Kategori: Rota/Doğa

  • Çağdaş ve Geleneksel El Sanatlarını Bir Arada Keşfedebileceğiniz Baksı Müzesi

    Çağdaş ve Geleneksel El Sanatlarını Bir Arada Keşfedebileceğiniz Baksı Müzesi

    Baksı Müzesi konumu ve konsepti ile ülkemizin uluslararası düzeyde dikkat çeken müzelerinden biri… Geleneksel el sanatları ve çağdaş sanatı aynı çatı altında sergileyerek alışılmışın dışına çıkan müze hiçbir kar amacı gütmüyor. Kurulduğu tepe Karadeniz’in doğusunda Bayburt’un 45 km. uzağında… Bulunduğu coğrafyanın bir parçası olması amaçlanan müze topluma kattığı değerlerle adından söz ettiriyor. 8 madde ile Baksı Müzesi’ne doğru masalsı bir yolculuğa çıkıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Müzenin adı, bulunduğu yer olan Bayraktar Köyü’nün eski adı “Baksı”dan geliyor. Eski Türklerde baksı kelimesi, bilgin, şaman, hekim anlamlarında kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Farklı dallarda birçok sanat eserini bir araya getiren bu özel müzenin kurucusu, Bayburtlu ressam Prof. Dr. Hüsamettin Koçan.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaşadıkları köyde tarihi bir evi kütüphaneye ya da müzeye dönüştürme fikri önce Hüsamettin Koçan’ın gurbetçi babasının aklına düşer. Fakat babası bu fikri hayata geçirmeye fırsat bulamaz. Bu sefer Hüsamettin Koçan aynı fikri 2000’li yılların başında tekrar canlandırır. Annesiyle birlikte babasının dönüş yollarını gözledikleri tepeyi ise müzeyi kuracağı yer olarak düşünür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İlk olarak 2005 yılında Baksı Kültür Sanat Vakfı kurulur, sanatçıların ve gönüllülerin desteğiyle 2010 yılında müze ana binası tamamlanır, aynı yıl İstanbul Modern’de tanıtımı yapılır ve Baksı Müzesi ziyaretçilerine açılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baksı Müzesi’nin en belirgin özelliklerinden biri geleneksel el sanatlarını ve çağdaş sanat eserlerini, aralarına herhangi bir hiyerarşi koymadan ve herhangi bir dönemle kısıtlı kalmadan sergilemesidir. Ana Sergi Salonu’nda güncel sanatın ve tasarımların sergilerini gezdikten sonra, Depo Müze’de, camaltı ve işleme koleksiyonlarını, yazı resimlerini, şifa taslarını, alemleri, taş baskıları, çömlek ve seramikleri görmeniz mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Baksı Müzesi kurulduğu 40 dönümlük arazide aslında bir müzeden çok daha fazlasını barındırıyor. Kütüphanesi, seminerlerin konferansların düzenlendiği salonu, kadınlara ve çocuklara özel geliştirilen atölyeleri ile sadece seyirlik bir alan olmadığını özellikle vurguluyor. Hüsamettin Özkan Baksı Müzesi’ni, yok olmaya, ötekileştirmeye, insanı bağlam dışına itmeye, insanı kendi öyküsünden koparmaya karşı bir direnç oluşturma öyküsü ve bir vicdan projesi olarak tanımlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kurulduğu günden itibaren çok sayıda ödül kazanan Baksı Müzesi, 2014 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından ‘Yılın Müzesi’ seçildi ve TBMM tarafından onur ödülüne değer görüldü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Baksı Müzesi Çoruh Vadisi’ne bakan tepede ülkemizden ve dünyadan çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. Siz de bu özgün ve çağdaş müzeyi görmek isterseniz, Erzurum Havaalanı’ndan Bayburt’a geçebilir, sonra müzeyi gösteren okları takip ederek Bayraktar Köyü’nün tepelerine kurulmuş eşsiz Baksı Müzesi’ne ulaşabilirsiniz.

  • Kış Aylarında Doğada Hangi Olaylar Gerçekleşiyor?

    Kış Aylarında Doğada Hangi Olaylar Gerçekleşiyor?

    Halk arasında gözlemlere dayanarak yıllar içinde oluşturulmuş doğa takvimini listemize taşımaya devam ediyoruz. İlkbahar, yaz ve sonbahardan sonra sıra kış aylarına geldi… Başlıkta geçen sorunun cevabı olarak kış aylarında doğada gerçekleşen onlarca olaydan 7 tanesini sıralıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • SANAT, TARİH VE DOĞAYI BULUŞTURAN AÇIK HAVA MÜZELERİ

    SANAT, TARİH VE DOĞAYI BULUŞTURAN AÇIK HAVA MÜZELERİ

    Açık hava müzesi ilk kez Kuzey Avrupa ülkelerinde doğmuş bir kavram. Günümüzde ise dünyanın hemen her yerinde farklı içeriklere sahip açık hava müzeleri yer almakta. Kimi klasik ya da modern sanatın, kimi de kültürel tarihin izlerini sergileyen bu yerlerin ortak özelliği ise dış mekânlara kurulmuş olmaları. Ülkemiz ve dünyadan örnekleri aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde 60 bin m2’lik bir parka kurulan Miniatürk’te Türkiye’nin önemli mimari yapılarının 1/25 oranına küçültülmüş minyatürleri sergileniyor. Açık hava müzesi formatındaki mekânda Topkapı Sarayı’ndan Artemis Tapınağı’na, Bursa Ulu Cami’den St. Antuan Katolik Kilisesi’ne birçok eserin minyatürünü görmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Burası Japonya’nın ilk açık hava müzesi, açılış tarihi 1969. 1000’den fazla heykele ev sahipliği yapıyor. Çok sayıda sanatçının eserlerinin sergilendiği Hakone Açık Hava Müzesi’nde dünyaca ünlü sanatçıların yapıtlarını görmek de mümkün. Yüksek tepelerin çevrelediği müze Tokyo’da yer almakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İsveç’in başkenti Stockholm’de Djugarden Adası üstünde 1891 yılında kurulmuş olan Skansen Açık Hava Müzesi dünyanın ilk açık hava müzesi olarak kabul ediliyor. Bir müzeden çok kültür köyü olarak tanımlanan mekânda geleneksel İsveç evleri sergilenirken farklı sanat dallarının faaliyetlerine de yer veriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Burası Brezilya’nın güneydoğusundaki Brumadinho kırsalında kurulmuş bir çağdaş sanat müzesi… 20 bin km2’lik alan üstünde, yüzlerce dev palmiye ağacı binlerce egzotik bitki arasında, 30 ülkeden katılan 100’den fazla sanatçının eseri sergileniyor. Alanı golf arabasıyla ya da yürüyerek gezmek kişinin tercihine bırakılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hollanda’nın Gelderland ilinde bir köy Otterlo. Bu köyde Hoge Veluwe Millî Parkı içine 1938 yılında açılan müzeye sanat koleksiyoncusu Helene Kröller-Müller’in adı verilmiş. 300 bin m2’lik açık bir alanda çok sayıda heykel sergileniyor. Sergilenenler arasında Auguste Rodin gibi heykeltıraşların eserleri de yer almakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sanat müzesi

    New York’a bir saat uzaklıktaki Hudson Vadisi’nde yer alan Storm King de bir açık hava müzesi. 1960 yılında bölgesel amaçla kurulan müze zamanla ülkenin dış mekân olarak en büyük heykel koleksiyonunu içeren merkezine dönüşmüş. Eserleri görmek için Storm King Sanat Müzesi içinde yürüyebilir ya da bisiklete binebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Louisiana Modern Sanat Müzesi, Danimarka’nın Kopenhag şehrindeki Humlebaek kasabasında kurulmuş. II. Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar üretilmiş önemli eserlere ev sahipliği yapan mekân ülkenin en çok ziyaret edilen yerleri arasında geçiyor. İşin uzmanları ise Louisiana’yı dünyadaki en iyi açık hava müzeleri arasında gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin Nevşehir ilinde yer alan Göreme ise doğal bir açık hava müzesi. MÖ 4. yüzyılda başlayan bir hikâyeye, bölgenin doğal yapısı kullanılarak inşa edilmiş manastır, kilise ve şapellere sahip. Günümüze kadar ulaşan bu yapılar çok sayıda fresk içeriyor. Özünde bir kaya yerleşim yeri olan Göreme Açık Hava Müzesi, devasa bir kültürel alana karşılık geliyor.

  • BENZEŞEN VE AYRIŞAN ÖZELLİKLERİYLE GEYİK AİLESİ

    BENZEŞEN VE AYRIŞAN ÖZELLİKLERİYLE GEYİK AİLESİ

    Geyiklerin masallardaki rolü genellikle ruhsal rehberlik üzerinedir. Rüyasında masal kahramanının karşısına aniden bir geyik çıkar ve onu takip etmesi gerektiğini bakışlarıyla anlatır. Geyiğin gittiği yön kahramanın da gitmesi gereken yöndür. Farklı kültürlerde doğanın bu muhteşem canlısına biçilen başka roller de vardır… Mesela dönüşümün temsilcisi kabul edilirler ki bunun nedenine birazdan geleceğiz. Gelin otçul, çift toynaklı takımından olan bu hayvanları en gerçek halleriyle tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Geyiklerin bazı türlerinde dişilerin de boynuzları vardır fakat genel olarak sadece erkeklerin boynuzları bulunmaktadır, hatta çatallı boynuzlara sahip tek hayvan grubu da onlardır. Kimi türlerin boynuzları gözlerinizi alamayacağınız kadar görkemlidir. Erkek geyikler aralarında düello yapacakları zaman boynuzlarını kullanırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Geyikler her yıl boynuz değiştirirler. Önce eskisi düşer sonra başının üstünden yenisi filizlenmeye başlar. Yeni boynuzlar, içinden kan damarlarının geçtiği büyüyüp gelişmesini sağlayacak yumuşak dokulu bir kılıfa sahiptir. Bir süre sonra buradaki kan dolaşımı durur ve boynuzlar sertleşip kemiksi bir yapıya kavuşurlar. Zamanı gelince de yenisine yer açmak üzere düşerler. Geyikler bu halleriyle dönüşümün ve yenilenmenin simgesi kabul edilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Geyiklerin gözleri kafalarının yan taraflarındadır ve bu özellikleri sayesinde tam 310 derecelik bir görüş açısına sahiptirler. Güneş doğmadan az önceki vakitler son derece net gördükleri zamanlardır. Kuzey Kutup Bölgesi’nde yaşayan Ren geyikleri ise morötesi dalga boyundaki ışınları bile algılayabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’da geyik yavrusuna ceylan dense de doğrusu bunların iki farklı tür olduğudur. Geyik yavrusuna ceylan denmesinin nedeni ise sevimli miniklerin birbirlerine oldukça benzemeleridir. Geyik yavrularının üstünde olgunlaştıkça kaybolan beyaz benekler bulunur ve bu benekler doğanın içinde saklanıp korunmalarını kolaylaştırır. Fakat alageyikler olgunlaştıklarında da beneklerini korumaya devam eden türlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tüm erkek geyikler boynuzlu canlılardır dedik ama bu genellemenin dışında kalan bir tür bulunuyor! Çin geyikleri… Adını aldıkları bölgede yaşayan geyik türlerinin boynuzları yok olmasına yok fakat onlar da diğer geyiklerde olmayan 8 cm. uzunluğunda köpek dişlerine sahipler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde de kiminin soyu tükenme noktasına gelmiş olan geyik türleri bulunmaktadır. Anavatanı Anadolu olan alageyik, ülkemizde yaşayan en büyük kara memelilerinden olan kızılgeyik onlardan bazılarıdır. Fotoğrafta gördüğünüz karaca için ise ülkemizde en çok görülen geyik türüdür diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Geyikler, kürkleri kahverengi tonlarında olan hayvanlardır fakat bir de beyaz geyik efsanesi vardır. Efsane denmesinin sebebi çok nadir görülebilen, neredeyse sadece efsanelerde geçen canlılar olmasından kaynaklanır. Çok nadir de görülse kimi geyiklerin beyaz olmasının nedeni doğal rengini kaybetmesine sebep olan lösizm isimli anormal bir durumdur.

  • 8 Türkiye Şehrinin 8 Kardeş Şehri

    8 Türkiye Şehrinin 8 Kardeş Şehri

    “Kardeş şehir” dünyada ilk kez 1950’li yıllarda ABD şehirlerinin dünya şehirleri ile iletişimini güçlendirmek amacıyla uygulamaya konmuştu. İlerleyen yıllarda tüm dünyaya yayılan bu uygulamayla birbirinden uzak mesafedeki şehirler arasında sosyal ve ekonomik işbirliğini sağlamak amaçlanıyor. Bir şehrin, dünyanın pek çok ülkesinden şehirlerle kardeşlik bağı da bulunabiliyor, örneğin İstanbul’un Asya kıtasında 18 kardeşi varken, Avrupa’da 11, Amerika’da 4, Afrika’da 3 kardeş şehri bulunuyor. Bu listemizde 8 ilimizin kardeş şehirlerinden birer tanesini görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • ŞEHİRLERİMİZLE DAHA DA GÜZELLEŞEN KÜLTÜR VE YAŞAM

    ŞEHİRLERİMİZLE DAHA DA GÜZELLEŞEN KÜLTÜR VE YAŞAM

    Edirne’den Ağrı’ya, Sinop’tan Hatay’a… İzmir’den Artvin’e, Çankırı’dan Mardin’e… Kültür ve Yaşam’da tek tek yer verdiğimiz şehirlerimiz… Sayfalarımızı doğa, tarih, kültür bakımından zenginleştiren en güzel içeriklerimiz onlar… Bu yolculuk 81 ilimiz tamamlanıncaya kadar devam edecek ve henüz yolun yarısındayız. Biz doğduğumuz, büyüdüğümüz, öğrendiğimiz, yaşadığımız şehirlerimizi anlatmayı sürdürürken, hâlâ görmediyseniz diye şimdiye kadar yer verdiklerimizden sizin için birer tadımlık hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Zeugma Antik Kenti’nden çıkarılan olağanüstü güzellikteki mozaiklerin sergilendiği müzeden Osmanlı döneminden kalma eserlere, yaratıcılık konusunda tescillenmiş mutfak kültüründen sürprizler barındıran coğrafyasına, Güneydoğu’nun en renkli şehirlerinden Gaziantep’i anlattığımız sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    3.917 metre yüksekliğe uzanan Erciyes Dağı manzarasıyla büyüleyen bir şehir burası… Kalesini, saat kulesini, rengârenk çarşılarını, eski evlerini, tarihi cami ve kümbetlerini anlattığımız kısa bir tur da İç Anadolu’nun kalabalık kenti Kayseri’ye yapmıştık, şehri kısa bilgiler ve renkli fotoğraflar eşliğinde hazırladığımız içerikten tanıyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Akdeniz Bölgesi’nde sıcak havası ve sımsıcak insanlarıyla parlayan, festivaller şehri Adana’ya da uğramadan olmazdı. Şar Antik Kenti, Tarihi Tepebağ Semti, Varda Köprüsü, Kapıkaya Kanyonu, Yılan Kale ve daha niceleri… Bütün hücreleriyle yaşayan şehir Adana’nın mutfak kültürü de bambaşkadır. Detaylarıyla okumak isterseniz ilgili sayfamızı inceleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Yaylaların, plajların ve koyların, kanyonların ve mağaraların, dağların ve milli parkların, tarihi konakların, müze ve ören yerlerinin süslediği Kastamonu adeta saklı bir hazine gibi… Karadeniz’in dalgalarıyla daha da hareketlenen şehir ünlü edebiyatçılarımızın da çocukluk adresi… Daha fazla bilgi için sizi Kastamonu içeriğimize alalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Çifte Minareli Medrese’ye, Üç Kümbetler’e, Tortum Gölü’ne ve elbette örtüsü bembeyaz karlar olan Palandöken’e gitmek için Erzurum’da olmak gerekir. Bu kadim şehrimiz tarihi ve doğasıyla olduğu kadar misafirperver insanlarıyla da bilinir, sevilir. Peki, bu şehre gidildiği vakit illaki ne yemek gerekir? Öğrenmek için Erzurum sayfamızı inceleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Türküleriyle gönülleri şenlendiren, sevgiyi ve muhabbeti yücelten şehir Balıkesir, hem Marmara hem Ege Denizi’ne kıyısı bulunan şanslı illerimizden biridir. Ayvalık da buradadır Edremit de, Kaz Dağları ve Manyas Kuş Cenneti de… Şehir dokusunun doğayla uyum içinde olduğu bu güzel şehre üç dakikalık tur için davetlimizsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    Aydın şehrimizin konumlandığı bölge için şöyle demiş ünlü tarihçi Heredot: “Bizim yeryüzünde bildiğimiz, en güzel gökyüzünün altı ve en güzel iklimin bulunduğu yer.” O dönemden bugüne de pek bir şey değişmemiş, Aydın yine aynı güzellikte bir şehir. Tatil beldeleri, nesilden nesile aktarılan folkloru ve tarihi değerleriyle Aydın da bu web sitesinde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    anadolu şehirleri

    İki denize kıyısı olan bir şehrimiz de Tekirdağ’dır. Marmara Denizi’ne paralel uzanan plajları, Karadeniz’i selamlayan kıyılarıyla doğal güzelliklerin hâkim olduğu bir kent burası. İstanbul’un komşusu, Marmara Bölgesi’nin renkli şehri Tekirdağ’ın birbirinden güzel fotoğraflarını da buradan inceleyebilirsiniz.

  • YÜZLERCE YIL AYAKTA KALMAYI BAŞARMIŞ TAŞ KÖPRÜLERİMİZ

    YÜZLERCE YIL AYAKTA KALMAYI BAŞARMIŞ TAŞ KÖPRÜLERİMİZ

    “İnsanlar köprüden geçmediği zaman / Acaba köprü düşünür mü?” der Sait Faik, Köprü isimli şiirinde… Sorunun cevabı “evet” olsaydı listemizdeki köprüler kim bilir neler anlatırlardı bize. Yüzlerce yıl ayakta kalmayı başarmış, gelip geçen insanlığa tanıklık etmiş, en güzel manzaraları seyretmiş bu tarihi yapıların bilge bir duruşları olduğu muhakkak… Aşağıdakiler ise ülkemizin karşı kıyılarını, ayrı yakalarını birbirine tutturan taş köprülerden sadece birkaçı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Diğer adı Mecidiye Köprüsü’dür. 263 metre uzunlukla Meriç Nehri üzerine kurulan uzun ince köprünün 13 ayağı 12 kemeri bulunur. 1842 tarihlidir ve üstünde 12 hayvanlı takvim, 8 köşeli yıldız gibi sanatsal figürler barındırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    II. Beyazıt zamanında yapılan Koyunbaba Köprüsü, Osmancık ilçesinde Kızılırmak üstünde kurulmuştur. Günümüzde ırmak birikintileri nedeniyle 4 gözünü göremediğimiz köprünün aslında 19 gözü bulunur. 250 metre uzunluk, 7,5 metre genişliğindedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1907-1912 yılları arasında inşa edilen Varda Köprüsü, bulunduğu mahallenin adından dolayı Hacıkırı Demiryolu Köprüsü, Almanlar tarafından yapıldığı için Alman Köprüsü veya Koca Köprü ismiyle de anılır. İstanbul-Bağdat-Hicaz Demiryolu hattını tamamlamak için yapılan köprünün uzunluğu 172 metre, orta kısmının yerden yüksekliği 99 metredir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kamilat ve Soğucak nehirleri üstünde birbirine bitişik bu iki köprü Arhavi ilçesinde yer alır. 18. veya 19. yüzyıllarda yapıldığına dair görüşler bulunur. Birer gözü bulunan Çifte Köprü’nün diğer adı Ortacalar Kemer Köprüleri’dir. Sadece yayalar tarafından kullanılabilen köprü yolu düz değil eğimlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Roma İmparatoru Septimius Severus’un emriyle askerlerine yaptırdığı bilinen Cendere Köprüsü adını üstüne inşa edildiği Cendere Çayı’ndan alır. 120 metre uzunluğundadır ve yerden yüksekliği 30 metredir. Köprü üstündeki iki sütundan birinin imparator Severus, diğerinin de eşinin adına dikildiği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Justinianus Köprüsü, 558-560 yılları arasında Bizans İmparatoru Justinianus tarafından yaptırılmıştır. 12 kemerlidir ve 365 metre uzunluğa sahiptir. Sakarya Nehri ile birleşen Çark Deresi üzerinde konumlanır. Halk arasında Beş Köprü ismiyle de anılan Erken Bizans Dönemi’ne ait bu köprü 2018 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne alınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tarihte birkaç kere yıkılıp yeniden yapıldığı bilinen Dicle Nehri üstündeki On Gözlü Köprü’nün en son Mervaniler tarafından 11. yüzyıl başlarında inşa edildiği düşünülmektedir. Silvan Köprüsü, Dicle Köprüsü, Mervani Köprüsü isimleriyle de tanınır. Kesme taş bloklarla inşa edilen yapının uzunluğu ise 180 metredir.

  • KÖMÜRÜN KARASI DENİZİN MAVİSİ ORMANIN YEŞİLİ HEPSİ ZONGULDAK’TA

    KÖMÜRÜN KARASI DENİZİN MAVİSİ ORMANIN YEŞİLİ HEPSİ ZONGULDAK’TA

    Batı Karadeniz’in gözde şehirlerinden biri burası. Komşuları Düzce, Bolu, Karabük ve Bartın. En güzel komşularından biri de şüphesiz ki Karadeniz’in dalgalarıyla ünlü masmavi suları… Görülmesi gereken doğa harikaları tadılması gereken özgün lezzetleri oldukça fazla, yani bu kısa tur size yetmez ve gidip gezmek isterseniz hiç şaşırmayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Zonguldak, Karadeniz’in masmavi sularına paralel uzanan sahilleriyle ünlü… Tersane, Orta Kapuz, Uzunkum, İnağzı, Kilimli, Muslu da bunlardan birkaçı. Sırtını ormana ve dik yamaçlara yaslamış Kapuz Plajı ise Karadeniz’in dinginliğiyle tanışabileceğiniz, sosyal tesisleriyle de popüler olan yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Zonguldak bilhassa limanlarıyla öne çıkan bir şehrimiz. Birinci Dünya Savaşı sırasında Sarıkamış’a malzemeler buradan gönderilmiş, Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliği ile ilişkiler bu liman aracılığıyla güçlenmiş… Fotoğrafta gördüğünüz manzara ise Zonguldak’taki limanlar arasında başı çeken Ereğli Limanı’na ait.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ereğli veya diğer adıyla Karadeniz Ereğli ilçesinin Karadeniz’le 80 km. kıyısı bulunuyor. Ülkemizin en gösterişli limanlarının, tersanelerinin, balıkçı barınaklarının bulunduğu ilçede çok sayıda ağır sanayi kuruluşu ve orta ölçekli işletme de yer almakta. Bunların yanı sıra sahil ve plajlarıyla şehrin en çok turist çeken yeri de yine bu ilçe.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şehrin doğal güzellikleri arasında Filyos Çayı’nın yeri büyük. Köroğlu, Bolu ve Ilgaz Dağları’ndan çıkıp gelen suların bir araya toplandığı çay Filyos’tan Karadeniz’e dökülüyor. Farklı illerden geçip gelen Filyos Çayı 228 km. uzunluğa sahip. Birçok yere uğrayarak ilerlediği için de Yenice Irmağı, Köroğlu Deresi, Ulu Su, Soğanlı Çayı gibi farklı isimlerle anılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sanayinin gelişmiş olduğu bu şehirde adım başı bir doğal güzelliğe rastlamak da hiç zor değil. Rotanızı ister şehir merkezinde damlataş oluşumlarıyla nadir örnekler veren Gökgöl Mağarası’na çevirirsiniz, ister Ereğli’de 3 km’lik kanyon içinde oluşan Kayalıdere Şelaleleri’ne… Şehre gelmişken Alatlı ilçesindeki yaylalara çıkarak dünyanın en yaşlı porsuk ağacını da görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Zonguldak mutfağında, Karadeniz’in de göçler nedeniyle diğer bölgelerin de izlerini görmek mümkündür. Un ve sütle yapılan uğmaç çorbası evlerde en sık pişen lezzettir. Mısır unu ve tereyağı ile yapılıp üzeri isteğe göre ceviz ve pekmezle kaplanan enerji deposu malay yemeği de bölgenin en eski lezzetlerinden biridir. Fakat Zonguldak denince akıllara hemen Osmanlı çileği gelmelidir ki adına her yıl festival bile düzenlenir.

  • YAZ MEVSİMİYLE KUCAKLAŞAN ŞEHİR ANTALYA

    YAZ MEVSİMİYLE KUCAKLAŞAN ŞEHİR ANTALYA

    Kabul edelim ki yaz aylarında akıllara düşen ilk yerlerden biri Antalya’dır, hatta sadece bizler için değil, yaz tatilini geçirmek üzere güzel bir deniz ve doğa arayan yabancı turistler için de böyledir. Bu nedenledir ki Antalya’nın nüfusu yaz geldiğinde dolar taşar. Ama biz sayfanın daha en başında bir ters köşe yapalım ve şehirdeki Saklıkent Kayak Merkezi’ni hatırlatalım. Beydağları üstünde yer alan bu kayak merkezi Antalya’nın cazibesini kış aylarında da korumasını sağlar. Daha da doğrusu, Antalya bu haliyle sadece yazı değil hayatı kucaklar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Antalya Havalimanı’nın bulunduğu Muratpaşa ilçesi şehir merkezidir ve kente gelenlerin sahillere inmeden önce mutlaka gezip görmesi gereken yerleri bulunur. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus adına yaptırılan tarihi Hadrian Kapısı’ndan geçerek Kaleiçi’ne yani Eski Şehir’e girmek ve burada tarihi evler arasında dolaşmak, yat limanına uzanan bir keşif yürüyüşü yapmak ve bu sırada Yivli Minare Camii gibi tarihi/kültürel yapıları incelemek şehrin merkezinde yaz-kış yapılabilecek aktivitelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’e boylu boyunca uzanan Antalya’nın alametifarikaları elbette her şeyden önce sahilleridir. Kaş ilçesinden tutun Kemer’e, Manavgat’tan Alanya’ya insanı deniz, kum ve güneşe doyuran plajları bulunur. Ama Antalya denince akla ilk gelen plaj Konyaaltı’dır. Şehir merkezine yarım saatlik mesafede bulunan Konyaaltı Plajı yaklaşık 7 km. uzunluğundadır ve bunun 4,5 km’si halk plajı olarak kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Antalya’yı deniz seviyesinden görmek kadar keyifli ve eğlenceli olansa şehri kuşbakışı bir gözle seyre dalmaktır. Yine şehir merkezine yakın bir rota vereceğiz: Konyaaltı’nda bulunan ve yolcularını 605 rakımlı Tünektepe’nin zirvesine kadar çıkaran Tünektepe Teleferiği. Sadece dakikalar süren bir yolculukla fotoğrafta da gördüğünüz gibi muhteşem bir körfez manzarası seyredebilir, zirveye ulaştığınızda çayınızı, kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    40 metre yükseklikteki falezlerden dökülen Düden Şelalesi de şehir merkezine 10 km. mesafede, doğu tarafında bulunan Kepez ilçesinde yer alıyor. Şelale gibi doğal ve görkemli oluşumları sevenler için Antalya eşsiz bir memlekettir. Düden Şelalesi başta olmak üzere, Kurşunlu, Manavgat, Değirmendere, Uçansu gibi şelaleler turistler tarafından çoktan keşfedilmiş, seyrine doyulmaz doğa harikalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’in kıyısında konuşlanmış bu mavi şehre eski medeniyetlerin kayıtsız kalmış olmasını nasıl düşünebiliriz ki! Antalya, deniz ve güneş kadar eski çağlardan kalan izler de demektir. Buralara gelip de Side Antik Kenti’ndeki Apollon Tapınağı, Büyük Kapı, tarihi evler, hamam ve agorayı görmeden dönmek olmaz. Yine Roma devri tiyatrolarının en güzel örneklerinden olan Aspendos Tiyatrosu ya da Perge, Patara, Myra Antik Kentleri de Antalya’ya gelindiğinde görmeden dönülmemeli dedirten yerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Su sporlarını, özellikle raftingi sevenlerin Antalya’da tercih ettiği yerlerin başında Köprülü Kanyon gelir. Köprüçay’ın aktığı bu vadi adını da çay üstüne yapılmış, tarihi ve estetik değeri büyük olan iki adet köprüden alır. 1973 yılında Milli Park ilan edilen Köprülü Kanyon’un içine girdiğinizde çıkmak epey vaktinizi alabilir. Sedir ağaçları arasında uzun yürüyüşler yapmak, doğal alanlarda karşınıza çıkabilecek bir canlının heyecanını hissetmek, yer yer antik dönemlerden ulaşan kalıntılarla karşılaşmak yaşayabileceklerinizden sadece birkaçıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Antalya’da her bütçeye ve her tarza uygun bir alan ve konaklama yeri bulunur. Kemer’de, Kaş’da, Alanya’da lüks bir otelin penceresinden de bakılabilir Akdeniz’e, Konyaaltı ve Lara plajları gibi kalabalık ortamlardan da Olympos (Olimpos) gibi bakir ve sessiz kalmayı başarmış bir doğanın içinden de… Eski bir Likya yerleşimi olan Olimpos, Kumluca ilçesinde Likya Yolu üzerinde bulunuyor. Bungalov evlerde ve portakal kokusuyla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin tercihi genellikle bu bölge oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Portakalların, mandalinaların renk verdiği Antalya’nın mutfağı Akdeniz’den de İç Anadolu’dan da izler taşır. Girit göçmenlerinin etkisiyle daha da renklenir mutfak ve otlarla yapılan yemekler öne çıkar. Kıyı kesimlerde sebze yetiştiren halk, içlere doğru girildikçe tahıl yetiştirmeye başlar. Tarhana çorbası da bulabilirsiniz bu kentte testi kebabı da, su böreği de bulabilirsiniz keşkek de… Ve mutlaka aklınızda olsun, gerçek bir tahinli piyazı sadece Antalya’da yiyebilirsiniz.

  • GELDİĞİNİZ GİBİ DÖNEMEYECEĞİNİZ BİR ŞEHİR: MUĞLA

    GELDİĞİNİZ GİBİ DÖNEMEYECEĞİNİZ BİR ŞEHİR: MUĞLA

    Halikarnas Balıkçısı, “Sanma ki sen / Geldiğin gibi gideceksin” dizelerini Bodrum için yazmış ama bu iddianın Muğla’nın geneli için geçerli olduğunu düşünüyoruz. İster Marmaris, Köyceğiz, Milas deyin, ister Ula, Dalaman ya da Ortaca… Bir yanı Ege’de bir yanı Akdeniz’de. Ne yöne dönseniz doğayla kucaklayan bu şehre gelip de aklınız kalmadan dönmek sizce mümkün olabilir mi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yapımına Osmanlılardan korunmak için St. Jean Şövalyeleri tarafından 1402 yılında başlanan, farklı milletlerin dokunuşuyla tamamlanması 1523 yılına kadar süren Bodrum Kalesi, Muğla’nın en özel tarihi yapılarından biridir. Günümüzde Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açık olan kalenin detaylarından, yapıldığı dönemlere ve toplumlara ait bilgileri okumak da mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Muğla’nın en güneydeki ilçesi Fethiye baştan aşağı turizm cennetidir. Geldiğiniz vakit istediğiniz tüm su sporlarını yapabilir, at ya da motorlu araçlarla gezintiye çıkabilir ve zihinlerinizden silinmeyecek manzaraların tadını çıkarabilirsiniz. Eğer adrenalin seven biriyseniz Babadağ’dan yamaç paraşütü yapmayı da kesinlikle düşünmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    555 kilometre ile Antalya’ya kadar uzanan Likya Yolu’nda yürümek için de önce Muğla’ya gitmeniz gerekir. Çünkü dünyanın en iyi yürüyüş rotalarından olan Likya Yolu da Muğla’nın Fethiye ilçesi Hisarönü mevkiinden başlıyor. Tabii bu tarihi güzergâhı tersten takip ederek Antalya’dan Muğla’ya da ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ve işte Muğla’nın Ortaca ilçesi Dalyan beldesindeki en ünlü ve en doğal Akdeniz plajı, İztuzu. 4,5 kilometre boyunca Akdeniz’e paralel uzanan ve Avrupa’nın en iyi plajları arasında gösterilen İztuzu, incecik kumunda caretta caretta’lar ile yumurtalarına da alan açmış. Kaplumbağa Plajı olarak da bilinen bölge minik sakinleri ağırladığı için akşam 8 ile sabah 8 saatleri arasında kapalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bu kadar renkli, böylesine kalabalık bir ilde “hayalet şehir” ismiyle anılan terkedilmiş eski bir yerleşim de var. Burası Kayaköy… Fethiye ilçesine bağlı köy günümüzde öyle büyük ilgi görüyor ki hayalet şehir tanımı neredeyse anlamını yitiriyor. Kaya üstüne yapılmış yüzlerce evin sessizliğe bürünmüş halini görmek büyülü bir deneyim yaşamak isteyenlerin tercihi oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Muhteşem denizi ve doğası ile insanları kendine âşık eden Muğla’nın ilçelerinden birçok ünlü isim de gelip geçmiş. Örneğin roman ve hikâye yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı, namıdiğer Halikarnas Balıkçısı onlardan biriydi. Yine Türk Sanat Müziği’nin efsane ismi Zeki Müren de özellikle Bodrum aşkıyla bilinirdi. Sanatçının Bodrum’da yaşadığı ev günümüzde müze olarak hizmet veriyor ve ziyarete açık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Muğla, mutfağında Ege, Akdeniz ve genel olarak Anadolu izlerini taşıyan zengin bir kültüre sahip. Deniz ürünleri de kebap çeşitleri de sebze yemekleri ve tahıl ürünleri de bol bir memleket. En ünlü yemeği ise bilhassa Bodrum’la özdeşleşen çökertme kebabı. İncecik patates dilimleri üzerine yerleştirilen dana eti, sarımsaklı süzme yoğurt, domates sosu ve baharatlar eşliğinde servis edilen nefis bir lezzet.