enfes bir tatlıdır. Kek hamurunda hurma, şeker, tereyağı, un, yumurta ve vanilya bulunur. Hurma, sıcak su ve karbonatla yumuşatıldıktan sonra kek hamuruna eklenir. Kek, fırında pişirilir ve üzeri altın rengi alana kadar bekletilir. Karamel sos ise tereyağı, şeker, krema ve vanilya ile hazırlanır. Pişen kek, karamel sosla kaplanarak sıcak servis edilir. Bazı tariflerde hurma yerine kuru üzüm veya kuru incir de kullanılabilir. Ayrıca, karamel sosun içine eklenen tarçın veya zencefil gibi çeşitli aromalar, tatlıya farklı lezzetler katar. Tatlının kökenine dair de birkaç hikâye vardır: Bir rivayete göre, İngiltere’ye gelen Kanadalı pilotlar, Kanada’da yapılan bir tatlıdan esinlenerek bu tatlıyı yapmıştır. Bir diğer hikâyeye göre ise bu tatlının aslında II. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktığı ve o dönemde tatlandırıcıların sınırlı olması nedeniyle hurmanın kullanıldığıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Éclair, Fransa” title_font_size=”13″]

    Ünlü bir Fransız tatlısı olan éclair, ülkemizde “ekler” olarak bilinir. Birçok yemek tarihçisi, eklerin ilk olarak Fransız kraliyet ailesinin ünlü hamur işi şefi Marie-Antoine Carême tarafından yapıldığını öne sürmektedir. Éclair isminin kaynağı hakkında ise çeşitli rivayetler vardır. Birine göre, tatlıyı ilk kez tadan kişiler onu şimşek hızında tüketmiş, bu nedenle Fransızca “şimşek” anlamına gelen “éclair” adı verilmiştir. Ekler, pâte à choux (şu hamuru) adı verilen özel bir hamurla hazırlanır. Su, tereyağı, un ve yumurtadan oluşan bu hamur, fırında kabararak içi boş bir yapı oluşturur. Pişirilen hamur uzun ve ince bir şekil alır. Ardından içi vanilyalı pastacı kreması (crème pâtissière) ile doldurulur ve üzeri çikolata kreması veya şekerli glazür (şekerli pasta kreması) ile kaplanır. Çikolatalı, kahveli, meyveli, karamel dolgulu ve daha pek çok çeşidi bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Daifuku Mochi, Japonya ” title_font_size=”13″]

    Japonya’nın geleneksel lezzetleri arasında yer alan daifuku mochi tatlısının kökeni, 17. yüzyıla kadar uzanmaktadır. O dönemde Japonya’da halk arasında doyurucu, kolay taşınabilir ve uzun süre dayanabilen tatlılar oldukça popülerdi. Bu yıllarda Japonya’da “mochi”, yani dövülmüş pirinçten yapılan elastik ve yumuşak hamur, dinî törenlerde ve özel günlerde kutsal bir yiyecek olarak tüketiliyordu. Ancak zamanla halk, bu lezzeti daha pratik ve tatlı bir forma sokmak istedi. Böylece mochi hamurunun içine tatlı kırmızı fasulye ezmesi (anko) konulmaya başlandı. İlk başta bu küçük dolgulu tatlılara “uzura mochi” (bıldırcın mochi) deniyordu, çünkü şekilleri bıldırcın yumurtasını andırıyordu. Zamanla ismi değişerek “daifuku mochi” adını aldı. Orijinal daifuku mochi tarifinde, küçük pirinç kekleri (mochi), tatlı kırmızı fasulye ezmesi (anko) ile doldurulur ve dışı nişasta ile kaplanır. Daifuku mochi, mochiko (glutensiz pirinç unu) ve su kullanılarak yapılan mochi hamuru ile hazırlanır. Hamur buharda pişirilir, ardından yoğrularak şekillendirilir. Dolgu malzemesini saracak şekilde ince bir tabaka hâlinde açılır ve top şeklinde kapatılır. Günümüzde daifuku mochi’nin çilekli, kremalı, çikolatalı ve meyve dolgulu gibi pek çok çeşidi de oldukça popülerdir. Japon kültüründe önemli bir yere sahip olan bu tatlı, özellikle özel günlerde ve bayramlarda tüketilir. Geleneksel daifuku mochi sade bir şekilde servis edilirken, modern sunumlarda üzerine pudra şekeri, matcha tozu veya Hindistan cevizi rendesi serpilebilir.

  • SOFRALARIN SARI YILDIZI

    Hardal otu, yüzyıllardan beri Anadolu’da bilinen ve kullanılan bir bitkidir, pek çok yörede sevilerek yenir. Kendine has kokusuyla ön plana çıkan hardal hakkında merak ettiğiniz her şey yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Turpgiller familyasından Akdeniz kökenli Sinapsis bitkisinin tohumu olan hardal, keskin ve aromatik tadı ile ön plandadır. Hardal tohumları, gastronomide çeşni olarak veya aynı adı taşıyan hardal sosu yapmak için kullanılan küçük tanelerdir. Bütün, ezilmiş veya öğütülmüş hardal tohumlarının yenilebilir hâle gelmesi için önceden su, sirke, limon suyu, tuz ve diğer baharatlar ile harmanlanması gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dünya üzerinde 40’tan fazla hardal çeşidi olsa da besin olarak kullanılan başlıca dört türü vardır. En çok bilinen ve tüketilen çeşitleri beyaz, sarı, kahverengi ve siyah hardaldır. Yüzyıllardır Asya ve Avrupa’da yetiştirilen hardalın ülkemizde siyah, sarı ve beyaz türleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Beyaz ve sarı hardal acı tadıyla ön plana çıkmasına rağmen en az baharatlı olanlarıdır. Bu tohumlar Kuzey Afrika, Orta Doğu, Akdeniz ve Avrupa gibi bölgelerde üretilir. Özellikle Hint mutfağı gibi egzotik tatlara sahip mutfak kültürlerinde kendine yer bulan siyah hardal ise; ABD, Arjantin, Brezilya ve ülkemizde yetişir. Kahverengi hardal Asya ülkelerinde; Hint, Japon ve Çin mutfağında görülür. Özetle keskin ve daha aromatik tatları sevenler siyah ve kahverengi hardalı; daha hafif lezzetlerden hoşlananlar ise sarı ve beyaz hardalı tercih eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    A, K, C ve B grubu vitaminlerin kaynağı olan hardalda; kalsiyum, çinko, selenyum, magnezyum, potasyum, demir ve fosfor mineralleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sosisli sandviçin vazgeçilmezi olan hardal, ayrıca birçok yemeğin sosunda ve marinasyonunda da kullanılır. Salata soslarından kızartmalara pek çok şekilde tüketilen hardalın keskin tadı ise piştikçe kaybolur.