Kategori: Kültür/Sanat

  • 11 Madde İle Minyatür: Gölgesiz Resimler

    11 Madde İle Minyatür: Gölgesiz Resimler

    Dantel gibi özenle işlenen; perspektif, ışık ve gölgeye yer vermese de incecik detayları, parlak renkleriyle büyüleyici bir anlatım kuran minyatür sanatı, Türk sanat sahnesinde önemli bir yer tutar. Çağlar boyunca farklı coğrafyalarda; kâh saraylarda kâh atölyelerde uygulanan minyatür geleneğinin gelişimini, uygulama tekniklerini araştırdık ve gölgesiz resimlerin gizemini 11 maddelik listemizle huzurlarınıza taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Minyatür isminin, “miniatura” yani Ortaçağ’da el yazması eserlerin bölüm başlarına yapılan süslemeden geldiği düşünülmektedir. Zamanla bu tabir “küçük” anlamına gelen “minör” kelimesi ile özdeşleşmiş ve küçük resim yani minyatür anlamını da karşılamaya başlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    İslam sanatında önemli bir yeri olan minyatüre “tasvir”, minyatür sanatçısına ise “musavvir” veya “nakkaş” denmiştir. Çoğu nakkaş eserlerini kişisel albümlerde toplamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Minyatürün en önemli özellikleri, derinlik algısının, ışık-gölge oyunlarının kullanılmaması ve canlı renklere yer verilmesidir. Minyatür eserlerinde altın ve gümüş yaldızlara da sık sık rastlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Minyatür ustası ilk olarak kullanacağı kâğıdı mermerin üzerine serer ve kâğıdı düzleştirir. Daha sonra taslağını ıslak fırça ile çizer ve ana hatları belirlemek için kırmızı ve siyah renkleri kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Minyatür yapımında kök boya ve doğal toprak boyalar kullanılmış, 18. yüzyıla dek boyalara yumurta sarısı da eklenmiş, bu tarihten sonra ise yumurta sarısı yerine tutkal kullanılmıştır. Aynı şekilde minyatür kâğıtlarının yapımında ise yumurta ve nişasta karışımı bir harcın tercih edildiği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Bilinen en eski minyatür örneklerinin M.Ö. 2. yüzyılda Mısır’da verildiği düşünülür. Bu örnekler papirüs, parşömen ve fildişi gibi malzemelerin üzerine yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Türk-İslam minyatür üslubunun ilk kez, Selçuklu Türklerinin Mezopotamya, Suriye ve Anadolu’ya yayılmasıyla geliştiği düşünülür. Konya, Diyarbakır, Musul ve Bağdat bu sanatın önemli merkezleri olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Bu dönemde verilen eserler; tıp, botanik, astronomi gibi konulardaki bilimsel kitaplarda tasvir amacıyla kullanıldığı gibi edebi metinlere de eşlik etmiştir. Selçuklu minyatür sanatının örneklerini Topkapı Sarayı’nda yer alan Varka ve Gülşah adlı mesnevilerde görmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Erken dönem Osmanlı minyatür sanatının 1400’lü yılların sonlarında Edirne’de bulunan atölyelerde şekillendiği, bu dönemin eserlerinin Selçuklu sanatından olduğu gibi Türkmen sanatından da etkilendiği düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    türk sanatı

    Türk minyatürü Sultan II. Selim ve Sultan III. Murat dönemlerinde en verimli zamanlarını yaşamıştır. Bu dönemde minyatür eserleri daha yalın bir anlatım edinmiş, minyatürlerde kişiler ve olaylar tasvir edilmiştir. Nakkaş Osman bu döneme şekil veren en ünlü minyatür sanatçısı olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]

    Lale Devri’nde de saray atölyelerinin minyatür konusunda faal olduğu bilinmektedir. Bu dönemin en ünlü sanatkârları arasında Levni ve Abdullah Buhari bulunur. Minyatür, Osmanlı zamanında olduğu kadar yoğun olmasa da hala sanat dünyamızın bir parçasıdır. Osmanlı sonrasında Nusret Çolpan, Süheyl Ünver gibi ustalar minyatür eserleri ile büyülemişlerdir.

  • Vedat Tek ve Mimarlık Tarihimize Attığı 7 Büyük İmza

    Vedat Tek ve Mimarlık Tarihimize Attığı 7 Büyük İmza

    Vedat Tek, Osmanlı’nın son dönemlerinde Saray başmimarlığı, Harbiye Nezareti başmimarlığı yapmış, milli bir tarz oluşturmayı amaçlayan Birinci Ulusal Mimarlık Akımının öncülerinden olmuştu. Sanayi-i Nefise Mektebi’ndeki ilk Türk öğretim görevlisi de Vedat Tek’ti. Serbest mimarlık döneminde, özellikle Nişantaşı semtinde bir tanesinde kendisi oturmak üzere çok sayıda apartman yaptı. 1873-1942 yılları arasında yaşayan Türk mimarın, Türkiye’nin tarihine tanıklık eden 7 eserini listemizde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    yusuf tek

    İstanbul Sirkeci’de yapımına 1905 yılında başlanan Büyük Postane Binası, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın ilk örneklerinden olup Vedat Tek’in bu süreçteki ilk eseridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İran Şahından Yunanistan Kralına, ABD Başkanından Irak Kralına sayısız ünlü ismi ağırlamış Ankara Palas günümüzde de Devlet Konukevi olarak kullanılmaya devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1923 yılında inşa edilen ve bugün Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan bina, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının yetersiz kalması nedeniyle 1960 yılına kadar İkinci Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak işlev görmüştü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kastamonu’nun önemli yapılarından Kastamonu Hükümet Konağı 1902 yılında idari yönetim binası olarak açıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Haydarpaşa Garı’nın ön tarafında yer alan tarihi Haydarpaşa İskelesi İstanbul’un en nostaljik yapılarındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1916-17 yıllarında yapılmış, Moda deyince akla ilk gelen Kadıköy Moda İskelesi bugün restoran-cafe olarak hizmet vermektedir. Adalara giden vapurların ilk durak yeri bu iskeleydi ve vapur seferleri yolcu azlığı nedeniyle 1986’da kaldırılmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Defterhane-i Hakani Nezareti yani Tapu ve Kadastrodan sorumlu Devlet Bakanlığı olarak 1910 yılında inşa edilen binanın ön cephesi Sultanahmet Meydanı’na bakar.

  • FARKLI ALANLARDA ZAMANI DONDURAN FOTOĞRAFLAR

    FARKLI ALANLARDA ZAMANI DONDURAN FOTOĞRAFLAR

    Yıllar süren çalışmalar sonunda gerçek anlamda ilk fotoğraf karesini 1826’da Niépce elde etmiş, fotoğraf kavramı 1839’da Fransız Bilimler Akademisi’nde ilan edilmişti. Niépce’in evinin penceresinden gördüğü görüntüyle başlayan bu serüven yıllar içinde hayatımızın her alanına girdi. Anı belgeleyen, zamanı donduran cansız kareler neredeyse yaşamın kendisi kadar kıymetli şimdi. Günümüzde fotoğrafın, fotoğrafçılık sanatının amatör ya da profesyonel anlamda birçok türü bulunmakta… Öne çıkanlardan birkaç tanesini aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • WILLIAM SHAKESPEARE ESERLERİNDEN ALINTILAR

    İngiltere’de doğan ve lakabı Avon’un Ozanı olan Sheakspeare, tüm zamanların en iyi oyun yazarlarından biri olarak ünlenmiş, ardında bıraktığı eserler yüzyıllar içinde önemini kaybetmek bir tarafa sanat dünyasına her daim ilham ve anlam katmaya devam etmiştir. 1564-1616 yılları arasında yaşayan sanatçı, tiyatro oyunu olarak ilk yıllarında komedi, orta döneminde trajedi ve ileriki yıllarında drama eserleri orta koydu. Bu eserlerden derlediğimiz alıntıları ve eserler hakkında kısa bilgileri sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Othello, William Shakespeare’in yazdığı en ünlü eserlerden biridir. Aşk, kıskançlık, ihanet gibi pek çok duyguyu içinde barındıran oyun, günümüzde pek çok oyuncu tarafından sergilenmeye devam ediyor. Othello’nun aynı zamanda pek çok film, opera ve düz yazı uyarlaması da mevcuttur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Venedik Taciri, Shakespeare’in en çok bilinen tiyatro oyunlarından biridir. Oyun, bir komedi olmasının yanı sıra ciddi trajedik bölümleri de içerir ve hatta bazı edebiyat tarihçilerine göre trajediye daha çok göz kırpan bir oyundur. Hristiyan asilzadesi ve Yahudi Shylock’un hikâyesini anlatan oyun hem beyaz perde, hem televizyon ekranında kendine yer buldu. Venedik Taciri, Shakespeare’in en karmaşık oyunlarından biri olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir Yaz Gecesi Rüyası, Shakespeare’in ilk romantik eserlerden biridir. Ana teması aşk ve evlilik üzerine kurulu olan oyun, karışık ilişkilerden doğan bir komedidir. Antik Yunanistan’da bir düğünü konu alan oyunun, aynı zamanda Can Yücel tarafından Bahar Noktası adıyla Türkçe çevirisi bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Shakespeare denince akla gelen eserlerden bir diğeri Romeo ve Juliet’tir. İngiliz edebiyatının klasiklerinden olan eser, yazarın en bilinen oyunlarından biri olup düşman iki zengin ailenin gençlerinin yaşadığı aşk hikâyesini konu alır. Eser defalarca operaya, baleye ve sinemaya uyarlandı ve günümüzde hâlâ önemini korumaya devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hamlet, Shakespeare’in en uzun eserlerinden biridir. Danimarka’da geçen oyun Hamlet’in kral olan babasını öldürdükten sonra tahta geçen amcasından aldığı intikamı konu alır. İhanet, intikam, entrika gibi derin duyguları konu alan eser, İngiliz edebiyatının en güçlü ve etkileyici trajedilerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Shakespeare’in en önemli eserlerinden biri olan Kral Lear, kötü olan evlatlarının etkisi altında kalarak iyi olanlara haksızlık eden babaların düştüğü trajik sonları anlatır. Oyun ilk olarak “Kral Lear’ın Gerçek Tarihi” adıyla kitap olarak basıldı ve ardından saraya bağlı olan Whitehall Tiyatrosu’nda oyun olarak sergilendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Macbeth, Shakespeare’in en kısa eserlerinden biridir ancak aynı zamanda tüm dünyada yankı uyandıran en önemli eserlerdendir de. Oyunun hikâyesi bir “hırs” üzerine kuruludur, kral olma uğruna verilen mücadeleleri konu alır.

  • Tüm Karakteristik Yönleriyle Anadolu’daki 8 Selçuklu Yapısı

    Tüm Karakteristik Yönleriyle Anadolu’daki 8 Selçuklu Yapısı

    1077-1308 yılları arasında hüküm süren Anadolu Selçukluları ülkemizin dört bir köşesine özgün eserler yaptırdılar. Camiler, hanlar, kervansaraylar, köprüler, çeşmeler, medreseler… Döneme ait birkaç tane yapının taş ya da ahşap işçiliğini, süsleme ve bezemelerini dikkatlice incelediğinizde Anadolu Selçukluları’na ait eserleri artık her yerde tanımanız mümkün olacaktır. İsterseniz bu çalışmaya listemizde yer verdiğimiz 8 Anadolu Selçuklu yapısından başlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sivas gök medrese

    Selçuklu büyük veziri Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından 1271 yılında yaptırılan eserin özellikle kapısı Anadolu Selçuklu mimarisindeki en gösterişli örneklerdendir. Kapı üzerindeki süslemelerde 12 tür hayvan başı, yıldız, ve hayat ağacı motifleri bulunur. Kapı üstündeki kitabede ise şöyle yazar: “Ulu sultan, yüce şahlar şahı, dünya ve dinin yardımcısı Kılıç Arslan oğlu Keyhüsrev’in devleti zamanında yapılmıştır. Allah devletini daim eylesin.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    anadolu selçuklu yapıları

    Selçuklu’dan günümüze ulaşan en eski ahşap direkli cami olan Afyon’daki Ulu Cami 13. yüzyılda Sahip Ata’nın oğlu Afyon Sancak Beyi Nasuriddin Hasan tarafından yaptırılmış. Tavanı 40 ahşap direk üzerinde yükselen yapı 40 Direkli Ahşap Cami olarak da biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    aksaray sultan han

    Anadolu Selçuklu sultanları için yapılan kervansaraylar Sultan Han ya da Han ismiyle adlandırılırdı. Sultan 1. Alâeddin Keykubat tarafından kervanların emniyetli bir şekilde konaklamasını sağlaması için 13. yüzyılda yaptırılan Han da, 116 metre boyu ve kapladığı 4800 m2’lik alanla Selçuklu kervansaraylarının en büyüğüdür. Öyle ki Moğol saldırıları sırasında kale olarak da kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sivas buruciye medresesi

    Pozitif ilimlerin okutulduğu bina olarak kullanılan ve 1271’de yaptırılan medrese 1960’lı yıllarda müze haline getirilmiştir. Dantel gibi işlenmiş taçkapısı Selçuklu taş oymacılığının en güzel örneklerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kayseri gevher nesibe şifahanesi

    Selçuklu Hükümdarlarından II. Kılıçaslan’ın verem hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden kızı Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine 1204-1206 yıllarında inşa edilmiştir. Yapı, dünyada tıp eğitimi ve sağlık hizmetini birlikte veren ilk merkez olması bakımından da önem taşımaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    konya karatay medresesi

    Karatay Medresesi 1251 yılında hadis ve tefsir okutulmak üzere inşa edilmiştir. Sille taşının kullanıldığı yapının iç kısmı mozaik ve plaka çinilerle kaplıdır ve 1955 yılında Çini Eserler Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    bitlis emir bayındır mezarı

    Önemli şahsiyetlerden Emir Bayındır Bey’in ölümü üzerine eşi Şah Selime Hatun tarafından yaptırılan anıt mezar, mimarisi, taş işçiliği, yüzeyindeki bitkisel ve geometrik süslemelerle döneminin en güzel örneklerinden biridir. Hatta sanat tarihçileri bu kümbet için dünyada iki tane örnekten biri olduğunu ifade etmiştir. Benzer diğer yapı ise Azerbaycan’ın Gence kentindedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    anadolu selçuklu yapıları

    Kapalı avlu medreseler grubuna giren medresenin genelinde mermer, kesme taş, moloz taş, sırlı tuğla kullanılmıştır ve en önemli mimari özelliklerinden biri yoğun biçimde kullanılan mozaik çinilerdir. Yapı 1278 yılında bir külliyenin parçası olarak inşa edilmiştir, bugün ise cami olarak kullanılmaktadır.

  • HOLLYWOOD SİNEMASINDA ÖNE ÇIKANLAR

    Ülke sinemalarını tek tek öne çıkan detaylarıyla karşınıza getirmeye devam ediyoruz. Sıra, sabun köpüğü içerikler ürettiği eleştirilerine maruz kalan, kimileri tarafından da her yapıtı hayranlıkla karşılanan ABD, namıdiğer Hollywood sinemasında…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sinema tarihinin ilk ışıklarını yakanlar, Fransız Lumière Kardeşler gibi Avrupalılar olsa da sektörün gelişmesiyle birlikte dünyada en çok konuşulan güç Hollywood sineması olmuştur. Bunda en büyük payı, Amerika menşeili yapım şirketlerine vermek gerekir. Avrupa sineması sanat odaklı ilerlerken, Amerika sinemasının kazanç odaklı ilerlemeyi seçtiği ise tüm dünyanın bildiği bir gerçektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hollywood sinemasının tüm dünyada baskın güç haline gelmesinde, 1929 yılından bu yana verilen Akademi Ödülleri’nin, namıdiğer Oscar Ödülleri’nin payını da yadsımamak gerekir. Her yıl düzenlenen bu törenler büyük bir görsel şova dönüştürülmüş ve dünyanın dört bir yanındaki sinemaseverlerin bakışlarını Hollywood’a çevirmeyi başarmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hollywood sinemasındaki yönetmenler, en az dünyaca ünlü aktör ve aktrisler kadar popülerdir. Stanley Kubrick’ten Martin Scorsese’e, Steven Spielberg’den Quentin Tarantino’ya, “yönetmen sineması” kavramının da Hollywood’da büyük yer kapladığını söyleyebiliriz. Örneğin John Ford, Western filmleriyle özdeşleştirilirken, Alfred Hitchcock gerilim filmlerinin yönetmeni olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    ABD’de sinema sektörü, ülke ekonomisinde önemli bir paya sahiptir. Kongre Kütüphanesi’nde saklanmak üzere National Film Preservation Board, yani Ulusal Film Koruma Heyeti tarafından seçilen filmler, ABD Ulusal Film Arşivi adı altında toplanır. Bu arşivde, Orson Welles imzalı Yurttaş Kane’den Holywood’un kült yapımı Ben Hur’a yaklaşık 500 film bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tabii Hollywood Sineması denince akıllara birbirinden ünlü oyuncuların yüzleri gelir. Ortalama bir sinema seyircisinin bir çırpıda sayacağı aktörler arasında, Hollywood yıldızlarının geniş yer kaplaması kaçınılmazdır. 40’lı, 50’li yıllara damgasını vuran Humphrey Bogart, Clark Gable, John Wayne gibi isimler ise ancak eski kuşakların bir çırpıda sayabileceği kült isimlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Jennifer Lawrence, Angelina Jolie gibi isimlerin hemen hemen tüm dünyada biliniyor olması, Hollywood’un sinema sektöründeki hâkimiyetine basit ama önemli bir vurgu yapar. Diğer taraftan yukarıda sözünü ettiğimiz durum aktrisler için de geçerlidir ve yeni nesil için Bette Davis, Katharine Hepburn, Lana Turner gibi isimlerin, Hollywood sinema tarihinin unutulmazları olduğunu belirtmek gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Hollywood sinema tarihinde ayrı başlıklar gerektiren konular ve kişiler vardır. Örneğin, Western filmler, yani “Vahşi Batı”daki fantastik kovboyların arzıendam ettiği film türü… Veyahut da Woody Allen… Oyuncu, senarist, yönetmen ve hatta müzisyen olan, yapıtlarıyla kendi özel kitlesini yaratan ve her filmi merakla beklenen dâhi bir sinema adamı… Sözün özü Hollywood sineması, içine girince çıkması zor olan rengârenk bir dünya…

  • Ezberleri Bozacak 8 Babalık Hikâyesi

    Ezberleri Bozacak 8 Babalık Hikâyesi

    Anne ve baba sıfatını almak için bazen anne ve baba olmak gerekmeyebilir. Anne gibi sevgi ve şefkat dolu, baba gibi koruyup kollayıcı özellikler sergileyen, başka bir ifadeyle herhangi birisine annelik ya da babalık yapan insanlar için de bu sıfatlar kullanılabilir. Anne ve babalarımız söz konusu olunca kutsallaşan kavramları farklı bir açıdan ele alalım dedik ve listemizde farklı sebeplerle “baba” unvanı almış gerçek ya da hayal ürünü karakterlere yer verdik!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sadece aile olmayı değil, bütün nitelikleriyle aile olmayı, sevgiyi ve paylaşmayı öğreten film Bizim Aile’de, namıdiğer Yaşar Usta seyircilerine gerçek anlamıyla “babalık” dersi verir. Evlendiği kadın Melek Hanım’ın çocuklarına öylesine sahip çıkar ki onlara zarar vermek isteyen bir başka babaya “Dokunma çocuklarıma…” diye çıkışarak yüreklerimizi fetheder. Bu sebepledir ki üvey oğlu Ferit, dolu dolu iki kelimeyle seslenir ona: Yaşar Baba!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1990’lı yıllarda dört sezon yayınlanan Süper Baba dizisinde, eşinden ayrı olarak üç kızıyla yaşayan Fiko’nun çocuklarıyla olan özverili ve sevgi dolu ilişkisi konu edilmiş, bu diziden sonra halk arasında nitelikli babalar için “süper baba” tanımı kullanılır olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dede Korkut Masallarından Nasrettin Hoca Fıkralarına, Tahir ile Zühre’den Kerem ile Aslı’ya geleneksel hikâyeleri derleyen, derlemekle yetinmeyip bu ülkenin çocukları için yepyeni masallar öyküler, üreten Masalcı Baba; gerçek adıyla Eflatun Cem Güney… 1896-1981 yılları arasında geçen yaşamında Öksüzler Yurdunda öğretmenlik de yaptı, Açıl Susam Açıl isimli eseriyle Dünya Çocuk Edebiyatı Onur Belgesi de kazandı. Milli Eğitim Bakanlığında müdür yardımcılığı yaparken İstanbul Radyosundaki Bir Varmış Bir Yokmuş programında masallar anlattı. Ve bu ülkenin insanları ona olabilecek en güzel ismi taktı: Masalcı Baba…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4# ” title_font_size=”13″]

    Rock müziğin efsane isimlerinden Erkin Koray da sevenleri tarafından bu müziğin babası olarak anılır ve konu tam da Erkin Baba’nın ifade ettiği gibidir: “Baba olmak değil, baba kalmak zordur!” 60’lı yıllardan başlayarak rock müzik tarihimizde ilklere imza atan sanatçı bu unvanı hakkıyla taşımaya devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bazen bir aileyi bazen bir müzik türünü bazen bir spor camiasını temsil eden kişidir “baba”… Bazen de bütün bir mahalleye kol kanat gerendir… Mahallelinin akıl danıştığı, icap ettiğinde sığındığı, sevip saydığı fırıncı Nusrettin, namıdiğer Nusret Baba, İstanbul’un eski bir mahallesinde çekilen Ekmek Teknesi isimli dizide yaşamış, beş kızı dışında kapısını çalan herkese babalık yapmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Müslüm Gürses’in dertli insanların hislerine tercüman olan şarkıları, konserlerine gelenleri kendisine “Müslüm Baba” diye seslenmeye itiyordu. Sanatçı dinleyicileri için, dile getiremedikleri, sözcüklere dökemedikleri duyguları açığa vuran bir hami gibiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Beşiktaş’ta top koşturmuş, teknik direktörlük ve kulüp başkanlığı yapmış, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün ilk başkanı olmuş Hakkı Yeten de spor dünyasının babalarındandı. Spor adamının bir maç sırasında 3-0 yenilmekte olan oyuncularına devre arası, “Dönüş biletlerinizi yırtarım, yürüyerek İstanbul’a dönersiniz!” diye çıkıştığı otoriter tavrını anımsatırsak, neden “Hakkı Baba” diye anıldığını da anlatmış oluruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Futbol camiasının bir diğer babası da Gündüz Kılıç’tı. Özellikle formasını giydiği Galatasaraylıların “Gündüz Babası” olmasını sağlayacak büyük işler yaptı. Takımın ilk Türk teknik direktörü olarak, 18 yıl boyunca şampiyon olamamış camiayı şampiyonluğa ulaştırdı. Şampiyon Kulüpler Kupası’nda çeyrek finale çıkardığı Galatasaray’a Metin Oktay transferini de o yaptı. Statlarda “baba” tezahüratlarıyla yüceltilen Gündüz Kılıç, kendisini tanıyan birçok insanın ifadesiyle gerçekte de çok babacan bir insandı.

  • 8 Maddede Şiirlerinden Alıntılarla Edip Cansever

    8 Maddede Şiirlerinden Alıntılarla Edip Cansever

    Şiir dünyamızın en üretken şairlerinden biriydi Edip Cansever; hatta usta şair Cemal Süreya bile kendisi için şu dizeleri yazmıştır: “Yeşil ipek gömleğinin yakası / Büyük zamana düşer. / Her şeyin fazlası zararlıdır ya, / Fazla şiirden öldü Edip Cansever.” 1928 ile 1986 yılları arasında yaşayan şair çok da dillendirilmeyen, anlatmakta zorluk çekilen duyguları dizelerine taşımıştır. Şiirlerinden alıntıladığımız duygu yüklü dizeleri Kültür ve Yaşam sayfasından okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    edip cansever şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6# ” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı
  • NOSTALJİK KELİMELER BULMACASI

    NOSTALJİK KELİMELER BULMACASI

    Bazı Osmanlıca kelimeler var ki anlam ve kullanım biçimlerine hakim olmak için konunun ilgilisi olmak gerekiyor, hele de yaşı 20’lerde seyredenlerin o kelimeleri bulup çıkarması gerçekten zor. Biz de bulmacamızda nostaljik kelimeler sorduk ama büyük oranda kullanımda olan, hiç değilse edebi eserlerde sıkça yer verilen sözcüklerden seçmeye gayret ettik. Hatta her kelimenin harf sayısı ile birkaç harfini belirtip, siz zorlanmayın diye bulmanız gereken kelimenin anlamını bile söyledik. Şimdi sıra sizde! 🙂 Soru şu: Cümle içindeki boşluğa hangi nostaljik kelime gelmeli? Cevaplar her zamanki gibi sayfanın en altında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cevaplar:” title_font_size=”13″]
    1. Müteessir
    2. Müstehzi
    3. Tahayyül
    4. Sakil
    5. Tevekkeli
    6. Mamafih
    7. Mütalaa
    8. Sergüzeşt
  • Farklı Yazarlar Farklı Kitaplar Farklı Aşk Kabulleri

    Farklı Yazarlar Farklı Kitaplar Farklı Aşk Kabulleri

    “Aşk nedir?” sorusu dünyanın en zor sorularından biri olsa gerek. Kimilerine göre tanımı mümkün olmayan ancak yaşanınca anlaşılabilecek bir olgu aşk. Kimilerine göre kısa süreli bir heyecan dalgası, kimilerine göre ancak uzun süre emek verilirse ayakta kalabilecek bir duygu fırtınası. Aşk kimine göre karna giren sancılar kimine göre içinde uçuşan kelebekler. Zaten sorunun zorluğu da burada. Hani neredeyse insan sayısı kadar aşk tarifi var. Ve bu sayfadaki alıntılarda da aşkın farklı kalemlerdeki farklı yansımalarını göreceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan, Oğuz Atay” title_font_size=”13″]

    “Zaten bu büyük âlemde kendimizi ayrı ayrı düşünecek olsak mutlak değerimiz sanki nedir. Eğer birimizin bir kıymeti varsa, o da diğerinin ona verdiği değerdir. Aşk muhakkak derin bir dostlukla başlar.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Korsan Çıkmazı, Nezihe Meriç” title_font_size=”13″]

    “…Bir de aşk var. Kadınla erkeğin birbirini tamamlayışı diyelim. Aşkı bu sevmeden ayırıyorum. Aşk! Peki! Bir kadın gerekli erkek için, kadın için de bir erkek. Bence bu, insanın doğmuş bulunması gibi doğal bir şey. Bütünlenmek dersek, uzun tanımlamalardan kurtuluruz. Çevremizde olup biten düzensizlikler önce buradan başlıyor.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Delinin Anıları, Gustave Flaubert” title_font_size=”13″]

    “İnsan çocukken aşka dair o kadar fazla şey okumuş oluyor, aşk sözcüğü kulağına öylesine güzel geliyor, âşık olmayı öylesine çok düşlüyor, onca romanı, onca piyesi okurken yüreğini heyecanla titreten bu duyguya sahip olmayı öylesine fazla istiyor ki karşısına çıkan her kadının ardından aynı soruyu soruyor kendine: Aşk bu değilse nedir?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şairin Romanı, Murathan Mungan” title_font_size=”13″]

    “Aşka hazır olmayanlar aşka tutulduklarında ne yapacaklarını tam olarak bilemezler. Onların aşkında kaçınılmaz sonu hazırlayan tuzaklar çok daha kolay barınır. Her ne kadar aşk genç̧ kalplerin işi olsa da, aşkı yaşamak tecrübeyle kazanılmış̧ donanım ister. Gençken kolay sahip olunamayacak bir donanım. Nasıl yaman bir çelişki değil mi?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Jurnal, Cemil Meriç” title_font_size=”13″]

    “Aşkın bir oyun olduğunu kabul etmiyorum. Aşk bir teslimiyettir, bir eriyiştir. Yeniden doğmak için uyanıştır. Aşkın bütün sırrı iki kelimede: Varlığından soyunmak. Aşk için ya hep vardır, ya hiç. Sen hep misin, hiç misin? Bu iş ters başladı. Belki anlamadığın ve anlamayacağın bir dili konuşuyorum. Bu dili anlayan kaldı mı ki?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantika, Turgut Özakman” title_font_size=”13″]

    “Sen de çok da iyi bilirsin ki aşk denilen şey biyolojik bir olay. Ama ozanlar bu basit olguyu süsleyip püslediler, insanlığa olağanüstü bir olaymış gibi yutturdular. Neyse ki aşk, yirminci yüzyılda bir makinenin altında kalıp öldü de bu büyük yutturmaca sona erdi. Her yeni aşk romanı, aşk için yazılmış bir mezar taşıdır. Mezar taşını kim okur dostum?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”On Üç Günün Mektupları, Cemal Süreya ” title_font_size=”13″]

    “Düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik buluyorum, şu senle ben arasındaki ilişkiye. Daha büyük, daha sağlam bizimki. Aşk onun içinde sadece bir kısım galiba. Ötesinde aşkla birlikte ama yer yer, zaman zaman onu aşan başka duygular, başka esriklikler, başka baş dönmeleri de var bizde. Seni seviyorum ve senin için her şeyim. Beni seviyorsun ve benim için her şeysin. Bir insan için şu kısa hayatta bundan daha büyük ne olabilir ki. Acaba Mecnun Leyla’yı elde edip onunla evlenseydi, Ferhat Şirin’e kavuşsaydı, aradan bu kadar yıl geçtikten sonra bizim birbirimize olduğumuz gibi tutkun olabilir miydi? Yangın olabilir miydi? Sen ne dersin buna?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kolera Günlerinde Aşk, Gabriel Garcia Marquez” title_font_size=”13″]

    “Aşkın her şeyden önce bir doğa vergisi olduğunu söyleyerek savunuyordu kendini, ‘insan ya bunu bilerek doğar ya da hiçbir zaman öğrenemez,’ diyordu.”