Kategori: Rota/Doğa

  • BEYOĞLU: ÜLKE GİBİ BİR İLÇE

    BEYOĞLU: ÜLKE GİBİ BİR İLÇE

    Dünyanın en büyük metropollerinden İstanbul’un en gözde ilçelerinden Beyoğlu… Güneyi ve batısı Haliç, doğusu Beşiktaş ve İstanbul Boğazı, kuzeyi Şişli ve Kâğıthane. Yaklaşık 225 bin nüfusa sahip olup da her gün 1 milyon kişinin ziyaret ettiği en turistik yerlerden biri. “Beyoğlu’nda gezersin gözlerini süzersin” şarkısını çok sevsek de biliyoruz ki bu semt gözlerinizi bile kırpmadan bakmak isteyeceğiniz güzelliklerle dolu. Bir sayfaya sığdırması imkânsız ama akıllarda iz bırakacak bir özet sunmak mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Adını Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlundan alan ve Boğaz’ı en güzel yerden seyreden Cihangir; sanat galerilerinin, tasarım butiklerinin ve kafelerin kuşattığı Tomtom Mahallesi; arkadaşlarla toplanmanın Beyoğlu’ndaki en güzel adresi Asmalı Mescit; antikacı dükkanlarıyla Firuzağa; Haliç Kongre Merkezi’yle dünyaya açılan Sütlüce Mahallesi ve diğerleri… Anlayacağınız İstanbul’un göbeğindeki Beyoğlu tam 45 mahalleden oluşan kocaman bir ilçe.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Peki Beyoğlu denince sizin aklınıza gelen ilk yer neresi? Galiba cevabı hepimiz biliyoruz… Onlarca kere gitmiş olsanız da her seferinde yeni şeyler keşfedebileceğiniz sokakları, hikâyeleriyle ünlü yüzyıllık apartmanları, tarihten izler taşıyan pasajları, cadde boyunca bir aşağı bir yukarı hareket eden nostaljik tramvayı ile İstiklal Caddesi tabii ki… İlla ki bir yerlerden duymuşsunuzdur, İstiklal Caddesi ve Pera civarı çok önceleri insanların şapkaları, kravatları, topuklu ayakkabıları, yani en şık kıyafetleriyle gittiği bir yermiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İstiklal Caddesi’nin bittiği noktadan aldığı yolcularını 90 saniyede Karaköy’e ya da Karaköy’den İstiklal’e taşıyan dünyanın en eski ikinci metrosu Tünel de Beyoğlu’nda bulunuyor. İstanbul’da yaşayan Fransız mühendis Eugene Henri Gavand’ın Sultan Abdülaziz’e sunduğu ve ilk defa 1874’te faaliyete geçen asansörlü demiryolu projesinin zamanla modernleşmiş hali olan Tünel, günümüzde şehrin en turistik taşıma araçlarından biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sadece ilçenin değil şehrin simgesi olmuş eserler barındırır Beyoğlu. Yanına kadar gitmeseniz bile her deniz yolculuğunda selamlaştığınız Galata Kulesi örneğin. İlk olarak Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 507 yılında yapılıp 1348’te Cenevizliler tarafından yeniden inşa edilen yapı tarihte fener kulesi, yangın kulesi, zindan gibi amaçlarla kullanılmış. Şimdiyse dileyen herkese kapılarını açan ve tepesine kadar çıkanlara muhteşem Boğaz seyri yaşatan tarihi bir eser.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mehmet Akif Ersoy’un son dönemlerini yaşadığı Mısır Apartmanı… Zamanında 24 dükkânı 12 dairesi ile nezih bir hizmet veren Çiçek Pasajı… Polisiye edebiyatın ünlü ismi Agatha Christie’nin Doğu Ekspresi’nde Cinayet romanını 411 numaralı odasında yazmaya başladığı söylenen Pera Palas… İsveç Sarayı, Hollanda Sarayı, Fransız Sarayı olarak da adlandırılan konsolosluk binaları… Bunlar da Galata Kulesi kadar simgesel olmasa da tarihi önemi olan ve mimari açıdan gösterişli yapılardan sadece birkaçı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Beyoğlu’nun ünlü olmayan bir yanı yok desek yeridir, yokuşları da buna dâhil. Kazancı Yokuşu, Kumbaracı Yokuşu, Akarca Yokuşu, Kadirler Yokuşu, Alçakdam Yokuşu ve diğerleri… Bazı yokuşlar da kolay inip çıkmayı sağlayacak merdivenleriyle ünlü ve bunların başında Kamondo Merdivenleri geliyor. 1850’lerde hayırsever Abraham Saloman Kamondo anısına yapılan merdivenleri bugün Beyoğlu hatırası bir fotoğraf çektirmek isteyenler özellikle tercih ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bu semt aynı zamanda yüzyıllardır içinde yaşattığı ibadethanelerle dünyanın en kozmopolit yerlerinden biri. Giulio Mongeri tarafından 1900’lerin başında yapılan ve kırmızı duvarlarıyla dikkat çeken Aziz Antuan Katolik Kilisesi, Sultan Abdülmecit’in izniyle İngilizler tarafından yaptırılan Kırım Kilisesi, tarihsel arşiviyle müze niteliği de olan yemyeşil bahçe içindeki Galata Mevlevihanesi ve 1596 yılında ibadete açılan İstiklal Caddesi üzerindeki Hüseyin Ağa Camii bir çırpıda sayabileceklerimiz.

  • Yılın En Güzel Zamanı İçin Öneriler

    Yılın En Güzel Zamanı İçin Öneriler

    Eylülle başlayan mevsimin gelişi akıllara hüznü getiriyor da gidişi getirmiyor mu? O da ayrı bir hüzün! Mutlu bir sonbahar geçirmiş olduğunuzu umarak, duygusal önem atfettiğimiz mevsimin son günlerinde yapabileceklerinizi sizin için listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hiç acele etmeksizin, keyfine vara vara doğayı seyrettiğimiz sıcak ve hatta ılık günler geride kaldı… Soğuklar daha da bastırmadan bir manzaranın önünde durup doğanın en pastel halini seyretmekten kendinizi alıkoymayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orman havası alarak sabah koşusu yapmak, uzun yürüyüşlere çıkmak, gittikçe nazlanan güneşin kendini gösterdiği anları yakalamaya çalışmak, çok daha özetle açık havada üşütmeden vakit geçirebilmek için son demler olduğunu unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ağaçların döktüğü yaprakları toplayıp eve götürmeyi hiç düşünmüş müydünüz? Neden mi? İsterseniz sonbahar sizi yeni bir hobiyle bile buluşturabilir. Kahverengiden kızıla, turuncudan sarıya yeryüzünü renklendiren o yapraklardan ev objesi olabilecek birçok hobisel iş çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Balkabağı ile doyum olmayan tatlılar yapmak için her yıl kasım ayını beklemek gerekir, çünkü bu sebzenin mevsimi sonbaharın son günleridir. Aklınızda bulunsun balkabağı ile sadece tatlı değil, çorba, mücver, hatta reçel, kurabiye ve kek bile yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bir kafeye gittiğinizde mekânın açık alanında oturmak, kahvenizi elinize alıp kapının önüne çıkmak da sonbaharı uğurlarken yapabilecekleriniz arasında. Söylemeye gerek yok, buzlu kahveye veda etmenin, üstünde dumanı tüten içeceklere yönelmenin vakti zaten çoktan gelmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yağmuru, sıcak bir evin penceresinden izlemenin keyfi başka olsa da bir şemsiyenin altındayken süzülüşünü görmek, mevsimin sokaklara yansıyan dönüşümüne tanıklık etmek de bir o kadar keyiflidir. Fakat böyle bir pozisyonda kendinizi sıcak tutmayı sakın ihmal etmeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kalın çoraplar giyerek battaniye altına girmeye başlamışsanız artık sonbaharın sonlarına yaklaşmışsınız demektir. Kışa doğru giderken daha da kalınlaşarak devam edecek bu giyinme halinin henüz hafif dönemlerinde olduğunuzu düşünerek tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Albert Camus’nün ifadesiyle “Sonbahar, ikinci bahardır; yaprakların çiçeğe dönüştüğü.” O zaman biz de devamını getirelim: Hemen ertesi ise kıştır; bütün dünyanın beyaza büründüğü… Sonbaharı özleyeceğimizi bile bile kışın gelişine seviniyoruz, insanız işte…

  • İÇ ANADOLU’NUN KÜLTÜR MERKEZİ

    İÇ ANADOLU’NUN KÜLTÜR MERKEZİ

    Kırşehir, sayfamızın ilerleyen bölümlerinde göreceğiniz gibi tarihten bu yana ozanların, mutasavvıfların, ilim insanlarının ve sanatkârların şehri olagelmiştir. Aksaray, Kırıkkale, Yozgat, Ankara ve Nevşehir ile komşu olan kent, konum olarak Kapadokya Bölgesi’nde yani “Güzel Atlar Ülkesi”nde yer almaktadır. Kırşehir ile özdeşleşen doğal ve kültürel değerleri sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şehir merkezinde, Kılıçözü mevkiinde yer alan ve 2014 yılında açılışı yapılan Kent Park, proje ismiyle İkizarası Kent Parkı, 120 bin m2’lik bir alanı kapsıyor. Bu alan içinde spor kompleksi de bulunuyor restoran da, konser alanı da, yürüyüş yolları da… Şehir sakinleri için popülerleşen devasa alan turistlerin de sıkılmadan vakit geçirebileceği renkli bir mekân.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Anadolu Selçukluları tarafından Kızılırmak üstüne inşa edilen Kesikköprü tarihi İpek Yolu güzergâhında bulunuyor. Günümüzde şehrin merkezinde yer alan yapı 400 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 13 sivri kemerli gözden oluşuyor. Aynı mevkide yer alan ve eski dönemlerde kervanların konaklaması için yapılan Kesikköprü Kervansarayı da şehrin önemli yapıları arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türklerin engin bozkırlara bakıp da “Kır Şehri” dediği bölgenin adı zamanla Kırşehir olmuş. Ama bu bozkırın şehrinde öyle göller de var ki bakınca “suyun şehri” demekten kendinizi alamazsınız. Bunlardan biri şehrin beş ilçesinde suyu bulunan Hirfanlı Baraj Gölü’dür. 100 binden fazla su kuşunu ağırlayan göl su sporlarına da ev sahipliği yapmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ahiliğin kurucusu, esnaf ve sanatkârların piri Ahi Evran hayatının son 15 yılını Kırşehir’de geçirmiş ve öldüğünde bu topraklara defnedilmiştir. Bir arada bulunan Ahi Evran Camii ve Türbesi günümüzde ziyarete açık durumdadır. Ayrıca gazeller ve hikâyeler yazmış mutasavvıf Âşık Paşa da Kırşehirlidir ve türbesi burada bulunur. Yine, Selçuklular döneminde Kırşehir Beyi olan Caca Bey adına yapılmış medrese de kentin önemli kültürel ve tarihi değerlerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kırşehir’in yetiştirdiği değerlerimizin başında şüphesiz ki Yaşar Kemal’in “bozkırın tezenesi” olarak nitelediği Neşet Ertaş gelir. Sanatçının doğduğu ev, babası Muharrem Ertaş’la kendi çocukluğunu tasvir eden heykeli ve mezarı, “Ana vatanımsın baba yurdumsun/ Ozanlar diyarı şirin Kırşehir/ Uzak kaldım gurbet elde derdimsin/ Hasretin bağrımda derin Kırşehir” diye türkü yaktığı kentte yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İç Anadolu mutfağında görülen ayran çorbası, çömlekte kuru fasulye gibi yemekleri Kırşehir’de de görmek mümkündür. Fakat yörenin kuru kayısı ve kuru üzümle pişirilen et yemeği çirleme, yağda kavrularak yapılan pancar çırpması ve ayva dolması gibi özgün lezzetleri de bulunmaktadır. Kırşehir’in yurt dışına açılmış lezzeti ise Kaman ilçesinde yetişen cevizidir.

  • Şehrin Göbeğindeki Soluklanma Alanı Belgrad Ormanı

    Şehrin Göbeğindeki Soluklanma Alanı Belgrad Ormanı

    Adını, Sultan Süleyman’ın Sırbistan seferinden dönerken bu bölgeye yerleştirdiği Belgradlılardan alan Belgrad Ormanı Kültür ve Yaşam’ın en yeşil sayfalarından biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Doğusu İstanbul Boğaz’ı, kuzeyi Karadeniz’le çevrili olan Belgrad Ormanı Avrupa Yakası’ndaki doğal bir oluşum. Aynı zamanda Çatalca Yarımadası’nın bir ucunda konumlanmış olan orman İstanbul’un nefes alma duraklarının başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Belgrad Ormanı’nın %75 gibi bir çoğunluğa sahip sakinleri meşe, özellikle sapsız meşe ağaçları. Meyveli dişbudaktan ıhlamura, kayından gürgene 18 farklı ağaç ve bu ağaçların gölgesinde açan minik çiçekler ormanın bitki varlıkları arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bu yeşil alan eski dönemlerde bölgenin su ihtiyacını karşılayan en önemli yerlerden biriymiş. Orman içinde birbirinden gösterişli bentler o dönemlerden kalan izler… Suyun akışını kontrol etmek için inşa edilmiş farklı mimarilerdeki bu yapılar genellikle Osmanlı sultanlarının isimlerini taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şehrin içinde kızıl geyiklerin, kızıl tilkilerin yaşam kurduğu, kuşların ağaç kovuklarındaki yuvalarında dinlenmeye çekildiği, av yasağı sayesinde hayvan türlerinin rahatça üreyebildiği Belgrad Ormanı, insanı ve en doğal hâliyle doğayı birbirine yakınlaştıran ender yerlerden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Belgrad Ormanı’nda insan ve doğa iç içe diyoruz çünkü Sarıyer semti sınırları içinde kalan Belgrad, 1956 yılından bu yana halka açık. İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünün idari sınırları içindeki alanda piknik masalarında bazı günler yer bulmak güçleştiği için kendi masa ve sandalyenizi götürmeyi düşünebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Falih Rıfkı Atay mesire yeri, Mehmet Akif Ersoy mesire yeri, Fatih Çeşmesi mesire yeri, Neşet Suyu mesire yeri isimleriyle anılan tam on tane mesire yeri bulunuyor orman içinde. Açık havada yapılabilecek birçok etkinlik için Belgrad Ormanı çölde vaha gibi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Örneğin temiz havayı derin derin içinize çekerek yapacağınız uzun soluklu yürüyüşler için eşsiz bir yerdir. Altı kilometrelik koşu parkurunda ağaçların arasından, göllerin, derelerin kıyısından geçerken adımlarınızı istediğiniz kadar hızlandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük metropollerinden İstanbul’da kendiliğinden oluşmuş böyle bir alanı korumak için bazı önlemler alınmış. Mesela kamp kurmak izne tabi ve ateş yakmak, büyük kesici aletlerle giriş yapmak yasak. Ama elbette belirlenmiş alanlarda mangal yapabilir, kahvaltı için erken saatlerde yola çıkabilir, bisiklet kiralayabilir ve daha birçok aktivite için Belgrad Ormanı’nın yolunu tutabilirsiniz.

  • 3200 YILDIR AYAKTA DURAN EFLATUNPINAR HİTİT SU ANITI

    Eflatunpınar Hitit Su Anıtı’nı hiç gördünüz mü? Hititlerin suya verdiği kutsallık ve bereket anlayışını yansıtan Konya’daki bu alan, dönemine göre hem bir anıt hem de suyu toplayıp düzenleyen bir çeşit erken dönem baraj sistemi niteliği taşır. Yaklaşık 3200 yıldır kesintisiz akan suyu, kuraklık eğilimlerine rağmen akmaya devam eder ve yılın her mevsiminde ziyaretçilerini karşılar. Bu özelliğiyle Eflatunpınar, Hititlerin suyu kontrol etme ve kutsama konusundaki bilgisini günümüze taşıyan nadir örneklerden biridir. Yazımızda, kendi çağını aşan bir teknikle oluşturulan Eflatunpınar Hitit Su Anıtı’nın öne çıkan özelliklerini derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Eflatunpınar Hitit Su Anıtı, MÖ 13. yüzyılın son çeyreğine tarihlendirilir ve Büyük Kral IV. Tuthaliya Dönemi’ne ait olduğu kabul edilmektedir. Konya’ya yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki Beyşehir’in 22 kilometre kuzeyinde Sadıkhacı Mahallesi sınırlarında bulunan yapı, Hititlerin öne çıkan açık hava anıtlarından biridir. Anıtı diğer Hitit örneklerinden ayıran en belirgin özellik, Beyşehir Gölü’ne ulaşan Eflatunpınar Deresi’nin kaynağına yakın bir noktada inşa edilmiş kutsal havuz ile doğrudan bağlantılı olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hititler, Hint-Avrupalı bir topluluk olarak MÖ 3000’lerin sonlarında Anadolu’ya göç etmiş ve bölgede yaşayan Hatti halkıyla uzun süre aynı coğrafyayı paylaşmıştır. Bu kültürel etkileşim, Hitit sanatında ve dinî uygulamalarında Hatti etkisinin görülmesini sağlamıştır. Başkenti Hattuşa (Boğazkale) olan Hitit Devleti, MÖ 1650-1200 arasında Anadolu’da varlığını sürdürmüş ve yerleşik toplulukların inanç sistemlerini kendi yapısına dâhil etmiştir. Bu yaklaşım, Hititlerin su kültünü geliştirmesine ve Eflatunpınar gibi kutsal alanların oluşmasına yol açmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’da Tunç Çağı’na damgasını vuran Hititler, su kaynaklarına verdikleri önem ile dikkat çeker. Tarım toplumu olarak su, onların hayatında sadece tarımsal üretim için değil, inanç ve toplumsal düzen açısından da vazgeçilmezdi. Temizlik, suyun kutsallığının temel koşullarındandı; ritüellerde kullanılan suyun kesinlikle pislikten uzak olması gerekirdi. Dönemin sık görülen salgınları, suyun değerini daha da artırıyordu. Bu nedenle Hititler, devlet sınırları içindeki su kaynaklarına büyük önem verirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hititler, dağlardan veya yer altından çıkan suları kutsal kabul etmiş, bu su kaynaklarını ritüellerin yapıldığı kutsal alanlar olarak değerlendirmiştir. Arınma, doğum, ölüm ve dua gibi birçok ritüel suyla bağlantılıdır. Örneğin su ordali, suçluluğu veya masumiyeti belirlemek amacıyla yapılan bir testti; kişi, belirli bir suya girerek veya sudaki bir nesneyi tutarak tanrısal bir müdahalenin sonucuna göre suçlu veya masum kabul edilirdi. Bu uygulama, suyun kutsallığının ve toplumsal işlevinin somut bir göstergesiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Eflatunpınar Anıtı’nın en dikkat çekici bölümü kuzey duvarıdır. Kesme taş bloklardan oluşan bu duvarda kabartmalar yer alır. Merkez figürler Güneş Tanrıçası ve Fırtına Tanrısı olarak kabul edilir. Güneş ışığı granit taşların üzerine vurduğunda ortaya çıkan eflatun renk, anıtın adının kaynağı olabilir. Arkeolojik kazılarda ele geçen başsız boğa heykelleri ve pişmiş toprak tabaklar, burada uzun yıllar süren ritüellerin kanıtıdır. Ayrıca anıtı besleyen havuzda bazı tatlı su balıkları yaşamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1842 yılında Jeolog William John Hamilton tarafından keşfedilen anıtın Hititlerle olan bağlantısını seyyah Charles Texier ortaya koymuştur. İzleyen yıllarda Hans Gustav Güterbock, Kurt Bittel, Rudolf Naumann, Volkert Haas, Emmanuel Laroche ve James Mellaart gibi bilim insanları, Eflatunpınar üzerinde araştırmalar yürütmüş ve Hititlerin su teknolojisi ile ritüel uygulamaları hakkında değerli bilgiler sunmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Akan suların merkezî havuz sistemiyle toplanarak gerektiğinde tasarruflu bir şekilde kullanıldığı nadir su sistemlerinden biri olmasından dolayı, 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dâhil edilmiştir. Anıt, Hititlerden günümüze kadar işlevini kaybetmeden ayakta kalabilmiş en iyi örneklerden biridir ve dönemin su tesisatı ve teknolojisi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

  • Bodrum’un Kendisi Kadar Ünlü 7 Mahallesi II

    Bodrum’un Kendisi Kadar Ünlü 7 Mahallesi II

    Bodrum, sadece bizlerin değil dünyanın rağbet ettiği bir tatil cenneti… Yabancı turistlerin de karış karış bilecek kadar ilgi gösterdiği ilçenin mahalleleri de en az kendisi kadar popüler. Her birinin ayrı bir ambiyansı, her birinin ayrı müdavimleri var. Muğla’nın 13 ilçesinden biri olan Bodrum’un, antik çağdaki adıyla Halikarnas’ın en bilinen mahallelerini listelediğimiz serinin ikincisi ile karşınızdayız…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Plajları ve eğlence mekânlarıyla ünlü Bitez’e bir kez giden bir daha gitmeden edemez…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bodrum ile Milas arasında huzuru bulacağınız yemyeşil bir koy…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Soğuk ama tertemiz deniziyle, lezzetli restoranlarıyla ünlü Ortakent, tatilcilerin gözdesi deniz kasabalarından biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Torba’da manzarası çam ormanları olan masmavi bir denize girebilirsiniz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Uzun kumsallarıyla plaj severlerin gözdesi Yahşi yaz tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Gökova Körfezi’nde yer alan, huzuru bulacağınız sessiz sakin bir belde Mazıköy.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tekne gezilerini sevenlerin tercih ettiği Karaincir’in taş evleri de görülmeye değer…

  • AĞAÇ EV TUTKUNLARI İÇİN DÜNYADAN İLGİNÇ ÖRNEKLER

    Ağaç evler, sundukları manzaralar ve bağımsız yapılarıyla dikkat çekiyor. Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan bu evler basit platformlardan Rönesans Dönemi bahçe süslerine, 20. yüzyılda ise çocukluk hayallerinin simgesine dönüşmüş. Dünyanın farklı köşelerinde yerli halklar da sellerden veya düşmanlardan korunmak için ağaç evleri tercih etmiş. Günümüzde ise hem doğayla iç içe huzurlu kaçış noktaları hem de mimarinin göz alıcı örnekleri olarak öne çıkıyor. Yazımızda, dünyanın dört bir yanından dikkat çekici ağaç evleri derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yoki Treehouse – Teksas, ABD” title_font_size=”13″]

    İki asırlık selvi ağacının dalları arasında yükselen Yoki Treehouse, doğaya saygılı yaklaşımın bir ürünü. Adını Hopi yerlilerinin “yağmur” anlamına gelen “yoki” sözcüğünden alan bu ağaç ev, altından geçen dere ve çevresindeki ormanın ritmiyle uyum içinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas eyaletinde yer alıyor. 18 metrelik asma köprüyle hamama bağlanan Yoki Treehouse, kuşların cıvıltısı ve derenin şırıltısıyla doğayla iç içe bir deneyim sunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yellow Treehouse – Yeni Zelanda” title_font_size=”13″]

    Sekoya ormanının tepesinde havada asılı duran Yellow Treehouse (Sarı Ağaç Ev), Yeni Zelanda’nın doğasında bulunuyor. 40 metre yüksekliğindeki sekoya ağacına yerleştirilen bu yapı, dev bir koza şeklini andırıyor ve ağaç dalları arasına uzanan 60 metrelik yürüyüş yoluyla ulaşılıyor. Ahşap kafes kirişler, lamine çam ve kavak malzemelerle inşa edilen ağaç ev, doğadan ilham alınarak tasarlanmış. Projede mimarların yanı sıra yangın ve yapı mühendisleri, şehir plancıları ve ağaç uzmanları da görev almış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aspen’de Bir Ağaç Ev – ABD” title_font_size=”13″]

    Aspen’de 25 dönümlük (10 hektar) doğa koruma alanında eski bir platformun yerine inşa edilen bu ağaç ev, topluluk dayanışmasının bir ürünü. Yerel halkın desteğiyle hayata geçirilen projede, orijinal yapının dört sütunlu çerçevesi restorasyon sırasında korunmuş. Deniz sınıfı kontrplaktan yapılan yüzlerce dikey ahşap çıta, yarım duvarlar oluşturarak hem gölge alan sağlıyor hem de yapıya doğal bir görünüm kazandırıyor. Üst kat çevredeki kuşları, geyikleri, tilkileri ve hatta kartal ile baykuş gibi yırtıcıları gözlemlemek için bir seyir platformuna dönüştürülmüş. Zemin katta ise hem dinlenme hem de gözlem amacıyla geniş bir alan bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuş Yuvası Görünümlü Origin – Fransa” title_font_size=”13″]

    23 metrekarelik sekizgen planlı bu ağaç eve ziyaretçiler, yerden 10 metre yüksekteki ahşap bir geçit üzerinden ulaşıyor. Aynı geçit, ısıtmalı spa ve salonun bulunduğu başka bir ağaç eve de bağlanıyor. Yüz yıllık meşe ağacının dalları arasına yerleştirilen yapı, kuş yuvasından esinlenilerek tasarlanmış. Geniş pencereler ormana açılırken, kavaktan yapılmış iç mekân huzurlu bir atmosfer sunuyor. Çatıdaki 360° panoramik teras ise ormanı tepeden izleme olanağı sağlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kutup Dairesine Yakın Bir Ağaç Ev – İsveç” title_font_size=”13″]

    İsveç’in kuzeyindeki çam ormanlarında saklanan bu ağaç ev, âdeta görünmez bir sığınak. 4x4x4 metrelik hafif alüminyum yapının dışı yansıtıcı camla kaplı; böylece hem gökyüzünü ve çevreyi yansıtıyor hem de doğanın içinde kamufle oluyor. Halat köprüyle ulaşılan iç mekânda çift kişilik yatak, küçük bir banyo, oturma alanı ve çatı terası bulunuyor. Kuşların cama çarpmasını önlemek için panellere yalnızca onların görebildiği ultraviyole renkler eklenmiş. Teknoloji ve doğanın buluştuğu bu tasarım, çevreyi gözeten yapısıyla kutup iklimi içinde ilgi çekiyor.

  • Çin Hakkında İlginç Bilgiler

    Çin Hakkında İlginç Bilgiler

    Çin Halk Cumhuriyeti 1,5 milyara yaklaşan nüfusu ile birlikte yaşadığımız dünyanın en kalabalık ülkesi. Yeryüzünde kapladığı alan açısından da dünyanın en büyük ülkelerinden biri. Böylesine kalabalık ve büyük bir ülkede ilginçlikler olmasın da nerede olsun öyle değil mi? Zengin kültürü, eşsiz doğal güzellikleri ve görkemli tarihiyle tanıdığımız ülkeye dair ilginç bilgileri sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dünyada en çok konuşulan diller sıralamasında Çince 1 milyar 300 bin kişiyle ilk sırayı alıyor, yani yeryüzünde her 5 kişiden biri Çince konuşuyor. Verilere göre ülkede 299 farklı Çince konuşuluyor ve bu yüzden Çince’nin bir dil değil, dil ailesi olduğu iddiaları da bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şangay ya da Şanghay, Çin’in en büyük ve en önemli liman kenti. Bu son derece canlı, turistik ve zengin şehrin elinde bulundurduğu bir rekor var ki hiçbir kentin başına gelmesin diyeceğiniz türden… O da, 100 kilometreyi bulan ve tam 12 gün süren trafik sıkışıklığı!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    O kadar kalabalık bir ülke ki Çin insanların yaşam alanları devasa gökdelenlerden kale içlerine, bozkırlardaki çadırlardan bambu evlere kadar çeşitlilik gösteriyor. “Yaodong” adı verilen ve özellikle Kuzey Çin’in pek çok yerinde görülen mağara evlerde bile yaklaşık 30 milyon insan yaşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    2 bin yıldır yer altında saklı duran tek ordu Çin’de bulunuyor! Tabii ki pişmiş kilden yapılmış Terracota Ordusu’ndan söz ediyoruz. Qin hanedanının kurucusu Shi Huangdi’nin kendi anıt mezarı için yaptırdığı 8 bin savaşçı, 600 at ve 100 savaş arabasından oluşan heykeller günümüzde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Turna ve dev panda Çin halkı için sembol hayvanlar… Yine 12 burçtan en önemlisi olan ejder de kutsal sayılmış ve edebiyattan sanata pek çok alana ilham vermiş. Ama ejderin gücünden asıl faydalananlar imparatorlar olmuş. Öyle ki her biri kendisini “ejderin oğlu” olarak nitelemiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çin kültüründe çay seremonisinin önemli bir yer tuttuğunu bilmeyen yok. Hatta o kadar önemli ki Lu-Yu Tea Culture Institute’de Çay Uzmanlığı bölümü bulunuyor ve öğrenciler mezun olmaya yakın yaklaşık 1000 çeşit çayı birbirinden ayırt edebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çin’de renklere verilen anlam da büyüktür. Örneğin toprak rengi olarak görülen sarı en saygın renktir. Kırmızı mutluluğun rengidir ve düğün, yeni yıl ya da açılış törenlerinde özellikle kırmızı giyilir. Ayrıca Çin’de yasın rengi dünyanın genelinin aksine siyah değil beyazdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Panda Çin’de o kadar sevilen bir canlı ki diğer ülkelerle arasında krize ya da işbirliğine bile neden olabiliyor. Koruma altındaki hayvanlar için ülkede dört büyük panda merkezi bulunuyor. Fakat pandaları çok seven Çinliler yaramazlık yapan çocuklar için “Panda gibi olma!” deyimini üretmekten de geri durmamışlar.

  • Öyle Bir Özelliği Var ki…

    Öyle Bir Özelliği Var ki…

    Aşağıdaki şehirlerin kültürleri, tarihleri, doğal güzellikleri ile ilgili çok daha önemli özellikleri var elbette… Ama “en” dedirten bir özellikleri bulunuyor ki işte listemiz o “en”lerle ilgili. Zihninizi ve tabii kalbinizi şöyle bir yoklayacak olduğunuzda, sizin “en”iniz olan şehirler hangileri?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Kalabalık” title_font_size=”13″]
    en şehirler

    Nüfusu en yoğun şehir, alışveriş merkezleri, lüks ve pahalı caddeleri, devasa tarihî ve modern yapılarıyla ünlü Tokyo. Japonya’nın başkenti olan şehrin nüfusu 2019 yılı itibariyle 38 milyonun üzerine çıkmış bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Büyük” title_font_size=”13″]
    en şehirler

    Honolulu’yu daha önce duymuş muydunuz? Aslında burası için en mavi manzaralara sahip şehir bile denebilirmiş. Ama birçok kaynakta 5.509 kilometre karelik alanıyla Havai adalarındaki Honolulu yüzölçümü en büyük şehir olarak gösteriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Küçük” title_font_size=”13″]
    en şehirler

    Tepeleri ve ormanı bol, tam ortasından Ourthe Nehri’nin geçtiği, 12. ve 13. yüzyıldan kalma evleriyle masaldan çıkıp gelmiş gibi görünen Durbuy, Belçika’nın güneydoğusunda yer alıyor. Ve 156.61 kilometrekarelik yüz ölçümüyle dünyanın en küçük şehri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Yaşanabilir” title_font_size=”13″]
    en şehirler

    Hava kalitesi, altyapı, sağlık, eğitim, kültür gibi bazı kriterler göz önünde bulundurularak yapılan uluslararası bir analize göre 2019 itibariyle dünyanın en yaşanabilir şehri Viyana’ymış. Avusturya’nın başkenti olan şehir 2018 yılında da bu ünvana sahipmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Yüksek ” title_font_size=”13″]
    en şehirler

    Peru’da bulunan La Rinconada belki de ulaşılması en zor şehir çünkü deniz seviyesinden 5.100 metre yükseklikte bulunuyor. Zorlu bir coğrafyası olan ve ancak kamyon gibi büyük araçlarla ulaşılabilen şehirde 50.000 kadar insan yaşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Çok Ziyaret ” title_font_size=”13″]
    en şehirler

    2019 yılında 22.7 milyon kişiyle en çok ziyaret edilen şehirde sıra. O şehir, Uzak Doğu’nun en mistik ülkelerinden Tayland’ın en büyük şehri ve başkenti Bangkok. Bu kadar “en”in arasında, tropikal iklimi ve barındırdığı gökdelenler nedeniyle “en sıcak büyükşehir” unvanına da sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Çok Tescilli Eser” title_font_size=”13″]
    en şehirler

    Kuzey İtalya’da Toskana Bölgesi’nin başkenti olan Floransa, dünyada sanatın da başkenti olarak kabul görüyor. Rönesans’ın doğduğu bu şehir sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte metrekareye düşen en çok tescilli eseri sınırları içinde barındırıyor.

  • Doğa Harikalarıyla Dolu Ülkemizden 7 Görkemli Adres

    Doğa Harikalarıyla Dolu Ülkemizden 7 Görkemli Adres

    Dağı ayrı taşı ayrı, denizi tuzu yazı kışı ayrı güzel ülkemizin birbirinden doğal harikalarını listemize taşıyoruz. En iyisi gidip yerinde görmek elbette ama fotoğraflardan seyrederek de olsa varlıklarını bilmek azımsanacak şey değil…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde de birkaç tanesi bulunan longoz ormanları gezegenimizin nadir görülen ekosistemlerinden biri… Karadeniz’e ulaşan derelerin getirdiği alüvyonlarla oluşan Kırklareli’ndeki İğneada Longozu ise içinde barındırdığı göller, nadide bitkiler ve yaban hayvanları ile tam bir doğa harikası.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    397 basamaklı merdivenle ortalama 150 metre derinliğe indiğinizde 18 kilometre uzunluk ve 200 metre genişliğindeki Ihlara Vadisi’nin olağanüstü dünyasına adım atmış olursunuz. Dünyanın en güzel kanyonları arasındaki Nevşehir Ihlara’da kayalara oyulmuş kiliseler ise gerçekten görülmeye değerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Düzce’nin Yığılca ilçesinde ülkemizin en derin mağaralarından biri bulunmakta… Sarıkaya köyündeki bu mağaranın keşfi ve ziyarete açılması oldukça yakın bir tarihte gerçekleşti. Sarkıt ve dikitlerin, dev kaya bloklarının, içinde oluşmuş küçük bir şelalenin eşsiz kıldığı mağaranın toplam uzunluğu 717 metre.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde binlerce kelebeğin konaklama yeri olan bu vadi heyecan verici bir doğa harikası… 350 metre yüksekliğindeki bir kanyonun içinde bulunan Kelebekler Vadisi her yıl mart ve kasım ayları arasında ziyaret edilebilirken, ulaşım sadece deniz yoluyla sağlanabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Azerbaycan ve Ermenistan ile sınırlarımızı çizen bu görkemli nehir listemizde yer almayı fazlasıyla hak ediyor. Ülkemizde doğup başka bir nehirle birleşerek Hazar Denizi’ne dökülen ve Kafkaslar’ın en büyük nehirlerinden olan Aras’ın 548 kilometresi ülkemiz sınırları içinde bulunmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Milyonlarca yıl önce püskürttüğü lavlarla rüya gibi bir yer olan Kapadokya’yı oluşturmuş, söneli çok olsa da heybetli görüntüsünden hiçbir şey kaybetmemiş Erciyes Dağı’nın kendisi başlı başına bir doğa harikası. Zirvesi her dönem karla kaplı dağın yüksekliği 3917 metre.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın 10’uncu en uzun plajı ülkemizde, Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Çevlik Plajı! Yüzünü Akdeniz’in sıcaklığına ve bilgeliğine dönmüş doğa harikası Çevlik, 14 kilometrelik uzunluğuyla Türkiye’nin de en uzun plajı.