Kategori: Rota/Doğa

  • 8 Madde İle Anadolu’nun Güçlü Çobanı Kangal Köpeği

    8 Madde İle Anadolu’nun Güçlü Çobanı Kangal Köpeği

    Anadolu’da bozkırın sahibi olarak bilinen kangal köpeği, çağlardır Anadolu insanının canını ve malını korur. Zekâsı ve sadakatiyle Anadolu’nun kırsal kesimlerinde yaşanan hayatın ayrılmaz bir parçası olan bu eşsiz köpek türünü listemize taşıyor, sizi kangal köpeğinin şaşırtıcı özelliklerini keşfetmeye davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    köpek

    Çobanların âdeta sağ kolu olan kangal köpeği, çiftlik hayvanlarını kurt sürülerinden koruyabilecek kadar güçlü bir hayvandır. Bir kangal köpeği üstün çobanlık yetenekleri sayesinde büyük arazilerde bile kusursuz bir hâkimiyet kurabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    köpek

    Kangalın diğer güçlü ve iri köpeklerden farkı, karakterinde gizlidir. Bu dev köpekler, çok dost canlısı hayvanlardır. Sadakat duyguları çok gelişmiştir ve sahiplerine ölümüne bağlıdırlar. Sadık ve uysal mizaçlı kangal köpekleri çiftlik hayvanlarıyla ve çocuklarla çok iyi anlaşırlar. Hayvanları korudukları gibi çocukları da korurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    köpek

    Kangal köpeği ile ilgili kayıtlara Osmanlı Devleti arşivlerinde de rastlanmıştır, hatta Osmanlı zamanında askerî görevlerde de kullanıldıkları düşünülmektedir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de ismi geçen kangalın eski çağlarda aslan avında da kullanıldığına dair rivayetler bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    köpek

    Kangal köpeğinin kökeni konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Kangalın Anadolu’ya Orta Asya’dan mı, Avrupa’dan mı yoksa Mezopotamya’dan mı geldiği kesin olarak bilinmese de, saf Kangal ırkının Anadolu’da yetiştiği gerçeği değişmez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kangal

    Bir çiftçi ya da sürü sahibi için kangal köpeğinin yardımı dünyalara bedeldir. Kangal köpeği o kadar değerli bir hayvandır ki safkan bir kangal yavrusuna sahip olmak için uzun süre beklemek gerekebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kangal

    Saf bir kangal yavrusu almak sadece ilk adımdır. Kangalın ırkına uygun şekilde itina ile beslenmesi ve yavruluk döneminden itibaren eğitilmesi gerekir. İlk altı aylık hayatlarında temel eğitim alan kangallar, daha sonra çobanlık ya da bekçilik konusunda da eğitilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    çoban, köpek

    Kangal köpeğinin hayvan sürülerini, sahiplerini ve sahiplerinin tüm mallarını koruma konusundaki üstün yetenekleri dünya çapında ünlenmelerine sebep olmuştur. Dünyanın dört bir yanından safkan kangal yavruları almak için Anadolu’ya akın eden köpek severler ve çiftçiler bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    köpek

    Kurtboğan ismiyle de tanınan bu cesur hayvanlar, ilginç bir şekilde Namibya’daki doğal hayatın korunmasına da yardımcı olmuşlardır. Sürülerine dadanan çitalarla başa çıkamayan Namibyalı çiftçilerin yardımına Anadolu’dan getirilen kangal köpekleri koşmuştur. Kangalların bekçilik ve çobanlık yetenekleri sayesinde çiftçiler, çitaları vurarak öldürmek zorunda kalmaktan kurtulmuş böylece doğal hayat korunmuştur.

  • YERYÜZÜNÜN 8000 YILLIK SEBZESİ

    YERYÜZÜNÜN 8000 YILLIK SEBZESİ

    Mavi gezegenimizde 8 bin yıldır yetişen sebze, 2000’ler dünyasının en popüler sebzesi… Kolay ulaşılabilir olması, içerdiği yüksek değerler sayesinde insanlığın en önemli gıda maddelerinden biri. Çocuk, genç, yaşlı herkesin tüketim biçimine uyarlanabilen harika bir ürün. Bu nedenlerle de annelerimizin mutfaklarından eksik etmediği demirbaşlardan biri. Anlaşıldığı üzere sayfamızın konuğu: Patates!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kızartma
  • 8 Fotoğraf İle Marmara Denizi’nin Balıkları

    8 Fotoğraf İle Marmara Denizi’nin Balıkları

    Ege ve Karadeniz’in arasında bulunan Marmara Denizi, konumu nedeniyle yıl içinde birçok deniz canlısını konuk eder. Bu canlılar arasında akıntıların da etkisiyle Ege ve Karadeniz arasında yolculuk ederken Marmara sularından geçen birçok balık cinsi bulunur. Bu listemizde yolu Marmara Denizi’nden geçen balıkları en renkli görüntüleriyle huzurlarınıza sunuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
  • 7 Madde İle Dünyanın Gözbebeği Amasra

    7 Madde İle Dünyanın Gözbebeği Amasra

    Hikâye şöyledir: Amasra Kalesi Cenevizlilerin elindedir ve Fatih Sultan Mehmet tarafından bölgeye sefer düzenlenir. Şehre, kalenin karşısındaki bir tepeden bakan Sultan, gördüğü manzara karşısında hayranlığını gizlemez: “Lala, lala! Çeşm-i cihan bu mu ola?” Ardından kale komutanına haber gönderir: “Bu kadar güzel bir yere zarar vererek almak istemem. Kalenin anahtarını bana getiriniz.” Ve böylece savaşmadan alınır Amasra… Sakinliğiyle dikkat çeken ilçeyi 7 maddelik listemizde daha yakından tanıyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bartın’ın denizin içine doğru uzanan parçası olan Amasra’nın doğal güzelliğini koruyan koylarını tekne turuyla keşfedebilirsiniz. Kıyıya çıktığınızda ise mutlaka akşam saatlerinizi huzur içinde geçirebileceğiniz balık restoranlarına uğramalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Romalıların inşa ettiği ve surları Bizans Dönemi’nde yapılan Amasra Kalesi, günümüzde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. Kalenin burçları, bölgenin manzarasını boydan boya seyredebileceğiniz en özel yerlerden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kemere Köprüsü Amasra’yı eski çağlara götüren bir zaman makinesi gibidir. İlçeye gittiğinizde, en çok turist çeken yerlerden olan tarihi köprünün üstünde yürümeden, denize sırtınızı verip bir hatıra fotoğrafı çektirmeden dönmemelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zindan Mahallesi’ne Kemere Köprüsü ile bağlanan Boztepe Mahallesi birbirinden şirin otelleri, pansiyonları ile Amasra’nın keyfini çıkarabileceğiniz en güzel yerlerden biri. Yine hemen karşısındaki Tavşan Adası da adını aldığı ve yüzeyini mesken tutan tavşanlarıyla ilçenin öne çıkan yerlerinden.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çakraz Plajı, Tarlaağzı Plajı gibi alanlar sadece Amasra’nın değil Türkiye’nin en temiz denizi ve sahillerine sahiptir. Karadeniz’in hırçın dalgalarının durulduğu zamanlara denk gelmek için yaz aylarını, sakinlik arıyorsanız nisan, mayıs, ekim aylarını tercih etmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    3000 yıllık Amasra’nın o kadar eski olmasa da kültürel değerlerinden biri ahşap işçiliğidir. Tarihî Çekiciler Çarşısı ahşap işçiliğinin örneklerini de farklı el sanatlarına ait eşyaları da bulabileceğiniz insan trafiği yoğun olan bir yerdir. En çok satın alınan yöresel eşyanın balık tavası olduğu ipucunu da verelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Amasra elbette özellikle doğasıyla ilgi gören, günbatımıyla büyüleyen bir yer ama siz siz olun antik kalıntıların sergilendiği müzesini, tarihî ahşap evlerini gezip görmeden dönmeyin.

  • GÜNEY AMERİKA’NIN İNCİSİ BUENOS AIRES

    Tango ülkesi Arjantin’in başkenti Buenos Aires, ülkenin en büyük, Güney Amerika’nın ise Sao Paulo’dan sonraki ikinci en büyük kentidir. Rengârenk sokakları, köklü tarihi, pek de aşina olmadığımız lezzetleri, müzikleri ve futboluyla turistlerin yoğun ilgisini çeken şehrin sadece ikonik yerleri değil, ara sokakları bile görülmeye değer. Sokaklarında gezerken insanların tüm canlılığını ve neşesini hissedebileceğiniz Arjantin, Güney Yarım Küre’nin Paris’i olarak adlandırılıyor ve özellikle mimarisinde İtalyan, Fransız ve İspanyol etkileri net bir şekilde hissediliyor. Yüzlerce heykelin bulunduğu, sanatın ve doğanın iç içe olduğu Buenos Aires’in en dikkat çekici yerlerini yazdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    16. yüzyıldan beri ayakta kalan Plaza de Mayo’nun bulunduğu meydan, başkentin en büyük meydanı olma özelliğine sahip. Türkçe “Mayıs Meydanı” anlamına gelen Plaza de Mayo, ülkenin en önemli politik olaylarının da geçtiği bölgedir ve 25 Mayıs 1810’da Arjantin’in bağımsızlığı buradan ilan edilmiştir. Meydanın tam ortasında bulunan ünlü Piramide de Mayo Heykeli, bağımsızlığın birinci yılını kutlamak için 1811 yılında inşa edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir kentin en ikonik yerlerinden birinin mezarlık olması sizi şaşırtmasın. Taş heykellerden, süsleme ve kabartmalardan oluşan Recoleta Mezarlığı’nı gezerken âdeta dev bir açık hava müzesini ziyaret etmiş gibi hissediyorsunuz. 1822’de Fransız mühendis Prospêro Catelin tarafından inşa edilen mezarlık; Eva Peron gibi ülkenin en zengin ve en önemli isimlerinin de sonsuz uykuya yattığı yer. Birkaç katlı mezarların bulunduğu yerin neoklasik tarzdaki giriş kapısı bile görülmeye değer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1870’te inşa edilen, 1933’ten bu yana da müze olarak kullanılan mekân; 4.610 metrekarelik sergi alanına ve 34 farklı salona sahip. Şehrin en eski turistik yerlerinden olan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi, Orta Çağ’dan 20. yüzyıla kadar Avrupalı sanatçıların ürettiği eserlere ev sahipliği yapıyor. Arjantinli, Perulu ve diğer Latin Amerikalı sanatçıların da eserlerinin bulunduğu müzede Van Gogh, Goya, Rembrandt ve Manet gibi önemli sanatçıların eserleri sergileniyor. Ayrıca 150 bin kitaptan oluşan bir sanat kütüphanesine de sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Buenos Aires’in en iyi korunmuş alanlarından biri olan San Telmo; kafeler, tango salonları ve antika dükkânları ile turistlerin olduğu kadar yerel ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen sanatçıların da uğrak noktası. Sokak satıcıları yemeden giyime, hediyelik eşyalardan Latin Amerika kültürüne ait birçok farklı ürünü renkli tezgâhlarında satarken; festival kutlamalarını aratmayan Arnavut kaldırımlı bu sokaklarda şehrin en eski tarihî yapılarını da görüyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2008’de The Guardian tarafından dünyanın en önemli ve güzel ikinci kitabevi seçilen bu asırlık opera ve tiyatro binası; hiçbir dekoru değiştirilmeden kitapseverlere hizmet vermeye devam ediyor. Pero ve Torres Armengol kardeşler tarafından inşa edilen tiyatronun tavan freskleri, devasa sütunları ve diğer detayları dönemin en başarılı mimar ve tasarımcıların elinden çıkma… 2.000 metrekarelik alana sahip bu gösterişli bina, 1919’da opera binası olarak kullanılmış, 2000’li yılların başında da kitabevine dönüştürülmüş. Her sene bir milyondan fazla insanın ziyaret ettiği bu büyüleyici kitabevinde nefis kokulu kahvenizi yudumlarken, seçtiğiniz kitabı okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    19. yüzyıldan itibaren çoğunu İtalyan göçmenlerin oluşturduğu La Boca Mahallesi, çinko levhalardan meydana gelen evlerden oluşuyor. Liman inşaatından kalan boyalarla boyanan derme çatma yapıların bulunduğu mahalle, günümüzde başkentin en önemli turistik merkezi olmuş durumda. Rengârenk kafelerin, restoran ve hediyelik eşya dükkânlarının bulunduğu mahalledeki sokaklarda tango yapan insanları keyifle izlemek mümkün. La Boca, efsanevi futbolcu Maradona’nın müzesine ev sahipliği yapıyor ve futbol tutkunlarının da uğrak noktası oluyor.

  • ANADOLU ŞEHİRLERİ VE ALAMETİFARİKALARI

    ANADOLU ŞEHİRLERİ VE ALAMETİFARİKALARI

    Bazen tek bir doğa harikası ya da tek bir tarihî eserin ünü, içinde bulunduğu şehrin ününü bile aşıp gidebiliyor. Bunun dünyada da birçok örneği var, mesela Paris ünlü bir şehirdir ama Eyfel Kulesi’nin ünü Paris’le yarışacak boyutlardadır. Bakalım ülkemizdeki hangi doğal ya da insan ürünü yapılar, içinde yer aldığı şehrin adı kadar öne çıkabiliyor?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karadeniz’in asırlık evleriyle ünlü şehri Karabük” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde ilk demir-çelik fabrikasının kurulduğu şehir Karabük’tür ama adı geçer geçmez akla önce Safranbolu ilçesi gelir. Safranbolu’yu böylesine ünlü yapansa özgün mimarisiyle dikkat çeken, 18,19 ve 20. yüzyılların başlarında yapılmış geleneksel Türk evleridir. Sayısı 2000’i bulan evlerden 800 tanesi günümüzde yasal koruma altındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İç Anadolu’nun göbeğindeki cevher Aksaray” title_font_size=”13″]

    Konya, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Ankara ve Tuz Gölü ile çevrelenmiş Aksaray’ın en ünlü alametifarikası Ihlara Vadisi’dir. Yüksekliği 100 metreyi aşan kanyon benzeri bu vadinin içine girdiğinizde, tarihî ve doğal güzelliklerle dolu 14 kilometrelik bir yolculuğa çıktığınızı da aklınızda bulundurmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saklı kalmış güzellik Bartın” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in kıyısındaki Bartın’a gezi için gidenler soluğu ilk önce Amasra ilçesinde alır. Amasra şahsına münhasır, turistik ve aynı zamanda 3000 yıllık geçmişi olan tarihî bir yerleşimdir. Kalesi, evleri, anakaraya bağlı adaları ile eşsizdir. İki mahalleyi deniz üstünde birbirine bağlayan Kemere Köprüsü ise Bartın’ın da Amasra’nın da simgesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğu Anadolu’nun tarih yüklü şehri Erzurum” title_font_size=”13″]

    Sarıkamış’tan Palandöken’e ya da Üç Kümbetler’den Çift Minareli Medrese’ye Erzurum’un akla getirdiği yerler şüphesiz ki oldukça fazla. Yine de 48 metre yükseklikten dökülen 21 metre genişliğindeki Tortum Şelalesi, dünyanın en büyük şelalelerinden biri olarak Erzurum’un alametifarikası diyebileceğimiz bir doğal güzelliktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eski medeniyetlerin büyük mirasçısı Adıyaman” title_font_size=”13″]

    Hititlerden tutun da Asur, Pers, Roma, Bizans gibi medeniyetlerin yaşam alanlarından olmuş Adıyaman, topraklarında barındırdığı tarihle geçmişin bilgisini geleceğe taşıyan bir köprü gibidir. Şehri uluslararası üne kavuşturan değeri de Nemrut Dağı’dır. Görkemli Nemrut’u özelleştiren ise Kommagene Kralı tarafından yaptırılmış devasa büyüklükteki anıtsal heykellerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Masmavi sularla şenlenen şehir Sakarya ” title_font_size=”13″]

    Marmara Bölgesi’nde yer alan ama Karadeniz ile kıyısı da bulanan Sakarya ülkemizin kalabalık şehirlerinden biridir. Diğer illerimiz gibi onun da birden çok alametifarikası var elbette, örneğin adını aldığı Sakarya Nehri. Fakat insanlara kıyılarında sunduğu aktivite olanakları, uçsuz bucaksız gibi görünen manzarasıyla Sapanca Gölü bir adım daha öne çıkmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğa, tarih, kültür şehri Akdenizli Burdur” title_font_size=”13″]

    Kendi adıyla anılan Burdur Gölü, en berrak göllerimizden Salda, ülkemizin turizme açılan ilk mağarası İnsuyu hepsi Burdur’da yer alır… Şehir dünyanın ilgisini ise içinde Roma Dönemi’ne ait muhteşem yapılar barındıran Sagalassos Antik Kenti ile üstünde tutar. Bu tarihî bölge 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şiirler yazdıran şehir Kastamonu” title_font_size=”13″]

    Cideli Rıfat Ilgaz mı diyelim İnebolulu Oğuz Atay mı, Horna Kanyonu mu diyelim Gideros Koyu mu? Karadeniz’in büyük mü büyük şehri Kastamonu’da sayacak öyle çok özellik var ki, seçmesi zor. Fakat “Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın / Baharda yeryüzünde o cennetin bağısın…” dizeleriyle zihnimize yerleşen şarkısıyla da Ilgaz Dağları sadece bu şehrin değil Anadolu’nun alametifarikalarından biridir.

  • ZIRHLI DERİSİ VE DİĞER İLGİNÇ ÖZELLİKLERİYLE PANGOLİNLER

    Asya ve Afrika’daki tropik ve yarı tropik bölgelerdeki ormanlar, savanlar ve çalılık alanlarda yaşayan pangolinler, derisi pullarla kaplı tek memeli türüdür. Gece avlanan ve genellikle yalnız yaşayan pangolinler hakkında daha fazla bilgi yazımızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Pangolinlerin pulları, tırnaklarımızı ve saçlarımızı, gergedanların boynuzlarını, balinaların dişlerini ve yırtıcıların pençelerini oluşturan keratin maddesinden meydana gelir ve onlara güçlü bir koruma sağlar. Sadece karınlarındaki küçük bir bölge dışında, vücutlarının tamamı bu güçlü pullarla kaplıdır. Bu pullar, pangolinlerin toplam vücut ağırlığının yaklaşık %20’sini oluşturur ve tırnaklarımız gibi sürekli uzar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Renkleri açık kahverengi, sarımsı kahverengi, zeytin yeşili ve koyu kahverengi arasında değişen pangolinlerin adı, uyguladıkları savunma tekniğinden gelir. Pangolinler, dokunulduklarında, yakalandıklarında ya da tehdit altında hissettiklerinde hemen yuvarlanarak başlarını, karınlarını ve ön ayaklarını kapatacak şekilde top hâline gelirler. Bu pozisyondayken kuyruklarını kullanarak saldırı yapabilirler. Yaptıkları bu savunma hareketi nedeniyle Malay dilinde ‘silindir’ anlamına gelen ‘penggulung’ olarak adlandırılmış ve zamanla bu isim ‘pangolin’ hâlini almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Pangolinlerin pençeleri uzun, kıvrık ve oldukça güçlüdür. Bu güçlü pençeler, karınca yuvalarını kazmalarına ve toprakta oyuklar açmalarına olanak tanır. Bazı pangolin türleri ise pençelerini ağaçlara tırmanmak için kullanır. Ancak ön pençelerindeki uzun tırnaklar, ön ayakları üzerinde yürümelerini zorlaştırır. Bu nedenle, genellikle arka ayakları üzerinde yürüyerek dengeyi sağlamak için uzun kuyruklarını kullanırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Pangolinlerin dişleri yoktur ve gözlerini, kulaklarını ve burun deliklerini karıncalardan korumak için kapatabilirler. Ana besin kaynakları karıncalar olduğundan “pullu karınca yiyen” olarak da anılırlar. Pangolinler, özel kazı teknikleri sayesinde toprak altındaki derin böcekleri bile kolayca avlayabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Pangolinlerin yılda yaklaşık 70 milyon, günde ortalama 200 bin böcek yediği tahmin ediliyor. Ekosisteme büyük fayda sağlayan bu canlılar, termit ve karınca yuvalarını kazarken toprağın havalanmasını sağlayarak toprağın su ve besin maddelerini daha kolay almasına yardımcı olur. Bu sayede, hem zararlı böceklerin sayısını kontrol altında tutar hem de toprağın sağlığını korur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eteneliler (plasentalılar) takımına ait pullu memeliler olan pangolinlerin bilinen sekiz farklı türü vardır. Bu türlerden dördü Asya’nın farklı bölgelerinde, diğer dördü ise Afrika’nın çeşitli bölgelerinde yaşamaktadır. Asya türleri genellikle daha büyük pullara sahipken, Afrika türleri farklı ekolojik koşullara uyum sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Pangolinlerin boyutları türlerine göre farklılıklar gösterir. Küçük pangolin türleri yaklaşık 30-40 santimetre uzunluğunda olabilirken, daha büyük türler 1 metreye kadar uzayabilir. Ağırlıkları ise 1,5 kilogramdan başlayarak 33 kilograma kadar çıkabilir. Bu çeşitlilik, pangolinlerin yaşadığı farklı habitatlara ve beslenme alışkanlıklarına bağlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Pangolinler iki yaşına geldiklerinde üreme yeteneği kazanır. 69 ila 150 gün süren bir gebelik döneminin ardından anne pangolin genellikle tek bir yavru dünyaya getirir. Doğduklarında 8 ila 450 gram arasında bir ağırlığa sahip olan bu yavrular, ilk üç ay boyunca yalnızca anne sütü ile beslenir. Yeni doğan pangolinlerin pulları başlangıçta yumuşak olur, ancak anne sütüyle beslendikçe sertleşir ve koruyucu özellik kazanmaya başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Afrika ve Asya’da yaşayan sekiz pangolin türünün tamamı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Uluslararası ticareti yasaklanmış olmasına rağmen, kaçak avcılık pangolinler için en büyük tehditlerden biri olmaya devam ediyor. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından “hassas” türler arasında sınıflandırılan pangolinlerin, vahşi doğada tam olarak kaç tane kaldığı bilinmiyor, ancak popülasyonları ciddi şekilde azalmış durumda.

  • BU BÖCEKLER ÇİÇEKLER GİBİ RENGÂRENK

    BU BÖCEKLER ÇİÇEKLER GİBİ RENGÂRENK

    Sizce de insanların doğayı değerlendirme şeklinde bir gariplik yok mu? Karşı karşıya kalsak saniyeler içinde bizi etkisiz hâle getirebilecek aslan, kaplan, leopar gibi yırtıcı hayvanlara sempati duyarken, deyim yerindeyse nokta kadar böceklerden pek de haz etmiyoruz. Tabii konu hakkında birçok neden sıralanabilir… Bu arada böcek korkusuna “entomofobi” adı verildiği bilgisini de verelim. Ama konumuz bunlar değil, konumuz rengârenk hâlleriyle göz kamaştıran böcek türleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Birbirinden farklı renk ve desenlerdeki kelebeklerden daha sevimli böcek türü var mıdır bilmiyoruz. Fakat bilinen şu ki aslında kelebeklerin kanatları zar gibi saydamdır ve yoğunlukları farklı olan pullarla kaplıdır. Bu pullar, ışığı kıran ve yansıtan yapıları ile de gözümüze binlerce desen şöleni sunarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çiçek gibi böcek demek biraz tuhaf kaçacak ama fotoğrafa bakınca bize katılacaksınız. Peygamberdevesinin 2400 türünden biri olan bu canlı en renkli böceklerden biri… Orkideye benzediği için orkide peygamberdevesi olarak da biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sevgiyle avucumuza aldığımız böceklerin başında uğur böcekleri gelir. Kendisi kırmızı rengi en iyi taşıyan canlılardan biridir. 0,5 cm boyları ve siyah benekli kabukları altından çıkardıkları kanatlarıyla pek bir sevimlidirler. Bu arada sadece kırmızı değil, sarı, pembe hatta mavi renginde uğur böcekleri bulunduğunu da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir kolyenin ucuna takılabilecek zariflik ve şıklıkta olan bu böceğin adı, mücevher. Adı üstünde mücevher böceği ışıl ışıl parlayan renkli kabuğuyla ünlü. Çok şaşırtıcı bilgi ise bu renkli böceklerin yumurtalarını yerleştirmek için yanmış hatta yanmakta olan ağaç kabuklarına ihtiyaç duyması ve bu nedenle orman yangınlarının izini sürmeleri!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kabul edelim ki kumaşlardan gıda ürünlerine kadar birçok şeye musallat olabilen güveler, evimizde karşılaştığımızda pek de sempatiyle baktığımız canlılar değildir. Fakat şu fotoğraftaki pembe güveye bakıp “ah canım ne tatlısın” dememek de elde değil…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Karşınızda, adını kübizmin ustası Picasso’dan alan bir böcek var. Pastel renkli, kübik desenli derisini iki ayda bir değiştiren Picasso böceği, Afrika’da yaşayan bir tür… Böyle naif, sakin göründüğüne bakmayın, öyle delici bir hortumu var ki beslendiği bitkilerde öz diye bir şey bırakmayabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yusufçuklar da göz alıcı renkleriyle ünlü olan böceklerdir. Ve incecik vücut yapılarına rağmen son derece güçlüdürler. Saatte 95 kilometre hız yapabilen yusufçuklar, başının çevresinde 360 derece dolanabilen gözleriyle de en iyi görme yetisine sahip böcek türleridir.

  • 8 Madde İle Anadolu’da Bolluk Ve Bereketin Simgesi Olan Turna Kuşu ve Kültürümüzdeki Yeri

    8 Madde İle Anadolu’da Bolluk Ve Bereketin Simgesi Olan Turna Kuşu ve Kültürümüzdeki Yeri

    Turna, uzun bacakları ve uzun boynu ile tanınan, dünyanın neredeyse her yerinde farklı türleri yaşayan bir kuştur. Yerkürenin dört bir yanında kültürün bir parçası hâline gelen ve farklı anlamlar kazanan bu tür, Anadolu topraklarında ise bolluğun ve bereketin sembolü olmuştur. 8 maddelik listemizde turna kuşunu konuk ediyor ve bu özel hayvanın kültürümüzdeki yerini inceliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Turnanın dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan birçok farklı türü bulunsa da ülkemizde turna ailesinin sadece iki üyesi görülür. Göç mevsiminde ülkemizden sürüler hâlinde geçiş yapan turnalar, Türkiye’de yerleşik olmamalarına rağmen kültürümüzde derin izler bırakmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde görülen diğer turna türü ise telli turnadır. Fakat ne yazık ki bu gösterişli ve ilginç kuşların nesli yok olmak üzeredir, Türkiye’de 11 tane telli turna kaldığı düşünülmektedir. Telli turnalar Bulanık Ovası’nda yaşarlar ve şarkılarda, türkülerde, birçok kültürel üründe karşımıza çıkarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Turna, Çin, Japon, Kore gibi Uzak Doğu kültürlerinde ölümsüzlük anlamına gelmektedir. Türklerin göçleri sırasında bu kültürel motifi Batı’ya taşıdığı ve bu sebeple Anadolu topraklarında da turnanın ölümsüzlüğü simgelediği düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Alevi ve Bektaşi kültüründe ise turna, aynı Uzak Doğu kültüründe de olduğu gibi Tanrı’nın yeryüzündeki tecili olarak görülür. Bektaşilikte Hz. Ali ile ilişkilendirilen turna bu sebeple kutsaldır. Hatta semahlardan birine de turna adı verilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Turna Semahı, turnanın uçuşunu görselleştirir. Turnanın uçuşunu andıran hareketlerle semah dönülür ve bu şekilde Hak ile buluşulur. Turnanın sesinin Hz. Ali’nin sesine benzediğine ve turnanın uçarken Anadolu’nun bir ucundan diğerine selam taşıdığına inanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eski Türklerde turna Gök Tanrı ile ilişkilendirilmiştir. Ölümden sonra gökyüzüne yükselen ruhun burada turna suretine büründüğüne ve bu surette gökyüzünde süzüldüğüne inanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Turna figürü türkülerimizde de sık sık kullanılmıştır. Pir Abdal Sultan’dan Dadaloğlu’na, Hayali’den Erzurumlu Emrah’a birçok ozan türkülerinde turnalara yer vermiştir. Bu türkülerde turnalar genelde, dertleşilen ya da haber getiren karakterler olarak karşımıza çıkar. Güncel Türk Müziği’nde de sanatçılarımız sözlerine turna kuşu motifinin işlendiği şarkıları, türküleri söylemeye devam eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde de Anadolu’da turnanın bolluk ve bereket getirdiğine inanılır. Gelinlerin saçına turna teli takılması da bu sebeptendir. Turna uçarken bir tarlaya konarsa bu o tarlaya bereket geleceğinin müjdesidir.

  • DÜNYANIN DÖRT BİR TARAFINDAN METROPOL MANZARALARI

    Bir şehrin metropol sayılabilmesi için, ülkedeki diğer yerleşimlere göre kültürel, ekonomik, mimari, nüfus gibi olgular bakımından gelişmiş olması ve öne çıkması gerekir. Metropol kelime olarak, Yunanca anakent anlamına gelen metropolis kelimesinden türemiştir. Sayfamızda dünyadaki metropollerden bazılarını görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    2020 yılına göre 83 milyonun üstüne çıkan Türkiye nüfusunun %18,49’u İstanbul’da yaşıyor. İstanbul, 15 milyonun üstündeki insan sayısıyla, 131 ülkeden daha kalabalık bir nüfusa sahip. Fakat bu eşsiz şehir, yüksek nüfusundan ziyade kültürel, tarihî, ekonomik ve mimari değerleriyle büyük bir metropoldür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1.104 kilometrekarelik bir alanda 7,5 milyona yaklaşan nüfusuyla Hong Kong, dünyanın en kalabalık metropollerinden biridir. Güney Çin Denizi kıyısındaki konumuyla, eskiden tarım ve balıkçılıkla uğraşılan bir yerleşim yeri olan Hong Kong, günümüzde gökdelenlerin kuşattığı bir silüete sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hindistan’ın kuzeyindeki Delhi, ülkesinin ekonomik açıdan taşıyıcı şehirlerindendir. 2020 yılı verilerine göre 30 milyonu aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık ikinci şehridir, bilindiği gibi listede ilk sıra uzun zamandır Tokyo’nundur. Bu büyük metropol, Yeni ve Eski Delhi olarak iki ayrı bölgeden oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İstanbul, Paris ve Moskova’nın ardından Avrupa’nın en kalabalık şehri olan Londra, dünyanın en popüler metropolleri arasındadır. Şehrin öne çıkan özelliklerinden bir diğeri ise etnik açıdan bir hayli kozmopolit olması ve sınırları içinde yaklaşık 300 farklı dilin konuşulmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Lizbon, 3 milyona yaklaşan nüfusuyla, ülkesinin dörtte birini sınırları içinde barındıran önemli metropollerdendir. Portekiz’in başkenti ve en büyük şehri olan Lizbon, tarihi ve kültürel dokusuyla etkileyici bir geçmişe sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp, Osmanlı izleri barındıran tarihî geçmişi, kültürel değerleri ve endüstriyel birikimiyle Avrupa’nın özgün metropollerinden biridir. Üsküp aynı zamanda, yüksek dağları ve büyük gölleriyle doğayla da kucaklaşan şehirlerdendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    12 milyonu aşan nüfusuyla Güney Amerika’nın en büyük şehirlerinden olan São Paulo, Brezilya’nın 26 eyaletinden birinin de başkentidir. Bu büyük metropol, ülkesinin sanayi, ticaret, finans ve kültür merkezi olarak öne çıkmaktadır.