Kategori: Kültür/Sanat

  • Dünyanın En İlginç Yapıları Bu Sayfada!

    Dünyanın En İlginç Yapıları Bu Sayfada!

    İnsanın zekâsı ya da hayal dünyasıyla ilgili fikir veren alanların başında mimari geliyor. Öyle ki üç bin yıl, beş yüz yıl ya da elli yıl önce yapılmış yapılara bakıp da hayrete düştüğümüz çok olmuştur. Bu listemize bizi hayrete düşüren yapıları aldık; bakalım sizi en çok hangisi şaşırtacak?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#1 ” title_font_size=”13″]

    İşte size, daire ve ofislerden oluşan günümüz rezidanslarının ilk örneği! Barselona’da 1906-1912 yılları arasında ünlü mimar Antoni Gaudi tarafından tasarlanmış bir bina. Adı Casa Milà, ama La Pedrera yani Taş Ocağı olarak da biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#2″ title_font_size=”13″]

    Bu yapı, biyosfer çevre müzesi ve türünün ilk örneği… Kanada’nın Montreal kentinde bulunan ve 1967 yılında inşa edilen müze, jeodezik kubbeye sahip; yani kubbenin yapımında yerküre modellenmiş. Kubbe, çelik silindirik borulardan oluşuyor ve 76 metre çap ile 62 metre yüksekliğe sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Koca Balkan Dağları’nın 1441 metredeki zirvesine yapılmış Buzludzha Anıtı, halka pul satışı yapılarak finanse edilmiş ve 1981’de açılmış bir yapı. Dağın tepesine konmuş bir UFO’yu andıran anıt, başkent Sofya’ya 3 saat mesafede ve şu an atıl vaziyette…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir postacı olan Ferdinand Cheval’in 1879’da başlayıp 33 yılda hem de çakıl taşlarıyla yaptığı sıra dışı, hatta olağanüstü o yapıya bakıyorsunuz şu an! Cheval, posta dağıtırken karar vermiş böyle bir bina yapmaya… Topladığı taşları el arabasıyla taşımış ve geceleri gaz lambası ışığında tek tek örmüş. Postacı öldüğünde hayatını adadığı bu garip yapıya gömülmek istemiş ama ne yazık ki bu mümkün olmamış…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    St. Petersburg şehrini korumak amacıyla inşa edilmiş kalelerden biri Fort Alexander… 19. yüzyıl ortalarında yapay bir ada üzerine inşa edilen kale, üç kattan oluşan oval bir şekle sahip. İlk zamanlar askeri üs olarak kullanılan yapı, sonraları veba gibi hastalıklara aşı ve serum geliştirmek için kullanılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kitaplık rafını andıran bir kütüphane duvarı! Bir yapı daha ne kadar ilginç olabilir ki? Charles Dickens’tan İki Şehrin Hikâyesi, Shakespeare’den Romeo ve Juliet, Tolkien’den Yüzüklerin Efendisi gibi 22 kitap… Kütüphanenin cephesini oluşturan 7,5 m uzunluğundaki bu kitapların her biri halkın oyları ile seçilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#7″ title_font_size=”13″]

    2001-2007 yılları arasında Fransız mimar Paul Andreu tarafından titanyum ve camdan tasarlanan yapı elips küre şeklinde… Çin’deki en büyük tiyatro, opera ve konserlerin sahnelendiği bina 150 bin m2’lik bir alana sahip ve Pekin’in merkezinde.

  • Çocuk Bakışıyla Yorumlanan 10 Atasözü ve Deyim

    Çocuk Bakışıyla Yorumlanan 10 Atasözü ve Deyim

    Atasözleri ve deyimler, dilimize zenginlik katan, düşüncelerimizi daha nitelikli bir şekilde ifade etmemizi sağlayan sözcük öbekleridir. Atasözleri ve deyimlerde, kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmaz, yeni anlamlar oluştururlar. Bu yüzden de onlara aşina olmayanların özellikle de bu sözleri ilk kez duyan çocukların zihinlerinde garip görüntüler canlanabilir. Biz de ufak bir deneme yaparak, çocuklarımız atasözü ve deyimleri ilk kez duyduklarında neler düşünüyorlar, tahmin etmeye çalıştık ve seçtiğimiz 10 atasözü ve deyimi çocuk bakışıyla yorumladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Etekleri Zil Çalmak ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Küplere Binmek” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Göz Gezdirmek” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”El Elin Aynasıdır” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Arada Dağlar Kadar Fark Olması” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fare Deliğe Sığmamış Bir De Kuyruğuna Kabak Bağlamış” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tavşan Dağa Küsmüş Dağın Haberi Olmamış” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Elmas Çamura Düşse Yine Elmas” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gözünün Bebeği Gibi Sevmek” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuşkulu Uyku Evin Bekçisidir” title_font_size=”13″]
  • HALK EDEBİYATI HAKKINDA KISA KISA

    Örneklerle anlatmak gerekirse, Dede Korkut Hikayeleri de Orhun Abideleri’ndeki yazıtlar da halk edebiyatına dâhildir. “Aşkın aldı benden beni / Bana seni gerek seni / Ben yanarım dünü günü / Bana seni gerek seni.” ilahisi de bir halk edebiyatıdır. Halk edebiyatı, sınırları kolay çizilemeyecek, ürün anlamında çok sayıda alt başlığı bulunan zengin bir edebiyattır. Yine de genel hatlarını şu şekilde çizebiliriz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • 8 Maddede Tarihin Haşmetli Tanığı Dolmabahçe Sarayı

    8 Maddede Tarihin Haşmetli Tanığı Dolmabahçe Sarayı

    Dolmabahçe Sarayı’nın 1856 yılında tamamlanan inşası Sultan Abdülmecit tarafından 1848 yılında başlatılmıştı. İçinde 6 padişah yaşamış, Atatürk burada hayata gözlerini yummuş, odalarında tarihi önemde sayısız olay vuku bulmuştu. Günümüzde halkın ziyaretine açık olan bu haşmetli tanığı, şaşırtan, göz dolduran, hayran bırakan özellikleriyle karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dolmabahçe’nin kara ve deniz tarafında farklı işlevleri olan tam 25 kapısı vardır. Fakat Dolmabahçe Sarayı denince çoğumuzun zihninde karaya bakan Saltanat Kapısı canlanır. Sultanların giriş çıkış yaptığı ve Merasim Kapısı da denen bu yapı, anıtsal görüntüsüyle daha içine girmeden sarayın ihtişamı hakkında bilgi verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Saray 110.000 metrekarelik bir alana yayılmıştır. 45.000 metrekareyi kaplayan ana yapı ise bodrum dahil üç katlıdır ve üç bölümden oluşur: Mabeyn-i Hümâyûn yani selâmlık, Muayede Salonu yani tören salonu ve Harem-i Hümâyûn… Bu üç bölümde 285 oda ve 46 salon, 6 hamam ve 68 tuvalet bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Denize nazır saray görkemini ana yapının dışındaki farklı yapılarla daha da pekiştirmiştir. Mefruşat Dairesi, Istabl-ı Amire, Serasker Dairesi, Hazine-i Hassa, Gedikli Cariyeler ve Kızlarağası Daireleri, Hereke Dökümhanesi, Baltacılar, Agavât, Bendegân, Musahibân gibi yapılardan bir kısmı günümüze kadar ulaşamamış, Camlı Köşk ve Kuşluk Bahçesi gibi bazıları ulaşmayı başarmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dolmabahçe Sarayı’nın mimarisi için tek bir üsluptan söz etmek mümkün değildir. Balyan Ailesi mensupları Garabet Amira Balyan ve Nikoğos Balyan’ın ortaya çıkardığı bu şaheser Avrupa’da doğmuş mimari akımların bir karmasını barındırır. Buna karşılık Namaz Odası, Minderli Oda gibi bölümler sarayın içinde Türk-İslam yaşamına uygun bir düzenleme yapıldığını gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sarayın zemini, meşe, çam ve Afrika’da yetişen bazı ağaç türlerinden elde edilmiş ahşap malzeme ile kaplı iken dış duvarları Marmara Adası’ndan çıkarılmış beyaz mermerlerle yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İç dekorasyonundan gündelik yaşamına sarayda kullanılan malzeme ve eşyalar ise göz alıcıdır. Gümüş ve kristal şamdanlar hatta gümüş ve kristal masalar, tarihi saatler, Çin, Avrupa, Japon ya da Türk porselenleri, Hereke halıları, korkuluğu Baccarat kristalinden yapılmış merdiven, 5.5 tonluk avize ve daha neler neler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sarayın tam 1427 penceresi olduğunu söylediğimizde küçük bir şaşkınlık yaşayacağınızı biliyoruz. Ve bu pencerelerin camları, kıymetli eşyaları güneş ışığından koruyabilmek için mor ötesi ışınları kesici niteliğe sahip…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Sanat içinde sanat barındıran bir yer Dolmabahçe Sarayı… Bünyesinde Osman Hamdi Bey’den Ayvazovski’ye, Gerome’den Zonaro’ya, Avni Lifiş’ten Baulanger’e, sarayın sanat danışmanı Şeker Ahmet Paşa tarafından koleksiyonu yapılan 600 tablo bulundurur. Ve sarayın günümüzde ziyaretçilerine açık olması sayesinde eğer isterseniz bütün bu harikaları görmeniz mümkündür.

  • Vecihi’nin Büyük Aşkını Anlatan 11 Sahne

    Vecihi’nin Büyük Aşkını Anlatan 11 Sahne

    “Gülen Gözler” filminin vefakâr aşığı Vecihi, Türkiye’nin ilk uçak tasarımcısı ve üreticisi olan ayrıca savaş pilotu olarak gösterdiği başarılarla İstiklal Madalyası’na layık görülen Vecihi Hoşgör’den ilham alınarak yaratılmıştır. Filmde pilotluk yeteneğiyle değil de Fikret’e olan sonsuz aşkıyla göz dolduran, Şener Şen tarafından canlandırılan Vecihi, sinemamızda sınırsız ve saf aşkın sembolü haline gelmiştir. Aynı uçağına hâkim olamadığı gibi, Fikret’e olan aşkına da hâkim olamaz ve sevdiği kız için her türlü eziyete, zorluğa katlanır. Bu büyük aşığın hayranlarını kırmadık ve Vecihi’yi Vecihi yapan, ona kalbimizde temiz bir sayfa ayıran replikleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Vecihi  – Efenim, ziyaretimin sebebine gelelim.

    Yaşar Usta  – Hiç gelmeyelim, ben senin niye geldiğini biliyorum…

    Vecihi  – Sahi mi, niye geldim?

    Yaşar Usta  – Kızımı isteyeceksin yine.

    Vecihi  – Evet, nereden bildiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk sineması

    Vecihi  – Veremezsiniz…

    Yaşar Usta  – Kendi kızım değil mi kime istersem veririm!

    Vecihi  – Teessüf ederim!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türk sineması

    Vecihi  – Tüh. Olur mu be! Öyle kalkılır mı? Allah kahretsin! Düzelt! Yüksel! Yüksel!

    Fikret  – Sakin ol Vecihi’m.

    Vecihi  – Bunlarda pilot mu be? Bir uçağı doğru dürüst kaldıramıyorlar. Ben koskoca Boeing’i Ankara Asfaltı’na indirdim!

    Fikret   – Ama kıymetini bilmediler Vecihi’m. Kovdular seni!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ayşen gruda, yeşilçam

    Vecihi  – Veriyor musunuz?

    Yaşar Usta  – Vermiyorum.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk sineması

    Vecihi  – Aa! Bu bey kim? Yoksa Fikret’i mi istiyor?

    Yaşar Usta  – Hayır İsmet’i.

    Vecihi  – Haa, İsmet’i kime isterseniz verin gitsin.

    Yaşar Usta  – Hay Allah razı olsun, sağ olasın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türk sineması, yeşilçam

    Fikret  – Vecihi’m, bir şeyin yok ya Vecihi’m.

    Vecihi  – Hayır, Fikret’im…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk sineması, yeşilçam

    Vecihi  – Efendim çamaşırlarınızı getirdim

    Yaşar Usta  – Benim çamaşırlarımın ne işi var sende?

    Vecihi  – Çamaşırlarınız uçağımın kuyruğuna takıldı da. Ama ütületip getirdim. Buyrun…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    türk sineması, yeşilçam

    Dursun  – Bak Vecihi aşk için neler yapıyor.

    Temel  – Ben de yaparım.

    Yaşar Usta  – Çeneyi bırakın da takımları tutun, hepsi düşecek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    türk sineması, yeşilçam

    Vecihi  – Böyle bir günde beni reddetmezsiniz?

    Vecihi  – Kıpırdamayın çekiyor.

    Yaşar Usta  – Vermiyorum be…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    gülen gözler

    Vecihi  – Fikret’im…

    Fikret   – Vecihi’m…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
    türk sineması, yeşilçam

    Veee mutlu son…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”12#” title_font_size=”13″]

    Sınırsız aşkın vücut bulmuş hali…Vecihi

  • En Zarif Haliyle Porselenin Hikâyesi

    En Zarif Haliyle Porselenin Hikâyesi

    Özenle seçerek sofralarımızda yer verdiğimiz porselenler göze en çok hitap eden objeler arasında. Kullanımı özen ve dikkat isteyen bu narin malzemeyi fırın ve mikrodalgada ısıtabileceğinizi ama ateşle direkt temas ettirmemeniz gerektiğini biliyorsunuz… Bulaşık makinesinde ise 60 derecenin altında bir programda yıkamalı, mutlaka kireç önleyici deterjan kullanarak kireç tabakası oluşmasını engellemelisiniz… Takdir edersiniz ki bu bilgiler önemli ama birazdan anlatacaklarımız ışıl ışıl parlayan haliyle porselenin geçmişten günümüze hikâyesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan kalıntılar, porselenin hikâyesinin MÖ 4000 yıllarına kadar uzandığını ve bu zarif hikâyenin Çin’de başladığını göstermekte. Bugün aşina olduğumuz teknik ve estetik açıdan gelişmiş porselenler ise Çin’de MS 7. yüzyılda yapılmaya başlanmış. Ve zaman içinde daha da geliştirilerek saraylarda imparatorlara layık bir ürün haline getirilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Aslında porselen, killi topraktan üretilen seramik grubunun bir öğesi fakat bu öğe seramiğin en mükemmel formuna karşılık geliyor. Ham maddesi tamamen doğal kaynaklar olan kaolin yani Çin kili, kuvars ve feldispat. Porselenin sahip olduğu beyaz rengi vermek için de herhangi bir boya kullanılmıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Porselen hamuru 1400 °C sıcaklıkta pişirilerek pekiştiriliyor ve bu da porselen ürünlerin daha çok tercih edilmesini sağlıyor. Çünkü pekişmiş yapısı mikrop barındırmazken koku ve tat sindirmiyor, yani oldukça sağlıklı. Ayrıca ısı saklayabilme özelliğine sahip olması servis sırasında yemeğin sıcaklığını da koruyabilmesini sağlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Avrupa’yı porselenle tanıştıran kişi, 13. yüzyılda Çin’i baştanbaşa gezen kâşif Marco Polo olmuş ve bunu Venedik’e dönerken yanında götürdüğü porselenlerle yapmış. 17. yüzyıla gelindiğinde Avrupa saraylarına deniz yoluyla Çin porselenleri taşınmaya başlanmış. Zaten kısa bir süre sonra Avrupa’da da üretime geçilmiş ve böylece dünya porselen devlerinin temelleri atılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı’ya baktığımızda ise, 1800’lerin ortalarında porselene olan ilgi artınca dağınık halde çalışan ustaların Beykoz’un İncirli köyünde bir araya getirildiğini ve burada üretim yapan küçük ölçekli bir fabrika kurulduğunu görüyoruz. II. Abdülhamit döneminde ise Yıldız Sarayı’nın bahçesinde dekoratif ürünlerden sofra takımlarına eşsiz güzellikte eşyalar üreten Çini Fabrika-i Hümayunu kurulmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Porseleni dekore etmek için kullanılan teknikler de yüzyıllar içinde gelişerek mükemmel seviyesine ulaşmış. Örneğin sır üstü dekorasyon 1. yüzyılda Çin’de kullanılırken sır altı dekorasyon ilk kez 12. yüzyılda İran’da uygulanmış. Anlayacağınız, günümüzde mücevher gibi değer ve ilgi gören porselenin yolculuğu neredeyse bütün dünyayı içine almış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yukarıda kısaca anlattığımız hikâyeye tanıklık etmiş porselenler de var ki bugün değerleri milyon dolarla ölçülüyor. Örneğin dünyanın en pahalı porselenlerinden biri Qing Hanedanı Porseleni ve değeri 84 milyon dolar. Aynı şekilde Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki en değerli koleksiyonları da porselenler oluşturmakta. Bunların çoğu yakut, zümrüt ve yarı değerli taşlarla, altın ve gümüş tellerle süslenmiş bakmaya doyamayacağınız güzellikte porselenler…

  • 8 Maddede Avrupa’dan Ortadoğu’ya Uzanan Öyküsüyle Fahrelnissa Zeid

    8 Maddede Avrupa’dan Ortadoğu’ya Uzanan Öyküsüyle Fahrelnissa Zeid

    Resimleri hala dünya bienallerinde ve sergilerinde yer alan Türk ressam Fahrelnissa Zeid’in hikâyesini Kültür ve Yaşam sayfamızda derledik. Babası Osmanlı devlet adamı annesi Giritli olan sanatçının Avrupa’dan Ortadoğu’ya uzanan hayat yolculuğunu listemizden okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1# ” title_font_size=”13″]

    Her biri sanatçı vasfıyla öne çıkan ünlü “Şakir Paşa Ailesi”nin içine doğdu. Babası Şakir Paşa asker, tarihçi ve devlet adamıydı. Kardeşlerinden biri Halikarnas Balıkçısı olarak tanıdığımız Cevat Şakir’di başka bir tanesi gravür sanatçısı Aliye Berger… Teyzesi ise dünyaca ünlü seramik sanatçımız Füreya Koral olacaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Küçük yaşlarda resim yapmaya başladı ve Güzel Sanatlar Akademisinin öncüsü olan Sanay-i Nefise’nin ilk kadın öğrencilerinden oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın farklı yerlerindeki sanat çevrelerine girmesinde evlilikleri büyük rol oynadı. Yazar İzzet Melih Devrim’le yaptığı evlilik onu Avrupa entelijansiyasıyla, Irak’ın Ankara temsilcisi ve aynı zamanda Irak Kralı I. Faysal‘ın kardeşi Emir Zeid ile yaptığı evlilik ise Ortadoğu şehirleriyle buluşturdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Resim eğitimini, Paris’te Ranson Akademisi’nde ve İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde evlilik yıllarında da sürdürdü. İlk sergisini de 1944 yılında İstanbul Maçka’daki evinde açtı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’u Paris, Londra, New York, Brüksel gibi kentlerde açtığı onlarca sergi izledi. Londra’da açtığı dört sergiden bir tanesinin açılışı İngiltere kraliçesi Elizabeth ile yapıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bizans, İslam ve Batı figürlerini resimlerinde ustalıkla sentezleyen sanatçı ülkemizden daha çok Avrupa ve Ortadoğu’da ilgi gördü. Çağdaş üslubuyla özellikle Fransa’da tanınan Fahrünnisa, telaffuzu daha kolay olduğu düşüncesiyle “Fahrelnissa” adını kullanmaya ve eserlerini bu adla imzalamaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Fahrelnissa Zeid’in eserlerini tek bir başlık altında kategorize etmek mümkün değilse de soyut geometrik kompozisyonlardaki ustalığı eserleri arasında bir adım öne çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    1970 yılında eşini kaybeden sanatçı Amman’a yerleşti ve eşi Zeid’in portreleriyle başlayan çalışmaları onu portre resimlerine yöneltti. Son sergilerini İstanbul, Fransa ve Almanya’da açtı. Amman’da bir sanat enstitüsü kurdu. 1901 yılında başlayan yaşamı 1991’de sona erdiğinde naaşı El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı’na defnedildi.

  • Akdeniz’den Gelip Geçen 7 Roman

    Akdeniz’den Gelip Geçen 7 Roman

    Körfezleri, boğazları, adaları ve alt denizleriyle Akdeniz; Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının çevrelediği büyük bir iç denizdir. Kıyılarını tam 29 ülke paylaşır… Marsilya’dan Barselona’ya, Atina’dan Malta’ya, Mersin’den Antalya’ya, Malaga’dan Tel Aviv’e birçok şehir Akdeniz’le sınırdır. Birbirinden farklı kültürlerin ve dillerin Akdeniz’e sürdüğü kaç tane hikâye vardır kim bilir dedik ve bu engin denizi ya da kıyılarını mekân seçen romanlardan 7 tanesini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dedektif romanlarının piri İngiliz yazar Agatha Christie’nin yazdığı “Nil’de Ölüm” romanı Mısır’dan geçerek Akdeniz’e dökülen Nil Nehri’nde geçer. Yazarın pek çok romanında kullandığı dedektif Hercule Poirot karakteri bu kitabında da yerini alır ve Nil turu sırasında yaşanan gizemli cinayetleri aydınlatmanın peşine düşer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İçindeki karakter çeşitliliği ile 1670 yılında Galata Limanı’ndan yola çıkan Amat isimli gemi, kitap boyunca esrarengiz olaylar eşliğinde Akdeniz’de yolculuk yapar. İhsan Oktay Anar’ın denizcilik terimlerini yoğun olarak kullandığı romanı Amat’ta neredeyse hikâyenin tamamı denizde geçmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ddmond dantes

    Alexandre Dumas’nın tarihi macera romanı Monte Kristo Kontu, Fransa, İtalya ve bazı Akdeniz adalarında geçer. İftiraya uğrayan Edmond Dantes isimli genç karakterin dinmeyen intikam duygusu ve Monte Kristo Kontu kişiliğini kazanması kitabın temel direğini oluşturur. Kitap 1844 yılında yayımlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    cevat şakir kabaağaçlı

    Merhaba Akdeniz, Halikarnas Balıkçısı mahlasıyla yazan deniz tutkunu Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kitabıdır. Cevat Şakir, Ege’yi ve Akdeniz’i Anadolu efsaneleri eşliğinde en iyi anlatan yazar olarak bu kitabında da insanları, balıkçılığı, gemiciliği denizin başını çektiği olaylarla anlatmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kıbrıslı şair ve yazar Mehmet Yaşın’ın kaleme aldığı Sarı Kehribar’ın hikâyesi, Akdeniz’in Sicilya ve Sardinya’dan sonra üçüncü büyük adası olan Kıbrıs’ta geçiyor. Romanda, İpçizade ailesinden üç kız kardeşin 1920 ile 1960 yılları arasındaki yaşamları fotoğraflar eşliğinde anlatılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tarihsel kurgu kitaplarıyla bilinen İngiliz yazar Barry Unsworth’un yazdığı Kralların Şarkıları romanı da Yunanistan kıyılarında geçer. Defalarca kitaplara, filmlere konu edilen Troya Savaşı başlamadan hemen önce Miken ordusunun Aulis’te geçirdiği birkaç haftalık dönem anlatılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Nikos Kazancakis’in 1946 yılında yayımladığı ve günümüzde modern klasikler arasında yer alan Zorba kitabı Yunanistan’ın en büyük Akdeniz’in de beşinci büyük adası Girit’te geçer. Zorba ise enstrümanı santur ve sürekli yaptığı raksla hayatın zorluklarını hafifletmeyi başaran roman karakterinin adıdır.

  • Ah Bu Şarkıları Müzeyyen Senar’dan Dinlemek Vardı

    Ah Bu Şarkıları Müzeyyen Senar’dan Dinlemek Vardı

    8 Şubat 2015 tarihinde kaybettiğimiz sanatçı Türk Sanat Müziği’nin en önemli seslerinden biriydi ve zaten “Cumhuriyetin Divası” da onun unvanıydı. Etkileyici yorumunu dinleme şansına sahip olmuş yaş aralığında iseniz şanslısınız. Yok, eğer Müzeyyen Senar’ı henüz hiç dinlemedim diyecek yaşlardaysanız mutlaka videolarını internet üzerinden bulup dinlemenizi öneririz. Sanatçının sesiyle bütünleşmiş, romantizm rüzgârları estiren şarkılara kayıtsız kalamayacaksınız. Ve biz bütün yaş aralıkları için o şarkılardan bir demetle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    müzeyyen senar şarkıları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    müzeyyen senar şarkıları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    müzeyyen senar şarkıları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    müzeyyen senar şarkıları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    müzeyyen senar şarkıları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    müzeyyen senar şarkıları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    müzeyyen senar şarkıları
  • Yeşilçam Filmlerinde Yaşanan Aşk Hikâyeleri

    Yeşilçam Filmlerinde Yaşanan Aşk Hikâyeleri

    Romantik, dram ya da komedi türündeki filmler ve yaşadıkları aşklarla hayatımıza giren karakterler listemizde… Kim bilir atladığımız ama sizin ilk anda aklınıza gelen hangi filmler ve aşk hikâyeleri var! Onları da atlamadığımızı sadece yerimizin sınırlı olduğunu bilin yeter. 🙂 Karşınızda beyaz perdeden yansıyan farklı isimler ve aşkları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    “Sen kalbimin mehtabısın, güneşisin/Sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin/Bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek/Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek.” Berkant’ın sesiyle bütünleşen Samanyolu şarkısı ve Kerime Nadir’in Samanyolu isimli romanı aynı adlı filmde buluşmuştu. Zülâl ve Nejat’ın engellerle dolu aşkına oyunculuklarını katan isimler ise Belgin Doruk ve Göksel Arsoy’du.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema, atıf yılmaz

    Cengiz Aytmatov’un romanından sinemaya uyarlanan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Asya’nın İlyas’la yaşadığı aşkı, İlyas’ın gidişinin ardından Cemşit’le tanışan Asya’nın sevginin anlamını sorgulaması konu ediliyordu. Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın canlandırdığı Asya ve İlyas karakterleri üzerinden tutku mu yoksa o ilişkiye verilen emek mi sorusu uzun süre irdelenmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema, adile naşit

    Mizahi bir dilin hâkim olduğu Ah Nerede filminde çapkınlığıyla can yakan Ferit (Tarık Akan) Zehra’yı (Gülşen Bubikoğlu) görür görmez âşık olur ve bütün kötü huylarını geride bırakmaya hazırdır. Zehra, Ferit’in önceki hayatını kabul etmekte zorluk çekse de genç adamın pes etmeyen tavrı karşısında ikna olur. Fotoğrafta gördüğünüz Huriye (Adile Naşit) ise bu filmdeki en eğlenceli yan karakterlerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    Kerime Nadir’in aynı adlı eserinden uyarlanan bir film daha; Seven Ne Yapmaz. Hülya Koçyiğit ve Kartal Tibet’in Sevda ile Fikret karakterleriyle karşımıza çıktığı filmde, ayrıldıktan sonra tekrar karşılaşan ve yeniden yakınlaşan çiftin engellere rağmen pes etmeyişi konu edilir. 1970 tarihli filmde, Sadık Şendil’in yazıp Teoman Alpay’ın bestelediği Seven Ne Yapmaz şarkısı da sık sık seslendirilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    Ünlü beyin cerrahı Murat (Cüneyt Arkın), tıp fakültesi öğrencisi Lale’nin (Filiz Akın) gönlünü kazanmak için çok uğraşır ve başarılı olur. Çift birbirini çok sevmekte ve evlilik planı yapmaktadır, fakat Lale’nin ablası Nevin’in hastalığı işleri tamamen ters yüz eder. İlginç senaryosuyla adından söz ettiren 1971 yapımlı Küçük Sevgilim filmi dram türündedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    Gülen Gözler filminde birden çok aşk hikâyesi bulunur ama sevdiği kızın babasının tüm “hayır”larına rağmen onu Allah’ın emriyle istemekten vazgeçmeyen Vecihi’nin aşkı bizim favorimiz… Ayşen Gruda ve Şener Şen’in canlandırdığı karakterler, birbirini uzaktan da olsa çok seven ve baba Yaşar’ın “olur” vermesiyle kavuşmayı hayal eden eğlenceli bir çifttir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    “Postacı Adem bir kutu badem” sloganıyla zihinlerde yer eden Postacı Adem filmi komedi türündedir ve Sevtap (Fatma Girik) ile Adem’in (Kemal Sunal) birbirlerine kavuşma gayretleri komik hikayeler etrafında şekillenir. Sevtap’ın abisi Latif, Adem’i vurma pahasına evliliklerine karşı çıksa da bunda başarılı olamaz ve postacının gayreti sayesinde aşık çift arasındaki bütün engeller kalkar.