Kategori: Rota/Doğa

  • Kış Aylarında Doğada Hangi Olaylar Gerçekleşiyor?

    Kış Aylarında Doğada Hangi Olaylar Gerçekleşiyor?

    Halk arasında gözlemlere dayanarak yıllar içinde oluşturulmuş doğa takvimini listemize taşımaya devam ediyoruz. İlkbahar, yaz ve sonbahardan sonra sıra kış aylarına geldi… Başlıkta geçen sorunun cevabı olarak kış aylarında doğada gerçekleşen onlarca olaydan 7 tanesini sıralıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • SANAT, TARİH VE DOĞAYI BULUŞTURAN AÇIK HAVA MÜZELERİ

    SANAT, TARİH VE DOĞAYI BULUŞTURAN AÇIK HAVA MÜZELERİ

    Açık hava müzesi ilk kez Kuzey Avrupa ülkelerinde doğmuş bir kavram. Günümüzde ise dünyanın hemen her yerinde farklı içeriklere sahip açık hava müzeleri yer almakta. Kimi klasik ya da modern sanatın, kimi de kültürel tarihin izlerini sergileyen bu yerlerin ortak özelliği ise dış mekânlara kurulmuş olmaları. Ülkemiz ve dünyadan örnekleri aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde 60 bin m2’lik bir parka kurulan Miniatürk’te Türkiye’nin önemli mimari yapılarının 1/25 oranına küçültülmüş minyatürleri sergileniyor. Açık hava müzesi formatındaki mekânda Topkapı Sarayı’ndan Artemis Tapınağı’na, Bursa Ulu Cami’den St. Antuan Katolik Kilisesi’ne birçok eserin minyatürünü görmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Burası Japonya’nın ilk açık hava müzesi, açılış tarihi 1969. 1000’den fazla heykele ev sahipliği yapıyor. Çok sayıda sanatçının eserlerinin sergilendiği Hakone Açık Hava Müzesi’nde dünyaca ünlü sanatçıların yapıtlarını görmek de mümkün. Yüksek tepelerin çevrelediği müze Tokyo’da yer almakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İsveç’in başkenti Stockholm’de Djugarden Adası üstünde 1891 yılında kurulmuş olan Skansen Açık Hava Müzesi dünyanın ilk açık hava müzesi olarak kabul ediliyor. Bir müzeden çok kültür köyü olarak tanımlanan mekânda geleneksel İsveç evleri sergilenirken farklı sanat dallarının faaliyetlerine de yer veriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Burası Brezilya’nın güneydoğusundaki Brumadinho kırsalında kurulmuş bir çağdaş sanat müzesi… 20 bin km2’lik alan üstünde, yüzlerce dev palmiye ağacı binlerce egzotik bitki arasında, 30 ülkeden katılan 100’den fazla sanatçının eseri sergileniyor. Alanı golf arabasıyla ya da yürüyerek gezmek kişinin tercihine bırakılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hollanda’nın Gelderland ilinde bir köy Otterlo. Bu köyde Hoge Veluwe Millî Parkı içine 1938 yılında açılan müzeye sanat koleksiyoncusu Helene Kröller-Müller’in adı verilmiş. 300 bin m2’lik açık bir alanda çok sayıda heykel sergileniyor. Sergilenenler arasında Auguste Rodin gibi heykeltıraşların eserleri de yer almakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sanat müzesi

    New York’a bir saat uzaklıktaki Hudson Vadisi’nde yer alan Storm King de bir açık hava müzesi. 1960 yılında bölgesel amaçla kurulan müze zamanla ülkenin dış mekân olarak en büyük heykel koleksiyonunu içeren merkezine dönüşmüş. Eserleri görmek için Storm King Sanat Müzesi içinde yürüyebilir ya da bisiklete binebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Louisiana Modern Sanat Müzesi, Danimarka’nın Kopenhag şehrindeki Humlebaek kasabasında kurulmuş. II. Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar üretilmiş önemli eserlere ev sahipliği yapan mekân ülkenin en çok ziyaret edilen yerleri arasında geçiyor. İşin uzmanları ise Louisiana’yı dünyadaki en iyi açık hava müzeleri arasında gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin Nevşehir ilinde yer alan Göreme ise doğal bir açık hava müzesi. MÖ 4. yüzyılda başlayan bir hikâyeye, bölgenin doğal yapısı kullanılarak inşa edilmiş manastır, kilise ve şapellere sahip. Günümüze kadar ulaşan bu yapılar çok sayıda fresk içeriyor. Özünde bir kaya yerleşim yeri olan Göreme Açık Hava Müzesi, devasa bir kültürel alana karşılık geliyor.

  • BENZEŞEN VE AYRIŞAN ÖZELLİKLERİYLE GEYİK AİLESİ

    BENZEŞEN VE AYRIŞAN ÖZELLİKLERİYLE GEYİK AİLESİ

    Geyiklerin masallardaki rolü genellikle ruhsal rehberlik üzerinedir. Rüyasında masal kahramanının karşısına aniden bir geyik çıkar ve onu takip etmesi gerektiğini bakışlarıyla anlatır. Geyiğin gittiği yön kahramanın da gitmesi gereken yöndür. Farklı kültürlerde doğanın bu muhteşem canlısına biçilen başka roller de vardır… Mesela dönüşümün temsilcisi kabul edilirler ki bunun nedenine birazdan geleceğiz. Gelin otçul, çift toynaklı takımından olan bu hayvanları en gerçek halleriyle tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Geyiklerin bazı türlerinde dişilerin de boynuzları vardır fakat genel olarak sadece erkeklerin boynuzları bulunmaktadır, hatta çatallı boynuzlara sahip tek hayvan grubu da onlardır. Kimi türlerin boynuzları gözlerinizi alamayacağınız kadar görkemlidir. Erkek geyikler aralarında düello yapacakları zaman boynuzlarını kullanırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Geyikler her yıl boynuz değiştirirler. Önce eskisi düşer sonra başının üstünden yenisi filizlenmeye başlar. Yeni boynuzlar, içinden kan damarlarının geçtiği büyüyüp gelişmesini sağlayacak yumuşak dokulu bir kılıfa sahiptir. Bir süre sonra buradaki kan dolaşımı durur ve boynuzlar sertleşip kemiksi bir yapıya kavuşurlar. Zamanı gelince de yenisine yer açmak üzere düşerler. Geyikler bu halleriyle dönüşümün ve yenilenmenin simgesi kabul edilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Geyiklerin gözleri kafalarının yan taraflarındadır ve bu özellikleri sayesinde tam 310 derecelik bir görüş açısına sahiptirler. Güneş doğmadan az önceki vakitler son derece net gördükleri zamanlardır. Kuzey Kutup Bölgesi’nde yaşayan Ren geyikleri ise morötesi dalga boyundaki ışınları bile algılayabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’da geyik yavrusuna ceylan dense de doğrusu bunların iki farklı tür olduğudur. Geyik yavrusuna ceylan denmesinin nedeni ise sevimli miniklerin birbirlerine oldukça benzemeleridir. Geyik yavrularının üstünde olgunlaştıkça kaybolan beyaz benekler bulunur ve bu benekler doğanın içinde saklanıp korunmalarını kolaylaştırır. Fakat alageyikler olgunlaştıklarında da beneklerini korumaya devam eden türlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tüm erkek geyikler boynuzlu canlılardır dedik ama bu genellemenin dışında kalan bir tür bulunuyor! Çin geyikleri… Adını aldıkları bölgede yaşayan geyik türlerinin boynuzları yok olmasına yok fakat onlar da diğer geyiklerde olmayan 8 cm. uzunluğunda köpek dişlerine sahipler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde de kiminin soyu tükenme noktasına gelmiş olan geyik türleri bulunmaktadır. Anavatanı Anadolu olan alageyik, ülkemizde yaşayan en büyük kara memelilerinden olan kızılgeyik onlardan bazılarıdır. Fotoğrafta gördüğünüz karaca için ise ülkemizde en çok görülen geyik türüdür diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Geyikler, kürkleri kahverengi tonlarında olan hayvanlardır fakat bir de beyaz geyik efsanesi vardır. Efsane denmesinin sebebi çok nadir görülebilen, neredeyse sadece efsanelerde geçen canlılar olmasından kaynaklanır. Çok nadir de görülse kimi geyiklerin beyaz olmasının nedeni doğal rengini kaybetmesine sebep olan lösizm isimli anormal bir durumdur.

  • 8 Türkiye Şehrinin 8 Kardeş Şehri

    8 Türkiye Şehrinin 8 Kardeş Şehri

    “Kardeş şehir” dünyada ilk kez 1950’li yıllarda ABD şehirlerinin dünya şehirleri ile iletişimini güçlendirmek amacıyla uygulamaya konmuştu. İlerleyen yıllarda tüm dünyaya yayılan bu uygulamayla birbirinden uzak mesafedeki şehirler arasında sosyal ve ekonomik işbirliğini sağlamak amaçlanıyor. Bir şehrin, dünyanın pek çok ülkesinden şehirlerle kardeşlik bağı da bulunabiliyor, örneğin İstanbul’un Asya kıtasında 18 kardeşi varken, Avrupa’da 11, Amerika’da 4, Afrika’da 3 kardeş şehri bulunuyor. Bu listemizde 8 ilimizin kardeş şehirlerinden birer tanesini görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • ŞEHİRLERİMİZLE DAHA DA GÜZELLEŞEN KÜLTÜR VE YAŞAM

    ŞEHİRLERİMİZLE DAHA DA GÜZELLEŞEN KÜLTÜR VE YAŞAM

    Edirne’den Ağrı’ya, Sinop’tan Hatay’a… İzmir’den Artvin’e, Çankırı’dan Mardin’e… Kültür ve Yaşam’da tek tek yer verdiğimiz şehirlerimiz… Sayfalarımızı doğa, tarih, kültür bakımından zenginleştiren en güzel içeriklerimiz onlar… Bu yolculuk 81 ilimiz tamamlanıncaya kadar devam edecek ve henüz yolun yarısındayız. Biz doğduğumuz, büyüdüğümüz, öğrendiğimiz, yaşadığımız şehirlerimizi anlatmayı sürdürürken, hâlâ görmediyseniz diye şimdiye kadar yer verdiklerimizden sizin için birer tadımlık hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Zeugma Antik Kenti’nden çıkarılan olağanüstü güzellikteki mozaiklerin sergilendiği müzeden Osmanlı döneminden kalma eserlere, yaratıcılık konusunda tescillenmiş mutfak kültüründen sürprizler barındıran coğrafyasına, Güneydoğu’nun en renkli şehirlerinden Gaziantep’i anlattığımız sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    3.917 metre yüksekliğe uzanan Erciyes Dağı manzarasıyla büyüleyen bir şehir burası… Kalesini, saat kulesini, rengârenk çarşılarını, eski evlerini, tarihi cami ve kümbetlerini anlattığımız kısa bir tur da İç Anadolu’nun kalabalık kenti Kayseri’ye yapmıştık, şehri kısa bilgiler ve renkli fotoğraflar eşliğinde hazırladığımız içerikten tanıyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Akdeniz Bölgesi’nde sıcak havası ve sımsıcak insanlarıyla parlayan, festivaller şehri Adana’ya da uğramadan olmazdı. Şar Antik Kenti, Tarihi Tepebağ Semti, Varda Köprüsü, Kapıkaya Kanyonu, Yılan Kale ve daha niceleri… Bütün hücreleriyle yaşayan şehir Adana’nın mutfak kültürü de bambaşkadır. Detaylarıyla okumak isterseniz ilgili sayfamızı inceleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Yaylaların, plajların ve koyların, kanyonların ve mağaraların, dağların ve milli parkların, tarihi konakların, müze ve ören yerlerinin süslediği Kastamonu adeta saklı bir hazine gibi… Karadeniz’in dalgalarıyla daha da hareketlenen şehir ünlü edebiyatçılarımızın da çocukluk adresi… Daha fazla bilgi için sizi Kastamonu içeriğimize alalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Çifte Minareli Medrese’ye, Üç Kümbetler’e, Tortum Gölü’ne ve elbette örtüsü bembeyaz karlar olan Palandöken’e gitmek için Erzurum’da olmak gerekir. Bu kadim şehrimiz tarihi ve doğasıyla olduğu kadar misafirperver insanlarıyla da bilinir, sevilir. Peki, bu şehre gidildiği vakit illaki ne yemek gerekir? Öğrenmek için Erzurum sayfamızı inceleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Türküleriyle gönülleri şenlendiren, sevgiyi ve muhabbeti yücelten şehir Balıkesir, hem Marmara hem Ege Denizi’ne kıyısı bulunan şanslı illerimizden biridir. Ayvalık da buradadır Edremit de, Kaz Dağları ve Manyas Kuş Cenneti de… Şehir dokusunun doğayla uyum içinde olduğu bu güzel şehre üç dakikalık tur için davetlimizsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Aydın şehrimizin konumlandığı bölge için şöyle demiş ünlü tarihçi Heredot: “Bizim yeryüzünde bildiğimiz, en güzel gökyüzünün altı ve en güzel iklimin bulunduğu yer.” O dönemden bugüne de pek bir şey değişmemiş, Aydın yine aynı güzellikte bir şehir. Tatil beldeleri, nesilden nesile aktarılan folkloru ve tarihi değerleriyle Aydın da bu web sitesinde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    İki denize kıyısı olan bir şehrimiz de Tekirdağ’dır. Marmara Denizi’ne paralel uzanan plajları, Karadeniz’i selamlayan kıyılarıyla doğal güzelliklerin hâkim olduğu bir kent burası. İstanbul’un komşusu, Marmara Bölgesi’nin renkli şehri Tekirdağ’ın birbirinden güzel fotoğraflarını da buradan inceleyebilirsiniz.

  • YÜZLERCE YIL AYAKTA KALMAYI BAŞARMIŞ TAŞ KÖPRÜLERİMİZ

    YÜZLERCE YIL AYAKTA KALMAYI BAŞARMIŞ TAŞ KÖPRÜLERİMİZ

    “İnsanlar köprüden geçmediği zaman / Acaba köprü düşünür mü?” der Sait Faik, Köprü isimli şiirinde… Sorunun cevabı “evet” olsaydı listemizdeki köprüler kim bilir neler anlatırlardı bize. Yüzlerce yıl ayakta kalmayı başarmış, gelip geçen insanlığa tanıklık etmiş, en güzel manzaraları seyretmiş bu tarihi yapıların bilge bir duruşları olduğu muhakkak… Aşağıdakiler ise ülkemizin karşı kıyılarını, ayrı yakalarını birbirine tutturan taş köprülerden sadece birkaçı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Diğer adı Mecidiye Köprüsü’dür. 263 metre uzunlukla Meriç Nehri üzerine kurulan uzun ince köprünün 13 ayağı 12 kemeri bulunur. 1842 tarihlidir ve üstünde 12 hayvanlı takvim, 8 köşeli yıldız gibi sanatsal figürler barındırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    II. Beyazıt zamanında yapılan Koyunbaba Köprüsü, Osmancık ilçesinde Kızılırmak üstünde kurulmuştur. Günümüzde ırmak birikintileri nedeniyle 4 gözünü göremediğimiz köprünün aslında 19 gözü bulunur. 250 metre uzunluk, 7,5 metre genişliğindedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1907-1912 yılları arasında inşa edilen Varda Köprüsü, bulunduğu mahallenin adından dolayı Hacıkırı Demiryolu Köprüsü, Almanlar tarafından yapıldığı için Alman Köprüsü veya Koca Köprü ismiyle de anılır. İstanbul-Bağdat-Hicaz Demiryolu hattını tamamlamak için yapılan köprünün uzunluğu 172 metre, orta kısmının yerden yüksekliği 99 metredir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kamilat ve Soğucak nehirleri üstünde birbirine bitişik bu iki köprü Arhavi ilçesinde yer alır. 18. veya 19. yüzyıllarda yapıldığına dair görüşler bulunur. Birer gözü bulunan Çifte Köprü’nün diğer adı Ortacalar Kemer Köprüleri’dir. Sadece yayalar tarafından kullanılabilen köprü yolu düz değil eğimlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Roma İmparatoru Septimius Severus’un emriyle askerlerine yaptırdığı bilinen Cendere Köprüsü adını üstüne inşa edildiği Cendere Çayı’ndan alır. 120 metre uzunluğundadır ve yerden yüksekliği 30 metredir. Köprü üstündeki iki sütundan birinin imparator Severus, diğerinin de eşinin adına dikildiği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Justinianus Köprüsü, 558-560 yılları arasında Bizans İmparatoru Justinianus tarafından yaptırılmıştır. 12 kemerlidir ve 365 metre uzunluğa sahiptir. Sakarya Nehri ile birleşen Çark Deresi üzerinde konumlanır. Halk arasında Beş Köprü ismiyle de anılan Erken Bizans Dönemi’ne ait bu köprü 2018 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne alınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tarihte birkaç kere yıkılıp yeniden yapıldığı bilinen Dicle Nehri üstündeki On Gözlü Köprü’nün en son Mervaniler tarafından 11. yüzyıl başlarında inşa edildiği düşünülmektedir. Silvan Köprüsü, Dicle Köprüsü, Mervani Köprüsü isimleriyle de tanınır. Kesme taş bloklarla inşa edilen yapının uzunluğu ise 180 metredir.

  • KÖMÜRÜN KARASI DENİZİN MAVİSİ ORMANIN YEŞİLİ HEPSİ ZONGULDAK’TA

    KÖMÜRÜN KARASI DENİZİN MAVİSİ ORMANIN YEŞİLİ HEPSİ ZONGULDAK’TA

    Batı Karadeniz’in gözde şehirlerinden biri burası. Komşuları Düzce, Bolu, Karabük ve Bartın. En güzel komşularından biri de şüphesiz ki Karadeniz’in dalgalarıyla ünlü masmavi suları… Görülmesi gereken doğa harikaları tadılması gereken özgün lezzetleri oldukça fazla, yani bu kısa tur size yetmez ve gidip gezmek isterseniz hiç şaşırmayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Zonguldak, Karadeniz’in masmavi sularına paralel uzanan sahilleriyle ünlü… Tersane, Orta Kapuz, Uzunkum, İnağzı, Kilimli, Muslu da bunlardan birkaçı. Sırtını ormana ve dik yamaçlara yaslamış Kapuz Plajı ise Karadeniz’in dinginliğiyle tanışabileceğiniz, sosyal tesisleriyle de popüler olan yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Zonguldak bilhassa limanlarıyla öne çıkan bir şehrimiz. Birinci Dünya Savaşı sırasında Sarıkamış’a malzemeler buradan gönderilmiş, Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliği ile ilişkiler bu liman aracılığıyla güçlenmiş… Fotoğrafta gördüğünüz manzara ise Zonguldak’taki limanlar arasında başı çeken Ereğli Limanı’na ait.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ereğli veya diğer adıyla Karadeniz Ereğli ilçesinin Karadeniz’le 80 km. kıyısı bulunuyor. Ülkemizin en gösterişli limanlarının, tersanelerinin, balıkçı barınaklarının bulunduğu ilçede çok sayıda ağır sanayi kuruluşu ve orta ölçekli işletme de yer almakta. Bunların yanı sıra sahil ve plajlarıyla şehrin en çok turist çeken yeri de yine bu ilçe.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şehrin doğal güzellikleri arasında Filyos Çayı’nın yeri büyük. Köroğlu, Bolu ve Ilgaz Dağları’ndan çıkıp gelen suların bir araya toplandığı çay Filyos’tan Karadeniz’e dökülüyor. Farklı illerden geçip gelen Filyos Çayı 228 km. uzunluğa sahip. Birçok yere uğrayarak ilerlediği için de Yenice Irmağı, Köroğlu Deresi, Ulu Su, Soğanlı Çayı gibi farklı isimlerle anılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sanayinin gelişmiş olduğu bu şehirde adım başı bir doğal güzelliğe rastlamak da hiç zor değil. Rotanızı ister şehir merkezinde damlataş oluşumlarıyla nadir örnekler veren Gökgöl Mağarası’na çevirirsiniz, ister Ereğli’de 3 km’lik kanyon içinde oluşan Kayalıdere Şelaleleri’ne… Şehre gelmişken Alatlı ilçesindeki yaylalara çıkarak dünyanın en yaşlı porsuk ağacını da görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Zonguldak mutfağında, Karadeniz’in de göçler nedeniyle diğer bölgelerin de izlerini görmek mümkündür. Un ve sütle yapılan uğmaç çorbası evlerde en sık pişen lezzettir. Mısır unu ve tereyağı ile yapılıp üzeri isteğe göre ceviz ve pekmezle kaplanan enerji deposu malay yemeği de bölgenin en eski lezzetlerinden biridir. Fakat Zonguldak denince akıllara hemen Osmanlı çileği gelmelidir ki adına her yıl festival bile düzenlenir.

  • YAZ MEVSİMİYLE KUCAKLAŞAN ŞEHİR ANTALYA

    YAZ MEVSİMİYLE KUCAKLAŞAN ŞEHİR ANTALYA

    Kabul edelim ki yaz aylarında akıllara düşen ilk yerlerden biri Antalya’dır, hatta sadece bizler için değil, yaz tatilini geçirmek üzere güzel bir deniz ve doğa arayan yabancı turistler için de böyledir. Bu nedenledir ki Antalya’nın nüfusu yaz geldiğinde dolar taşar. Ama biz sayfanın daha en başında bir ters köşe yapalım ve şehirdeki Saklıkent Kayak Merkezi’ni hatırlatalım. Beydağları üstünde yer alan bu kayak merkezi Antalya’nın cazibesini kış aylarında da korumasını sağlar. Daha da doğrusu, Antalya bu haliyle sadece yazı değil hayatı kucaklar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Antalya Havalimanı’nın bulunduğu Muratpaşa ilçesi şehir merkezidir ve kente gelenlerin sahillere inmeden önce mutlaka gezip görmesi gereken yerleri bulunur. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus adına yaptırılan tarihi Hadrian Kapısı’ndan geçerek Kaleiçi’ne yani Eski Şehir’e girmek ve burada tarihi evler arasında dolaşmak, yat limanına uzanan bir keşif yürüyüşü yapmak ve bu sırada Yivli Minare Camii gibi tarihi/kültürel yapıları incelemek şehrin merkezinde yaz-kış yapılabilecek aktivitelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’e boylu boyunca uzanan Antalya’nın alametifarikaları elbette her şeyden önce sahilleridir. Kaş ilçesinden tutun Kemer’e, Manavgat’tan Alanya’ya insanı deniz, kum ve güneşe doyuran plajları bulunur. Ama Antalya denince akla ilk gelen plaj Konyaaltı’dır. Şehir merkezine yarım saatlik mesafede bulunan Konyaaltı Plajı yaklaşık 7 km. uzunluğundadır ve bunun 4,5 km’si halk plajı olarak kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Antalya’yı deniz seviyesinden görmek kadar keyifli ve eğlenceli olansa şehri kuşbakışı bir gözle seyre dalmaktır. Yine şehir merkezine yakın bir rota vereceğiz: Konyaaltı’nda bulunan ve yolcularını 605 rakımlı Tünektepe’nin zirvesine kadar çıkaran Tünektepe Teleferiği. Sadece dakikalar süren bir yolculukla fotoğrafta da gördüğünüz gibi muhteşem bir körfez manzarası seyredebilir, zirveye ulaştığınızda çayınızı, kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    40 metre yükseklikteki falezlerden dökülen Düden Şelalesi de şehir merkezine 10 km. mesafede, doğu tarafında bulunan Kepez ilçesinde yer alıyor. Şelale gibi doğal ve görkemli oluşumları sevenler için Antalya eşsiz bir memlekettir. Düden Şelalesi başta olmak üzere, Kurşunlu, Manavgat, Değirmendere, Uçansu gibi şelaleler turistler tarafından çoktan keşfedilmiş, seyrine doyulmaz doğa harikalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’in kıyısında konuşlanmış bu mavi şehre eski medeniyetlerin kayıtsız kalmış olmasını nasıl düşünebiliriz ki! Antalya, deniz ve güneş kadar eski çağlardan kalan izler de demektir. Buralara gelip de Side Antik Kenti’ndeki Apollon Tapınağı, Büyük Kapı, tarihi evler, hamam ve agorayı görmeden dönmek olmaz. Yine Roma devri tiyatrolarının en güzel örneklerinden olan Aspendos Tiyatrosu ya da Perge, Patara, Myra Antik Kentleri de Antalya’ya gelindiğinde görmeden dönülmemeli dedirten yerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Su sporlarını, özellikle raftingi sevenlerin Antalya’da tercih ettiği yerlerin başında Köprülü Kanyon gelir. Köprüçay’ın aktığı bu vadi adını da çay üstüne yapılmış, tarihi ve estetik değeri büyük olan iki adet köprüden alır. 1973 yılında Milli Park ilan edilen Köprülü Kanyon’un içine girdiğinizde çıkmak epey vaktinizi alabilir. Sedir ağaçları arasında uzun yürüyüşler yapmak, doğal alanlarda karşınıza çıkabilecek bir canlının heyecanını hissetmek, yer yer antik dönemlerden ulaşan kalıntılarla karşılaşmak yaşayabileceklerinizden sadece birkaçıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Antalya’da her bütçeye ve her tarza uygun bir alan ve konaklama yeri bulunur. Kemer’de, Kaş’da, Alanya’da lüks bir otelin penceresinden de bakılabilir Akdeniz’e, Konyaaltı ve Lara plajları gibi kalabalık ortamlardan da Olympos (Olimpos) gibi bakir ve sessiz kalmayı başarmış bir doğanın içinden de… Eski bir Likya yerleşimi olan Olimpos, Kumluca ilçesinde Likya Yolu üzerinde bulunuyor. Bungalov evlerde ve portakal kokusuyla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin tercihi genellikle bu bölge oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Portakalların, mandalinaların renk verdiği Antalya’nın mutfağı Akdeniz’den de İç Anadolu’dan da izler taşır. Girit göçmenlerinin etkisiyle daha da renklenir mutfak ve otlarla yapılan yemekler öne çıkar. Kıyı kesimlerde sebze yetiştiren halk, içlere doğru girildikçe tahıl yetiştirmeye başlar. Tarhana çorbası da bulabilirsiniz bu kentte testi kebabı da, su böreği de bulabilirsiniz keşkek de… Ve mutlaka aklınızda olsun, gerçek bir tahinli piyazı sadece Antalya’da yiyebilirsiniz.

  • GELDİĞİNİZ GİBİ DÖNEMEYECEĞİNİZ BİR ŞEHİR: MUĞLA

    GELDİĞİNİZ GİBİ DÖNEMEYECEĞİNİZ BİR ŞEHİR: MUĞLA

    Halikarnas Balıkçısı, “Sanma ki sen / Geldiğin gibi gideceksin” dizelerini Bodrum için yazmış ama bu iddianın Muğla’nın geneli için geçerli olduğunu düşünüyoruz. İster Marmaris, Köyceğiz, Milas deyin, ister Ula, Dalaman ya da Ortaca… Bir yanı Ege’de bir yanı Akdeniz’de. Ne yöne dönseniz doğayla kucaklayan bu şehre gelip de aklınız kalmadan dönmek sizce mümkün olabilir mi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yapımına Osmanlılardan korunmak için St. Jean Şövalyeleri tarafından 1402 yılında başlanan, farklı milletlerin dokunuşuyla tamamlanması 1523 yılına kadar süren Bodrum Kalesi, Muğla’nın en özel tarihi yapılarından biridir. Günümüzde Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açık olan kalenin detaylarından, yapıldığı dönemlere ve toplumlara ait bilgileri okumak da mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Muğla’nın en güneydeki ilçesi Fethiye baştan aşağı turizm cennetidir. Geldiğiniz vakit istediğiniz tüm su sporlarını yapabilir, at ya da motorlu araçlarla gezintiye çıkabilir ve zihinlerinizden silinmeyecek manzaraların tadını çıkarabilirsiniz. Eğer adrenalin seven biriyseniz Babadağ’dan yamaç paraşütü yapmayı da kesinlikle düşünmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    555 kilometre ile Antalya’ya kadar uzanan Likya Yolu’nda yürümek için de önce Muğla’ya gitmeniz gerekir. Çünkü dünyanın en iyi yürüyüş rotalarından olan Likya Yolu da Muğla’nın Fethiye ilçesi Hisarönü mevkiinden başlıyor. Tabii bu tarihi güzergâhı tersten takip ederek Antalya’dan Muğla’ya da ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ve işte Muğla’nın Ortaca ilçesi Dalyan beldesindeki en ünlü ve en doğal Akdeniz plajı, İztuzu. 4,5 kilometre boyunca Akdeniz’e paralel uzanan ve Avrupa’nın en iyi plajları arasında gösterilen İztuzu, incecik kumunda caretta caretta’lar ile yumurtalarına da alan açmış. Kaplumbağa Plajı olarak da bilinen bölge minik sakinleri ağırladığı için akşam 8 ile sabah 8 saatleri arasında kapalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bu kadar renkli, böylesine kalabalık bir ilde “hayalet şehir” ismiyle anılan terkedilmiş eski bir yerleşim de var. Burası Kayaköy… Fethiye ilçesine bağlı köy günümüzde öyle büyük ilgi görüyor ki hayalet şehir tanımı neredeyse anlamını yitiriyor. Kaya üstüne yapılmış yüzlerce evin sessizliğe bürünmüş halini görmek büyülü bir deneyim yaşamak isteyenlerin tercihi oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Muhteşem denizi ve doğası ile insanları kendine âşık eden Muğla’nın ilçelerinden birçok ünlü isim de gelip geçmiş. Örneğin roman ve hikâye yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı, namıdiğer Halikarnas Balıkçısı onlardan biriydi. Yine Türk Sanat Müziği’nin efsane ismi Zeki Müren de özellikle Bodrum aşkıyla bilinirdi. Sanatçının Bodrum’da yaşadığı ev günümüzde müze olarak hizmet veriyor ve ziyarete açık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Muğla, mutfağında Ege, Akdeniz ve genel olarak Anadolu izlerini taşıyan zengin bir kültüre sahip. Deniz ürünleri de kebap çeşitleri de sebze yemekleri ve tahıl ürünleri de bol bir memleket. En ünlü yemeği ise bilhassa Bodrum’la özdeşleşen çökertme kebabı. İncecik patates dilimleri üzerine yerleştirilen dana eti, sarımsaklı süzme yoğurt, domates sosu ve baharatlar eşliğinde servis edilen nefis bir lezzet.

  • Yaz Tatilinize Heyecan Katacak 13 Rafting Parkuru

    Yaz Tatilinize Heyecan Katacak 13 Rafting Parkuru

    Adrenalin tutkunlarının ve doğa düşkünlerinin en sevdiği spor dallarından biri olan rafting için ülkemizde birçok parkur bulunmaktadır. Türkiye’nin hemen her bölgesinde; vadilerden yaylalardan geçen, yeşiller içinde uzanan nehirler, çaylar rafting parkurlarına ev sahipliği yapar. Bu rotaların bazıları amatörlere bazıları profesyonel raftingcilere uygundur. Güzel ülkemizin yerli yabancı birçok sporcuyu ağırlayan rafting parkurlarını araştırdık, yaz tatiline heyecan katmak isteyen okuyucularımız için 13 maddelik listemizde topladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dalaman Çayı – Muğla” title_font_size=”13″]
    muğla, dalaman

    Bodrum, Fethiye gibi tatil beldelerinin yakınında bulunan Dalaman Çayı, tatilcilerin sıklıkla tercih ettiği bir rafting rotası oluyor. Burada iki farklı zorluk derecesinde etaplar bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bekilli Deresi – Denizli” title_font_size=”13″]

    Bekilli Deresi, her mevsimde rafting yapmaya uygun bir parkurdur. 9.5 km uzunluğundaki etap yaklaşık 2 saatte tamamlanır. Özellikle daha sakin bir ortamda raftingin keyfini çıkarmak isteyen sporseverler için Bekilli Deresi uygun bir tercih olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manavgat Çayı – Antalya” title_font_size=”13″]
    manavgat

    Manavgat Çayı üzerinde bulunan şelaleler ve çağlayanlar bu sporun amatörleri için tehlikeli olabiliyor. Bu sebeple bu rota daha çok profesyoneller tarafından tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çoruh Nehri – Artvin” title_font_size=”13″]
    çoruh nehri, rize

    Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh, bu özelliği nedeniyle rafting sevdalılarının favori adreslerindendir. Hatta 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Köprüçay – Antalya” title_font_size=”13″]
    antalya

    Toros dağlarından doğan Köprüçay’ın parkuru üzerinde farklı zorluklarda etaplar bulunur. Ayrıca çayın iki yanındaki arkeolojik kalıntılar da bu parkuru daha da ilginç kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Melen Nehri – Düzce” title_font_size=”13″]
    rafting

    Düzce’den doğup Karadeniz’e dökülen Melen Nehri üzerinde, Mart ile Aralık ayları arasında rafting yapılabilir. 13 kilometre uzunluğundaki parkur amatörler için de uygun olduğundan birçok kişinin favori rafting rotasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barhal Çayı – Artvin” title_font_size=”13″]
    barhal çayı, artvin

    18 kilometre uzunluğundaki parkurun 4 farklı zorluk derecesinde etabı bulunmaktadır. Barhal Çayı rotasında Artvin’in mükemmel doğasının da tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İkizdere Nehri – Rize” title_font_size=”13″]
    ikizdere nehri, rize

    İkizdere Nehri amatör raftingcilerin de tercih ettiği parkurlardan biri. Bu rotanın bir diğer özelliği ise etrafındaki yaylalarda dinlenip, piknik yapma imkânı sunması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Munzur Çayı – Tunceli” title_font_size=”13″]

    Ülkemizdeki en az bilinen rafting parkurlarından biri olan Munzur Çayı parkuru karların erimeye başladığı Mayıs ayından itibaren bu spor için uygun debiye kavuşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zamantı Irmağı – Kayseri ” title_font_size=”13″]

    1500 metre yükseklikteki Uzunyayla’dan doğan Zamantı, yerli yabancı birçok rafting severin gözdesi olmuştur. 21 km parkurda tam 8 adet farklı zorlukta etap bulunması da Zamantı’yı önemli bir rafting merkezi haline getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fırtına Vadisi – Rize” title_font_size=”13″]

    Tamamlanması yaklaşık bir saat süren Fırtına Deresi parkuru, parkurun etrafındaki doğal güzellikler sayesinde rafting tutkunları arasında haklı bir üne kavuşmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dragon Çayı – Anamur” title_font_size=”13″]
    dragon çayı, anamur

    1500 metre yükseklikteki Uzunyayla’dan doğan Zamantı, yerli yabancı birçok rafting severin gözdesi olmuştur. 21 km parkurda tam 8 adet farkı zorlukta etap bulunması da Zamantı’yı önemli bir rafting merkezi haline getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alara Çayı – Alanya” title_font_size=”13″]
    alara çayı, alanya

    Alara Çayı’nda yılın her zamanı rafting yapılabilse de özellikle karların eridiği bahar aylarında nehrin debisi artar. Çayın üzerinde yer alan ufak şelaleler de bu rotayı özel kılar.