Kategori: Rota/Doğa

  • Türkiye’de Görebileceğiniz 9 Kuş Türü

    Türkiye’de Görebileceğiniz 9 Kuş Türü

    Dünyada yaklaşık 10 bin, Türkiye’de ise 468 kuş türü yaşıyor. Fakat çevre kirliliği, doğal yaşam alanlarının yok edilmesi, avcılık gibi nedenler yüzünden tehlike altında olan 30 tür ve yok olmak üzere olan da 13 kuş türümüz bulunuyor. Bu listemizde birbirinden sevimli halleriyle bir kısmı yerli, bir kısmı yolculuğu sırasında ülkemizde mola veren yüzlerce kuş türünden 9’unu görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    türkiyedeki kuş türleri
  • Karın Prensesi Kardelen Çiçeği

    Karın Prensesi Kardelen Çiçeği

    Bir dağın başında da bir çamur gölünün içinde de bitebilen çiçektir kardelen… Üç beyaz yaprağı yumru biçimindeki kökünü çevreler. Ülkemiz doğasında 14 türü yetişirken bazılarının soğanları ihraç edilebilir. Şimdi sizi kalbiniz kadar temiz ve beyaz kardelen görselleriyle baş başa bırakıyoruz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • OSMANİYE: ÇUKUROVA’NIN SAKLI GÜZELLİĞİ

    OSMANİYE: ÇUKUROVA’NIN SAKLI GÜZELLİĞİ

    Cumhuriyet öncesi sancak iken sonradan il olan, ardından ilçe olup sonra tekrar il olarak tanınan Osmaniye, Çukurova’nın diğer şehirlerine nazaran az bilinir. Fakat doğası, taşıdığı kültürel ve tarihi miras ile tam bir saklı hazinedir. Hazırladığımız içerik Osmaniye’yi biraz daha yakından tanımanızı sağlayacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Toprakkale, Hasanbeyli, Bahçe, Düziçi, Kadirli, Sumbas ve Merkez Osmaniye’nin ilçeleri. Akdeniz Bölgesi’nin doğusundaki şehre Akdeniz iklimi hâkim. Adana, Hatay, Gaziantep ve Kahramanmaraş illeriyle komşu ve uzak yerlerden ulaşım Gaziantep veya Adana Havalimanı üzerinden sağlanabiliyor. Fotoğrafta ise merkeze bağlı Kaypak köyünü görüyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Osmaniye, “Kaleler Şehri” unvanıyla da anılır, çünkü sınırları içinde tarihten kalan çok sayıda kale bulunur. Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi onlardan bazılarıdır. En ünlü kalesi, Osmaniye, Adana ve Hatay yollarının kavşak noktasında yığma bir tepe üstüne inşa edilmiş Toprakkale Kalesi’dir. Yapının geçmişi MÖ 2000’lere kadar uzanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Surlarla çevrili Kastabala Antik Kenti’nde göz dolduran antik kalıntılar görülebilir. Ayrıca güneyinde Ceyhan Nehri, kuzeyinde zengin bitki örtüsüyle Karatepe Aslantaş Tabiat ve Milli Parkı ile batısında kuşların göç yolu üzerinde bulunan Kırmıtlı Kuş Cenneti yer alır. Onlarca farklı kuş türünün görülebileceği Kırmıtlı tam bir dinlence yeridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çukurova bölgesinin en eski üç yaylasından biri olan Zorkun Yaylası da Osmaniye’dedir. Yaz aylarında şenlik alanına dönen mekâna yeşil rengini en çok çam ağaçları verir. Ahşap yayla evlerinde yerel yaşam tüm gelenekleriyle sürmektedir. Günübirlik gezi için yaylaya gelen turistlerin tatmadan dönmediği lezzet ise odun fırınında pişirilen et yemeği Zorkun tavasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Düldül Dağı’nda doğup Aslantaş Barajı’na dökülen Sabun Çayı’nın yol alırken oluşturduğu çok sayıda doğal güzellik bulunur. Sabun Çayı Şelalesi de onlardan biri… 10 metrelik yüksekten dökülen şelale temiz suyu, çevresi ise bol oksijenli dağ havasıyla ün yapmış. Yürüyüş yapmak, güzel fotoğraf kareleri yakalamak, çadır kurup kamp yapmak turistler tarafından en sık uygulananlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Adana ve Hatay yakınlarında olup da zengin bir mutfağa sahip olmamak mümkün olabilir mi? İçli köfteden mercimekli köfteye, söğürmeden turşuya Osmaniye mutfağının da hatırı sayılır bir çeşitliliği bulunmakta. En ünlü lezzeti, kıymalı karışımın yufkaların arasına serilerek sac içinde ve odun ateşinde pişirildiği sac kömbesidir. Küllenmiş bakır kazanda pişirilen toğga çorbası da şehre özgüdür. Nohut ve dövme ile yapılan çorba yoğurtla terbiye edilir, soğuk veya sıcak olarak içilebilir.

  • 8 Maddede Zengin Doğası ve Kültürüyle Mersin

    8 Maddede Zengin Doğası ve Kültürüyle Mersin

    Listemizin bu seferki konuğu Mersin… Siz, bu şehirdeki antik kentlerin; sahilleri, el değmemiş koyları kadar ilgi çektiğini biliyor muydunuz? Antik dönemden kalma ya da yakın tarihte yapılmış yapılardan UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmiş birçok yer var Mersin’de… 8 maddelik listemizde şehri biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kız Kalesi, Erdemli ilçesinde kıyıdan yaklaşık 500 m açıktaki 15 bin m2’lik bir ada üstünde inşa edilmiş tarihi yapıdır. Son yıllarda restore edilen ve Mersin’e 60 km mesafede olmasına rağmen şehre ilk kez gelenlerin yoğun ilgi gösterdiği kale bulunduğu kasabaya da adını vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Barındırabileceği yat kapasitesi ile ülkemizin Doğu Akdeniz bölgesindeki en büyük marinası Mersin’de bulunuyor. Mersin limanı, bünyesinde bulunan restoranlar, mağazalar, marketler, spor merkezleri ile büyük bir yaşam merkezine dönüşmüş durumda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Silifke ilçesi, Mersin’e turistik bir seyahat düşünüldüğünde başlı başına vakit ayırılması gereken zengin bir bölge… Taş Köprü, Jüpiter Tapınağı, Afrodisias’la birlikte çok sayıda antik kentin bulunduğu Tisan Koyu Silifke’de gezip görebileceğiniz yerlerden sadece birkaçı… “Caretta caretta”ların ülkemizdeki en önemli üreme alanı olan Boğsak Adası da yine Silifke’de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mersin sahillerine kurulmuş ilçelerden hangisine giderseniz gidin, hem doğal hem tarihi anlamda verimli bir coğrafya ile karşılaşırsınız. Denize kıyısı olan Aydıncık ilçesi de bunlardan biridir ve ilçenin en dikkat çeken doğal oluşumu Aynalıgöl Mağarası’dır. İlk defa 1999 yılında bir çoban tarafından fark edilen mağaranın içi duvarlarla, sütunlarla ve damlataş adı verilen ilginç oluşumlarla kaplıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Anamur ilçesindeki Mamure Kalesi ülkemizin en büyük kalelerindendir. Yaklaşık 23.500 m2’lik bir alanda inşa edilmiş bu görkemli yapı Orta Çağ’dan günümüze ulaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mersin, antik kentlere ilgi duyanlar için ülkemizin en çok önem arz eden bölgelerinden biri… Özellikle Mezitli ilçesindeki Soloi Pompeiopolis Antik Kenti dünyada ün kazanmıştır. Devam eden kazı çalışmalarıyla hâlâ şaşırtmaya devam eden antik kentte geçtiğimiz günlerde bir yönetici, komutan ya da aristokrata ait olduğu düşünülen 1700 yıllık bir büst bulundu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünyadaki Hristiyanların kutsal kabul ettiği yerlerden biri de Mersin’in Tarsus ilçesindeki Saint Paul Kilisesi’dir. İnancın mensupları tarafından Hac yeri olarak ziyaret edilen kilisede 1992-93 yıllarında Vatikan tarafından bir ayin düzenlenmişti. Yapı UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Mersin’in mutfak kültürüne bakınca farklı etnik kökenlerin izlerini taşıyan melez bir mutfak görebilirsiniz. Acılı, baharatlı, ekşili yemekler olmazsa olmazlarıdır. Et yemekleri de bu mutfağın değişmez lezzetlerindendir. Özellikle tantuni… Oldukça küçük doğranmış etlerin kuyrukyağı ile sacta pişirilmesiyle yapılır tantuni ve dürüm şeklinde yenilmesi özellikle tavsiye edilir.

  • Saksıda Yetiştirilmiş Birbirinden Güzel 9 Ağaç

    Saksıda Yetiştirilmiş Birbirinden Güzel 9 Ağaç

    Budanarak, bodurlaştırılarak saksıda yetiştirilen ağaçlara “bonsai” deniyor. Kökeni Çin’e dayanan, Japonya’da geliştirilen ve bugün tüm dünyada ilgi gören bonsai yetiştiriciliği bir tür sanat olarak kabul görmekte… Bon ve sai, yani tepsi ve bitki kelimelerinden oluşan Japonca sözcük diğer dillere de aynı şekilde geçmiş. Bonsai yetiştirmek bazı teknik bilgilere ve istikrarlı bir sabra sahip olmayı gerektiriyor, çünkü bu minyatür ağaçları yetiştirmek o kadar da kolay değil… Biz en güzel örneklerini sayfamıza taşıdık; eğer sabrınıza ve doğaya olan sevginize güveniyorsanız siz de bonsai yetiştirmeyi düşünebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    minyatür ağaç
  • 8 Maddede Kuruluşun ve Kurtuluşun Kenti Kütahya

    8 Maddede Kuruluşun ve Kurtuluşun Kenti Kütahya

    Yüzlerce yıl öncesine ait çini sanatının günümüzde de yaşamasını sağlayan Kütahya’nın bu alanda birçok sanatkâr da yetiştirdiğini biliyor muydunuz? Bu listemizde Ege Bölgesi’nde yer alan ilimize gidiyor, farklı yerlerini ve özelliklerini 8 maddede sizin için sıralıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Genellikle şehrin en yüksek noktasına konumlanmış kaleler günbatımının en iyi izlendiği yerlerdir. Kütahya’da ise Bizanslılar tarafından etrafı surlarla çevrili bir şato olarak 3500 metrede inşa edilmiş kaleye doğru bakmanın keyfi bambaşkadır. Osmanlı döneminde ikinci bir sur ile çevrelenen Kütahya Kalesi, o dönemlerde tımarlı sipahilerin barınağı, cephanelik ve bazı mahkûmların hapis yeri olarak kullanılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kütahya’ya özgü 17. ve 18. yüzyıldan kalma tarihi konakları görmek için şehrin Merkez ilçesinde Pirler mahallesine ve özellikle Germiyan isimli sokağa gitmeniz gerekir. Büyük bir kısmı sanat ya da kültür evine, müze ya da galeriye, hatta restorana dönüştürülmüş durumda… Çift taraflı açılan büyük ahşap kapılardan birinin tokmağını vurabilir ve konak mimarisini içeriden görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çini deyince ülkemizde akla gelen şehirdir Kütahya… Tabii ki ilk ve tek çini müzesi de sadece ülkemizi değil dünyayı yaratıcı yeteneklerle buluşturan bu ilimizde bulunuyor. Tarihi bir mekân içinde 14. yüzyıldan günümüze ulaşmış pek çok çini eser sergileniyor. Ulu Camii’nin hemen yanında yer alan müze 1999 yılında ziyarete açılmış ve haftanın her günü ziyaret edilebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kütahya için “kuruluşun ve kurtuluşun kenti” de denilmekte… Kocatepe’den başlayan Başkomutan Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlandığı Dumlupınar Kütahya’nın bir ilçesidir. 30 Ağustos 1922’de kazanılan bu zaferden tam 30 yıl sonra aynı gün ziyarete açılan Dumlupınar Şehitliği ise Kurtuluş Savaşı’nda şehit düşen askerlerimizin ve sivil vatandaşlarımızın anılarını yaşatmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Merkeze 58 km mesafede bulunan Çavdarhisar ilçesi Kütahya’ya yabancı turistlerin de ilgi göstermesini sağlayan önemli merkezlerden biri… Çünkü 1926 yılında başlayan ve aralıklarla sürdürülen kazılar sayesinde adım adım gün yüzüne çıkarılan Aizanoi antik kentine sahip… Stadyumlu tiyatro, köprüler, nekropoller, olimpiyat şeref tribünü abidesi gibi kalıntılar Çavdarhisar’ın dokusunu yüzlerce yıl öncesine taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Frig Vadisi Eskişehir, Kütahya ve Afyon sınırları içinde kalan bir güzergâhı ifade ediyor ve bu üç ilden de belirlenmiş farklı rotalara ulaşım sağlanabiliyor. Adı üzerinde Frigler’in şekillendirdiği bu coğrafya, 3000 yıl önce kayalara oyulmuş evler, kaleler ve daha birçok iz barındırıyor. İster yürüyerek, isterseniz bisikletle yol alabileceğiniz Frig Vadisi’ne aracınızla ya da bölgeye hareket eden minibüslerle gidebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Domaniç ilçesi için de Osmanlı İmparatorluğu’na giden yolun ana duraklarından biri diyebiliriz. Ertuğrul Gazi’nin yaz aylarını geçirdiği bu bölgedeki ormanlar Kütahya’nın doğal güzelliklerinin başında geliyor. Osman Gazi’nin bebeklik beşiğinin dallarına kurulduğu ama ne yazık ki 1987 yılında devrilmiş 750 yıllık çam ağacı ve Sarıkız su kaynakları da civarda görebileceğiniz diğer doğa parçaları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Hamurlu yemeklerin öne çıktığı Kütahya’da çorbalar da ayrı birer öneme sahip. Örneğin bulgur ve tarhanadan yapılan sıkıcık çorbasının ya da yeşil mercimek ve erişteden yapılan tutmaç çorbasının lezzeti tartışılmaz. Haşhaş ezmesinin de mutfak kültüründe önemli yer edindiği Kütahya’da kızılcıkla yapılan tarhana ise şehrin hemen her yerinde karşılaşabileceğiniz bir lezzet olarak öne çıkıyor.

  • Kapadokya’da Yumuşak Tüf Kayalara Oyularak Yapılmış 6 Yer Altı Şehri

    Kapadokya’da Yumuşak Tüf Kayalara Oyularak Yapılmış 6 Yer Altı Şehri

    Her gezeni büyüleyerek hayranlık içinde bırakan Kapadokya’nın en az Peribacaları kadar gizemli bir başka yanı da yer altı şehirleri. Kapadokya bölgesinin her yanına dağılmış birçok yer altı şehri bulunuyor bu yapıların neredeyse hepsi bölgeye özgü tüflü yumuşak kayaların yerin altına doğru genişleyen labirentler şeklinde oyulmasıyla oluşturulmuş. Yer altı şehirlerinin hangi tarihte yapıldığı tam olarak bilinmiyor fakat bu yerleşim merkezlerinin sabit barınaklar olarak değil, tehlike anında kullanılacak sığınaklar olarak inşa edildikleri düşünülüyor. Yapımında kullanılan şaşırtıcı teknik ayrıntılar kadar büyüklükleri ve binlerce kişiye ev sahipliği yapmalarını mümkün kılan tasarımlarıyla da ilgi çeken 6 yer altı şehrini sizin için araştırdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Derinkuyu” title_font_size=”13″]
    yer altı şehri

    Nevşehir’e 30 km uzaklıkta bulunan Derinkuyu yer altı şehrinin M.S. 2. yüzyılda, Romalıların zulmünden kaçan Hıristiyanlar tarafından kullanıldığı, onlardan önce de Asur yerlilerinin burada konakladığı düşünülüyor. 8 kattan oluşan Derinkuyu şehrinde buraya sığınacak toplulukların her türlü ihtiyacını karşılayacak ayrıntıya yer verilmiş. Şarap imalathanesinden vaftiz havuzuna dek hiçbir ihtiyacın atlanmadığı Derinkuyu yer altı şehrinin bazı dehlizleri yetişkin bir insanın yürüyerek geçemeyeceği kadar dar tünellerden meydana geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaymaklı” title_font_size=”13″]
    yer altı şehri

    Nevşehir’e 20 km uzaklıkta bulunan Kaymaklı yer altı şehri 8 kattan oluşuyor fakat sadece 4 katı ziyaretçilerce gezilebiliyor. M.Ö. 3000 yılında Hititler tarafından yapıldığı düşünülen Kaymaklı’da yiyecek ve içeceklerin bozulmadan muhafaza edilebileceği kadar iyi bir havalandırmaya sahip olan erzak odaları da bulunuyor. Bu sayede olası bir baskın durumunda şehir halkının burada uzun bir süre saklanması mümkün kılınmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Özkonak” title_font_size=”13″]
    yer altı şehri

    Kapadokya yöresinin çömlekçilik merkezi Avanos’a 17 km uzaklıkta bulunan Özkonak yer altı şehri bölgedeki diğer yer altı şehirlerine kıyasla daha küçük fakat Özkonak kendine has bazı mimari özellikleri ile ilgi çekiyor. Özkonak şehrinin katları arasında haberleşmeyi mümkün kılan derin boşluklar bulunur ayrıca şehrin kapılarını aşmayı başarabilen düşman kuvvetlerini savuşturmak için kapı girişlerine denk gelecek delikler tasarlanmış. Saldırı anında bu deliklerden kızgın yağ dökülerek düşman askerlerine karşı koyulduğu düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mazı” title_font_size=”13″]
    yer altı şehri

    Erken Roma dönemine ait olan Mazı yer altı şehri Kapadokya’nın Ürgüp sınırları içindeki bölümünde konumlanmıştır. Bu yer altı şehrinin civarında Roma ve Bizans’tan kalma mezarlar da bulunur. Mazı’nın mimari yapısı ilginçtir, yer altı şehrinin dört girişi vardır. Oldukça gösterişsiz olan ana girişinden hemen sonra ahır bölümü, biraz ilerisinde ise kilise bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Özlüce ” title_font_size=”13″]
    yer altı şehri

    Özlüce yer altı şehri, tüf kayaların oyulmasıyla oluşturulan yer altı şehirlerinden bazalttan yapılmış kemerli girişiyle ayrılır. Diğer yer altı şehirlerinde olduğu gibi Özlüce’nin girişini de büyük bir sürgü taşı korumaktadır. Şehrin galerileri tabanlarında düşmanın baskın yapması halinde korunmak için tuzaklar kurulmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tatlarin” title_font_size=”13″]
    yer altı şehri

    Çok fazla sayıda erzak odasına ve kiliseye sahip olduğu gibi galerileri de geniş olduğu için buranın bir manastır ya da garnizon olarak kullanılmış olabileceği düşünülmektedir, üstelik şehrin içinde bir zindan da keşfedilmiştir. Tatlarin’i diğer yer altı şehirlerinden ayıran bir özellik, diğerlerinde görülmeyen tuvaletlere Tatlarin’de rastlanmasıdır. 1975 yılında bulunarak temizlenmeye başlanan şehrin henüz sadece bir kısmı ziyarete açıktır.

  • 8 Maddede Mutlu İnsanların Şehri Sinop

    8 Maddede Mutlu İnsanların Şehri Sinop

    TÜİK Araştırması’nda ülkemizde en çok kişinin “Mutluyum!” dediği şehir birçok kez Sinop oldu. Antik çağlardaki adı Sinope olan, saygının, sevginin hâkim olduğu bu küçük Karadeniz kentini 8 maddelik listemizde daha yakından tanıyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şahin Tepesi’ne çıkmak biraz zahmetli de olsa şehir manzarasını ve denizle bütünleşen kıyılarını net biçimde gördüğünüz seyir terasına geldiğinizde bu zahmete değdiğini düşüneceksiniz. Merkezdeki Ada mahallesinde bulunan Şahin Tepesi’ne akşamüzeri güneşi batırmak için gitmenizi tavsiye ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sinop

    Sabahattin Âli, “Dışarıda deli dalgalar gelir duvarları yalar / Seni bu sesler oyalar aldırma gönül aldırma…” dizelerini 1933 yılında kaldığı Sinop Cezaevi’nde yazmıştı. Ruhi Su’nun, Refik Halat Karay’ın da kaldığı cezaevi 1999 yılında yoğun ziyaretçi akışı olan bir müzeye dönüştürüldü. Cezaevini daha ilginç yapansa şehir merkezindeki kale surlarının içinde yer alması. MÖ 7. yüzyılda yapılan kale birkaç kere onarım geçirse de büyük oranda korunmuş durumda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ünlü “Gölge etme başka ihsan istemem.” sözünü, Yunan filozof Diyojen’in bir dileği olup olmadığını soran Büyük İskender’e cevaben söylediği biliniyor. MÖ 412 ve MÖ 323 yılları arasında yaşayan Diyojen Sinop’ta doğmuş ve şehrin girişinde büyük bir heykeli bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en kuzey ucu Karadeniz’e doğru uzanan İnceburun’dur. Burun üzerindeki Hamsolos, daha çok bilinen adıyla Hamsilos Koyu ise eşsiz bir doğal yapıya sahip. Oksijen yoğunluğu bakımından ülkemizde ilk sırada gösterilen bölge Norveç fiyortlarına benzer bir görüntü veriyor. Merkeze 11 km uzaklıktaki koy ülkemizin turizm sembollerinin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şehir merkezine 45 km mesafedeki Erfelek’teki Tatlıca köyünde 28 şelale bulunuyor. Bu Tatlıca Şelalelerinin döküldüğü yükseltiler olağandışı bir yapıya sahip ve bölgede hem tırmanış hem de trekking yapılabiliyor. Ulaşım sorunu olmayan şelaleler onlarca çeşit ağacın, çiçeğin oluşturduğu tabiat parkı içinde yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Muhteşem bir göl manzarası ve köknar ağaçlarından yansıyan tertemiz bir hava eşliğinde kamp kurmak, piknik yapmak, yürüyüşe çıkmak için Sinop’taki en ideal yerlerden biri Boyabat ilçesinde Akgöl Yaylası… Tavşanları, ördekleri, sincapları görebileceğiniz bu nefis doğanın ayıların ve yaban domuzlarının yaşam alanı olduğunu da söylemeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Işıklandırılıp çevre düzenlemesi yapılarak 2001 yılında ziyarete açılan İnaltı Mağarası Ayancık ilçesine 35 km mesafede bulunuyor. Uzunluğu 658 metre olan mağaranın içinde yürürken kendinizi tam anlamıyla doğanın bağrında hissedeceksiniz. Eğer İnaltı Mağarası’na ulaşım konusunu aşıp gidebilirseniz 6 km uzaklıktaki alabalık tesislerine uğramanızı da tavsiye ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Mantı, mayalı hamurla yapılan üzümlü ya da cevizli nokul, saçta pişirilmiş yufkanın dilimlenmesi ve üstüne et suyu dökülmesiyle yapılan ıslama, hamsiyle yapılan içli tava gibi yemekler Sinop’tan yolu geçenlerin tadabileceklerinden bazıları… Yaz ya da kış olsun içerken içine yoğurt da ilave edebileceğiniz mısır çorbasını da denemeden geçmemelisiniz.

  • Kendinizi Yabancı Hissetmeyeceğiniz Bir Ülke Olarak 8 Madde İle Azerbaycan

    Kendinizi Yabancı Hissetmeyeceğiniz Bir Ülke Olarak 8 Madde İle Azerbaycan

    Biraz gayretle dilini bile anlayabileceğimiz, mutfağına, kültürüne yabancılık çekmeyeceğimiz bir ülke Azerbaycan. Ülkenin 59 eyaletiyle birlikte -ki bunlara “rayon” deniyor- 75 şehri bulunuyor. Bunlardan 11’i büyükşehir statüsünde… Kültür ve Yaşam sayfamızda Azerbaycan’ın gezip görebileceğiniz şehirlerini, turistik yerlerini 8 madde ile sizler için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kız Kalesi, UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak kabul edilen yapılardan biri… Taza Pir Camii, Rus Kilisesi, Şirvan Şah Sarayı da ülkenin Bakü şehrinde bulunan tarihi yapılardan sadece birkaç tanesi… Tarihi zenginliğini cömertçe sunan Bakü kültürel etkinliklerin de yoğun olarak yaşandığı bir yer… El Yazmaları Müzesi, Tagiyev Tarih Müzesi, Bakü Modern Sanat Müzesi gibi farklı temaları olan çok sayıda müzesi bulunuyor ve özellikle Halı Müzesi’nin dünyada başka bir örneği yok. Hazar Denizi kıyısındaki bu müzede en eskileri Orta Çağ’a ait olan 6000 halı sergileniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bakü, ülkenin başkenti olduğu gibi sanayi ve ticaretin merkezi olan bir liman kenti de… Şehir mimari açıdan genel olarak üç bölüme ayrılıyor: Sovyetler dönemine ait yapıların olduğu bölge, modern yapıların olduğu bölge ve tarihi yapıların olduğu bölge; yani bilinen adıyla İçeri Şehir… Bu son bölgenin etrafı surlarla çevrili ve 2000 yıllık bir geçmişe sahip

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Leyla ve Mecnun’un yaratıcısı, Azerbaycan’ın şair ve düşünürlerinden Nizami Gencevi bu şehirde yaşamış, yani Gence’de. Ünlü filozof adına yapılmış birçok abidevi eser bulunuyor şehirde. Kentin farklı yerlerindeki kervansaraylardan anlaşılacağı gibi bu şehir eskiden de büyük bir ticari öneme sahipmiş. Gence, mimari açıdan ilgi çeken yapıların olduğu, Göygöl ya da Maral Milli Parkı gibi doğal güzelliklerin bulunduğu gezilip görülesi bir şehir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kobustan ya da Gobustan… Azerbaycan’ın fantastik olarak nitelendirilebilecek bölgesi. Antik mağaralar, kaya oymaları ve tarih öncesi çağların yaşam döngülerini anlatan resimler UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alındı. İlgilileri için bölgedeki en büyük vaha.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şeki şehrinin tepesinde kurulu kale içinde yer alan Şeki Han Sarayı’nın işlemeleri anlatmayı değil gidip görmeyi gerektiriyor. Venedik’ten getirilen vitrayları, sarayın halılarındaki görsellerin birebir resmedildiği tavanları, her biri ayrı hikâye yansıtan duvarlarıyla bu saray dünyanın her yerinden insanları Orta Asya’ya çekmeye devam ediyor. Şeki şehri Bakü’nün 370 km kuzeybatısında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bakü’ye 30 km mesafede han benzeri bir yapı Ateşgah ve Azebaycan’da Mecusiler tarafından ilgi gören bir yer. Sadece Azerbaycan’dan değil İran’dan ve dünyanın farklı bölgelerinden bu inancın mensupları Ateşgah’ı ziyarete gelirken, turistler de bu ilginç mabedi görmeden dönmüyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tarihi, doğal, kültürel güzellikleri bir yana Azerbaycan sağlık turizmi için de dünyadaki alternatifler arasında geçiyor. İnsanlar ya çeşitli hastalıklara iyi geldiği düşünülen petrol banyosu için Naftalan kentine akın ediyor ya da Bakü’ye 70 km uzaklıktaki çamur volkanlarına…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Azerbaycan, Osmanlı’dan mütevellit Türk mutfağı ile benzer özelliklere sahip. Örneğin çay! Ülkenin olmazsa olmazı, fakat aramızdaki en büyük fark, orada çay yanında hangi reçeli yiyeceğiniz soruluyor. Bunun dışında yaprak sarmasından pilava, yoğurttan peynire bir Türk olarak kesinlikle yabancılık çekmeyeceğiniz bir yer. Elbette ülkenin kendine has lezzetleri de oldukça fazla… Mesela şekerbura tatlısını Azerbaycan’da tadamasanız bile mutlaka tarifinizi bulup yapmanızı öneriyoruz. Kaymak, yoğurt, sütle yapılan tatlı hem çok hafif hem çok lezzetli.

  • DOĞA GÜZELLİĞİ İLE ARZIENDAM EDEN ŞEHİR SAKARYA

    DOĞA GÜZELLİĞİ İLE ARZIENDAM EDEN ŞEHİR SAKARYA

    Komşuları Kocaeli, Bursa, Bolu, Düzce, Bilecik olan Marmara Bölgesi’ndeki şehrimizin bir komşusu da Karadeniz’dir. Adını, topraklarından Karadeniz’e dökülen Sakarya Nehri’nden alan ve 16 ilçesiyle oldukça büyük bir yerleşim olan kentte öne çıkanları sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Taraklı, Sakarya’nın güneydoğu ucundaki ilçesidir. Dünyadaki “cittaslow” akımına 2016 yılına dâhil edilmiştir, yani Sakin Şehir unvanı ile geleneksel mimari dokuya, kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel birikime sahip, gürültüden, trafikten, hava kirliliğinden uzak bir yerleşim olduğu tescillenmiştir. İlçenin en özgün yapıları ise kimi üç asrı devirmiş olan Osmanlı evleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sapanca Gölü bu şehrin alametifarikalarından biridir. Beslendiği akarsular ve kapladığı alan ile Sakarya’yı suyun şehri haline getirir. Yerlisi ya da ziyaretçisi olan onlarca kuş çeşidiyle ünlüdür. Evliya Çelebi’nin, “Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısında olan köylerin kadınları elbise yıkadıklarında asla sabun sürmezler.” dediği gölün kıyıları günümüzde muhteşem manzara fotoğrafları vermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    maden şelalesi

    Şehre gidildiğinde doğanın bağrına gömülebileceğiniz en iyi yerlerden biri Kocaali ilçesindeki Maden Deresi ve Şelalesi’dir. Dere boyunca yürüyüş yapmak, şelalenin sesiyle terapi uygulamak, mesire alanında yeşil çimlerin üstüne uzanmak ya da civardaki restoranlarda alabalığının tadına bakmak için mutlaka ziyaret edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bizans İmparatoru Justinianus tarafından yaptırılmış olan köprü 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dâhil edilmiş, şehirdeki önemli tarihi yapılardan biridir. 12 adet kemeri bulunan 365 metre uzunluğundaki eser halk arasında Beş Köprü ismiyle de anılır. Justinianus Köprüsü, Serdivan ilçesinde Çark Çayı üstünde konumlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin tek parça halindeki en büyük longozu Sakarya’da yer alır. Uzunluğu 7,5 km. olan Acarlar Longozu, Karasu ve Kaynarca ilçeleri arasında yani şehrin kuzeyindedir. Bilindiği gibi longozlar orman ekosisteminin bir parçasıdır ve diğer adı da subasar ormanıdır. Longozlar barındırdıkları bitki ve hayvan türleriyle de özel oluşumlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Size tavsiyemiz Sakarya’ya seyahat ettiğinizde bir yaylaya çıkmadan dönmemeniz olacak. En popüler yaylası havasıyla, doğasıyla iyileştirici bir güce sahip olan Karagöl Yaylası’dır. 567 hektar genişliğindeki yaylayı çam, meşe, köknar ve kayın ağaçları çevreler. Taraklı ilçesine 22 km. mesafedeki yaylaya çıkmak için mayıs ve ağustos ayları arası en uygun zaman dilimleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Göçmen mutfağının zenginliği, nüfusunu Kafkaslar ve Balkanlar’dan göçler alarak oluşturan Sakarya’da görülebilir. Çerkeztavuğu, Gürcü sarması, Abhaz pastası ve daha niceleri… Karadeniz’e de kıyısı olan şehirde hamsili pilavdan karalahana yemeğine Karadeniz izleri de bolca mevcuttur. Yine de Sakarya denince akla gelen ilk lezzet ıslama köftedir.