Kategori: Rota/Doğa

  • VİZE OLMADAN SEYAHAT EDEBİLECEĞİNİZ ASYA ÜLKELERİ

    Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin vizesiz seyahat edebildiği Asya ülkelerini, seyahat sürelerini ve bu ülkelerde görülmeye değer başlıca mekânları yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Köklü tarihi, imparatorluk sarayları, mabet ve tapınak manzaraları, kapsül otelleri ile dikkat çeken Japonya’nın başkenti Tokyo; eşsiz kültürü ve teknolojisi ile dünyanın en ilgi çekici yerlerinin başında geliyor. Türkiye ile Japonya arasındaki “Vize Muafiyet Anlaşması” sayesinde, turizm ve iş ziyareti amacıyla Japonya’ya seyahat eden Türk vatandaşları 3 ay süreyle vizeden muaf oluyor. Ancak Japonya’da uzun süre kalmak veya çalışmak amacıyla seyahat edecek olanların Türkiye’den ayrılmadan önce statülerine uygun vize almaları gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hong Kong, Türk vatandaşlarını 90 gün vizeden muaf tutan ülkelerden bir tanesi. 150 yıla yakın süre İngiliz yönetimi altında kaldığı için Batı tarzı yaşam stili ile Asya kültürünün harmanlandığı bir şehir olan Hong Kong, başlarda nüfusu az olan bir tarım ve balıkçı köyü iken artık dünyanın en önde gelen finansal merkezleri ve ticarî limanlarından birine dönüşmüş durumda. 554 metre yüksekliğindeki Victoria Zirvesi’ne 130 yıldan fazla süredir hizmette olan tramvay ile çıkmak oldukça heyecan verici. 34 metre yüksekliğe sahip bronz Tian Tan Buddha Heykeli, modern tarzdaki alışveriş merkezlerinin bulunduğu Tsim Sha Tsui ve çocuklu ailelerin tercihi Ocean Park, Hong Kong’ta gezilecek yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güney Kore, pasaportu olan Türk vatandaşlarından 180 gün içinde 90 gün vize istemiyor. Fakat 90 günden uzun süre kalacak olan kişilerin Güney Kore’ye gitmek için vize başvurusu yapmaları gerekiyor. Televizyon dizileri ve müzik gruplarıyla ön plana çıkan ülkede modern ve tarihi yaşam ahenk içinde ilerliyor. Başkent Seul çevresinde 15. yüzyılda inşa edilen Changdeokgung Sarayı, Busan’daki Gamcheon kültür köyü, başkentteki ikonik sembol N Seul Kulesi ve masalsı bir havaya sahip Bukchon Hanok köyünde güneşi batırmak ülkeyi ziyaret edenlerin başlıca aktiviteleri arasında yer alıyor. Ayrıca UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan Namhansanseong Kalesi ve surları, Seul’ü ziyaret eden gezginlerin ilgisini çeken başlıca yerler arasında…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Moğolistan, 30 gün süreyle vizesiz seyahat edilebilen ülkeler arasında yer alıyor. Orta Asya’nın en ilginç ülkelerinden olan Moğolistan’da Türklerin ilk yazılı metni olan Orhun Yazıtları görülecek yerlerin başında geliyor. Ülkenin çeşitli noktalarındaki Moğol İmparatorluğu Cengiz Han’a ait eserler ile Karakurum Antik Kenti, Çin sınırında bulunan ve etrafı kayalık sıra dağlarla çevrili Gobi Çölü, Ulan Batur Şehir Müzesi, Moğol kültürünün bir aynası olarak kabul gören Gandantegchinlen Manastırı ise ülkede en çok ziyaret edilen turistik yerler oluyor. Moğolistan’ın saklı cennetlerinden biri olan Gorkhi-Terelj National Park, Moğolistan’ın meşhur ulusal parklarından biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çinlilerden Malaylara, Hintlilerden Arap ve Avrupalılara kadar çok farklı kültürden insanların hoşgörü içinde yaşadığı rengârenk bir şehir olan Singapur’a ilk girişte 30 gün kalış imkânı sağlanmakta, başvuru üzerine onay alınması halinde kalış süresi 90 güne kadar uzatılabilmektedir. Dünyanın en güvenli, temiz ve zengin şehir devleti olan Singapur’un simgesi haline gelen 8,6 metre uzunluğundaki Merlion Heykeli, Çinli nüfusun toplandığı görkemli Çin Mahallesi, Güney Doğu Asya’nın en modern caddesi olarak bilinen ünlü Orchard Road, kentin gelişmişliğine ve doğal güzelliğine tanık olabileceğiniz Marina Bay Sands ile 60 bin orkide türüne ev sahipliği yapan Singapur Ulusal Orkide Bahçesi gezilecek yerlerin başında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    20’den fazla aktif volkanın bulunduğu ülke, tropik adaları ile dikkat çekiyor. Millî parkları, tarihi yapıları ve büyüleyici plajları ile oldukça rağbet gören ülkenin ziyaret edilecek yerlerinin başında en büyük adası olan Manila geliyor. Başkentte mimarisi ile büyüleyen tarihi San Agustin Kilisesi ve Orkide Galerisi, sayısız canlı türünün koruma altına alındığı pek çok park ile Tubbataha Resifleri Millî Parkı, Filipinler’i ziyaret edenlerin ilk uğrak yeri. Umuma mahsus pasaport sahibi Türk vatandaşlarının 30 güne kadar vizesiz seyahat edebildiği Filipinler, 2 bin yıllık pirinç tarlaları ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor ve 7 binden fazla adasıyla dünyanın en uzun kıyı şeridine sahip ülkelerinden biri olma özelliği taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    30 günü geçmeyen seyahatlerde vize istemeyen ada ülkesi Brunei, Güneydoğu Asya’da Borneo Adası’nın kuzeybatı kıyısında bulunuyor. Petrol rezervleri sayesinde dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alan Brunei, lüks ve ihtişam meraklıların tercih ettiği tatil rotalarından biri. Malay dilinde “Barışın Ülkesi” anlamına gelen Burnai’de gezilecek yerlerin başında şahane manzarasının yanı sıra zengin hayvan çeşitliliği ile ülkenin en popüler doğa alanlarından olan Tasek Merimbun geliyor ve tatil kenti Muara, plajları ile dikkat çekiyor.

  • TARİHİ GÜZELLİKLERİYLE KIRIKKALE

    Tarihi, zengin tabiatı ve kültürüyle öne çıkan Kırıkkale, İç Anadolu Bölgesi’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Kırıkkale adını Kırıkköyü ve kentin merkezindeki Kaletepe’den alır; bu iki ismin kısaltılmasıyla Kırıkkale olarak anılmaya başlandığı rivayet edilir. Bazı Osmanlı arşivlerinde ise “Kırıkkal” olarak geçer. Bu yazımızda sizlerle Kırıkkale’de kısa bir yolculuğa çıkıyor ve şehrin güzelliklerinden birkaçını listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırıkkale tarihi bakımdan oldukça önemli bir konumdadır; ilin en yüksek dağlarından biri olan Behrek Dağı, Anadolu’nun Türk ve İslam diyarı olabilmesi için mücadele verilen bölgelerin başında gelir. Tarihi bakımdan zengin olmasının yanı sıra pek çok ilçeye ve köye de ev sahipliği yapar. Kırıkkale’ye bağlı 9 ilçe ve 180’nin üzerinde köy vardır. Özellikle Delice ilçesine bağlı Alçılı köyü, Kırıkkale’nin güzel köylerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dünya üzerinde çok az yerde rastlanan kırmızı peribacası, Kırıkkale’nin eşsiz güzelliklerindendir. Bahşılı ilçesine bağlı Büyük Sarıkaya köyünde yer alan dağların yamacındaki peribacası oluşumları, gün batımında adeta bir tabloyu anımsatır. Rüzgâr ve sel sularının toprağı aşındırmasıyla oluşan bu yeryüzü şekilleri, Kırıkkale’nin dikkat çeken manzaralarındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kırıkkale’nin en ünlü köprülerinden biri Çeşnigir Köprüsü’dür. Karakeçili ile Köprüköy ilçeleri arasında Kızılırmak üzerinde yapılan tarihi köprünün Selçuklu Dönemi’ne ait olduğu bilinir. Ankara Savaşı’nın yapılacağı alana ilerleyen Timur İmparatorluğu’nun kurucusu Timur’un ordusuyla bu köprüyü kullandığı rivayet edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Karaahmetli Tabiat Parkı, Karaahmetli köyünde bulunan doğal bir parktır. Parkın sınırları içinde ve çevresinde 60’tan fazla kuş türü, 10’dan fazla da balık türü, çeşitli sürüngenler ve memeli hayvanlar yaşar. Günübirlik spor aktivitelerinin yapılabildiği parkta aynı zamanda piknik, olta balıkçılığı, kampçılık gibi aktiviteler de gerçekleştirilebilir. 23 Temmuz 2009 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından tabiat parkı ilan edilen Karaahmetli Tabiat Parkı, yılın 12 ayı boyunca ziyaret edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kırıkkale’nin aynı zamanda lavanta tarlalarıyla da meşhur olduğunu biliyor muydunuz? Balışeyh Lavanta Vadisi ve Karaahmetli Lavanta Tarlaları, Kırıkkale’nin eşsiz güzelliklerindendir. Lavanta kokusunun eşlik ettiği geziniz sırasında geleneksel el sanatı ürünlerinden satın alabilir, yöresel ürünleri keşfedebilir ya da çay bahçesinde ince belli bardakta bir çay molası verebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kırıkkale gastronomi bakımından da Türkiye’nin en özel yörelerinden biridir. Keskin tava, omaç, yoğurtlu tarhana çorbası, tuvalak, katma aşı, sızgıt gibi lezzetler yörenin eşsiz tatlarından yalnızca birkaçıdır. Ceviz ve şerbetin buluşmasından doğan sarığıburma tatlısı, Kırıkkale’nin meşhur tatlılarından biri olarak damaklarda yerini alır.

  • TÜRKİYE’DEKİ KÖPEK BALIĞI TÜRLERİ

    Denizlerin en büyük balıklarından olan köpek balıklarının tespit edilen 360 farklı türü bulunuyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde de yaşayan birçok türü mevcut. 400 milyon yıldır gezegenimizde var olan köpek balıklarının ülkemiz sularında yaşayan başlıca türlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Balina köpek balığından sonra dünyanın en büyük ikinci balığı olan büyük camgöz, ortalama 10 metre uzunluğa ve 3 ton ağırlığa sahip bir canlıdır. Dev cüssesine rağmen hırçın bir avcı olmayan bu tür, denizlerdeki planktonlarla beslenir ve ağzını sürekli açık tutarak sudaki besinini filtreler. Bu balık türü her bir saatte ortalama 2 ton deniz suyunu filtreleyerek öğününü âdeta taştan çıkarır. Büyük camgöze dünyanın neredeyse bütün denizlerinde rastlamak mümkün olurken göç zamanlarında ülkemizdeki Ege ve Akdeniz sularını nadiren de olsa ziyaret eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sivriburun camgöz, açık denizlerde yaşayan başı üstten hafifçe basık, dişleri sivri bir türdür. Çok hızlı yüzmesiyle bilinen sivriburun camgözler, zaman zaman sudan dışarı sıçramasıyla da ünlüdür. Saatte ortalama 80 kilometre hıza erişen bu türün besinlerini sürü halinde gezen hamsi, istavrit, palamut, kefal gibi balıklar oluştururken kimi zaman kalamar ve sübye gibi kafadan bacaklılarla da beslenir. Ortalama uzunlukları 1 metre ile 3 metre arasında olan sivriburun camgözlerin ağırlıkları 60 ila 200 kilo arasında değişmektedir. İnsanlara zarar vermediği bilinen türe sıcak sularıyla ünlü Akdeniz’de rastlamak mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde Batı Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi’nde görülen saban köpek balığının yetişkin erkekleri 420 santimetre, dişileri ise 560 santimetre boya erişir. Sürü balıkları ile beslenen türü, soğuk denizlerden sıcak tropikal denizlere kadar görmek mümkündür. Saldırgan olmamasıyla ünlü saban köpek balıklarının kuyrukları ile beden boyutları hemen hemen aynı uzunluktadır. Bu balıklar ismini burnu toprağı kazarak altüst etmeye, tarlayı ekilebilecek duruma getirmeye yarayan bir tarım aracı olan sabana benzediği için balıkçılar tarafından verilmiştir. Saban balıkları dünyada nesli giderek azalan balık türleri arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde Akdeniz ve çevresinde yaşayan kedi köpek balığı, gözleri ve burnu kedilere benzediği için bu ismi almıştır. Pulsuz bir derisi, ince bir gövdesi olan bu türün derileri desenli ve çizgilidir. Lekeli veya puantiyeli desenlere sahip farklı türleri bulunur. Ortalama boyları 80 santimetre olurken birkaç türü 1,5 metreyi aşan boylara ulaşır. Bu köpek balığı, denizin derinliklerinde bulunan küçük balıklar ve yumuşakçalarla beslenir. Oldukça utangaç bir mizaca sahip olan bu türün yakalanması zordur ve kendilerini tehdit altında hissettiklerinde midelerini su veya hava ile doldurarak vücutlarını üç kat büyütme gibi ilginç bir savunma yeteneğine sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Pamuk köpek balığı, diğer adıyla mavi köpek balığı, ülkemizde Akdeniz sularında görülür. Sürü halindeki küçük balıklarla beslenen bu türün boyları ortalama 2 ila 3 metre arasında değişse de 4 metreye ulaşanları da görülmektedir. Dünyada, tüm denizlerde ve okyanuslarda en sık görülen köpek balığı türlerinden olan bu türün gözleri oldukça büyüktür, dişleri besinleri daha iyi öğütmek için tırtıklı yapıdadır. Oldukça uzun kuyruğa sahip pamuk köpek balığı, bu özelliği sayesinde hızlı birer yüzücü haline gelir ve tüm dünyadaki sıcak denizlerde avlarını arar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Soyu tehlike altında olan melek köpek balığı, genellikle 150 metre derinliğe yakın kumlu deniz yataklarında yaşar. Bir zamanlar Baltık Denizi’nden Fas ve Kanarya Adaları’na kadar dağılım gösteren bu türü ülkemizde Akdeniz ve Karadeniz’de görmek mümkündür ancak yanlış avlanma sebebiyle sayıları gün geçtikçe azalmıştır. Vatozlara benzedikleri için genelde birbiri ile karıştırılan bu türün tespiti için yüzgeçlerine ve davranış şekillerine bakılır. Tıpkı vatoz gibi deniz tabanındaki kumullara gizlenerek küçük balıkları avlar. Melek köpek balıkları, diğer köpek balığı türlerine kıyasla benzersiz nefes almasıyla ünlüdür; solunum sırasında suyu dışarı pompalamak için vücutlarının altında bulunan solungaç kanatlarını kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kum köpek balığı, dünyadaki en büyük köpek balığı türlerindendir ancak bu iri cüssesine rağmen saldırgan değildir. Ortalama 1-1,5 metre olan cüssesi ve 23 seneye ulaşan yaşam ömrü ile bilinen bu tür, uzun yaşamasına rağmen nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Akdeniz sularında yaşayan kum köpek balıklarının üreme alanlarından biri de Gökova Körfezi’ndeki Boncuk Koyu’dur.

  • ÜLKEMİZDE NADİR RASTLANAN HAYVANLAR

    Anadolu sadece onlarca medeniyetin doğup geliştiği bir coğrafya değil, aynı zamanda pek çok canlıya ev sahipliği yapan önemli bir konumdadır. Üç kıtanın kesiştiği, farklı iklim özelliklerine sahip ülkemizde Avrupa’nın genelinden daha fazla canlı türü yaşar. Bu zengin biyoçeşitlilik içinde sadece Türkiye’de yaşayan, başka hiçbir yerde bulunmayan endemik hayvan türlerini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anadolu Parsı” title_font_size=”13″]

    Asya’nın batısı ve Orta Doğu’daki İran parsının ülkemizde yaşayan akrabası olan Anadolu parsı kimi kaynaklarda leopar kimi kaynaklarda pars olarak anılır ve Doğu Anadolu ile Doğu Akdeniz bölgelerinin dağlık ve ormanlık alanlarında yaşar. Yaşam süresi yaklaşık 20 yıl olan Anadolu parsının boyu 230 santim; ağırlığı ise dişilerde 45, erkeklerde 70 kilo civarındadır. Av kaynaklarının azalması ve yaşam alanlarının daralması sonucu 1974’te nesli tükendiği düşünülen Anadolu parsları son yıllarda bir grup doğa araştırmacısı tarafından ülkemizde fotokapanla görüntülenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Van Kedisi ” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde olduğu kadar dünyada da ünlü olan Van kedisi, cana yakın ve zeki bir kedi türüdür. En önemli özelliği, iki gözünün farklı renkte olmasıdır. Genetik bir bozukluk sonucu meydana gelen farklı göz renklerinden biri mavi biri kehribardır. Bazılarının her iki gözü mavi; bazılarının her iki gözü de kehribar rengindedir. Van kedisinin bilinen diğer özelliği ise vücut renginin beyaz, sadece kuyruk ve kulaklarının renkli olmasıdır. Diğer kedilerin aksine Van kedileri suyu seven bir türdür. Adından da anlaşılacağı üzere Van ili doğal yaşam alanlarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türk Tazısı” title_font_size=”13″]

    Görme ve koku alma yeteneğiyle ünlü Türk tazısı, çok iyi birer avcıdır. Çeşitli tüy ve renklere sahip olabilen Türk tazısının vücudu ve kafası ince ve narin yapıdadır. Uzun bacakları ve kaslı bedeni sayesinde hızlı koşabilen bu tür dayanıklı olduğu kadar iz sürmede ve av yeri tespit etme konusunda da başarılıdır. Ülkemizin hemen hemen her bölgesinde Türk tazısına rastlamak mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alacasansar” title_font_size=”13″]

    Oldukça sevimli suratı olan alacasansarlar Türkiye’de Doğu Karadeniz başta olmak üzere hemen hemen tüm ormanlık ve dağlık bölgelerde yaşar. Etçil olan bu türün besini kemirgenler, kuşlar ve böceklerdir. Vücuduna oranla kısa bacakları vardır; uzun kuyruklu postu genellikle gri-kahverengi tonlarındadır. Gece aktif olan ve avlanan bu türü doğada görmek zordur. Çevik hareketleri ile bilinen alacasansarların yaşam alanları tarım ve avlanma nedeniyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuyruksürengiller ” title_font_size=”13″]

    Güney ve Güneydoğu bölgelerindeki ormanlık alanlar, su kenarları ve tarımsal bölgelerde yaşayan etçil bir memeli türü olan kuyruksürengiller, daha seyrek de olsa Akdeniz’de de görülebilir. Bu türün vücut uzunluğu yaklaşık 55-70 santim arasındadır ve uzun kuyruğu ile sivri burnu dikkat çeken fiziksel özelliğidir. Gri-kahverengi bir kürke sahip olan kuyruksürengiller çalılıkların arasında dolaşarak küçük memeliler, kuşlar, böcekler ve sürüngenlerle beslenir. Genellikle çift olarak veya küçük gruplar halinde yaşar. Yaşam alanları giderek azalan kuyruksürengillerin ülkemizdeki nesli yok olma tehdidi ile karşı karşıyadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karakulak” title_font_size=”13″]

    Literatürde “caracal caracal” olarak geçen karakulak, ülkemizde Güneydoğu Anadolu ile Doğu Anadolu bölgelerindeki dağlık ve kırsal alanlarda yaşayan yırtıcı bir kedi türüdür. Kayseri, Aksaray, Niğde gibi illerde nadir de olsa görülebilen karakulağın atletik yapıya sahip cüssesi, kısa tüyleri, uzun ve çatal şeklindeki kulakları, belirgin yüz desenleri ve uzun bacakları vardır. Karakteristik siyah ve sivri kulak uçları bu kedinin en ayırt edici özelliklerindendir. Geceleri aktif olan bu kedi türü; tavuk, tavşan, kemirgen ve kuş gibi çeşitli avlarla beslenir. Günümüzde doğal yaşam alanlarının giderek yok olması karakulakların karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çizgili Sırtlan” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşayan çizgili sırtlan, özellikle Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Orta Anadolu bölgelerindeki yarı kurak alanlarda görülür. Bu sırtlan türü güçlü çene yapısına sahip ve karakteristik çizgili sırt deseni ile tanınır. Postu sarı-kahverengi tonlarında olup sırtında yer alan koyu çizgileri bu türü ayırt edici kılar. Çizgili sırtlan sosyal hayvandır ve gruplar halinde yaşar. Gruplar genellikle bir aile yapısı üzerine kuruludur ve avlanma, yavru bakımı gibi aktivitelerde iş birliği yapar. Bu tür, Türkiye’nin doğal ekosistemlerinde önemli rol oynar ve biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliği açısından kritiktir.

  • Flamenko dansçılarıyla yarışan 10 Beta Balığı

    Flamenko dansçılarıyla yarışan 10 Beta Balığı

    Beta balıklarının ihtişamlı görüntüleri gibi ilginç tarihleri de dikkat çekicidir. En az 600 yıldır insanlık tarafından bilinen beta balıklarının anavatanı Tayland’dır. 1850 yılından itibaren planlı bir şekilde üretilen beta balıklarının akıllara durgunluk veren güzellikteki kuyrukları ve göz alıcı renkleri bu üretim süreci sayesinde oluşmuştur. Sığ sularda da yaşayabilmeleri sebebiyle akvaryum balıkçılığına uygun olan betaların gösterişli kuyruklarını kabartarak kendilerini şişirmeleri aslında bir saldırganlık göstergesidir. Özellikle erkek betalar kavgacı yapılarıyla bilinirler ve birbirleriyle kavga etmeden önce bu şekilde rakiplerine gözdağı verirler. Sadece 5-6 cm büyüklüğündeki bu küçük hayvanlar kendilerinden emin bir şekilde salınarak güzelliklerini sergiler. Su altı dünyasının bir dansçı edasıyla süzülen, renkleriyle, kıvrımlarıyla hayran bırakan bu güzel yaratıklarını listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    balık, ilginç balıklar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    balık, ilginç balıklar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    balık, ilginç balıklar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    balık, ilginç balıklar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    balık, ilginç balıklar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    balık, ilginç balıklar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    balık, ilginç balıklar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    balık, ilginç balıklar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    beta balığı, flamenko
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    beta balığı, flamenko
  • VİZE İSTEMEYEN BALKAN ÜLKELERİ

    Yeni bir ülke görmek hemen hemen herkesin hayali. Yurt dışı seyahati öncesinde yapılması gereken bürokratik işlemler gözünüzü korkutmasın. Türk vatandaşlarının vizeye ihtiyaç duymadan ziyaret edebilecekleri pek çok ülke bulunuyor. Balkanlar’da vizesiz seyahat edebileceğiniz ülkeleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Adriyatik kıyılarında eşsiz manzaralarıyla ünlü Arnavutluk, Türk vatandaşlarına 90 güne kadar girişlerde vizesiz seyahat imkânı tanıyor. Batıda Adriyatik Denizi’ne, güneybatıda İyonya Denizi’ne kıyısı bulunan ülke, turizmi ve yerel mutfağı ile dikkat çekiyor. İslam ve Batı mimarisinin iç içe geçtiği ülkenin yeşil alanları da kent merkezleri kadar görülmeye değer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Avrupa’da en çok Müslüman nüfusu barındıran ülkelerden biri olan Bosna Hersek, Türk vatandaşlarına 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla vizesiz seyahat imkânı tanıyor. Osmanlı’dan izlerin bolca bulunduğu ülkede yollar, köprüler ve binalar çoğunlukla İslam mimarisinde inşa edilmiş. Ülkeyi ziyaret edenlerin görmeden dönmediği yerlerin başında Srebrenitsa Anıt Merkezi, Saraybosna Savaş Tüneli Müzesi, Mostar Köprüsü gibi tarihsel açıdan önemli olan mekânlar geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    180 gün içinde 90 gün vizesiz seyahat imkânı sunan ülkelerden olan Karadağ, Adriyatik Denizi kenarında büyüleyici kumsalların ve nefes kesen yeşilliklerin kesiştiği bir ülke. Özellikle yaz aylarında dalış, rüzgâr sörfü, yelken gibi spor tutkunlarının ziyaret ettiği ülke, mimarisi ile kışın da ilgi görüyor. Budva ve Kotor gibi kentlerde Orta Çağ’dan kalma şatolar ve kalelerin çoğu terk edilmiş olsa da kentin siluetinde eşsiz bir manzara oluşturuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ekonomik tatil yapmak isteyenlerin destinasyonları arasında yer alan Sırbistan, 90 güne kadar seyahatlerde vizesiz giriş imkânı tanıyor. Ülkede görülmeye değer birçok mimari ve kültürel eser bulunuyor. Türk mutfağından izler taşıyan Sırbistan’da gerçekleştirilen müzik festivalleri her yıl binlerce genci bu ülkeye çekiyor. Petrovaradin Kalesi, Tuna Nehri ve Kalemegdan en dikkat çeken yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    542 yıl boyunca Osmanlı egemenliğinde kalan Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, Türk vatandaşlarından 90 güne kadar vize istemiyor. Günümüzde hâlâ o dönemlere ait mimari yapıların bulunduğu ülkede Mustafa Paşa Camii, Eski Çarşı, Taş Köprü, Üsküp Kalesi ve Ohri Gölü ziyaretçilerin listesinde yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2008’den bu yana bağımsız bir ülke olan Kosova, Avrupa’nın en genç ülkelerinden biri. Türk vatandaşlarının 180 gün içinde 90 güne kadar vizesiz seyahat edebildiği ülke, neredeyse Türk-Osmanlı eserlerinden oluşuyor. Başkent Priştine’si, camileri, kiliseleri, saat kuleleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çeken Kosova, ekonomik tatil yapmak isteyen için de uygun bir ülke. Soğuk bir iklimi olan Kosova’da kışın kayak tatili yapabileceğiniz pek çok nokta bulunuyor.

  • 5000 Yıllık Mozaik Sanatından Örnekler Görebileceğiniz 9 Yer

    5000 Yıllık Mozaik Sanatından Örnekler Görebileceğiniz 9 Yer

    Farklı renklerdeki küçük parçaların bir yüzeyde yapıştırılmak suretiyle bir araya getirilmesine ve bu şekilde ortaya çıkan ürüne mozaik deniyor. Mozaikleri oluşturan parçalar taş olabileceği gibi cam, tahta ya da metal gibi farklı malzemelerden de oluşabiliyor. Mozaik kavramı Latincede “müzlerin eseri” anlamına gelen “musaicum” kelimesinden geliyor çünkü Orta Çağ mozaiklerinde daha çok ilham perileri anlamına gelen “müzler” konu edilmiş. Bu kadim ve dayanıklı sanatın örneklerini görebileceğiniz yerleri listemizde sıralıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Roma döneminde dekorasyon amacıyla yapılmış en güzel mozaik örnekleri, bütün ihtişamıyla Batı Anadolu’da yer alan Efes Antik Kenti’nde görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İstanbul Edirnekapı’daki Kariye Müzesinde dinsel hikâyelerin mozaik sanatıyla anlatıldığı Bizans döneminden kalma eserleri görmek mümkün…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kadın savaşçı Amazonların tasvir edildiği tek mozaik Urfa’daki Haleplibahçe Müzesinde bulunuyor. Müze, tesadüf eseri bulunan daha pek çok mozaiğin arkeolojik çalışmalarla gün yüzüne çıkarılması ve bu bölgeyi içine alacak şekilde inşa edilmesiyle oluşmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ayasofya’da yer alan ve tarihi olayların betimlendiği mozaikler 6, 9 ve 12. yüzyıllara ait. Osmanlı döneminden kalan tek mozaik ise Sultan Abdülmecit’in tuğrasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    St. Vitale Bazilikası da duvarlarında ve zemininde bulunan mavi, yeşil, altın rengindeki mozaikleriyle ünlüdür. Geç Antik dönem mozaiklerinin en canlı halini İtalya’nın Ravenna şehrinde bulunan St. Vitale’de görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şeyh Lütfullah Camii mozaik çinileriyle ünlüdür. Mavi rengin hâkim olduğu ve Safeviler döneminden kalan bu yapıyı görmek için İran’ın İsfahan şehrine gitmek gerekiyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük mozaik müzesinin Tunus’ta olduğunu biliyor muydunuz? Olabilecek en küçük parçacıklardan yapılmış -ki bir mozaik ne kadar küçük parçalardan oluşmuş ise o kadar kıymetlidir- mozaik örneklerini Tunus’taki Bardo Müzesinde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Barcelona’da pek çok etkinliğin gerçekleştirildiği, turistik, rengârenk bir şehir parkı Park Güell… Mimar Antoni Gaudi tarafından yapılan alanda seramik parçalarından oluşan mozaikler göz alıcı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Oceanos ve Tethys Mozaiği, Akhilleus Moziği, Dionysos ve Nike Mozaiği, dünyaca ünlü Çingene Kızı Mozaiği gibi çok sayıda eseri dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi olan Zeugma Mozaik Müzesinde görebilirsiniz.

  • BU CANLILARI FARK ETMEK ÇOK ZOR

    İnsan da dâhil her canlı bulunduğu ortamın koşullarına adapte olma yeteneğine sahip. Söz konusu hayatta kalmak ve soyunu sürdürmek olduğunda bu özellik büyük avantajlar sağlıyor. Doğadaki kamuflaj ustası canlılar da bu adaptasyon yeteneğinin sağladığı avantajları kullanarak ya avlarını yakalamada ya da kendilerinden büyük avcılardan gizlenme konusunda bir adım öne geçiyor. Listemizde kamuflaj yetenekleri ile şaşırtan hayvanları listeledik. Bakalım ilk bakışta bu canlıları fark edebilecek misiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hindistan, Sri Lanka ve Güneydoğu Asya’da yaşayan baron tırtılı, çevresindeki ağaçlar ve bitkiler ile neredeyse aynı renk ve desene sahip dünyaca ünlü bir kamuflaj canlısıdır. Yaşadığı doğal ortamdaki yapraklara benzeyen baron tırtılı, vahşi doğada avlanmak isteyen yırtıcılardan ve kuşlardan korunmada kendisini oldukça geliştirmeyi başarmış. Ancak baron tırtıllarının bu kamuflajı sağlamaları için açılarını da iyi ayarlaması ve belirli bir mesafeden bakıldığında gizlendiği yaprağın bir parçasıymış gibi gözükmesi gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çevreleriyle mükemmel şekilde kamufle olabilen bir kuş türü olan elf baykuşlarını gündüz saatlerinde bile fark etmek neredeyse imkânsız. Pürüzsüz tüylerinin asimetrik yapısına bir de yaşam alanlarındaki ağaçlarla aynı renge sahip olmaları eklenince gece gündüz demeden hem görünmez bir avcı olabiliyor hem de besin listesinde olduğu yırtıcılardan başarıyla korunabiliyor. Elf baykuşları bir tehlike anında gözlerini kapatıp başlarını arkaya eğer ve böylelikle tünedikleri ağacın bir parçası gibi gözükür. Baykuşlarla akraba olmalarına rağmen bu kuşlar diğer baykuş türleri kadar iyi uçamaz ve avlarını pençeleri ile yakalamak yerine avlarının kendisine gelmesini bekler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyadaki tüm denizlerde yaşayan Akdeniz ahtapotunun derisinde bulunan pigment hücreleri çevresindeki ortamın rengini ve desenini yansıtabilen özelliklere sahip. Avcılardan ve avlarından çok iyi şekilde gizlenebilen bu tür, derilerinde bulunan kromofor adı verilen hücreler sayesinde ışığı kırabilir, yansıtabilir, dağıtabilir ve bu sayede çok hızlı desen ve renk değiştirebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Denizatı ile aynı aileden gelen yapraklı deniz ejderi, Avustralya’nın güney ve batı sularında bulunan bir balık türü. Adını uzun yaprak benzeri çıkıntılarından alır. Deniz yosunları arasında görünmez olmasını sağlayan uzun yapraklara benzer çıkıntıları olan yapraklı deniz ejderi, saklanarak avlarını yakalar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kurak ve kumlu bölgeler, seyrek ormanlar, açık araziler ya da fundalıklarda yaşayan çobanaldatan kuşu; Avrupa, Asya ve Afrika’da yaşayan kamuflaj ustası bir türdür. Çoğunlukla gece avlanan bu kuşlar yaşadıkları ortamın rengindeki tüyleri sayesinde avcılardan ve diğer tehlikelerden kendisini korur. Tıpkı baykuşlar gibi tüyleri asimetrik, sık ve parlaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Madagaskar’ın doğusundaki dağlık yağmur ormanlarında yaşayan ve çürümüş bir yaprağa benzeyen yaprak kuyruklu gekoların vücudu, yaşadığı ortamdaki çürüyen yapraklara benzer. Kahverengi, gri, turuncu ve tonlarında olan bu sıra dışı canlıların boyu da ancak bir yaprak kadar; 6 ila 9 cm arasında değişir. Yaşadığı ortamda gizlenebilmesine imkân veren vücut yapısı sayesinde avlarını yakalayarak kolayca beslenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kar leoparları, Himalaya Dağları ile Butan, Nepal ve Rusya’nın Sibirya bölgesinde yaşayan dünyanın en iyi kamuflaj özelliğine sahip yırtıcılarından biri. Kürkleri açık gri, krem veya siyah renkli noktalarla kaplıdır ve bu renkler onlara kar ve kayaların arasında gizlenme olanağı verir. Kar leoparlarının bu özelliği, avını ustalıkla takip edebilmesini ve pusuya düşürmesini sağlar.

  • 9 Madde İle Haliç’in Kıyısındaki Renkli Tarihi Semt Balat

    9 Madde İle Haliç’in Kıyısındaki Renkli Tarihi Semt Balat

    Her semtinde ayrı hikâyeler, ayrı bir doku barındıran İstanbul’u gezmek adeta burada yaşamış olan tüm kültürleri bir arada deneyimlemek gibidir. Geçmişiyle, kozmopolit yapısıyla yerli yabancı turistler için bir ilgi odağı olan Haliç kıyıları da bu yolculuğun değişmez bir parçasıdır. Haliç’in güzeller güzeli semti Balat’ı yakından tanımak isterseniz buyurun 9 maddelik listemizin tadını çıkarın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Haliç kenarındaki tarihi semtlerden biri olan Balat’ın isminin Yunancadaki “palation” yani saray kelimesinden geldiği düşünülmektedir. Söylentiye göre Bizans imparatorları deniz yoluyla Haliç’e gelip şehrin dışındaki Blachernae Sarayı’na giderken Balat’tan geçiyorlardı ve semt ismini saray güzergâhında bulunması nedeniyle almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Balat ve hemen yanı başında bulunan Fener, Osmanlı döneminden itibaren Musevi cemaatinin yerleştiği semtler olmuştur. Buraya yerleşen ilk Musevi cemaatinin İspanya’daki Hristiyan baskınlarından II. Bayezid tarafından kurtarıldığı, gemilerle İstanbul’a getirilerek Haliç kıyısındaki bu güzel semtlerinde yaşamaya başladığı düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Semtin Musevi cemaatinden edindiği kültürel miraslar arasında Ahrida Sinagogu ve Yanbol Sinagogu bulunur. Ahrida Sinagogu, adını Makedonya’nın Ohri kentinden almıştır. 15. yüzyılda inşa edilen bu sinagog, Türkiye’de bulunan en büyük sinagogdur. Yanbol Sinagogu ise Bulgaristan’ın Yambol kentinden gelen cemaatin sinagogu olarak yapıldı ve 18. yüzyılda 300 kişinin aynı anda ibadet edebileceği şekilde restore edildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4# ” title_font_size=”13″]

    Balat’ın uzun tarihi boyunca semtin sakinleri arasında Hristiyan cemaatleri de yer almıştır. Surp Hreşdegabet Gregoryan Kilisesi, 1620 civarında Ermeni cemaatine tahsis edilen araziye kurulmuştur, Balat yangınlarında zarar görse de tadilatlarla günümüze dek gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Balat iskelesinin iç tarafında kalan Ferruh Kethüda Camii, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Zamanında bir külliye olarak tasarlanan yapıdan geriye sadece cami ve çeşme kalmış. Bu caminin bir özelliği ise vakti zamanında Balat mahkemesinin caminin bahçesinde kuruluyor olmasıymış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Balat’ın tarihi boyunca tüm dinlerden sakinler barındırmış olan sokakları İstanbul’un kozmopolit yapısının mükemmel bir örneğidir. Farklı kültürlerle beslenmiş olan Balat sokaklarında bu renkli mirasa şahitlik etmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yerli yabancı turistlerin şehirde en çok ilgi gösterdiği semtlerden biri olan Balat, eski İstanbul’u deneyimlemek isteyen, mimariye ilgi duyan, fotoğraf çekmeyi sevenler için oldukça çekici bir bölge oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Balat’ta birçok Osmanlı zamanından kalma hamam da bulunmaktadır. Bu hamamların birçoğu hâlâ hizmet vermektedir. Bölgedeki en eski hamam olan Balat Çavuş Hamamı’nın Fatih Sultan Mehmet ya da II. Bayezid zamanında yapıldığı düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Balat’ın çarşısı da farklı zaman dilimlerinden kalmış renkli dükkânlarıyla, eski mahalle dokusuyla büyük ilgi görüyor. Ünlü Agora Meyhanesi de çarşının içinde yer alıyor. Dilimize yerleşmiş olan “Çıfıt Çarşısı” deyimi de aslında Balat semtindeki Çıfıt Çarşısı’ndan geliyor.

  • DOĞANIN EN SEVİMLİ KEMİRGENLERİ: SİNCAPLAR

    Çizgi film karakteri olarak en çok tercih edilen hayvanlar arasında sincaplar da bulunuyor. Bu durumu öğrenme merakları, saklama dürtüleri, pofuduk tüyleri derken alabildiğine sevimli olmalarına bağlamak yanlış olmaz. Anadolu’nun bazı yerlerinde çekelez adıyla bilinen bu minik canlıların gerçek dünyasına gelin kısa bir göz atalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sincapların kürk rengi, sarıdan kızıla uzanan renk aralığındadır ve türüne, yaşadığı coğrafyaya göre değişiklik gösterebilir. Boyu 20-25 cm civarında olan bir sincabın kuyruğu da neredeyse aynı uzunluktadır. Fiziki yapısında kuyruğu kadar dikkat çeken diğer bir unsur da iri yapılı parlak gözleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Havada bir kuş gibi süzülen sincap göremezsiniz elbette ama bir daldan birkaç metre ötedeki diğer dala kollarını ve bacaklarını açarak uçarcasına atlayan sincap görmeniz muhtemeldir. Çok iyi zıplar, çok iyi tırmanırlar. Bir ağacın gövdesini baş aşağı ve baş yukarı rahatlıkla boydan boya katedebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yuvalarını ya ağaçların tepelerine doğru ya çatallaşmış dalların köklerine yakın bir yere yaparlar. İçini otlarla doldurarak yumuşak bir zemin hazırlar ve yavrularını burada doğururlar. Bir sincabın gebelik süresi 30-40 gün kadardır. Tek seferde 3 ile 7 arasında yavru dünyaya getirebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zaman zaman minik böcek de yiyen sincaplar aslında otobur canlılardır. Bitki tohumlarını, iğne yapraklı ağaçların dallarını, mantar, kozalak, palamut, ceviz, fındık ve bademi severek tüketirler. Buna karşılık neredeyse tüy gibi hafiftirler, bir sincabın ağırlığı 25-50 gram arasında değişebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ceviz, fındık, palamut gibi besinlerin stoğunu yapmayı, yani daha sonra yemek üzere saklamayı çok severler. Ne var ki sakladıkları yerleri zaman içinde unuturlar. Unutuldukları yerde filizlenip kök salan bitkiler zamanla ağaca dönüşür. Bazı bölgelere ağaçlanma çoğalsın diye sincap bırakılması da bilinen bir uygulamadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ne kadar meraklı olduklarını anlamak için hareketlerini izlemek bile yeterlidir. Öğrenme dürtüsü gelişmiş olan sincaplar henüz birkaç aylık iken eğitilip evcilleştirilebilirler. Fakat üç aylıktan büyük bir sincabı eğitmek o kadar kolay olmayacak, kemirgen olan canlının ev ortamıyla uyumu zorlaşacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ortalama ömrü 7-8 yıl olan sincapların en bilinen çeşitleri arasında boz sincap, kızıl sincap, Sibirya çizgili sincabı, Kuzey Amerika gri sincabı, Hint kırmızı sincabı bulunur. Ülkemizde İstanbul’un ormanlık alanlarında da Doğu Karadeniz’de de Toros Dağları’nda da sincap görmek mümkündür.