Kategori: Rota/Doğa

  • KARS’I ZİYARET ETMENİZ İÇİN 7 NEDEN

    Ülkemizde güneşin ilk doğduğu şehir olan Kars, tarih boyunca farklı kültürlere, dinlere ve geleneklere ev sahipliği yapmış önemli şehirlerimizden biridir. Lezzetli mutfağı ve gün doğumunda ayrı, gün batımında ayrı güzellikteki manzaraları ile tanınan Kars, genellikle kış mevsimi ve karla anılsa da dört mevsim boyunca keşfedilecek birçok güzelliğe sahiptir. Ünlü tren rotası Doğu Ekspresi’nin son durağı olan bu şehir, 1853–1856 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Rus ordularına karşı gösterdiği kahraman savunma ile Anadolu’da “Gazilik” unvanı alan ilk şehirdir. Yazımızda, Kars’ı ziyaret edenlerin görmesi gereken başlıca yerleri ve katılabilecekleri etkinlikleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ani Harabeleri” title_font_size=”13″]

    Anadolu topraklarındaki en önemli antik kentlerden olan Ani Harabeleri, Kafkasya ile Anadolu arasındaki kapı olarak anılıyor. Ermenistan ile sınırımızı oluşturan Arpaçay Nehri kıyısında yer alan kent, Orta Çağ döneminde önemli bir ticaret yolu olan İpek Yolu’nun Kafkaslardan Anadolu’ya ilk giriş noktasında kurulmuş, bu dönemde büyük bir gelişme göstererek bölgenin politik, kültürel ve ekonomik merkezi konumuna yükselmiştir. Büyük oranda ayakta kalmış beş kilometrelik etkileyici surları, Ateşgede Tapınağı, kiliseler ve Selçuklu dönemine ait cami gibi farklı dinlere ait yapıları bir arada bulunduran Ani Harabeleri, 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi.

    Anadolu’nun en önemli antik kentlerinden biri olan Ani Harabeleri, Kafkasya ile Anadolu arasındaki kapı olarak anılmaktadır. Ermenistan sınırında, Arpaçay Nehri kıyısında yer alan bu şehir, Orta Çağ’da önemli bir ticaret yolu olan İpek Yolu’nun Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya ilk giriş noktasında kurulmuştur. O dönemde hızla gelişerek bölgenin politik, kültürel ve ekonomik merkezi haline gelmiştir. Beş kilometrelik etkileyici surları, Ateşgede Tapınağı, kiliseler ve Selçuklu dönemine ait Ebu’l Menûçihr Camii ile Ani Haraberi, 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kars Kalesi” title_font_size=”13″]

    Kars Kalesi, bölgenin tarihî ve kültürel mirasını yansıtan en önemli yapılar arasında yer alır ve şehri kuş bakışı izlemek için mükemmel bir noktadır. M.S. 1153 yılında, Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı II. İzzeddin tarafından inşa edilen kale, savunma amaçlı stratejik bir konuma sahiptir. Ancak, 14. yüzyılda Timur’un istilası sırasında büyük hasar görmüş ve neredeyse tamamen yıkılmıştır. 1579 yılında Osmanlı Padişahı III. Murat’ın fermanıyla Lala Mustafa Paşa tarafından yeniden inşa ettirilen kale, bu dönemde önemli bir askeri üs haline gelmiştir.

    Kars Kalesi’nin surları yaklaşık 27 burç ve kule ile güçlendirilmiştir ve çevresinde askerî yapılar, su depoları, cephanelikler ve camiler gibi pek çok ek yapı bulunur. Kale, Osmanlı döneminde de stratejik önemini koruyarak Kafkaslara açılan kapılardan biri olmuştur. Bugün, kale ziyaretçilerine yalnızca şehrin muhteşem manzarasını sunmakla kalmaz, aynı zamanda bölgenin zengin tarihini de gözler önüne serer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çıldır Gölü” title_font_size=”13″]

    Kars şehir merkezine yaklaşık 1,5 saatlik mesafede bulunan Çıldır Gölü, deniz seviyesinden 2000 metre yükseklikte yer alır. En derin noktası 42 metreyi bulan bu göl, Türkiye’nin en yüksekteki en büyük tatlı su gölü olma özelliğine sahiptir. Özellikle kış aylarında, hava sıcaklıklarının -40 derecelere kadar düştüğü günlerde göl tamamen donarak etkileyici bir buz kütlesine dönüşür. Donmuş yüzeyiyle ziyaretçilerine büyüleyici manzaralar sunan Çıldır Gölü’nde atlı kızaklarla gezinti ya da kamp yapabilir aynı zamanda kış aktiviteleri için popüler bir destinasyondur. Donmuş yüzeyiyle ziyaretçilerine büyüleyici manzaralar sunan Çıldır Gölü’nde atlı kızaklarla gezintiye çıkabilir, kamp yapabilir ve kış aktivitelerinin tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fethiye Camii” title_font_size=”13″]

    Fethiye Camii, 19. yüzyılda Rusya’nın Kars’ı işgali sırasında kilise olarak inşa edilmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir süre kapalı spor salonu ve kamu binası olarak kullanıldıktan sonra, 1985 yılında iki minare eklenerek camiye dönüştürülmüştür. Kırmızı tuğlalarla inşa edilen yapının dış cephesi, Rus mimarisinin zarif detaylarıyla süslenmiştir. Camii olarak kullanılmaya başlandıktan sonra iç mekânında yapılan değişikliklerle, İslam sanatının ihtişamlı estetiğiyle uyumlu özgün bir yapıya dönüşmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kars Müzesi” title_font_size=”13″]

    Kars şehrinin merkezinde yer alan Kars Müzesi, bölgenin tarih öncesi dönemlerinden günümüze kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayan eserleri sergilemektedir. Müzenin koleksiyonunda arkeolojik buluntular, tarihî eserler ve etnografik parçalar yer alıyor. Urartu, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler, ziyaretçilere bu medeniyetlerin izini sürme fırsatı sunuyor. Ayrıca, Kars’ın zengin kültürel mirasını yansıtan eserler, şehrin derin tarihi ve köklü kültürel dokusunu gözler önüne seriyor. Eski bir tabya binasında yer alan Kars Peynir Müzesi ise, peynir yapımının tarihçesinden farklı çeşitlerin üretim süreçlerine kadar geniş bir bilgi yelpazesi sunmakta. Kars’ın ünlü peynir çeşitlerinin yanı sıra, Türkiye’nin farklı bölgelerinden peynirlerin hikâyeleri ve üretim yöntemleri de ziyaretçilerle buluşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sarıkamış Kayak Merkezi” title_font_size=”13″]

    Sarıkamış, kar kalitesiyle kayak ve snowboard tutkunlarını kendine hayran bırakan ve bölgenin en gözde kayak merkezi olarak öne çıkan bir destinasyondur. Sarıkamış’ı diğer kayak merkezlerinden ayıran en belirgin özellik, bölgeye yağan karın türü ve muhteşem doğal güzellikleridir. Buradaki kar, dünyanın ünlü kayak destinasyonlarından biri olan Alpler’deki kristal, toz kar ile aynı özelliğe sahiptir. Ormanlarla çevrili kayak pistleri, rüzgâra karşı korunaklı bir yapı sunar ve bu sayede pistlerde çığ tehlikesi yaşanmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kars Festivalleri” title_font_size=”13″]

    Kars’ta yıl boyunca düzenlenen festivaller, şehrin köklü tarihini ve zengin kültürel mirasını koruyarak gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyor. Kars’ı ziyaret etmek isteyenler, seyahat planlarını bu etkinlik ve festivallere göre ayarlayarak hem şehrin büyüleyici doğasını keşfedebilir hem de yöreye özgü kültürel değerlerle tanışma fırsatı bulabilir. İşte Kars’ta katılabileceğiniz bazı önemli festivaller:

    • Sarıkamış Kristal Kar Festivali
    • 19 Mayıs Güreş Müsabakaları
    • Arpaçay Koç ve Kültür Festivali
    • Uluslararası Kars Kültür Günleri
    • Geleneksel Gravyer ve Kaşar Festivali
    • Kars Kafkas Kültürleri Festivali
    • Uluslararası Altın Kaz Film Festivali
  • Dünyanın En Güzel ve Gözde Adaları

    Dünyanın En Güzel ve Gözde Adaları

    Aşağıdaki listede tüm dünyada en çok tercih edilen, Uzak Doğu’dan Amerika’ya birbirinden güzel adalar bulunuyor. Sizin için en doğal, en gösterişli, en turistik, en şık, en rahat ya da en gözde adalar hangileri diye sorsak aşağıdakilerden hangileri listenize girerdi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fransız Polinezyası’ndaki Bora Bora’ya Avrupalılar 1722’de gelmişse de adada yerleşim 4’üncü yüzyıla kadar geri gidiyor. Günümüzde ise özellikle balayı tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Hava sıcaklığının 20 ile 30 derece arasında değiştiği Bora Bora’ya gitmek için mart-kasım ayları arasını tercih etmenizi öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Filipinler’deki ada gruplarından olan Boracay dünyanın en güzel plajlarına sahip. Uzayıp giden bembeyaz sahilleri, içeri doğru girdikçe karşılaşılan yemyeşil ormanları ile insanların hayran olduğu bir coğrafya. Ve hemen hatırlatalım Hindistan cevizi ağaçları, yerel tatları, sosyal yaşamı hareketlendiren festivalleri ile rengârenk olan ada Türk vatandaşlarına vizesiz tatil imkânı sunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yunanistan’a bağlı olan ve 200 km güneyinde bulunan Santorini’de masmavi deniz ile bembeyaz bir yaşam iç içe… Ülkemize de oldukça yakın olan ada dünyanın en çok ilgi gören turistik yerleri arasında gösteriliyor. Sizin de yolunuz düşerse bütün bir gününüzü plajda geçirebilir, Oia köyünde günbatımını izleyip, Amoudi Koyu’ndaki salaş balıkçılarda akşam yemeği yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Afrika’ya bağlı bir ada ülkesi olan Seyşeller’in küçük adası Cousine, ya da dilimizde bilinen adıyla Kuzen Adası’nda alt yapı çalışması ve yerleşim bulunmuyor. 1968 yılında doğa rezervi ilan edilen adada sadece birkaç tane lüks villa konumlanmış… Muhteşem doğası içinde yürüyüş yapmak isteyenlerin seyahat ettiği adada sık sık mason yağmurlarıyla karşılaşıldığını da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    ABD’nin eyaleti olan Hawaii, dünyanın en gözde takımadaları arasında. Bu takımadalardan üstünde iki tane yanardağ bulunan Maui, koyları, plajları, turistik gezi alanları ile büyük ilgi görüyor. Okyanus kokusu ve palmiye ağaçlarının gölgesi altında denizin ve güneşin doyasıya yaşanabileceği Maui her türlü su sporunun yapılabildiği oldukça hareketli bir ada.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Endonezya’ya bağlı ve başkenti Denpasar olan Bali dünyanın en ünlü adaları arasında bulunuyor. Sahilleri siyah ve beyaz kumlarla çevrili olan Bali, tüm tropikal adalar gibi bolca yağış alan bir yer. Seyahat edilebilecek en uygun aylar nisan ile ekim ayları arası iken temmuz-ağustos aylarında yoğunluktan yer bulmak zorlaşabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uzak Doğu turlarının olmazsa olmaz duraklarından Phuket Tayland’ın en büyük ve her yıl milyonlarca turist ağırlayan popüler bir adası. Balık çeşitleri ve sokak lezzetlerinde sınır tanımayan adanın damak tadınıza hitap etmeyeceğini düşünüyorsanız valizinizi hazırlarken konserve kutularını unutmayın. “Big Buddha”, Budist tapınağı “Wat Chalong Temple” ve “Old Phuket” ise adada görülmesi gereken yerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    İspanya’nın Akdeniz’deki en büyük adası Mallorca yılda 20 milyondan fazla turist ağırlıyor. Nisan ayından ekime kadar süren tatil sezonunda sadece plajlar değil Roma döneminden kalma tarihi yapılar da insan akınına uğruyor. Direkt uçuşların olmadığı adaya gitmek için Akdeniz’de tur yapan gemi turlarından birine dâhil olmak da bir seçenek tabii…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Listemizin sonunda dünyaca ünlü yıldızların kaçış noktası olan Capri Adası var. Havasında ve doğasında Akdeniz ikliminin hâkim olduğu, İtalya’nın sayfiye bölgesi Capri’yi anlatması için sözü 20. yüzyıl yazarlarından İngiliz D.H. Lawrence’a bırakıyoruz: “Dedikodulu, villalarla dolu, kat kat kireç taşlarıyla bezenmiş, cenneti çok andıran ama dünyayı hiç andırmayan bir yer.”

  • Görseniz Sarılmadan Duramayacağınız Hayvanlar

    Görseniz Sarılmadan Duramayacağınız Hayvanlar

    Evimizde beraber yaşadığımız ya da doğal ortamlarında yaşadıkları için ancak ekranlarda görebildiğimiz hayvanların bazıları bol bol tüylü pofuduk görüntüleriyle sevimliliğin en üst noktasında yer alıyorlar. Elbette bütün hayvanları çok seviyoruz ama bu listemize konuk ettiklerimiz puf puf tüyleriyle bizde sarılma ve bir daha hiç bırakmama hissi yaratan sevimliler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
  • SONBAHARA ÖZEL GEZİ ROTALARI

    Sonbahar ayları, kimileri için hüzünle özdeşleşse de doğanın renk cümbüşünü ve dinginliğini arayanlar için en sevilen mevsimlerden biridir. Havanın ne çok sıcak ne de çok soğuk olduğu bu dönem, seyahat etmek için mükemmel bir zaman sunar. Ağaçların altın sarısı, turuncu ve kırmızı tonlarıyla bezeli doğanın huzur dolu sessizliğini yaşamak, stresin etkilerinden arınmak ve şehir hayatının koşuşturmacasından bir süreliğine uzaklaşmak isteyenler için eşsiz bir fırsattır. Ayrıca bu dönemde yapılan geziler, taze meyve ve sebzelerin hasat zamanına denk gelen festivallere katılarak yerel kültürü daha yakından tanıma imkânı sağlar. Sonbaharın tüm güzelliklerini doyasıya yaşayabileceğiniz ve altın sarısı ağaçların süslediği rotaları sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Birgi, İzmir ” title_font_size=”13″]

    İzmir’e bağlı Ödemiş ilçesindeki Birgi; tarihî evleri, taş sokakları ve zengin kültürel mirasıyla sonbaharda gezilecek en güzel rotalardan biri. Köydeki camiler ve konaklar, Osmanlı dönemine ait mimari örnekler geçmiş zamanın izlerini taşımaktadır. Sonbahar aylarında köyde yürüyüş yaparken serin hava ve doğanın sessizliği, sakin bir kaçamak arayanlar için huzur verici bir ortam oluşturur. Yerel pazarları ve el yapımı ürünleriyle ünlü Birgi’de taze sebze ve meyvelerin yanı sıra zeytin ve zeytinyağı gibi yöresel lezzetler de bolca bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Amasra, Bartın ” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’de, Bartın iline bağlı Amasra’da sonbaharda dökülen ağaç yaprakları denizin mavisi ile birleştiğinde muhteşem manzaralar oluşturur. Yaz sezonundaki kalabalıkların çekilmesiyle Amasra, sonbaharda daha sakin ve huzurlu bir atmosfere kavuşur. Doğa yürüyüşleri, fotoğraf çekimleri ve bisiklet turları gibi açık hava aktiviteleri için oldukça idealdir. Amasra Kalesi, Roma döneminden kalma Antik Amasra Tiyatrosu, yöreye özgü el emeği hediyeliklerin satıldığı Çekiciler Çarşısı ve Küçük Liman gibi doğanın ve tarihin buluştuğu birçok gezilecek yere sahip olan Amasra’nın sakin plajlarında gün batımını izlemek de oldukça keyifli. Ayrıca sonbahar mevsimi taze balık ve deniz ürünleri ile ünlü Amasra salatasını tatmak için de en ideal zaman.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nusratlı Köyü, Çanakkale ” title_font_size=”13″]

    Nusratlı, Edremit Körfezi’nde, Assos ve Altınoluk gibi turistik bölgelere oldukça yakın konumda bulunan, doğal ve tarihî güzelliklerle çevrili Kaz Dağları’nda yer alan küçük bir köydür. 15. yüzyılda kurulan köy, tarihî taş evleriyle özgünlüğünü günümüze kadar korumayı başarmıştır. Ayrıca, köyde milattan önceki dönemlerde kurulan Gargaros Antik Kenti de bulunur. Tıbbi aromatik bitkileri, geleneksel metotlarla ürettikleri yerel ürünleri, kaplıcası, havadaki oksijen oranı ve temiz havası ile tüm dünyanın dikkatini çeken Nusratlı Köyü’nde doğa yürüyüşçüleri için oldukça keyifli rotalar bulunuyor. Nusratlı’nın, 16. yüzyılda Mısır Seferi’nden dönen dört askerin, köyün 1 kilometre doğusundaki Musatpınarı’na yerleşerek oluşturdukları obayla kurulduğuna inanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Titus Tüneli, Hatay ” title_font_size=”13″]

    Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan ve Roma döneminden kalma bir mühendislik harikası olan Titus Tüneli, M.S. 1. yüzyılda Roma İmparatoru Vespasianus tarafından, dağlardan gelen sel sularını kontrol altına almak ve limanı korumak amacıyla inşa edilmiştir. 1.380 metre uzunluğunda, yaklaşık 7 metre yüksekliğinde ve 6 metre genişliğinde olan bu etkileyici yapı, tarihî ve mimarî açıdan büyük bir öneme sahiptir. Tünelin devamında yer alan Beşikli Mağarası olarak bilinen kaya mezarları da görülmeye değerdir. 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Titus Tüneli’ni Hatay’ın yazın kavurucu sıcaklarının aksine, sonbaharda keşfetmek daha keyifli ve konforlu olacaktır. Tünel çevresindeki doğa, sonbaharın büyüleyici renklerine bürünürken, bu manzaralar eşliğinde Hatay’ın ünlü yöresel lezzetlerini de deneyimleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yörük Köyü, Karabük ” title_font_size=”13″]

    Karabük’teki Safranbolu’ya yakın konumda bulunan tarihî Yörük Köyü, Safranbolu evleriyle benzer mimari özelliklere ve köklü bir geçmişe sahiptir. Köy, adını 14. yüzyılda buraya yerleşen Yörük Türklerinden almıştır. Günümüze kadar korunmuş olan geleneksel Osmanlı sivil mimarisi ile ünlü bu köy, 1997 yılında “Kentsel Sit Alanı” ilan edilmiştir. Çamaşırhane, Kastamonu Konağı ve Sipahioğlu Konağı gibi Osmanlı dönemi yapılarının en güzel örneklerini barındıran Yörük Köyü’nün taş döşeli sokaklarında gezinirken eski Osmanlı yaşam tarzını sürdüren ailelerle karşılaşabilir ve onların kültürünü yakından tanıyabilirsiniz. Sonbaharda, ağaçların sarı ve kırmızı tonlarına bürünmesiyle köy, büyüleyici manzaralar sunar. Serin ve temiz havası, tarihî dokusuyla birleşerek huzurlu bir atmosfer oluşturur. Yörük Köyü, aynı zamanda Karabük ve Safranbolu mutfağının lezzetlerini tatma fırsatı da sunar. Gözleme, tarhana çorbası, cevizli kömeç ve Safranbolu’nun ünlü safranlı lokumu gibi yöresel tatları deneyebilir, köyde üretilen ev yapımı reçel ve turşuları satın alabilirsiniz. Mimarisi ve kültürel dokusuyla pek çok dizi ve filme ev sahipliği yapmış olan köy hem tarihî hem de doğal güzellikleriyle dikkat çekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şavşat, Artvin ” title_font_size=”13″]

    Artvin’in doğası ve kültürel zenginlikleriyle ünlü ilçesi Şavşat, 2015 yılında Türkiye’nin ilk ve tek Cittaslow (Sakin Şehir) unvanını almıştır. Artvin’in en gözde doğal güzelliklerinden biri olan Şavşat Karagöl, sonbaharda bambaşka bir atmosfere bürünür. Temiz havası ve zengin bitki örtüsüyle öne çıkan Sahara Yaylası, bu mevsimde adeta bir renk cümbüşüne dönüşür. Altın sarısı, kırmızı ve turuncu tonlarına bezenen yaylaları, orman yolları ve göllerine yansıyan dağ manzaraları, fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler sunar. Köy fırınlarında geleneksel yöntemlerle pişirilen kete ve pileki ekmeği, taze sebzelerle hazırlanan pancar diblesi ve lahana yemekleri gibi yöresel lezzetleri tatmak için en uygun zaman sonbahardır. Ayrıca, bu dönemde düzenlenen yayla festivallerine katılarak bölgenin kültürünü yakından deneyimleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cumalıkızık, Bursa ” title_font_size=”13″]

    Bursa’nın Yıldırım ilçesine bağlı Cumalıkızık Köyü, Osmanlı dönemine ait mimari eserlerin en iyi korunduğu yerlerden biridir ve 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Tarihî dokusunu günümüze kadar koruyabilmiş evleri ve sokaklarıyla ünlü olan köy, 1300’lü yıllarda Osmanlı’nın Bursa’ya yerleştiği ilk dönemlerde kurulmuştur. Taş ve kerpiçten yapılmış, bugün müze ve konaklama yeri olarak kullanılan evler, geleneksel Osmanlı camilerinin sadeliğini yansıtan Cumalıkızık Camii, halen gürül gürül akan Zekiye Hatun Çeşmesi ve iki ev arasındaki dar Cin Aralığı Sokağı, köyün dikkat çeken tarihî unsurlarıdır. Cumalıkızık, özellikle sonbaharda gezilecek ideal rotalardan biridir ve serpme köy kahvaltısıyla meşhurdur. Taze köy ekmeği, ev yapımı reçeller, peynir çeşitleri, zeytin ve doğal bal gibi lezzetlerin buluştuğu bu kahvaltının yanı sıra, bölgeye özgü mısır ekmeği ve cevizli lokum gibi tatları da köydeki fırınlardan ve pazarlardan taze olarak temin edebilirsiniz.

  • SİİRT’TE GEZİN GÖRÜN TADIN

    SİİRT’TE GEZİN GÖRÜN TADIN

    Bu sayfada Güneydoğu Anadolu şehirlerimizden Siirt’e iki dakikalık bir yolculuk yapabilirsiniz. Gerçek manada bir yolculuk düşünürseniz de en iyi ulaşım alternatiflerinden biri uçakla Diyarbakır Havaalanı’na gitmek olacaktır. Güney Kurtalan Ekspresi ile Diyarbakır’a geçmek de başka bir alternatif. Diyarbakır’dan otobüsle devam edildiğinde 200 km mesafedeki Siirt’e ulaşılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneydoğu Anadolu Bölgemizin güzel şehri Siirt’in komşuları Şırnak, Van, Bitlis ve Batman’dır. Dağlık bir coğrafyaya sahip olan kentin ilçeleri ise Kurtalan, Baykan, Şirvan, Pervari, Eruh, Tillo ve Merkez’dir. Karasal iklimin hâkim olduğu şehirde yazlar sıcak geçerken kışlar bölgedeki pek çok şehre oranla daha yumuşak geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehrin mutlaka görülmesi gereken doğal güzelliği Botan Vadisi’dir. 120 bin dönümlük bir alana karşılık gelen, sınırları Merkez, Eruh ve Tillo ilçelerine yayılan vadinin ortasından Dicle Nehri’nin bir kolu olan Botan Çayı geçmektedir. 2019 yılında Milli Park statüsüne alınan Botan Vadisi, doğa ve sporseverleri, rafting, yamaç paraşütü gibi sporlarda buluşturmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Botan Vadisi Milli Parkı’nın büyüleyici fantastik manzarasının en iyi görülebileceği yer ise Rasıl Hacar adıyla bilinen ve Delikli Taş anlamına gelen lokasyondur. Botan Çayı’nı diğer adıyla Uluçay’ı kuşbakışı gören Delikli Taş’ın hemen alt tarafındaki, milattan önce insan yerleşimine sahne olmuş iki mağarayı da görmeden dönülmemelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    18.yüzyılda astronomi, anatomi, coğrafya, tarih ve fizyoloji bilimlerine dair temel kavramları ve tasavvuf konularını içeren Marifetname’nin yazarı Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın, hocası İsmail Fakirullah için Tillo’da yaptırdığı türbe şehrin önemli yapılarından biridir. 2015’te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenen türbe özel bir ışık düzeneğine sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlayan başka bir türbe de Baykan ilçesindeki Veysel Karani Türbesi’dir. Farklı dönemlerde restore edilen türbenin yakınında otel ve konukevi de bulunmaktadır. Ve gelen ziyaretçilere yerli halk tarafından tekrarlanan bir de rivayet bulunur, o rivayete göre türbeye bir kere ziyarete gelen kişinin yolu hayatında iki kere daha buradan geçecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Siirt, hem kendine has hem de bölgenin ortak yemeklerini içeren zahmetli tariflerin olduğu zengin bir mutfağa sahiptir. Perde pilavı, büryan kebabı, Arap dolması, ismeket köfte ve bir çeşit şekerli pişi olan imçerket kentte tadabileceğiniz lezzetler. Özgün lezzetleri arasında Pervari balı. Şirvan’daki Zivzik köyü narı ve şehir genelinde yetişen fıstık sayılabilir.

  • Doğanın ve Tarihin İzini Sürebileceğiniz 7 Motor Rotası

    Doğanın ve Tarihin İzini Sürebileceğiniz 7 Motor Rotası

    Şu önemli bir detay: Motor kullananlar için esas olan yolculuk halidir. Başka bir deyişle, varılacak yerden önce o yere giderken yolda geçirdikleri zaman önem taşır. Hatta kimileri de sırf motor sürmek için bir yere gider. Motor tutkunları için şehir trafiğine takılmadan, duraksamadan, uzayıp giden bir  yolculuk yapmak bir meditasyon şeklidir. Biz de doğanın ve tarihin içinde özgürce yol alabilecekleri 7 motor rotasını onlar için seçtik!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Aralarındaki 97 km. mesafe ile İstanbullular için günübirlik bir kaçış rotası aynı zamanda Riva… Bahar aylarında doğanın, yaz aylarında denizin tadını doyasıya çıkarıp geceyi evinizde uyuyarak geçirmenize izin verecek küçük bir sahil köyü… Ama oraya kadar gitmişken Karadeniz’e dökülen Riva deresi yakınlarında deniz ürünleri yemeden ve Riva Kalesi’ne çıkmadan dönmemenizi tavsiye ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Küçük sahil kenti Amasra’yı kuşbakışı gören Bakacak Tepesi’nden yola çıkarak 92 km. sonra Safranbolu’da tamamlayabileceğiniz bir rota… Bu rota ile yolculuğunuzu doğanın içinden çıkıp tarihin içinde tamamladığınızı göreceksiniz. Safranbolu’ya gittiğinizde taş sokaklarında dolaşıp çarşısını gezmeli ve tarihi yapıların birinde mutlaka bir Türk kahvesi içmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bartın’da gaz verdiğiniz motorunuzu kıyı şeridinden sürerek Kastamonu-Cide üzerinden Sinop’a ulaşmaya çalışırken yolda defalarca durup fotoğraf çekmek isteyeceksiniz. Gerze’de tamamlayabileceğiniz yolculuğunuzda Sinop Kalesi’ne çıkarak Sabahattin Âli’ye uzanan hüzünlü hikâyesini dinleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Antalya Kemer’den başlayıp Bodrum’da son bulacak motor rotası 560 km’lik bir yola karşılık geliyor. Bu iki nokta arasında Kaş, Kalkan, Demre, Fethiye, Gökova’dan geçerken duraksayacağınız hemen her noktada uzun süreli konaklamalar yapabilir Türkiye’nin güneyindeki eşsiz manzaraları zihninize depolayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Motor üstünde yapılan yolculuklarınız içinde tarihi soluyacağınız en güzel rotalardan biri olacak Midyat-Ahlat güzergâhı… Yaklaşık 300 km. sürecek yolculuğunuzda olağanüstü bir serüven yaşayacaksınız. Kâh milattan önceye dayanan tarihsel bölgelerden geçecek kâh Hasankeyf’te iç içe geçmiş doğa ve tarihi izleyecek kâh Van Gölü’nün sularında seyre dalacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Off-road sürüşü sevenler için Karadeniz yaylalarından daha iyi bir seçenek düşünemiyoruz, tabii Karadeniz’in engebeli arazilerine uygun bir motosikletiniz varsa ve siz de profesyonel bir motorcu iseniz… Bu şekilde Rize’den çıktığınız yolu yeşilin en taze halini içinize çeke çeke Çamlıhemşin üzerinden devam ettirebilir Pokut Yaylası’nda sonlandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’da yaşayanlar için günübirlik yapılabilecek bir motor rotası da Şile yolu üzerinden gidilebilecek Kefken ve Kerpe kasabalarıdır. Karadeniz’in dalgaları kışları doğası gereği hırçınlaşırken yazları size kendinizi Ege kıyılarında hissettirir. Kerpe ve Kefken’deki doğal güzellikleri motorunuzla rahatlıkla keşfedebilir dilerseniz İzmit-İstanbul otoyolu üzerinden geri dönebilirsiniz.

  • DOĞUNUN BAŞKENTİ TOKYO

    Doğu Asya’da bir ada ülkesi olan Japonya’nın başkenti Tokyo, 39 milyona yaklaşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık başkenti unvanına sahip. Kelime anlamı “Doğan güneşin ülkesi” olan Japonya, 6.852 adadan oluşan bir ada ülkesi. Paleolitik Çağ’ın son döneminden bu yana yerleşim yeri olan Japonya, hem kültürel değerlerini ve geleneklerini korumayı hem de teknolojik gelişmelere hızlı ayak uydurabilmeyi başarmış bir ülke. Animeleri, video oyunları, dövüş sporları, zengin mutfakları, gelenekleri ve tarihi ögeleri ile dünyayı etkisi altına alan Japonya’nın başkenti Tokyo’nun ikonik mekânlarını birlikte gezelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Eski adı Edo olan Tokyo, deprem bölgesinde olmasına rağmen dev gökdelenlerin şehri. 12 Eylül 1923’teki depremde neredeyse tamamı zarar gören şehir, depremden sonra yeniden inşa edilse de 20 sene sonra II. Dünya Savaşı’nda bombalanarak tekrar büyük yıkıma maruz kalmış. 1950’den sonra sanayisi ve ekonomisi güçlenen ülkenin başkenti hızla büyüyerek bugünkü modern hâline ulaşmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kent merkezindeki en eski dini yapı olan Sensoji Tapınağı’nın inşasıyla ilgili anlatılan hikâyeye göre; 628’de iki kardeşin Sumida Nehri’nde balık avlarken Budist tanrıça Kanon’un heykelini bulmasıyla bu tapınağın yapımına karar verilmiş. 645’te yapımı tamamlanan tapınak günümüzde de önemli etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bahçeleri ile birlikte 3410 metre alana yayılan görkemli yapının inşası 1868’de başlamış ve 20 sene sonra tamamlanmış. Su dolu hendeklerle çevrili sarayda imparatorluk ailesine ait konutlar ve yönetim odaları bulunuyor. Yıl boyunca ziyaretçilerine kapıları açık olan mekânda, 2 Ocak’ta gerçekleşen yeni yıl kutlamaları ve 23 Aralık’taki imparatorun doğum günü etkinliklerinde sadece özel davetliler ağırlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Moda ve eğlencenin merkezi olan Shibuya, Tokyo’nun en kalabalık caddelerinden… Yıllarca sahibini tren istasyonunda bekleyen köpek Hachiko’nun heykeli de burada. Birçok mağaza, restoran ve eğlence mekânı bulunan Shibuya’da gezinirken Japonya’nın farklı bir yüzüyle karşılaşıyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1972’de kurulan Tokyo Ulusal Müzesi, 110 bin parçalık dev bir koleksiyona sahip. Japonya’nın en eski ve en büyük müzesi olma özelliğine sahip Tokyo Ulusal Müzesi’nde ülkenin farklı yerlerinden getirilen tarihi şaheserler ve yerel sanatçılara ait sanat eserleri sergileniyor. 6 farklı binadan oluşan müze alanında antik Japon kültürüne ve dini inanışına ait objeleri de görebilmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Animeleriyle ve elektronik cihazlarıyla ünlü teknoloji devi Japonya’nın en heyecan verici mekânlarından biri olan Akihabara, özellikle genç kuşak Japonların ve turistlerin uğrak noktası. Birbirinden renkli dükkânların bulunduğu merkezdeki bazı mağazalarda vergi ödemeden alışveriş yapılabiliyor. Mağazalarda vakit geçirmek istemeyenler için ise cosplay maid ve manga kafeleri âdeta fantastik bir dünyaya açılan yeni evren…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İnşası 1958’de tamamlanan ve Eyfel Kulesi’nin bir benzeri olan Tokyo Kulesi, 333 metre yüksekliği ile dünyanın en uzun kendinden destekli çelik kulesi olma özelliğine sahip. 2012’ye kadar ülkenin en yüksek yapısı özelliğini taşıyan kule, Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra güçlenen ekonomisinin simgesi.

  • UZUN YAŞAM SÜRELERİYLE ÜNLÜ BLUE ZONES

    Ünlü yazar, kâşif ve Emmy ödüllü belgeselci Dan Buettner, 2005’te yayımlanan “Uzun Yaşamanın Sırrı” adlı makalesinde ilk kez “Blue Zones” yani “Mavi Bölgeler” terimini kullanır. Bu terim, uzun yaşayan ve ilerleyen yaşlarına rağmen hayata aktif olarak katılmaya devam eden insanların sayısının çok olduğu bölgeler anlamını taşır. Buettner’ın çalışmasında belirttiği beş “Mavi Bölge” ile ilgili detaylar yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İtalya’da Sardinya’nın dağlık yaylalarında bulunan Ogliastra, ilk keşfedilen Mavi Bölge’dir. Bölgede yaşayan yerel halk çoğunlukla tarım ve çobanlıkla geçimini sağlamaktadır. Yüz yaş ve üzeri olan bireyler oldukça fazladır. Bu bölgede yaşayanların sosyo-kültürel ve beslenme alışkanlıkları ruh ve fiziksel sağlıklarını olumlu etkilemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir Ege adası olan İkaria, dünyadaki en düşük demans oranının görüldüğü bölgedir. Aynı zamanda erken-orta yaşta ölüm oranları da oldukça düşüktür. İkaria’da 90 yaş üstü yaşayanların oranı tüm Avrupa’dan daha yüksektir. Ayrıca bölge halkının %72’si orta ve yüksek seviye fiziksel aktivitelerde bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gelişmiş bir ekonomiye sahip olmasa da Kosta Rika’da beklenen yaşam süresi Amerika Kıtası’ndaki Kanada’dan sonra en yüksek değere sahip ülkedir. Ülkenin Nicoya Yarımadası’nda yaşayan erkeklerde şeker, kalp ve damar hastalık riskinin önemli ölçüde daha düşük olduğu saptanırken; her iki cinsiyet için ise kolesterol, vücut kitle indeksi ve kan basıncı düşük seviyelerdedir. Bölge halkının öğünleri yüksek lif içeren gıdalardan oluşur. İşlenmiş veya rafine gıdalar oldukça az tüketilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    ABD Kaliforniya’ya bağlı olan Loma Linda’da yaşayanlar inançları gereği vejetaryen beslendikleri, çok nadir kırmızı et yedikleri ve sağlığa zararlı ürünler tüketmedikleri bilinmektedir. Sağlıklı bir mental yaşlanma için gerekli olan sosyal bağların ön plana çıktığı Loma Linda’da uzun yaşayan bireylerin inandıkları dini topluluklarla sıkı bağlar kurduğu gözlemlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Japonya’nın en sıcak bölgelerinden biri olan Okinawa’da da insanların yaşam süresi oldukça yüksektir. Okinawalıların günlük hayatlarında düşük glisemik indeksli karbonhidratları tercih etmeleri kalp hastalığı ve kanser riskini azaltır. Sıkça tükettikleri soya ve mor tatlı patates ise flavonoidler açısından çok zengindir. Çoğu flavonoid insan bedeninde antioksidan işlevi görmektedir. Okinawalılar öğünlerinde Konfüçyüs felsefesindeki “Hara Hachi Bu” sözüne uyarak %80 doygunluğa ulaşınca yemek yemeyi bırakır.

  • Akdeniz’in Maraş Usulü

    Akdeniz’in Maraş Usulü

    Kurtuluş Savaşı’ndaki fedakârlıkları nedeniyle, 5 Nisan 1925 tarihinde Maraş’a “Kahraman” unvanı verildi. O sancılı günlerden, sonraki kuşaklara Kahramanmaraş’ın güzelliklerini yaşamak kaldı. Yeşiliyle, mavisiyle, tarihiyle, mutfağıyla, misafirperver insanlarıyla Kahramanmaraş Kültür ve Yaşam listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kahramanmaraş’ın merkezine gidince şehre kuşbakışı bakan, Geç Hititler dönemine ait Maraş Kalesi’ni görmemeniz mümkün değil, fakat hakkında çok az bilgi bulunan Hurman Kalesi’ni gözden kaçırabilirsiniz… Bu sözümüz gezgin ruhlu insanlar için geçerli değil çünkü onlar şehre gittiğinde Afşin ilçesindeki görkemli kaleyi illa ki fark ediyor ve tamamını keşfetmeden dönmüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1989 yılında hizmete açılan ve Ceyhan Nehri üzerinde bulunan Menzelet Barajı, 130.000 metrekarelik mesire alanıyla Kahramanmaraş ve çevre illerden gelen insanların huzur bulduğu, maviyle buluştuğu bir yer. Baraj gölünde dönem dönem tekne turlarının düzenlendiğini de belirtelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bağlarbaşı ve Dulkadiroğlu mahalleleri bir zamanlar kendi halinde yerleşim yerleri iken bir anda tarihin en önemli taşıyıcılarından oldular. Bu bölgede bulunan ve MS 3 ile 4’üncü yüzyıllara ait olduğu düşünülen Germenicia Antik Kenti mozaikleri çok eskiden aynı yerlerde Romalı zenginlerin konakladığını ortaya koydu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Nasıl ki Akdeniz deyince akıllara yeşil ve mavi geliyorsa Kahramanmaraş deyince de yeşil ve mavi gelmeli… Birçok endemik bitki türüne rastlayabileceğiniz Başkonuş Yaylası; muhteşem görüntüsüyle Yeşilgöz Obruğu; Yeşilgöz’den çıkıp kısa bir yol kat ettikten sonra 100 metre aşağıya düşen Döngel Şelaleleri… Hepsi Maraş sınırları içinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sim sırma işlemeciliğinden bakırcılığa, keçecilikten demirciliğe, saraçlıktan semerciliğe, kuyumculuktan köşkerliğe… Şehir merkezinde bulunan Tarihi Maraş Çarşısı içinde envaiçeşit dükkan yerli-yabancı turistleri ağırlamaya devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizdeki kayak merkezleri içinde önemli bir yer tutan Yedikuyular Kayak Merkezi aynı zamanda şehir merkezine en yakın olanı; çünkü merkeze uzaklığı sadece 15 km. mesafede bulunuyor. 2018 kışında açılan çiçeği burnunda alan ilk andan itibaren yoğun bir ilgiyle karşılaştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kahramanmaraş

    Kahramanmaraş mutfağı söz konusu olduğunda köftenin, tarhananın, çorbanın, pilavın ayrı ayrı Maraş usulü var elbette… Ama biz illa ki Maraş dondurması diyoruz. Dondurma diyoruz ama aslında o keçi sütünden yapılan bir tatlı. Yanlış okumadınız! Sakız gibi uzayan, tadına doyum olmayan ülkemize özgü bu lezzet, aslında Osmanlı döneminde Maraşlı Osman Ağa’nın salep yaparken bulduğu bir çeşit tatlı.

  • 8 Madde İle Tüm Canlılar İçin Vazgeçilmez Olan Toprak

    8 Madde İle Tüm Canlılar İçin Vazgeçilmez Olan Toprak

    Yeryüzünü kaplayan toprak, insanlar, bitkiler, canlılar ve tüm organizmalar için hayat demektir. Toprak üzerinde barındırdığı yaşam gibi kendisi de bir canlıdır. Toprak o kadar zengin bir bileşendir ki, bir avuç toprakta dünya üzerindeki insan sayısından çok mikroorganizma bulunur. Toprağın yaşam için önemini birkaç madde ile anlatmak zor da olsa, bu içeriğimizde 8 maddede toprağı inceliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]