Kategori: Rota/Doğa

  • Hayatın Kültür Sanatla Aktığı Şehir Viyana

    Hayatın Kültür Sanatla Aktığı Şehir Viyana

    Son iki yıldır “dünyanın en yaşanılası şehri” unvanına layık görülen Viyana; imparatorluk mirası şehir silueti, sanatsal etkinliklerin bolluğu, kafeleri ve elbette masalsı balo kültürüyle tanınıyor. 2 milyona yakın nüfusuyla canlı bir hayata sahip ve dünyanın Almanca konuşulan en büyük ikinci şehri. Ülkemizden kısa bir uçuşla ulaşılabilen bu kültür sanat harikası başkent listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Viyana tüm Orta Avrupa şehirleri gibi bizler için oldukça sert bir iklime sahip, bu yüzden ilk önerimiz Viyana’yı ziyaret etmeye karar verirseniz seyahat tarihinizi buna göre ayarlamanız. Her ne kadar kış soğuğundan kaçınmanızı öneriyor olsak da şehrin karlar altında ayrı bir güzel gözüktüğünü belirtmeden geçmek haksızlık olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    barok mimari

    Yaklaşık 2500 yıldır yerleşim yeri olduğu düşünülen şehir, tarihinin tüm dilimlerinde politik ve kültürel açıdan önemli bir merkez olmuş. Bu durumun en güzel göstergesi ise günümüzde de ihtişamları ile büyüleyen imparatorluk sarayları Schönbrunn ve Hofburg. Fotoğraftaki ise iki adet barok binadan oluşan şehrin mücevheri Belvedere Sarayı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yapımı 1861 ile 1869 yılları arasında gerçekleşen Viyana Şehir Operası, tam 150 yıldır Avrupa’da müziğin en önemli merkezlerinden biri… Savaşta bombalanan bina restore edilmiş ve ikinci açılışı Beethoven’ın Fidelio’su ile olmuş. Viyana Şehir Operasının sayısı 1000’i bulan çalışanı bulunuyor ve hala zamanın en önemli orkestralarına ev sahipliği yapıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir başka etkileyici Viyana binası ise Avusturya’nın en geniş koleksiyonuna sahip olan Sanat Tarihi Müzesi. Gerek dikdörtgen binası ve sekizgen şeklindeki kulesi, gerekse içindeki koleksiyonlarda bulunan Dürer’den Rubens’e, Brügel’den Rembrandt’a paha biçilmez eserleriyle Sanat Tarihi Müzesi kesinlikle görmeniz gereken yerlerden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bu gösterişli şehrin ve hatta tüm ülkenin en büyük kütüphanesi de ihtişamına yakışır biçimde Hofburg Sarayı’nın içinde yer alıyor. Avusturya Milli Kütüphanesi’nde 12 milyon eser bulunuyor, Thomas Bernhard, Stefan Zweig, Kafka ve Rilke gibi yazarlara ev sahipliği yapan ülkenin böyle bir kütüphaneye sahip olması şaşırtıcı değil tabii…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eğer dünyada klasik müziğin merkezi olabilecek bir şehir varsa o da Viyana’dır. Burada doğan ya da yaşayan büyük müzisyenlerin hepsini saymak imkânsız ama Mozart, Beethoven, Brahms, Schubert, Haydn ilk akla gelenler… Yüzyıllardır devam eden ve dünyanın en iyi orkestralarına ev sahipliği yapan Viyana balolarında bu müzik mirasının etkisi kuşkusuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Viyana sadece sanat alanında çığır açan isimlere ev sahipliği yapmamış. Psikanalizin kurucusu Freud, fizikçi Schrödinger, filozof Wittgenstein ve daha niceleri… Fotoğrafta gördüğünüz ise Art Nouveau akımının öncülerinden Otto Wagner’in tasarladığı Majolika Evi. Wagner, Leopold Kilisesi, Avusturya Posta Binası gibi eserlerin de mimarı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Viyana mutfağı denince başrolü Viyana Şinitzeli kapıyor, bizim bildiğimiz şinitzelden farkı etin incecik dövülmesi ve üzerindeki panenin de çıtır çıtır olması. Turistlerin denemek için uzun sıralar oluşturduğu tabağın eşlikçisi ise yine Viyana’ya özgü bir tarifi olan patates salatası.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Tarih boyunca entelektüel sohbetlere ve yaratım süreçlerine ev sahipliği yapan Viyana kafeleri ve kafe kültürü UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde bulunuyor. Kendinizi başka bir zamanda hissedeceğiniz bu kafelerde Viyana’nın Melange ve Einspaenner gibi kahve çeşitlerini; Sacher Torte ve Apfelstrudel gibi dillere destan tatlıları denemeyi unutmayın.

  • Türkiye’nin Dört Bir Yanından 8 Doğa Harikası Şelale

    Türkiye’nin Dört Bir Yanından 8 Doğa Harikası Şelale

    Ülkemizin, bünyesinde barındırdığı sayısız doğal güzelliği, gezilip görülmesi gereken birçok noktası var. Adından pek sık bahsedilmeyen şelalelerimiz bunlardan sadece bir tanesi. Zengin ve hafızalara kolayca yer eden manzaralarıyla doğa tutkunları için vazgeçilmez adresler arasında yer alıyorlar. Biz de ülkemizdeki şelaleler arasından 8 tanesini doğa tutkunları için araştırıp listemize taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Antalya’nın sembolleri arasında yer alan Düden Şelalesi şehir merkezine yaklaşık 10 km mesafede bulunur. Şelale, çay boyunca Yukarı Düden ve Aşağı Düden olarak iki farklı kola ayrılıp, 40 metrelik falezden Akdeniz’in sularına karışıyor. Ayrıca bulunduğu bölgedeki Gençlik Parkı, çevresindeki çeşitli restoran ve kafeler bölgeyi daha da güzelleştiriyor. Her yıl birçok farklı kesimden turiste ev sahipliği yapan Düden Şelalesi’nde bir de mağara bulunmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İsmini Osmanlı Padişahı IV. Murat’tan alan Muradiye Şelalesi, Van merkezine 80 km uzaklıktadır. Görkemli şelale Bend-i Mahi üzerinde, Muradiye ilçe sınırları içerisinde yer alır. Şelaleye ulaşmayı ilk olarak 60 metre yükseklikte bulunan bir asma köprüden geçerek başarıyorsunuz. Doğal güzelliğiyle kendine hayran bırakan şelale yaklaşık 20 metre yükseklikten Bend-i Mahi Çayı’na dökülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kuzalan Şelalesi Giresun’un Dereli ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin gizli cenneti olarak bilinen şelale Kuzalan Köyü’nde, bir tabiat parkı alanında bulunmakta. Merkeze yaklaşık 50 kilometrelik bir mesafede bulunan şelale ve tabiat parkı, son zamanlarda oldukça rağbet görmüş, yeni turizm rotalarından biri arasında kabul edilmektedir. Şelalenin yol üstünde bulunması ulaşımını daha da kolay yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Manavgat Şelalesi ülkemizin en bilindik şelalelerinin başında gelir. Antalya’ya bağlı Manavgat ilçesinde bulunan şelale, Manavgat Nehri’nin yarattığı akıntılarla meydana gelmektedir. Şelale sularının aktığı yükseklik pek fazla olmasa da yüksek bir debiyle akıp geniş bir alana yayılır. Özellikle şelalenin yarattığı olağanüstü manzara, her yıl binlerce kişinin ziyaret etmesinin başlıca sebebidir. Adını bulunduğu ilçeden alan şelale, merkeze sadece 5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Ayrıca çevresinde bulunan çay bahçeleri, balık restoranları ve su sporu seçenekleriyle şehirden uzaklaşmak için güzel bir adres.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bursa ilimizin Mustafa Kemal Paşa ilçesine bağlı olan Suuçtu Şelalesi, ilçenin yaklaşık 20 km doğusunda bulunmakta. Şelale bölgedeki tatlı su kaynaklarından biridir, bu sayede içme suyu kaynağı olarak da en büyüğüdür. Bölgede bulunan derenin altındaki fay hattının kırılması Suuçtu Şelalesi’nin oluşmasını sağlamıştır. Yaklaşık 40 metre yükseklikten akan şelale, yaşattığı görsel şölenin yanı sıra etrafında bulunan kamp alanları, piknik ve kahvaltı seçenekleri ile ziyaretçilerin ilgi odağı olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tomara Şelalesi Gümüşhane’nin Şiran İlçesine yaklaşık 14 km mesafede bulunmaktadır. Seydibaba Köyü’nde yer alan şelalenin genişliği 15, yüksekliği ise 25 metredir. Bölge halkı için aynı zamanda su kaynağı olarak da kullanılmaktadır. Ülkemizin doğa harikalarından biri olan şelale, her yılın temmuz ayında geleneksel olarak düzenlenen Tomara Festivali’ne de ev sahipliği yapıyor. Farklı tarz ve müziğe sahip sanatçılar sahne alıyor, bölge halkı tarafından etkinlikler düzenleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karasu Şelalesi Sakarya iline bağlı Karasu ilçesinin sınırında yer almaktadır. Maden Deresi’yle aynı bölgede bulunan Karasu Şelalesi, civarda bulunan piknik alanları ve güzel manzarasıyla keyifli vakit geçirebileceğiniz bir yer. Piknik alanından şelaleye doğru yarım saatlik bir yürüyüş yapıp, iki farklı rotayla alana ulaşabilirsiniz. Bir tanesi patika yolu, bir diğeri ise derenin içerisinden… Yaz ayları dışında pek mümkün olmasa da, bazı kimseler için keyifli alternatiflerden.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 2 km’lik kanyonun içinden geçen bir ırmağın oluşturduğu Kurşunlu Şelalesi, Antalya ile Isparta yolunun yakınlarında bulunmaktadır. Fazla büyük olmayan şelalenin suyu yaklaşık 18 metrelik yükseklikten dökülmekte ve küçük şelaleciklerle de 7 adet gölet birbirine bağlanmaktadır. Bulunduğu bölge ise 1986 yılında tabiat parkına dönüştürülerek insanların ziyaretine açılmıştır. Kurşunlu Şelalesi ve etrafında bulunan piknik alanları 33 hektarlık bir alanı kapsar, muhteşem manzarasıyla ziyaretçilerine eşsiz bir seyahat yaşatır.

  • Seyahate Kolaylık ve Eğlence Katacak Teknolojik Ürünler

    Seyahate Kolaylık ve Eğlence Katacak Teknolojik Ürünler

    Birkaç yıl önce aklımıza dahi gelmeyen ama bugün her anımıza kolaylık katan teknolojik ürünler seyahat ederken de en büyük dostlarımız. Her geçen gün gelişen ve daha da pratikleşen teknolojik ürünlerin hangileri tatilde de yanınızda olmalı, sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Telefonunuzun şarjı hiç bitmesin, iletişiminiz kesilmesin diye güç kaynağı.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tatilde de jilet gibi olmak için seyahat ütüsü.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ya otelde yoksa? Minik saç kurutma makinesi.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Müziksiz tatil olmaz, bluetooth kulaklık ve hoparlör.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzun araba yolculuklarının olmazsa olmazı araç içi şarj cihazı.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tüm kitaplarınızı tatile götürebilmek için E-kitap okuyucu.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Deniz altının güzeller güzeli doğasını fotoğraflamak için su altı fotoğraf makinesi.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hava karardığında da doğayı keşfetmeye devam etmek için güneş ışığı ile şarj olan fener.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Özellikle başka kıtalara seyahat edecekler için priz dönüştürücü ve çoklu priz.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tatilin en güzel anılarını ölümsüzleştirmek için özçekim çubuğu.” title_font_size=”13″]
  • DÜNYANIN EN ESKİ ÇARŞILI KÖPRÜLERİNDEN BURSA IRGANDI KÖPRÜSÜ

    Bursa’da, Gökdere Suyu üzerine inşa edilen Irgandı Köprüsü, 583 yıldır şehrin tarihine tanıklık ediyor. Dünya üzerinde benzeri bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olan Irgandı Köprüsü hem mimari yapısıyla hem de üstünde yer alan çarşısıyla dikkat çekiyor. Osmanlı’dan günümüze uzanan bu eşsiz yapı, tarih boyunca ticaretin ve zanaatkârlığın kalbinin attığı yerlerden biri olmuştur. Bugün hâlâ sanatkârların ve el emeği ürünlerin buluştuğu özel bir nokta olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Detayları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    15. yüzyılda Osmanlı’nın önemli ticaret merkezlerinden biri olan Bursa’da, dönemin tüccarları ticaret yollarını güçlendirmek amacıyla hanlar, çarşılar ve köprüler yaptırmıştır. Irgandı Köprüsü de bu amaçla, yoğun ticaret hayatına sahip Bursa’da inşa edilen yapılardan biridir. 1442 yılında, Sultan II. Murad Dönemi’nde; Irgandılı Pir Ali oğlu tüccar Hoca Muslihiddin tarafından yaptırılmış, mimarının ise Abdullah oğlu Timurtaş olduğu rivayet edilmektedir. Bu köprüyü eşsiz kılan en önemli özelliklerden biri üzerinde bir çarşısının bulunmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Köprü, Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen çarşılı köprülerin nadir örneklerinden biridir. Sadece şehri birbirine bağlamakla kalmamış, aynı zamanda ticari bir merkez işlevi de görmüştür. İlk yapıldığı dönemde kâgir (taş veya tuğladan yapılan yapı) bir yapı olduğu, her iki tarafta 16 bölüm olmak üzere, toplam 31 dükkân ve 1 mescit bulunduğu; ayaklarında ise depo ve ahır bölümlerinin yer aldığı bilinmektedir. Ancak köprü, zaman içinde büyük yıkımlara uğramış ve çeşitli restorasyonlardan geçtiği için orijinal hâline dair kesin bilgiler sınırlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1855 yılındaki büyük depremde ağır hasar gören Irgandı Köprüsü, onarıldıktan sonra üstü açık ve ahşap dükkânların yan yana dizildiği bir çarşı hâline getirilmiştir. 1922 yılında, işgal kuvvetleri Bursa’yı terk ederken köprüyü bombalayarak yıkmıştır. Ardından, 1949 yılında köprü çarşısız ve betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. 2004 yılında ise köprünün rekonstrüksiyonu gerçekleştirilmiş ve çarşı kısmı aslına uygun şekilde yeniden yapılmıştır. Günümüzde Irgandı Köprüsü, özgün mimari yapısına oldukça yakın bir görünümle hizmet vermeye devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bursa’nın kültürel ve turistik merkezlerinden biri olarak işlev gören bu köprü üzerinde, geleneksel el sanatlarıyla uğraşan zanaatkârların dükkânları yer almakta; ebru, hat, çini, seramik ve ahşap oyma gibi sanat dallarına ait el yapımı eserler burada satışa sunulmaktadır. Ayrıca, köprünün tarihî atmosferini yansıtan küçük kafeler ve sanat atölyeleri de ziyaretçilere açıktır. Bu yönüyle Irgandı Köprüsü hem tarihî bir yapı hem de sanat ve zanaat kültürünü yaşatan bir merkez olarak Bursa’nın önemli simgelerinden biri hâline gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1345 yılında inşa edilen ve Floransa’nın simgelerinden biri hâline gelen Ponte Vecchio, üzerinde kuyumcu dükkânlarının yer aldığı ünlü bir köprüdür. Orta Çağ’dan günümüze ulaşan çarşılı köprüler arasında en bilinen örneklerden biridir. Bulgaristan’da bulunan Osma Köprüsü, Osmanlı Dönemi’ne ait olup, üzerinde dükkânların bulunduğu ender çarşılı köprülerdendir. 1588 yılında tamamlanan Rialto Köprüsü ise Venedik’in en ünlü yapılarından biri olarak, tarihî dükkânlarıyla öne çıkar. Irgandı Köprüsü de benzer mimari özellikler taşıyan, dünya üzerindeki sayılı çarşılı köprülerden biridir. Sadece bir ulaşım güzergâhı değil, aynı zamanda geçmişin izlerini bugüne taşıyan değerli bir kültürel miras olarak da büyük önem taşımaktadır.

  • Türkiye’nin Medeniyet Doğuran Büyük Nehirleri

    Türkiye’nin Medeniyet Doğuran Büyük Nehirleri

    Siz gürül gürül akan bir nehre yakın mesafeden bakmış mıydınız hiç? Hızına, sesine, coşkusuna tanık oldunuz mu? Ya da olanca sakinliğiyle şehirlerin hatta ülkelerin içinden kıvrıla kıvrıla geçip giden bir nehir gördünüz mü? Cevabınız “Evet” ise yeryüzündeki şanslı insanlardan birisiniz siz. Su döngüsünün bu en önemli öğeleri, fotoğraflarda bile büyüleyebilen halleriyle listemizde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • 9 Madde İle Keşfedilmeyi Bekleyen Şehir Uşak

    9 Madde İle Keşfedilmeyi Bekleyen Şehir Uşak

    Uşak’ı Türkiye haritası üzerinde bir çırpıda gösterebilir misiniz? Peki, Uşak’la ilgili aklınıza gelen ilk üç şey nedir diye sorsak? Bunlar şehri tanıyanlar için oldukça kolay sorular ama cevap vermekte zorlananlar için yardım alabilecekleri keyifli bir liste hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Komşuları Kütahya, Afyon, Denizli ve Manisa olan Uşak, Ege Bölgesi’nde yer alır. İç Anadolu Bölgesi’ne de yakın konumuyla iklimi ılıman değil daha çok karasaldır, yani yazları sıcaktır ama kışları da bir o kadar sert geçer. Uşak’a gidip de görmeden dönülmemesi gereken yerlerin başında ise Burma Camii gelir. Şehir merkezinde mimarisiyle ilgi çeken eserin 16. yüzyılda yapıldığı düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Büyük İskender’in Anadolu’yu ele geçirmesinden sonra bölgeye yerleşen insanların kendilerine Makedonyalı Blaundus adını verdiği rivayet ediliyor. Blaundus Antik Kenti’nin adı işte o tarihten miras… Uşak’a 40 km mesafedeki yerin varlığı 1845 yılında fark edilmiş… 2018 yılında ise saklı kalıntıları gün yüzüne çıkarmak ve bölgeyi canlandırmak için kazı çalışmaları başlatıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Uşak Arkeoloji Müzesi tadilat nedeniyle bir süredir kapalı fakat şehrin akılda tutulması gereken yerlerinden biri olduğu için listemizde yer veriyoruz.  Özellikle, 60’lı yıllarda Amerika’ya kaçırılan, Kültür Bakanlığının peşini bırakmayıp dava açtığı ve 1993’te ülkemize geri getirilen namıdiğer “Karun Hazineleri”nin de burada sergilendiğini söylemeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    45 kilometre uzunluğundaki Ulubey Kanyonu bir ana kanyon ile ona bağlı onlarca kanyondan oluşuyor. İçinden dereler, çaylar geçen doğa harikası kanyonu 2015 yılında açılan cam seyir terasından seyretmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Frigyalılardan, yani 2500 yıl önceden günümüze ulaşan, 24 metre uzunluğundaki Clandras Köprüsü Uşak’a 46 km mesafede. Köprü sadece mimarisiyle değil çevresindeki doğa ile de göz kamaştırıyor. Bölgeyi geliştirmek ve turizme kazandırmak için gönüllü çalışmalar da yapılmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    30’dan fazla erkek cirit kulübünün bulunduğu Uşak’ta, aynı zamanda ilk kadın cirit kulübünün kurulduğunu da biliyor musunuz? Ata sporumuzu büyük bir coşkuyla sürdüren şehirde her yıl nisan ayında ulusal cirit müsabakaları düzenleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uşak deyince akıllara gelmesi gereken bir başka konu da dokumacılık olmalıdır. Çeşit çeşit dokumanın yapıldığı şehir özellikle halı ve kilim dokumalarıyla yüz yıllar öncesinde nam salmıştır. Türkiye’nin ilk halı müzesi de tarihi bir Uşak evi restore edilerek yine bu şehirde kurulmuştur. Diğer taraftan tıpkı dokumacılık gibi deri işçiliğinde de Uşak büyük bir birikime sahip; şehrin tabakhanelerinde dünyanın en iyi deri ürünleri üretiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizdeki battaniye üretiminin yüzde 95’i de Uşak’ta gerçekleşmektedir, özellikle yün battaniyeler… Evimizde bizlere konfor sağlayan battaniyeler bazı insanlar için ev sıcaklığını hissedebileceği bir araç olabiliyor ve Uşak’ta, göçmenlerle çevre ülkelerdeki savaş mağdurları için milyonlarca battaniye üretiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Uşak mutfağında Ege ve İç Anadolu’nun mutfak kültürü harmanlanmış… En çok yapılan yemekler arasında yumurta sızdırması, keşkek, pazı yaprağı ile yapılan sarma, ciğerli bulgur bulunuyor. Ama tarhana çorbasının ülkemizdeki özel birkaç adresinden biri de bu şehirdir. Eskiden “dar hane”lerin çorbası olduğu düşünülen lezzet bugün her sınıf için tadına doyum olunmayan bir lezzet. Fakat takdir edersiniz ki Uşak usulü hakiki bir tarhana çorbası içmek isterseniz Ege’nin bu mütevazı şehrine bir yolculuk yapmanız gerekir.

  • İLGİNÇ YASAKLARIYLA ÜNLÜ ADA ÜLKESİ

    Tarihi 11. yüzyıla kadar uzanan, 19. yüzyılın sonlarında kauçuk ve kalay madenleri ile zenginleşen Singapur, en pahalı ülke statüsünü yıllardır başka bir ülkeye kaptırmıyor. Doğa ile modern yapıların iç içe geçtiği, farklı kültürlerin ahenk içinde yaşadığı ülke hakkındaki ilginç bilgileri derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Singapur, temelde bir büyük ada ülkesi olsa da ana adayı çevreleyen, çoğu ıssız 64 adet ada ve adacıktan oluşur. Malezya ve Endonezya arasında yer alan küçük ada ülkesi Singapur, şehir devleti statüsündedir ve bağımsızlığını 1965’te ilan etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Singapur, günümüzde 4 resmî dile sahip çok dilli ülkelerden biridir. Singapur’da Çince, İngilizce, Malayca ve Tamilce dilleri konuşulur. Eğitim ve iş sektörünün resmî dili ise İngilizcedir. Singapurlular İngilizce konuşma diline özgü kelimeleri kendilerine has şekilde kullanır ve bu aksana Singlish denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Singapur, Güneydoğu Asya’da, Tayland, Birmanya ve Malezya topraklarının yer aldığı Malay Yarımadası’nda yer alır. İlk yerleşimciler 11. yüzyılda gelen Malay halkıdır. Şehrin adı da Malay dilinde aslan anlamına gelen ‘’simha veya singha’’ kelimelerinden gelmiştir. Ülkenin ulusal sembolü de aslandır. Ancak ülkenin geçmişine bakıldığında aslanların yaşadığına dair herhangi bir kayıt bulunamamıştır. Rivayete göre 14. yüzyılda Malezyalı bir prens, Singapur kıyılarına yaptığı sandal gezisi sırasında kıyıda heybetli bir aslan görür. Prens, gördüğü bu aslanın heybetinden oldukça etkilenir ve aslanın bu adaya şans ve güç getireceğine inanır ve kentin sembolü haline getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Singapur Cumhuriyeti’nin %75’ine yakınını Çinliler; geri kalan nüfusu ise Malaylar, Hintliler ve azınlıklar oluşturur. Küçük olmasına rağmen ticarete dayalı ekonomisi; gelişmiş turizmi, gemi yapımı, petrol rafineri ve elektronik endüstrileri ile dikkat çeken Singapur’un en büyük adası ise Sentosa’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Singapur denilince ilk akla gelen yüksek ve modern binaları olsa da aslında ülke topraklarının neredeyse yarısı bitki örtüsü ile kaplıdır. Hatta sıcak havanın soğumasına yardımcı olduğundan ülkedeki çoğu binanın terasında ağaç ve bitkiler yetiştirilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Vatikan ve Monaco ile birlikte günümüzde hayatta kalan üç şehir devletinden biridir. Aynı zamanda 682.7 kilometre kare alanı ile dünyanın en küçük ülkeleri arasında 20. sırada yer alır. Amerika’dan 15 bin kat daha küçüktür. Toprağı küçük olsa da nüfusu yoğun olan Singapur’da sakız çiğnemek, sokaklara çöp atmak, yere tükürmek, kamusal alanlarda su dışında bir içecek içmek, arabaları kirli bırakmak yasaktır ve ciddi cezalar uygulanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünya mutfaklarının her çeşidinin bulunduğu ülkede halkın çoğunluğunun dışarıda yemek yeme alışkanlığı vardır. Singapur mutfağı, kozmopolit yapısından dolayı çeşitli etnik grupların yeme-içme kültüründen etkilenmiştir. Geniş gastronomi yelpazesinde Malezya, Çin ve Hint mutfakları başı çekse de Japonya, Tayland, Kore gibi Asya ve Batı restoranlarına sıkça rastlanılır. Fiyat ve hijyen koşulları hükümet tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir.

  • 8 Madde İle Orta Asya’nın Kadim Ülkesi Kırgızistan

    8 Madde İle Orta Asya’nın Kadim Ülkesi Kırgızistan

    Kırgızistan… Orta Asya’nın kadim ülkesi… Kitaplarda, Türkler tarafından cennete açılan bir kapı olarak bahsedilir bu ülkeden… El değmemiş doğal güzelliklerinden, göçebe kültüründen ve asırlara dayanan köklü tarihinden… Göktürk, Uygur, Moğol, Timur, Hanlıklar, Rus Çarlığı, SSCB ve bağımsızlığa varan dönemlerinden… Günümüzde de seyahat aşığı gezginler için eşsiz bir adres Kırgızistan. Üstelik vizesiz! Biz de bir araştırma yaptık ve görülmeye değer 8 noktasını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırgızistan’ın başkenti, aynı zamanda da en büyük şehri, Bişkek… 1878 yılında Rusya tarafından kurulmuş, ilk zamanlarda ‘‘Frunze’’ olarak anılmıştır. Merkezinde yer alan Ala-Too Meydanı hem mimari hem de tarihi bakımdan şehrin simgesi olmuş bir yer. Meydan, farklı sokak şenliklerine ve her türlü resmi etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Ala-Too Meydanı’nda yer alan özgürlük heykeli, tarih müzesi, çevresindeki renk renk çiçekler ve büyük havuz ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Etrafı dağlarla çevrili Yeşil Çu Vadisi ve ortasında yer alan Burana Kulesi başkent Bişkek’e çok yakın mesafede. Tarihin en önemli ticaret merkezlerinden biri olan İpek Yolu üzerinde yer alıyor. Karahanlılar’ın başkenti Balasagun’dan miras kalan kule ilk inşa edildiğinde 45 metreymiş ancak 15. yüzyılda yaşanan deprem sebebiyle 25 metreye düşmüş. Mükemmel işçilik ürünü süslemelerin hâkim olduğu yapı, Karahanlılar döneminde hem minare hem de gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ülkenin güneybatısında en büyük ikinci şehir yer alıyor. Geçmişi antik çağlara dek uzanan ve tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Oş, güneyin başkenti olarak biliniyor. Burası hem Türk tarihi açısından önemli, hem de İslam dini bakımından kutsal sayılan bir kent. Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere şehri çevreleyen Süleyman Dağı ve ortadaki Süleyman Dağı Camii yılın her mevsiminde farklı ülkelerden ziyaretçilerini ağırlıyor. Oş‘un ekonomi, kültür, sanat ve eğitim alanlarında da güneyin en önemli şehri olduğunu söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük ikinci krater gölü olan Issık Göl, Kırgızistan’ın kuzey kesiminde bulunuyor. Kumlu kıyıları 320 km’lik bir alanı kaplıyor. Sayısız balık çeşitleri ve tuzlu suyuyla da ülkenin en önemli turizm bölgelerinden biri. Civardaki dağların zirvesi yer yer karlı olmasına rağmen asla donmayan bu göle Kırgız Türkçesinde “ısı veya sıcak, ılık göl” anlamına gelen bir isim verilmiş. Geleceğin parlak turizm bölgeleri arasında gösterilen Issık Göl, 118 akarsu ve derenin beslediği bir doğa harikası. Karahanlılar döneminde de dinlenme merkezi olarak kullanıldığı biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Turistlerin sıklıkla tercih ettiği bir diğer yapıt ise Taş Rabat Kervansarayı. Kırgızistan’ın doğusundaki Narın Eyaleti’nde bulunmaktadır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmese de bölgede 10. yüzyıldan kalma kalıntılar olduğu bilinmekte. Politik ve ticari bir öneme sahip olan bu kervansaray İpek Yolu üzerinde bulunmaktadır. Çin’den gelen kervanların ibadet etme, dinlenme veya soğuk havalardan korunma gibi ihtiyaçlarında büyük rol oynamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kırgızistan’ın belki de en sıra dışı adresi Skazka Kanyonu… Kırmızı kil ve kumtaşından oluşan kayaçların uzun yıllar boyunca rüzgârın, suyun, buzun ve havanın etkisiyle aşınması bu muhteşem görüntüyü ortaya çıkarmış… Oldukça tuhaf ve ilgi çekici olması buraya Masal Kanyonu isminin verilmesine sebep olmuştur. Rusçada “skazka” kelimesi de “masal” anlamına geliyor. Sahip olduğu benzersiz manzara ile sarı, turuncu, kahverengi ve pembe tonlarını bir arada görüp deneyimleyebileceğiniz bir adres.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    ‘’Göğe uzanan dağlar ülkesi’’ tanımı belki de Kırgızistan için iyi bir açıklama olacaktır. Ülkenin yüzde 65’ini oluşturan Han Tengri Dağı ise bunun en büyük destekleyicisi. Dünyanın sekizinci en yüksek dağı olarak bilinen Han Tengri 7.000 metreden fazla bir yüksekliğe sahip. Burası özellikle de dağcılar ve kayakçılar için tam bir cazibe merkezi. Dünya dağcılığının en popüler noktalarından biri olan bu zirveye 25 ayrı tırmanış rotası bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Kırgızistan milli yemeklerinin en ünlüsü ise meşhur Beşparmak yemeğidir. Et suyunda haşlanan erişte eşliğinde soğan, hamur, et ve özel sosuyla yapılan yöresel bir yemektir. Peki, ismi neden mi Beşparmak? Aslında oldukça anlaşılır. Çünkü burayı ziyaret eden insanlar ve tabii ki Kırgız halkı yemeği çatal kaşık kullanmak yerine beş parmağının yardımıyla yiyor. Genellikle de özel günlerde veya önemli bir misafiri ağırlayan evlerde tercih ediliyor.

  • 8 Maddede Hangi Şehrimizden Hangi Hediye Alınır?

    8 Maddede Hangi Şehrimizden Hangi Hediye Alınır?

    “Eşe dosta ne almalı” düşüncesi seyahat ettiğimiz yerlerin dönüş yolunda kafamızı kurcalamaya başlar. Hatta bazen bu düşünce eve kadar halledemediğimiz bir konu olarak bizimle gelir. Bu küçücük konunun gün gelip sizler için de önemli bir meseleye dönüşmemesi için ufak bir liste hazırladık. Yer verdiğimiz şehirlerden birine yolunuz düşerse hem size kolaylık sağlasın hem de yakınlarınızı sevindirecek hediyeler alabilesiniz diye… İşte 8 maddelik listemiz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    çörek otu

    Çöreklere ya da tatlılara katabilmek için Afyon’dan haşhaş…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    bal, honey

    Doğallığı, aroması ve sağladığı faydalarla eşsiz Macahel balı Artvin’den…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    balıkesir, denizli

    Balıkesir’den en organik ve lezzetlisini bulabileceğiniz çeşit çeşit zeytin…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tek başına Bursa’ya gitme nedeniniz olabilecek kestane şekeri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İşçiliği göz kamaştıran bakır eşyalar Diyarbakır’dan…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Siyah inci oltu taşı Erzurum’dan…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    baklava, gaziantep

    Gaziantep’ten dibini görmeden bırakamayacağınız çıtır çıtır baklava…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    ısparta

    Gülün memleketi Isparta’dan gül lokumu…

  • 8 MADDE İLE ORNİTORENK

    Görüntüsü ile sıra dışı canlılardan olan ornitorenkler, Avustralya ve Tazmanya’ya özgü yarı-deniz memelisidir. Ornitorenklerin eşsizliği sadece görüntüsünden değil, sahip olduğu fizyolojik özelliklerden kaynaklanır. Bu tür, kanguru ve koala ile beraber Avustralya’nın sembollerinden olurken, Avrupalılar tarafından ilk keşfedildiğinde büyük şaşkınlığa sebep olmuştur. Bu egzotik canlıların en ilginç özelliklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ornitorenkler tıpkı sürüngenler gibi yavrularını plasenta ya da kesede değil, yumurta içinde doğurur. Bu şekilde üreyen beş memeli türünden biri de ornitorenklerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Memelilerde görmeye alıştığımız beden tipinin aksine ördeğe benzeyen geniş gagası ve perdeli ayakları vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1 ile 2 kg arasında vücut ağırlıkları olan ornitorenklerin vücut ısısı, memelilerde görülen 37 santigrat derecenin altında, ortalama 32 santigrat derecedir. Hayatının büyük kısmını suda geçirmesinden kaynaklı bu durumdan dolayı ornitorenkler kuşlar ve sürüngenler gibi soğukkanlı değil, memeliler gibi sıcakkanlı sınıfındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ornitorenklerin burnu, kuşların gagasında olduğu gibi yukarı ve aşağı parçaları ayrılarak ağzını ortaya çıkaracak bir şekilde açılmaz. Ornitorenklerin gagası alt tarafında açıklık olan bir duyu organıdır. Kuşlar genelde gagalarını besin toplamak için kullanırken, ornitorenklerde gaganın işlevi algıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bazı balık türlerinde bulunan elektrik kullanarak yön bulma, yani elektrolokasyon, ornitorenklerin gagaları ile gerçekleştirebildiği bir özelliğidir. İşte bu sebeple geniş gagalarını algılamak için kullanırlar. Gagada şeritler halinde bulunan elektro-algılayıcılar ile dağınık olarak bulunan mekanik-algılayıcılar sayesinde avının veya gideceği yerin yönünü son derece ayrıntılı bir şekilde görebilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Suya daldığında gözlerini, burun deliklerini ve kulaklarını sıkıca kapattığı gözlenen ornitorenklerin bu sayede dikkatlerini gagasında bulunan algılayıcıya yoğunlaştırabildiği saptanmıştır. Diğer duyu sistemlerinden gelebilecek bilgileri elimine ederek gagasına yoğunlaşan bu tür, karada ise beş duyu organını normal bir şekilde kullanabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sürüngenlerin zehirli olması alışık olduğumuz bir durumdur. Ancak memelilerin zehirli olması sıra dışıdır. Birkaç fare ve loris cinsinde görülen zehirli türler dışında ornitorenklerin erkeklerinin arka bacaklarında tıpkı sürüngenlerde olduğu gibi zehirli uzuvlar bulunmaktadır. Tehlike halinde ornitorenk bunları dikerek zehri karşı tarafa enjekte eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Avustralya’da 20 centin arka yüzünde ornitorenk resmi bulunur.