Kategori: Spor

  • Dünya Ve Olimpiyat Şampiyonu Haltercimiz Naim Süleymanoğlu

    Dünya Ve Olimpiyat Şampiyonu Haltercimiz Naim Süleymanoğlu

    Naim Süleymanoğlu haltere doğru ağır adımlarla yaklaştığında, bütün nefesler tutulurdu. O, salondaki “Hadi Naim” çırpınışlarına parmağıyla sessizlik işareti yapar, alnına düşen saçlarını nefesiyle son bir kez havalandırırdı. Bütün dikkatiyle eğilerek halteri kavramaya çalıştığı anda, Türkiye soluksuz kalırdı. Defalarca havaya kaldırdığı o ağırlıklarla, bu ülkenin insanları defalarca gururlandı. Küçük Dev Adam Naim Süleymanoğlu bütün gururu bize bırakarak, karaciğer yetmezliği nedeniyle kaldığı hastanede, 18 Kasım 2017 günü 50 yaşında aramızdan ayrıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1# ” title_font_size=”13″]
    olimpiyatlar

    Naim Süleymanoğlu, 1967 yılında Bulgaristan’da doğdu. Halter sporuna 9 yaşında başladı. Şampiyonluğu İlk kez tattığında henüz 15 yaşındaydı. Bir yıl sonra, Brezilya’daki Dünya Gençler Halter Şampiyonası’nda “Tarihin en genç dünya rekortmeni” unvanını kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    olimpiyatlar

    Brezilya’da Bulgaristan adına yarışmış, o dönem Türkçe isim kullanmanın yasaklanması nedeniyle dünya rekortmeni unvanını Naum Shalamanov ismiyle almıştı. Yıllar sonra yaptığı bir açıklamada bu durumu, “İsmimi değiştirmeleri bardağı taşıran son damla oldu” diye anlatacaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    olimpiyatlar

    Türkiye’ye gelmek ve Türkiye adına yarışmak istiyordu. 1986’da Avustralya Melbourne’de yapılan Dünya Şampiyonası sırasında kamptan kaçarak Türkiye Büyükelçiliği’ne sığındı. Türkiye’ye getirilme hikâyesi dönemin en ses getiren olaylarından biri oldu. Ankara’ya iner inmez toprağı öptüğü o an hafızalardan silinmedi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    olimpiyatlar

    1988 yılında Seul Olimpiyatları’nda Türkiye adına yarışabilmesi için Türk Hükümeti ve Bulgaristan arasında görüşmeler yapıldı. Ve Naim Süleymanoğlu artık Türkiye adına podyumdaydı. Burada 6 dünya, 9 olimpiyat rekoru kırdı. Ülkemiz şeytanın bacağını kırmıştı, olimpiyatlarda güreş dışında bir spor dalında altın madalya ilk kez Naim’in eliyle kazanıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    olimpiyatlar

    Seul Olimpiyatları’nda kırdığı rekorlarla TIME dergisinin kapağına yerleşti. Türkiye spor dünyasında TIME kapağında yer alan ilk ve tek kişi oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    olimpiyatlar

    1 metre 47 cm. boyuyla toplamda 46 dünya rekoru kırdı. 3 Olimpiyat Şampiyonluğu kazandı. 7 kere Dünya Şampiyonu oldu. 6 kez Avrupa Şampiyonluğu elde etti. Koparmada kendi ağırlığının iki katını kaldıran ilk ve tek halterci, silkmede kendi ağırlığının üç katını kaldıran ilk ve tek halterci oldu. Rekor üstüne kırdığı rekorlarla “Cep Herkül’ü”, “Dünyanın en iyi sporcusu”, “Yılın haltercisi”, “Dünyayı kaldıran adam” iltifatlarına mazhar oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    olimpiyatlar

    “Bilinçli ve ahlaklı sporcu kaybetmeyi göze alır, lekelenmeyi göze almaz.” sözlerini dile getiren Naim Süleymanoğlu, en büyük rakibini alt ettiğinde yanına gidip gözyaşlarını silecek kadar sportmendi. 2000 yılında Uluslararası Halter Federasyonu’nun Asbaşkanlığı’na getirildi. Velhasıl, Türk ve Dünya sporundan rüzgâr gibi bir Naim Süleymanoğlu geçti.

  • DÜNYA ŞAMPİYONU OLAN MİLLİ TAKIMIMIZ VE AMPUTE FUTBOL

    Dünya Kupası final maçında Angola’yı 4-1 mağlup eden ay-yıldızlı takımımız tarihi bir başarı kazandı. İstanbul’da final maçının oynandığı ve 15 bin kişinin tribünlerden destek verdiği Ampute Futbol Milli Takımımızın gollerini Ömer Güleryüz, Rahmi Özcan ve Serkan Dereli attı. İlk yarının ortalarından itibaren maçın kontrolü Milli Takımımızda olurken, izleyenlere çok keyifli dakikalar yaşattı. 2017 yılında İngiltere’yi yenerek Avrupa Şampiyonu olan Milli Takımımıza yeniden yaşattıkları gurur için teşekkür eder, üstün çaba göstererek elde ettikleri başarılar için kendilerini tebrik ederiz. Ampute futbolun giderek popülerleşmesinde kazanılan başarıların rolü elbette çok büyük. Peki Ampute futbolu hakkında neler biliyoruz? Detaylı bilgileri ve Milli Takımımızın üstün performansını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ampute futbol, sporcuların “kanadyen” denilen koltuk değneklerini kullanarak oynadıkları bir futbol türü… İngiltere bu spor türünü İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ilk kez ortaya çıkardığında gazileri rehabilite etmeyi amaçlamış. Spor, yıllar içinde dünyaya yayılmış, ülkelerde ligleri, federasyonları kurularak sistematiği belirlenmiş. 1998’den beri de Avrupa ve Dünya Şampiyonaları düzenleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de ise Ampute Futbol Takımı ilk olarak 2003 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi Engelliler Spor Kulübü bünyesinde çalışmalarına başladı. Daha sonra Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu 2004 yılında bu sporu faaliyet programına aldı. Önceleri sadece gazilerden oluşan takıma sonraları siviller de dâhil oldu. 2009’da Süper Lig ve 2012’de 1. Lig kuruldu ve ilk etapta birkaç takımla başlayan Lig’de bugün 27 takım futbol oynuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ampute futbolun kuralları bildiğimiz futboldan biraz daha farklı. Örneğin bir takımda kaleci ile birlikte toplam yedi kişi bulunuyor. Maçlar 25’er dakikadan iki devre oynanıyor ve devre arası 10 dakika… Sınırsız oyuncu değişikliği yapılabiliyor, müsabaka sırasında çıkan oyuncu tekrar oyuna girebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ampute futbolunun ülkemizde dikkatleri çekmesi 2017’de İstanbul Arena’da oynanan Avrupa Ampute Futbol Federasyonu Şampiyonası’ndaki final maçında takımımızın finale kadar tek gol yemeyen İngiltere’yi 2-1 mağlup etmesiyle mümkün oldu. Oysa Milli Takımımız 2005 yılından bu yana birçok uluslararası başarıya imza atmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ampute Futbol Takımımız Dünya Şampiyonu unvanını, 2018 yılında Dünya Kupası finalinde yenildiği Angola karşısında bu kez galip gelerek 4 sene sonra kazanmış oldu. Ay-yıldızlı ekibin efsanevi kadrosunda Bülent Çetin, Okan Şahiner, İsmail Korkmaz, Şeyhmus Erdinç, Kemal Güleş, Rahmi Özcan, Ömer Güleryüz bulunurken, ilerleyen dakikalarda Muhammet Yeğen, Serkan Dereli, Savaş Kaya ve Fatih Şentürk de bu kadroya dâhil oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kazandığı ilk Dünya Şampiyonluğu ile ülkemize büyük gurur yaşatan Ampute Milli Takımımızı tebrik ederiz.

  • TENİS DÜNYASININ UNUTULMAZ İSİMLERİ

    Amerika Açık Tenis Turnuvası’nın tamamlanmasıyla bu seneki grand slam maratonu tamamlamış oldu. İlgiyle izlenen maçların yanı sıra bu sene sürpriz isimler final ve yarı final maçlarında oynayarak tenisin genç yıldızları hakkında fikir sahibi olmamızı sağladı. Kariyerinde ilk kez grand slam yarı final maçı oynayan, dünya klasmanının 73 numaralı raketi Leylah Fernandez, 2 numaralı seribaşı Aryna Sabalenka ile oynadığı maçı kazanarak büyük bir şaşkınlık yarattı ve ismini final maçına yazdırmayı başardı. Listelerde iki numarada yer alan Rafael Nadal’ın 18 yaşındaki Frances Tiafoe’ye elenmesi ise turnuvanın erkekler mücadelesinin diğer bir sürprizi oldu. Tenisin yükselen yıldızlarını bolca izlediğimiz turnuvalardan sonra, tenis tarihinin unutulmaz isimlerini bir kez daha hatırlamak istedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kadın tenisçiler arasında dünyanın en uzun süre bir numarada kalan ismi olan Steffi Graf, 337 hafta liste başında kalarak kırılması zor bir rekora imza atmıştır. 1969 yılında Almanya’da dünyaya gelen Graff, tenis oynamaya dört yaşında başlamıştır. Kariyeri boyunca 22 grand slam şampiyonluğu kazanarak Serena Williams’tan sonra en çok grand slam kazanan ikinci tenis oyuncusu olmuştur. Graff, hafızalardan kolay kolay silinmeyecek maçlarıyla tenisin unutulmayan yıldızı olmayı başarmıştır. 1988 sezonunda “Golden Slam” alan tek tenisçidir. Golden Slam, aynı yılda 4 grand slam kazanan tenisçinin aynı sene olimpiyatlarda da altın madalya kazanmasıyla elde ettiği bir unvandır. 1999’da profesyonel tenis kariyerini kendi isteğiyle sonlandıran Graff, 2001 yılında tenisin bir diğer efsanevi ismi Andre Agassi ile evlenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Konu servis atışı olunca ilk akla gelen isim olan Boris Becker, efsaneler arasına ismini yazdırmış diğer bir Alman tenisçi. 1967 yılında dünyaya gelen raket, 17 yaşında Wimbledon’ı kazanan en genç tenisçi unvanının sahibidir. Kariyeri boyunca altı kez tekler grand slam şampiyonluğu kazanan tenisçi, olimpiyatlarda da altın madalya sahibi olan unutulmaz raketlerden biridir. 1999’da Wimbledon’da Patrick Mertek’e yenildiği son maçında tenis kariyerini sonlandırma kararı almıştır. 2003 yılında Uluslararası Tenis Onur Listesi’ne dahil edilen Becker’in maçlarını izlemek çok keyifliydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1956 yılında Prag’da dünyaya gelen Navratilova, teklerde 18, çiftlerde 31, karışık çiftlerde 10 grand slam şampiyonluğu kazanmış bir tenis dehası. Kazandığı turnuva rekorları halen daha geçilememiştir. 1973 yılında başladığı ve 30 sene süren tenis kariyerinde 331 hafta liste başında kalmayı başaran Navratilova, 1994 yılında tenis hayatını noktalama kararı almış ancak 1999’da kortlara geri dönmüş ve altı sene daha kariyerini sürdürmüştür. Tenisten en çok para kazanan sekizinci raket olan Navratilova, çoğu maçında rakibe set bile vermemiş, dünyanın en iyi “ace” atışını yaptığı servisleriyle unutulmaz maçlara imzasını atmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1956 doğumlu İsveç’li Björn Borg, 1974 ile 1981 yılları arasında 11 Grand Slam şampiyonluğu kazanarak tenisin unutulmazları arasında yerini alan efsanevi bir diğer oyuncudur. Turnuvalarda oynadığı maçların %90’ını kazanan raketin bu başarısı henüz geçilememiştir. Kariyerine 26 yaşında son vererek tenis severleri şaşırtan oyuncu, raket kullanırken sergilediği çift el becerisi ve soğukkanlı tavırlarıyla izlemesi keyifli tenis maçlarının efsaneleşen yıldızı olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1981 doğumlu Amerikalı Williams, kardeşi Venus Williams ile beraber yakın zamanda tenisin en dikkat çeken oyuncusu olmayı başarmış hırslı bir sporcudur. 23 Grand Slam, çift kadınlarda üç ve tek kadınlarda bir olimpiyat madalyası bulunan Serena, son 40 yılın en iyi raketleri arasında yer alır. Dünyanın en çok para kazanan sporcusu unvanına da sahip olan raketin, 2013 yılında Maria Sharapova ile yaptığı maçı izlemesi en keyifli tenis maçlarından biridir. Geriye düştüğü birçok maçı kaybetti gözüyle bakılırken, gösterdiği üstün çaba ile maçın kazananı olduğu birçok oyunu bulunur. Fiziksel gücüyle de dikkat çeken Serena, etkili servisleri, agresif forehand ve return vuruşları ile hafızalardan silinmeyecek sayılar kazanmıştır. 186 hafta dünyanın 1 numarası olmayı başaran oyuncu 2022 yılında kortlara veda ettiğini açıklamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1970 doğumlu İran asıllı Amerikalı raket Agassi, erkeklerde dört, toplamda sekiz Grand Slam şampiyonluğu kazanmış, uzun süre listenin birinci sırasında yer almış unutulmaz tenisçilerden biridir. 1986 yılında profesyonel lige çıktığı kariyerinde 2005 yılına kadar dünya klasmanında ilk 10’da olmayı başarmıştır.  90 final maçının 60’ını kazanan Agassi’nin raketle tanışması iki yaşında olmuş. 20 yıllık tenis kariyeri boyunca karakteriyle de kendine hayran bırakan Agassi, sporun centilmenleri listesinde de ilk sıralarda yer alıyor. 2006 yılında yaşadığı sakatlıklar nedeniyle tenis kariyerini noktalayan sporcu, 2009’da “Açık” ismini taşıyan kitabını yayınladı.

  • TÜRK ERKEK VOLEYBOLU’NDA BİR BAŞARI HİKÂYESİ…

    Halkbank Erkek Voleybol Takımı, 2022’de hepimize gurur veren bir başarıya imza attı. Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV) Challenge Kupası’nda yenilgi almadan finale kadar yükselen takımımız, Türk voleybol tarihinin gururu olmaya devam ediyor. Takımın uluslararası arenadaki bu başarısı, ülkemizin tanıtımı, temsili açısından da oldukça değerli ve anlamlı. Halk’ın Efeleri’nin bu heyecan ve gurur dolu yolculuğunu sizler için sayfamıza taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bu başarının arkasında, hayaller, idealler, başarılı bir geçmiş ve Halkbank ailesi bulunuyor. Bu başarının arkasında kendine ve ekibine güvenen, tek yürek, tek yumruk olan, bu enerjiyle çok çalışan, olumsuz koşullara karşı yılmadan hedefe yürüyen bir takım var. Bu sene Avrupa CEV Challenge Kupası’nda ikinciliği kazanan Halkbank Spor Kulübü, Türkiye Voleybol Ligleri’nde yarışan kulüpler arasında en fazla şampiyonluk yaşayan takım. Taraftarlarına şimdiye dek 9 lig şampiyonluğu, Türkiye Kupaları, iki Balkan Kupası ve sayısız final heyecanı yaşatan takım 2013 yılında da CEV Kupası finalinde İtalyan ekibi Andreoli Latina’yı yenerek bu kupayı kazanan ilk Türk takımı olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Halk’ın Efeleri’nin zorlu Challenge Kupası yolunda önce Balkan Kupası’nı kazanmaları gerekiyordu. Sezon başı olmasına rağmen zorlu rakiplerine üstünlük sağlayarak kupayı müzeye kaldırmayı başardılar ve Balkan Şampiyonluğu onlara CEV Challenge Kupası’na katılma hakkı kazandırdı. Balkan Kupası’na sahip olmanın verdiği özgüvenle takım, yaşadıkları talihsiz sakatlıklara rağmen rakiplerinin tümünü saf dışı bırakarak final maçlarında oynamaya hak kazandı. Bu başarı sayesinde Halk’ın Efeleri, Avrupa’da, Balkan Kupası’na sahip olarak CEV Challenge Kupası’na katılma hakkı kazanan tek takım oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    CEV Challenge Kupası’nda, takımı zorlu bir mücadele bekliyordu. İlk olarak 16’lı finaller turunda Bosna Hersek’in OK Bosna, son 16 turunda Avusturya’nın Union Raiffeisen, çeyrek finalde Estonya’nın Tallinn Technical University ve yarı finalde Yunanistan’ın Panathinaikos takımını set vermeden eleyerek finale çıkma hakkını kazandı. Başarı basamaklarını emin adımlarla çıkarken ülkemize gururlu bir heyecan yaşatan Halk’ın Efeleri, finalde karşılaştığı Fransa temsilcisi Narbonne Volley’i Ankara’da 3-0 yendi; maçın deplasmandaki rövanşında ise altın set sonucunda organizasyonu 64 takım arasından ikincilik elde ederek tamamladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Halk’ın Efeleri için başarıya giden yolun kilometre taşları büyük bir çalışmanın, emeğin, özverinin ürünü… Spor karşılaşmalarında tesadüf eseri kazanılmış başarılar olabilir; şans yaver gider, rakipler zayıftır, takım o gün çok formundadır vb. ancak Halkbank Erkek Voleybol Takımı’nın başarısı böyle bir tesadüfe değil, sürekli ve özverili çalışmaya dayanıyor. Elbette rakiplerine saygılı, fair-play ruhuna uygun mücadele etmek de takımın öz değerleri arasında vazgeçilmez bir yer tutuyor. Bu zorlu yolda kulüp yönetiminin, teknik ekibin, idari birimlerin desteğini hissetmek de onlara güç veriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Halk’ın Efeleri kıran kırana bir mücadelenin yaşandığı, herkesin çok çalıştığı ve elbette kazanmak istediği bu final yolculuğuna özel bir programla hazırlandı. Zorlu mücadelelere salt fiziksel ve taktiksel çalışmalarla değil, psikolojik açıdan da hazırlanılması gerektiğinin bilincinde olan yönetim, çalışma programını bu yönüyle de geliştirdi. Yetenekli, birbirini tamamlayan, sorumluluklarının bilicine sahip oyuncular da bu sürecin daha kolay akmasını sağladı. İnanç, birbirine güven, yardımlaşma duygusu ve art arda alınan galibiyetler takım ruhunu kuvvetlendirdi. Bütün bu etmenler başarıya giden yolun belli başlı mihenk taşlarıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kuşkusuz, taraftar bir takımın itici gücü, kimi zaman da lokomotifidir. Halkbank Voleybol Takımı coşkulu bir seyirci kitlesine, desteğine sahip. Tüm şehirlerde destekçileri bulunan takım, Ankara’da oynadığı maçlarında birkaç kez salon seyirci rekoru kırdı. Sporcuların sempatikliği ve centilmenliği de taraftarın gönlünü kazandı. Başarılı takım her yerde sevgi gösterileriyle karşılandı, her maçta moral verici tepkiler alarak bugünlere geldi. Mardin’de deplasmanda Yeni Kızıltepe Spor ile oynanan maçtan önce ve galibiyetten sonra alkışlarla uğurlanması bunun en güzel örneklerinden biri olarak akıllara kazındı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Halk’ın Efeleri CEV Challenge Kupası ikinciliği ile yetinmemeye ve yeni başarılara imza atmaya kararlı. Önümüzdeki sezonla ilgili hedefleri de bunu açıkça ortaya koyuyor. Takım, ligi ilk sırada bitirdiği için CEV Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkını elde etti ve önümüzdeki sezon burada şampiyonluk peşinde mücadeleye devam edecek. Diğer yandan, Türkiye Ligi ve Kupa Voley’de kupayı kaldırmak ise her zamanki gibi Halk’ın Efeleri’nin hedefleri arasında yer alıyor. Kısacası, Halkbank Erkek Voleybol Takımı destekçilerini ve bu ülkede spora gönül vermiş herkesi heyecanlı ve gururlu günler bekliyor.

  • Germe (Stretching) Egzersizi Hakkında Her şey

    Germe (Stretching) Egzersizi Hakkında Her şey

    Sabah uyandığınızda yatağınızdan kalkmadan kollarınızı ve bacaklarınızı gerebildiğiniz kadar gerin. “Ben bunu zaten her sabah yapıyorum!” dediğinizi duyar gibiyiz. İşte her sabah yaptığınız bu eyleme “stretching” yani “germe egzersizi” deniyor. Stretching nasıl bir egzersiz şeklidir, neden ve ne zaman yapılır? Hepsi bu sayfada…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Stretching, kasların elastikiyetini artırarak rahatlık sağlamak için belli kas veya kas gruplarının kasıtlı olarak gerilip büküldüğü egzersiz şeklidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kasların kontrollü biçimde esneklik kazanmasını sağlayan stretching, kaslarınızın hızlı gelişmesini sağlar, duruşunuzun düzelmesine yardım edebileceği gibi kan dolaşımınızı hızlandırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yazımızın başında da söylediğimiz gibi stretching/germe ya da esneme hayvanların da yaptığı içgüdüsel bir aktivitedir ve çoğunlukla uzun süre kalınan dar alanlardan çıktıktan sonra yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çok basit görünmesine karşılık, ileri düzeyde hareketler ısınmadan ya da yanlış bir şekilde yapıldığında kas liflerinde hasara yol açabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fiziksel ve zihinsel rahatlama sağlayan stretching/germe egzersizlerinin kasın hareketlerine, yapıldığı yere göre sınıflandırılan statik ve dinamik olarak isimlendirilen çeşitleri vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Stretching yaparken daha esnek olmayı engelleyen bazı faktörler olabilir ve bunlar arasında yaş, eklemlerin yapısı, hatta kişinin duygusal durumu sayılabilir.

  • DÜNYANIN EN ESKİ SPORLARINDAN ATLETİZME AİT TERİMLER

    Eski Mısır’da ilk koşu binlerce yıl önce, hatta tarih vermek gerekirse MÖ 3800’lerde düzenlenmişti…. Zaman içinde daha da gelişen koşu sporuna yürüyüş, atlama ve atma dalları da eklenince atletizm branşı ortaya çıktı. Seyirci veya sporcu olarak milyonlarca meraklısı bulunan atletizmde duyma ihtimalinizin yüksek olduğu terimleri sizin için açıkladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sprintler ve Sprinter, Engelli Koşu, Bayrak Yarışı, Maraton Koşusu Nedir?” title_font_size=”13″]

    Sprintlerin diğer adı kısa mesafe koşularıdır ve 100, 200, 400 metre mesafelerde yapılan koşulara denir. Bu mesafede koşan sporculara ise sprinter adı verilir. Engelli koşu, kadınlarda 100 metre, erkeklerde 110 metre, kadın ve erkeklerde 400 metre koşu mesafesi içine yerleştirilen engellerle zorlaştırılan koşu biçimidir. Ayrıca 3000 metre mesafeli kuru ve sulu engellerin yer aldığı kadın ve erkek branşlarında yapılan engelli koşu türü de bulunmaktadır. Bayrak yarışı, takım sporcularının koşu mesafesinin belirli bölümlerine yerleşmeleri, sporcunun kendi mesafesini bitirirken elindeki bayrağı takım arkadaşına devretmesiyle devam eden ve final çizgisine kadar bu şekilde devam eden koşu türüdür. 42.195 metreye karşılık gelen ve pistlerde değil ana yollar üzerinde yapılan en uzun koşudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cirit Atma, Çekiç Atma, Gülle Atma Nedir?” title_font_size=”13″]

    Cirit atma, atletin koşarak son noktaya kadar gelerek, elindeki metal veya fiberglastan yapılmış çubuğa benzer aleti en uzak noktaya atmasını amaçlayan atletizm sporudur. Ciritin uzunluğu erkeklerde 2,6 kadınlarda 2,2 metredir, ağırlığı ise 600 ile 800 gram arasında değişir. Çekiç atmada ise atlet, ucunda 7,257 kilogram ağırlığında güllesi bulunan 1,22 metre uzunluğundaki teli en uzağa atmaya çalışır, eski dönemlerde gerçekten de çekiç atıldığı için branşın ismi çekiç atmadır. Gülle atma, içi kurşun benzeri sert bir maddeyle dolu ve erkekler için en az 7,257 kilogram, kadınlar için en az 4 kilogram ağırlığında olan küre şeklindeki cismin omuz hizasından en uzak noktaya atılması esasına dayanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzun Atlama, Sırıkla Atlama, Düz Atlayış ve Sırt Atlayışı Nedir?” title_font_size=”13″]

    Uzun atlama, atletin 35-40 metre mesafeden hız alıp bir basma tahtasına bastıktan sonra, yerle irtibatı olmayacak biçimde en uzağa atlaması amacının güdüldüğü spordur. Sırıkla atlama, belli yüksekliklere konulan çıtanın, bükülebilen fiberglas bir sırık yardımıyla aşılmaya çalışıldığı atletizm dalıdır. Yüksek atlamada düz atlayış, bacaklar öne doğru uzatılmış biçimde ve oturur gibi çıtanın üstünden atlama biçimidir. Çıtanın, binermiş gibi karın altına alarak aşmaya çalışıldığı bir yüksek atlama biçimidir. Yüksek atlamada sırt atlayışı ise çıtayı sırt üstü aşma temeline dayanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Avrupa Stili, Kulvar, Kum Havuzu, Dikkat Komutu, Atlama Çizgisi Nedir?” title_font_size=”13″]

    Avrupa stili, kuvvetli kol hareketlerine dayanan yürüyüş stiline denir. Kulvar, kimi yarışların ilk turunda her koşucu için 5’er santimlik beyaz çizgilerle birbirinden ayrılmış, 1,22  – 1,25 metre genişliğindeki bölümlerdir. Kum havuzu, uzun atlama ve üç adım atlama yarışmalarında atletin atlayışını tamamlayıp düştüğü kum dolu havuzdur. Dikkat komutu, 800 metreye kadar düzenlenen koşularda, çıkış çizgisinde yerlerini alan yarışçıları dikkat durumuna getirmek için, sporcunun ana dilinde verilen uyarı komutuna denir. Atlama çizgisi ise atletlerin daha ileriye basamayacaklarını belirten sıçrama tahtasının kum havuzu yönündeki kıyısına verilen isimdir.

  • 10 Madde İle Adrenalin Sporlarının Favori Adresi Babadağ

    10 Madde İle Adrenalin Sporlarının Favori Adresi Babadağ

    Babadağ’ın tepesinden bakıldığında, Ölüdeniz’in tüm dünyadan turist çeken güzel plajları, yeşilin ve mavinin büyülü birlikteliği ve Rodos Adası’na dek Akdeniz manzarası ayaklarınızın altına serilir. Babadağ ve çevresi adrenalin sporları için oluşturulmuş birçok rotaya ev sahipliği yapar, bu sebeple macera meraklılarının Türkiye’de en çok tercih ettiği adreslerden biridir. Eğlence, tatil, macera ve sporu bir arada sunan Babadağ’ı yakından tanımak isterseniz sizi listemize alalım…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Toroslar’ın En Batı Noktası” title_font_size=”13″]
    spor, yamaç paraşütü

    Antik dönemde ismi Kragos Dağı olan Babadağ, dünyanın en eski sıradağları arasında bulunan Toroslar’ın Batı uzantısıdır. Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı olan Babadağ’ın denizin ve doğanın güzelliklerini bir arada tatmanıza olanak veren konumu bu kadar popüler olmasında büyük önem taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kalkerden Zirvelere Tırmanın ” title_font_size=”13″]
    spor, yamaç paraşütü

    Babadağ’ın ilginç özelliklerinden biri iki tane zirvesi olmasıdır. 2000 metre yükseklikteki Karatepe zirvesi dağın en yüksek noktasıdır. Kalker taşından iki zirvenin arasında yeşilliği ile göz kamaştıran bir sel vadisi bulunur. Bu zirveler, dağcılık meraklıları için çekici bir noktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaşlı Ormanları Keşfedin” title_font_size=”13″]
    orman, doğa

    Babadağ, birçok adrenalin sporu için uygun bir merkez olmasıyla tanınsa da bitki örtüsü açısından da çok zengindir. Yamaçları Kızılçam ormanlarıyla örtülüdür ve dağın üzerinde çok eski çağlardan beri yaşadığı düşünülen selvi ormanları bulunur. Bu zenginlikler, dağın bir yürüyüş rotası olarak da popülerleşmesine sebep olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Likya Yolu’nu Yürüyen Şanslı Kişilerden Olun” title_font_size=”13″]
    spor, doğa yürüyüşü, likya yolu

    Bir zamanlar Antik Likya’nın sınırları içinde bulunan site devletlerini birbirine bağlayan patikaların oluşturduğu Fethiye – Antalya arasındaki 500 kilometrelik Likya Yolu’nun rotası Babadağ’ın zirvesinden geçer. Her yıl birçok trekking tutkunu bu yolu sabırla yürür ve doğanın sunduğu güzelliklere şahit olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yamaç Paraşütü İçin En İyi Adres” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla

    Babadağ, dünya genelinde yamaç paraşütü için en iyi adreslerden biri olarak kabul görür. Dağ üzerinde atlayış yapılabilecek 3 zirve bulunur. Eğer tek başınıza atlayış yapabilecek bir profesyonel değilseniz eğitmen eşliğinde atlayarak bu adrenalin dolu macerayı deneyimleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dağın Tepesinden Plaja Dek Yeşillikler Üzerinde Bir Yolculuk” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla

    Babadağ’ı bu kadar özel bir yamaç paraşütü merkezi yapan etkenlerden biri atlayış sırasında şahit olduğunuz doğal güzelliklerdir. Uçuş boyunca Babadağ’ın dünyalar güzeli ormanlarını yukarıdan izleyebilir ve atlayışın sonunda Belcekız Plajı’na iniş yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rüzgâr Sörfünü Deneyin” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla, sörf

    Babadağ’da yamaç paraşütü deneyimi yaşadıktan sonra Çalış Plajı’na giderek burada rüzgâr sörfü yapabilir, eğer bu konuda deneyiminiz yoksa eğitmenlerden ders alabilirsiniz. Üstelik Çalış Plajı mart ayından ekim ayına kadar sörf için yeterli rüzgârı almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cip Safari Turlarıyla Fethiye’yi Keşfedin” title_font_size=”13″]
    babadağ, fethiye, denizli, muğla

    Babadağ ve çevresini farklı bir şekilde keşfetmek isterseniz cip safari turlarını tercih edebilirsiniz. Safari macerası için gözde tatil beldeleri Kayaköy, Kabak, Kelebekler Vadisi rotasını ya da Tlos, Yakapark, Saklıkent, Patara hattını seçebilirsiniz. Eğer tarih ile ilgiliyseniz Letoon, Pınara, Sidyma, Ksanthos antik kalıntılarını cip ile gezebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Su Sporunun Her Çeşidinin Tadını Çıkarın” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla, spor

    Dalaman Çayı üzerinde her mevsim açık olan rafting parkurunda maceraya doyabilir ya da Eşen Çayı üzerindeki 18 kilometrelik kano gezisine katılabilirsiniz. Patara’ya kadar uzanan gezi sırasında çamur banyosu dahi yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sualtı Zenginliklerine Şahit Olun” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla, spor, diving

    Babadağ semalarında macera ve adrenaline doyduktan sonra Fethiye’nin pırıl pırıl sularına dalarak su altı zenginliklerini keşfedebilirsiniz. Etkileyici atmosferiyle dalgıçları bölgeye çeken su altı mağara ve tünellerinde gezinebilir, MS 300’lü yıllardan kalma amforaları görebilirsiniz.

  • ÇOKLU SPOR BRANŞLARININ NELER OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?

    Tek bir spor dalı bile büyük bir çalışma disiplini, kondisyon ve güç gerektirirken, birkaç spor dalının art arda yapılma halini düşünebiliyor musunuz? Çoklu spor branşları içeriği ile tekli branşlardan ayrılıp, sporcular ve izleyiciler için bambaşka bir dünya kuruyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yüzme, bisiklet ve koşunun art arda yapıldığı yani üç sporu bir arada bulunduran branşa triatlon denir. Sporcu, her bir dala geçerken amacına uygun kıyafetleri belli bir süre içinde ve kurallara uygun olarak giyinir. Değişik mesafede ve alanlarda yapılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kendi federasyonu bulunan ve olimpik bir spor olan pentatlon çoklu branşında, 200 m serbest yüzme, atıcılık, binicilik, eskrim ve 3000 metre kros yani kırsal alanda yapılan koşu art arda yapılır. Her dal için alınan puanlar toplanarak sporcunun derecesi belirlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Heptatlon iki günde içerisinde yedi spor dalının oynandığı çoklu branştır. 100 metre engelli koşu, yüksek atlama, gülle atma, 200 metre koşu, uzun atlama, cirit atma, 800 metre koşu heptatlonu oluşturan sporlardır. Bu branşın önemli bir özelliği de dış mekânda sadece kadınlar tarafından yapılmasıdır. Kapalı mekânda erkek sporcuların yaptığı yarışın adı da heptatlondur fakat oradaki branşlar farklıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dekatlon da iki gün içerisinde oynanan 10 adet pist ve saha yarışına karşılık gelmektedir. Birinci gün; 100 metre koşu, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama, 400 metre koşusu gerçekleştirilir. İkinci gün; 110 metre engelli, disk atma, sırıkla atlama, cirit atma, 1500 metre koşusu gerçekleştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Peş peşe iki gün içinde gerçekleştirilen bir spor branşı da oktatlondur. Toplamda 8 spor dalı içerir. İlk gün sırası ile 30 dakika aralarla yapılan 100 metre koşusu, uzun atlama, gülle atma ve 400 metre koşusu vardır. İkinci gün; 100 metre engelli koşusu, yüksek atlama, cirit atma ve 100 metre koşusu yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Biatlon ise skating ismi verilen belirli bir stilde yapılan kayağın devamında hedef tahtalarına nişan alınarak ateş edilmesiyle gerçekleşen çoklu spor branşıdır. Ne kadar mesafede kayılacağı veya kaç hedef vurulacağı etkinliğin türüne göre değişmektedir.

  • 10 Madde İle 5000 Yıllık Tarihi Olan Kayak Sporu Ve Türkiye’nin Kayak Merkezleri

    10 Madde İle 5000 Yıllık Tarihi Olan Kayak Sporu Ve Türkiye’nin Kayak Merkezleri

    En sevilen kış sporlarından biri olan kayağın çağımızın çok öncesine dayanan bir geçmişi ve birçok branşı, disiplini bulunuyor. Ülkemizin elverişli coğrafyası sayesinde hemen her bölgemizde uygulanabilen kayak sporunu mercek altına alıyor, spor dolu bir kış geçirmenizi dileyerek, huzurlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Kayak sporu binlerce yıl önce insanların karlı arazilerde ulaşımı sağlamak için ürettikleri basit araçlara dayanıyor. Bundan 5000 yıl önce, karın üzerinde ilerleyebilmek için ağaçtan yapılmış ve katran ya da deri ile kaplanmış kayaklar kullanılıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Kayağın ilk kullanılmaya başlandığı yerler, en çok kar yağışı alan bölgeler yani Moğolistan ve Sibirya dolaylarıydı. Kayak kullanımının daha sonra İskandinavya üzerinden Avrupa’ya ve Anadolu’ya yayıldığı düşünülüyor. 1921 yılında İsveç’te yapılan bir arkeolojik kazıda bulunan ve 4500 yaşında olduğu tahmin edilen çam ağacından yapılmış ilkel kayak da bu tezi destekliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kayak, uzun süre ulaşım ve taşıma amaçlı kullanılmıştır. 1800’lü yıllardan itibaren ise Avrupa ülkelerinde kayak yarışları düzenlenmeye başlanır ve sevilen bir spor dalına dönüşür. 1924 yılında Uluslararası Kayak Federasyonu kurulunca da kayak sporu Kış Olimpiyatları’na dâhil edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Kayak günümüzde olimpik oyunlar içinde en çok ilgi gören sporlardan biridir. Bu sporun tüm dünyada en sevilen branşlarından biri Alp Disiplini’dir. Adından anlaşılacağı gibi Alp Dağları’ndan iniş sırasında geliştirilen teknikleri içerir. Ülkemizde de Alp Disiplini yarışları düzenlenir ve iniş sırasında sporcuların hızı 100 kilometreyi geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Bir diğer kayak branşı ise kayaklı koşudur. Kayaklı koşu yarışmalarının bireysel, bayraklı ve takımlı yarışma çeşitleri bulunur. Bu branş, bir zamanlar İskandinavya’dan dünyaya yayılan ulaşım yöntemine en yakın kayak disiplinidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Kat edilen mesafe ve atlayış stiline göre puan kazanılan kayakla atlama, kayak ve atıcılık sporunu birleştiren Biathlon da olimpik kayak branşları arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kayak ayakkabısı, kızak

    Son yıllarda çok ilgi gören Snowboard ise 1998 yılından beri olimpik kış sporları arasında yer alır. Bu yeni sporun Anadolu’da özellikle de Rize bölgesinde uzun zamandır ulaşım amacıyla kullanılıyor olduğuna dair bilgiler vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ülkemiz kış sporları için çok uygun bir coğrafyaya sahiptir ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde, kayak sporuna gönül verenlerin sporun tadını çıkarabileceği birçok kış sporları merkezi bulunur. Bunların en eski ve büyük olanı Bursa Uludağ’dır. Bolu Kartalkaya, Bolu Gerede ve Kocaeli Kartepe Marmara Bölgesi’nin diğer merkezleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en uzun telesiyej hatlarından birine sahip olan Kayseri Erciyes ve birçok festivalin, yarışmanın düzenlendiği Erzurum Palandöken ülkenin önemli kış sporları merkezlerindendir. Toros Sıradağı sisteminde bulunan Saklıkent Kayak Merkezi, dünya üzerinde konumu ekvatora en yakın kayak merkezlerinden biri olarak dikkat çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Eşi sadece Alp Dağları’nda görülen “kristal kar”ı Türkiye’de bulabileceğiniz tek yer olan Sarıkamış, Karadeniz Bölgesi’ndeki Artvin Atabarı, Ege Bölgesi’ndeki Bozdağ, Karadeniz’deki Zigana ülkemizin diğer kış sporları merkezleri arasındadır.

  • BASKETBOL MAÇLARINDAN DAHA ÇOK KEYİF ALMANIZI SAĞLAYACAK TERİMLER

    Her takımda 5 kişi olmak üzere 10 kişiyle oynanan, topu, yüksekliği 3,05 metre olan çemberden geçirmek için mücadele edilen, 10’ar dakikalık (NBA’de ise 12’şer dakikalık) 4 periyottan oluşan, ikinci periyodun ardından 15 dakika devre arası molası verilen basketbol, seyretmesi en keyifli spor dallarından biridir. Bu seyri çok daha keyifli hale getirmenin yollarından biri şüphesiz ki spikerin maçı anlatırken kullandığı terimleri bilmekten, maça yabancı kalmamaktan geçiyor. 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Smaç, Alley Oop, Asist, Box out, Blok, Buzzer, Airball Nedir?” title_font_size=”13″]

    Smaç, hücum oyuncusunun sıçrayıp potaya tutunarak topu atması ve sayı yapmasıdır. Alley Oop, potaya yakın atılan bir pası havada yakalayan oyuncunun, topu hiç sektirmeden smaç basmasına denir. Asist, bir oyuncunun arkadaşına verdiği pasın sayı olmasıyla sonuçlanmasıdır, daha doğrusu sayı ile sonuçlanan pastır. Box out, pota altı mücadelede rakip oyuncuya sırtını dönerek potadan seken topu rakibin almasını engellemeye çalışmasına denir. Blok, savunma oyuncusunun, hücum oyuncusunun şutunu engellemesidir. Buzzer, periyot bitmek üzereyken topun baskete gönderilmesidir. Airball ise şut atıldığında topun çembere ve potaya değmemesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ribaunt, Crossover, Dribbling, Penetration, Jump Shot, Pick&Roll Nedir?” title_font_size=”13″]

    Ribaunt, potadan seken topun hücum veya savunma oyuncusu tarafından kontrol edilmesinde denir. Crossover, oyuncunun elindeki topu bacaklarının arasından, önden, arkadan dolaştırıp el değiştirerek savunma oyuncusundan kaçırmasıdır. Dribbling, sektirerek top sürme hareketidir. Penetration veya oyuncunun penetre etmesi, hücum oyuncusunun potaya doğru hızlı bir şekilde hareketlenmesidir. Jump shot, hücum oyuncusunun sıçrayarak kullandığı şuta denir. Pick&Roll ise oyuncunun, topu tutan takım arkadaşının yanına gelip perdeleme yaparak potaya doğru hareketlenmesi ve pası alarak sayı yapmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Turnike, Double-Team, Hang Time, Palming, Time Out Nedir?” title_font_size=”13″]

    Turnike, hücum oyuncusunun topu elinde tutarak potaya doğru iki adım attıktan sonra sayı yapmasıdır. Double-team, rakip oyuncuya ikili savunma yaparak baskı oluşturmaya denir. Hang time, şut, smaç veya turnike için sıçrayan oyuncunun havada kalma süresine verilen isimdir. Palming, oyuncunun dribbling yaparken yani topu sektirerek sürerken elini topu avuçlayacak şekilde alta getirmesidir, diğer bir anlatımla topu taşımasıdır. Time out, maç içerisinde mola almaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Double Dribble, Turnover, Charging, Panya, Panyalı Şut, Serbest Atış Nedir?” title_font_size=”13″]

    Double Dribble, topu çift elle sektirerek ilerlerken topu tutup tekrar sürmeye başlamakla oluşan kural hatasıdır. Turnover, kötü pas, foul yapma, topu dışarı çıkarma veya rakibe kaptırma gibi nedenlerle topu kaybetmeye denir. Charging veya hücum faul, hücum eden takımdan bir oyuncunun savunma oyuncusuna faul yapmasıdır. Panya, potanın arkasındaki kare alana denirken buraya çarparak potaya giren atışlara panyalı şut adı verilir. Serbest atış ise faul sonrasında ortaya çıkan, serbest atış çizgisinden atılan ve bir puan değerindeki atış türüdür.