Kategori: Rota/Doğa

  • ZİRVESİ BAŞKA ETEKLERİ BAŞKA GÜZEL DAĞ MANZARALARI

    ZİRVESİ BAŞKA ETEKLERİ BAŞKA GÜZEL DAĞ MANZARALARI

    Doğa fotoğraflarına bakarak güne başlamak ya da bir günü bitirmek en iyi terapi yöntemlerinden biridir. Takipçilerimiz bilir ki Kültür ve Yaşam’ın da en sevdikleri arasında doğa konuları yer alıyor. Daha önce gölleri, nehirleri, denizleri, okyanusları ekranınıza taşımıştık şimdi sıra dağ manzaralarında… Fotoğraflara bakınca aklımızdan geçenleri birer satırla not etmeyi de ihmal etmedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sıradağlar, dağın dağa kavuştuğu yerlermiş…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzakta görünen bir dağ… Ulaşılması gereken bir bilge gibi.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”“Zirvedeki yalnızlık” söylemi… Ve işte akıllara yalnızlığı getiren o zirveler.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayat ve tırmanılması gereken dağ metaforunu biliyordunuz değil mi?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dağ gibi arkamda… Dağ gibi karşımda… Dağ gibi adam… Dağ gibi dağ.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir atasözü… Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşarmış.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En güzel manzaralarda, yüksek dağlar alçaktaki göllerle birbirini tamamlar.” title_font_size=”13″]
  • 9 Madde İle Kadim Zamanların Şehri Semerkant

    9 Madde İle Kadim Zamanların Şehri Semerkant

    Semerkant, Orta Asya’nın en değerli, en verimli topraklarında kurulmuştur. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin arasında yer alan Maveraünnehir’de çağlar önce kurulan masallar şehri, tarihi boyunca büyük devletler tarafından paylaşılamamıştır. Semerkant’ın bu kadar eskiye uzanan tarihi, birçok değerli miras bırakmıştır ve şehir UNESCO Kültürel Miras Listesi’ne dâhil edilmiştir. Bin yılların tarihine ev sahipliği yapan Semerkant, 9 maddeyle listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    marakanda

    Semerkant ismi, Farsça’da taş, kaya anlamına gelen “Soğdça” ve kent ve kale anlamına gelen “Kand” kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Günümüzde Özbekistan sınırları içinde bulunan Semerkant’a büyük ve ihtişamlı olması sebebiyle bu ismin uygun görüldüğü düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    marakanda

    Günümüzde Özbekistan sınırları içinde bulunan Semerkant, dünya üzerindeki en eski şehirlerden biri olarak kabul edilir. Şehrin, Persler tarafından MÖ 14. yüzyılda kurulduğu düşünülür. Antik Yunan zamanında Marakanda olarak adlandırılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    maveraünnehir, marakanda

    Ahameniş İmparatorluğu’nun önemli bir şehri olan Semerkant, MÖ 329 yılında Büyük İskender’in hükümdarlığına girmiştir. 712 yılında Müslümanlar şehri alır. Çin’den sonra ilk kâğıt değirmeninin bu dönemde Semerkant’ta kurulduğu rivayet edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    maveraünnehir, marakanda

    1220’de Cengiz Han’ın aldığı Semerkant, Timur’un şehri başkent ilan etmesiyle daha da gelişir. İpek Yolu’nun üzerinde yer alan Semerkant, önemli bir ticaret ve kültür merkezi olur. 14. ve 15. yüzyıllar şehrin altın çağı olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    maveraünnehir, marakanda

    Semerkant’ın güzelliği ve etkileyici tarihi edebiyatta da yer bulur. Ünlü yazar Amin Maalouf’un “Semerkant” romanı Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ı çevresinde gelişen ve Semerkant’ta geçen öykülerden oluşur. Ünlü yazar bu güzel şehir için “Semerkant, dünyanın güneşe dönük en güzel yüzü.” demiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Semerkant’ta güneşin doğuşunun ayrı bir güzel olduğu söylenir ve bu güzellik sadece yakın coğrafyanın edebiyatçılarını değil, Batılı sanatçıları da etkilemiştir. Ünlü şair ve yazar Edgar Allan Poe da Semerkant’ın büyüsüne kayıtsız kalamamış ve şöyle yazmıştır: “… Ve şimdi bakışlarını Semerkant üzerinde gezdir! O yeryüzünün kraliçesi değil mi? Tüm kentlerin kaderini ellerinde tutmuyor mu?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    maveraünnehir, marakanda

    Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan ve bereketli toprakları, kültürel ve ekonomik açıdan önemli coğrafi konumu nedeniyle kurulduğu günden itibaren önemli bir şehir olan Semerkant, geçmişin tüm zenginliğini sokaklarında, mimarisinde yaşatır. Bu sebeple Semerkant’ı gezmek herhangi bir şehri gezmekten çok farklı bir deneyimdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    maveraünnehir, marakanda

    Registan Meydanı, şehrin kalbi olarak kabul edilir; bu meydanda üzeri çinilerle kaplı, heybetiyle her göreni etkileyen devasa yapılar bulunur. Bunların biri 15. yüzyılda yapılan Uluğ Bey Medresesi’dir. Uluğ Bey astronomi alanında önemli çalışmaları bulunan bir bilim insanıdır. Burada matematik, kimya, astronomi gibi alanlarda ders verilmiştir. Alanda yer alan diğer medreseler ise Yaldızlı Medrese ve Kaplanlı Medrese’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    marakanda, maveraünnehir

    Sokaklarında gezerken kendinizi tarihi bir yolculuğa çıkmış gibi hissedeceğiniz Semerkant’ta farklı zaman dilimlerinden kalan birçok mimari eser bulunur. Semerkant’a gitme şansı bulursanız; Bibi Hanım Camii, Gur Emir Medresesi, Şah-ı Zinde Camii ve Türbeleri, Eski Ticaret Çarşısı, Kok Sarayı’nın kalıntılarını görmek isteyebilirsiniz.

  • MAVİ BAYRAK SAYISIYLA DÜNYANIN TEMİZ DENİZ GÖZDESİ: TÜRKİYE

    Tertemiz denizler, düzenli plajlar ve yüksek standartlarda hizmet… İşte mavi bayraklı plajları özel kılan tam da bu. Yüzme suyu kalitesi, çevreye duyarlı yönetim anlayışı, can güvenliği önlemleri ve sürdürülebilirlik bilinciyle öne çıkan bu plajlar, tatilciler tarafından gönül rahatlığıyla tercih ediliyor. Üstelik Türkiye, mavi bayraklı plaj sayısı bakımından uzun yıllardır dünyada ilk üçte yer alıyor. Gelin, Türkiye’nin en güzel mavi bayraklı plajlarından bazılarına birlikte göz atalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kumburnu Plajı – Ölüdeniz, Fethiye, Muğla” title_font_size=”13″]

    Fethiye’nin en ünlü plajlarından biri olan Kumburnu Plajı, Türkiye’nin ilk mavi bayraklı plajları arasında yer alıyor. Berrak denizi ve doğal güzelliğiyle ziyaretçilerini etkileyen plaj, yamaç paraşütü tutkunlarının da vazgeçilmez duraklarından biri olarak öne çıkıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Konyaaltı Halk Plajı – Konyaaltı, Antalya” title_font_size=”13″]

    Antalya’nın en geniş ve en bilinen plajlarından biri olan Konyaaltı Halk Plajı, şehir merkezine oldukça yakın konumuyla kolay ulaşım imkânı sunuyor. Mavi bayrak sahibi bu plaj, yaklaşık 7 kilometre uzunluğundaki sahiliyle hem yürüyüş yapmak hem de denizin tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir tercih.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ardıç Plajı – Mordoğan, Karaburun, İzmir” title_font_size=”13″]

    Mordoğan’ın en büyük mavi bayraklı kum plajı olan Ardıç Plajı, şehir merkezine ve toplu ulaşım noktalarına yakın konumuyla ziyaretçilerine kolay erişim imkânı sunuyor. Plajda, engelli bireylerin denize rahatça ulaşabilmesi için denize giriş aracı, rampalar, yürüyüş yolları ve özel tuvaletler gibi erişilebilirlik olanakları da bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Boğsak Koyu – Silifke, Mersin” title_font_size=”13″]

    Mavi ve yeşilin iç içe geçtiği, doğallığını büyük ölçüde koruyan Boğsak Koyu, uzun kıyı şeridiyle dikkat çekiyor. İnce taneli kumsalı ve sığ, berrak denizi sayesinde özellikle çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler için güvenli bir ortam sunuyor. Her yaştan ve her kesimden ziyaretçiye hitap eden bu koy, mavi bayraklı plajlar arasında sakinliği ve huzurlu atmosferiyle öne çıkan ideal bir tatil rotası oluşturuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bodrum Belediyesi Özgür Plajı – Bodrum, Muğla” title_font_size=”13″]

    Yaz aylarında denizi ve eğlence hayatıyla en çok tercih edilen tatil beldelerinden biri olan Bodrum, mavi bayraklı plajlarıyla da öne çıkıyor. Bu plajlar arasında Bitez’de yer alan Özgür Plajı, temiz denizi ve doğal güzelliğiyle dikkat çekiyor. Şehir merkezine yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta bulunan plaj, sakin denizi ve huzurlu atmosferiyle, yüzme ve dinlenme için ideal bir ortam sunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Miço Koyu Kadınlar Plajı – Kandıra, Kocaeli” title_font_size=”13″]

    Kandıra’nın en güzel sahillerinden biri olan Miço Koyu Kadınlar Plajı, 200 metre uzunluğu ve 30 metre genişliğiyle yaz keyfini yaşamak isteyen kadınlara deniz keyfi sunuyor. Plajda WC, otopark, bisiklet park alanı, gölgelik, soyunma kabini, duş, güneşlenme alanı, cankurtaran ve sağlık hizmetleri yer alıyor. Mavi bayrağıyla güvenli yüzme sahası bulunan plaj, engelli kadın bireyler için erişilebilir alanlar da sağlıyor. Plajda görevli tüm personel, güvenlik dâhil, kadınlardan oluşuyor ve yalnızca 8 yaş ve altındaki erkek çocuklar anneleriyle birlikte plaja kabul ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mollakasım Halk Plajı – Tuşba, Van” title_font_size=”13″]

    Van Gölü kıyısında yer alan Mollakasım Halk Plajı, Türkiye’de denize kıyısı olmadan mavi bayrak almaya hak kazanan ilk ve tek plaj olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 200 metre uzunluğundaki çakıllı sahiliyle, özellikle yüzmeye yeni başlayanlar ve çocuklu aileler için güvenli ve uygun bir ortam sunuyor. Tesis bulunmayan plajda, engelli bireylerin alanı rahatça kullanabilmesi için rampalar ve özel tuvaletler gibi olanaklar mevcut. Yaz aylarında trekking ve fotoğrafçılık aktiviteleriyle de ilgi gören Mollakasım Halk Plajı, Vanlıların Van Gölü’ne “deniz” demesini haklı çıkaran ender yerlerden biri olarak öne çıkıyor.

  • BAYKUŞLAR HAKKINDA NELER BİLİYORUZ?

    Hemen hemen her toplumun mitolojisinde kendine yer bulan baykuşlar doğada çok sık karşılaştığımız bir kuş türü olmasa da dünyanın çoğu bölgesinde yaygın olarak yaşamını sürdürür. Eski çağlardan beri uğur ya da uğursuzluk getirdiğine inanılan gecelerin sessiz ve yırtıcı kuşu hakkındaki bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tavuk, hindi ve sülünlerle birlikte en eski kuş türlerinden biri olan ve Puhu olarak da anılan baykuşun yaklaşık 220 türü bulunur ve baykuş, Antarktika dışında her yerde yaşar. Bu kıtada bulunmamalarının nedeni ise soğuk ve rüzgârlı hava koşullarının yanı sıra besin zincirinde yer alan canlıların Antarktika’da olmamasındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Baykuşlar sanılanın aksine boyunlarını 360 derece döndüremez. Boyunlarını her iki yöne doğru 135 derece çevirerek toplam 270 derecelik bir görüş sağlar. Ancak bu bir yetenek değil, anatomik bir durumdur. Genelde kuşlarda 7 omurga bulunurken, baykuşlarda 14 omurga vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Göz yapıları küre şeklinde değil, boru gibi uzundur. Kafatasındaki Sklerotik halkalar adı verilen kemiksi yapılar ise baykuşun gözünü göz yuvalarına sabitleyen anatomik etkendir. Bu nedenle baykuşlar sadece karşıyı görebilir, sağını ya da solunu görmek istediğinde de boynunu çevirmesi gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yaşayan en küçük baykuş türü, elf baykuşudur ve 12-15 cm boyunda ve sadece 42 gram ağırlığındadır. En büyük baykuş ise 82 cm boyundaki büyük gri laponya peçeli baykuşudur. Ayrıca bu baykuş türünün kamuflaj özelliği vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baykuşların kanatları esnek ve yumuşak; büyük ve geniştir. Kanatlarının ön kısmındaki tüylerin tıpkı bir tarakta olduğu gibi düzgün bir şekilde sıralanmış olması ve kadifemsi yapısı baykuşların sessiz uçmasını sağlar. Bu nedenle kanatlarına binen yük miktarı düşüktür ve bu özellik düşük hızda bile daha az kanat çırpmasına yol açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Baykuşun geniş yüzü, diğer kuşlara oranla daha sert ve kavisli tüylerle kaplıdır. Bu tüyler bir kepçe gibi sesleri toplar ve kulağa yansıtır. Hatta bazı baykuş türlerinin kulak delikleri öyle büyüktür ki başın yan tarafını tamamen kaplar. Baykuşlar bu gelişmiş işitme duyusu sayesinde karanlıkta avlarının yerlerini tespit edip kolaylıkla avlanabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir baykuş, yılda 50 kiloya yakın kemirgenle beslenir. Besin zincirinin başında bulunan kemirgenleri bolca yediği için birçok çiftçi tarım zararlılarıyla mücadele konusunda tarlasına gelen baykuşları koruma altına alır. Bu, çiftçilerin tarım zehri kullanmasına engel olan sağlıklı ve doğal bir yöntemdir.

  • 12 Madde İle Anadolu’nun Güneşli Şehri Malatya

    12 Madde İle Anadolu’nun Güneşli Şehri Malatya

    “Malatya Malatya bulunmaz eşin, gönülleri coşturur ayla güneşin” dizeleri boşuna yazılmamıştır. Çok eski çağlardan beri yerleşim yeri olan Doğu Anadolu’nun en büyük şehri, en lezzetli kayısıların anavatanı olarak şanını çağlarca sürdürmüştür. Malatya Türküsü’nde bahsedilen bu eşsiz güzellikleri keşfetmek için buyurun listemize…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Malatya, Hititler zamanından beri devletler için bir yerleşim yeri olmuştur ve ilginç bir şekilde tüm bu yıllar boyunca şehrin ismi değişikliğe uğramamıştır. Kültepe tabletlerinde adı “Melita” olan şehrin adı Hititçe’de “Bal Ülkesi” anlamına gelir, bu durum alametifarikası kayısı olan bir şehir için hiç şaşırtıcı değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Bir zamanlar İpek Yolu, Kral Yolu gibi dünya üzerinde büyük etkisi bulunan rotaların üzerinde bir kavşak olan şehir, günümüzde de Türkiye içinde önemli bir konuma sahiptir. Halk arasında Malatya için “Doğu’nun en Batı’sı” denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyada ilk kurulan yerleşim yerlerinden biri olan, tarihte 27 ayrı medeniyete ev sahipliği yapan Aslantepe Höyüğü tarih meraklıları için bulunmaz bir nimettir. 1793 yılından kalma Yusuf Ziya Paşa Cami, antik dönem eserlerini görebileceğiniz Malatya Müzesi, Kanlı Kümbet antik mezarı ve Battal Gazi Türbesi şehrin çekici tarihi noktalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Camdan seyir terasından Levent Vadisi’ni izleyip, Orduzu Çınar Şelalesi’nin mesire alanında dinlenip, ihtişamlı Günpınar Şelalesi’ni izleyerek, Malatya’nın güzel doğasını deneyimleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları, şire pazarı

    Malatya’yı ziyaret ederken Kapalıçarşı, Şire Pazarı gibi alışveriş yapabileceğiniz merkezleri de mutlaka gezi planınıza dâhil etmelisiniz. Buralarda hediyelik eşyalar bulabilir, eski esnaflık geleneklerine şahit olabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Malatya’da halıcılık ve kilimcilik gelenekleri de gelişmiştir. Malatya kilimlerinde dikdörtgen yüzeyi kale burçları çevirir. Orta bölümde ise altıgen veya sekizgen motiflere rastlanır. Kuş ve deveboynu, akrep ayağı, koç boynuzu ve geometrik şekiller de bu kilim ve halılarda yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Malatya günümüzde Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük şehri olarak canlı bir şehir hayatına sahiptir. İnönü Üniversitesi sayesinde şehirde genç nüfus da ikamet eder. Teknolojik hastanesi, müzeleri, alışveriş merkezleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Adını ortasından akan kanaldan alan Kanalboyu Caddesi belki de Malatya’nın “Doğu’nun Paris’i” olarak adlandırılmasının sebebidir. Bir yandan da, şehirleriyle haklı bir gurur duyan Malatyalılara sorsanız size Paris’in “Batı’nın Malatya’sı” olduğunu söyleyeceklerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Malatya’nın en ünlü yanı elbette kayısıdır. Öyle ki Malatya kayısısının ünü sınırlarımızı aşmış, dünyaya yayılmıştır. Malatya’da kayısının en lezzetlisini dalından yiyebileceğiniz gibi kayısı kurusundan, kayısı dönerine dek her türlü yiyeceği tadabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları, meyve

    Kayısı şan konusunda diğer hepsini geride bıraksa da Malatya’da tek ünlü yiyecek değildir. İlk olarak Malatya’nın kayısı kadar lezzetli bir diğer meyvesi kirazı unutmamak gerekir. Kiraz yaprağına sarılan dolmalar da bu şehrin özel tarifleri arasındadır. Malatya’yı ziyaret edenlerin tavşan yufkası, kaburga dolması, kalbur hurması, bilik, pirpirim cacığı gibi lezzetleri tatması önerilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
    turizm, malatya fotoğrafları

    Malatya kaplıcaları ve kaplıca turizmi açısından da ünlü bir merkezdir. Özellikle romatizma, eklem ağrıları, gerginlikten kaynaklanan sırt ve bel ağrıları gibi dertleriniz varsa Malatya’daki birçok kaplıcadan birini ziyaret edebilirsiniz. Birçok cilt sorununa da iyi gelen, sağlıklı ciltlere ise bakım yapmak için önerilen termik suların tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”12#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, türk sineması

    Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de adı geçen meşhur Battal Gazi başta olmak üzere Kemal Sunal, İlyas Salman, Yasemin Yalçın, Oktay Kaynarca, İsmet İnönü, Kenan Işık, Zerrin Özer, Selçuk Ural, Yonca Evcimik, Halil ve Hamit Altıntop gibi birçok ünlü Malatyalıdır.

    4. maddedeki görsel Ali Demirci’ye aittir.
  • ORDU’YA 7 MADDELİK BİR YOLCULUK

    ORDU’YA 7 MADDELİK BİR YOLCULUK

    Ordu, 19 ilçesi ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nin büyük şehirlerinden biri. Bu ilçelerden Ünye, Fatsa, Perşembe, Merkez ve Gülyalı, Karadeniz’le kıyısı bulunanlar. Tokat, Sivas, Samsun ve Giresun ise şehrin etrafındaki komşu iller. Gölleri, çayları, kıyı boyunca uzanan denizi, sürekli yağış alan iklimi derken Ordu için “suyun şehri” dememiz de boşuna değil. Tıpkı diğer Karadeniz illeri gibi… Sayfamız bu güzel şehrin havasını sanal da olsa bir miktar soluyabilmeniz için…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bu sanal ziyareti gerçeğe dönüştürmek için çok neden var. Yaz geldi mi her yerden insanların akın ettiği doğa harikası Perşembe Yaylası da onlardan biri. Havalar ısınmaya başladığında çimlerle kaplanan, üstünde kıvrım kıvrım derelerin dolaştığı yayla 1500 rakımlı. Bol bol oksijen almak ve yemyeşil manzara görmek isteyenlerin şehirde en çok rağbet ettiği yer Aybastı ilçesindeki bu yayla.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ordu’nun Karadeniz’le buluşması en iyi nereden seyredilir derseniz size Boztepe’yi öneririz. 450 metre yükseklikteki tepe şehir merkezine sadece 6 km. mesafede. Tepeye çıkarken de inerken de teleferik hattını kullanarak keyifli dakikaların sayısını artırmak mümkün. 10 dakika süren bu yolculukta değişmeyen eşlikçinin fonda çalan Karadeniz müzikleri olduğunu da eklemeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hoynat Adası herkesten önce tepeli karabatakların yuvası… Bu ada, onların ülkemizde yuva yaptığı tek yer. Eskiden gemicilerin adayı sığınak olarak kullandığı söyleniyor, şimdilerde ise kuşların güvenli biçimde üreyebilmesi için adaya giriş-çıkışlar durdurulmuş. Yine de ada manzarası yakın mesafeden rahatlıkla seyredilebilir. İçinde Hoynat Adası’nın da yer aldığı Perşembe ilçesi ise “Sakin Şehir” unvanına sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1. derece arkeolojik, 2.derece doğal SİT alanı olan Yason Burnu da Perşembe ilçesinde bulunuyor ve burası Ordu kıyılarında gündoğumu / günbatımını izlemenin en güzel adreslerinden biri. Burnun üstünde 1869 yılında inşa edilmiş, günümüzde ise restore edilerek ziyarete açılmış bir de kilise yer alıyor ki Yason Burnu’nun turist çekme nedenlerinden biri de bu tarihi kilise.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bolaman Kalesi, Fatsa ilçesinde denize bakan konumda inşa edilmiş. Tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmemekle birlikte Pontus Krallığı ile ilişkilendiriliyor. İç kale üstüne 18. yüzyılda inşa edilen cumbalı ahşap konak ise enteresan bir görüntüye bürümüş Bolaman Kalesi’ni. Ve geçtiğimiz yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizme kazandırılan bu konak el sanatları ve yöresel yemekler konusunda hizmet veriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ordunun Dereleri, Hekimoğlu Derler Benim Adıma, Boztepe’ye Çıkmalı Şu Ordu’ya Bakmalı; şehrin adına yakılan türküleri bilmeyen yok… Karadeniz Bölgesi’nin diğer şehirlerinde olduğu gibi Ordu da müziğin, dansın bol olduğu bir şehir. Düğünlerde şenliklerde Orduluların halaylarına, horonlarına, karşılamalarına davul zurna da eşlik ediyor, yer yer bağlama, kemençe, gırnata da… Bu coşkuyu görmenin en iyi yolu ise festivallerin yapıldığı dönemleri takip etmekten geçiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Şehrin yeme-içme kültürü de oldukça zengin. Balık yemeklerinden etli yemeklere, hamur işlerinden tatlılara, çorbalardan turşulara neredeyse yok yok. Isırgan çorbasından balık çorbasına, pancar döşemesinden Gürcü kavurmasına, kara lahanadan beyaz lahana sarmasına, hamsi köftesinden kayganaya hangisini sayalım? Temsili bir yiyecek adı verecek olursak taze fındığı hem ağustos ayında toplamanın hem de yapraklarından ve kabuğundan çıkararak yemenin bambaşka bir keyif olduğunu söyleyebiliriz.

  • 8 Madde İle Tarihte Ticarete Yön Veren İpek Yolu

    8 Madde İle Tarihte Ticarete Yön Veren İpek Yolu

    Çin’den başlayarak, Akdeniz ve Anadolu üzerinden geçerek Avrupa kıtasına varan İpek Yolu, yüzyıllarca ticaret kervanlarının kullandığı bir rota olmuş, Doğu kültürünün Batılı medeniyetlere, özellikle de Avrupa’ya iletilmesini mümkün kılmıştır. Böylece, dünyamızın kaderini belirleyen güzergâhlardan biri olarak tarihte yerini almıştır. UNESCO, 2014 yılında İpek Yolu’nun bir kısmını Dünya Mirası Listesine dâhil ederek, İpek Yolu’nun kültürel ve ticari hayat için önemini belgelemiştir. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan, çağlar boyunca insanlığın yaşadığı birçok önemli olayda katkısı olan İpek Yolu, 8 maddelik listemizle huzurlarınızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    silk road, taşıma, desert, logictics

    İpek Yolu, ünlü tarihçi Heredot’un M.Ö. 450 yılında yazdığı bir belgede karşımıza çıkmaktadır. Bu durum İpek Yolu’nun tarihin ne kadar eski çağlarından beri dünyamızın yazgısını şekillendirmekte olduğunu gösterir. İpek Yolu ile adı anılan bir başka ünlü şahsiyet ise Marco Polo’dur. Ünlü gezginin, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu’nu katettiği düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İpek Yolu’nun kullanım amacı ise adından da anlaşılabileceği gibi ipek ticaretidir. Tarihin her çağında değerli bir ticari mal olan ipek, Batılı ülkelerin ilgisini çekmiştir. Bu ilgiyi karşılamak için Çin’den Avrupa’ya kervanlarla ipek taşınmıştır. Bu değerli kumaş ile yüklü kervanlar İpek Yolu adı verilen bir güzergâhı izlemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tarih öncesinden itibaren bu rota üzerinde ipek ticareti yapılmaya başlanır. Birçok hikâyeye de konu olan bu güzergâh ismini ipekten alsa da Çin’den Batı’ya taşınan değerli mallar arasında o zamanlar Avrupa’da üretilmeyen baharat, değerli ve yarı değerli taşlar, porselen ve kâğıt gibi medeniyet açısından önemli yükler de bulunurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    silk road, taşıma, desert, logictics

    Tüm bu değerli yükler, develere, atlara, yük hayvanlarının çektiği arabalara doldurulur ve Çin’in günümüzdeki ismiyle Şian kentinden yola çıkardı. Özbekistan’ın Kaşgar şehrine varan kervanlar buradan sonra iki ana rotadan birini seçer ve yolculuğuna devam ederdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sea, ship, logictics

    Özbekistan’dan Anadolu’ya uzanan rotanın bir bacağı Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, ikincisi ise Karakum Dağları üzerinden İran’a ulaşırdı. Bu uzun yolculuk sonunda Anadolu’ya varan kervanlar Akdeniz ve Karadeniz’deki limanlardan gemilerle ya da Trakya üzerinden kara yoluyla Batı ülkelerine ulaşırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sil road, natural, logictics

    İpek Yolu üzerinde ana yolların yanı sıra birçok kısalı uzunlu, kestirmeli dolambaçlı yol da bulunurdu. Aslında İpek Yolu, tek bir güzergâhtan değil tüm bu yollar ağının bütününden oluşurdu. Fakat kestirme yollar daha tehlikeliydi ve birçok kervan güvenliğini sağlamak amacıyla uzun ve güvenli yolları tercih ederdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    silk road, taşıma, desert, logictics

    Asya’dan Avrupa’ya uzanan İpek Yolu sadece tüccarların değil gezginlerin, bilgelerin, orduların dolayısıyla kültürün ve fikirlerin de seyahat ettiği bir güzergâh olmuştu. Zenginlik, refah, yeni bilgiler ve kültür İpek Yolu çevresine yayılmıştı. Bu rota üzerinde bulunan şehirler gelişmiş, insanlık için önemli merkezler olmuşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    silk road, taşıma, desert, logictics

    Günümüzde, medeniyete şekil veren, fikir, kültür ve ticaret alışverişi sayesinde insanlığın gelişimini sağlayan İpek Yolu’nu tekrar kullanıma sokmayı amaçlayan bir proje planlanmaktadır. Bu projenin gerçekleşmesi durumunda Çin’in başkenti Pekin ile Avrupa’nın kalbi Londra demiryolu ile bağlanacaktır.

  • IŞIK SAÇAN CANLILAR

    Gezegenimizi milyonlarca farklı canlı türü ile paylaşıyoruz. Keşfedilmeyi bekleyen okyanuslar, büyük yağmur ormanları ve uçsuz bucaksız dağların zirveleri gelişen teknolojilerle daha da bilinebilir hâle geldikçe yeni yaşam formları ile karşılaşıyoruz. Biyolüminesans türlerin çoğu da işte bu bahsettiğimiz, henüz 100 yıldır bilinen canlılar arasında. Vücutlarındaki kimyasal tepkime ile ışık ürettikleri gibi, yaşamı paylaştıkları simbiyoz ilişki neticesinde de ışık yayan bu canlıların en ilginç yedi tanesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Coronate Medusa” olarak da bilinen Atolla denizanası dünyadaki tüm okyanuslarda yaşar. Rengi koyu kırmızı olan bu tür, tehlike anında dış kenarında kırmızı renkli polis sirenini andıran dairesel hareketli ışık yayarken, tepe bölümünde mavi ışık dalgasıyla tepkisini gösterir. DNA’sına işlenmiş bu yetenek ile okyanusun derin ve karanlık sularında ışık saçan Atolla denizanası, 13 santimetreyi bulan cüssesine rağmen gezegenimizin en ilginç canlılarından bir tanesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kısa kuyruğu ile alışageldiğimiz mürekkep balıklarından farklı olan Hawai mürekkep balığını diğer yakın akrabalarından ayıran en önemli özelliği okyanusun karanlık sularında yaydığı ışığı… Vibrio fischeri denilen bir bakteri ile simbiyoz ilişkisi sayesinde ışık yayan Hawai mürekkep balıkları aynı zamanda diğer canlıların yerini algılayabilen bir haritalama sistemine de sahip. Kıyıya yakın sığ sularda yaşayan tür, gece avlanır ve bedenindeki ışık yayan bakteri sayesinde gölgesi zemine düşmez, bu da av sırasında avantaj sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaydığı yeşil ve mavi ışık ile derin denizlerin en ilginç canlılarından olan “Bathocyroe Fosteri”, Atlantik Okyanusu yakınlarında bol miktarda bulunur. Boyu 5 cm olan bu canlı, narin de olsa mavi ve yeşil ışık yayar. Biyolüminesans olan bu canlı şeffaf bir bedene sahip ve okyanusun derinliklerinde kurbağa sıçrayışına benzer hareketle loblarını birbirine çarpıştırarak hareket eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Karanlık derin denizlerde yaşayan fener balığı, yüzüne doğru sarkan feneri ile karanlıkta ışık saçarak ufak balıkları avlayarak beslenir. Bu ilginç balık, Türkiye’de Karadeniz hariç tüm denizlerde yaşar ve tadının lezzetli olmasından ötürü balıkçıların av listesinde yer alır. Atlas Okyanusu’nda da görülen fener balıklarının vücudu oldukça yassıdır. Büyük kafası ve dişleri ile korkutucu görüntüsü olan bu canlının sırtındaki dikenlerinden bir tanesi diğerlerinden daha uzundur ve ağzının önüne sarkar. Fener balığının ışık kaynağı bu dikenin ucunda bulunan bakteridir. 40 ile 60 cm arasında değişen büyüklükte olan fener balıkları üremek için dişi birey bulamadıklarında geçirdikleri metamorfoz ile dişiye dönüşür ve devasa boyutlara ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Deniz sularında özel olarak tasarlanmış mavi LED ışıklarına benzer ışık yayan noctiluca scintillans planktonu, yakamozda ışık üreten planktonların oluşturduğu etkileyici bir manzara oluşturur. Milyonlarca planktonun bir araya gelerek oluşturduğu bu eşsiz görüntünün dahası da var. Elinizi suya batırdığınızda teması hisseden bu canlılar ışıklarının elinizde bile yayılmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bahar ve yaz aylarında çıkardıkları ses ve yanıp sönen ışığı ile biyolüminesans canlılar arasında çevremizde görmeye en alışık olduğumuz canlıların başında ateş böcekleri geliyor. Kısa aralıklarla yanıp sönerek ışık saçan bu tür, ışığının yanma-sönme ritmine göre erkek ve dişi bireyler arasında bir lisan oluşturur. Kimi araştırmacılar bu ışığın aynı zamanda bir savunma mekanizması olduğunu ve ateş böceğinin acımsı tadını avcılarına hatırlatmak için yaydığını belirtmiştir. Karın bölümlerinin son kısmında bulunan organından ışık yayan ateş böceklerinin yaydığı ışık, bu bölümdeki oksijenin yavaş yavaş oksitlenmesiyle ortaya çıkan kimyasal enerjinin ışığa dönüşmesiyle oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mycena lux-coeli mantarı Japonya’nın Wakayama bölgesinde yaşar ve yağmurdan sonra ortaya çıkar. Büyürken yeşil renkli ışık saçan bu biyolüminesan mantar türü, ilk olarak 1954 yılında keşfedilmiş. Chinquapin cinsi bir meşe ağacının üzerinde yetişen bu mantarların şapka bölümlerinin çapı 2 santimetreyi buluyor ve ufak olmalarına rağmen bir arada oluşturdukları görüntü ışık şölenine dönüşüyor.

  • ÜLKEMİZİN KUZEYDOĞU UCU: ARDAHAN

    Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alıp Karadeniz Bölgesi’ne komşu olan, hem Karadeniz iklimi hem de karasal iklimin görüldüğü bir şehrimiz Ardahan. Yalnızçam Dağları, Allahuekber Dağları, Ilgar Dağı, Akbaba Dağı, Kısır Dağı, Arsıyan Dağı ile toprakları yüksek bir şehrimiz. Birbirinden güzel ve ünlü yerleri arasında Allahuekber Dağları’ndan doğan Kura Nehri başı çekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kura Nehri Göle sınırları içinde başlıyor, ülkemizde 189 km. kat ettikten sonra Gürcistan’a oradan da Azerbaycan’a geçerek Aras Nehri’yle birleşiyor ve en sonunda Hazar Denizi’ne katılıyor. Kura’nın toplam uzunluğu yaklaşık 1515 km.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehrin ilçeleri Göle, Merkez, Hanak, Damal, Posof ve Çıldır. Turistik açıdan en çok ilgi gören bölgesi şüphesiz ki Çıldır. Özellikle buradaki Şeytan Kalesi hem coğrafi konumu hem de mimari özellikleriyle dikkat çekiyor. Üç tarafı uçurum olan asimetrik planlı kaleye birkaç km’lik bir yürüyüşten sonra ulaşılabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ardahan’la birlikte Kars sınırları içine de giren Çıldır Gölü 25 km2’lik bir alanı kaplıyor.  Burası Van Gölü’nden sonra Doğu Anadolu’nun en büyük gölü. Soğuk kış aylarında tamamen donan göl en renkli fotoğrafları da bu zamanlarda veriyor. Bir metreyi bulan buz kalınlığı üstünde kızaklarla dolaşan insan manzaralarını mart ayı sonlarına kadar görmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şehrin kuzeyinde, deniz seviyesinden yaklaşık 1.585 metre yükseklikte yer alan Posof ilçesi ve yaylaları, Karadeniz ikliminin hâkim olduğu, güney bölgelere kıyasla daha ılıman yerlerdir. Adını Posof çayından alan bölgede rafting, sportif olta balıkçılığı gibi aktiviteler yapılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Damal ilçesinde nüfusun çoğunluğunu Türkmenler oluşturmaktadır. Türkmen kadınların çocukları için yaptığı fakat zamanla kültürel bir öğeye dönüşen yöresel kıyafetli oyuncak bebekler de ilçenin simgesi, hatta bu oyuncaklar Japonya’daki bir yarışmada birincilik kazanmış. Bölgeden anı ya da hediyelerle dönmek isteyenler için bu bebeklerden almalarını tavsiye edebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ardahan, kaz etli iç pilavdan yarpuz isimli otla yapılan yarpuzlu köfteye, yeşil mercimek ve kıymayla yapılan helle aşından, buğday ve sarımsaklı yoğurtla yapılan haşıla mutfağında birçok özgün yemek barındırır. Taş ocakta yapılan ekmekleriyle ünlü olan şehirde, tereyağlı bir ekmek çeşidi olan kete de bolca tüketilir.

  • 7 Maddede 12.000 Yıllık Tarihiyle Dünyanın İlk Tapınağı Göbeklitepe

    7 Maddede 12.000 Yıllık Tarihiyle Dünyanın İlk Tapınağı Göbeklitepe

    Göbeklitepe’de 1995’te başlayan kazı çalışmaları hala devam ediyor ve arkeologlar nefeslerini tutarak her geçen gün güncellenen araştırma sonuçlarını bekliyor. 12.000 yıllık tarihiyle insanlık hakkında yepyeni bilgiler sunan Göbeklitepe’yi 7 madde ile huzurlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şanlıurfa’nın 22 km doğusunda bulunan bölgenin, tarihin en eski tapınaklarına ev sahipliği yaptığı ortaya çıkınca, Göbeklitepe sadece arkeoloji çevresinin değil bütün dünyanın en ilgi çeken konularından biri haline geldi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İnsanlığın çanak çömlek kullanımıyla henüz tanışmadığı dönemlerden kalan buluntunun Neolitik Dönem’de, MÖ 9.600 ile 7.300 yılları arasında inşa edilmiş olduğu düşünülüyor. O dönem böyle yapıların nasıl inşa edilebildiği ise hala zihinleri meşgul eden konuların başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Göbeklitepe kazı alanı, bir tepe üzerine inşa edilmiş birçok yuvarlak yapıdan oluşuyor. Tepenin üzerinde 20 adet üzeri açık yapı bulunduğu fakat henüz bunların sadece 6 tanesinin gün yüzüne çıkarıldığı biliniyor. Çatısı bulunmayan yuvarlak yapıların yerleşim amacıyla değil, ibadet amacıyla kullanıldığı düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Her bir yuvarlak yapı T biçiminde sütunlarla çevrilmiş ve yapıların ortasında da ikişer adet T biçiminde sütun bulunuyor. Yüksekliği 3 ile 6 metre arasında değişen T biçimli sütunların 40 tona yakın ağırlıkları uzmanları hayret içinde bırakıyor. Bu sütunların insanı sembolize ettiği ve üzerindeki kabartmaların çizimlerinde büyük bir ustalık yattığı da dile getiriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mısır Piramitleri’nden bile eski olan Göbeklitepe’nin varlığı şimdiye dek doğru kabul ettiğimiz tarih bilgilerini sorgulamamıza sebep oldu. Bazı uzmanlara göre bu kalıntılar insanların yerleşik yaşama geçmesinin tek sebebinin barınma ve savunma değil, aynı zamanda ibadet etme ihtiyacı ve dinler olduğunu da gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1963 yılından beri İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi tarafından varlığı bilinen Göbeklitepe’nin ciddi anlamda fark edilmesi 90’lı yıllara denk geldi ve UNESCO tarafından da 2011 yılında Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kazı alanındaki toprağın incelenmesi ile bulunan yabani buğday kalıntıları ve tapınakların etrafındaki hayvan kemikleri insanlığın tarım ve hayvancılığa başlama tarihleriyle ilgili fikirleri de değiştirebilir. Günümüzde 20 tapınağının sadece 6 tanesinin incelenmiş olduğunu düşünürsek, Göbeklitepe gelecekte bizleri daha da çok şaşırtacak bulguları karşımıza çıkarabilir.