Kategori: Rota/Doğa

  • DUBAİ’DEKİ ARAP KULESİ: BURJ EL-ARAB

    1900’lerin başlarında küçük bir balıkçı kasabası olan Dubai, 1969’da topraklarında bulunan petrol ile ekonomik açıdan güçlü bir konuma ulaştı. Petrolün sağladığı zenginliği yaptığı devasa otel projeleri ile devam ettiren ülke, hızla turizmin en gözde merkezlerinden bir tanesi haline geldi. Uçsuz bucaksız kurak çöl topraklarının denizle buluştuğu noktaları doldurarak inşa edilen adaların üzerine yapılan gökdelenler, birçok ünlü ismin de uğrak adresi oldu. Dünyanın en yüksek gökdelenlerine ve en pahalı otellerine ev sahipliği yapan Dubai’nin, en çok ziyaret edilen oteli Burj el-Arab’ın detaylarına yazımızda ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1994 yılında yapımına başlanan ve 5 yıl süren yoğun çalışmanın ardından 1999 yılında kapılarını açan dünyanın en dikkat çekici otellerinden biri olan Burj el-Arab, “Arap Kulesi” anlamına gelse de yelkenliye benzeyen mimari tasarımı sebebiyle “Yelken Oteli” olarak anılıyor. Otelin üzerinde bulunduğu yapay adanın inşaat çalışmaları bile üç sene sürdü ve tüm dünyanın gündemini uzun bir süre meşgul etmeyi başardı. Otelin ana kara ile olan tek bağlantısı ise kıvrımlı bir köprü…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Otelin mimari tasarımı “Dhov” adı verilen geleneksel Arap teknelerini andırıyor. Dünyanın ilk yedi yıldızlı oteli olma özelliğine sahip yapının denizden yüksekliği 321 metre. Dikkat çekmek için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği otelin terasında Roger Federer ile Andre Agassi’nin tenis maçı oynamışlığı bile var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Konaklamanın yanı sıra günü birlik gezilerle de ziyaretçilerini ağırlayan otelin iç mekân dekorasyonunda en seçkin malzemeler tercih edildi. Otelin bazı kısımlarında 24 ayar altın kaplamalar kullanıldı. Güney Afrika ve Hindistan’dan sipariş edilen özel kilim ve halılar ile zeminin döşendiği otel odalarının avizeleri ise İngiltere’den… Deniz ürünleri konusunda iddialı iki restoranın bulunduğu otelde, okyanusun içindeymiş gibi hissettiren, duvardan tavana devasa akvaryum bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Burj el-Arab’ın dış yüzeyi hem mevcut ağırlığını azaltmak hem de sıcak havanın sirkülasyonunu sağlamak amacıyla büyük bez kumaşlarla inşa edildi. Bu yönüyle de geceleri projektörlerle aydınlatılan dış yüzeyde değişik renk figürler oluşuyor. Yapının 7.315 metrekarelik orta avlusu ise dünyanın en büyük orta avlusu unvanını elinde tutuyor. Ayrıca kaleydoskop etkisi yaratan su akışına sahip yapay şelalesinde hava karardıktan sonra gerçekleşen ışık şovu görülmeye değer…

  • 10 Fotoğraf İle Güneş Adası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

    10 Fotoğraf İle Güneş Adası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

    Ülkemizden hem havayolu hem de denizyolu ile kolayca ulaşabileceğiniz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ılıman iklimi ve güzel doğası ile her mevsim ziyaret edebileceğiniz, kendinizi evinizde hissedeceğiniz güzeller güzeli bir ada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti özellikle yaz aylarında uzun kumsallarıyla turist çekiyor olsa da tarihi ve turistik açıdan görülmesi gereken birçok değere de ev sahipliği yapıyor. Hem ihtişamıyla hem de barındırdığı eserler ile etkileyen Girne Kalesi’ni, Güzelyurt’taki Bizans Dönemi’nden kalma Aziz Mamas Kilisesi ve Arkeoloji Müzesi’ni, Mağusa’daki Lala Mustafa Paşa Camisi’ni ziyaret ederek adanın tarihi ile tanışabilirsiniz. Yolunuz bu güneşli adaya düşerse Kıbrıs mutfağının lezzetlerini de tatmayı unutmayın. İşte karşınızda 10 fotoğraf ile güneşin adası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kıbrıs, gazimagusa
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
  • YAZA VEDA EDERKEN DÜNYADAN SON BAHAR MANZARALARI

    Eylül ayı geldi, yaza veda etme vaktidir… Tüm yaz rengârenk çiçekleri ve yeşilin onlarca tonunu görmeye alıştığımız doğa, şimdi bize farklı bir yüzünü gösteriyor. Dünyanın farklı ülkelerinden bahar manzaraları ile düşen hava sıcaklığı, kısalan günler ve kat kat giyinmek zorunda olduğumuz kış ayına bizleri hazırlayan hüzün mevsimini kucaklamaya hazır mısınız?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Alp Dağları’ndan muhteşem bir sonbahar günü manzarası… Yeşil rengi artık yerini turuncu ve sarı tonlara bırakıyor. Almanya kırsalı Bavyera’da bulunan Hochkalter zirvesine ait olan bu manzara sonbaharın bütün güzelliklerini yansıtıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Doğal güzellikleriyle turistlerin ilgi odağı olan Tayland’ın sonbahar manzarası heyecan verici. Huai Mae Khamin Şelalesi, Sri Nakarin Dam Ulusal Parkı’nda bulunuyor. Birçok katmandan oluşan şelalenin her katında birbirinden farklı doğa manzarası görmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yosemite Ulusal Park’ında alçalan bulutlar ile yüksekten akan şelale görkemli granit dağlarıyla birleşerek etkileyici bir sonbahar manzarası sunuyor. Kaliforniya Nevada’da bulunan park UNESCO Dünya Mirasları listesinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kawaguchiko Gölü’nden Fuji Dağı’na bu mevsimden bakmak büyüleyici… Kızıla dönen Akçaağaç’ın yaprakları insanın içini ısıtıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yunanistan’daki Konitsa Köprüsü’nde doğa tüm güzelliğiyle kendine hayran bırakıyor. 1871 yılında inşa edilen tarihi köprü, yeşil akan Aoos Nehri, gökyüzünü kaplayan bulutları ile sonbahar mevsiminin tüm güzellikleri bu fotoğrafta bir araya gelmiş durumda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Son manzara ülkemizden. Doğal ve tarihi güzellikleriyle ülkemizin en değerli şehirlerinden bir tanesi olan Bursa’daki Suuçtu Şelalesi, fay hattının kırılmasıyla oluşmuş. İnsanlığa bahşedilmiş bir hediye gibi ziyaretçilerine tüm güzelliğini bonkörce sunan Suuçtu, 38 metre yükseklikten akan şelalesiyle sadece sonbaharda değil dört mevsim büyüleyici bir etki bırakıyor.

  • AKDENİZ BÖLGESİ’NDEN TARİHİ KALELER

    Eski zamanlarda çoğunlukla güvenliği sağlamak amacıyla inşa edilen, heybetleriyle halka güven düşmana korku salan kaleler, günümüzde tarihi ve kültürel değeri yüksek yapıların başında geliyor. Kimi dar bir geçitte, kimi yüksek bir tepede, kimi sınırda, kimi deniz kıyısında inşa edilen bu kaleler ne mutlu ki güçlü yapıları sayesinde ayakta kalmayı başarabilen eserler… Bizim listemizse Akdeniz Bölgesi’nde yer alıp günümüze kadar ulaşmayı başarmış kalelerden oluşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    6.5 km’lik surları içinde 83 kule, 140 burç ve 1200 kadar sarnıç barındıran kale Antalya’nın Alanya ilçesinde, Akdeniz’e doğru uzanan bir yarımada üstünde, 250 metre yüksekte yer alır. İlk inşası Helenistik döneme uzanan Alanya Kalesi, 13. yüzyılda Alaeddin Keykubad tarafından yeniden inşa edilmiştir ve Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşımaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mersin’in batısında, Antalya sınırındaki ilçesi Anamur’da yer alan kale deniz kıyısındadır. Romalılar tarafından 3. yüzyıldaki ilk yapılış amacı da deniz ticaret yolunu gözetlemek ve ticaret gemilerini korsanlardan korumak olmuştur. Müreffeh anlamına gelen Mamure adını 15. yüzyıldaki onarımı sırasında Karamanoğulları Beyliği döneminde almış ve aynı dönem içine bir cami yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kızkalesi, Mersin’in Erdemli ilçesinde, sahilden 600 metre uzakta Akdeniz’in orta yerindeki küçük bir adacık üstünde yer alır. 12. yüzyılda inşa edilen kalenin surları üstünde 8 adet burç bulunmaktadır. Kaleyi uzaktan da olsa görmek için gelen turistlere anlatılan bir de efsanesi vardır. O efsaneye göre kale, falcıdan kızının yılan tarafından öldürüleceğini duyan bir kral tarafından yaptırılmış, ne var ki sepetteki meyvelerin arasından çıkan yılanın kızını sokarak öldürmesinin önüne geçememiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yılan Kalesi veya Yılankale Adana’nın Ceyhan ilinde yer alır. Ceyhan ovasına sarp bir tepeden bakan kale 12. yüzyılda inşa edilmiştir. Özel konumu sayesinde kaleye çıkanlar bölgedeki Anavarza, Tumlu ve Kozan Kalesi’ni görebilmektedir. İçinde bir kilise de bulunan kale sanatsal açıdan değeri olan bir Orta Çağ yapısıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mersin’in Tarsus ilçesindeki kaleden, İç Anadolu ile Akdeniz Bölgesi arasındaki önemli bir geçit olan Gülek Boğazı kuşbakışı görülebilmektedir. İnşa tarihi tam olarak bilinmese de Orta Çağ’da Gülek Boğazı’nı denetlemek ve buradan geçenlerden ödeme almak üzere kullanıldığı biliniyor. 500 metre yüksekte bulunan kalenin deniz seviyesinden yüksekliği 1530 metredir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İnşası Helenistik döneme kadar giden Bakras Kalesi Hatay’ın Belen ilçesinde yer alır. 26 Eylül 1183 tarihinde Haçlılar tarafından Selahaddin Eyyübi’ye teslimi, Osmanlılar ve Memluklular arasındaki mücadelenin sahnesi olması, 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından zapt edilmesi gibi önemli olayların yaşandığı bir kaledir. Fakat sınır kalesi olmayıp iç kesimde yer alması nedeniyle zaman içinde ihmal edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Simena Kalesi, Antalya’da Kaş ile Demre arasında kalan ve deniz yoluyla da ulaşılabilen antik Likya kenti Simena’da yer almaktadır.  Günümüzde Simena Ören Yeri olarak geçen bölgede kalenin çevresi tiyatrodan kaya mezarlarına, su sarnıçlarından tapınaklara antik kalıntılarla çevrilidir. MÖ 4. yüzyılda inşa edildiği düşünülen kale çok büyük hasarlar görmeden bugüne ulaşmayı başarmıştır.

  • ONLARI SADECE MASALLARDAN MI TANIYORSUNUZ?

    ONLARI SADECE MASALLARDAN MI TANIYORSUNUZ?

    Tilkiyi, hikâyelerin içinde aklı sürekli kurnazlığa çalışan hayvan olarak tanıyoruz. Genellikle de o hikâyelerde bir sıçrar iki sıçrar sonra kendisinden daha akıllı bir hayvan karşısında kala kalır. Masallara bakınca sevsek mi kızsak mı bilemediğimiz tilkilerin doğadaki halleri ise olağanüstü güzelliktedir. Bu ünlü hayvanların biraz da gerçek yaşamlarına kulak kabartmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fotoğrafta gördüğünüz kızıl tilki dünyada en yaygın olan türdür ve dış görünüşüyle masallarda geçen tilki karakterinin ta kendisidir. Ormanlardan, tarlalara, hatta şehir içlerinden deniz kenarlarına pek çok yerde görülebilir. Genellikle yalnız dolaşan ve avlanan canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yukarıda gördüğünüz sevimli de bir tilki türü. Kendisi, Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası’ndaki çöllerde yaşayan çöl tilkisi. Uzun kulaklarına rağmen bu familyanın en küçük üyesi. Avlanma konusunda yetenekli çöl tilkileri kazdıkları mağaralarından özellikle geceleri çıkar ve genellikle grup halinde dolaşırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kalın tüyleri sayesinde soğukla baş edebilen kutup tilkisi Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika’nın kutup bozkırlarında yaşarlar. Kışın bembeyaz olan tüyleri yıl içinde bir kere post değiştirdikleri için yazın kahverengiye döner. Bu küçük kulaklı tilkilerin evi de buz içine oydukları deliklerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Amerika kıtasında yaşayan boz tilki ise adını sırtından ve kuyruğundan geçen gri renkli kalın şeritten alır, tüylerinin diğer bölümleri ise kahverengi tonlarıdır. Birçok tilkinin aksine ağaca tırmanabilen boz tilki, yine diğer tilkilerin aksine kendi mağarasını kazmaz, var olan oyuklara, ağaç kovukları ya da kaya yarıklarına sığınır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı köpek, kurt, çakal gibi köpekgiller familyasından olan tilkilerin daha pek çok türü bulunur. Dış görünüşleri yer yer farklılık gösterse de ortak birçok özellik sergilerler. Örneğin köpekgillerden olan tilkilerin hiçbir türü havlamaz, adlandırması zor sesler çıkartırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İstisnasız hepsinin işitme yeteneği son derece güçlüdür. Oldukça hızlı koşabilen tilkilerin ne kadar çevik canlılar olduğunu söylemeye ise sanırız gerek bulunmuyor. Avlanmak için Dünya’nın manyetik alanını kullanan bu zeki canlılar, yüzlerindeki ve bacaklarındaki kıllar sayesinde de yönlerini tayin edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Etçil ve otçul biçimde beslenebilen tilkilerin kendileri de kartal, dağ aslanı, ayı gibi büyük hayvanlara av olabilmekteler. Ne yazık ki muhteşem tüyleri onları insanların da hedefi yapmakta ve kürkü için avlanan bazı tilki türlerinin soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya gelmektedir.

  • KENDİNDEN ZIRHLI HAYVANLAR: KABUKLU CANLILAR

    Yengeçten ıstakoza, midyeden kaplumbağaya kadar onlarca kabuklu hayvanla aynı dünyayı paylaşıyoruz. Bu hayvanlara “kabuklu” denmesinin sebebi üzerlerini kaplayan sert bir zırha sahip olmalarıdır. Koruyucu kalkanları kimi zaman onların evi, kimi zaman sığınağı olur ki özellikle vahşi dünyada bu zırha oldukça ihtiyaç duyarlar.  Bu yazımızda farklı özellikleriyle kendinden zırhlı hayvanları listeliyor ve ilginç özelliklerini bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kabuklu deniz canlısı denince akla ilk gelenlerden biri yengeçlerdir. Büyüklüklerine göre pek çok yengeç çeşidi vardır; vücutları kalın bir kabukla kaplıdır. Rengi, yaşadığı ortamın rengine uygun olarak çeşitlenir. Beş çift ayağının dört çifti yürümek içindir; önde iki kıskacı bulunur bunlar da avlarını yakalamaya yarar. Kendi küçük olsa da kıskaçları çok kuvvetli olan yengeçler, suyun dibinde yan yan yürümesiyle nam salmıştır. Küçük çıkıntılarının ucunda gözleri bulunur ve gözleri de en az kıskaçları kadar güçlüdür; gittiği yönü görme konusunda diğer hayvanlardan çok daha iyidir. Bu arada yengeçlerin büyüdükçe kabuklarına sığamadıklarını biliyor muydunuz? Bir süre sonra kabuğu dar gelen yengeçler kabuk değiştirirler ve yaşamlarına yeni kabuklarında devam ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Denizlerde yaşayan ve beyaz eti ile ünlü en önemli deniz canlılarından biri ıstakozlardır.  Eklembacaklıların kabuklular sınıfına mensup olan ıstakozun sırtı kalın bir kabuk ile örtülüdür. Kıskaçları vardır ve bu kıskaçlar avlanmasını sağlar, çok uzak mesafeyi bile net olarak görme yetisine sahiptir. Istakozlar aynı zamanda kabuk değiştirebilen canlılardır. Kabukları oldukça sert olan ıstakoz, bir süre sonra daralan ve küçük gelen kabuk içerisine sıkışır ve kımıldayamaz hale gelir. Sıkıştıkça gerilir ve bir süre sonra strese girer. Kabuk değişimi tam da bu noktada gerçekleşir; kayaya vurarak kabuğundan sıyrılır ve yeni kabuğu hızlıca oluşmaya başlar. Bu döngü yaşam boyu devam eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kabuklu canlılardan bir diğeri de midyedir. Denizlerde, kayalarda, gemi diplerinde yapışık olarak yaşamlarını sürdürürler. Dışı maviyi andıran bir tondadır, içi ise sedef parlaklığındadır. Yalnızca mide ve bağırsaktan oluşan küçük bir sindirim sistemine sahiptir. Yumurtayla ürerler ve özellikle yaz aylarında yumurta bırakırlar. Kabuklarında kas bulunur ve bu kaslar midyenin açılıp kapanmasını sağlar. Eğer midyenin kabukları kapalı durumdaysa canlıdır ancak açıksa ölmüş demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tespih böceği, nem seven bir kabuklu hayvandır. Vücudu, birbirine geçen halkalardan oluşur, kurşuni bir renge sahiptir. Oldukça küçük bir boyutta olan tespih böceği karanlık, nemli merdiven altlarında yaşamayı çok sever. Küf ve yiyecek artıklarıyla beslenen tespih böceğinin ilginç özelliklerinden biri, karşı taraftan bir tehlike sezdiğinde top haline gelmesidir. Ayaklarını hemen altına toplar ve tehlike geçene kadar top şeklini alır. Tespihin topları gibi yuvarlak olduğundan, adı tespih böceği olarak anılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Karidesin vücudu kalsiyum ve karbonattan oluşan bir kabukla kaplıdır aynı zamanda bu kabuk ilginç bir şekilde cam gibi saydam özelliktedir. 10 adet ayağı bulunan karidesin aynı zamanda karın yüzgeçleri vardır. Suda bu yüzgeçler yardımı ile yürürken, karada da bunlar yardımıyla sıçrayabilir. Hemen hemen bütün denizlerde karidesin varlığı söz konusudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    En sevimli kabuklu hayvanlardan biri kaplumbağadır. Kaplumbağa olarak adlandırılan bazı büyük kara kaplumbağaları vardır ki bunlara tosbağa adı verilir. Tosbağalar oldukça ağır hareket eden ve kabuklarını koruma kalkanı olarak kullanan canlılardır. Yuvarlak şeklinde bir kabuğu vardır, bu kabuk düşmanlara karşı en etkili korunma yöntemidir. Deniz kaplumbağaları ise suda yaşarlar ve hızlı yüzerler; düz ve daha ince bir kabuk yapıları vardır bu sayede denizde rahatlıkla hareket edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İlginç kabuklu hayvanlardan biri armadillodur. Ortalama 70-75 cm’e kadar uzayabilen armadillo, koku duyusu oldukça gelişmiş bir kabuklu hayvandır. Hem yemek ararken, hem düşmandan kaçarken koku alma duyularını oldukça etkili kullanır. Kilolu bir canlıdır aynı zamanda ağır hareket eder buna karşın iyi bir yüzücü olması şaşırtıcı özelliklerindendir. Zırh görünümünde sert bir kabuğa sahiptir, bu onu düşmanlardan ve darbelerden korur. En çok karınca yemeği sever bunun için pençelerini kullanarak toprağı kazar.

  • Köpeklerin Dünyasında Neler Oluyor?

    Köpeklerin Dünyasında Neler Oluyor?

    Kültür ve Yaşam’da dile gelen kedileri hatırlarsınız… Şimdi de o minik burunları komik bakışlarıyla dünyamızı güzelleştiren köpeklere kulak veriyoruz, bakalım akıllarından neler geçiyor?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    köpek
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • 8 Madde İle Sakin Şehir Kavramı ve Ülkemizin Sakin Şehirleri

    8 Madde İle Sakin Şehir Kavramı ve Ülkemizin Sakin Şehirleri

    Her geçen gün teknoloji ilerliyor, yeni icatlar ve yeni fikirler hayatımızı değiştiriyor. Hayat bir yandan kolaylaşırken bir yandan hızlanıyor ve bu hız özelikle büyük şehirlerde yaşayanlar için zaman zaman çok yorucu oluyor. Milenyumla beraber dünya çapında gündeme giren “cittaslow” ya da “sakin şehir” kavramı ise başka bir kent deneyimi sunuyor. Bu listemizde sakin şehir nedir ne değildir bir bakıyor ve güzel ülkemizin birbirinden huzurlu “sakin şehir”lerini sunuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sakin şehir, küreselleşme ve gelişen teknoloji sonucunda her an bir yerlere yetişmek için koşturarak yaşamak zorunda kalan kent insanına bir alternatif sunmak için hayata geçirilen bir kavram. Hayatın daha zahmetsiz, kendiliğinden aktığı, insanların devamlı bir yerlere yetişmek zorunda hissetmediği bir hayatı amaçlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde dünyanın 30 ülkesine yayılmış 241 sakin şehir var bunların 14 tanesi ise ülkemizde bulunuyor. Bu unvanı kazanmak için çeşitli kriterlere uyum sağlamak ve tabii ki Cittaslow Birliği’ne başvuruda bulunmak gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sakin şehirde hayatın en önemli özelliklerinden biri yavaşlık. Yaşadığımız ana odaklanmak ve yaşamın tadını çıkarmak, güzellikleri sindirmek ve en önemlisi kendinize zaman ayırmak bir sakin şehirde deneyimleyebileceklerinizin ana fikrini oluşturuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bu fikrin ana kriterlerinden biri de şehrin kendi kendine yetmesini sağlamak. Küçük esnafı, yerel üretimleri destekleyerek, şehrin kendi imkânlarını ve kaynaklarını kullanarak kent ruhunu yaşatmak. Ülkemizin dört bir yanında 14 adet sakin şehir bulunuyor ve bunlara her geçen gün yenileri ekleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ege ve Akdeniz’in birleştiği noktada denizin güzeller güzeli mavisini ve çam ağaçlarının yeşilini bir arada barındıran Muğla Akyaka, Türkiye’deki ilk “cittaslow” olan Ege’deki Seferihisar, Aydın’a bağlı Yenipazar, Ege Denizi’nin ortasındaki Gökçeada, yerel Ege kültürünü tanıyabileceğiniz sakin şehirlerimiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz Bölgesi’nde ise Isparta iline bağlı olan geleneksel el sanatlarının hala devam ettirildiği Yalvaç ve Eğirdir Gölü’nü izlemeye doyamayacağınız Eğirdir huzur dolu, yavaş şehirler listesinde yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz Bölgesi’nde “sakin şehir” unvanını kazanan son şehrimiz Gerze, Ordu’dan yeşiliyle meşhur Perşembe ve Ortaçağ’dan kalma yapılara da ev sahipliği yapan Artvin’e bağlı Şavşat keşfedilmeyi bekleyen sakin şehirlerimiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yavaş yaşamı deneyimleyebileceğiniz şehirlerimiz arasında Sakarya’ya bağlı Taraklı, Şanlıurfa’nın saklı cenneti Halfeti ve Türkiye’nin en uzun şelalesinin de bulunduğu Uzundere de yer alıyor.

  • GÜNEY AMERİKA’NIN BİRBİRİNDEN İLGİ ÇEKİCİ ÜLKELERİ

    Batı Yarımküre’de yer alan ve resmi anlamda keşfi 15. yüzyılda gerçekleşebildiği için Yeni Dünya olarak da anılan Amerika kıtası; Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Orta Amerika ile bunlara bağlı adalardan oluşur. Bu yazımızda toplam 12 ülkeden oluşan Güney Amerika’nın birbirinden güzel ülkelerinden birkaçını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika denince akla ilk gelen ülkelerden biri Arjantin’dir çünkü 2 milyon 790 bin km2 civarındaki yüzölçümüyle bölgenin ikinci, dünyanın ise en büyük sekizinci ülkesidir. Nüfusunun büyük bir bölümünü İtalyan ve İspanyol göçmenlerin oluşturduğu Arjantin’in resmî dili İspanyolcadır.  Ülkenin başkenti ve en büyük şehri, Buenos Aires’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ekvator, Kolombiya, Brezilya, Bolivya, Şili ve Büyük Okyanus’la komşu olan Peru, Güney Amerika’nın batısında yer alır. Ülke, dünyanın en kurak çölü ile eşsiz görsellikteki kum tepelerini barındırır. Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olan Machu Picchu Antik Kenti de Peru’nun Cusco şehrinin 88 km. uzağındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Brezilya, eşsiz doğası ve kültürel yapısıyla görülmeye değer Güney Amerika ülkelerinden biridir. Müzik, edebiyat, resim gibi sanat dallarındaki çeşitlilik ülke kültürünün gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Rio de Janeiro, São Paulo, Fortaleza, Parati, Recife gibi şehirleriyle etkileyici bir ülke olan Brezilya’nın en önemli sembollerinden biri de İsa heykelleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Başkenti Sucre olan ama Bakanlar Kurulu’nun bulunduğu La Paz’dan yönetilen Bolivya, adını bağımsızlığa ulaşmasını sağlayan Simón Bolívar’dan alır. Öncesinde İspanya sömürgesi olarak adı Yukarı Peru olan ülke, festivalleri, yerel kostümlerinden vazgeçmeyen halkı, yağmur ormanları ve kristal lagünleriyle büyüleyici niteliklere sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    And Dağları ile Büyük Okyanus arasında uzun ince bir şeride karşılık gelen Şili’de, başkent Santiago mutlaka görülmesi gereken yer olarak öne çıkar. Şehrin popüler meydanı Plaza de Armas, 18. yüzyıl sonlarında inşa edilen Santiago Katedrali, oldukça yaşlı bir çöl olan Atacama, manzarasıyla ünlü San Cristóbal Tepesi, Santiago’nun dikkat çeken yerleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’nın en küçük ülkelerinden biri olan Uruguay, plajlarıyla ünlüdür. Bir dönem İspanya sömürgesi olan ülke, Avrupa mimarisiyle inşa edilmiş yapılara sahiptir. Başkenti ve aynı zamanda en önemli liman kenti olan Montevideo’daki İtalyan esintiler taşıyan Palacio Legislativo (Parlamento Binası) ve Tiyatro Solis veya Fransız mimarisi etkisindeki Taranco Sarayı görülmesi gereken yerlerden bazılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’nın kuzeyinde konumlanan ve Kuzey Amerika tarafında adaları bulunan Kolombiya’nın, Atlas ve Pasifik okyanuslarına kıyısı bulunmaktadır. Coğrafi olarak yağmur ormanlarından çöllere uzanan bir zenginliğe sahiptir. Başkent Bogotá ülkenin en büyük şehriyken, en popüler şehirleri arasında Medellin, Cartagena, Guatape yer alır.

  • 8 Madde İle Denizlerin Sevimli Karakteri Denizatı

    8 Madde İle Denizlerin Sevimli Karakteri Denizatı

    Denizlerin sevimli canlısı denizatı, hem görüntüsü hem de ilginç karakteriyle su altı yaşam formlarının en merak uyandıran canlılarından biridir. İnsanların denizatına ilgisi o kadar büyüktür ki, takı ve kıyafetlerde figür olarak sık sık karşımıza çıkmaktadır. Denizatını bu kadar ilgi çekici kılan özellikleri araştırdık ve 8 maddelik listemizde bir araya getirdik.

    İlginç görüntüsü ve biyolojisiyle ilgi çeken denizatının mitolojide de yeri vardır. Yunan mitolojisinde Hippocampus olarak geçen denizatının vücudunun üst kısmı at, alt kısmı ise balık olarak resmedilir. Homeros’un İlyada eserinde, Poseidon’u denizin üzerinde giden atların Tanrısı olarak tanımlaması, denizatıyla ilişkilendirilebilir.

    M.Ö. 4. yüzyılda Lübnan’da, üzerinde denizatı olan paralar basılmış, Anadolu’da M.Ö. 6. yüzyılda yapıldığı düşünülen altından bir denizatı bulunmuştur. İngiltere’deki Roma Hamamları’nda da denizatı mozaiklerine rastlanmıştır. Tüm bunlar, insanlığın denizatına ilgisinin tarih öncesine dek uzandığını gösterir.

    Denizatları, görünüşleriyle suda yüzen ejderhalara ya da atlara benzeseler de aslında balık türleri arasındadırlar. Vücutlarının alt kısmında bulunan yüzgeçler ve üst kısmında bulunan solungaçlar denizatının bir balık türü olduğunu gözler önüne serer.

    Denizatları tropik ve yarı tropik sularda genelde 45° Kuzey ve 45° Güney enlemleri arasında yaşar. Amerika’dan Avrupa’ya dünyanın birçok yerinde farklı denizatı türleri görülür. Bu türlerin büyüklüğü 35 cm ile 16 mm arasında değişir. En küçük denizatları, Bahamalar’da bulunur ve cüce denizatları olarak anılırlar.

    Denizatlarının insanların en çok ilgisini çeken özelliklerinden biri aşk hayatlarıdır. Denizatları, hayvanlar arasında nadir görülen bir özelliğe sahiptirler ve çoğu denizatının hayatı boyunca sadece tek bir eşi olur. Üstelik eşini kaybeden denizatlarının yas tuttuğu da gözlemlenmiştir.

    Denizatlarının romantik hayatlarının yanı sıra üreme süreçleri de ilgi çekicidir. Sadece denizatının ait olduğu familyaya has bir biyolojik özellik sonucunda, erkek denizatları doğum yapar. Erkek denizatının kuluçka kesesinde 2 ile 3 hafta arası bir süre boyunca büyüyen yavrular, doğumdan sonra ise baba sevgisini pek tadamazlar çünkü erkeğin görevi doğumla beraber sonlanmış olur.

    Denizatlarının ilginç bir özelliği ise adeta bukalemun gibi renk değiştirebilmeleridir. Kendilerini korumak için bulundukları ortamın renklerine uyum sağlayarak kamufle olurlar. En küçük yani korunmaya en çok ihtiyaç duyan denizatlarının formlarını da değiştirebildiği örneğin üzerinde kabarcıklar belirmesini sağlayarak mercanlar arasında kaybolabildiği gözlemlenmiştir.

    Bu güzel hayvanların ömrü 4 – 5 yıl kadardır. Değişen iklim ve doğa koşulları tüm hayvanları olduğu gibi denizatlarını da olumsuz yönde etkilemekte ve bilinçsiz avcılık da eklenince 40 milyon yıldır var oldukları düşünülen denizatlarının türü tehlikeye girmektedir.