Kategori: Spor

  • ÜÇ KEZ DÜNYA ŞAMPİYONU BİR MOTOSİKLETÇİ

    Rüzgârla yarışan bir azmin adı: Toprak Razgatlıoğlu. Bugün, “El Turco (Türk)” lakabıyla tanınan Türkiye’nin dünya şampiyonu motosikletçisi Toprak Razgatlıoğlu’nun yaşamına birlikte bakalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    16 Ekim 1996’da Antalya’nın Alanya ilçesinde dünyaya gelen Toprak Razgatlıoğlu, motor sporlarının içinde büyüdü. Çünkü babası, Türkiye’nin efsanevi “Tek Teker Arif”i olarak tanınan Arif Razgatlıoğlu’ydu. Babasının gösteri sürüşleri ve motosiklet tutkusuyla yetişen Toprak, Sakarya’daki toprak pistlerde basit motorlarla yaptığı antrenmanlar sayesinde motor üzerindeki dengesini ve hissiyatını erkenden geliştirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Henüz 13-14 yaşlarındayken Türkiye Pist Şampiyonası’nda adını duyurmaya başladı. 2011’de Türkiye Şampiyonası’nda elde ettiği başarılar, onun uluslararası arenaya adım atmasının önünü açtı. Sert frenajları, agresif viraj girişleri ve cesur geçişleriyle Kenan Sofuoğlu’nun dikkatini çekti. Motosiklet tutkusuyla buluşan bu iki isim arasındaki bağ, ileride gelecek büyük başarıların da temelini oluşturdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    2012’de Türkiye Motosiklet Pist Şampiyonası 600 cc A Grubu ve TMF GP 600 cc kategorilerinde elde ettiği çifte zaferle ulusal arenadaki üstünlüğünü kanıtladı. İlk uluslararası başarısını 2013 yılında Red Bull MotoGP Rookies Cup’a katılarak Almanya’da elde etti. 2014’te Avrupa Superstock 600 Şampiyonası’nda ilk birinciliğini elde eden Toprak, aynı yıl Türkiye Pist Şampiyonası’nı da zirvede tamamladı. 2015 sezonunda Avrupa Superstock 600 Şampiyonası’nda şampiyonluğa ulaşarak hem Türkiye’de hem dünyada motor sporları camiasının dikkatini çekti. Bu başarısıyla Superstock 1000 sınıfına yükselen genç sporcu, 2016’da altıncı olurken; 2017’de şampiyonluğu yalnızca sekiz puan farkla kaçırarak dünya sahnesine hazır bir isim olduğunu gösterdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    2017 yılında takım testleri için bulunduğu İspanya’dan kısa süre önce Türkiye’ye dönen Toprak, acı bir haberle sarsıldı. Babası Arif Razgatlıoğlu, motosikletiyle seyir hâlindeyken bir kamyonetle çarpışmış ve olay yerinde yaşamını yitirmişti. Motosikletteki ilk öğretmenini ve en büyük destekçisini kaybeden genç sporcu, yaşadığı derin üzüntüye rağmen yoluna daha büyük bir kararlılıkla devam etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2018 yılında Kawasaki Puccetti Racing takımıyla Dünya Superbike Şampiyonası’nda (WorldSBK) yarışmaya başladı ve iki kez ödül kürsüsüne çıkarak “Yılın Çaylağı” ünvanını kazandı. Yağmurda sergilediği müthiş performansı, agresif frenajları ve rakiplerine karşı korkusuz geçişleri sayesinde kısa sürede seyircilerin ilgi odağı oldu. 2019 sezonunda Fransa’daki Magny-Cours Pisti’nde kazandığı iki galibiyet, Toprak için kariyerinde önemli bir dönüm noktasıydı ve ona “Yılın En İyi Bağımsız Sürücüsü Ödülü”nü kazandırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2020 sezonu için PATA Yamaha WorldSBK resmî takımıyla anlaşıp kariyerinde başka bir sayfa açtı. Yeni takımıyla Avustralya’daki Phillip Island yarışında ilk zaferini kazanan Toprak, sezon boyunca toplam 9 kez podyuma çıktı. 2021 sezonunda ise muhteşem bir istikrar gösterdi ve yıllardır şampiyonluk serisini sürdüren Jonathan Rea’yi geride bırakarak 2021 Dünya Superbike Şampiyonu oldu. Bu zafer, Toprak’ın adını dünya motor sporları camiasına kalıcı biçimde kazırken, onu Türkiye tarihinin ilk Dünya Superbike Şampiyonu yaptı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    2022 ve 2023 sezonlarında şampiyonluk mücadelesini sürdürerek birçok yarış kazandı ve istikrarını korudu. 2023’ün sonunda Yamaha ile yollarını ayırıp BMW’ye transfer oldu. Üst üste elde ettiği galibiyetler sayesinde şampiyonluğa ulaştı. Bu zafer, kariyerindeki ikinci dünya şampiyonluğunu kazandırmasının yanı sıra, BMW’nin uzun yıllar sonra takımlar ve sürücüler düzeyinde zirveye çıkışını da simgeliyordu. Böylece Toprak, iki farklı marka ile dünya şampiyonu olmayı başaran nadir isimlerden biri oldu. 2025 sezonunda ise son yarışa kadar süren şampiyonluk mücadelesini başarıyla tamamlayarak BMW ile üst üste ikinci ve toplamda üç kez dünya şampiyonluğunu elde etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Babası Arif Razgatlıoğlu’nun mirasını pistlerde yaşatmaya devam eden Toprak Razgatlıoğlu, kendine özgü sürüş tarzıyla BMW ile elde ettiği başarıların ardından MotoGP tekliflerini değerlendirdi ve 2026 sezonu için resmî olarak Prima Pramac Yamaha MotoGP’ye geçiş kararı aldı. Bu adım spor tarihimizde de bir ilk, çünkü ilk kez bir Türk yarışçı MotoGP’de ülkemizi temsil edecek. Yamaha destekli Pramac Racing takımıyla MotoGP’de yarışacak olan genç sporcu, MotoGP kariyerindeki ilk resmî yarışına 2026 sezonunun açılış ayağı olan Tayland Grand Prix’inde çıkacak.

  • KÜREK SPORU

    Kökenleri Eski Mısır’a kadar uzanan kürek sporu, ilk kez Romalılar ve Mısırlılar tarafından yapıldı. M.Ö. 25. yüzyıla kadar uzanan hikâyesi, Akdeniz ve Nil Nehri çevrelerinde yükselen Asur ve Mısırlılardan kalan kabartmalarda üç kürekli sandallara kadar uzanmaktadır. Kürekle dünyayı ilk kez dolaşanlar ise denizcilik ustası Vikingler olmuştur. 1715’te İngiliz kayıkçılarının kendi aralarında düzenledikleri “Doggest Coat Badge” ise modern kürek yarışlarının ilki sayılmaktadır. Gelin çok eski tarihlere kadar uzanan hikâyesiyle kürek sporunun tekniklerini ve araçlarını öğrenelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kürek sporunda teknenin en sonunda sporcuların ters yönünde oturarak kürekçilere yön veren sporculara 1 numara denir. Kürek teknesindeki diğer sporcular ise kürekçilerdir ve gittikleri yöne sırtlarını dönerek kürek çekerler. Yarış sırasındaki en temel kuralların başında teknenin kendi kulvarında gitmesi, diğer teknelere engel olmaması şartı gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kürek sporunda tekli, ikili, dörtlü ve sekizli olmak üzere dört farklı kategori vardır. Dar, hafif ve uzun kayıklara futa denir. Dalgasız sularda yapılması gereken bu sporda yarışan kayıklar başlama çizgisinde hazır olduklarında “iki dakika” uyarısı yapılır ve 2 bin metrelik parkurda altı takım yarışır. Başlama uyarısından sonra sporcuların birbirleriyle eş zamanlı olarak kürekleri çekmeleri gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kürek sporu olimpiyatlar dahil olmak üzere birçok uluslararası turnuvada temsil edilmektedir. Kürek sporu performans küreği olarak adlandırılan yarışma küreği ile profesyonel sporcuların alanına girerken, sağlıklı yaşamak için yapılan küreklere de rekreasyon küreği adı verilir. Yarış kayıklarına göre daha geniş kayıklar ile yapılan rekreasyon küreğinde temel amaç hız yapmak olmadığı için kullanılan kürekler de farklıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kürek sporcuları, kayıklarına kurallara göre belirlenmiş bir dizi hareket ile yerleşirler ve kayıklarına oturduklarında güvenlik önlemi olarak ayaklarını ve bellerini kemerle sabitlerler. Sağ ve sol ellerinde bulunan her bir küreğin hareketi takım arkadaşlarıyla senkronizedir. Vücuttaki tüm büyük kas gruplarını aktif olarak çalıştıran bu sporda, ilk bakışta sadece üst vücut kasları kullanılıyor gibi gözükse de aslında her kürek hareketinde kullanılan gücün yaklaşık %60’tan fazlası bacak kas gruplarından sağlanır. Kürek, en iyi kardiyovasküler antrenman yöntemlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği sporlardan biri olan kürek sporunun Anadolu’daki tarihi Selçuklular dönemine dayanmaktadır. Çaka Bey, 11. yüzyılda İzmir’i hakimiyeti altına aldıktan sonra 40 tekneden oluşan büyük bir kürek donanması kurmuş ve Ege Denizi’nde üstünlük sağlamıştır. 16. yüzyılda İstanbul Boğazı’nda kürek yarışları yapılmış, ilk resmî yarış ise 1913’te gerçekleşmiştir.

  • FARKLI SPOR DALLARINA ÖZGÜ TOPLAR

    Başrolünde top olan birçok spor dalı bulunuyor. Kimi bir kale ya da potaya atılmaya kimi fileden aşırılmaya çalışılırken kimi bir araçla en uzağa atılmak üzere oyunda yer alıyor. Boyutları, biçimleri, renkleri birbirinden farklı o toplardan bazılarını aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Farklı renklerde olabilen bovling topunun ağırlıkları 2,7 ile 7,2 kilogram arasında değişir. Kauçuk, üretan, plastik ve reçineden yapılabileceği gibi bunların karışımından da imal edilebilir. Üstünde üç delik bulunur, alttaki deliğe başparmak, üstteki iki deliğe ise yüzük ve orta parmaklar yerleştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Günümüz geleneksel beyzbol topları ise makineler yardımıyla sıkı bir yumağa dönüştürülmüş iplerin dana derisiyle kaplanmasından oluşur. Beyzbol topundaki en önemli detay ise dana derisinin kırmızı renkli iplikle ve 108 adet çift dikişle elde dikilmesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Genellikle beyaz olan golf topu, ortalama 46 gram ağırlıktadır. Esnek kauçuğun hamur hâline getirilmesi ve çeşitli işlemlerden geçirilmesiyle yapılır. Son aşamada topun üstü yüzlerce küçük çukurla kaplanır. Bu çukurlar topun havada rahat süzülmesi ve daha uzak mesafeye ulaşabilmesi içindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zaman içinde tahta, fildişi, plastik gibi malzemelerden üretilen bilardo topunun günümüzdeki ham maddesi melamin reçinesidir. Ağırlığı 220 gram ve çapı 62,2 milimetre olan 16 bilardo topu bulunur. Farklı renklere veya aynı renklerin farklı şeritlerine sahip bu topların, bilardo oyunu türüne göre tümü veya bir kısmı kullanılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    10 yaş ve altındaki sporcular için renkli toplar kullanılmakla birlikte, profesyonel alanda sarı-yeşil karışımı fosforlu rengi tercih edilen tenis topları kauçuktan yapılmış, üzeri lifli keçeyle kaplanmıştır. Üst ve alt tarafı iki kalın beyaz çizgiyle çevrelenen bu toplar 56,70-58,47 gram ağırlığındadır. Çapı ise 6.35-6.67 santimetredir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Esnek deri veya sentetik deriyle kaplanmış olan voleybol topunun ortalama ağırlığı 260-280 gram, çapı ise 65-67 santimetre arasında olmalıdır. FIVB Voleybol Oyun Kuralları çerçevesinde standartlar belirlenmiş fakat renk konusunda özellikle bir vurgu yapılmamıştır. Beyaz, turuncu, sarı, mavi, yeşil gibi tek renk veya bunların kombinasyonu olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    En ilginç toplardan biri, ileriye fırlatılmasını ve döne döne yol almasını sağlayan mekik biçimindeki görüntüsüyle Amerikan futbolu topudur. Dış kısmı deriyle kaplıdır ve üstünde oyun kurucunun parmaklarıyla rahat kavramasına izin veren kabarık dikişler bulunur.

  • AVUSTRALYA AÇIK’TAN DÜNYA SIRALAMASINA: ZEYNEP SÖNMEZ

    Avustralya Açık’ta tek kadınlarda ikinci tura yükselmeyi başaran ilk Türk kadın tenisçi olan Zeynep Sönmez, son yıllarda elde ettiği uluslararası sonuçlarla Türk tenisinde dikkat çeken bir isim. Alt yaş kategorilerinden başlayarak ITF, WTA ve Grand Slam turnuvalarına uzanan kariyeri boyunca istikrarlı bir gelişim gösterdi; disiplinli çalışma anlayışı ve kort içi tutumuyla öne çıktı. Yazımızda, Zeynep Sönmez’in çocukluk yıllarından profesyonel kariyerine uzanan yolculuğunu sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Zeynep Sönmez, 30 Nisan 2002 yılında İstanbul’da doğdu. Tenisle altı yaşında tanıştı. Ailesinin yaz okuluna kaydettirdiği bu dönemde basketbol ve yüzme derslerine katıldı. Ancak ilgisi tenis kortuna yöneldi. “Yaz okuluna yazdırıyor ailem beni. Basket ile yüzme. Ama ben basketi sevmemişim. Kaçıp, büyük raketlerle tenis oynamaya gidiyormuşum.” sözleriyle o günleri anlatan Sönmez, yaz okulunda antrenörü tarafından fark edildi ve 8 yaşında ilk turnuvasını kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Profesyonel kariyerine ITF turnuvalarıyla adım atan Zeynep Sönmez, 2020 yılında Antalya’da düzenlenen 15K turnuvasında ilk ITF şampiyonluğunu kazandı. 2022’de 15K Monastir ve 25K Sozopol turnuvalarında iki ITF şampiyonluğu elde etti. 2023 yılında WTA seviyesinde ana tablolarda yer almaya başladı. Aynı yıl ’s-Hertogenbosch’ta ve Hamburg’da WTA Tur ana tablosunda ilk maçlarını oynadı. Wimbledon ve ABD Açık’ta ilk kez Grand Slam elemelerine katıldı. 2023’te Ljubljana’da ilk WTA 125 finaline, Kozerki’de ise WTA 125 yarı finaline ulaştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    2024 yılında Merida’da ilk WTA Tur tekler şampiyonluğunu kazandı ve Çağla Büyükakçay’ın 2016 İstanbul zaferinden bu yana WTA Tur’da tekler şampiyonluğu elde eden ilk Türk tenisçi oldu. Aynı yıl Monastir’de çeyrek finale yükseldi. Sezonu ilk kez ilk 100 içinde tamamladı ve yılı kariyerinin en yüksek derecesi olan 89. sırada bitirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zeynep Sönmez, Türk tenis tarihinde önemli ilklere imza atmaya devam ediyor. 2025’te Wimbledon’da Açık Dönem’de Grand Slam üçüncü turuna çıkan ilk Türk tenisçi olan Sönmez, aynı yıl Merida’da çeyrek final oynadı ve Pekin’de ilk WTA 1000 ana tablo galibiyetini alarak üçüncü tura yükseldi. Bu başarıların ardından 20 Ekim 2025’te dünya sıralamasında kariyerinin en iyi derecesi olan 69. sıraya çıktı. 2026 sezonuna da iddialı başlayan millî tenisçi, Avustralya Açık’ta Ekaterina Alexandrova’yı ve ardından Anna Bondar’ı set vermeden geçerek üçüncü tura yükseldi. Böylece Avustralya Açık ana tablosunda teklerde üçüncü tura çıkan ilk Türk kadın tenisçi oldu. Turnuvaya üçüncü turda veda etse de Sönmez’in Avustralya Açık performansı, Türk tenisinde açılan yeni sayfanın güçlü bir göstergesi oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünya sıralamasında 112. sırada yer alan Sönmez, maçın ikinci setinde örnek bir davranış sergiledi. Rakibi Alexandrova servis atarken rahatsızlanan bir top toplayıcıyı fark eden millî tenisçi, oyunu durdurup genç kıza yardım etti ve kort kenarına alınmasını sağladı. Sönmez, yaşananların ardından iyi bir sporcu olmaktan önce iyi bir insan olmanın önemine vurgu yaparak yardım etmenin içgüdüsel olduğunu ve herkesin aynı şeyi yapacağını söyledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Zeynep Sönmez, antrenman sürecinde fiziksel çalışmaların yanı sıra mental hazırlığa da zaman ayırdığını ifade ediyor. Maç sırasında kullandığı notlarda taktik başlıkların yanı sıra oyun içinde odağını yeniden toplamasına yardımcı olan kısa hatırlatmalar yer alıyor. Karşılaşmalara belirli bir ritüel ya da totem olmadan, fiziksel ve mental olarak maçı zihninde oynayarak hazırlandığını aktarıyor. Turnuvaya üçüncü turda veda etse de Sönmez’in Avustralya Açık performansı, Türk tenisinde açılan yeni sayfanın güçlü bir göstergesi oldu.

  • 8 Unutulmaz Dünya Kupası Finali

    8 Unutulmaz Dünya Kupası Finali

    1930’dan beri her 4 yılda bir tüm dünyanın nefesini tutarak izlediği Dünya Kupası tam bir ay sürüyor ve her seferinde birbirinden ilginç final maçlarıyla sona eriyor. Kupa finallerine dünyanın en iyi futbolcuları hünerlerini göstermek ve takımlarına kupayı kazandırmak umuduyla çıkıyorlar, hâliyle Dünya Kupası finalleri de unutulmaz olaylara, hayran bırakan performanslara sahne oluyor. Bu içeriğimizde kupanın unutulmaz finallerini listeliyor bizim için belki de en unutulmayacak maçlardan biri olan 2002 Dünya Kupası başarımızı ve Türkiye – Senegal Çeyrek Finali’nde atılan Altın Gol ile yüzümüzü güldüren millî takımımızı da hatırlıyor ve sizi futbol tarihinin en gösterişli anlarıyla buluşturuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1930 Uruguay – Arjantin Finali” title_font_size=”13″]

    İlk Dünya Kupası’nın finali de unutulmaz olmuştu. Sadece Plata Nehri ile birbirinden ayrılan Uruguay ve Arjantin finalde karşı karşıya geldi ve Güney Amerika’da hayat bu maç için durdu. Uruguay’ın ilk Dünya Kupası’nı kaldırdığı 30 Temmuz 1930’da her iki ülkede fabrikalar bile çalışmamıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1958 Brezilya – İsveç Finali ” title_font_size=”13″]

    İsveç’in ev sahipliği yaptığı bu maç bir değil birçok ilke sahne olmuştu. Avrupalı bir takım ile Amerikalı bir takımın karşı karşıya geldiği ilk final maçıydı. Brezilya’nın kazanarak dünyanın en değerli kupasını kaldırdığı maçın yıldızı ise Pelé oldu. Pelé, o zaman henüz 17 yaşındaydı ve Dünya Kupası Finali’nde gol atan en genç futbolcu olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1966 Batı Almanya – İngiltere Finali” title_font_size=”13″]

    İngiltere’nin 4-2 kazandığı final maçı belki de kupa tarihinin en tartışmalı gollerinden birine şahit olmuştu. İki takım 2-2 berabereyken, İngiliz Geoff Hurst’ün şutu kale direğinden sekti ve gol çizgisinin üzerine düştü. Hakemin golü vermesine rağmen İngiltere’yi öne geçiren golün meşru olup olmadığı yıllarca tartışıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1982 İtalya – Batı Almanya Finali” title_font_size=”13″]

    1982 Dünya Kupası, İtalya’nın kazandığı ne ilk ne de son kupaydı ama belki de en coşkuyla kutlananıydı. İtalya’nın kupayı kaldırmasını sağlayan kritik golü atan Tardelli’nin gol sevinci kupa tarihinin en unutulmaz anlarından biri olarak hatırlandı. Tardelli attığı golü kutlarken o kadar yüksek sesle bağırmıştı ki “Tardelli Çığlığı” yıllarca hatırlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1986 Arjantin – İngiltere Finali” title_font_size=”13″]

    Bu maçı seyretme olanağı bulanlar dünyanın en şanslı futbol seyircileri olabilir çünkü dünyanın en çok konuşulan gollerinin ikisi bu maçta atıldı ve her ikisi de ünlü Arjantinli yıldız Maradona’nın eseriydi. Maradona’nın eliyle müdahalede bulunarak attığı gol yıllarca sürecek büyük tartışmalara sebep olurken, kendi yarı sahasından İngiltere kalesine dek her önüne gelene çalım atarak ağlara gönderdiği gol “Yüzyılın Golü” seçildi

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1994 Brezilya – İtalya Finali” title_font_size=”13″]

    Brezilya ve İtalya’nın karşı karşıya geldiği 1994 finalinde 90 dakika içinde üstün gelen bir takım olmadı ve maç penaltılara kaldı. İlk kez bir dünya kupası penaltı atışları sonrasında sahibini buldu. Brezilya’nın kazandığı kupa finalinin en büyük kaybedeni ise penaltı kaçırdığı için sert eleştirilere maruz kalan İtalyan yıldız oyuncu Roberto Baggio olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2006 Fransa – İtalya Finali ” title_font_size=”13″]

    Fransa ve İtalya arasında oynanan 2006 Dünya Kupası finali birçok açıdan unutulmayacak bir maçtı. Bu final aynı zamanda Avrupa’nın gördüğü en büyük futbolculardan biri olan Zidane’ın jübilesiydi ama tahmin edilmeyecek bir şekilde bitti. Normal süresinde tamamlanamayan maç uzatmalara ve sonrasında penaltılara kaldı. Kupayı kazanan taraf İtalya oldu ama maça damga vuran olay Zidane ile Materazzi’nin arasındaki kavgaydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2002- Türkiye – Senegal Çeyrek Finali” title_font_size=”13″]

    Listedeki diğer maçlar gibi bir final maçı olmasa da 2002 Dünya Kupası Çeyrek Finali’nde Senegal ile karşılaşmamız hepimiz için unutulmaz olmuştur. Dünya üçüncüsü olarak tamamladığımız 2002 turnuvasının çeyrek finalinde, Ümit Davala’nın verdiği başarılı pası değerlendiren İlhan Mansız’ın attığı Altın Gol ile Senegal’i 1-0 yenmiş ve adımızı üçüncülük karşılaşmasına yazdırmıştık.

  • 20. YÜZYILDA BAŞLAYAN PİLATES HAREKETİ

    20. YÜZYILDA BAŞLAYAN PİLATES HAREKETİ

    Atalarımız çok daha önceleri hareket berekettir demiş… 20’nci yüzyılın başlarında ortaya çıkan pilates de tam anlamıyla vücudun her kasını hareket ettirmeye dayanıyor. Tahmin edersiniz ki insan bedenine faydaları gün geçtikçe onaylanan egzersiz yöntemini listemize almasaydık olmazdı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Pilates adı, mucidi Joseph Pilates’ten geliyor. Çocukluğunda romatizmal hastalıklar geçiren Pilates, Doğu kökenli egzersizleri fizyoloji ve hareket bilimleriyle birleştirmiş, adına da “kontroloji” demiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kas ve iskelet sistemini korumaya yönelik egzersizler içeren pilates bir spor dalı değildir. Ülkemiz dâhil tüm dünyada bir çeşit rehabilitasyon, fizyoterapiye yardımcı bir yöntem olarak benimsenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bütün vücudun esnemesini ve böylece omurların arasının açılmasını sağlayan pilatese insanlar, vücut duruşunun doğru bir pozisyon alması, omurgasının daha sağlıklı olması için yöneliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kolay ya da zor diyemeyeceğimiz pilates kişinin genel yapısına en uygun egzersizleri yapmasını içerir. Yaralanma riski olmadığı ve az enerji harcayarak yapılabildiği için de her yaştan insan ilgilenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yaşınız kaç olursa olsun önemli olan egzersizlerin sürekli, düzenli ve akılcı biçimde yapılmasıdır diyor Joseph Pilates. Biz de sonuçlarını uzun vadede alabileceğiniz, istikrar gerektiren bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Klasik pilates için gerekli olanlar kolaylıkla bulabileceğiniz türden malzemelerdir; top, çember, bant, atlama ipi, dambıl ve tabii ki zemin egzersizi yaparken konforunuzu artıracak bir mat…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Herhangi bir alete ihtiyaç duymadan mat üstünde yapılan pilates türünü, doğru nefes tekniklerini doğru hareketlerle buluşturarak evde de rahatlıkla uygulayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Matla yapılan pilatesten daha yoğun ve hareketli olarak yapılan reformer pilates ise kısa sürede sıkılaşmak isteyenlerin tercihi… İçerdiği egzersizler arasında ayak çubuğunu itme, kayışları çekme gibi hareketler bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Elbette fizyolojik yapınıza en uygun hareketleri ne aralıklarla ve ne kadar süre yapacağınızı bir eğitmen yardımıyla belirlemeniz en doğrusu olacaktır.

  • 7 Madde ile Avrupa Şampiyonu Olan Milli Takımımız ve Ampute Futbol

    7 Madde ile Avrupa Şampiyonu Olan Milli Takımımız ve Ampute Futbol

    “Ampute futbol nedir?” sorusu eğer Arena’da oynanan final maçından önce sorulsaydı, muhtemelen büyük kısmımız uzun bir süre duraksardı. Ama 9 Ekim 2017 günü İngiltere’yi mağlup ederek Avrupa Şampiyonu olan Milli Ampute Futbol Takımımız sayesinde artık çoğumuz bu spordan haberdarız. Henüz yeni tanıştığımız için detaylarına hâkim değilsek de hepimiz, hem futbolcularımızı hem de önümüzdeki günlerde daha sık duyacağımız “ampute futbol”u tanımaya hevesliyiz. Şampiyonlarımızı ve bu sporu size biraz daha yakınlaştırmak için 7 maddelik bir liste derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ampute futbol, sporcuların “kanadyen” denilen koltuk değneklerini kullanarak oynadıkları bir futbol türü… İngiltere bu spor türünü İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ilk kez ortaya çıkardığında gazileri rehabilite etmeyi amaçlamış. Spor, yıllar içinde dünyaya yayılmış, ülkelerde ligleri, federasyonları kurularak sistematiği belirlenmiş. 1998’den beri de Avrupa ve Dünya Şampiyonaları düzenleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de ise Ampute Futbol Takımı ilk olarak 2003 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi Engelliler Spor Kulübü bünyesinde çalışmalarına başladı. Daha sonra Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu 2004 yılında bu sporu faaliyet programına aldı. Önceleri sadece gazilerden oluşan takıma sonraları siviller de dâhil oldu. 2009’da Süper Lig ve 2012’de 1. Lig kuruldu ve ilk etapta birkaç takımla başlayan Lig’de bugün 27 takım futbol oynuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    avrupa ampute futbol şampiyonası

    Ampute futbolun kuralları biraz daha farklı. Örneğin bir takımda kaleci ile birlikte yedi kişi bulunuyor. 25’er dakikadan iki devre oynanıyor ve devre arası 10 dakika… Sınırsız oyuncu değişikliği yapılabiliyor, müsabaka sırasında çıkan oyuncu tekrar oyuna girebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    avrupa ampute futbol şampiyonası

    Ampute futbolun ülkemizde dikkatleri çekmesi, İstanbul Arena’da oynanan final maçıyla ve takımımızın finale kadar tek gol yemeyen İngiltere’yi 2-1 mağlup etmesiyle mümkün oldu. Oysa Milli Takımımız 2005 yılından bu yana birçok uluslararası başarıya imza atmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    avrupa ampute futbol şampiyonası

    Final maçı sonrası takımın ilk sivil ve en genç oyuncusu Barış Telli en çok konuşulan isim oldu. Milli Takımımız, Avrupa Şampiyonluğu’nu kazandığında sergilediği sevinç gösterileriyle dünyanın spor gündemine oturdu. Barış, Beden Eğitimi Öğretmenliği bölümünü bitirmişti. Çocukluğundan beri şampiyonluğa oynadığı bir maçın hayalini kurduğunu, “Kurduğum hayalleri öylesine yaşıyor, o duyguya öylesine giriyordum ki, dakikalarca ağlıyordum!” sözleriyle açıkladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    avrupa ampute futbol şampiyonası

    Takımın kaptanı Osman Çakmak’ın bir “gazi” olduğunu da bu şampiyonluk sonrasında öğrenildi. Feyyaz Gözaçık, Alican Kuruyamaç, Muhammet Yeğen, Rahmi Özcan, Serkan Dereli, Fatih Şentürk, Fatih Karakuş, Selim Karadağ, Kemal Güleş, Ömer Güleryüz, Mehmet Yunsur; hepsi birlikte, engelli engelsiz hepimize birer başarı hikâyesi ve bir şampiyonluk hediye ettiler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    avrupa ampute futbol şampiyonası

    Başarılarıyla göğsümüzü kabartan Milli Ampute Futbol Takımımız 2018 yılında ise Avrupa Şampiyonu olarak ülkemizi Meksika’daki Dünya Şampiyonası’nda temsil edecek.

  • Hem Sağlıklı Hem Özgür Bisikletli Hayatın 9 Güzelliği

    Hem Sağlıklı Hem Özgür Bisikletli Hayatın 9 Güzelliği

    Bisiklet her geçen gün gündelik hayatımızın daha önemli bir parçası hâline geliyor. Yediden yetmişe birçok bisiklet sevdalısı, hem spor yaparken eğlenmek ve gezmek hem de daha dinamik bir hayat tarzına sahip olmak için bisikletli bir yaşamı tercih ediyor. Bisikletli hayatın 9 farklı güzelliğini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fark Etmeden Her Gün Spor Yaparsınız” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisikletli hayatın en büyük avantajlarından biri ekstra çaba harcamadan düzenli olarak spor yapmanızı sağlamasıdır. Her gün pedal çevirmek formunuzu korumanıza yardım eder daha dinamik bir hayat yaşamanızı mümkün kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oksijene Doyarsınız” title_font_size=”13″]

    Bisiklet dostu bir hayat sürerseniz arabada, otobüste geçireceğiniz saatleri bisiklet üzerinde, açık havada geçirirsiniz ve sağlıklı bir yaşamın en önemli koşullarından biri olan bol oksijenin tadını çıkarırsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Trafik Derdine Son” title_font_size=”13″]
    bicycle, car

    Bisikleti toplu taşıma amacıyla kullanmak sizi çağımızın en büyük sorunlarından biri olan trafik derdinden de kurtaracaktır. Üstelik bireyler araba ya da toplu taşıma araçlarını daha çok tercih etmeye başladıkça trafik sorunu da azalır, şehirlerimizde yaşam güzelleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğaya Zarar Vermediğinizi Bilmenin Hafifliği” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisiklet kullanırken doğada karbon izi bırakmazsınız. Bir yerden bir yere seyahat etmenin çevreye en az zarar veren yöntemi bisiklet kullanmaktır. Bir doğa dostu olarak, bisikletinizle seyahat ettiğiniz sürece ekolojik sisteme zarar vermediğinizi bilirsiniz ve bunun mutluluğunu yaşarsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklet Dostları Bir Araya!” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Yaşadığınız şehirdeki, kasabadaki diğer bisiklet sevdalıları ile bir araya gelerek etkinlikler düzenleyebilir, yeni bir sosyal ortamda spor ve doğa dostu arkadaşlar edinebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Küçüklerinize Örnek Olun” title_font_size=”13″]
    bicycle, kid, family

    Çocuğunuza, kardeşinize bisiklet kullanmayı öğreterek onların da bu güzel alışkanlığı kazanmasını sağlayabilir, daha sağlıklı bir hayatla tanışmalarını mümkün kılabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Yaşa Uygun Bir Aktivite” title_font_size=”13″]
    bicycle, bicycle drivers

    Bisikletin en güzel yanlarından biri de her yaşa uygun bir aktivite olmasıdır. Minikler üç tekerlekli bisikletleri kullanabilecekleri gibi yaşlılar da kasalı modelleri tercih edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekonomik Bir Seçenek” title_font_size=”13″]
    bcycle, natural, tree

    Ulaşımınızı bisiklet ile sağlayarak tasarrufta bulunabilirsiniz. Arabanızın benzinine, toplu taşımaya harcayacağınız parayı biriktirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklet Rotalarıyla Farklı Bir Tatil Deneyimi” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisikletinizle tatile de çıkabilirsiniz. Bisiklet severler için oluşturulmuş birçok tatil rotası arasından size çekici geleni seçebilir, bisikletinizle yeni maceralara atılabilirsiniz.

  • 8 Madde İle Paralimpik Oyunları ve Türk Sporcuların İlk Şampiyonlukları

    8 Madde İle Paralimpik Oyunları ve Türk Sporcuların İlk Şampiyonlukları

    2018 yılının Mart ayında Güney Kore’de Paralimpik Oyunları düzenlendi. Bu sırada, “Paralimpik ne anlama gelir? Tarihçesi Nedir? Ne zaman başlar?” soruları sıkça sorulmaya başlandı. Geçmişi 2. Dünya Savaşı sonrasına ve İngiltere’de gazi askerlerin rehabilite edilmesine dayanan oyunlarda bugün bütün dünya ülkelerinden engelli sporcular bir araya geliyor ve farklı branşlarda piste çıkıyorlar. Biz de Paralimpik Oyunları ve ülkemizin bu oyunlardaki yolculuğunu 8 madde ile listemizde sıralıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Paralimpik kelimesi dilimize İngilizce “paralympic” sözcüğünden geçmiş. “Paralympic” ise yine İngilizce olan engelli anlamındaki “paralyzed” ve “olympic” kelimelerinin birleşmesiyle türemiş bir kelime.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Paralimpik Oyunları da tıpkı Olimpiyatlar gibi yaz ve kış dönemlerinde yapılıyor. Yaz Oyunları sporlarından bazıları ağırlık kaldırma, atletizm, tekerlekli sandalye basketbol, tekerlekli sandalye rugby, eskrim, atıcılık, dalış iken Kış Oyunları’nda, Alp disiplini, kayaklı koşu, tekerlekli sandalye körlingi, kızak gibi sporlar yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaz ve Kış Olimpiyatları’nın hemen ardından Paralimpik Oyunları başlar. Yaz Oyunları 1988 yılından, Kış Oyunları ise 1992 yılından bu yana Olimpiyat Oyunları ile aynı tesislerde yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türkiye Paralimpik Oyunları’na ilk kez 1992 yılında katıldı. Barcelona’da düzenlenen Yaz Paralimpik Oyunları’na katılan ilk sporcumuz yüzücü Mehmet Gürkan’dı. Bir sonraki yani 1996 yılındaki Oyunlara Türkiye katılmazken, 2000 yılında Sydney’de düzenlenen Paralimpik Oyunları’na ülkemiz adına Ali Uzun yüzme branşında katıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Paralimpik Oyunlarda Türkiye’ye ilk altın madalya getiren isim ise Korhan Yamaç oldu. Sporcumuz, 2004 yılında Atina’da atıcılık branşında kazandı bu madalyayı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2008 yılında Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen Oyunlara Türkiye 16 sporcu ile katıldı ve Gizem Girişmen burada ilk Türk kadın paralimpik şampiyonu oldu. 147 ülkeden 4000 engelli sporcunun katıldığı Oyunlarda Gizem Girişmen okçuluk branşında madalya kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Türkiye Paralimpik Kış Oyunları’na ise ilk kez 2014 yılında katıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    2018 Paralimpik Kış Oyunları Güney Kore’nin PyeongChang şehrinde düzenlendi. 9 ile 18 Mart tarihleri arasında düzenlenen Oyunlarda ülkemizi 2014’te de temsil eden Millî kayakçımız Mehmet Çekiç temsil etti.

  • 10 Madde ile Halkbank Spor ve Şampiyon Erkek Voleybol Takımı

    10 Madde ile Halkbank Spor ve Şampiyon Erkek Voleybol Takımı

    Önceki yıllarda rakiplerini 8 kez geride bırakarak şampiyon olan Halkbank Erkek Voleybol Takımı, 2017-2018 sezonunu da kürsünün en üst basamağında tamamladı. 9. şampiyonluğun ardından bütün gözler bir kez daha Halkbank Erkek Voleybol Takımına çevrildi. Bu başarıları ile camiasını gururlandıran, Efeler ve Vestel Venüs Sultanlar Liginde takımları bulunan Kulüp ne zaman doğdu, nasıl ilerledi? Bunların cevabını bulmak ve çiçeği burnunda şampiyonlar için sizi Kültür ve Yaşam’ın 10 maddelik listesini okumaya davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Halkbankası, Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olarak sportif alanda var olmak isteyen gençlere destek sağlamak, ülkemizin spor alanında dünya arenasındaki varlığına katkı sunmak üzere 1983 yılında Halkbank Spor Kulübünü kurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    efeler ligi

    Kırmızı, mavi, beyaz renklerin temsil ettiği kulübün kurulduğu ilk yıllarda faaliyet gösterdiği branşlar futbol ve voleyboldu. 1990’larla birlikte voleybol ve hentbol öne çıkmaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    efeler ligi

    Halkbank Spor 90’lı yıllarda özellikle voleybolda en fazla şampiyon olan kulüp oldu. Öyle ki, 1992 ve 1996 yılları arasında Türkiye Birinci Voleybol Ligi Şampiyonluğu kupasını 5 kez art arda kaldırırken 2 kez de Türkiye Kupası Şampiyonluğu kazandı. Hentbolda da ülke çapında önemli başarılar elde eden Kulüp bir süre sonra yoluna sadece voleybol branşı ile devam etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    2013 yılında Halkbank Spor Kulübü büyük bir başarıya imza attı. Erkekler CEV (Avrupa Voleybol Konfederasyon) Kupası finalinde İtalya’nın Andreoli Latina takımını Ankara’da 3-2 mağlup etti. Böylece Türk spor tarihinde CEV Kupası’nı kazanan ilk erkek takım oldu. Bu kupa Halkbank’ın kuruluşunun 75. yılında ve Halkbank Spor Kulübünün 30. yılında gelmişti. Oyuncular ve teknik heyet röportaj verirken bu maçın ömür boyu hatırlanmasını istemişlerdi.

     

    2014 yılına gelindiğinde ise henüz tekrarlanamayan bir başarı daha elde ettiler. O yıl, CEV Erkekler Şampiyonlar Ligi Dörtlü Finali’ni Ankara’da Halkbank Spor Kulübü organize etmişti ve burada kazandığı ikincilikle Avrupa tarihi kitabına bir not daha düşmüş oldu. Bugüne kadar Final Four organizasyonunu üstlenen bir Türk erkek kulübü çıkmadığı gibi, derece yapan bir takım da çıkmadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2012-2013 yılları yeni bir oluşuma doğru ilk adımların atıldığı bir sezon olacaktı. O dönem Halkbank Spor Kulübü, Gazi Üniversitesi Spor Kulübünün kadın voleybol takımına isim sponsoru olarak 1. Lig’e çıkmaları yolunda destek verdi. 2013-2014 yıllarında takımın haklarını alan Halkbank Spor Kulübü, bundan sonra Kadın Voleybol Takımı ile de sahaya çıkmaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2016 yılından bu yana kadınlar voleybol ligi Sultanlar Ligi, erkekler voleybol ligi ise Efeler Ligi olarak adlandırılıyor. 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak kapatan Halkbank Erkek Voleybol Takımı 2017-2018 sezonunu da şampiyonlukla bitirdi ve kendisinden “Efelerin Efesi” diye söz ettirmeyi başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    efeler ligi

    Burutay Subaşı, Raydel Hierrezulo, Faik Samet Güneş, F. Hernandez Ramos, Nemanja Petric, Emre Batur, Hasan Yeşilbudak, Alperay Demirciler, Lucas Loh, Mustafa Ramazanoğlu, Velizar Chernekozhev, Abdullah Çam, Furkan Aydın… Finalin dördüncü maçında Arkas Spor’a karşı 3-1’lik üstünlük sağlayarak 2017-2018 sezonunun kupasını kaldırmayı başaran oyuncular oldular.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Halkbank Erkek Voleybol Takımı şampiyonluk kupasını kaldırmanın yanı sıra, final etabının “EN”lerinde de ödüllerin çoğunu kazandı, En Değerli Oyuncu (MVP) Burutay Subaşı oldu, En İyi Pasörü ise Hierrezulo Raydel… En İyi Smaçör F. Hernandez Ramos, En İyi Libero olarak da Hasan Yeşilbudak seçildi. Kişisel ödüller, şampiyonluklarını taçlandırırken, kadro mühendisliğinin de ne nedenli başarılı olduğunu göstermiş oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Halkbank Voleybol Erkek Takımının kazandığı 9. şampiyonluk Halkbank’ın 80. ve Halkbank Spor’un 35. kuruluş yılında armağan gibi geldi. “Yaşayan kulüpler içinde en fazla şampiyonluk yaşayan kulüp” unvanını da bu şampiyonlukla devam ettirmeyi başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Şampiyona boyunca taraftarların coşkuyla desteklediği oyuncular şampiyonluk turuna devam ederken büyük bir ilgiyle karşılaştılar. Gezi duraklarından olan Ankara Kalesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesinde çektirdikleri fotoğraflarda gururlu ve mutluydular.