Kategori: Kültür/Sanat

  • 8 Madde İle Tekstilin Atası Keçecilik Geleneği

    8 Madde İle Tekstilin Atası Keçecilik Geleneği

    Keçecilik geleneği çağlardır gündelik yaşamın bir parçası olmuş, kıyafetlerden dekorasyona hayatın her alanında kullanılmıştır. Yün liflerinden yapılan keçe, doğal bir malzeme olması nedeniyle günümüzde de sıklıkla tercih edilir. Türk kültüründe de önemli bir yeri olan ve yüzyıllar öncesine dayanan geçmişi nedeniyle tekstilin atası sayılan keçecilik geleneğini 8 maddede inceliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Eski çağlardan beri yaşamın birçok alanında kullanılan keçenin, tam olarak ne zaman hayatımıza girdiği bilinmese de Homeros’un İlyada Destanı’nda keçecilikten bahsetmesi, bu köklü tekstil geleneğinin ne kadar uzun bir tarihi olduğu hakkında fikir verebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türklerin, Orta Asya’daki günlerinden beri keçeyi kullandığı bilinir. Birçok Türk el sanatının ilk örneklerinin bulunduğu Pazırık Kurganı’ndaki buluntular keçenin özellikle çadır yapımında, yaygı ve örtü olarak, ayrıca giysi üretmek amacıyla kullanılmış olduğunu gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türkler Anadolu’ya yerleştikten sonra, mahallelerde bulunan dükkânlar arasında keçeciler de yerlerini aldı. Geniş kullanım alanı ve kültürümüzdeki yeri sebebiyle günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelen keçecilik geleneği Ahilik loncasının da önemli bir parçasıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Keçenin ana maddesi yün olduğu için bu zanaat özellikle hayvancılık yapılan yerlerde gelişmiştir. Modern hayatımızda eskisi kadar yoğun olarak kullanılmasa da günümüzde Anadolu’da hala keçecilik uygulanmaktadır. Özellikle Afyon, Balıkesir, Konya, Tire, Ödemiş ve Urfa gibi merkezlerde sanatını titizlikle sergilemeye devam eden ustalarımız bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Keçe yapımı zaman ve emek isteyen bir süreçtir. Keçe yaparken koyunun Mayıs kırkımından alınan yün kullanılır. İyice temizlenen lifler hasır yüzey üzerine düzgün bir şekilde yayılır ve istenilen motifler üzerine yerleştirilir. Liflerin birbirine geçerek bir bütün oluşturması için nemli olması gerekir, bu sebeple ılık sabunlu su ile ıslatılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bu aşamada keçeciliğin “keçe tepmece” olarak da anılmasının sebebi olan tepme safhasına geçilir. Keçe yaklaşık olarak 30 – 40 dakika kadar ayak ile tepilir ve böylece liflerin kaynaşması sağlanır. Keçeyi oluşturan liflerin bütünleşmesi için “pişirme” işlemine sıra gelmiştir. Keçe, sıcak su ve el ile sağlanan basınç yardımıyla iyice sıkıştırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Keçe son olarak yıkanır, rulo halinde sarılır ve dik bir şekilde bekletilerek içindeki suyun süzülmesi sağlanır. Asılarak kurutulan keçe artık kullanıma hazırdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Keçe insanlık tarihindeki uzun serüveni boyunca birçok alanda kullanılmıştır. Günümüzde ise kıyafetlerde, aksesuarlarda, takılarda, dekoratif objelerde ve daha birçok alanda keçeden yapılmış ürün evlerimizdeki yerini almıştır.

  • DÜNYA SANAT TARİHİNİN EN ÜNLÜ PORTRE RESİMLERİ

    Kimi ünlü bir kişiliğe, kimi ismi telaffuz bile edilmeyen bir yüze ait… Onları bu kadar değerli yapansa, daha ziyade fırça darbeleriyle o portreleri tabloya dönüştüren ressamlar… Bazı ünlü ressamlar ise kendi portrelerini resmetmişler ve o otoportreler sanatçıya ait bir belge niteliği de taşıdığı için günümüzün en değerli resimleri arasında yer alıyor. Hatta sanat tarihinin ünlü portre resimlerinin büyük bir kısmını otoportreler oluşturuyor. Sizin için portre ve otoportrelerden bir derleme yaptık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yeryüzündeki en ünlü porte resim, üzerine hâlâ sayısız teori üretilen Mona Lisa tablosu olsa gerek. Tüm dünyanın Mona Lisa ismiyle bildiği bu portre, Lisa del Giocondo’ya aittir. Tüccar olan eşi Francesco del Giocondo’nun isteği üzerine Leonardo da Vinci tarafından 16. yüzyılda yapılmıştır. Günümüzde Louvre Müzesi’nde “Francesco del Giocondo’nun karısı, Lisa Gherardini Portresi” ismiyle sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İnci Küpeli Kız isimli resim yapılırken, amaç poz veren Avrupalı kızın portre resmini yapmak değil giydiği egzotik elbise ve takıyı resmetmekmiş. Kızın kulağındaki takının inci olup olmadığı gibi tartışmalar yaşanırken, resim 2006’da Hollanda halkı tarafından ülkenin en güzel tablosu olarak seçilmişti. Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in 17. yüzyılda yaptığı tablo Lahey’deki Mauritshuis’te sergileniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun 1943’de yaptığı bu otoportrede kendisini Oaxaca eyaletindeki Tehuantepec’teye ait bir başlıkla görüyoruz. Fakat alnına çizdiği eşi Diego Rivera’nın, bu otoportrede olumlu mu yoksa olumsuz mu yer aldığı net olarak bilinmiyor ve farklı şekillerde yorumlanıyor. Biliyorsunuz Frida ve yine ressam olan eşi Diego karmaşık ilişkileriyle tarihe geçen bir çiftti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Flaman ressam Peter Paul Rubens’in 1625 yılında yaptığı Buckingham Dükü isimli portrede Buckingham’ın 1. Dükü George Villiers görülmektedir. Dük, bir suikast ile öldürülene dek çok sayıda resim ve portresini yaptırarak ününü artırma yolunu seçmişti. Rubens’e ait portresi ise 400 yıl boyunca unutulmuşken bir sanat tarihçisi tarafından İskoçya’daki Pollok Evi’nde tesadüfen keşfedildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hollanda sanat tarihinin en büyük ressamlarından olan Rembrandt’ın yüzden fazla otoportresi bulunur. Ressamın yaş alma ve yaşlanma halini neredeyse bu otoportreler üzerinden gözlemleyebiliriz. 1606 yılında doğan ressamın 1628 yılında yaptığı bu portresi ise 22 yaşına denk gelir. 1628-1629 yıllarında yaptığı otoportreler ile ünlü ressamı farklı pozlar içinde görmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Diğer Hollandalı ünlü ressam Vincent van Gogh’un da çalışmalarının çoğunu otoportreler oluşturur, bunun nedeni ise ressamın model için para ödeyememesidir. Şövale Önünde, Fötr Şapkalı, Hasır Şapkalı, Pipolu gibi isimlerle bildiğimiz portreleri aynaya bakarak yaptığı düşünülmektedir. Ressam, yukarıda gördüğünüz 1889 yılına ait otoportreye göre yüz hatlarının sakinleştiğini ama bakışlarının hala endişeli göründüğünü söylemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    15 yaşından başlayarak 90 yaşına kadar kendi portresini yapan bir ressam da Pablo Picasso’dur. Bu otoportrelere bakarken Rembrandt’daki gibi doğal bir yaş takibi yapmanız pek de mümkün olmaz, çünkü Picasso farklı teknik ve biçimler kullanarak yapar otoportrelerini. Yukarıda gördüğünüz portre 25 yaşındaki Picasso’ya aittir, yani 1907 yılında yapılmıştır.

  • İstanbul’un Sembolü Olan 10 Şirket-i Hayriye Vapuru

    İstanbul’un Sembolü Olan 10 Şirket-i Hayriye Vapuru

    Güzeller güzeli İstanbul, tarihinin başından beri her göreni büyüleyen bir şehirdi. Zaman içinde çok değişen ama gizemli güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen şehir büyüdü, kalabalıklaştı, yeni yollara, köprülere sahip oldu ama bazı şeyler hiç değişmedi, İstanbul’un değişmeyen çehresinin belki de en özel yanlarından biri vapurları olarak kaldı.

    İstanbul’un tüm dünyayı kendine hayran bırakan Boğaz kıyısındaki semtleri arasında ulaşım eskiden kayıklarla sağlanırdı. 1851 yılından itibaren sefere başlayan Şirket-i Hayriye vapurları şehrin ulaşımına yepyeni bir boyut kattı ve Boğaziçi’nde seyahatin yeni bir sayfası açılmış oldu. İlk seferini Eminönü-Üsküdar arasında gerçekleştiren Şirket-i Hayriye 1945 yılında Deniz Yolları ve Limanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne devredildiyse de İstanbul’un her devrine şahitlik eden vapurları şehrin sembolü olmaya devam etti. Karşınızda sizi zamanda yolculuğa çıkararak İstanbul’un geçmişine götürecek 10 Şirket-i Hayriye vapuru…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    şirket-i hayriye
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    tarihi vapurlar, şirket-i hayriye
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    şirket-i hayriye
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    istanbul vapurları, tarihi vapurlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    istanbul vapurları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    istanbul vapurları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    şirket-i hayriye
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    istanbul vapurları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    istanbul vapurları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    istanbul vapurları
  • Bilgisayar Ekranından Beyaz Perdeye Geçiş Yapan 8 Oyun Karakteri

    Bilgisayar Ekranından Beyaz Perdeye Geçiş Yapan 8 Oyun Karakteri

    Eskiden sadece çocukların oynadığı bilgisayar oyunları son yıllarda yetişkinlerin de yoğun ilgisini çekiyor. Renkli ve macera dolu sanal dünyalar gencinden yaşlısına kadınından erkeğine herkesi ekran başına kilitliyor. Öyle ki bu âlemlere duyulan ilgi bilgisayar ekranından sinema perdesine de yansıyor ve dünya çapında yüz binlerce kişinin hayranı olduğu oyunların filmleri de çekiliyor. Sanal dünyadan beyaz perdeye geçen, bu yolculuğunda sürükleyici maceralarını da yanında taşıyan 9 oyun karakterini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Assassin’s Creed – Desmont Miles/Callum Lynch” title_font_size=”13″]
    oyundan sinemaya uyarlanan filmler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tekken – Eddy Gordo” title_font_size=”13″]
    oyundan sinemaya uyarlanan filmler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tomb Raider – Lara Croft” title_font_size=”13″]
    oyundan sinemaya uyarlanan filmler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Max Payne” title_font_size=”13″]
    oyundan sinemaya uyarlanan filmler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Street Fighter – Guile ” title_font_size=”13″]
    oyundan sinemaya uyarlanan filmler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Prince Of Persia – Prens Destan” title_font_size=”13″]
    oyundan sinemaya uyarlanan filmler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mortal Kombat – Liu Kang” title_font_size=”13″]
    oyundan sinemaya uyarlanan filmler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Warcraft – Durotan” title_font_size=”13″]
    oyundan sinemaya uyarlanan filmler
  • Çağdaş ve Geleneksel El Sanatlarını Bir Arada Keşfedebileceğiniz Baksı Müzesi

    Çağdaş ve Geleneksel El Sanatlarını Bir Arada Keşfedebileceğiniz Baksı Müzesi

    Baksı Müzesi konumu ve konsepti ile ülkemizin uluslararası düzeyde dikkat çeken müzelerinden biri… Geleneksel el sanatları ve çağdaş sanatı aynı çatı altında sergileyerek alışılmışın dışına çıkan müze hiçbir kar amacı gütmüyor. Kurulduğu tepe Karadeniz’in doğusunda Bayburt’un 45 km. uzağında… Bulunduğu coğrafyanın bir parçası olması amaçlanan müze topluma kattığı değerlerle adından söz ettiriyor. 8 madde ile Baksı Müzesi’ne doğru masalsı bir yolculuğa çıkıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Müzenin adı, bulunduğu yer olan Bayraktar Köyü’nün eski adı “Baksı”dan geliyor. Eski Türklerde baksı kelimesi, bilgin, şaman, hekim anlamlarında kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Farklı dallarda birçok sanat eserini bir araya getiren bu özel müzenin kurucusu, Bayburtlu ressam Prof. Dr. Hüsamettin Koçan.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaşadıkları köyde tarihi bir evi kütüphaneye ya da müzeye dönüştürme fikri önce Hüsamettin Koçan’ın gurbetçi babasının aklına düşer. Fakat babası bu fikri hayata geçirmeye fırsat bulamaz. Bu sefer Hüsamettin Koçan aynı fikri 2000’li yılların başında tekrar canlandırır. Annesiyle birlikte babasının dönüş yollarını gözledikleri tepeyi ise müzeyi kuracağı yer olarak düşünür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İlk olarak 2005 yılında Baksı Kültür Sanat Vakfı kurulur, sanatçıların ve gönüllülerin desteğiyle 2010 yılında müze ana binası tamamlanır, aynı yıl İstanbul Modern’de tanıtımı yapılır ve Baksı Müzesi ziyaretçilerine açılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baksı Müzesi’nin en belirgin özelliklerinden biri geleneksel el sanatlarını ve çağdaş sanat eserlerini, aralarına herhangi bir hiyerarşi koymadan ve herhangi bir dönemle kısıtlı kalmadan sergilemesidir. Ana Sergi Salonu’nda güncel sanatın ve tasarımların sergilerini gezdikten sonra, Depo Müze’de, camaltı ve işleme koleksiyonlarını, yazı resimlerini, şifa taslarını, alemleri, taş baskıları, çömlek ve seramikleri görmeniz mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Baksı Müzesi kurulduğu 40 dönümlük arazide aslında bir müzeden çok daha fazlasını barındırıyor. Kütüphanesi, seminerlerin konferansların düzenlendiği salonu, kadınlara ve çocuklara özel geliştirilen atölyeleri ile sadece seyirlik bir alan olmadığını özellikle vurguluyor. Hüsamettin Özkan Baksı Müzesi’ni, yok olmaya, ötekileştirmeye, insanı bağlam dışına itmeye, insanı kendi öyküsünden koparmaya karşı bir direnç oluşturma öyküsü ve bir vicdan projesi olarak tanımlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kurulduğu günden itibaren çok sayıda ödül kazanan Baksı Müzesi, 2014 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından ‘Yılın Müzesi’ seçildi ve TBMM tarafından onur ödülüne değer görüldü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Baksı Müzesi Çoruh Vadisi’ne bakan tepede ülkemizden ve dünyadan çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. Siz de bu özgün ve çağdaş müzeyi görmek isterseniz, Erzurum Havaalanı’ndan Bayburt’a geçebilir, sonra müzeyi gösteren okları takip ederek Bayraktar Köyü’nün tepelerine kurulmuş eşsiz Baksı Müzesi’ne ulaşabilirsiniz.

  • Atıf Yılmaz Sinemasından Unutulmaz 8 Film

    Atıf Yılmaz Sinemasından Unutulmaz 8 Film

    Sinema camiasının “Yılmaz Abi”si, Türk Sineması’nın usta yönetmeni Atıf Yılmaz Batıbeki’nin hemen hemen hepsini hatırlayabileceğiniz 110’dan fazla filmde imzası bulunur. Kariyeri boyunca tek bir türe bağımlı kalmadan, komedi, dram, dönem filmleri, hatta fantastik sayılabilecek filmlerin yönetmenliğini üstlenmiştir ve bu filmlerden bazılarının senaryosunu yazan kişi de Atıf Yılmaz’ın kendisidir. 1925 doğumlu yönetmenin Hayallerim Aşkım ve Ben isimli kitabında yer verdiği anıları sinemaseverler için bir hazine gibidir. 2006 yılında aramızdan ayrılan yönetmenin ölümsüzleşen filmlerinden 8 tanesini listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ah Güzel İstanbul” title_font_size=”13″]
    ayla algan, yeşilçam

    Sadri Alışık ile Ayla Algan’ın başrollerinde oynadığı ve türü dram – kara komedi olarak nitelenen film, siyah-beyaz sinematografik sahneleriyle hafızalara kazınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Selvi Boylum Al Yazmalım” title_font_size=”13″]
    kadir inanır, türkan şoray, yeşilçam

    Bir tarafında Cemşit (Ahmet Mekin) bir tarafında İlyas (Kadir İnanır) olan küçük Samet’in (Elif İnci) Cemşit’e doğru koştuğu an unutulmazdır, çünkü “Sevgi emektir!” repliğini sadece kadın-erkek ilişkilerine değil insan ilişkilerinin temeline yayar. Atıf Yılmaz’ın yönettiği, Ali Özgentürk’ün Cengiz Aytmatov’un öyküsünü temel alarak senaryolaştırdığı film sinemamızın kült filmlerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ne Olacak Şimdi” title_font_size=”13″]
    nevra serezli, yeşilçam

    Avukat olan karı-koca Orhan (Levent Kırca) ve Özden (Nevra Serezli) ile müvekkilleri Nuran (Perran Kutman) ve Şakir’in (Şener Şen) boşanma davaları süresince gelişen komik olayları konu alan film Atıf Yılmaz’ın en keyifli komedi filmlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cemile” title_font_size=”13″]
    yeşilçam

    Aynı kızı seven üvey kardeşler etrafında gelişen hikâyede başrolleri Murat Soydan, Ferit Şevki ve Hülya Koçyiğit paylaşır. Bu film ile Hülya Koçyiğit En iyi Kadın Oyuncu dalında 1969 Antalya Altın Portakal Ödülü’nü kazanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Battal Gazi Destanı” title_font_size=”13″]
    yeşilçam

    Özdemir Arıtan’ın Battal Gazi Destanı isimli romanı Atıf Yılmaz ve Ayşe Şasa’nın birlikteliği ile senaryolaştırılmış, Cüneyt Arkın’ın oyunculuğu ile unutulmaz filmlerimiz arasına girmiştir. 1971 yapımlı filmin yönetmeni de elbette Atıf Yılmaz’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Minik Serçe” title_font_size=”13″]
    yeşilçam

    Yoksul bir semtte büyümüş birbirine âşık iki gençten biri şöhrete kavuşunca diğeriyle yolları ayrılır ve hikâye hazin bir yola girer. Başrollerini Sezen Aksu ve Bulut Aras’ın paylaştığı filmin senaryosu Atıf Yılmaz ve Deniz Türkali tarafından yazılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güllü Geliyor Güllü” title_font_size=”13″]
    yeşilçam

    Romantik komedi türündeki filmde Karadenizli Güllü (Türkan Şoray) bir kan davası yüzünden Taka Nuri’yi (Ediz Hun) bulmak için İstanbul’a gelir ve komik olaylar gelişmeye başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adı Vasfiye” title_font_size=”13″]
    yeşilçam

    Atıf Yılmaz’ın filmlerinde edebiyat uyarlamalarına sıkça rastlanır. Adı Vasfiye de Necati Cumalı’nın “Ay Büyürken Uyuyamam” isimli kitabındaki öykülerden uyarlanmış bir filmdir ve başrol oyuncusu Müjde Ar’dır.

  • BİR NOSTALJİ NESNESİ: TAŞ PLAKLAR

    BİR NOSTALJİ NESNESİ: TAŞ PLAKLAR

    Taş plak dendiği vakit akıllara gelen sanatçılar vardır, mesela büyüleyen sesiyle Safiye Ayla… En güzel bestelerin sahibi Selahattin Pınar ya da döneminin assolisti Hamiyet Yüceses. Duayen sanatçı Müzeyyen Senar ve tabii ki Sanat Güneşimiz Zeki Müren… Bu sanatçıların ortak özelliği elbette müziğimizin en değerli, güçlü sesleri olmalarıdır. Yine Mozart, Beethoven, Bach gibi dünyaca ünlü büyük klasik müzik bestecilerinin eserleri de dönemin orkestrasyonuyla taş plaklara kaydedilenler arasındadır. Ne mutlu ki eski dönemlere ait daha birçok sesin kaydı taş plaklar aracılığı ile nesilden nesile aktarılabilmiştir. Sizce de bu nostaljik nesneler bir saygı duruşunu hak etmiyor mu?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Türk Sinemasının 8 Arşivlik Afişi

    Türk Sinemasının 8 Arşivlik Afişi

    Sinema afişleri film hakkında bilgi verdiği gibi o filmlerin yapıldığı ya da gösterildiği tarihin estetik değerlerini, popüler kültürünü de yansıtır. Bir film afişi görmek isteyen gözler için çok şey anlatır… Türk sinemasının renkli tarihinde bir yolculuğa çıkıyor ve sizi kolay kolay karşınıza çıkmayacak 8 film afişi ile buluşturuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Hayırdır İnşallah! Neler Oluyor Hayatta?

    Hayırdır İnşallah! Neler Oluyor Hayatta?

    Kulağımıza çalınan bir cümle, burnumuza değen bir koku, zihnimizden geçen bir görüntü, bir film sahnesi, bir şarkı dizesi… Kaç yaşında, nerede, hangi işle uğraşıyor olursak olalım alır bizi yüzümüzün gülümsediği o anlara götürür. İşte öyle bir şarkı ve öyle bir film sahnesiyle karşınızdayız. Hababam Sınıfı Uyanıyor’da bizim haylazların hepinizin bildiği birbirine günaydın deme faslı… Var mısınız, Çiğdem Talu’ya ait sözlerin birkaç dizesini mırıldanmaya?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kemal sunal
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    halit akçatepe
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    kemal sunal
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    halit akçatepe
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
    kemal sunal
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”12#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”13#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”14#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”15#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”16#” title_font_size=”13″]
    kemal sunal
  • KÖSTEN DAVULA TEFTEN DARBUKAYA

    KÖSTEN DAVULA TEFTEN DARBUKAYA

    Orta Asya’dan Anadolu Selçukluları’na, Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine… Kültürel tarihimizden çok sayıda kıymetli sanatkâr gelip geçmiş, unutulmaz sözler yazılıp besteler üretilmiştir. Tüm bu süreçte eserleri müziğe dönüştürerek ölümsüz hale getiren çalgılar vardır bir de… Kimi tellerine dokundukça, kimi nefes üfledikçe, kimi derisine vurdukça ses veren emektarlardır onlar. Biz sırasıyla gidelim ve şimdilik Türk müziğinin farklı türlerinde yer almış vurmalı çalgılara değinelim. Bu arada unutmadan da soralım: Siz vurmalı çalgıların insan sesinden sonraki en eski çalgı türü olduğunu biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]