Kategori: Kültür/Sanat

  • KİTAP YAYINCILIĞINA AİT TERİMLER

    Modern dünyada şimdiye kadar 130 milyon civarında kitap yayınlandığını biliyor muydunuz? TÜİK verilerine göre 2019 yılında ülkemizde 61 bin 512, 2020 yılında 68 bin 120 kitap yayınlanmış. Yıllık kitap baskı sayısı ise 600 milyonu çoktan aşmış durumda. Üretim konusunda oldukça iyi olan ve kitap cirosuyla dünyada 11’inci sırada yer tutan ülkemizde kitap okuma oranının da yükselmesini dileyerek, yayıncılık dünyasından bazı terimleri karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • HOBİ VE MODA DÜNYASINDAKİ ÖZGÜN UYGULAMA: BATİK

    El sanatı olarak nitelenen batik, günümüzde dünyanın her yerinde bilinen ve uygulanan bir teknik.  Moda dünyasında dönem dönem kendini gösteren bu teknik aslında oldukça eski bir geleneğin ürünü. Aşağıda göreceğiniz giriş seviyesinde bilgiler batikle yeni tanışanlar için…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Batik tekniğinin Güneydoğu Asya’daki ada ülkesi Endonezya’dan çıktığı ve Orta Asya’da ilk örneklerinin Türkler tarafından MS 700-750 yılları arasında verildiği biliniyor. Doğuda yüzlerce yıldır uygulanan teknik 17. yüzyılda Hollanda’ya mal getiren Alman tüccarlar tarafından Avrupa’ya taşınmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yapımında fırça, şablon, kalıp gibi malzemelere ihtiyaç duyulan batik, en basit anlatımla kumaşın üzerine desenler çizilmesi, renkli olması istenmeyen yerlerin balmumuyla kaplanması, kumaşa boya banyosu yaptırılarak boyanın emdirilmesi ve sonrasında balmumunun çözdürülmesiyle yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Batik el sanatının yukarıda ifade ettiğimiz uygulama tekniği dışında farklı çeşitleri de bulunur. Şablon batik, kâğıt batik, akıtma batik, kazıma batik, bağlama batik bu çeşitler arasındadır. Bu uygulama teknikleri internette yayınlanan videolar aracılığıyla veya kumaş boyama kurslarına katılarak öğrenilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Batik uygulamasında kumaş ve boya seçimleri önem taşır, bu ayırımı yapabilmek belli oranda batik bilgisi gerektirir. Fakat en temel bilgi olarak kumaşın kullanılacak yere göre seçilmesi, temiz olması ve kırışık olmaması, kullanılacak boyaların ısıya dayanıklı, yıkanabilir olması gerektiği bilinmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Endonezya’da geleneksel motiflerin kullanıldığı batik, desenler, çiçekler, kelebekler, kuşlar gibi yüzlerce farklı figürden oluşabilir. Renk seçimi ise memnun edici sonuçlar elde edebilmek için incelik gerektirir. Örneğin, zıt renklerle çalışmak farklı işlemler gerektirirken, birbirini tamamlayan renklerin seçimi çalışmayı oldukça kolaylaştırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Batik tekniği ile neler yapabilirim derseniz evinizdeki pek çok ürünü batikle renklendirebileceğinizi söyleyebiliriz. Elbiseden masa örtüsüne, eşarptan şala, perdeden kırlente, çocuk giysisinden kravata, kumaş materyal kullanılan pek çok üründe batik tekniği uygulanabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Batik ürünler bilhassa rengârenk giyinmeyi veya evini renklerle dekore etmeyi sevenlerin tercihleri arasında bulunuyor. Batiği bizzat yapmak ise bir sanat aracı ya da bir hobi olarak veya çocuklarla birlikte yapılacak hoş bir aktivite olarak tercih edilebilir.

  • TARIK AKAN’IN SİNEMADA CANLANDIRDIĞI KARAKTERLER

    Türk Sineması’nın unutulmaz jönlerinden biri olarak tarihe geçen Tarık Akan, kariyeri boyunca 100’den fazla filmde rol almış ve genellikle de başrolde oynamıştır. Sanatçının rol aldığı film türlerini, kariyerini dönemlere ayırarak incelemek mümkündür. Aşağıda kendisiyle bütünleşen ve zaman zaman şaşırtan film karakterlerinden bazılarını görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Her şey, Yusuf Efendi’nin mirasını bırakmak istediği gayri resmi oğlu Ferit’in kasabaya gelerek bir fotoğrafçıda çalışmasıyla başlar… Hurafeler, mirasa konmak isteyen akrabalar, bu sırada filizlenen bir aşk derken ortalık tatlı bir curcunaya dönüşür. Başrolde Tarık Akan’a Necla Nazır eşlik etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1973 yapımlı Oh Olsun filminde Ferit Haznedar, zengin bir fabrikatörün üç oğlundan biridir. Haylaz bir üniversite öğrencisi ve çapkın bir delikanlıdır. Diğer kardeşleri de haylazlıkta ondan aşağı değildir ve sonunda üç kardeş babaları tarafından cezalandırılırlar, cezaları ise fabrikada işçi olarak çalışmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Üçer çocukları olan Yaşar Usta ve Melek Hanım’ın evlenmeye karar vermeleriyle başlayan hikâyede Tarık Akan ailenin yakışıklı, efendi ve zengin bir kıza gönlünü kaptırmış oğludur. Güldürürken düşündürmek klişesinin başyapıtlarından biri olan Bizim Aile sıcacık bir kalabalık aile filmidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İlki 1975 yılında çekilen Hababam Sınıfı serisinin başrol oyuncularından biridir Tarık Akan. Yaramazlıktan sınıf geçmeye fırsat bulamayan ama kocaman birer yüreğe sahip olan Hababam Sınıfı öğrencilerinin en yakışıklı olanıdır, bu yüzden de adı Damat Ferit’e çıkmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1973 yapımlı film dram türündedir. Murat (Tarik Akan), küçük kardeşi Kahraman’la (Kahraman Kıral) yaşamaktadır ve bir süre sonra yoksul hayatlarına arkadaşı Halit de (Halit Akçatepe) katılır. Hikâyenin yönünü Murat ve Halit’in küçük Kahraman’ın kanser olduğunu öğrenmeleri belirler. Artık her şey Kahraman’ı mutlu etmekle ilgilidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1979 yılında çekilen Adak’ın yapımcılığını ve yönetmenliğini Atıf Yılmaz yapmıştır, film Tarık Akan’ın rol aldığı en dramatik filmlerden biridir. Sevdiği kız Gülbahar’la (Necla Nazır) kaçarak evlenen Müslüm’ün, hem yoksulluğun hem törelerin pençesine düşmesi ve olaylar karşısındaki tutumu filmin omurgasını oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1985 yapımlı film Tarık Akan’ın rol aldığı tüm filmler gibi bir ünlüler geçididir. Cemil rolünde Cüneyt Arkın, Tayfun rolündeki Tarık Akan’ın en yakın arkadaşıdır ve tesadüflerin de devreye girmesiyle ikili aynı kadına âşık olur. O kadın, genç ve güzel doktor Ümran’dır, Ümran’ı canlandıran oyuncu ise Gülşen Bubikoğlu’dan başkası değildir.

  • OĞUZ ATAY HAYRANLARI BU SAYFAYA!

    OĞUZ ATAY HAYRANLARI BU SAYFAYA!

    1934-1977 yılları arasında yaşayan yazarın hayattayken hiçbir kitabının ikinci baskısını göremediğini daha önceki Oğuz Atay listemizde dile getirmiştik. Şimdi de ölümünün ardından baskı üstüne baskı yapan kitaplarından tadımlık alıntılarla karşınızdayız. Peki, neden böyle oldu dersiniz? Neden, Oğuz Atay kendi döneminde anlaşılamadı ve hak ettiği ilgiyi göremedi? Şüphesiz eğer yaşasaydı bunun nedenini de en iyi o anlatabilirdi! Ne de olsa kendisi hem yazar hem neredeyse insanın o tuhaf yapısını çözmüş bir matematikçiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eylembilim” title_font_size=”13″]

    İnsan genel bir isimdir, çeşitli şartlar altında, çeşitli bireyleri ifade etmek için kullanılabilir. Ona, ‘insan’ yerine, mesela ‘X’ de diyebilirsiniz. Ona ‘X’ denilebilirse, özellikle ben, bu varsayımdan dolayı çok mutlu hissederim kendimi. Çünkü ben bir matematikçiyim ve içinde bulunduğum durumda bütün umudum, başıma gelenleri, bir ‘X’ bilinmeyeninin çözülebilir fonksiyonlarından ibaret olarak görebilmektir. Böylece birçok korkulu rüya hiç yaşanmamış olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tehlikeli Oyunlar” title_font_size=”13″]

    İşte bu ahşap evimde, bir gece için de olsa, seni barındırıyorum; bir işe yaradığımı hissediyorum. Son zamanlarda neye yaradığımı pek bilemiyorum da. Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oyunlarla Yaşayanlar” title_font_size=”13″]

    Hayır! Romantikler ölmez, his ve acı ölmez! İnsanlar büyük acılara her zaman ilgi göstermişlerdir. Büyük insanlar ve büyük acılar! İşte tiyatronun iki temel direği. (Ümitsiz) Fakat nerde eski acılar, nerde kralların eski acı çekişleri? Nerde büyük ihanetler ve büyük sadakatlar? (Yüzünü buruşturur.) Şimdi sıradan vatandaşların okuyucu mektuplarında yer alan dertleriyle seyircide merak uyandırmaya çalışıyoruz. (Emel’e parmağını sallar.) Yani seyirciye kendisini göstermeye çalışıyoruz. İnsan, kendisi gibi olanlara merhamet eder mi hiç?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tutunamayanlar” title_font_size=”13″]

    Ter içinde uyandı. Görünmeyen iplerle bağlandığı yataktan kendini ayırmak için, ona dayanılmaz ve ümitsiz gelen bir çırpınma, bir hayata dönmeği isteği ile kıvranıyordu; ya da kıvrandığını sanıyordu. İçinde bir yerde, artık hiç hareket edemeyeceğini hissediyordu. Gene içinde bir yer, bir duygu, kendini bütünüyle bırakmasına engel oluyordu. Bir kıpırdayabilse tekrar yaşayacaktı. Birden, bir oluştan başka bir oluşa geçmenin ölçülemeyen süresi içinde kendine geldi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Korkuyu Beklerken” title_font_size=”13″]

    Her şeye yeniden başlamak mümkün değildi. İstesem de mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, baştan başlamak için de birtakım yetenekler gerekliydi; daha talihli doğmuş olmak gerekliydi mesela. Yeni bir dil öğrenebilmek için, hiç dil bilmemek gerekliydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Günlük” title_font_size=”13″]

    Konuşur gibi yazmak ve yazar gibi konuşmak. İkincisi bir maniyer elbette. Fakat öyle bir tadı var ki iyi yapılırsa, insan pek anlamasa da bir şeyler sezebilir. Uzun ve karmaşık cümleler. Düşünürken, cümle haline getirmeden önce, insan, çok karmaşık ve birbirine nasıl bağlandığı belirsiz uzun cümlelerle düşünüyor.

  • BUNLAR İLK DEFA ANADOLU’DA YAŞANDI, DÜNYAYA ANADOLU’DAN YAYILDI

    Üstünde yaşadığımız topraklar yani Anadolu insanlığın en eski yerleşimleri arasında gösteriliyor. Burası asırlardır dünya coğrafyasının kesişim noktası… Dünya tarihindeki büyük uygarlıkların kurulduğu, yaşam sürdüğü kadim bir coğrafya… Bu sebeple hangi alanda olursa olsun insanlık tarihindeki ilklerin buradan çıkması şaşırtıcı değil elbette ama içine doğduğumuz zenginliği fark etmemiz açısından oldukça önemli. İşte o ilklerden bazıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • ÖRNEKLERİYLE ROMANTİZM AKIMI

    Belirli bir çağ ya da döneme özgü ve genellikle kendinden önceki akıma tepki olarak ortaya çıkan akımlardan tarihte on yıl kadar hüküm süreni de olmuştur, onlarca yıl etki edeni de… Kiminin etkileri sadece kendi dönemiyle sınırlı kalmıştır, kimi kendinden sonraki tüm akımlar için bir başlangıç noktası olmuştur. Bu akımlar arasında yer alan romantizmin önemli detaylarını aşağıda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımının Diğer Adı “Coşumculuk”” title_font_size=”13″]

    Aydınlanma Çağı ve Klasisizm’e tepki olarak doğan, 1790-1850 yılları arasında edebiyat ve sanatı etkileyen bir akımdır. Akımın doğuşunda 1789 Fransız İhtilali sırasında ve sonrasında yaşananların payı büyüktür. İlk ayak izleri Almanya’da görülen, hemen ardından İngiltere’de ilgi gören akımın genel çerçevesi yazar ve şair Victor Hugo gibi Fransız entelektüeller tarafından belirlenmiştir. En belirgin kuralı kuralsızlık olan romantizmde aklın yerini duygular, coşkular, hayaller, heyecanlar alır. Romantikler, dehanın akılda değil yürekte olduğunu savunurlar. Bununla birlikte Klasisizm’de soyut bir varlık olarak ele alınan insan, bu akımda somut varlığı ve sosyal çevresiyle birlikte değerlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantik Edebiyatta Sanat Toplum İçindir” title_font_size=”13″]

    Evrenselliğin değil ulusallık ve yerelliğin önemsendiği romantizm de sanat toplum içindir anlayışını benimser. Akımın en önemli ürünlerinden olan Victor Hugo’ya ait Sefiller romanı, aynı zamanda toplumcu gerçekçi izler de taşıyan edebiyat eserlerinden biridir. Lamartine’nin Bir Meleğin Düşüşü isimli eseri, Voltaire’in Henriade isimli destansı şiiri Fransa’da romantizmin örnekleri olarak okunabilir. Almanya’da ise akımın öncülerinden olan Goethe’nin Prometheus isimli şiiri, Schiller’in Wilhelm Tell isimli eseri akımdan etkilenmiştir. İngiliz Edebiyatı’nda akımın temsilcisi olarak şair Lord Byron ve eserleri öne çıkar. Türk Edebiyatı’nda romantizmden etkilenen ve bu doğrultuda eserler veren edebiyatçılar arasında Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem,  Abdülhak Hamit Tarhan gibi isimler yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımından Etkilenmiş Resim Örnekleri” title_font_size=”13″]

    Romantizm, edebiyatta olduğu gibi resim, heykel gibi görsel sanatlarda da sanatçının duygularını, hayal dünyasını kurallara takılıp kalmadan, özgürce ortaya koymasını salık vermiştir. Bu dönemin temaları arasında doğanın yüceliği, insanın doğa karşısındaki çaresizliği de yer alır, ulus bilincini yükselten toplumsal olayların veya anların canlandırması da, aşk, ölüm, sevgi, nefret gibi duygular da. Manzara resimleri daha fazla değer verilen bir hale gelir. Yukarıda gördüğünüz resim, İngiliz manzara ressamı John Constable’ın romantizm anlayışını benimseyerek ürettiği Saman Arabası isimli eseridir. Akımın en ünlü resimleri arasında Francisco Goya’nın The Third of May, Eugéne Delacroix’nın Liberty Leading the People isimli eserleri gösterilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımı Müziği, Mimariyi, Felsefeyi de Etkilemiştir” title_font_size=”13″]

    Romantizm 19. yüzyıl ortalarına kadar edebiyatı ve sanatı olduğu kadar felsefeyi, hatta bilimi de etkilemiş bir akımdır. Romantizm anlayışı müzik alanında orkestraları yönlendirmiştir ve katı armonilerin terk edildiği bu yönleniş en çok Beethoven’ın büyük partisyonlarında kendini göstermiştir. İnsan sesinin eşlik ettiği opera eserleri de akımdan etkilenmiş, opera bu dönemde dinleyiciden büyük ilgi görmüştür. Akımın mimarideki etkisi ise yapılarda büyük oranlar ve geometrik biçimler olarak görülmektedir. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz İngiltere’deki Culzean Kalesi, romantizmin temsilcilerinden olan İngiliz mimar ve tasarımcı Robert Adam’ın imzasını taşımaktadır.

  • ÜNLÜLERDEN DOST VE DOSTLUK ÜZERİNE SÖZLER

    Literatürümüzde dostlukla ilgili deyimler çoktur. Kimi acı kimi tatlı söyler. Mesela, düşenin dostu olmaz sözünü hiçbirimiz tecrübe etmek istemeyiz. Dost acı söyler deyişiyle yol arkadaşımızın hata yapmasını önlemeye çalışırız. Dostluk başka alış veriş başka cümlesini duyduğumuzda hayatın gerçekleri karşısında bazen donar kalırız.  Öyle ya da böyle yaşam yolunda bir dost sahibi olmanın yerini çok az şey tutabilir. Bakalım ünlü kişilikler dost ve dostluk için neler söylemiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • Anadolu’nun Dört Bir Köşesinden 7 Halk Oyunu

    Anadolu’nun Dört Bir Köşesinden 7 Halk Oyunu

    Ülkemizin dört bir yanında geçmişten süzülerek gelmiş binlerce çeşit halk oyunu oynanır. Kadın erkek, tek tek, karşılıklı ya da omuz omuza… İsimleri, müzikleri, kıyafetleri ile hepsi kendi içinde yöreye ait bir hikâye barındırır. Tekrarlanan figürlerde kimi doğa olaylarını, kimi savaşta göğüs göğüse çarpışmayı, kimi sevdayı ya da ayrılığı, kimi de tarla sürmeyi, ekmek yapmayı, yün eğirmeyi anlatır. Kimi diz, topuk ya da el vurarak oynanır, kimi dönerek, çökerek ya da kol kola girerek… Birbirinden farklı bu oyunlar sadece tempomuzu yükseltmekle kalmaz, aramızda tarifsiz bir duygusal birliktelik de sağlar. Biz de sizleri doğudan batıya, kuzeyden güneye listelediğimiz 7 bölgemizin 7 halk oyunu ile birlikte ritim tutmaya davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kişilerin karşılıklı durarak oynadıkları “karşılama” Marmara Bölgesinde özellikle Trakya’da oynanır ve çoğu içinde 9/8’lik ritim barındırır. Grup olarak oynanacak ise kız ve erkek çiftler karşılıklı olarak iki sıra oluşturur fakat birbirlerine tutunmazlar. Ellerde mendil tutulduğu da olur ve davul, zurna, klarnet eşliğinde sekerek karşılamaların en güzeli yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin pek çok yerinde oynanan halayın Doğu Anadolu bölgemizde onlarca türü bulunur. Halayda esas olan yan yana dizilmek, kol kola girmek, omuz omuza vermektir. Davul zurnanın yüreklendiren sesine halay başı narası ve zılgıtlar eşlik eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    karadeniz

    Özellikle Doğu Karadeniz’de horon tepen uşakların hızlı ve sert hareketlerinin ilham kaynağı Karadeniz’in hırçın dalgalarıdır. Horon, oynandığı yörenin doğasını yansıtır. Büyük bir disiplin içinde el ele tutuşarak oynanan oyunun temposuna ayak uydurmak her baba yiğidin harcı olmasa da izleyen herkesin nabzı mutlaka kemençenin yayıyla birlikte hızlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ege zeybeği, harmandalı

    Batı Anadolu’nun seyrine doyum olmayan oyunudur zeybek… Tek tek oynandığı gibi daire şeklini alarak toplu olarak da oynanır ve ağır, kaşıklı, kırık, kıvrak gibi türleri vardır. Hepimizin aşina olduğu türünde ise efe kollarını bir kartal gibi iki yana açar ve arada eğilip dizini yere dokundurur. Aslında efe o an dosta düşmana karşı yiğitliği ve cesareti sahnelemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Silifke’nin yoğurdu, ah seni kimler doğurdu? Seni doğuran ana, bal ilen mi yoğurdu?” dizelerini okuduğumuz anda kaşıkların sesi kulağımızda belirir. Ülkemizin pek çok yerinde ama özellikle İç Anadolu’da oynanan halk oyununda müziğe tahta kaşıklar eşlik eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    gelenek

    İnsanın hayvanları taklit etmek suretiyle ürettiği halk oyunlarından biri olan “teke zortlatması” Batı Akdeniz’de oynanır. Karakeçinin erkeği olan tekenin korkuyla arkasına bakması, sıçraması, birden hareketlenmesi, kaçması bu halk oyunu içindeki figürleri doğurmuştur. Sipsi, üç telli cura, kaval ve kabak kemane eşliğinde oynanan oyunu, sadece kadınlar veya erkekler ya da kadın erkek birlikte oynayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güneydoğu Anadolu’da Barak Türkmenlerinin yaşadığı bölgede doğan halk oyunlarıdır ve her biri içinde duygusal metinler barındırır. Örneğin “Hasan Dağı” bir ağır hava halk oyunudur. Davul zurna çalmaya başladığında önce başlar öne eğik bir süre hareketsiz beklenir. Sonra halay başı iki elinde birer mendille hareketlenir ve oyuna başlar. Sonra ikinci oyuncu, sonra üçüncü, dördüncü ve diğer oyuncular peş peşe harekete geçer. Bu oyunda kervan misali tek tek halaya kalkarak canlandırılan bir göç trenidir aslında…

  • Uç… Uç… Uçurtma

    Uç… Uç… Uçurtma

    Uçurtma sadece çocukların eğlencesi değil, uçurtma tutkunu yetişkin insanların sayısı da gün geçtikçe çoğalıyor. Uğraşırken gökyüzüne bakmayı gerektiren uçurtma için sayfanızı aşağı kaydırabilir, rüzgârı biraz da olsa arkanızda hissedebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çoğumuzun uçurtmayla oynadığı zamanlar hayatımızın kısacık anlarından ibarettir belki ama bu eğlenceli oyuncağın icadı MÖ 3000’lere ve Çin’e kadar uzanıyor. Oyuncak dediğimize bakmayın Uzakdoğu’da uçurtmanın, balık tutmaktan haberleşmeye kadar çok amaçlı olarak kullanıldığı biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Avrupa’da Marco Polo aracılığıyla taşınan uçurtma rüzgâr ve hava akımlarıyla ilgili bilimsel deneylerde kullanıldığı gibi 1. ve 2. Dünya Savaşlarında gözlem amaçlı kullanılmış ve tabii zaman içinde uçurtma yapımında kullanılan malzemeler de çeşitlenmiş. Daha sağlam ve hafif olması için fiberglas, karbon grafit, ripstop naylon gibi malzemeler kullanılmaya başlanmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Son 50 yılda uçurtmaya olan ilgi fazlalaşınca üç köşegenli altıgen uçurtma modeliyle birlikte, rokaku tipi uçurtma, delta conye, dörtgen uçurtma gibi çeşitler üretilmiş. Çocuklarla birlikte klasik bir uçurtma yapmaksa oldukça kolay. Elinizde gerekli malzemeler ve adım adım takip edeceğiniz bir plan olması yeterli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Winston Churchill “Uçurtmalar rüzgâr gücü ile değil, rüzgâra karşı koydukları için yükselirler.” demiş. Aslında bir uçurtmanın havada asılı kalmasını sağlamak, başka bir ifadeyle bir uçurtmayı uçurmak, havanın kaldırma kuvveti ve yerçekimi arasındaki dengeyi sağlamakla ilgili.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    uçurtma festivali

    Uçurtmanın havada sağa sola sallanmasını engelleyen, alt kısmına ağırlık vererek yukarı doğru süzülmesini sağlayan kısmı kuyruğudur ve bir uçurtma en çok da rengârenk püsküllü kuyruğunun gökyüzünde süzülüşüyle dikkat çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Uçurtma uçururken dikkat edilmesi gereken detaylar da vardır. Bunlardan biri elektrik hatlarının, balkon ve yüksek binaların olmadığı büyük düzlüklerde uçurmaktır. Kontrol edebileceğinizden büyük uçurtmalar uçurmayı denememeli, ip olarak tel kullanmamalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    uçurtma festivali

    Günümüzde dünyanın her yerinde uluslararası uçurtma festivalleri düzenleniyor ve bunlardan en büyüğüne Hindistan ev sahipliği yapıyor. Uluslararası festivallerde iyi dereceler kazanan ülkemizde de ilkbahar geldiğinde Mardin’den Ankara’ya, Antalya’dan İzmir’e büyük uçurtma festivalleri yapılmakta…

  • 8 Maddede Taşı Esere Dönüştüren İşçilik

    8 Maddede Taşı Esere Dönüştüren İşçilik

    Doğudan batıya taş işçiliğinin en güzel örneklerini görebileceğiniz bir ülkede yaşıyoruz. Bu kadim işçilik Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma eserlerde birbirinden estetik halleriyle sık sık karşımıza çıkar. Sadece ülkemiz değil dünya için değeri tartışılmaz bu el sanatının hikâyesinde örneklerle kısa bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    osmanlı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]