Kategori: Rota/Doğa

  • FARKLI MEVSİMLERİ FARKLI COĞRAFYALARDA GEÇİREN KUŞ TÜRLERİ

    Afrika-Avrupa ve Afrika-Asya uzantısında göç eden türlerin mola ya da üreme noktası olan ülkemiz, kışı geçirmek üzere yola çıkanların da yazı geçirmek isteyen kuş türlerinin de giriş kapısı… Yazımızda yolu ülkemizden geçen başlıca göçmen kuş türlerini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Uzun mesafeleri en az enerji harcayarak katetmek için kanat çırpmadan, süzülerek uçan leylekler bahar ve yaz aylarını Avrupa ve İskandinav ülkelerinde; kış aylarını da Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinde geçirir. Türkiye’ye mart ayında Afrika’dan çıkıp Hatay’dan Anadolu’ya gelir; İstanbul ve Trakya üzerinden de Avrupa ve Balkanlar’a sürüler halinde göç eder. Leyleklerin göç ederken karadan uzaklaşmamasının nedeni ise uzun süre kanat çırpmadan uçmak için gereksinim duydukları sıcak hava termallerinin deniz üzerinde oluşmamasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkiye ve Avrupa’daki en küçük akbaba türü olan küçük akbabaların türü tehlike altında olsa da Avrupa’daki en büyük yaşam alanı ülkemiz topraklarıdır. Ankara’nın Beypazarı ve Kirmir Vadisi en önemli üreme ve beslenme alanıdır. Küçük akbabalar kışı Afrika’da geçirdikten sonra mart ayında üremek için binlerce kilometre mesafeyi katederek Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gelir. İlkbahar ve yazı geçirdikleri bu bölgelerde üreyen akbabalar, büyüyen yavruları ile eylül ayı sonundan itibaren tekrar Afrika’ya gider. Tek eşli olan bu tür, üreme dönemi olan ilkbahar aylarında çift olarak göç eder ve yuvalarını uygun buldukları yüksek yerlere inşa eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Uzun bacaklı ve uzun boyunlu göçmen bir kuş olan turna, kabarık tüylere ve süslü bir görüntüye sahiptir. Türkülerimize ve masallarımıza da konu olan bu güzel kuşun yaşam alanı ise sazlık alanlardır. Turnalar kış aylarını geçirmek için temmuzdan ekime kadar Karadeniz’in kuzeyinden güneye, ilkbahar ve yaz aylarında ise güneyden kuzeye doğru göç eder. Sayıları 400’ü bulan gruplar halinde göç eden turnalar üremek için mart ayında tekrar kuzey bölgelere kanat çırpar. Üreme sezonu boyunca nehir ve göl çevresindeki ıslak çayırlarda ikamet eden turnaların ana göç yolu Kırım’dan başlayıp Orta Karadeniz semalarına doğru devam eder. Buradan da İç Anadolu üzerinden Doğu Akdeniz kıyılarına giden turnaların bir kısmı Akdeniz ve Kıbrıs üzerinden uçarak Mısır kıyılarına ulaşırken, diğer gruplar Adana ve Antakya ovaları üzerinden İsrail’e doğru iner, oradan Afrika’ya geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Pelikangiller familyasından oldukça büyük bir tür olan ak pelikanlar her sene ilkbahar aylarında Afrika’dan Avrupa’ya göç eder. Kış aylarını sıcak iklime sahip Afrika’da geçirdikten sonra Hatay ve Adana ilinden ülkemize giriş yaparak Türkiye’nin batı bölgesinde kanat çırpmaya devam eden ak pelikanlar bu rota üzerinden Romanya’daki Tuna Nehri Deltası’na ulaşır. Her yıl 30 binden fazla ak pelikan göç ederken Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Longoz Ormanları, Uluabat Gölü ve Balıkesir sınırlarındaki Manyas Kuş Cenneti’nde kalabalık gruplar halinde mola verir. Su yaşamına çok iyi uyum sağlayan bu türün kısa ve kuvvetli bacakları ile perdeli ayakları suyun içinden havalanmasına imkân tanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dar ve uzun kanatlara sahip, küçük kafalı ve uzun kuyruklu yırtıcı bir tür olan arı şahini, çoğunlukla sulak alanlara sahip ormanlıklarda yaşar. Arı şahini diğer birçok göçmen kuş türünde olduğu gibi yaz aylarını geçirdiği Avrupa’nın birçok bölgesinden kışları geçirmek için Asya ve Afrika’daki tropikal iklimlere sahip bölgelere göç eder. İskandinavya, Rusya ve Avrupa’nın birçok yerinde görülebilen türün ana yaşam alanı ise Hazar Denizi’nden Tayland’a kadar uzanır. Türkiye’deki göç rotası ise ülkemizdeki ormanlık alana sahip hemen hemen tüm şehirleri kapsarken en sık görüldüğü ilimiz ise Hatay’dır. Arı şahinlerini nisan ile ekim ayları arasında ülkemiz semalarında göç ederken görmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Orta boylu bir kartal türü olan küçük orman kartalı, İran’ın kuzeyi, Türkiye ve Doğu Avrupa kesimlerinde görülen bir türdür. Orta ve Doğu Avrupa üreme alanı olurken, Orta ve Güney Afrika’ya kışı geçirmek için göç eder. İlkbaharda Türkiye’den özellikle de İstanbul Boğazı’ndan sık sık geçer. Termal akımları kullanarak uzun uçuşlar yapan bu türün besinini küçük memeliler, amfibiler, sürüngenler, bazı böcekler ve avlayabileceği boyuttaki kuşlar oluşturduğu için yaşam alanları ve göç yolları diğer göçmen kuşlara nispeten daha geniş bir dağılım gösterir.

  • Mavi Gezegenimizin Minik Bireyleri

    Mavi Gezegenimizin Minik Bireyleri

    Yaşadığımız Dünya’yı ve hatta dünyamızı paylaştığımız ne kadar çok canlı var… Mikrodan makroya öyle bir yelpaze ki bu saymakla, anlatmakla bitmez… Detaylara girmeden, en miniklerine bakarak birkaç dakikalığına bulunduğunuz ortamdan uzaklaşmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bakmayın böyle minicik göründüğüne, kalp atışı dakikada 1260’a kadar yükselebilen bir sinekkuşu saniyede 15 ile 80 kez kanat çırpabilir.” title_font_size=”13″]
    en küçük canlılar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saplarıyla birlikte 100 cm’ye kadar boylanabilen mine çiçeğinin minicik yaprakları çoğunlukla eflatun ya da mavi renktedir. ” title_font_size=”13″]
    en küçük bitki, en küçük canlılar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”“Uç Uç böceğim… Annem sana terlik pabuç alacak…” diye mırıldandığınız sırada sözünüzü dinleyip uçup giden minicik canlının boyu yaklaşık 0,5 cm’dir.” title_font_size=”13″]
    en küçük canlılar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akarsu ve göllerde su üstünde yüzen su mercimeklerinden 5 bin tanesini bir araya getirseniz ancak bir yüzüğün kapladığı alanı kaplayabilirler.” title_font_size=”13″]
    en küçük çiçek, en küçük canlılar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir primat türü olan ipek maymununun ağırlığı doğduğu sırada yaklaşık 15 gramdır. Boyu anca 136 mm’ye ulaşabilirken 5 m’ye kadar sıçrayabilir.” title_font_size=”13″]
    en küçük canlılar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Boyları 16 mm’den 35 cm’ye kadar değişebilen, birbirinden farklı renklere sahip olabilen denizatlarının 40 kadar türü bulunuyor.” title_font_size=”13″]
    en küçük canlılar
  • UÇAMASALAR DA KUŞLAR

    Cüsselerinin büyük olması, minik kanatlara sahip olmaları ya da hiç kanatları olmaması sebebiyle uçamayan kuş türleri vardır. Bu kuş türleri büyük kanat kaslarını destekleyen omurgaları sahip olmasa da, hayatta kalma yeteneklerini çoğunlukla güçlü bacakları ile sağlarlar. Uçamayan kuş türlerini sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda’da yaşayan kivi kuşları kanatları olmadığı için uçamayan bir kuş türüdür. Boyu 45 cm olan kivi kuşlarının ağırlıkları ise dört buçuk kilogramı bulabilmektedir. Gagaları uzun bir hortuma benzeyen bu kuş türünün en önemli özelliği çok iyi koku alabilmesidir. Bacakları kalın ve güçlü olduğu için çok iyi koşabilen kivi kuşları gece avlanır, gündüz ağaç kovukları gibi karanlık yerlerde saklanırlar. Kivi kuşlarında kuluçkaya sadece erkek kuşlar yatar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Afrika kökenli olan deve kuşları, uçamayan en büyük kuş türüdür. Ağırlıkları 63 ile 130 kg arasında değişen deve kuşunun boy uzunluğu ise 2,75 metreyi bulabilmektedir. Uçamamasının oluşturduğu dezavantajı saatte 97 km hızla yarım saat boyunca durmaksızın koşabilmesi ile kapatır. Kuşlar arasında en büyük yumurtaya sahip olan deve kuşlarının açık kanat uzunluğu 32 metreyi bulmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda’da yaşayan weka kuşu da uçamayan kuş türlerinden biri. Ortalama büyüklüğü bir tavuk kadar olan weka’ların kızıla çalan kahverengi gagaları 5 cm uzunluğundadır. Dişi ve erkeklerinin nöbetleşe kuluçkaya yattığı weka’lar sivri kuyruklarını tıpkı yavru bir köpek gibi sürekli sallarlar. Uçamayan tüm kuş türlerinde olduğu gibi sağlam ve güçlü bacakları vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hindistan’nın güneydoğusundaki kırmızı hint kuşundan geldiği düşünülen tavuklar, dünyada en fazla bulunan kuş türüdür. Bir tavuk senede 300’den fazla yumurta yapabilmektedir. Tavukların boyunlarında bir zürafadakinden daha fazla kemik bulunur. En yakından tanıdığımız kuş türü olan tavukların uçuş rekoru yalnızca 13 saniyedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Oldukça iri cüsseleri ile uçamayan bir kuş türü olan tepeli devekuşu en tehlikeli kuş türüdür. Avustralya ve Yeni Gine ormanlarında görülen bu kuş türünün ortalama boyu bir buçuk metreyi geçebilmektedir. Kıla benzeyen tüy yapısı kuru kalmalarını sağlar. 50 senelik ömürleri ile dünyanın en uzun yaşayan kuş türleri arasına girer. Hantal görüntüsüne rağmen hızlı bir koşucu olan tepeli devekuşunun pençeleri 10 santimetreye ulaşabilmektedir. Erkek tepeli devekuşu 50 gün süren kuluçkaya tek başına yatmaktadır ve yumurtadan çıkan yavrusunu 9 ile 18 ay boyunca yine tek başına yetiştirmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Genellikle gece papağanı olarak bilinen kakapo, uçma yeteneğini kaybetmiş bir gece kuşudur. Yeni Zelanda’da yaşayan kakapoların gaga çevresi bıyık benzeri sert bir tüyle kaplıdır. Uçamayan tek papağan türü olan bu tür aynı zamanda dünyanın en ağır papağanıdır. Kamuflaj yeteneği ile zorlu doğa şartlarında saklanabilen kakapoların vücut uzunluğu 54 ile 68 cm arasında değişebilmektedir. Çok kısa kanatlara sahip olan kakapolar, kanatlarını ağaçlardan aşağı atlarken denge oluşturacak şekilde kullanırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Galapagos Adaları, Antartika, Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Amerika, Güney Afrika ve Güney Kutbu’nda yaşayan penguenler kuş türü olmalarına rağmen denizde daha çok vakit geçirirler. Boyları 30 ile 105 cm arasında değişen penguenlerin 18 türü bulunmaktadır. En iri penguen türü 45 kilograma ulaşan ağırlığıyla İmparator penguen türüdür. Ayakta durabilen penguenler, aynı zamanda çok hızlı yüzücüdürler. Kanatları uçmalarını sağlayan anatomik özelliklere sahip olmasa da, su altında çok hızlı yüzmelerini sağlayan yüzgeç görevi görmektedir. Kalın yağ tabakası sıfırın altındaki dondurucu soğuklarından korunmalarını sağlamaktadır.

  • KIRMIZI EN ÇOK BU BİTKİLERE YAKIŞIYOR

    Kırmızı çiçekler dünya genelinde sevgiyi ifade etmenin en iyi yolu olarak kabul edilir. İster büyük ve gösterişli çiçekler olsun ister küçük ve zarif, bu rengin gücü doğanın ve yeşilin ihtişamı ile birleştiğinde hem göze hem ruha hitap ediyor. Kırmızı açan çiçekler sadece estetik güzellikleriyle değil aynı zamanda oluşturduğu duygusal etki ile de önemli bir rol oynuyor. Kimi zaman aşkın ve zarafetin kimi zaman özlemin kimi zaman da gücün ve asaletin sembolü olan kırmızının en güzel tonlarını taşıyan çiçekleri ve özelliklerini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kırmızı Lilyum ” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Asya olan ve güneşi oldukça seven lilyumun uzun ve ince gövdeler üzerinde büyüyen çiçekleri büyük ve huni şeklinde parlak kırmızı tona sahiptir. Zambakgiller familyasından olan lilyumun kırmızı, beyaz, sarı, pembe ve turuncu renkli gösterişli çiçekleri bahar ve yaz aylarında açar ve güzel kokusuyla dikkat çeker. Hoş kokusunun yanı sıra dekoratif görünümleri ile ön plana çıkan çiçeklerden olan lilyum, zarafetin, asaletin ve masumiyetin temsilcisi olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Guzmanya ” title_font_size=”13″]

    Egzotik, dayanıklı ve gösterişli bir bitki olan guzmanya, özellikle iç mekânlarda dekoratif amaçlarla yetiştirilen popüler bir çiçektir. Parlak renkli çiçekleri ve yapraklarıyla dikkat çeken guzmanyanın rozet şeklindeki yapraklarından yükselen kırmızı çiçekleri uzundur. Tropikal bölgelerde doğal olarak yetişen guzmanya, nemli ve sıcak iklimleri sever. Bu nedenle iç mekânlarda yetiştirirken aydınlık ama direkt güneş ışığı almayan alanlar tercih edilmelidir; ayrıca bitkinin geceleri havadar bir ortamda durması önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yıldız Çadırı” title_font_size=”13″]

    “Sabah çiçeği” veya “sabah yıldızı” olarak da bilinen bir tür sarmaşık bitkisi olan yıldız çadırı, zarif çiçekleriyle tanınır. Bahçelerde, çitlerde ve pergolalarda yetiştirilir. Hızlı büyüyen bitkinin yaprakları ince ve tüylüdür. Çiçekler ise küçük ve geometrik bir yapıdadır. Çiçeklerin ortasındaki beyaz veya sarı renkteki boğum, çiçeğin güzelliğine güzellik katar. Sabah güneşiyle birlikte kırmızı çiçeklerini açan yıldız çadırı, akşamları tekrar kapanır. Yıldız çadırı sarmaşığı soğuk havalara karşı dayanıklı bir türdür, uygun şartlarda yetiştirildiği taktirde bitki boyu 6 metreye kadar uzayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gelincik ” title_font_size=”13″]

    Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’nın yemyeşil çayırlarında kırmızı çiçekleriyle görsel bir şölen sunan gelincik, oldukça zarif bir yapıya sahiptir. Çiçeklerini yaz aylarında açan gelinciğin bazı türleri beyaz, pembe, mor veya turuncu olabilir. Sıcak havaların sembolü olan gelincik birçok kültürde özgürlük, aşk ve güzellik gibi anlamlar taşır. Ayrıca Bozcaada’da gelincik yaprağı, tarçın, şeker ve suyla yapılan şerbet, bölgede Türk kahvesinin yanında içilmekte ve ferahlatıcı bir tat sunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antoryum ” title_font_size=”13″]

    Tropikal bölgelerde doğal olarak yetişen antoryum, büyük ve parlak yaprakları ile dikkat çekici kırmızı çiçekleriyle iç mekânlarda en çok tercih edilen bitkilerin başında gelir. Yaprakları kalp şeklindedir, parlak ve pürüzsüz bir yüzeye sahiptir. Çiçekleri ise dolgun ve dayanıklıdır; beyaz, pembe veya mor renkte de olabilir. Çiçeklerin ortasında ise uzun bir çiçek başı bulunur. Antoryum sadece dekoratif bir bitki olmanın ötesinde havayı temizleme özelliğine de sahiptir. Yaprakları havadaki zararlı maddeleri emerek temizler ve daha sağlıklı bir ortam sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gelin Tacı ” title_font_size=”13″]

    Hanımeligiller familyasının bir diğer kırmızı üyesi gelin tacının kalp şeklindeki yapraklarının arasından açan beyaz, pembe, mor, kırmızı veya turuncu çiçekleri sıra dışı sayılabilecek bir güzelliğe sahiptir. Işık seviyesine göre renk değiştiren çiçekleri gölgede daha beyazken tam güneşte ise kırmızı tonlarını alır. Küçük, çalı tipi görünümü ve eşsiz güzellikte renk renk çiçekleri ile Asya kökenli gelin tacı, bahçe çiçeği olmasına rağmen büyük saksılarda, balkon ve verandalarda da yetiştirilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Atatürk Çiçeği ” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Meksika ve Orta Amerika olan çiçek, ülkemize Atatürk zamanında getirilir ve Ulu Önder tarafından çok sevildiği için adına “Atatürk çiçeği” denilir. Çok sıcak ya da çok soğuk ortamlarda tutulmaması gereken bir bitki olan Atatürk çiçeği, güneşi sever ve bu nedenle gün içerisinde sürekli güneşe ihtiyaç duyar ancak güneş ışığına doğrudan maruz bırakılmamalıdır. Kış ayları bittiğinde yapraklarını döken çiçeğin bahar aylarında gövdesi üzerinde bulunan cansız yapraklar temizlenerek ve bitkinin zayıf dalları kesilerek budama işlemi tamamlanır. Bitkinin kırmızı açması için ise eylül ayından sonra karanlıkta beklemesi şarttır. Günde en az 14 saat ışıksız kalması gereken bitkiyi bir dolaba koyabilir ya da üzerine ışık geçirmeyen bir örtü örtebilirsiniz.

  • Eğer Sevimli Bir Canlıyı Hayatınıza Almayı Düşünüyorsanız…

    Eğer Sevimli Bir Canlıyı Hayatınıza Almayı Düşünüyorsanız…

    Hayatımıza sevgi katan minik dostlarımızı gözetmek, onların haklarını korumak insanlar olarak bizlerin görevi dedik ve sevimli bir canlıyı sahiplenme niyetinde olanlar için küçük bir liste hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kedi

    Bir canlıyı sahiplenmek için harekete geçmeden önce ortalama 10-15 yıllık bir hayat arkadaşı edineceğinizin bilincinde olmalısınız. Bu uzun soluklu yolculukta beslenmesinden sevgi ihtiyacına, sağlığından fiziksel bakımına arkadaşınızın sorumluluğunun sizde olacağını kavramalı ve sorumluluklarınızı yerine getirebileceğinizden emin olmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    köpek

    Sevimli dostunuzun günlük olarak açık havada vakit geçirmesi gerektiği gibi, veteriner ve mama gibi harcama gerektiren ihtiyaçları da olacak. Yani bir kedi ya da köpek sahiplenmek istediğinizde ekonomik koşullarınızın uygunluğunu ve yeterli zamanınızın olup olmadığını tekrar gözden geçirmenizde fayda var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hayvan sahiplenmek isteyenlerin çoğunluğunun tercihi cins kedi ya da köpekler oluyor, oysa sokak ya da barınaklar bir yuvaya ihtiyaç duyan birbirinden güzel canlılarla dolu. Ama illa ki cins bir hayvan sahiplenme niyetindeyseniz hayvan severlerin açtığı internet siteleri üzerinden bir şekilde yuvasından ayrılmış kedi ya da köpeklerle buluşabilir, mahrum kaldığı ev sıcaklığını ona tekrar yaşatabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir kedi ya da kuş sahiplenmek istiyorsanız sorun olmayacaktır belki ama bir köpek sahiplenme niyetindeyseniz oturduğunuz evin konumunu gözden geçirmeniz gerekir. İdeali bahçeli bir ev iken en kötü ihtimalle eviniz, köpeğinizin rahatça koşup oynayabileceği bir parkın yakınlarında olmalıdır. Aksi takdirde dostunuzu güdüsel ihtiyaçlarını karşılamaktan mahrum bırakmış olursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    pug cinsi köpek

    Bir kedi, bir köpek ya da minik bir kuş… Sizin yoksa bile evinizdeki bireylerin ve hatta çocuklarınızın bu sevgi yumağı canlıların tüylerine, kokusuna alerjisi olup olmadığını biliyor musunuz? Ev halkından birinin sahipleneceğiniz hayvana özel bir alerjisi bulunuyorsa durumun sizin için de minik dostunuz için de zora gireceğini unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    barınak, köpek

    Yavru kedi ya da köpek sahiplenmek isteyenlerin genel düşüncesi kendisini daha çabuk benimsemesi ve alışması oluyor. Oysa bu canlılar o kadar sıcakkanlı ki hangi yaşta olursa olsun sevgi ve ilgi gördükleri bir kişiye kısa sürede alışabiliyorlar. Unutmayın ki yuva arayan ama yavru olmayan hayvanlara kucak açmak da hayvanseverliğin yazılı olmayan kanunlarından biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    hayvan sahiplenme

    Düşündünüz taşındınız, kendinizi ve şartlarınızı gözden geçirdikten sonra bir canlıyı sahiplendiniz. Yapacağınız ilk iş barınaktan, sokaktan veya sahibinden alarak sahiplendiğiniz minik canlıyı bir veterinere götürmek ve sağlık kontrolünden geçirmek olmalı. O gün gerekli aşılarını hatta bakımını yaptırarak yeni hayatınıza ilk adımı atabilirsiniz.

  • Birbirinden Güzel Manzaralara Sahip Tren Rotaları

    Birbirinden Güzel Manzaralara Sahip Tren Rotaları

    Yaşadığımız gezegen uçsuz bucaksız doğal güzelliklerle dolu. Hepsini görmek, bilmek, yaşamak da bir o kadar zor. Ama insan icadı ulaşım araçlarıyla uzun yollar kat edebilirken aynı zamanda doğaya daha fazla tanıklık etmek de mümkün. Bu sayfada en güzel manzaralar eşliğinde yolculuk edebileceğiniz tren rotalarını karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Toros Ekspresi, Türkiye” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Glacier Express, İsviçre” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Flam Railway, Norveç” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Black Forest Line, Almanya” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Settle Carlisle Railway, İngiltere” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Darjeeling Himalaya Demiryolu, Hindistan” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Trans Sibirya Demiryolu, Moskova ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğu Ekspresi, Türkiye” title_font_size=”13″]
  • MUHTEŞEM DOĞASI VE BİNLERCE ADASIYLA FİLİPİNLER

    Doğusunda Pasifik Okyanusu, batısında Güney Çin Denizi bulunan ada ülkesi Filipinler, doğal güzellikleri, zengin kültürel mirası ve misafirperver insanlarıyla keşfedilmeyi bekleyen bir ülke. Güneydoğu Asya’nın gözde turizm ülkeleri arasında yer alan Filipinler hakkındaki bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Filipinler, Portekizli kâşif Ferdinand Macellan tarafından 16. yüzyılda keşfedilmiştir. Macellan, İspanya adına düzenlediği deniz seferinde Doğu Hint Adaları’na ulaşmayı hedeflemiş ancak 1521’de Filipinler’in üçüncü büyük adası olan Samar Adası’na ulaşmış ve Filipinler’e ayak basan ilk Avrupalı olmuştur. Ülke, 1542’de İspanya Kralı II. Philip’in onuruna “Las Islas Filipinas” ismini almıştır. 300 yıldan daha fazla bir süre İspanyol İmparatorluğu’nun hakimiyetinde olan ülke, 1898’de bağımsızlığını ilan etmiş ve resmî adı “Filipinler Cumhuriyeti” olmuştur. Macellan ise buradaki fetih savaşında yerel bir şef olan Filipinler’in ulusal kahramanı Lapu-Lapu ile girdiği çatışmada hayatını kaybetmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Filipinler, dünyanın en büyük ikinci takımadalarından biridir. Birinci sırayı Güneydoğu Asya’daki Endonezya 17 bin ada ile alırken, Filipinler 7000’den fazla ada ve adacık ile ikinci sırada yer alır. Filipinler’de sadece 900’e yakın ada ve adacıkta yerleşim vardır. Kuzeyde Luzon, orta kesimde Visayas ve güneyinde Mindanao; ülkenin başlıca en büyük üç adasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Filipinler, “Pasifik Ateş Çemberi” olarak bilinen volkanik bir kuşak üzerinde yer alır. Ülkede birçok aktif volkan bulunurken, 1991’e kadar sönmüş volkan kabul edilen Pinatubo Yanardağı’nda 600 yıla yakın sessizliğinin ardından 1991’de patlama meydana gelir. Bu patlama, 20. yüzyıldaki en şiddetli ikinci patlama olarak kabul edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Filipinler’deki Palawan Adası’nda dünyanın en büyük su altı mağarası bulunmaktadır. Puerto Princesa Yeraltı Nehri Millî Parkı’ndaki 8,2 kilometre uzunluğa sahip mağara, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Filipinler’de yaklaşık 120 dil konuşulmaktadır. Yerel dilleri olan Sabuanca ve Filipinceyi konuşan nüfus sayısı ülkenin yarısı olsa da eğitim dili İngilizce ve Filipincedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tropikal iklime sahip Filipinler, biyolojik çeşitlilik açısından da oldukça zengin bir ülkedir. Maymun yiyen kartal, bir diğer adıyla Filipin kartalı, ülkenin ulusal kuşudur. Bu kuşun nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle kartala zarar verenler ağır para cezasının yanı sıra 12 yıl hapis cezası almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    2018’de Filipinler’in gözde tatil adası Boracay, altı ay boyunca turizme ve ziyarete kapatılmıştır. Bunun nedeni adaya olan aşırı talep ve sonrasında gelen çevre kirliliğidir. Turkuaz rengindeki denizi, ormanları ve dört kilometrelik beyaz kum sahili ile ünlü adada; düzensiz yapılaşmadan kaynaklı çevre kirliliğinin önüne geçmek, tatil köylerindeki kalabalığı azaltmak ve kanalizasyon sularının denize karışmasını önlemek için yeni kurallar getirilmiş ve temizlendikten sonra kapılarını tekrar ziyaretçilerine açmıştır.

  • KARLAR İÇİNDE RENGÂRENK KUŞLAR

    İnsan, minicik bedenlerine bakıp da karla kışla nasıl baş ettiklerine şaşırmıyor değil. Osmanlı döneminde ne güzelmiş; camilerin, köşklerin, çeşmelerin ve daha pek çok yerin duvarlarına kuş evleri inşa edilir, zor hava koşullarında buralara sığınmaları sağlanırmış. Doğa koşullarına adaptasyon yetenekleri tahminlerimizin üstünde olsa da biz de soğuk günlerde onlar için yaşamsal çözümler üretebiliriz. Örneğin sokağımızdaki uygun yerlere yemlikler yerleştirerek beslenmelerine yardımcı olabiliriz. Balkonumuza zaman zaman sevecekleri besinleri bırakarak onlara güzel bir ziyafet çekebiliriz. Onlar, hayatımıza renk ve ses katan varlıklar…  Bu minik canlıları birkaç saniye görmenin bile ruhumuza iyi geldiğine şüphe yok… Aşağıda beyazlar içinde göreceğiniz rengârenkler kuşlar da size iyi gelecek. Onlara eşlik eden ise şairlerimizin birbirinden güzel dizeleri olacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar

    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.”

    Cemal Süreya

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Hele kuşlar! Avcılara bile kin beslemezler.”

    Cahit Sıtkı Tarancı

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    “Konuşuyorsun ya

    Sisten güneşe çıkıyor

    Kırmızı kuşlar.”

    Şükrü Erbaş

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Hayatımın üstünde imkânsız kuşlar uçuyor.”

    Didem Madak

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Çok neşeli, kuşlar konmuş sesine.”

    Birhan Keskin

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Seni anlatmaya başlayınca güle

    Baktım kuşlar da dinliyor hikâyemi.”

    Ömer Hayyam

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    “Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün.”

    Gülten Akın

  • Beyaz Kumsalları Ve Mavinin Eşsiz Tonları İle 8 Maddede Türkiye’nin Maldivleri Salda Gölü

    Beyaz Kumsalları Ve Mavinin Eşsiz Tonları İle 8 Maddede Türkiye’nin Maldivleri Salda Gölü

    Doğal güzellikleri, saklı kalmış cennet köşeleri saymakla bitmeyen ülkemizde son yıllarda popülerleşen Salda Gölü ülkemize ve bulunduğu Göller Bölgesi’ne büyük sayıda yerli ve yabancı turist çekiyor. Güzeller güzeli doğası sayesinde Türkiye’nin Maldivleri olarak anılmaya başlayan Salda Gölü’nü 8 maddelik listemizle ekranınıza taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Salda Gölü, Burdur Yeşilova’ya 4 kilometre uzaklıkta bulunan karstik bir göldür. Karstik göller, kalker ve kaya tuzu gibi eriyebilen kayaçların bulunduğu bölgelerde meydana gelirler ve genellikle Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer alırlar. Salda Gölü’nün kendine has görsel güzelliğinde bu karstik yapının da payı vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Salda Gölü’nün suyunda ve çevresindeki kayalarda magnezyum mineralinin bulunması burayı eşsiz kılan özelliklerin başında gelir. Çünkü magnezyum göldeki kayalara beyaz rengi verir ve böylece Salda Gölü, Mars gezegenine has yüzey özellikleri gösterir. Birçok kaynakta yeryüzünde bu özellikleri gösteren sadece bir göl daha olduğu, bu gölün ise Kanada’da yer aldığı belirtilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gölün suyunda bulunan magnezyumun bir diğer etkisi ise göl suyunun cilt rahatsızlıkları için rahatlatıcı bir etki sağlamasıdır. Salda’nın suyunda bulunan magnezyum, soda ve kilin bazı cilt hastalıklarının tedavi edilmesinde yararlı olduğu düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Salda Gölü’nün bir başka özelliği ise Türkiye’nin en derin, dünyanın ise üçüncü en derin gölü olmasıdır. Gölün seyir eyleyenleri başka diyarlara götüren masmavi sularının altında yaklaşık olarak 185 metrelik bir derinlik yatmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Salda Gölü, çoğu gölden farklı olarak yüzmeye uygun plajlar da barındırır. Yeşilova Halk Plajı ve Salda Orman Plajı, Salda Gölü’nün yüzmeye en uygun yerleridir. Gölün mavi suları insanı yüzmeye davet etse de gölde yüzerken dikkatli olmak gerekir. Suyun daha koyu renkli olduğu bölgelerde yüzmek tehlikelidir çünkü gölde doğası gereği bataklık alanlar bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Salda Gölü’nün manzarası hem gölün özel yapısı hem de çevresindeki çam ormanları nedeniyle büyüleyicidir. Bu güzel manzaranın tadını çıkarmak için en elverişli nokta denizden 1280 metre yükseklikteki Salda Beli’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Salda Gölü sadece yüzmek ya da manzara fotoğrafı çekmek isteyenler için değil kamp meraklıları için de çok çekicidir. Gölün etrafı çam ormanlarıyla çevrilidir, bu güzel ortamda kamp yapmak isteyenler Salda Gölü’ne akın eder. Temmuz ve ağustos aylarında ise Salda’da gençlik kampları düzenlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in yeşilini ve mavisini izlemeye doyamadığımız Salda Gölü; Türkiye’nin en temiz ve en berrak özelliklere sahip gölü olarak tanınıyor.

  • Türkiye’de de Görebileceğiniz 8 Baykuş Türü

    Türkiye’de de Görebileceğiniz 8 Baykuş Türü

    Baykuşlar son derece keskin görüşleri, güçlü işitme yetileri, kafalarını 270 derecelik bir açıyla hareket ettirebilmeleri, sessiz uçuşa elverişli tüyleri, kamuflaj yetenekleri, hatta bir bilgeyi andıran duruş ve bakışları ile hayranlığımızı kazanmış canlılardır. Ülkemizde görülen ve bize göre alabildiğine sevimli 8 baykuş türünü siz de listemizde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    baykuş türleri

    En büyük baykuş türlerinden olan balık baykuşunun Avrupa genelinde sadece ülkemizde ürediği ve sayılarının oldukça az olduğu biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    baykuş türleri

    19-21 cm boylarındaki ishak kuşu ülkemizdeki en küçük baykuş türüdür. Köy yerlerinde gece duyulan baykuş sesleri genellikle bu türe aittir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    baykuş türleri

    Kukumavlar, tarla ya da bahçe gibi yeşilliği olan yerleşim yerlerinin yakınlarında yaşamayı severler. Ağaç kovuklarına, kaya oyuklarına ya da çatılara yuva yapabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dağlık bölgelerdeki ormanlık alanlarda yaşayan paçalı baykuşlar da diğerleri gibi gece avlanırlar. Besinleri arasında omurgasızlar, küçük memeli hayvanlar, tarla fareleri ve kuşlar bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    baykuş türleri

    Alaca baykuş özellikle kuluçka döneminde çok asabi ve saldırgan olabilmektedir. Bol yapraklı ağaçların dallarına tünemeyi, ağaç gövdelerindeki deliklere yuva yapmayı severler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    baykuş türleri

    Peçeli baykuşun farklı özellikler gösteren türleri vardır. Geneli üstün bir işitme yeteneğine sahiptir ve avlarının yerini sesinden tespit eder. Kuluçka dönemindeki dişileri beslemek erkek peçeli baykuşların görevidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    baykuş türleri

    Kulaklı orman baykuşu sakin zamanlarında tüylü yuvarlak bir top gibi görünürken, teyakkuz halinde kulak tüylerini de dikleştirir ve dimdik bir görüntü verirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Pek çok alt türü bulunan puhu kuşu ortalama 70 cm’lik boyu, 2 metreyi bulan kanat açıklığı, turuncu gözleri, uzun kulak püskülleri ile baykuşların en iri türlerindendir. Yuvalarını genellikle uçurum çıkıntılarına ve kayalık alanlara yaparlar.