Kategori: Rota/Doğa

  • HARÇSIZ MİMARİSİ İLE ÜNLÜ TRULLI EVLERİ

    İtalya’nın güneydoğusunda bulunan Bari’ye sadece bir saat uzaklıktaki Alberobello, mimari açıdan dünyanın en dikkat çekici yerleşim yerlerinden biridir. Bari, Adriyatik Denizi kıyısında yer alır ve bu şirin kasaba, “trulli” adı verilen benzersiz evleri ile tanınır. 1996’da UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne eklenen Alberobello evleri ile ilgili detayları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Alberobello’nun ünlü trulli evleri, 14. yüzyılda harç kullanılmadan üst üste dizilen taşlarla inşa edilen, konik çatılı benzersiz yapılar olarak öne çıkar. Efsaneye göre bu sıra dışı tasarım, Orta Çağ’da kalıcı evler için alınan vergiden muaf tutulmak amacıyla geliştirilmişti. Çatılar öyle bir ustalıkla yapılmıştı ki gerektiğinde hızla sökülebiliyor ve evler geçici gibi gösterilerek vergi denetiminden muaf tutulabiliyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Alberobello’daki trulli evleri, Şanlıurfa’daki Harran kümbet evlerinde de görülen eski taş işçiliği geleneğini yansıtır. Harç kullanılmadan inşa edilen bu yapılar, çevredeki tarlalardan toplanan doğal kireç taşlarıyla oluşturulur. Trulli evleri genellikle konik, kubbeli veya piramit biçimli çatılara sahiptir ve taş levhalarla örülerek tamamlanır; bu sayede hem dayanıklı hem de estetik açıdan özgün bir görünüm kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Trulli evlerinin çatısı, basit ama zekice bir mühendislikle tasarlanmıştır. Dikdörtgen duvarların üzerine yerleştirilen taşlar çatının yükünü taşırken aynı zamanda konik formun oluşmasını sağlar. Çatı iki katmandan oluşur: İçteki büyük kireç taşı plakalar sağlamlık ve yalıtım sağlarken dıştaki küçük taş levhalar yapıya hafiflik ve dayanıklılık katar. Bu yapı, evlere yalnızca kendine özgü bir görünüm kazandırmaz; aynı zamanda yağmur, rüzgâr ve güneşe karşı doğal bir kalkan görevi de görür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Trulli evlerinin beyaz badanalı duvarları, kireç taşı ana kaya üzerine harçsız, kuru taş duvar tekniğiyle inşa edilmiştir. Bu yöntem, yapıları hem dayanıklı hem de gerektiğinde sökülüp yeniden kurulabilir hâle getirir. Dar taş basamaklar, çatılara güvenli bir geçiş sağlar. Itria Vadisi’nde kırsal trulli yapıları yaygın olsa da en yoğun ve iyi korunmuş örnekler Alberobello’dadır ve burada 1.500’den fazla trulli evi bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Trulli evlerinin konik çatılarında yer alan figürler, bu taş yapılara hem sembolik bir anlam hem de estetik bir derinlik kazandırır. Beyaz kireçle çizilen motiflerde, kimi zaman inanç sembollerinden kimi zaman da ev sahiplerinin kişisel tercihlerinden esinlenilir. Güneş, kalp ve yıldız gibi desenler en sık rastlanan örnekler arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Alberobello’nun tarihî dokusunu yansıtan en dikkat çekici yapılarından biri de Aziz Antonio Kilisesi’dir. 18. yüzyılda “Kraliyet Şehri” ünvanını alan bu bölgede, 1927 yılında Rione Monti olarak bilinen bölgenin tepe noktasına inşa edilen kilise, dünyada trulli tarzında yapılmış tek kilise olma özelliğini taşır. Beyaz kireç taşından oluşan kubbeleri ve geleneksel trulli mimarisine sadık iç-dış tasarımıyla görülmeye değer bir yapı sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Trulli evleri, sadece yerel halk için değil, aynı zamanda ziyaretçiler için de ilgi çekicidir. Günümüzde bazılarının otel, restoran ya da butik işletmelere dönüştürüldüğü görülse de hâlâ bireysel konut olarak kullanılan örnekler de vardır. İç mekânlar küçük ve sade olmasına rağmen oldukça işlevseldir. Genellikle evin tam ortasında ortak kullanım alanı olarak düzenlenmiş geniş bir oda yer alır; çevresinde ise yatak odası, mutfak ya da depolama amacıyla kullanılan nişler ve küçük odalar bulunur. Doğal malzemelerden seçilen, basit ama fonksiyonel mobilyalar trulli evlerine sıcak ve samimi bir hava katar.

  • Türkiye’nin Dört Bir Yanında Sayısız Kanatlı Konuğu Barındıran 7 Kuş Cenneti

    Türkiye’nin Dört Bir Yanında Sayısız Kanatlı Konuğu Barındıran 7 Kuş Cenneti

    Türkiye’nin zengin doğası ve bitki örtüsü sayesinde ülkenin farklı köşelerinde farklı özelliklere sahip birçok ekosistem bulunmaktadır. Bu sayede ülkemizin doğal zenginliklerine tüm dünyanın hayranlığını kazanmış kuş cennetleri de dâhil olmuştur. İçeriğimizde Türkiye’nin 7 değerli kuş cennetini inceliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manyas Kuş Cenneti” title_font_size=”13″]

    Balıkesir’deki Manyas Kuş Gölü’nün kuzeydoğusunda yer alan Manyas Kuş Cenneti, 1975 yılında Avrupa Konseyi’nin A Sınıfı Diploması’nı almayı hak etmiştir. Gölün plankton açısından zengin suyu buradaki yabani hayatın çeşitliliğini sağlamıştır. Burada bulunan kuş çeşitlerinin başında sumru, çeltikçi kuşu, dikkuyruk, kaşıkçı, alaca balıkçıl, gece balıkçılı, karabatak ve tepeli pelikan gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmir Kuş Cenneti ” title_font_size=”13″]

    İzmir Kuş Cenneti, Gediz Deltası’nda bulunur, Ege’nin en büyük akarsularından Gediz Nehri’nin beslediği ovalarda bitki çeşitliliği de geniştir. Özellikle sulak alan kuşları açısından önemli olan İzmir Kuş Cenneti’nde, 289 çeşit kuş kaydedilmiştir. Bunların arasında toy, mezgeldek, kulaklı orman baykuşu, sütlabi gibi çeşitler bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sultan Sazlığı Yay Gölü Kuş Cenneti” title_font_size=”13″]
    filamingo

    Kayseri’deki Sultan Sazlığı Yay Gölü, 2006 yılında millî parka dönüştürülmüştür. Turizm açısından da önemli bir merkez olan millî parkta tatlı ve tuzlu su ekosistemleri bulunduğu için kuş çeşitliliği de fazladır, burada 301 çeşit kuş görülmüştür. Ayrıca tüm Avrupa üzerinde, turna, akbalıkçıl, kaşıkçı, flamingo kuşlarının bir arada kuluçkaya yattığı tek yer Sultan Sazlığı’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nallıhan Kuş Cenneti” title_font_size=”13″]

    Nallıhan Kuş Cenneti, Ankara’daki Sarıyar Barajı’nın hemen yanındaki yapay bir sulak alan ekosistemidir. Özellikle kış aylarında burada birçok kuş türü barınır ve bu sebeple kış ortası kuş sayımları burada gerçekleştirilmektedir. Burada kışlayan kuş çeşitlerinin arasında, yeşilbaş, angıt, sakarmeke ve karabaş bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bafa Gölü Kuş Cenneti” title_font_size=”13″]

    Bafa Gölü Kuş Cenneti, Kızılırmak Deltası’nda yaklaşık olarak 16 bin hektar büyüklüğünde bir alana yayılmış ve bu alanda 260 çeşit kuş olduğu tahmin ediliyor. Bu türlerin arasında bulunan tepeli pelikan, deniz kartalı, dikkuyruk gibi kuşların bölgedeki yüksek popülasyonu dikkat çekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Göksu Deltası Kuş Cenneti” title_font_size=”13″]

    Birçok kuş türünün kışladığı Göksu Deltası, Silifke’de bulunuyor. Akdeniz’in sadece belli özel bölgelerinde yaşayan saz horozu burada görülen kuş çeşitleri arasında en çok dikkat çekenlerden biri oluyor. Göksu Deltası Kuş Cenneti 330 kuş çeşidiyle büyük bir yabani hayat zenginliği oluşturuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Birecik Kuş Cenneti” title_font_size=”13″]

    Şanlıurfa Fırat Vadisi üzerinde bulunan Birecik Kuş Cenneti dünyada sayıları azalmış olan kelaynaklara ev sahipliği yapar. Burada bulunan Birecik Kelaynak Üretim Merkezi’nin temelleri 1977 yılında atılmış ve merkez o tarihten itibaren kelaynakların beslenmesi, korunması ve üretilmesi açısından dünya çapında bir öneme sahip olmuştur.

  • Dünya Metropollerinin Rengârenk İllüstrasyonları

    Dünya Metropollerinin Rengârenk İllüstrasyonları

    Küçücük köylerden en büyük ülkelere kadar dünya coğrafyasını ekranlarınıza taşımak Kültür ve Yaşam’ın vazgeçemeyeceği alışkanlıkların başında geliyor. Şimdiye kadar bunu farklı bilgiler ve birbirinden güzel görsellerle yaptık, bu listemizde de illüstrasyonlarını getiriyoruz huzurlarınıza… Hangi metropollerin mi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Vapuru, denizi ve Haydarpaşa Garı ile dünyanın en güzel şehri İstanbul…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en pahalı caddesi olarak bilinen Beşinci Cadde’siyle New York…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Simgesi haline gelen Eyfel Kulesi ile âşıklar şehri Paris…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Masa Dağı’na kadar çıkan teleferiği ve Signal Tepesi’yle Cape Town…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Aziz Vasil Katedrali’nin de bulunduğu Kızıl Meydan ile Moskova…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Meşhur Saat Kulesi Thames Nehri’ne bakan Londra…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Guinness Rekorlar Kitabı’ndaki dünyanın en yüksek kulesi Sky Tree ile Tokyo…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    San Pietro Bazilikası ve Meydanı eşliğinde Roma…

  • Efes Antik Kenti’ni Yaşatmaya Devam Eden 8 Kalıntı

    Efes Antik Kenti’ni Yaşatmaya Devam Eden 8 Kalıntı

    Bu listemizde sizi Efesliler arasında bir geziye davet ediyoruz! Böyle söylüyoruz çünkü kalıntılar arasında yürürken hissedeceğiniz duygu tam da bu: Hala yaşayan bir medeniyetin yerleşim yerine geldiğiniz duygusu. O kadar gerçek, o kadar canlı… Binlerce yıl içinde oluşturulmuş sistemli ve görkemli kent mimarisinin günümüze kadar ulaşan kısmı bile hayranlık uyandırmaya yetiyor. 150 yıl önce başlayan kazılar yaklaşık 100 yıldır Türk arkeologlar gözetiminde devam ediyor ve yeni buluntulara ulaşılıyor. Efes Antik Kenti’nde mutlaka görülmesi gereken onlarca bölümden 8 tanesini gelin birlikte gezelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    efes

    Efes, 9000 yıllık bir yerleşim yeri ve özellikle Antik dönemde liman kenti olarak bütün dünyada ilgi görmüş. Liman Caddesi ise şehir merkeziyle limanı birbirine bağlayan yolun adı. Geçmişte denizciler yüklerini bu cadde üzerinden şehre taşır, krallar bu yol üzerinde karşılanır, dini törenler burada yapılırmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Roma Senatörü Tiberius Julius Celsus öldüğünde oğlu babasını onurlandırmak için bir anıt mezar yaptırmak ister fakat kent yönetiminden gerekli izinleri alamaz. O da ikinci kez ama bu sefer kütüphane yaptırma talebiyle girişimlerde bulunur. Bu sayede hem olağanüstü mimarisiyle Celsus Kütüphanesi’ni yaptırır hem de içine babasının lahdini yerleştirerek onun çok farklı bir anıt mezarda uyumasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Burası bir zamanlar, St. Paul’ün kalabalıklara vaazlar verdiği, atletizm yarışmalarının düzenlendiği, gladyatörlerin güç gösterisine sahne olan, sanatsal etkinliklerin yapıldığı, 24 bin kişilik kapasitesiyle dünyanın en büyük açık hava tiyatrosuydu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Celsus Kütüphanesi’ne doğru inen yolun adı Kuretler Caddesi’dir. Adını o dönemdeki bir rahip sınıfından almış. Caddenin iki tarafında da göreceğiniz farklı yapılar, Efeslilerin planlı kent yaşamına ne denli önem verdiklerini anlamınızı sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    MS 117 yılında tahta geçen Hadrianus adına yapılan tapınağın alınlığında Efes’in kuruluş öyküsünü anlatan kabartmalar bulunuyor. Herakles’in Theseus’la savaşı, Kral Androklos’un yaban domuzunu öldürüşü, Apollon, Artemis, Dionysos, Afrodit, Ares ve diğerleri… Fakat alınlığın orijinalini Efes Müzesi’nde görebilirsiniz. Tapınağın üzerindeki ise MS 4. yüzyıldaki restorasyon sırasında konulmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde klasik müzik konserlerinin düzenlenebildiği Odeon, “Eski Yunan’da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer” anlamına geliyor. Efes’teki 1400 kişilik odeonda eskiden de meclis toplantıları yapılır, tiyatro, konser etkinlikleri düzenlenirmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kuretler Caddesi üzerindeki üç katlı hamam MS 1. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş ve restorasyonu Skolastika isminde bir kadın tarafından MS 400 yıllarında yaptırılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Efes harabeleri içinde günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış en değerli yapılardan biri de geçmişin Efesli zenginlerine ait olan Yamaç Evleri. Bu direnişte zeminindeki mozaik yapıların etkisinin büyük olduğu düşünülüyor. Yeraltı ısıtma sistemi ve banyosu bulanan evlerin, belediye işlerinde kullanılmak üzere dönemsel olarak yöneticilere verilmiş olabileceği arkeolojik kazılarla desteklenen bilgiler arasında bulunuyor.

  • Yeşiliyle Mavisiyle En Güzel Tatillerin Adresi 10 Muğla Koyu

    Yeşiliyle Mavisiyle En Güzel Tatillerin Adresi 10 Muğla Koyu

    Ege Bölgesi’nin en çok ziyaretçi alan şehri Muğla, koylarının güzelliğiyle büyülüyor. Türkiye’nin en büyük 24. şehri olan Muğla’nın nüfusu yaz aylarında güzel doğası ve renkli hayatı sayesinde kat kat artıyor. Bodrum, Marmaris gibi beldelere bağlı olan koylar, masmavi denizin ve yemyeşil doğanın tadını çıkarabileceğiniz, tüm yılın yorgunluğunu üzerinizden atabileceğiniz bir ortam sağlıyor. Muğla koylarında hem şirin pansiyonlar hem de bungalov ya da çadırlarda konaklayabileceğiniz tesisler her zevke göre bir tatil seçeneği sunuyor. Çevresindeki havaalanları, gelişmiş kara ve deniz yolculuğu sayesinde kolayca ulaşabileceğiniz, unutulmaz bir tatil için yaşayabileceğiniz 10 Muğla koyu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    ege koyları, tatil yerleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ege koyları, tatil yerleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ege koyları, tatil yerleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    tatil yerleri, ege koyları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    tatil yerleri, ege koyları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    tatil yerleri, ege koyları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    tatil yerleri, ege koyları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    ege koyları, tatil yerleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    ege koyları, tatil yerleri
  • Türkiye’de Balayı Yapılacak 9 Harika Yer

    Türkiye’de Balayı Yapılacak 9 Harika Yer

    Doğasıyla dünyanın dört bir yanından turist çeken ülkemizde, balayı tatili için de birçok uygun belde bulunuyor. Birçok çift daha ekonomik olduğu için ya da doğanın tadını çıkarmak için Türkiye’de balayı yapmayı tercih ediyor. Biz de yeni evlilere rehber olsun diye hazırladığımız listemizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hem denizin tadını çıkarabileceğiniz hem de tarihi bir dokusu bulunan Çanakkale’nin sakin tatil beldesi Assos…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Likya Yolu’nun gözde durağı Olimpos, balayında doğanın tadını çıkarmak isteyenler için ideal…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yemyeşil Tabiat Parkı’nın içinde yer alan, göl kenarında konaklayabileceğiniz Abant…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hem kış hem de yaz aylarında balayı için tercih edilebilecek Uludağ…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Plajıyla, yel değirmenleriyle, sevimli sokaklarıyla Bozcaada…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kaz Dağı’nın mavi ve yeşil doğasının içinde Adatepe Köyü…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ege ve Akdeniz’in birbirinden güzel koylarını, tertemiz denizini keşfetmek için Mavi Tur…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Palamutbükü, Ovabükü gibi ünlü plajları, Eski Datça’nın güzelim sokaklarını keşfetmek için Datça…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Denizi ve güneşi sevdiği kadar eğlenmeyi de sevenlerin tercihi Çeşme…

  • MİNİK TOHUMLARDAN DEVASA CÜSSELERE DÜNYANIN EN BÜYÜK BİTKİ TÜRLERİ

    Doğa, sınırları zorlayan ve hayranlık uyandıran canlılarla doludur. Gözle görülemeyecek kadar küçük organizmalardan göğe yükselen görkemli ağaçlara kadar uzanan bu çeşitlilik, bitkiler dünyasında da en çarpıcı örneklerini sergiler. Peki, okyanusları kaplayan su bitkilerinden metrelerce uzunluğa ulaşan çiçeklere kadar dünyanın en büyük bitkileri hangileridir? Gelin, dünyanın en etkileyici yeşil devlerini birlikte keşfedelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Victoria amazonica ” title_font_size=”13″]

    Victoria amazonica, dünyanın en büyük nilüfer türlerinden biridir ve Güney Amerika’nın Amazon Nehri Havzası’na özgüdür. Görkemli, dairesel yaprakları 3 metreye kadar genişleyebilir ve bir çocuğun ağırlığını dahi taşıyabilir. Bu etkileyici bitkinin çiçekleri yalnızca iki gece açar: İlk gece beyaz renkte ve hoş kokuluyken, ikinci gece mor-kırmızıya dönüşür. Victoria amazonica, estetik güzelliği ve olağanüstü yaprak yapısıyla botanik meraklılarının ilgisini çekerken, su ekosistemlerinde gölge ve yaşam alanı sağlayarak da önemli bir rol üstlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Titan arum” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük çiçeklerinden biri olan Titan arum, Endonezya’nın Sumatra Adaları’nda ve bazı özel botanik bahçelerinde yetişir. “Ceset çiçeği” olarak bilinir; çünkü açtığında, çürümüş eti andıran yoğun kokusuyla böcekleri kendine çeker. Tüm enerjisini tek ve devasa bir yaprak ya da çiçek oluşturmaya harcar. Küçük bir ağacı andıran yaprağı ise 6 metreye kadar yükselebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rafflesia arnoldii ” title_font_size=”13″]

    Rafflesia arnoldii, dünyanın en büyük tekil çiçeğine sahip parazitik bir bitkidir. Güneydoğu Asya’nın yağmur ormanlarında, özellikle Endonezya ve Malezya’da yetişir. Yaklaşık 1 metre çapına ve 10 kilogram ağırlığa ulaşabilen bu dev çiçek, kötü kokusu nedeniyle Titan arum gibi “ceset çiçeği” olarak anılır. Kökü, sapı ve yaprakları olmayan Rafflesia arnoldii, tamamen konakçı bitkisine bağımlı yaşar ve besinini ondan alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Musa ingens ” title_font_size=”13″]

    Musa ingens, dünyanın en büyük muz türü olarak bilinen dev bir bitkidir ve Papua Yeni Gine’nin dağlık yağmur ormanlarında yetişir. Boyu 15 metreye, yaprakları ise 5 metreye kadar ulaşabilir. Devasa salkımlarda yetişen meyveleri yenebilir ancak diğer muz türlerine göre daha lifli bir yapıya sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Talipot Palmiyesi” title_font_size=”13″]

    Talipot palmiyesi, dünyanın en büyük çiçek salkımına sahip heybetli bir palmiye türüdür. 25 metreye kadar uzayabilen bu ağaç, ömrü boyunca yalnızca bir kez çiçek açar ve tohumlarını yaydıktan sonra yaşamını tamamlar. Çiçeklenme süreci, 30 ila 80 yıl süren uzun bir büyüme döneminin sonunda gerçekleşir. Güney Hindistan ve Sri Lanka gibi tropikal bölgelerde yetişen Talipot palmiyesi, geniş yapraklarıyla dikkat çeker; bu yapraklar aynı zamanda barınak yapımında da kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Puya Raimondii ” title_font_size=”13″]

    Puya raimondii, dünyanın en büyük çiçek salkımına sahip bromeliad (ananasgiller) türüdür. Peru ve Bolivya’nın yüksek And Dağları’nda, 3.000 ila 4.800 metre yüksekliklerde yetişir ve bu nedenle ‘And Dağları Kraliçesi’ olarak anılır. Yaklaşık 100 yıl boyunca büyüyen bu bitki, dev çiçek salkımını oluşturduktan sonra çiçek açar ve ömrünü tamamlar. Uzunluğu 10 metreye kadar ulaşabilen Puya raimondii, yüzlerce hatta binlerce çiçeğiyle ekosistemde polen taşıyıcıları için önemli bir besin kaynağı sağlar.

  • 10 Madde ile Özgürlüğe Koşan Yılkı Atları

    10 Madde ile Özgürlüğe Koşan Yılkı Atları

    Tarihteki yolculuğumuza şöyle bir bakacak olursanız insan dostu hayvanların başında atların geldiğini görebilirsiniz. Ama bazen bakımını sağlayamadığı ya da yaşlanmış atları doğaya salar insanoğlu… Ve artık doğada özgür ama bir başına olan bu atlara yılkı atları denir. Şimdi sizi yılkı atlarıyla buluşturacak birbirinden etkileyici görsellerle baş başa bırakıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    “Yılkı” kelimesi, Orhun Abideleri, Dede Korkut Hikâyeleri gibi metinlerde de geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Anadolu’da özellikle dağ eteklerinde gruplar halinde dolaşan yılkılara rastlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Doğaya salınan yılkı atları sahipsiz ve özgür canlılar olarak başına buyruk yol alırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkılar bazen başka insanlar tarafından yakalanıp sahiplenilebilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkı olmanın belki de tek güzel yanı özgürlüğün tadını doyasıya çıkarabilmeleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    İnsanlarla kurdukları yakınlık sonrası doğada sahipsiz kalmanın zorluklarını yaşarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Doğada yaşam mücadelesi veren yılkılar zamanla ürkek, yabani bir doğaya bürünürler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Tek başına yaşamaktansa gruplar haline dolaşmak yılkılar için daha güvenlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Kış mevsiminin zorlayıcı şartları yiyecek bulmalarını güçleştirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkıların sığınağı genellikle ormanlık alanlar ve dağ etekleridir.

  • TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SU ALTI GÖLÜ MAĞARASI: ALTINBEŞİK

    Ülkemizin en büyük, Avrupa’nın ise üçüncü en büyük su altı gölü mağaralarından olan Altınbeşik Mağarası, Antalya’nın İbradı ilçesinde yer alıyor. Toros Dağları’nın kalbinde yükselen, muazzam karstik yapıların oluşturduğu sarkıt ve dikitleriyle göz alıcı bir manzaraya sahip Altınbeşik Mağarası hakkındaki bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Altınbeşik Mağarası, yaklaşık 2.500 metre uzunluğa sahiptir ve üç kattan oluşur. Büyük bölümü sularla kaplı olan bu devasa yapının içinde, geniş galerileri birbirine bağlayan dar geçitler yer alır. Deniz seviyesinden 450 metre yükseklikte bulunan mağara, ilk olarak bölge halkı tarafından keşfedilmiş; günümüzde keşfi tamamlanmış bölümü ise 5.500 metreye ulaşmıştır. 1994 yılında millî park ilan edilen Altınbeşik Mağarası hem doğal güzelliği hem de gizemli yapısıyla dikkat çekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türk, İngiliz, Fransız ve Çek uzmanların ilk çalışmaları sonrasında mağaranın karmaşık iç yapısı büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır. Üç kattan oluşan mağarada, milyonlarca yıl boyunca biriken kireç taşlarının şekillendirdiği devasa sarkıtlar, dikitler ve doğal taş oluşumları bulunmaktadır. Havası oldukça nemli olup sıcaklığı 16-18 °C arasında değişmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mağaranın ilk katına, 200 metre uzunluğundaki yer altı gölü üzerinden botla girilmektedir ve bu bölüm ziyaretçilere açıktır. Bölümün sonunda, 44 metreyi bulan görkemli dikey traverten oluşumları yer alır. Buradan mağaranın ikinci katına geçilmektedir; ancak bu kısma yalnızca özel ekipman kullanan profesyonel mağaracılar çıkabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Altınbeşik Mağarası’nın ikinci katı 130 metre uzunluğundadır ve tabanı dere yatağını andırır. İnce, uzun ve sığ bir göl ile onu takip eden küçük gölcüklerin yer aldığı bu bölüm, geçmişte su akışıyla şekillenmiş olsa da günümüzde oluşum süreci yavaşlamış ya da tamamen durmuştur. Üçüncü kat ise ilk iki kattan farklı olarak sürekli kurudur; ancak burada bulunan devasa kaya blokları son derece dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çok geniş ve uzun bir yer altı sisteminin çıkış noktasında bulunan Altınbeşik Mağarası, kuzeydeki düzlüklerden yer altına sızan suların toplanıp tahliye edildiği ana yer altı deresi işlevini görmektedir. Beyaz renkli kalın traverten oluşumları görsel bir şölen sunarken, içindeki göletler mağaraya gizemli ve etkileyici bir atmosfer katmaktadır. Mağaranın adı ise, minerallerin etkisiyle sarı renge bürünen ve köprü biçiminde yükselen kaya bloğunun beşiğe benzetilmesinden gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İlkbahar ve kış aylarında su seviyesinin yükselmesi nedeniyle kapalı olan Altınbeşik Mağarası, yaz mevsiminden sonbaharın başlarına kadar ziyarete açıktır. Su derinliğinin bazı noktalarda 40 metreyi bulduğu mağara, güvenlik nedeniyle yalnızca belediye gözetiminde düzenlenen turlarla gezilebilmektedir.

  • Balkon Bahçeciliği ve Bir Saksıda Yetiştirebileceğiniz 10 Bitki

    Balkon Bahçeciliği ve Bir Saksıda Yetiştirebileceğiniz 10 Bitki

    Bilinçli beslenme ve permakültür gibi kavramlar her geçen gün daha da yükselen trendler haline gelirken birçok kişi sebze, meyve ve taze baharatları kendi balkonlarında yetiştirmeyi tercih ediyor. Yiyeceklerinizin böcek ilacı gibi maddelerle temas etmediğinden emin olmanın en etkili yollarından biri onları kendi ellerinizle yetiştirmenizdir. Üstelik yiyeceklerinizi kendiniz yetiştirdiğinizde en taze besinleri tüketiyor olduğunuzdan da emin olabilirsiniz. Yemeklerinize sağlık ve lezzet katacak taze baharatları küçük saksılarda, sebze ve meyveleri ise daha büyük saksılarda yetiştirebilirsiniz. Balkonda en kolay ve en verimli şekilde büyütebileceğiniz, sevdiklerinize güvenle sunabileceğiniz bitkileri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]