Kategori: Spor

  • FORMULA 1 YARIŞLARINDA EN ÇOK DUYULAN TERİMLER

    FIA, yani Uluslararası Otomobil Federasyonu tarafından düzenlenen Formula 1’e kısaca F1 dendiğini biliyorsunuz, diğer adı ise Grand Prix Yarışları. Pilotlar yıl boyunca Formula 1 araçlarıyla farklı ülkelerde, her birine Grand Prix adı verilen, özel pistlerde yarışıyor ve yıl sonunda şampiyonluğu elde etmeye çalışıyorlar. Formula 1’i televizyondan takip ederken bile karşınıza çıkabilecek bazı terimleri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Formasyon Turu, Pole Pozisyonu, Grid, Spin, G-Force Nedir?” title_font_size=”13″]

    Formasyon turu lastiklerin ısınması amacıyla araçların yarış başlamadan hemen önce pistte attıkları tura denir. Pole veya pol pozisyonu, yarışa en önde başlamak için sıralama turu seansında en iyi zamanı elde ederek kazanılan pozisyondur. Grid, sıralama turu seansı sonucuna göre araçların yarış öncesinde sıralandıkları alandır. Spin, araçların pilot hatası veya kontrol dışı sebeplerle kendi etrafında dönmesi durumuna denir. G-Force veya G kuvveti ise, araçların yüksek miktarda hız ve yön değişikliği yapması sırasında pilotların maruz kaldığı, yerçekimi kuvvetine eşdeğer fiziksel kuvvettir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Apex, Şikan, Kerb, Çakıl Havuzu Nedir?” title_font_size=”13″]

    Apex, pilotların virajları en ideal biçimde geçebilmek için takip ettikleri yarış çizgisinin ismidir. Şikan ise pistlerdeki uzun düzlüklerin sonunda araçların yavaşlaması için oluşturulmuş sert viraj dizisidir. Kerb, pilotların yavaşlamalarını ve pist sınırları içerisinde kalmalarını amaçlayan virajların yan tarafındaki tümsek bölüme denir. Çakıl havuzu, araçların pistten çıktıktan sonra bariyerlere çarpmasını engellemek için oluşturulan hız düşürücü alandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pit Duvarı, Pit Stop, Telemetri, Kokpit, Halo Nedir?” title_font_size=”13″]

    Pit duvarı, takım sahibi ve mühendislerinin yarış boyunca verileri monitörlerden izlediği ve pilotlarla iletişime geçtiği bölümdür. Pit stop, bir aracın yarış esnasında lastik değiştirme gibi nedenlerle takım garajına yaptığı kısa süreli ziyarete denir. Telemetri, araca dair tüm teknik verilerin bilgisayara aktarıldığı sistemdir. Kokpit, şasinin pilotları içine alan kısmı iken, halo, gelebilecek yabancı cisimlere karşı pilotları korumak amacıyla kokpitin üstünde bulunan halka şeklindeki parçaya denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güvenlik Aracı, Padok, Sektör Nedir?” title_font_size=”13″]

    Güvenlik aracı yarış sırasında yaşanan bir problem nedeniyle pit bölgesinden çıkış yapan ve araçların yavaş şekilde takip etmesi gereken otomobildir. Padok, yarışçıların tüm ekipmanlarının, konaklama birimlerinin, basın merkezlerinin yer aldığı özel alana denir. Sektör ise pilot ve araç performansını zaman olarak daha iyi takip edebilmek için belirlenen pistin üçte birlik bölümüdür.

  • HAYATINIZA SPOR VE EĞLENCE KATACAK 4 FARKLI YÜZME STİLİ

    Yüzme öğrenirken duyduğumuz ilk cümlelerden biri “kendini suya bırak”tır, çünkü suyla mücadele etmek suyun direnciyle karşılaşmamıza neden olur ve yüzmeyi zorlaştırır. Muhtemelen çoğunuz için işin bu kısmını geride bırakalı uzun zaman oldu… Şimdi de yeni stillerle tanışma zamanı diyor ve yüzme stillerini merak ediyorsanız var olan dört profesyonel tekniği aşağıda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yüzme teknikleri içinde en kolay öğrenilen stil serbest yüzmedir ve diğer stillere geçmeden önce aşılması gereken ilk adımdır. En basit anlatımla, tüm bedenin suya yüzüstü ve paralel uzanmasıyla uygulanır. Yapılması ve yapılmaması gereken birkaç püf noktayı bilmek serbest stilde yüzerken işinizi kolaylaştırabilir. Örneğin elleri kepçe haline getirmemek ve parmakları çok hafif aralık bırakmak gerekir. Suyu kulaçla çektikten sonra kolu gövde hizasından değil baldır hizasından sudan dışarı çıkarmalıdır. Bu stilde su içinde hızlı hareket etmenin yüzde 90’ını kulaçlar sağlar, ayak vuruşları ise ancak %10 civarında hız kazandırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    En zor yüzme tekniğidir diyebiliriz, hakkını verebilmek için tekniğe hâkim olmak, omuz ile ayak bileği eklemlerinin esnek olması ve doğru bir ritim tutturmak önemlidir. Vücudun üst kısmının ve kalçaların hareket uyumu diğer stillere göre daha fazla önem taşır. Kollar aynı anda aynı hareketi yapar, bacaklar da bitişik pozisyonda birlikte hareket eder. Sadece kollar ile bacaklar değil tüm vücut adeta dalgalanarak ilerler, yani kollar, gövde, kalça ve bacaklar hep birlikte dalga görüntüsü yaratan bir ritim tutturmalıdır. Baş, kollar çıkmadan önce sudan çıkar, kollar girmeden önce girer. Kelebek stilinde çekme, itme, toparlanma olarak üçe ayrılan kol tekniklerinin doğru uygulanması, nefes alırken zamanlamanın iyi ayarlanması son derece önemlidir. Uzman yardımıyla öğrenilmesi gereken ve sabır isteyen bir stildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sırtüstü yüzme stili serbest stil gibi tüm bedenin suya paralel ama ters biçimde uzanmasını gerektirir. Sırtüstü stilde kulaçlar birbirini takip eden daireler çizer. İşin püf noktalarından biri kulaç atılan tarafa doğru vücudun üst tarafını hafifçe çevirmektir. Suda daha fazla itiş gücü yakalamak ve daha az yorulmak için parmaklar kapalı değil hafif açık tutulmalıdır. Ayakların tamamının suyun içinde olacak biçimde ve palet gibi tutulması, takip eden hareketlerle aşağı yukarı vurulması gerekir. Sırt üstü yüzerken belin dik bir şekilde konumlandırılması ayak çırpmayı da kolaylaştırır. Bu arada, sırtüstü tekniğinin ilk kez 1912’deki Stockholm Olimpiyat Oyunları sırasında Amerikalı Harry Hebner tarafından uygulandığı bilgisini de ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yüzme esnasında en yavaş ilerleme kurbağalama tekniği ile gerçekleşir. Kol ve bacakların ilerlemeye etkisi yüzde 50’ye yüzde 50’dir. Kollar yükselir, küçülür ve uzanırken bacaklar daireler çizerek kol ritmine eşlik eder.  Bu tekniği uygulamak için öncesinde mutlaka ısınma ve kas germe hareketlerinin yapılması gerekir. Bu stildeki en ufak bir hata yarışmalarda diskalifiye sebebi olabilir. Genel bir anlatımla, çift kol çekişi ve itişiyle birlikte, bacakların dizden kırılarak vuruş yapması esasına dayanmaktadır. Kol çekişleri dışa süpürme, kavrama, içeri süpürme, suyu bırakma ve toparlama adı verilen aşamalardan oluşur. Yüzücüler bu stilde genellikle kırbaç ayak vuruşu denilen bir teknik kullanırlar. İşin püf noktası ise kol, ayak ve nefes zamanlamasını iyi yapmaktan geçer.

  • Dağcılık Meraklıları İçin 8 Tırmanış Rotası

    Dağcılık Meraklıları İçin 8 Tırmanış Rotası

    Ülkemizde dağcılık ve tırmanış meraklıları için birçok bölge bulunur. Alpler’in bir uzantısı olan Toroslar, mitolojik hikâyelere ev sahipliği yapan Ağrı ve Nemrut Dağları, yemyeşil doğasıyla hayran bırakan Köroğlu, Kaçkar, Ilgaz dağları dağcılık sporları için birbirinden güzel istikametlerdir. Farklı tırmanış stillerine uygun tırmanış rotalarını araştırdık ve sizin için 8 maddelik listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzundere, Erzurum” title_font_size=”13″]

    Erzurum’da bulunan Uzundere’de hem yazın hem de kışın tırmanış yapmak mümkün oluyor. Yaz aylarında kaya tırmanışına uygun olan bölgede kışın da buz tırmanışı yapabilirsiniz. Üstelik her sene Ocak ayında düzenlenen Uluslararası Buz Tırmanış Festivali de burada gerçekleştiriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Geyikbayırı, Antalya ” title_font_size=”13″]

    Avrupa’nın kış aylarında da tırmanış yapılan favori mekânları arasında bulunan Geyikbayırı’nda Toroslar’ın güzel manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Burada farklı deneyim seviyelerine sahip tırmanışçılara uygun birçok parkur bulunuyor. Geyikkbayırı güzel doğası ve parkurlarıyla tırmanış meraklılarının o kadar ilgisini çekmiş ki, buranın 26 km yakınındaki köye birçok sporcu taşınmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aladağlar, Niğde” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun gözde dağcılık bölgelerinden Aladağlar, Niğde- Adana ve Kayseri arasında bulunuyor. Mükemmel manzaraya doymak için bu dağları yürüyerek geçmeyi tercih edebilir ya da Demirkazık Köyü’ndeki Cimbar Kanyonu’nda tırmanış rotalarının tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaynaklar, İzmir” title_font_size=”13″]

    İzmir’e yakınlığı ile birçok sporseverin favori tırmanış adresi olan Kaynaklar’ın bir diğer çekici özelliği ise burada yaklaşık 200 adet farklı zorluk derecesine sahip tırmanış rotası bulunması. Ayrıca gezinizi ilkbahara denk getirerek her yıl Kaynaklar’da düzenlenen ve birçok tırmanış sevdalısını bölgeye çeken Kaynaklar Kaya Tırmanış Şenliği’ne de katılabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Narlıdere, Bursa” title_font_size=”13″]

    Bursa’daki Narlıdere, tırmanış meraklılarının en çok tercih ettiği bölgelerden biri olmaktadır. Şehre olan yakınlığı ve farklı tırmanış stillerine uygun rotalar sunması Narlıdere’yi tercih edenlerin başlıca sebepleri arasında yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaçkarlar, Rize” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in yeşiliyle ünlü şehri Rize’de yer alan Kaçkarlar, yılın her mevsiminde buzulları ve sonsuz yeşilliği görebileceğiniz bir adrestir. Burada özellikle kış aylarında daha da zorlaşan buz tırmanışı rotaları bulunur. Kaçkarlar üzerindeki Altıparmak, Kavron ve Verçenik tepelerine farklı rotaları izleyerek ulaşmanız mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ballıkayalar Kanyonu, Kocaeli” title_font_size=”13″]

    İstanbul’a yakınlığı sebebiyle birçok tırmanış meraklısının tercih ettiği Ballıkayalar Kanyonu, farklı rotalarıyla amatör tırmanışçılara uygun parkurlar da sağlıyor. Üstelik bölgede bulunan kamp alanları da spor dolu bir hafta sonu geçirmek isteyenlerin tercihi oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bafa Gölü, Muğla ” title_font_size=”13″]

    Deniz turizmi konusunda ülkemizin en çok rağbet gören şehirlerinden biri olan Muğla, tırmanış rotaları açısından da geride kalmıyor. Bafa Gölü’nün eşsiz manzarasını izlerken kısa kaya tırmanışlarına uygun parkurların tadını çıkarabilirsiniz.

  • BU VOLEYBOL TERİMLERİNİN ANLAMLARINI BİLİYOR MUSUNUZ?

    Voleybol sporuyla seyirci düzeyinde de olsa ilgilenen kişiler mutlaka bu terimleri bilecektir çünkü en sık duyulanlar arasından bir derleme yaptık. Aslında ilgilisi olsak da olmasak da bu terimlerin anlamlarını bilmek bir genel kültür konusudur ve öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir. 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Smaçör, Pasör, Orta Adamı, Libero Nedir?” title_font_size=”13″]

    Hücum yapan oyunculara smaçör denir, voleybol sahasının önünde smaçör görevinde 2 ve 4 numarada iki oyuncu bulunur. Pasör, smaçörlere pas çıkartan, servis karşılandıktan sonra genellikle ikinci topu alan oyuncudur. Orta adamı, blok yapmakla birinci derecede sorumlu oyuncudur ve bu nedenle takımdaki en uzun boylu kişilerdir. Libero ise sahanın en arkasında duran 7 numaralı oyuncudur, farklı forma giyer ve adının yanında L harfi bulunur. Libero servis atamaz, smaç vuramaz, blok yapamaz çünkü savunma oyuncusudur. Bu arada bir voleybol takımının 6 kişiden oluştuğunu da belirtelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Servis, Blok, Arka Dublaj, Set Nedir?” title_font_size=”13″]

    Servis, takımların kendi yarı sahalarının başlangıcındaki 9 metrelik çizgi üzerinden topu rakip alana göndermek için yaptığı oyuna başlama vuruşudur. Blok, oyuncuların file üzerinde zıplayıp rakipten gelen topu elleriyle sert biçimde karşılamasına denir. Back coverage olarak da bilinen arka dublaj, sahanın gerisinde kalarak arka alana gelecek topları beklemektir. Bir voleybol maçı bölümlerden oluşur ve her bir bölüme set adı verilir. 25 sayıya ilk ulaşan takım seti kazanmış olur, eğer maçta 5. set oynanırsa o zaman 15 sayıya ulaşan takım kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manşet, Parmak Pas, Smaç, Plase Nedir?” title_font_size=”13″]

    Parmak pas, yüksekten gelen topu, takım arkadaşına pas kaldırmak için kullanılan vuruş şeklidir. Manşet ise top, parmak pas vuramayacak kadar alçak olursa, elleri birleştirip kolları gergin tutarak kullanılan vuruştur. İki veya dört numarada bulunan oyuncuların, kaldırılan pasa adım alarak hücum için vurma biçimine smaç denir. Plase de smaçla benzer şekilde başlayan ancak ona kıyasla çok daha yumuşak yapılan vuruşları tanımlar. Pozisyon hatası ise servis atılırken veya servis karşılanırken hakem işaretini vermeden oyuncuların birbirlerinin önüne, sağına ve soluna geçiş yapmalarına denmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Başhakem, File Hakemi, Çizgi Hakemi, Skor Hakemi Nedir?” title_font_size=”13″]

    Başhakem, özel bir sandalye üzerinde ayakta durur ve maçın tek hâkimidir. File hakemi başhakemin karşısında‚ filenin diğer ucunda yerde durur, yardımcı hakem olarak da bilinir. Çizgi hakemi, sahanın içine veya dışına düşen topları izleyerek başhakeme yardımcı olan hakemdir, bir maçta 2 veya 4 çizgi hakemi bulunur. Yazı hakemi, başhakem ile karşılıklı hizada olacak şekilde görevini yazı masasında yazan kişidir. Skor hakemi masada yazı hakeminin yanında oturan ve çalışmasına yardımcı olan hakemdir. Bir de challenge hakemi vardır ve görevi, elektronik karşılaşma cetveli kullanımlarını sorunsuzca sağlamaktır.

  • OLİMPİYAT OYUNLARI HAKKINDA KISA KISA

    Citius, Altius, Fortius, yani “Daha hızlı, Daha yüksek, Daha güçlü.” Binlerce sporcunun ve milyonlarca sporseverin buluştuğu Olimpiyat Oyunları’nın sloganı böyle… Bu slogan ile sporculara öğütlenen ise zannedildiği gibi birinciliğe oynamaları değil, ellerinden gelenin en iyisini yapmaları… Yaz ve kış sporları olmak üzere ayrı ayrı dört yılda bir düzenlenen, dünyanın en büyük spor etkinliklerinden olan Olimpiyat Oyunları hakkında daha fazla bilgi için okumaya devam edin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Olimpiyat Oyunları’nın fikir babası Pierre de Coubertin” title_font_size=”13″]

    Olimpiyat Oyunları’nın tarihi her ne kadar Antik Yunan’a kadar uzansa da günümüzde halen yapılmakta olan organizasyonu ilk başlatan Pierre de Coubertin olmuştur. Fransız aristokrat bir aileden gelen Coubertin, 1892’de Paris Sorbonne Üniversitesi’ndeki bir konuşmasında uluslararası spor organizasyonu yapılmasını önermiş ve ilk Uluslararası Olimpiyat Komitesi de 23 Haziran 1894’te kendisinin önderliğinde toplanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İlk modern Olimpiyat Oyunları Atina’da gerçekleşti” title_font_size=”13″]

    1896 yılında ilk kez olimpiyat tarihinin anısına Atina’da düzenlenen modern olimpiyatlara 14 ülkeden 241 sporcu katıldı. Yunanlıların bu organizasyonun daimi olarak ülkelerinde düzenlenmesi talebine Uluslararası Olimpiyat Komitesi olumlu cevap vermedi ve ikincisini Paris’te gerçekleştirdi. 1921’de yapılan Olimpiyat Kongresi’nde ise tüm kış sporlarını içine alacak bir de Kış Olimpiyatları düzenlenmesine karar verildi. Sadece kış sporlarını kapsayan Kış Olimpiyatları ilk kez 1924’te Fransa’nın Chamonix bölgesinde yapıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Olimpiyat bayrağındaki iç içe geçmiş 5 halka” title_font_size=”13″]

    Olimpiyatları temsil eden bazı simgeler vardır ve bunların başında 1914’te kabul edilen Olimpiyat bayrağı gelmektedir. Bayrak, beyaz üzerinde farklı renklerden oluşan iç içe geçmiş 5 halkadan oluşur. Halkalar Amerika, Afrika, Asya, Avustralya, Avrupa olmak üzere 5 kıtayı temsil eder. Ayrıca yarışlara katılan ülkelerin bayraklarında en az bir renk Olimpiyat bayrağındaki halkaların rengiyle örtüşür. Bu bayrak ilk kez 1920 Yaz Olimpiyatları’nda kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Organizasyonun en önemli simgelerinden Olimpiyat Ateşi” title_font_size=”13″]

    Olimpiyatlar başlamadan önce yakılan ve kapanışa kadar da yanmaya devam eden Olimpiyat meşalesi yalnızca Güneş ışığı ve bir mercek aracılığı ile yakılır. Olimpiyatların yapılacağı yere kadar da elden elde verilerek şehir şehir dolaştırılır. Ve en sonunda bu meşale ile açılış törenindeki Olimpiyat Ateşi tutuşturulur. İlk kez 1936 yılında gerçekleşen bu uygulama ile dünyada birbirinden renkli görüntüler ve ilginç olaylar gerçekleşmiştir. Örneğin 2000 yılında olimpiyat meşalesinin Sydney’e taşınma güzergâhı Avustralya yerlilerince kutsal olan Ayers Kayası’ndan başlamış ve bu hatta bir milyon kişi toplanmıştır. 2010 Vancouver Kış Olimpiyatları’nda ise meşale Kanada’daki güzergâhında 12 bin kişi tarafından taşınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Olimpiyat Oyunları’nın olmazsa olmazı açılış töreni” title_font_size=”13″]

    Olimpiyat Oyunları için ev sahibi ülke tarafından görkemli bir açılış töreni düzenlenmesi bir gelenek halini almıştır.  Yüksek bütçelerle düzenlenen bu törene, olimpiyatlar hangi ülkede yapılıyorsa o ülkenin ulusal marşı eşliğinde başlangıç yapılır. Hakemler ve sporcuların tamamı olimpiyat yemini ederler ve yemin seçilen bir sporcu tarafından okunur. Sonrasında tören artistik, sanatsal ve kültürel gösterilerle devam eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Olimpiyat madalyasının üstündeki simgeler” title_font_size=”13″]

    Açılış töreni kadar önemli olan ve her yarışın sonunda veya en geç bir gün sonra yapılan diğer bir tören de madalya törenidir. Yarışta ilk üçe girene kaplama altın, kaplama gümüş ve bronz madalyalar takılır. Kürsüde birincinin yeri yüksektedir. Madalyalar takıldıktan sonra birinci olan sporcunun ülkesinin milli marşı çalınır. Madalyaların bir yüzünde elinde zafer çelengi tutan Nike kabartması, diğer yüzünde ise oyunların düzenlendiği ülkeye ait yerel simgeler yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Olimpiyatlarda spor ve sporcu kriterleri” title_font_size=”13″]

    Bir sporun Olimpiyat Oyunları’nda yer alabilmesi için dünyada yaygın olarak oynanması daha net bir ifadeyle en az 25 ülkede yapılan bir spor olması gerekir. Günümüzde Yaz Olimpiyatları’nda 26, Kış Olimpiyatları’nda 15 spor dalı ve bu spor dalları altında farklı disiplinler yer almaktadır. Olimpiyatlardaki sporcu kriteri ise olimpik liyakate sahip olmasını gerektirir. Hangi spor dalında nasıl bir liyakat gerektiği konusu ise ülkenin Ulusal Olimpiyat Komitesi ve Ulusal Spor Federasyonu ile Uluslararası Spor Federasyonları tarafından belirlenir.

  • Yaz Tatilinize Heyecan Katacak 13 Rafting Parkuru

    Yaz Tatilinize Heyecan Katacak 13 Rafting Parkuru

    Adrenalin tutkunlarının ve doğa düşkünlerinin en sevdiği spor dallarından biri olan rafting için ülkemizde birçok parkur bulunmaktadır. Türkiye’nin hemen her bölgesinde; vadilerden yaylalardan geçen, yeşiller içinde uzanan nehirler, çaylar rafting parkurlarına ev sahipliği yapar. Bu rotaların bazıları amatörlere bazıları profesyonel raftingcilere uygundur. Güzel ülkemizin yerli yabancı birçok sporcuyu ağırlayan rafting parkurlarını araştırdık, yaz tatiline heyecan katmak isteyen okuyucularımız için 13 maddelik listemizde topladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dalaman Çayı – Muğla” title_font_size=”13″]
    muğla, dalaman

    Bodrum, Fethiye gibi tatil beldelerinin yakınında bulunan Dalaman Çayı, tatilcilerin sıklıkla tercih ettiği bir rafting rotası oluyor. Burada iki farklı zorluk derecesinde etaplar bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bekilli Deresi – Denizli” title_font_size=”13″]

    Bekilli Deresi, her mevsimde rafting yapmaya uygun bir parkurdur. 9.5 km uzunluğundaki etap yaklaşık 2 saatte tamamlanır. Özellikle daha sakin bir ortamda raftingin keyfini çıkarmak isteyen sporseverler için Bekilli Deresi uygun bir tercih olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manavgat Çayı – Antalya” title_font_size=”13″]
    manavgat

    Manavgat Çayı üzerinde bulunan şelaleler ve çağlayanlar bu sporun amatörleri için tehlikeli olabiliyor. Bu sebeple bu rota daha çok profesyoneller tarafından tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çoruh Nehri – Artvin” title_font_size=”13″]
    çoruh nehri, rize

    Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh, bu özelliği nedeniyle rafting sevdalılarının favori adreslerindendir. Hatta 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Köprüçay – Antalya” title_font_size=”13″]
    antalya

    Toros dağlarından doğan Köprüçay’ın parkuru üzerinde farklı zorluklarda etaplar bulunur. Ayrıca çayın iki yanındaki arkeolojik kalıntılar da bu parkuru daha da ilginç kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Melen Nehri – Düzce” title_font_size=”13″]
    rafting

    Düzce’den doğup Karadeniz’e dökülen Melen Nehri üzerinde, Mart ile Aralık ayları arasında rafting yapılabilir. 13 kilometre uzunluğundaki parkur amatörler için de uygun olduğundan birçok kişinin favori rafting rotasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barhal Çayı – Artvin” title_font_size=”13″]
    barhal çayı, artvin

    18 kilometre uzunluğundaki parkurun 4 farklı zorluk derecesinde etabı bulunmaktadır. Barhal Çayı rotasında Artvin’in mükemmel doğasının da tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İkizdere Nehri – Rize” title_font_size=”13″]
    ikizdere nehri, rize

    İkizdere Nehri amatör raftingcilerin de tercih ettiği parkurlardan biri. Bu rotanın bir diğer özelliği ise etrafındaki yaylalarda dinlenip, piknik yapma imkânı sunması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Munzur Çayı – Tunceli” title_font_size=”13″]

    Ülkemizdeki en az bilinen rafting parkurlarından biri olan Munzur Çayı parkuru karların erimeye başladığı Mayıs ayından itibaren bu spor için uygun debiye kavuşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zamantı Irmağı – Kayseri ” title_font_size=”13″]

    1500 metre yükseklikteki Uzunyayla’dan doğan Zamantı, yerli yabancı birçok rafting severin gözdesi olmuştur. 21 km parkurda tam 8 adet farklı zorlukta etap bulunması da Zamantı’yı önemli bir rafting merkezi haline getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fırtına Vadisi – Rize” title_font_size=”13″]

    Tamamlanması yaklaşık bir saat süren Fırtına Deresi parkuru, parkurun etrafındaki doğal güzellikler sayesinde rafting tutkunları arasında haklı bir üne kavuşmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dragon Çayı – Anamur” title_font_size=”13″]
    dragon çayı, anamur

    1500 metre yükseklikteki Uzunyayla’dan doğan Zamantı, yerli yabancı birçok rafting severin gözdesi olmuştur. 21 km parkurda tam 8 adet farkı zorlukta etap bulunması da Zamantı’yı önemli bir rafting merkezi haline getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alara Çayı – Alanya” title_font_size=”13″]
    alara çayı, alanya

    Alara Çayı’nda yılın her zamanı rafting yapılabilse de özellikle karların eridiği bahar aylarında nehrin debisi artar. Çayın üzerinde yer alan ufak şelaleler de bu rotayı özel kılar.

  • Dünya Kupası’nın Gelmiş Geçmiş En Efsanevi 8 Futbolcusu II

    Dünya Kupası’nın Gelmiş Geçmiş En Efsanevi 8 Futbolcusu II

    1930 yılından beri her 4 yılda bir düzenlenen Dünya Kupası insanlığın gördüğü en büyük organizasyonlardan biri… Sadece futbol sevdalılarını değil tüm dünyayı ekran başına toplayan bu büyük turnuvada gösterdiği performansla efsaneleşen, tüm genç futbolculara ilham veren 8 büyük futbolcuyu listelediğimiz ikinci içeriğimizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    brezilya milli takımı

    3 Dünya Kupası’nda Brezilya Milli Takımı’nda oynama şansı bulan Roberto Carlos, milli takım jübilesini de 2006 Dünya Kupası’nda yaptı. Brezilya’nın kupayı kaldırdığı 2002 senesinde final maçında sergilediği oyunla göz dolduran Carlos, FIFA’nın Rüya Takımı’na dâhil edildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    1990 almanya milli takımı

    1990 yılında Dünya Kupası’nı kazanan Almanya’nın kaptanı Matthäus, aynı zamanda en çok uluslararası maç oynayan Alman futbolcu unvanını da taşıyor. Matthäus’un devleştiği maçlardan biri ise Diego Maradona’ya bir gol bile attırmadığı 1986 Dünya Kupası Finali.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    zidane real madrid

    Fransa’nın en büyük yıldızlarından Zinedine Zidane 3 Dünya Kupası’nda forma giydi. İlk kupa maçına 1998 yılında çıkan Zidane,  Kupa Finali’nde attığı 2 gol ile Fransa’nın Brezilya’yı yenerek maçı 3-0 kazanmasında ve tarihte ilk kez kupayı evine götürmesinde büyük rol oynadı. Finalin sonrasında Zidane ülkesinde bir kahramana dönüşmüştü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Maldini’nin Dünya Kupası macerası 1990’da başladı. 1994 yılındaki turnuvada ise İtalya’nın kaptanı olarak sahaya çıktı. Maldini, futbolu bıraktığında İtalya’nın en çok uluslararası maça çıkmış oyuncusuydu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Genç yaşta yeteneği fark edilen Van Basten’ın Dünya Kupası ile ilk randevusu Hollanda’nın 1983 Dünya Gençler Şampiyonası’na çağrılmasıydı. Van Basten performansıyla Avrupa’nın en iyi forvetlerinden biri olarak kabul edildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    messi barcelona

    Çoğu otoritenin günümüzün en iyi futbolcuları arasında saydığı Messi, Dünya Kupası’nda ilk golünü 2006’da attı. 2018’de dördüncü kez dünyanın en büyük turnuvasında oynama şansı bulan Arjantin’in yıldızı, Maradona’nın varisi olarak görülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    şişman ronaldo

    Brezilya’nın efsanevi futbolcularından Ronaldo 1998, 2002 ve 2006 Dünya Kupalarında yıldızlaştı. Brezilya’nın kupayı kaldırdığı 2002 yılında turnuvanın en çok gol atan futbolcusu olarak Altın Ayakkabı ödülünü kazandı, 2006’da ise Bronz Ayakkabı ödülünü kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    ronaldo, cr7

    Messi ile beraber günümüz futbolunun en çok konuşulan oyuncusu olan Portekizli yıldız Ronaldo, 2014 Dünya Kupası’nda takımı gruplardan çıkamasa bile oynadığı maçlardaki performansıyla adından söz ettirmişti. 2018 de ise açılış maçından Uruguay’a yenilerek turnuvaya veda ettiği âna kadar futbol severlerin en çok konuştuğu isimlerden biri oldu.