Kategori: Kültür/Sanat

  • Tepeden Tırnağa Sanatçı Pablo Pıcasso

    Tepeden Tırnağa Sanatçı Pablo Pıcasso

    “Sanat, onun ilgisini çeken tek şeydi. Tek kimliğiydi. Tepeden tırnağa sanatçıydı.” 1973’te hayatını kaybeden Picasso için oğlu Claude Picasso böyle söylemişti. 20. yüzyılın en büyük ressamlarından olan, aynı zamanda heykeltıraş, seramik ve baskı ustası Pablo Picasso bu kez Kültür ve Yaşam’da…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1881 doğumlu İspanyol sanatçının 20 yaşında kullanmaya başladığı “Picasso” soyadı aslında annesinin soyadıydı. Tam adını da yazalım ama siz okumak için kendinizi zorlamasanız da olur çünkü epey uzun: Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ressam, resim

    Picasso’nun yeteneği küçük yaşlarında keşfedilmiş iyi bir eğitime yönlendirilmişti fakat eğitim sistemine duyduğu tepki yüzünden girdiği iki sanat okulundan da ayrıldı. Paris, Barcelona, Madrid derken girdiği çevrelerde adını duyurdu. “Mavi Dönem” olarak tanımlanan ilk yapıtlarında genellikle sıradan insanların resimlerini yaptı. Yukarıda gördüğünüz “Çapraz Kollar İle Kadın” resmi de o döneme ait…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ressam, resim

    Picasso 20. yüzyılın başlarında yeni bir sanat akımının temellerini atarak kübizm akımını başlatan iki isimden biri oldu, diğer isim ise Georges Braque’dı. Kübizm için kabaca, nesnenin geometrik şekiller aracılığıyla resmedilmesi diyebiliriz. Picasso’nun 1907 yılında çizdiği Avignonlu Kadınlar tablosu en bilinen kübik eserlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Sanatçı gökten, yeryüzünden, kâğıttan, bir örümcek ağından ve her şeyden gelen duygular için bir kaptır.” diyen Picasso’nun sanat hayatı dönemlere ayrılarak incelenmelidir. Yine kendi ifadesiyle “hеr şеyi söylеmеyen аmа hеr şеyin rеsmini yаpаn” ressam mitolojik konulardan boğa güreşlerine, çingenelerden sirk cambazlarına farklı olay ve figürleri tablolarına taşımıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Büyük ressamın en çok tanınan eserlerinden biri 1937 yılında yaptığı Guernica isimli tablosudur. Bugün İspanya’nın başkentinde Reina Sofia Müzesi’nde bulunan eserde sanatçı, İspanya iç savaşında hava bombardımanına tutulan Guernica kasabasını resmetmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Picasso’nun en ünlü eserleri arasında yukarıda gördüğünüz Ağlayan Kadın tablosunu, Mavi Dönem’inde yaptığı Yaşlı Gitarist’i, 1902’de yaptığı Mavi Çıplak’ı, 1921’de yaptığı Üç Müzisyen’i gösterebiliriz. O kadar üretken bir sancıydı ki kendisinden geriye sadece resimler değil baskı, heykel, seramik, fotoğraf ve hatta şiirler de bıraktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    portre

    Sanatçının 99.1×100.3 cm. boyutlarındaki “Au Lapin Agile” isimli tablosundaki “palyaço” kendi portresidir. Picasso bu tabloyu 1904 yılında ücretsiz yemek karşılığında bir restorana satmış, restoran sahibi ise 1912’de 20 dolara elden çıkarmıştı. 27 Kasım 1989’da aynı resim 40.7 milyon dolara satın alınarak Metropolitan Sanat Müzesi’ne verildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde Picasso’nun tabloları farklı sebeplerle haberlere konu olmaya ve müzayedelerde fiyat rekorları kırmaya devam ediyor. Sanatçının ilk dönem çalışmaları Barselona’da yer alan Picasso Müzesi’nde sergilenirken, 3000’den fazla eseri Paris’teki Picasso Müzesi’nde sanatseverlerle buluşturuluyor.

  • HİÇ GÜLMEYEN ADAM: BUSTER KEATON

    Gerçek adı Joseph Francis Keaton olan Amerikalı komedi oyuncusu, sinemacı, yapımcı ve senarist Buster Keaton, dünya sinema tarihinin en büyük komedyenlerinden biri olarak gösterilirdi. Gülmediği zaman izleyicinin daha fazla güldüğü keşfedildiği için gülmesi yasaktı, bu nedenle lakabı “Hiç gülmeyen adam”dı. Bu yazımızda hayatı komedi filmleri içinde geçen ancak sonlara doğru yaşadığı çöküşle, kendi hayatının dramasını oynayan Buster Keaton’ın hayatına dair kısa notlar paylaşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    4 Ekim 1885 tarihinde, Kansas’ta iki varyete sanatçısının oğlu olarak dünyaya gelen Keaton, henüz 3 yaşındayken gösteri dünyasıyla tanıştı; ailesiyle birlikte “Three Keatons” adıyla akrobasi gösterilerinde yer almaya başladı. Çocukluğunda birçok tehlikeli kaza atlatan Keaton’a “Buster” adını aile dostu, vaftiz babası, ünlü sihirbaz Harry Houdini verdi. “Buster”, “yetenek bakımından üstün kimse” anlamına gelmekteydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 20 yaşına kadar anne ve babasıyla sahneye çıkmaya devam etti ancak yaşadığı hayattan mutsuzdu ve babasının baskısı altında bu işi yapıyordu. Mutsuzluğunu sahneye taşıdı; sahnede gülmedi, ağlamadı, seyirciye duygusunu hiç belli etmedi ve “ifadesizlik” durumu gitgide ilgi çekmeye başladı. İzleyicilerin beğenisini toplayan Keaton’un bu performansı ilginç bir şekilde bol kahkahalı oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Seyirciden gelen bu yoğun ilgi onun bir süre sonra akrobasiden ayrılmasına neden oldu, kısa filmlerde rol aldı. Dönemin ünlü komedyenlerinden biri olan Roscoe Arbuckle tarafından keşfedildi ve komedi dünyasının kapıları Keaton’a aralandı. Önce “Kasap Çırağı” isimli filmde oynadı ve peşi sıra komedi filmleri geldi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Keaton, 1920’li yıllarda kendi senaryolarını yazıp yönetmenliğe başladı. Komik adam tiplemesini 20’ye yakın kısa filmle taçlandırdı. Kısa metrajlı filmlerden ilk uzun metrajlı filmine geçmesi kısa sürdü: Soluk Benizli, Sherlock’un Oğlu, Denizci, General gibi filmlerle adından söz ettirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Keaton için sonun başlangıcı, MGM Stüdyoları’na transferi ile oldu; film stüdyosunun katı kuralları Keaton’ın özgürlüğünü kısıtladı ve gerilemesine neden oldu. Keaton, doğaçlama insanıydı, bir senaryoya bağlı olmak oyunculuğunu iyi sergileyememesine yol açtı. Bu süreç, çöküş döneminin başı sayıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mesleki hayatındaki mutsuzluk, özel hayatına da yansıdı ve birçok aksilik yaşadı. Karısından boşandı ve kendini alkole verdi. Düzensiz hayatı nedeniyle MGM Stüdyoları ile yollarını ayırınca artık sıradan filmlerde, sıradan senaryolarla rol almak durumunda kaldı. Bir süre şansını Fransa, İngiltere ve Meksika’da denemiş olsa da başarılı olamadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uzun yıllar önemsiz filmlerde rol alan ve ciddi bir çöküş yaşayan Keaton, 1950’li yılların sonunda Hollywood tarafından yeniden hatırlandı ve “Buster Keaton’un Öyküsü” adında bir film ile hayatı beyaz perdeye aktarıldı. Kârında pay sahibi olduğu film başarılı olunca, maddi sıkıntıları sona erdi, böylece hayatının son yılları nispeten daha rahat geçti. Keaton, 1966 yılında akciğer kanseri nedeniyle hayata gözlerini yumdu.

  • 8 İstanbul Semti ve İsimlerine Hayat Veren Hikâyeleri

    8 İstanbul Semti ve İsimlerine Hayat Veren Hikâyeleri

    Dünyanın en güzel metropollerinden biri olan İstanbul, aynı zamanda yüzölçümü açısından da çok büyüktür ve dolu dolu bir tarihe sahiptir. Bu kocaman şehrin her bir semti farklı zaman dilimlerinde farklı yaşanmışlıklara, farklı hikâyelere şahitlik etmiş ve semtlerin tarihi bu hikâyelerle örülmüştür. İstanbul’un semtlerini araştırdık ve bu semtlerin isimlerine hayat veren hikâyelerini listemizde derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Balmumcu” title_font_size=”13″]
    istanbulun semtleri

    Günümüzdeki modern binalarla dolu hali düşünüldüğünde Balmumcu’nun bir zamanlar kocaman bir çiftliğe ev sahipliği yaptığına inanmak zor oluyor. Burası 19. yüzyılda henüz elektriğin ev kullanımına girmediği dönemlerde şehrin aydınlatılmasını sağlayan mumların üretildiği yemyeşil bir çiftlikti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Göztepe” title_font_size=”13″]
    istanbulun semtleri

    Adı üstünde bir tepe olan Göztepe’de “Gözcü Baba” isminde bir ermişin yaşadığı, bu ermişin Göztepe üzerinden İstanbul’u gözlemlediği ve böylece İstanbul’un fethi sırasında Türk akıncılarına önemli bilgiler sağladığı rivayet edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çiçekçi” title_font_size=”13″]
    istanbulun semtleri

    Üsküdar’ın Çiçekçi semti adını bir zamanlar burada bulunan çiçek tarlalarından ve ünlü Çiçekçi Kahvehanesi’nden alıyor. Bu tarlalarda yetiştirilen çiçeklerin Üsküdar Sarayı’nı renklendirdiği, Çiçekçi Kahvesi’nin müdavimlerinin ise dönemin aydınları olduğu biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karagümrük” title_font_size=”13″]
    istanbulun semtleri

    Fatih ilçesinin bir semti olan Karagümrük, canlı ticaret hayatı, Ahilik geleneğini sürdüren esnaf ve zanaatkârlarıyla olduğu gibi Osmanlı döneminde burada bulunan Kara Gümrüğü ile de ünlüydü ve şüphesiz ki ismini de burada bulunan gümrükten almıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İcadiye” title_font_size=”13″]
    istanbulun semtleri

    Üsküdar ilçesine bağlı olan İcadiye, ismini 19. yüzyılda burada icat edilen makinelerden alır. Sarkis kalfanın buluşu olan bu makinelerde üretilen basmaların zamanında pek meşhur olduğu söylenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Koşuyolu” title_font_size=”13″]
    istanbulun semtleri

    Kadıköy’ün Koşuyolu semti, Osmanlı döneminde ve hatta daha öncesinde de at koşularının yapıldığı bir alanmış. Osmanlı beylerinin, paşalarının burada at yarışları yaptığı bu yüzden de semtin adının Koşuyolu olduğu bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Teşvikiye” title_font_size=”13″]
    c

    Şişli’nin en güzel semtlerinden biri olan Teşvikiye’nin kaderini değiştiren kişi Sultan Abdülmecit olmuştu. Halkı buraya yerleşmeye teşvik etmek isteyen Sultan, ilçenin adını veren Teşvikiye Camisi’ni yaptırmış ve semte yerleşimin önünü açmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ahırkapı” title_font_size=”13″]
    istanbulun semtleri

    Topkapı Sarayı surlarının dışarıya açılan birçok kapısı vardır. Ahırkapı ise bu kapılardan birinin gerisinde kalan semte verilen isimdir. Bu kapı saraya ait ahırlara açılırdı. Günümüzde ise zamanında ahırların olduğu yerde bulunan semte Ahırkapı ismi verilmektedir.

    Kaynak: İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Haldun Hürel
  • Abartmayı Seven Birader Ziya’nın Bir Anısı

    Abartmayı Seven Birader Ziya’nın Bir Anısı

    Sinemamızda bazı filmler var ki tüm zamanların en sevileni, en güldüreni olmaya aday… Onlardan biri de Neşeli Günler. Bu komedi, turşu suyu yüzünden ayrı düşen Saadet ve Kazım çiftinin ve en az onlar kadar neşeli karakterler olan aile üyelerinin çevresinde dönüyor. Ve işte karşınızda ailenin amcası Ziya’nın inanması güç hikâyelerinden biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    münir özkul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    münir özkul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    münir özkul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    münir özkul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    şener şen, ziya
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    münir özkul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    şener şen, ziya
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    münir özkul, kazım
  • SİNEMASEVERLERİN İLGİSİNİ ÇEKEBİLECEK TERİMLER VE ANLAMLARI

    Sinemaseverler arasında öyle kişiler var ki seyretmekle kalmaz, filmlerin çekim sürecindeki, öncesi ve sonrasındaki tüm hikâyeyi okuyup öğrenmekten keyif alırlar. Bu kişiler neredeyse bir sinema ve televizyon öğrencisi kadar bilgi doludurlar. Siz de usta bir sinema seyircisi olabilir ve aşağıdaki terimlere zaten hâkim olabilirsiniz. Yine de bir bakın bakalım, belki içinde atladığınız, anlamını bilmediğiniz bir terim vardır… 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dublör, Fragman, Soundtrack, Flashback Ne Demek?” title_font_size=”13″]

    Dublör, tehlikeli sahnelerde oyuncu yerine oynayan ve fark edilmemesi için oyuncuya benzetilen kişidir. Fragman, bir filmi duyurmak üzere ilgi çeken kısımlarının montajlanmasıyla yapılan, bir iki dakikalık kısa tanıtım filmidir. Soundtrack, dilimizde birebir karşılığı olmayan bir kelimedir, bununla birlikte bir filmin soundtrack’inden bahsederken aslında film müziğinden bahsediliyor demektir. Flashback, filmde senaryo gereği yer yer geçmişe dönülmesine denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Klaket, Screenplay by, Written by Ne Demek?” title_font_size=”13″]

    Klaket, çekim sırasında kullanılan, üzerinde çekim planı numarası, timecode gibi bilgilerin yazdığı ve bu bilgiler sayesinde kurgu aşamasında, ses ile görüntünün eşleştirilmesi, montaj düzeni gibi konularda kolaylık sağlayan tabeladır. “Screenplay by” unvanı film başlarken veya biterken ilgili isimle birlikte ekranda görünür ve senaryo yazarı anlamına gelmektedir. Senaryo yazarı, özgün hikâyeyi değil, film senaryosunu yazmıştır. “Written by” unvanı ise filmin senaryosunu yazıp özgün hikâyeye de sahip olan kişiye aittir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adaptasyon, Subtitle, Dual, Post-Prodüksiyon, Pre-Prodüksiyon Ne Demek?” title_font_size=”13″]

    Adaptasyon, bir hikâye veya roman gibi eserin film senaryosuna uyarlanma halidir. Subtitle, alt yazı anlamına gelir. Dual ibaresi ise birden fazla dil seçeneğine sahip filmlerde karşımıza çıkar ve bu diller genellikle Türkçe ile İngilizceye karşılık gelir. Post-prodüksiyon, film çekimi tamamlandıktan sonra yapılan kurgu gibi, ses efektleri gibi işlemlere denir. Pre-prodüksiyon ise senaryo gibi film çekimi başlamadan önce oluşturulan işlemleri kapsar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Set, Yapımcı, Beyaz Perde, HDTV Ne Demek?” title_font_size=”13″]

    İç veya dış mekân fark etmeksizin film çekimi yapılan her platforma set denir. Yapımcı, film için gerekli olan finansmanı sağlayan, prodüksiyon ekibini işe alan, işi koordine eden kişiye denir. Beyaz perde, göstericiden çıkan görüntülerin üzerinde yansıdığı, sinema filminin oynatıldığı yüzeydir. Film izlerken televizyonda karşımıza çıkan HDTV ibaresi isehigh-definition television” tanımının kısaltılmış halidir ve yüksek çözünürlük sağlayan bir yayın standardını ifade etmektedir.

  • Sanat Tarihinden 8 Resimle Osmanlı Gündelik Yaşamı

    Sanat Tarihinden 8 Resimle Osmanlı Gündelik Yaşamı

    Bu listemizde 8 ressamın Osmanlı topraklarındaki gündelik yaşamı resmettiği 8 tablosunu görebilirsiniz. İngiliz ressam John Frederick Lewis’ten Türk ressam Osman Hamdi Bey’e, Fransız ressam Jean Baptiste Hilaire’den Osmanlı sarayının son ressamı olarak da bilinen Fausto Zonaro’ya hepsi Kültür ve Yaşam sayfamızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Zeki Müren’i Unutulmaz Yapan 10 Güzide Özelliği

    Zeki Müren’i Unutulmaz Yapan 10 Güzide Özelliği

    Türkiye’nin en sevilen karakterlerinden biri olan, hayatının her döneminde ve her alanında sanatçı kişiliğini sergileyerek bir fenomene dönüşen Zeki Müren’i kaybedeli yirmi altı sene olsa da, nadide kişiliği hala popüler kültürümüzün en önemli parçalarından birini oluşturuyor. Onu bu kadar vazgeçilmez yapan özelliklerini derleyerek, 10 maddelik bir liste hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Küçük Çoban” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    Üsküp’ten Bursa’ya gelen bir ailenin tek çocuğuydu. Sanat Güneşi’mizin eşsiz yeteneği henüz ilkokuldayken keşfedildi ve Müren müzikli gösterilerde oynamaya başladı. 11 yaşındayken canlandırdığı çoban rolü ilk oyunculuk deneyimiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akademili Sanatçı” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    Liseyi birincilikle bitiren Müren, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne şimdiki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi’ne girerek Yüksek Süsleme Bölümü’nde okudu. İlerleyen senelerde desen ve resim çalışmalarını sergiledi. Tüm ülkeyi hayran bırakan sahne kostümlerinin ilhamı belki de bu sanat eğitiminden geliyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eğitimli Müzisyen” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    Müren, oyunculuk eğitimine olduğu gibi müzik eğitimine de erken yaşlarda başlamıştı. Henüz Bursa’dayken Tanburi İzzet Gerçeker’den solfej ve usül dersi alan sanatçı, İstanbul’a taşınınca Udi Krikor ile çalıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Başarılar Serisi” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    TRT’nin 1950 yılında açtığı solistlik sınavını 186 aday arasından sıyrılarak birincilikle kazanmıştı. Bunun ardından 1951 yılında radyoda ilk konseri yayınlandı ve Hamiyet Yüceses kendisini bizzat arayarak tebrik etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sahneye Bir Çıktı Pir Çıktı” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    İlk plağı “Muhabbet Kuşu” 1951’de kaydedildi ve böylece Zeki Müren tüm Anadolu’da tanındı ama 1955’e dek hiç sahne konserine çıkmadı. Giydiği özel sahne kıyafetleriyle bir fenomene dönüşen Müren, saz ekibine tek tip kıyafet giydirmek ve T podyum gibi yenilikleri de sahnelere getiren isimdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ünü Yurt Sınırlarını Aştı” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    Zeki Müren sadece Türkiye değil yurt dışında da tanınıyordu, birçok Avrupa ülkesinde konser veren müzisyen Londra’nın dünyaca tanınan Royal Albert Hall isimli konser salonunda konser veren ilk Türk sanatçı oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türkiye’nin En Sevilen Şarkılarını Yaptı” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    Kariyeri boyunca 300’den fazla şarkı besteledi. Bu şarkılarda herkes kendinden bir şeyler buldu, “Şimdi Uzaklardasın”, “Manolyam”, “Bir Demet Yasemen”,  “Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun” gibi eserleri her evde sevilerek dinlendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oyunculukta Çok Başarılıydı ” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    Küçük yaşlarda keşfedilen oyunculuk yeteneğini konuşturduğu tam 19 sinema filminde oynadı. “Kırık Plak” ve “Bahçevan” gibi filmlerde Belgin Doruk, Behiye Aksoy gibi isimlerle unutulmaz bir performans sergiledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ödüllere Doymadı” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    Zeki Müren sanatçı kişiliğiyle, müzikseverler tarafından o kadar sahiplenildi ki 1955 yılında Türkiye’de ilk Altın Plak Ödülü’nü kazanan sanatçı oldu, 1973’te Altın Kelebek Ödülleri’nde En İyi Erkek Solist seçildi. 1991 yılında ise Devlet Sanatçısı unvanına layık görüldü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dönemin En Büyük Şöhreti” title_font_size=”13″]
    zeki müren illüstrasyonları

    Tam 11 yıl boyunca aralıksız olarak dönemin ünlü eğlence mekanı Maksim Gazinosu’nda sahne aldı. En meşhur sanatçılarla sahne paylaşan Müren, cemiyet hayatının da aranan simalarındandı. Vefatından sonra düzenlenen “İşte Benim Zeki Müren” sergisinde sanatçının fotoğrafları ve eşyaları sevenleriyle buluşturuldu ve bu sergi neredeyse tüm Türkiye’yi dolaşarak ülkedeki Zeki Müren sevgisinin büyüklüğünü ortaya koydu.

  • Dünyanın En İhtişamlı Askeri Bandosu Mehteran

    Dünyanın En İhtişamlı Askeri Bandosu Mehteran

    Mehter takımı dünyanın en eski askeri bandolarından biriydi. 14. yüzyıl ortalarında Yeniçeri Ocağı’nın bir bölümü olarak kurulup 1826 yılında kaldırılana dek savaş meydanlarında büyük heyecan yaratan bir orkestra oldu. Günümüzde sembolik bir anlam taşısa da tarihteki önemi tartışılmaz olan mehteran şimdi Kültür ve Yaşam’da…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bir mehter takımında aynı çalgılara sahip çok sayıda takım bulunurdu ve bu nedenle kişi sayısı bazen 200’e ulaşan bando takımına “mehterler” anlamına gelen “mehteran” da denirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mehter kelimesi, “en büyük, üstün, üst düzey görevli” anlamına gelen Farsça “mihter” kelimesinden türetilmiştir. Mehterin kullandığı müzik aletleri üflemeli, vurmalı ve çarpmalı çalgılardan oluşuyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tabılbaz, kerrenay gibi sadece kendilerinin kullandığı özgün çalgıları vardı ve zil, nekkare, davul, kös, zurna, boru, nısfiye, klarnet de kullandıkları diğer çalgılar arasındaydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bandoda herkesin ayrı görevleri bulunuyordu. Örneğin çorbacıbaşı en önde yürüyen kişiydi… Çevgani ise yine sadece mehterde kullanılan ve ucunda küçük ziller bulunan müzik aletini kullanıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Davul çalan kişiye davulzen, boru çalana boruzen, zurna çalana zurnazen denirdi. Bu görevler köszen, zilzen, nekkarezen, tuğcu, sancaktar diye devam ederdi ve kıyafet renkleri görevlere göre değişirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mehter takımı marş çalmaya başlamadan önce mutlaka gülbank söyler, yani dua ederdi. Marşlarsa sözlü olabildiği gibi sadece müzikten de oluşabiliyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Farklı yüzyıllarda mehter marşı besteleyen önemli bestekârlar yetişti. Bugün aşina olduğumuz marşların birçoğu çıkılan seferler sırasında söylenen değil sonradan bestelenen marşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bugün orijinal kıyafetleri içinde bir mehter takımı izlemek, bu görsel ve işitsel şölene tanıklık etmek isteyenler İstanbul’daki Askeri Müze’de belirli günlerde bu isteklerini gerçekleştirebiliyorlar.

  • Analog Kayıtla Sesin Derinliğini Duymak İsteyenlere 8 Plak Önerisi

    Analog Kayıtla Sesin Derinliğini Duymak İsteyenlere 8 Plak Önerisi

    Eskiden müzik dinlemek dendi mi akla plaklar gelirdi, zamanla teknoloji ilerledi kasetten CD’ye birçok format hayatımıza girdi ama içimizdeki plak sevgisi hiç değişmedi. Plağın müzik tutkunları için bu kadar vazgeçilmez olması, ses kalitesinden ve plaktan müzik dinlerken yaşadığımız nostaljik hislerden kaynaklanıyor. Plaktan dinlendiğinde ayrı bir tat verecek 8 albümü sizin için özenle seçtik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rüçhan Çamay’dan Para Parra Parrra” title_font_size=”13″]
    plak, türk müzik tarihi

    Varlığı bir dert, yokluğu bir yara olan Para Parra Parrra’yı Rüçhan Çamay’ın damadı yazmış ve şarkı 1975 yılında Rüçhan Çamay’ın sesiyle ünlü olmuştu. Daha sonra Melike Demirağ da bu güzel şarkıyı seslendirmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeşim’den Aşk Alfabesi” title_font_size=”13″]
    nostaljik plaklar, türk müzik tarihi

    1974 yılında çıkan Aşk Alfabesi, dinleyiciye eski bir Türk filmi hissi yaşatıyor, bir de plağın cızırtıları eklenince kendinizi bir zaman yolculuğunda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rezzan Yücel’den Bu Gece” title_font_size=”13″]
    nostaljik plaklar, türk müzik tarihi

    Bestesi Melih Kibar ve Çiğdem Talu ikilisine ait olan Bu Gece, Rezzan Yücel’in çıkış yaptığı şarkı olmuştu. Hatta sanatçı 1978 yılında bu şarkıyla uluslararası bir organizasyon olan Eurovision’un Türkiye Ön Elemeleri’ne katılmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lale Belkıs’tan Çingene” title_font_size=”13″]
    nostaljik plaklar, türk müzik tarihi

    On parmağında on marifet olan yetenekli oyuncu ve şarkıcı Lale Belkıs’ın 1976 tarihli “Çingene” plağı zamanının en neşeli albümleri arasındaydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sezen Aksu’dan Sen Ağlama” title_font_size=”13″]
    nostaljik plaklar, türk müzik tarihi

    Sezen Aksu her dönem dokunaklı şarkılarıyla etkileyici albümlere imza atmıştır. İşte içimizde yer eden Sezen Aksu plaklarından biri… “Sen Ağlama”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mazhar Fuat Özkan’dan Ele Güne Karşı Yapayalnız” title_font_size=”13″]
    nostaljik plaklar, türk müzik tarihi

    Türk Pop Müziği’nin sevilen üçlüsünün en çok dinlenen plakları, haftalarca müzik listelerinin zirvesinde kalmıştı. Aradan geçen yıllara rağmen belki de en sevilen MFÖ albümü olarak kalan Ele Güne Karşı Yapayalnız…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zeki Müren’den Gözlerin Doğuyor Gecelerime” title_font_size=”13″]
    nostaljik plaklar, türk müzik tarihi

    Sanat Güneşimiz’in 1988 tarihli albümünde kadife sesiyle adeta ruhumuzu dinlendiriyor. Plağın analog sesine Zeki Müren kadar yakışan başka bir sanatçı düşünmemiz ise oldukça zor gözüküyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alpay’dan Gitme” title_font_size=”13″]
    nostaljik plaklar, türk müzik tarihi

    Karizmatik görüntüsü ve tavırlarını romantik şarkılarla buluşturarak Türkiye’nin en sevilen şarkıcılarından biri olan Alpay…

  • Ümit Etmekten Yorulmayanların Şairi Turgut Uyar’dan Ekinoks

    Ümit Etmekten Yorulmayanların Şairi Turgut Uyar’dan Ekinoks

    “Ben şiirlerimi sonraları pek okumam… Çoğu zaman sekiz-on yıl önce yazdığım bir şiiri tanıyamadığım, yadırgadığım bile olur.” diyen Turgut Uyar’ın, en azından bir şiiri, hiç değilse birkaç dizesi çoğumuzun zihninde mıh gibi çakılıdır. İnsanlığa Geyikli Gece’yi, Acıyor’u, Göğe Bakma Durağı’nı bırakmış, bize ayrılığı ve kavuşmayı ama her ne olursa olsun umut etmekten vazgeçmemeyi tane tane anlatmış bir şair o… Kültür ve Yaşam sitemizin bu sayfası Turgut Uyar’ın Ekinoks şiiriyle daha da güzelleşiyor.