Kategori: Yaşam

  • UÇAK YOLCULUĞUNDAN KEYİF ALABİLMENİZ İÇİN TAVSİYELER

    İlk kez uçağa binecek olmak genellikle büyük bir heyecan sebebidir. Kimileri bu heyecanı mutlulukla birleştirir, kimi stresle… Ama bir kere uçtuktan sonra o eşik aşılır ve tıpkı kara araçlarına binmek kadar sıradan bir hal alır. Ne var ki canımız istediği an, “durdurun uçağı inecek var” diyemeyeceğimiz bu yolculuk türünde bazı ufak detayları bilmek ve yerine getirmek, bizi yolculuğumuz süresince sıkıntı yaşamaktan korur ve hatta keyif almamızı sağlar. Bu doğrultuda bizim de size birkaç önerimiz var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • İLGİNÇ ÖZELLİKLERİYLE 7 PENGUEN TÜRÜ

    25 Nisan Dünya Penguenler Günü, yaşam alanları Antarktika’da olan sevimli penguenleri hatırladığımız bir gündür.  Penguenler, 18 türü kapsayan ayakları perdeli bir kuş familyasıdır. Uçamazlar, ancak yüzme kabiliyetleri çok yüksektir. Dimdik bir şekilde durabilirler. Avustralya ve Yeni Zelanda’nın küçük mavi pengueni, Antarktika’nın imparator pengueni, kral penguen, sarı gözlü penguen derken onlarca çeşit penguen türünden bahsetmek mümkündür. Bu yazımızda sizler için bazı penguen türleri hakkında bilgileri derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Penguen ailesinin en büyüğü imparator penguendir. Dünyanın güneyinde yaşar. Neredeyse 1.20 boylarına kadar ulaşabilir. 50-60 kilo civarında olabilir. Üstte siyah, altta ise beyaz tüyleri vardır. Dişileri ile erkekleri arasında boy ve kilo farkı çok yoktur. Silindirik bir gövde yapısına sahiptir. Kafa ve ayak yapısı, vücuduna kıyasla daha küçüktür. Sivri bir gagası bulunur. Kürkleri, soğuktan yalıtım yapabilecek özelliktedir. Parlak bir tüy yapısı vardır. Boynunun alt kısmı ve yanaklarında sarı ya da turuncu tonlarda tüyler görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Macaroni pengueni ya da Makaroni pengueni olarak bilinir. Ortalama 70 cm boylarındadır. Ağırlığı 5 kiloya kadar ulaşabilir. 15 ila 60 metre arası derinliğe dalabilecek yeteneğe sahiptir. Sarı bir sorgucu vardır. Yüzü ile üst kısmı siyah renktedir. Erkek Makaroni’ler dişi olanlardan daha iridir ve gagaları daha uzundur. Bu sayede erkek ve dişi kolaylıkla ayırt edilebilir. Kraliyet pengueni ile akrabalığı vardır. Yaşam süresi 8 ila 15 yıl arasında değişebilir. Genellikle çeşitli kabuklularla ya da küçük balıklarla beslenir. Yılda bir kez tüy döker. Penguen türleri içinde üreme oranı yüksek penguenlerden biridir. Derin sularda çok iyi yüzer. En ilginç fiziksel özelliklerinden biri sarı renkli sorgucudur. Vücudunu kaplayan kürk, su geçirmez özelliktedir. Yavrularda siyah olan tüyler, maviye dönen bir parlaklığa da sahiptir. Yetişkinlerde ise kahverengiye dönen bir renkten söz etmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Avustralya’da yaşam süren bu penguen türü, sorguçlu türlerden biridir. Makaroni pengueni ile benzer bir görünüşe sahiptir. Gagası turuncu renktedir. 20 yıla kadar yaşam sürebilir. DNA dizilimlerindeki benzerlikten dolayı Makaroni pengueninin alt türü olup olmadığı tartışılır. Dişiler erkeklere oranla biraz daha hafiftir. Uçamaz ancak uzun süre dalabilir ve yüzebilir. Sosyal bir canlıdır, gruplar hâlinde avlanır. Çıkardıkları sesler ile birbirleriyle iletişim kurabildikleri farklı bir ses yapısına sahiptirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Galapagos pengueni, adını yaşadığı yerden alır. Galapagos Adaları’nda yaşamını sürdürür. Ortalama 50 cm’e kadar boyu uzayabilir. Ağırlığı ise oldukça hafiftir, ortalama 2- 6 kilo arasındadır. Dünyada çok az sayıda kaldıkları bilinir. Kahverengi, gri ve siyah tonlardadır. Ortalama yaşam süresi 15 ila 20 yıl kadardır. Galapagos pengueni, diğer penguen türlerine göre daha sıcak bir iklimde yaşar. Yılda iki kez tüy değiştirir. Siyah gövdesi, beyaz göbeği vardır. Boğaz Bölgesi’nde beyaz ya da pembemsi lekeler görülebilir. Güçlü kanatları, suda zahmetsizce yüzmesine olanak sağlar. Her ne kadar suda yetenekli olsa da garip yürüyüşü ve zayıf dengesi nedeniyle karada biraz daha paytak yürür. Sesi oldukça kuvvetlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Avustralya ve Yeni Zelanda’da yaşayan bu penguen, dünyanın en küçük penguenidir. Diğer penguen türlerine göre daha küçük olmalarından dolayı “küçük” ismini almışlardır. Maviye çalan rengi sebebiyle “mavi penguen” olarak da bilinir. Mavi penguen, türünün en özel kuşlarından biridir. Boyu genelde 30 cm civarındadır. Kilosu ise genellikle 1 kiloyu aşmaz. Mavi tüyleri, sırtındaki ve başındaki çoğu alanı kaplar. Çenesinden ayaklarına kadar tüyleri açık grimsi bir tondadır. Kanatları da tıpkı vücudu gibi mavi renktedir.10 yıla kadar ömrü vardır. Sabah gün doğmadan önce açık denize doğru yüzer ve avlanır. Avlandıktan ve serinledikten sonra her akşam gün batarken yine kendi evine döner.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya gelen penguen türlerinden biridir. Yeni Zelanda’da yaşar. Bu penguen türünün dalış konusunda diğer türlere göre bir hayli yetenekli olduğu bilinir. Genellikle yiyecek tercihi küçük balıklar ve yumuşakçalardan yana olur. Diğer akrabalarının aksine sosyal bir canlı olduğu söylenemez. Genellikle diğer penguenlerden uzak durur ve yuvasını uzağa yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Snares pengueni adını yaşadığı bölgeden alır ve Yeni Zelanda’daki Snares Adaları’nda yaşam sürer. Snares tepeli penguen ve Snares Adaları pengueni olarak da bilinir. Ortalama 50-60 cm boyutlarındadır. Kilo olarak da maksimum 4 kiloya ulaşabilir. Dünya üzerinde yaklaşık 30.000 dolaylarında Snares pengueni olduğu düşünülür.

  • Doğru Güneş Gözlüğünü Seçmeniz İçin 8 Öneri

    Doğru Güneş Gözlüğünü Seçmeniz İçin 8 Öneri

    Güneş gözlüğü özellikle de yaz aylarında en sık kullanılan aksesuarlardan biri… Hem kıyafetlerinizi tamamlayan hem de gözlerinizin sağlığını koruyan gözlükler arasından en uygun olanı seçmek ise bazı püf noktalardan haberdar olmayı gerektiriyor. Kendinize en uygun gözlüğü seçmek için yararlanabileceğiniz öneriler listemizde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Gözlük seçiminde en önemli noktalardan biri gözlük çerçevesinin şekli ile yüz şekliniz arasında yakalamanız gereken uyum. Uygulamanız gereken formül aslında çok basit; gözlüğün şekli yüz şeklinizin tersi olmalı, örneğin yüzünüz yuvarlaksa kare gözlükleri, yüzünüz üçgen şeklinde ise dikdörtgen formunda gözlükleri tercih etmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İyi bir güneş gözlüğünün pek de ucuz bir aksesuar olmadığını göz önünde bulundurursak, sadece moda olduğu için iddialı tasarımları ya da fazla parlak renkleri seçmek yerine klasik ve yıllarca kullanabileceğiniz modelleri satın almanız daha akıllıca olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güneş gözlüğü camlarında bulunan UV filtreleri gözünüzü güneşin zararlı etkilerinden koruyor. Fakat daha etkin bir koruma için en az %99 UVB ve %95 UVA filtreleri bulunan bir gözlük kullanmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gözlüğün büyüklüğünün yüzünüze uygun olduğundan emin olun. İdeal büyüklükte bir gözlük taktığınızda gözlüğün ağırlığı kulaklarınız ve burnunuz arasında eşit olarak dağılacak ve kaşlarınız gözlük camına ya da çerçevesine değmeyecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gözlüğü hangi amaçla kullanacaksanız ona uygun renkte gözlük camı seçmelisiniz. Örneğin, kar sporları yapacaksanız kahverengi tonları, ışığın gücünü azaltmak istiyorsanız koyu gri camları tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    damla gözlük

    Biraz daha pahalı olsalar da çizilmeye karşı korumalı camları tercih ederek gözlüğünüzü daha uzun süre kullanabilirsiniz. Tabii çizilmeye karşı korumalı olsa bile gözlüğünüzü nereye bıraktığınıza dikkat etmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Seçeceğiniz gözlük çerçevesinin teninizle uyumlu olması da büyük önem taşıyor. Cilt renginiz açıksa koyu renk çerçeveleri tercih edebilirsiniz. Koyu kahverengi ve siyah saçlıların tercihi de koyu renk çerçevelerden yana olmalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Gözlüğünüzün boyutu gözlerinizin güneş ışığından ne kadar iyi korunacağını da belirliyor. Daha ufak çerçeveler gözünüzün yanlardan ışık almasına sebep olurken büyük çerçeveler daha etkili bir koruma sağlıyor. Seçiminizi ışığa hassasiyetinize göre yapabilirsiniz.

  • ÇOCUKLARIN OKULDA BAŞARI SAĞLAMALARI İÇİN ÖNERİLER

    Okullar açıldı… Tüm velilerin ortak dileği aynı: Çocuklarının hem okulda hem de yaşamın içinde başarılı, mutlu ve öz güvenli bireyler olmaları. Bu yazımızda, çocuğunuzun potansiyelini ortaya çıkarmasına destek olabilecek önerileri sizler için bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuğunuzu Gerçekten Tanıyın” title_font_size=”13″]

    Her çocuk biriciktir. Onu gerçekten tanımak; güçlü yönlerini, ilgi alanlarını, öğrenme stilini ve hayallerini fark etmekle başlar. Bu durum, aynı zamanda gerçekçi beklentiler oluşturmanın da temelini oluşturur. Aşırı ya da çocuğa uygun olmayan beklentiler ise kaygı duymasına ve kendini yalnızca başarılarıyla değerli görmesine neden olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İletişimi Yargıdan Uzak Tutun” title_font_size=”13″]

    Çocuklar, konuşurken çoğu zaman bir çözümden çok sadece duyulmak ister. Sürekli öneriler sunmak yerine, gerçekten dinlendiğini hissettirmek çok daha değerlidir. Sakin bir ortamda, yargılanmayacağını bildiği güvenli bir çember içinde kendini ifade etmesine fırsat verin. Bazen yalnızca bir “anlıyorum” demek, uzun bir öğütten çok daha faydalı olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dengeli Beslenme ve Düzenli Uykuya Dikkat Edin” title_font_size=”13″]

    Zihinsel başarı, fiziksel destekle başlar. Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak, düzenli ve dengeli beslenmek çocuğun dikkat süresini, öğrenme hızını ve ruh hâlini olumlu yönde etkiler. Aynı şekilde yaşına uygun uyku düzeni de hem fiziksel gelişim hem de öğrenme süreçleri için vazgeçilmezdir. Unutmayın, yorgun bir beden öğrenmeye kapalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çalışma Ortamını Düzenleyin” title_font_size=”13″]

    Dikkatin dağılmadığı, sade ve düzenli bir ortam çocuğun derse odaklanmasını kolaylaştırır. Mümkünse ona özel bir masa ya da köşe ayırın. Ortak alanlarda çalışıyorsa, sessizlik ve dikkat süresine sizin de özen göstermeniz önemlidir. Küçük bir masa lambası ya da sevdiği bir kalemlik bile motivasyonunu artırabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Motive Edin, Yön Verin” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuz neden çalışması gerektiğini anladığında ve hedeflerini içselleştirdiğinde motivasyonu artar. Ona başarı yolunda sabrın ve emeğin değerini anlatın. Küçük başarılarını mutlaka takdir edin, güçlü yönlerini fark etmesine yardımcı olun. Yalnızca sonuca değil, sürece de odaklanın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Takip Edin Ama Baskı Kurmayın” title_font_size=”13″]

    Ne çok serbest bırakın ne de sürekli kontrol edin; onun gelişimini destekleyen bir yol arkadaşı olun. Zaman yönetimi, görev bilinci ve planlı çalışma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olun. Büyük işleri küçük adımlara bölerek birlikte planlama yapın. Karşılaşılan aksaklıklara birlikte çözüm aramak çocuğunuzun güvenini güçlendirecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kıyaslamadan Değerlendirin” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamak, özgüvenini zedeleyebilir. Unutmayın, her çocuğun gelişim hızı farklıdır. Onu kendi dünüyle kıyaslayın, bugünkü ilerlemesini fark edin ve bu gelişimin bir parçası olmasını sağlayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sorumluluk Vermekten Çekinmeyin” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuza yaşına ve becerilerine uygun küçük sorumluluklar vermek, özgüvenini ve özdenetimini güçlendirir. “Yardımcı olmak” yerine “yapabileceğine inanmak” çok daha değerlidir. Kendi sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenen çocuk, okul yaşamında da daha özgür ve düzenli olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Okul ile Sürekli İletişimde Kalın” title_font_size=”13″]

    Öğretmenlerle ve okul yönetimiyle düzenli, açık ve yapıcı bir iletişim kurun. Çocuğunuzun özel durumlarını paylaşmak ve öğretmeniyle iş birliği içinde olmak, gelişimini desteklemede önemli bir avantaj sağlar. Unutmayın, aynı hedef için farklı cephelerden çalışan güçlü bir ekip olmak çocuğunuzun en büyük şansı olabilir.

  • ENERJİ TÜKETİMİ VE TASARRUFUYLA İLGİLİ BİLGİLER

    Enerji tüketimi konusundaki alışkanlıklarımız ve tasarruf çabalarımız hem sürdürülebilir çevre hem ülke ekonomisi hem de kişisel bütçemiz için son derece önemli. Kullanmadığımız odaların ışıklarını kapalı tutmak, bilgisayarı kullanmadığımızda kısa sürede uyku modunun devreye girmesini sağlamak, çamaşır ve bulaşık makinelerini tam olarak dolduktan sonra çalıştırmak gibi minik önlemlerle dünyayı kurtarmamız mümkün! İnanın, bu doğrultuda atacağımız en küçük adımın bile kıymeti büyük. Gelin o zaman konuya biraz daha devam edelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • KARBON AYAK İZİN NE KADAR?

    Günlük yaşantımızda farkında olmasak da attığımız her adım, gezegenimizde bir iz bırakıyor. Kullandığımız ulaşım araçları, tükettiğimiz gıdalar, evlerimizi ısıtma biçimimiz hatta interneti kullanma şeklimiz bile çevreye belirli bir karbon yükü getiriyor. İşte bu yük, “karbon ayak izi” olarak adlandırılıyor. Küresel iklim değişikliğinin etkisinin hızla artırdığı günümüzde, bu sorunun cevabını bilmek her zamankinden daha önemli. Çünkü önce etkimizin ne olduğunu anlamak, ardından da onu azaltmak için adım atmak gerekiyor. Yazımızda, karbon ayak izinin ne anlama geldiğini ve bu izi azaltmak için neler yapabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Karbon ayak izi; bir kişinin, ailenin, organizasyonun ya da bir ürünün üretimi ve tüketimi sırasında atmosfere saldığı karbondioksit ve diğer sera gazlarının toplam miktarını ifade eder. Bu ölçüm, günlük yaşamımızdaki enerji kullanımı, ulaşım biçimlerimiz, tüketim alışkanlıklarımız ve daha pek çok faktörden etkilenir. Kişisel ulaşım, karbon ayak izimizi etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Özellikle otomobil ile yapılan yolculuklar yüksek miktarda karbon salınımına yol açar. Buna karşılık toplu taşıma, yürüyüş ve bisiklet gibi alternatiflerle bu salınımı azaltmak mümkündür. Aynı şekilde, düşük karbon salınımı özelliğiyle öne çıkan elektrikli araçlar da çevre dostu bir seçenek olarak tercih edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Evde kullanılan enerji, karbon ayak izinin önemli bir parçasını oluşturur. Elektrik tüketimini azaltmak için enerji verimli cihazlar kullanılabilir, gereksiz açık bırakılan lambalar kapatılabilir ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara geçiş yapılabilir. Ayrıca, düşük karbon salınımı sağlayan elektrik tedarikçilerini tercih etmek çevresel etkiyi azaltır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karbon ayak izini azaltmaya yönelik bireysel adımlardan biri de içerik etiketlerini okumayı öğrenmektir. Bu, sürdürülebilir bir yaşam için son derece değerli bir beceridir. Etiket okumak, bir ürünün içeriği ve üretim süreci hakkında bilgi edinmemizi sağlar. Hayvansal kaynaklı ürünler, işlenmiş gıdalar ve uzak ülkelerden gelen ham maddeler daha yüksek karbon salınımına yol açabilir. Ayrıca, etiketlerde yer alan geri dönüşüm sembolleri, ürünün çevreye olan etkisine dair ipuçları verir. Geri dönüştürülebilir ya da doğada çözünebilen ambalajları tercih etmek, karbon ayak izini azaltmada önemli bir rol oynar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Atıklar, karbon ayak izimizi etkileyen önemli unsurlardan biridir. Atıkları azaltmak, plastik kullanımını en aza indirmek ve daha fazla doğa dostu malzeme tercih etmek, karbon ayak izinizi küçültmeye önemli ölçüde katkı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hızla tüketilen ürünler ve tek kullanımlık eşyalar, yüksek karbon salınımına yol açar. İhtiyacınız olmayan ürünleri satın almaktan kaçınarak, dayanıklı ve uzun ömürlü ürünleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca, yerel üreticilerden alışveriş yaparak ulaşım kaynaklı karbon salınımını da azaltmış olursunuz. Yerel ve mevsimlik ürünlerle beslenmek ise karbon ayak izini azaltan en etkili bireysel adımlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Video izlemek, sosyal medyada uzun vakit geçirmek ve gereksiz e-postaları saklamak bile enerji tüketimine yol açar. İnternet, dev sunucular üzerinden çalışır ve bu sunucuların sürekli aktif kalması büyük miktarda enerji gerektirir. Dijital temizlik yapmak, gereksiz bulut depolamalarını silmek ve çevrim içi alışkanlıkları gözden geçirmek, karbon ayak izini azaltmanın dijital yolları arasında yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karbon ayak izini azaltmanın bir diğer yolu da çevre dostu yaşam tarzı ve sürdürülebilir alışkanlıklar konusunda bilgi edinmektir. Farkındalık oluşturarak çevrenizdeki kişileri iklim değişikliği hakkında bilinçlendirebilir, böylece hep birlikte karbon salınımını azaltmaya katkı sağlayabilirsiniz.

  • RENKLERİN HİSSETTİRDİKLERİ

    Hiç merak ettiniz mi hemen hemen tüm fast food restoranlarının iç mekân rengi neden sarıdır. Mavi bir gökyüzüne ya da denize baktığımızda bizi rahatlatan his nedir? İnsan psikolojisine olan etkilerini araştırmaya yönelik yapılan çalışmaların ortaya koyduğu üzere renkler, hayatımızı duygusal olarak her alanda etkilemektedir. Renkler bizimle konuşur, farkında olmasak bile iç dünyamızı, kararlarımızı ve duygularımızı etkiler. Diğer yandan içinde bulunduğumuz ruh hali hangi renge yöneleceğimizi de etkilemektedir. Giydiğimiz kıyafetin, sürdüğümüz ojenin ya da yaşadığımız odanın rengini seçerken içinde bulunduğumuz ruh hali tüm bu süreçlerin sonucu olarak tercihimizi belirlemektedir. Renkler sıcak/soğuk tonlar olmak üzere ikiye ayrılır ve uyarılmamızdan dikkatimize, tercihlerimizden tüketimimize birçok düşünsel süreçte söz sahibi olmaktadır. Reklamcılar, grafik tasarımcıları, satış pazarlama gibi toplumun ortak karar alma süreçlerine etki eden sektörler renklerin etkisinden sıkça faydalanmaktadır. Hangi rengin psikolojimizi nasıl etkilediğini sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Retinanın ilk fark ettiği renk kırmızıdır. Alıcıları hızla uyaran bu renk metabolizmayı hızlandırır, kan basıncını yükseltir ve solunum hızını artırır. Tutku, öfke, heyecan gibi yoğun duygularla özdeşleştirilen kırmızı, aynı zamanda tehlikenin de sembolüdür. Canlandırıcı bir etkiye sahip olan kırmızı rengi, mekânlarda kullanıldığında bir zaman sonra gerginlik yapabileceğinden çok da tercih edilmez ancak iştah açan bir etkisi olduğundan özellikle yeme içme yerlerinde sıkça tercih edilir. Dikkat ettiyseniz telefona indirilen yeme-içme ile ilgili uygulamalar ve ünlü fast food markaları logo tasarımlarında kırmızıyı tercih etmektedir. Hem iştah açmak hem de hafızada yer etmesi açısından hızlı bir uyaran olan kırmızı, dikkat çekmek isteyen insanların aksesuar ve kıyafetlerinde seçtiği bir renktir. Okullarda ders konularının önemli bölümlerine dikkat çekmek için kırmızı renkli kalemler kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kırmızının tam zıttı duyguları tetikleyen mavi huzur hissinin sembolüdür. Mavi renge maruz kalan kişinin kan akışı yavaşlar, göz bebeği küçülür, zihin daha işlevsel ve verimli bir hale gelir. Huzur verici olduğu kadar iştah kapatıcı özelliğinden dolayı yeme-içme mekânları çoğunlukla bu rengi tercih etmezken, diyetisyenler kilo vermek isteyen kişilere mavi tabaklarda yemek yemeyi ya da yemek salonlarının duvarlarının mavi renge boyanmasını tavsiye etmektedir. Mütevazılık, alçakgönüllülük ve dinginlik ile özdeşleştirilen mavinin lacivert tonu ise, ciddiyeti ve resmiyeti temsil etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Uyarıcı renklerden olan sarı rengi metabolizmayı hızlandırmaktadır. Sarı tonu çok çekici bir renk olsa da özellikle çocuk odaları ve oyuncakları için sarı renk tavsiye edilmez. Aynı rengin farklı tonları duygularda da değişiklik gösterir. Limon sarısı fazla uyarıcı olduğu için dikkat dağıtıcı bir etkiye sebep olurken, pastel tonlarındaki bir sarı ise daha yaratıcı ve neşeli hisler uyandırır. Renklerin etkilerini gözlemlemek için yapılan beyin görüntüleme çalışmalarında, sarı rengin beynin sol lobunu tetiklediği gözlemlenmiştir. Bu çalışma, sarı rengin analitik işlemler ve yaratıcılık gerektiren konularda zihni besleyici bir işlevi olduğunu belirtirken, hafızamıza kazınması için kullandığımız minik not kâğıtlarının neden sarı renkte olduğunu açıklamış oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ahenk, empati, uyum ve güven rengi olan yeşil, baharı sembolize etmesinden dolayı değişimden çekinmeyen insanları tasvir etmektedir. Huzurun rengi de olan yeşil, güven verici bir renk olduğu için özellikle finans ile ilgilenen kurumlar bu rengi tercih etmektedir. Çalışan sayısının fazla olduğu işyerlerinde çalışanların arasında gerginlik çıkmaması ve daha sakin bir çalışma ortamı oluşturmak için duvarlar çoğunlukla yeşile boyanmaktadır. Yaratıcılığı tetikler, sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda mide rahatsızlıkları üzerinde de pozitif etkileri gözlemlenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tarihte soyluların, asillerin ve zenginlerin en çok kullandığı renk mordur. Lüksün ve ihtişamın rengi olan mor tıpkı kırmızı gibi tutkuyu da temsil etmektedir. Verimliliği artıran mor, hayal gücünü besler ve özellikle kreatif işlerle uğraşan insanların en çok tercih ettiği renklerden biri olarak karşımıza çıkar. Bunca olumlu özelliklerinin yanı sıra bazı tonları stres hormonunun daha fazla salgılanmasına neden olabilmektedir. Sembolik olarak mor sonsuzluğu temsil etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Asil bir renk olarak tanımlanan siyah, değişime direnmenin rengidir. Otoriteyi ve gizemi temsil eden siyahın çok fazla kullanılması karamsarlığa ve depresif bir ruh haline yol açabilmektedir. Bunun tam zıttı olarak depresif ruh hali de siyah renginin kullanılmasına sebep olabilmektedir. Tüm toplumlarda yas tutmayı temsil eden siyah renginin bu özelliği hissettirdiği bilinmezlik ve gizem duygusundan kaynaklanmaktadır. Siyahın konsantrasyon sağlamada önemli bir yeri vardır. Bu sebeple Einstein’ın siyah perdeli karanlık bir odada çalışmayı tercih ettiği söylenmektedir. Gizemin, özgüvenin, asaletin ve cesaretin rengi olarak tanımlanan siyah, renk spektrumunda beyazın tam zıttı renktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Siyahın zıttı olan beyaz farklı kültürlerde farklı anlamları ifade etmektedir. Batı kültüründe ve ülkemizde masumiyetin sembolü olurken, Asya ülkelerinde hüznün rengi olarak karşımıza çıkıyor. Beyaz güvenin, dürüstlüğün, temizliğin ve adaletin simgesidir. Düşünce gücünü ve güven duygusunu arttıran beyaz bu özelliğinden dolayı özellikle hastanelerde ve sağlık çalışanların üniformasında kullanılmaktadır. Beyaz rengi kullanan kişilerin güvenilir olduğu düşünülmektedir.

  • BU RENKLER TANIDIK AMA İSİMLERİ ÇOK YABANCI

    BU RENKLER TANIDIK AMA İSİMLERİ ÇOK YABANCI

    Bazı renkler vardır ne yeşildir ne sarı, ne kırmızıdır ne mavi ama biz yine de sarımtırak, açık mavi, koyu kırmızı diye adlandırarak konuyu oracıkta çözeriz. İşin tuhafı şu ki eski dönemlerde çoğunlukla Avrupa’da kullanılan o renklerin büyük bir kısmının ismi bulunuyor. Hangi tanıdık renklerin bize oldukça yabancı gelecek isimleri varmış gelin birlikte bakalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    az bilinen renkler

    Kırmızının bir tonudur. Doğum yeri İsveç’in Falun şehridir. Adını bölgedeki madenlerden elde edilen pigmentten alır ve genellikle o bölgedeki ahşap yapıların boyamasında kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    az bilinen renkler

    Kırmızı toprak rengi şeklinde tanımlanabilir. Kapadokya’dan çıkarılan renk pigmenti, Avrupa’ya Sinop limanından ihraç edildiği için Karadeniz’deki şehrimizin adını almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ara renkler

    Çoğumuzun açık mavi diyerek geçeceği rengin asıl adı “watchet”… Adını İngiltere’nin aynı isimli liman kentinden alıyor. Nedeni ise kentin yamaçlarını kaplayan bu renkteki kaymaktaşları.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ara renkler

    Erkek yeşilbaş ördeğin ilham verdiği renk için yanardöner parlak bir yeşil denilebilir. Renge doğrudan esinlenildiği yerin adı verilmiş: Drake’in boynu, yani ördek boynu rengi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    ara renkler

    İlk bakışta kan kırmızısı diyerek tanımlayacağımız rengin adı inkarnadin. Ve bu ismi bu şekilde kullanan ilk kişilerden biri Shakespeare olmuş, hem de ünlü oyunu Macbeth’te.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    az bilinen renkler

    Gece mavisine çok yakın olan bu rengin ismi diğerlerine göre kulağa daha tanıdık gelebilir. Kobalt rengi veya kobalt mavisi. İlk zikredildiği yıl ise 1777.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    az bilinen renkler

    Yeşil ve mavi pigment olarak kullanılabilen rengin adı verditer. Kelimenin Eski Fransızca’da toprak yeşili anlamına gelen “verd de terre” tamlamasından türetildiği biliniyor.

  • BU KELİMELERİ YOKSA SİZ DE Mİ YANLIŞ KULLANIYORSUNUZ?

    BU KELİMELERİ YOKSA SİZ DE Mİ YANLIŞ KULLANIYORSUNUZ?

    Nedendir bilinmez bazen bir kelimeyi yanlış biçimde telaffuz ediyor hatta yazıyor ama bunun farkında bile olmuyoruz. Karşımızdaki kişi yanlış kullandığında ise onu düzeltmekten çekindiğimiz de olmuyor değil. İşte şimdiki hizmetimiz, sıraladığımız kelimelere göz atıp doğru biçimde kullanıp kullanmadığınızı görmenizi sağlayacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • KEDİSİZ OLMAZ DEDİĞİMİZ ANLAR

    KEDİSİZ OLMAZ DEDİĞİMİZ ANLAR

    “Bir gün, bir evde, bir kedi vardı.

    O gün, bir evde, o kedi

    Benden sıcaklığını esirgemedi.

    O gün, o evdeki o kedi

    Beni bana götürdü getirdi.

    Ona şarkılarımı söyledim;

    Uyudu, bakıyordum, benimleydi.”

     

    Diye başlayıp devam eden Özdemir Asaf dizelerinden ne güzel de yansır bir kedinin hayatımızdaki yeri… Gerçi şiire göre aslında ortada bir kedi de yoktur ama şimdi konumuz o değil… Biz şu an, “kediler iyi ki hayatımızdalar” dedirten anlarla ilgiliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kediniz varsa istediğiniz zaman sarılabileceğiniz bir dostunuz da var demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bildiğiniz masaj tekniklerini üzerinde uygulayabileceğiniz yegâne canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Haylazlıktan sonra “ben ne yaptım ki” bakışı edinmeyi onlardan öğrenebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dünya yansa ben uykuma bakarım diyen kedi, stres içindeki insana hep iyi gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sokaklar bizden sorulur diyen kediler yüz kaslarınızı gevşetmek için birebirdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yırtıcı olduklarını hatırlayıp yaptıkları gösteriler vardır ki yine de gülümsetir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tercümesi “beni sev” olan miyavlamalarla yaşamak, sevgiyle bağımızı hatırlatır.