Kategori: Rota/Doğa

  • Midyat’ın Mimari Dokusunu Gözler Önüne Seren 10 Fotoğraf

    Midyat’ın Mimari Dokusunu Gözler Önüne Seren 10 Fotoğraf

    Mardin’in birçok medeniyete ev sahipliği yapmış toprakları, dil, din ve ırk çeşitliliği ile inanılmaz bir kültürel zenginlik sunar. Şehrin meşhur ilçesi Midyat’ın mimarisi tüm bu zenginliği mükemmel bir şekilde yansıtır. Manastır, kilise, cami gibi ibadet yerleri, hanlar ve geleneksel tarzda inşa edilmiş evler her göreni büyüler.

     

    Midyat evlerini eşsiz kılan özelliklerden biri evlerin yapımında kalker taşı kullanılmasıdır. Bu taşa kolayca biçim verilebildiği için evlerde zengin süslemelere rastlanır. Midyat evlerinin gölgeleri dar sokakları tamamen kaplar ve böylece yazın en sıcak günlerinde dahi sokakların serin kalması sağlanır. Midyat’ın mimari dokusunun saymakla bitmeyecek güzelliklerinin tadını listemizdeki 10 fotoğraf ile çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    midyat evleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    midyat
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    midyat
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    midyat
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    mdiyat
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    midyat
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    midyat
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    midyat
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    midyat
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    midyat
  • Doğa Uyanırken Gerçekleşen 9 Harika

    Doğa Uyanırken Gerçekleşen 9 Harika

    Bir aile büyüğünüze sorduğunuz “Ne zaman doğdun?” sorusuna, “Annem zemheri bitmek üzereyken derdi.” benzeri bir cevap aldınız mı hiç? O an bilinçsizce söylenmiş bir söz olduğunu düşünmüşseniz yanılıyorsunuz. Yakınınız size muhtemelen, yaşadıkları coğrafyanın, iklimin, koşulların durumunu gözlemleyerek yıllar içinde tecrübelerle oluşturulmuş bir halk takvimine göre cevap vermiştir. Bu takvim bilimsel olmasa da doğa olaylarına dair ufak tefek sapmalarla birlikte genellikle doğru bilgi verdiği ifade edilir. Halk takvimine göre doğa uyanırken bakın ne harikalar olup bitiyor, 9 maddelik listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”21 Mart: Gün ile gecenin eşitlenmesi, Nevruz, baharın başlangıcı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”27 Mart: Ağaçların tomurcuklanmaya ve yeşermeye başlaması” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5 Nisan: Bülbüllerin ötmesi ve yörüklerin yaylalara çıkması” title_font_size=”13″]
    sürü, bülbül
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7 Nisan: Kırlangıç fırtınası” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11 Nisan: Leylek fırtınası” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”16 Nisan: Lale mevsiminin başlangıcı, Camuskıran fırtınası” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”21 Nisan: Sitte-i Sevir (6 gün boyunca süren soğuk ve fırtına), Boğa fırtınası” title_font_size=”13″]
    kar, yağmur
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”26 Nisan: Arıların yumurtadan çıkışı, güllerin budanma zamanı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”29 Nisan: Serçelerin yavrulama dönemi” title_font_size=”13″]
    serçe
  • 8 Fotoğraf İle Pirinç Terasları Ve Tarlaları

    8 Fotoğraf İle Pirinç Terasları Ve Tarlaları

    Dünyanın en çok tüketilen besinlerinden biri olan pirincin ekim alanları izlemeye doyamayacağınız görüntüler oluşturur… Dünya nüfusunun pirinç talebini karşılamak için devasa yüzölçümüne sahip tarlalar gerekir ve bu yüzden pirinç tarlaları İnka Uygarlığı’ndan beri kat kat teraslar şeklinde konumlandırılmıştır. En büyük, en etkileyici örneklerini Doğu Asya’nın muson bölgelerinde görebileceğiniz pirinç teraslarını Kültür ve Yaşam’a taşıdık…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Baharın Müjdecisi 3 Cemre

    Baharın Müjdecisi 3 Cemre

    Bir çeşit ısıtıcı gücün havaya, suya, toprağa düşerek sıcaklığı yükselttiği inanışı özellikle Anadolu’da çok yaygındı. Sizin de büyüklerinizin “Hele bir cemre düşsün de…” diyerek yaptığı konuşmaları duymuşluğunuz vardır mutlaka… Günümüzde de cemrelerin düştüğüne inanılan tarihler baharın müjdecisi kabul ediliyor. Peki, bu cemreler nereye, ne zaman düşüyor? Dahası cemre ne demek? Gelin listemizdeki 3 maddeyle hem cevapları bulalım hem de havanın, suyun, toprağın uyanışını birlikte kutlayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Havaya” title_font_size=”13″]

    Cemrelerin ilkinin 19-20 Şubat tarihlerinde havaya düştüğüne yani ilk önce havanın ısındığına inanılıyor. Fakat meteorolojide durum biraz farklı. Çünkü güneş ışınlarının ilk önce toprağı ısıttığı, buradan yansıyan ışınlarla havanın ısındığı bilinmekte… Geleneksel inanış bilimsel verilere zıt gibi görünse de, bu durum, cemrelerin düşme tarihlerinin Nevruz ve Hıdırellez kutlamaları için temel alınmasını değiştirmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Suya” title_font_size=”13″]

    Geçmişte yaşamış insanlar bir yılı ikiye bölerek, bu bölümleri Kasım günleri ve Hızır günleri şeklinde tanımlamışlar. 179 gün süren Kasım günleri miladi takvime göre 8 Kasım-5 Mayıs arasını kapsıyor. Hızır günleri ise 186 gün sürüyor, yani miladi takvime göre 6 Mayıs-7 Kasım arasını kapsıyor. Ve bu takvimden doğan inanışa göre ikinci cemre, 26-27 Şubat tarihlerinde suya düşüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Toprağa” title_font_size=”13″]

    Son, yani üçüncü cemrenin 5-6 Mart tarihlerinde düşerek ısıttığı yer ise toprak oluyor. “Cemre” Arapça kökenli bir kelime ve “kor halindeki ateş” anlamına gelmekte… Siz hiç daha önce “cemreviyye” kelimesini duymuş muydunuz? Osmanlı’da Divan şairlerinin cemre dönemlerinde yazdığı ve genellikle önemli kişilere methiyeler içeren şiirlere denirmiş. Bir cemreviyye örneği olarak 17. yüzyıl şairlerinden Bosnalı Sabit’in kasidesini verebiliriz. Aynı dönem yaşamış Şeyhülislam Paşmakçızade Seyyid Ali Efendi için yazdığı kasidenin bir beyitinde bakın ne diyor Bosnalı Sabit:
    Kalmaz bu feyz-i cemre ile nev-bahâra dek
    Her nahl-i köhne tâze ve her şeyh şâb olur
    “İlkbahara kalmaz cemrenin bu harareti ile her kuru fidan canlanır, her yaşlı gençleşir.”

  • Yeniden Gelen Bahar

    Yeniden Gelen Bahar

    Bedri Rahmi Eyüboğlu, baharı ve bizi ne güzel anlatmış: “Yılda bir kere çıldırır ağaçlar sevincinden, / Rabbim ne güzel çıldırır. / Yılda bir kere uzatır avuçlarını yaprak; / Sevincinden titreyerek.” Hiç düşündünüz mü; sizin hayatınıza baharla birlikte yeniden neler girecek?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Havada, suda ve toprakta sıcaklığı yükselttiği düşünülen cemre, en son mart ayında toprağa düşer. Her ne kadar atalarımız “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.” demişlerse de baharla birlikte güneş daha fazla göz kırpmaya, içimize dolmaya, yavaş yavaş ısıtmaya başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Parlayıp duran güneşe yağmurlar da eşlik edince coşar toprak… Papatyalar, çiğdemler, laleler, anemonlar, lavantalar yeniden renklendirir yeryüzünü ve ortalığı çiçek kokuları kaplar. Zaten bahar demek en çok da buram buram çiçek kokusu demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Canlanan doğa vitamin deposu ürünler yetiştirir; erik, çağla, çilek, dut ağaçlardan yeniden soframıza düşer. Hemen her mevsim görüyor olsak da enginar, bakla, patlıcan, semizotu, domates, salatalık aslında bahar aylarının sebzeleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şehir yaşamını bizler için daha eğlenceli kılan canlılar kış gelirken daha sıcak yerlere göçüp gitmiştir. Baharla birlikte leylekler, kırlangıçlar yeniden aramıza döner. Gökyüzü gittikçe şenlenirken sokak hayvanları için de daha çok oyun zamanı gelmiş demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baharla birlikte rutinlerimiz değişir. Spora başlamak, açık havada yürüyüşler yapmak için kararlar verdirir insana bu mevsim… Masa-sandalye balkona taşınırken giysilerimiz gittikçe hafifleşir. Bahar muhabbetleri artırmanın, daha derin nefesler almanın, görmenin değil bakmanın mevsimidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ümitlerin yeniden tazelendiği bu aylar yeni şarkılar, yeni yerler, yeni eğlenceler keşfetme zamanıdır. Aslında tam olarak şairin dediği gibidir bahar: “Ben her bahar âşık olmam ama / Her bahar gitmek isterim. / Gittiğim olmadı hiç. / Ama olsun… istemek de güzel.”

  • MART AYINI NASIL BİLİRSİNİZ?

    Kimine göre kalkanların düşürülmemesi gereken soğuk bir aydır, kimine göre bahara kapı aralayan müjdeci bir ay… Peki size göre mart nasıl bir aydır? Siz cevabı düşüne durun, ocak ve şubattan sonra gelen yılın üçüncü ayı hakkında derlediğimiz bilgilere geçelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İngilizcede march, Fransızcada mars, İtalyanca ve İspanyolcada marzo, Almancada märz, Türkçede mart… Farklı dillerde oldukça benzer biçimde ifade edilen bu ay, adını Roma savaş tanrısı Martius’tan alır. Antik Roma’da savaş için şanslı bir ay olduğu düşünüldüğünden yılın ilk ayı olarak kabul edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güneş ışınlarının Ekvator’a dik düşmesi yılda iki kez gerçekleşir. Gece-gündüz eşitliğinin oluştuğu bu iki tarihten biri 21 Mart’a denk gelir. İlkbahar ekinoksu olarak tanımlanan gün, bütün Türk toplumlarında baharın başlangıcı sayılır ve Nevruz adıyla kutlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yeşilay Haftası, Dünya Kadınlar Günü, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü, Tıp Bayramı, Down Sendromlular Günü, Yaşlılar Haftası, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü, Orman Haftası, Dünya Tiyatrolar Günü… Birbirinden önemli özel günler mart ayında adeta resmigeçit yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mart ayı baharın müjdecisidir ama hakkında üretilen atasözleri pek de müjdeli değildir. Mart ayı dert ayı… Mart çıkmadıkça dert çıkmaz… Mart kuruluk, nisan yağmurluk… Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır… Elbette bunların nedeni, kış günleri geride bırakılırken kararsızlaşan, tam bahar geldi derken zaman zaman kışı hatırlatan havalardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mart ayının çiçekleri her şeyden önce dirençleriyle insanı kendisine hayran bırakır. Yeryüzü henüz karla kaplıyken narin başını gün yüzüne çıkarmayı başaran kardelen onlardan biridir. Beyaz, mor, sarı renklerle ortalığı coşturan çiğdem çiçekleri de öyle… Tıpkı insanlar gibi uzun bir kıştan sonra bahara kavuşmayı bekleyen arıların müjdecisi de mart ayında açan söğüt çiçekleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Gelelim bu ay tüketildiğinde kendi sağlığımız ve çevre sağlığı için faydalı olacak sebzelere… Brokoli, havuç, ıspanak, karnabahar, kereviz, kırmızılahana, pırasa, pancar, turp gibi, kış aylarında yemeye başladığımız sebzelerin büyük bir kısmı mart ayında da tüketilebilir. Güzel haberse İzmir civarında yetiştirilen enginarın da mart sonu itibariyle sofralarımızda yerini almaya başlayacak olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Gelelim bu ay tüketildiğinde kendi sağlığımız ve çevre sağlığı için faydalı olacak sebzelere… Brokoli, havuç, ıspanak, karnabahar, kereviz, kırmızılahana, pırasa, pancar, turp gibi, kış aylarında yemeye başladığımız sebzelerin büyük bir kısmı mart ayında da tüketilebilir. Güzel haberse İzmir civarında yetiştirilen enginarın da mart sonu itibariyle sofralarımızda yerini almaya başlayacak olmasıdır.

  • 8 Maddede Orta Asya’nın Kadim Ülkesi Özbekistan

    8 Maddede Orta Asya’nın Kadim Ülkesi Özbekistan

    Doğu masallarındaki büyülü diyarları andırıyor Özbekistan, görsellerine bakınca siz de bize hak vereceksiniz… Başka bir coğrafyaya değil başka bir döneme ait olduğunu düşündüren şehirlerini, açık müze statüsündeki bölgelerini, koruma altındaki eserlerini gidip görmek için vize işleriyle uğraşmanız da gerekmiyor üstelik! 8 maddelik listemizle Orta Asya’nın bu kadim ülkesini biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Semerkant… Adı bile bir masalın satırlarından dökülüyor gibi. Taşkale/taşkent/kayakent anlamlarına geliyor. 2001 yılında bütün şehir UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi dersek bir turiste vadettiklerini zannediyoruz özetlemiş oluruz. Şehrin merkezi ise Orta Asya Türk mimarisinin en eski ve özel örneklerini görebileceğiniz Registan Meydanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Özbekistan’ın şehirleri Moğollar tarafından ne kadar yakılıp yıkıldıysa Timurlular tarafından da o kadar inşa edilip geliştirilmiştir. Timur’un torunu Uluğ Bey de hem bir sultan hem de bir matematikçi ve astronom olarak insanlığa önemli eserler bırakmıştır. Bunların başında 1421’de yaptırdığı Uluğ Bey Rasathanesi gelir. Ali Kuşçu gibi astronomların da çalışmalar yaptığı Semerkant’taki bu yapı günümüzde büyük ilgi görmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Taşkent, ülkenin başkenti ve nüfusu en yoğun olan şehri… Kültür-sanatın nabzını tutan bu yerde gezecek çok sayıda müze, sanat galerisi, mimari yapı bulunuyor. Tarihi dokusunu 1966’daki depremle büyük ölçüde yitirmiş olsa da Abdül Kasım Medresesi, Kukeldaş ya da Barakhan Medresesi gibi yapılar bütün heybetiyle ayakta… Bununla birlikte Rus döneminden kalan yapıların ve modern mimarinin daha fazla ve görünür olduğunu söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Özbekistan’ın en eski yerleşim yerlerinden Buhara, günümüzde dünyada en çok turist ağırlayan şehirler arasında geçiyor. Burası özellikle medrese ve camilerin yoğun olduğu bir şehir, kaldı ki İslam coğrafyasında tanınan çok sayıda din âlimi bu coğrafyada yetişmiş. Zamanında sultanların, hanların ikamet adresi olan Ark Kalesi’nin surları şehrin göbeğinde karşınıza dikiliveriyor. 20 metre yüksekliğindeki bu surlar tarihi yapılarla dolu 4,2 hektarlık bir alanı çevreliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Özbekistan’a hâkim rengi soracak olursanız toprak tonlarından birini seçmemiz gerekecektir fakat Şehrisebz’i bu genellemenin dışında tutmamız icap eder. Çünkü burası yeşilin egemen olduğu bir şehir… Aynı zamanda Timur’un doğum yeri… Sultanın devasa heykeli, ardılı sultanların kümbetleri ve yaptırdıkları onlarca eser o kadar görkemli ki şehir 2000 yılından bu yana Dünya Mirasları arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hive, 2600 yıllık geçmişiyle tam bir müze şehir… En popüler yeri İçan Kale… Burası, 10 km. uzunluğunda kilden mamul surların çevrelediği, içinde 50 anıtsal yapı ve 250 tarihi ev bulunan oldukça fantastik bir bölge. Özellikle, 213 ahşap sütun üzerinde yükselerek yüzyıllara meydan okuyan Cuma Camii’nin büyük bir ilgi gördüğünü söylemeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük çöllerinden Kızılkum Çölü’nün Buhara’nın batısında olduğunu biliyor muydunuz? Yer yer çöl iklimi görülen ülke, yazların çok sıcak kışlarınsa çok soğuk geçtiği karasal bir iklime sahip… Bu nedenle Özbekistan’a bir seyahat düşünecek olursanız, yaz aylarını değil nisan-mayıs ya da eylül-ekim aylarını tercih etmenizi öneririz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Özbekistan’ın en ünlü yemeği, ülkemizde de belli başlı yerlerde yapılan Özbek pilavıdır. Her yöreye göre tarifi değişen pilav genellikle etli yapılır. Et yemeklerinin de, süt ve süt ürünlerinin de yaygın olduğu mutfakta baharat da yoğun olarak kullanılır. Anason, safran, çörek otu, kungut tohumu, kişniş, karanfil en çok kullanılan bitki ve baharatlardır.

  • 8 Madde İle Trabzon Karadağ’ın Eteklerine Kurulmuş Sümela Manastırı

    8 Madde İle Trabzon Karadağ’ın Eteklerine Kurulmuş Sümela Manastırı

    Karadeniz turlarının en ilgi çekici yanlarından biri Trabzon’daki Sümela Manastırı’nı ziyaret etmektir. Hristiyanlık dini için kutsal olan bu ihtişamlı yapının fotoğraflarını önceden görmüş olsanız bile Sümela Manastırı’nı kendi gözlerinizle gördüğünüzde hayrete düşmemeniz imkânsızdır. Çağlar boyunca ayakta kalmış ve Trabzon’un tarihine şahit olmuş Sümela Manastırı’nı 8 madde ile huzurlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Sümela Manastırı, Altındere Vadisi içinde, Karadağ eteklerinde bulunur ve yüksekliği 1150 metredir. Manastırın MS 300’lü yıllarda inşa edildiğini göz önünde bulundurduğumuzda bu tarihte bu kadar yükseğe böyle heybetli bir yapı inşa edilmiş olmasına şaşırmamak mümkün değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    İlk başta bir kilise olarak inşa edilen manastırın temelleri rivayetlere göre iki aziz tarafından atılmış. Aziz Barnabas ve Aziz Sophronios’un aynı rüyayı gördükleri, birbirlerinden habersiz olarak Trabzon’a geldikleri ve Sümela Manastırı’nın temellerini attıkları düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    trabzon, sümela

    Sümela Manastırı’nın temellerinin atılmasından yaklaşık olarak 1000 yıl sonra yani 1300’lü yılların ikinci yarısında zamanın Trabzon Rum Hükümdarı III. Alexios tarafından bir manastıra çevrildiği düşünülmektedir. Aradaki bu bin yıllık süreçte neler yaşandığına dair kesin bilgiler bulunmamaktadır

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Orijinal adları Panagia Sumela ya da Theotokos Sumela olan Sümela, bir Rum Ortodoks manastırıdır ve yapı olarak Anadolu’daki Kapadokya Kiliseleri ile benzerlik gösterir. Manastırda, ana kaya kilise, şapel, fırın, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ve ayazma bölümleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Manastır 14. yüzyıldan itibaren Türkmen akınlarına karşın bir ileri karakol olarak kullanılmış. Trabzon’u fetheden Osmanlı Devleti, manastıra dokunmamış hatta Yavuz Sultan Selim buraya iki şamdan hediye etmiş. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet’ten III. Murat’a dek birçok Osmanlı padişahının da manastır ile ilgili fermanları bulunduğu bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Manastırın yukarı kısmında bulunan bir çeşmeden hastalıklara deva olduğuna inanılan kutsal bir suyun aktığına, Osmanlı padişahlarının bu sebeple Hristiyanlığın ilk mabetlerinden biri olan yapıya dokunmadığına dair söylentiler de bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Sümela Manastırı Hristiyanlık için çok önemli bir yapıdır ve bunda manastırda bulunan fresklerin de önemli bir payı vardır. Bu kadim yapıda Meryem’in doğuşu, İsa’nın doğuşu gibi tasvirler ve İncil’den resimler bulunur. İncil’in yazarlarından Aziz Luka’nın yaptığı üç Panagia ikonasının da burada bulunduğu fakat Rus işgali sırasında kaçırıldığı düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Manastır, günümüzde de Hristiyanlık açısından önemini kaybetmemiştir. Her sene Ağustos ayında manastırın çevresinde şenlikler düzenlenir. Hatta 2010 yılında, yani tam 88 yıl sonra Hristiyanlar için oldukça önemli bir gün olan 15 Ağustos Meryem Ana’nın Göğe Yükselişi Sümela Manastırı’nda kutlanmış ve ayini Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetmiştir.

  • Karlar Altındaki Kapadokya’dan Mest Eden 11 Görüntü

    Karlar Altındaki Kapadokya’dan Mest Eden 11 Görüntü

    Bizi zaman makinasına ihtiyaç duymaksızın zamandan koparabilen sayılı yerlerden biridir Kapadokya… Onun olağanüstü coğrafyasını bu kez de bembeyaz kar örtüsüyle bir araya getiriyor ve sizi bir süreliğine zamanda kaybolmaya davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
  • Uzakdoğu’daki Adalar Ülkesi Japonya

    Uzakdoğu’daki Adalar Ülkesi Japonya

    Asya kıtasının doğusunda, Büyük Okyanus’ta bulunan Japonya aslında bir ada ülkesi… Hatta 6.852 adadan oluşan bir takımada… 126 milyonluk nüfusuyla Dünya’mızın hem en kalabalık 10’uncu ülkesi hem de en renkli ülkelerinden biri… 2019 yılını topraklarında “Türk Kültür Yılı” olarak ilan eden Japonya şimdi Kültür ve Yaşam’da…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Geleneklerine bağlı olduğu kadar modern” diye tarif edilen ülkenin modern yüzünü görmek isteyenler mutlaka başkenti Tokyo’yu incelemeli. Dünyanın bu en kalabalık şehrinde caddeler 7/24 canlı ve dinamik bir görüntü verir ama bu durum ilginizi çekecek egzotik bölgeleri olmadığı anlamına gelmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kyoto, “başkentlerin başkenti” olarak niteleniyor Japonya’da çünkü uzunca bir dönem Japon İmparatorluğu’nun başkentliğini yapmış. Yüz ölçümü bakımından ülkenin en büyük şehirlerinden olan Kyoto ne mutlu ki II. Dünya Savaşı’nı az hasarla atlatmış ve günümüzde tarihi/mimari yapılarıyla göz kamaştırmayı sürdürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Adı tarihe oldukça trajik bir öyküyle, atom bombası atılan (II. Dünya Savaşı sırasında) ilk şehir olarak geçen Hiroşima, doğal ve mimari güzellikleriyle dikkat çekerken, tarihte yaşanan bu vahim olayın hazin anılarını müze, anıt ve mimari yapılarla canlı tutuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Japonya’nın en yüksek dağı Fuji, 1700’ün başlarındaki patlamasının ardından bir etkinlik göstermemiş olsa da özünde bir yanardağdır. Japonlar tarafından kutsal varsayılan dağın etrafı göller ve ormanlık alanlarla çevrili… Tokyo’dan da görülebilen ve zirvesi hep karlı olan Fuji’nin yüksekliği 3.776 metre…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bölgeler, prefektörlük ve belediyelerden oluşan Japonya’da ulaşım konusunda tüm dünyanın dikkatini çeken araçların başında Shinkansen trenleri geliyor. Dünyada hızlı treni ilk kez 1959 yılında kullanmaya başlayan ülke, saatte 210 km hız yapan bu trenleri ise ilk kez 1964’te kullanmaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Japonya’nın kültüründe geleneksel kıyafetleri kimonodan, çizgi sanat ürünü animelere kadar birçok renkli detay bulunuyor. Eskiden soylular, imparatorlar, Budist rahipler için tasarlanırken günümüzde tüm dünyanın aşina olduğu Japon bahçeleri de ülkenin geleneksel değerleri arasında bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Japonya denince aklınıza ilk gelenler arasında muhtemelen Japon dövüş sanatları da olmuştur. Kılıç kullanma sanatı kendo, judo, aikido, karate… Bizlerin daha ziyade sinema perdesinden aşina olduğumuz sporların her birinin kendi felsefesi ve ince ince düşünülmüş teknikleri bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    japon mutfağı

    Hızlı ve kolay yapıldığı için tüm dünyada yaygınlaşan suşi/sushi artık bizim de yakından tanıdığımız bir Japon yemeği. Ekmek kırıntılarına batırılmış tempura, Japonların en sevdiği yiyeceklerden onigiri, buğday unundan yapılan makarna soba ve eriştenin çorba içinde sunulduğu ramen de Japonya’ya gitmenize gerek kalmadan burada da deneyebileceğiniz lezzetlerden…