1995 yılında ortaya çıkan elektronik ticaret, kısaca e-ticaret, ülkemiz 1997 yılında merhaba dedi ve zamana yayılan bir süreçte alışveriş alışkanlıklarımızı büyük oranda değiştirdi. Sadece bizde değil tüm dünyada hem satıcı hem de alıcı açısından alışveriş alışkanlıkları âdeta yeniden yazıldı. Yıllar içinde bu pazara ilgi o kadar arttı ki 2020’ye gelindiğinde e-ticaret sitesi sayısı 24 milyonu geçmişti. Yine de aramızda e-ticaret ile yeni tanışanlar olabileceğini düşünerek konuya en temel bilgilerden başlayalım istiyoruz.
Kategori: Yaşam
-
E-TİCARET HAKKINDA EN TEMEL BİLGİLER
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -
AĞAÇLARIN ARALARINDAKİ İLETİŞİM MEKANİZMASI
Bilimsel araştırmalarla ortaya çıkarılan bu gerçek, bir hayli ilginç… Dalları gökyüzünde buluşsa da gövdeleri birbirine mesafeli duran ağaçları, meğer yer altında da buluşturan bir sistem varmış. Yılda bir tona yakın karbondioksiti absorbe edebilen yaşam dostu ağaçların bu ilginç hikâyesine gelin kısaca göz atalım.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -
KUSURLARI SEVDİREN BİR YAŞAM FELSEFESİ: WABİ-SABİ
“Kusursuz, mükemmel, eksiksiz” gibi kelimelerle ifade edilen güzellik algısını ters yüz eden ve yerine “kusurlu güzellik” kavramını öneren Wabi-Sabi, 1500’li yıllardan beri yaşayan, temelini Budist öğretiden alan bir felsefedir. Yavaşlamayı, sakinleşmeyi ve mütevazılığı öğütleyen, kusurlardaki kusursuzluğu görebilmeyi teşvik eden bu Uzak Doğu felsefesi hayatın farklı alanlarına uygulanabilmektedir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -

12 Maddede Düğün Organizasyonlarının En Göz Alıcı Detayı Gelin Buketi
Bir düğünde gelini ve gelinliği göz alıcı kılan küçük ama en önemli detay gelin çiçeğidir. Ve nasıl ki her yıl değişen bir gelinlik modası varsa, her yıl olmasa da dönem dönem değişen bir gelin çiçeği modasından söz etmek mümkündür. Biz de son moda gelin buketlerini görmek üzere sizi listemize davet ediyoruz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Eskiden çoğunlukla yapay çiçek kullanılırmış ama günümüz gelinleri canlı çiçek tercih ediyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Tıpkı beyaz gelinlik gibi beyaz çiçeklerden oluşan buketlerin modası da hiç geçmiyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Uzun yıllar saklamak istiyorsanız, özel olarak işlenmiş buketleri tercih etmelisiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Gül, gelin buketlerinin en iyi eşlikçisidir. Ama tabii ki ayrılık anlamına gelen sarı güller değil!
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
Sükulentler, yani etli bitkiler gelin buketlerinin en yeni ve en egzotik üyeleri durumunda.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Tasarlayacağınız gelin buketi için düğünün gerçekleşeceği mevsimin çiçeklerini seçmek önemli.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Ağır kokulu bir çiçeğin onu gün boyu elinde taşıyacak olan gelini bunaltabileceği akılda tutulmalı.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
Gelin buketini çiçeklerin taşıdığı anlamlara göre oluşturmak da bir seçenek…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
Zeytin yapraklarını görmeye alıştığımız buketlerde bazı meyve ve sebzeler de kullanılabiliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
Çiçeğinizi düğün temanıza ya da mekândaki hâkim renge göre seçmeniz yerinde olacaktır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
Yaz için rengârenk buketler, sonbahar için kuru dallarla desteklenmiş çiçekler tercih ediliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”12#” title_font_size=”13″]
Tek sorun, büyük bir titizlikle hazırladığınız buketinizi kimseye atmaya kıyamayacak olmanız!
-

VÜCUT SAATİMİZE BAĞLI SİRKADİYEN RİTMİN SAĞLIĞIMIZ İÇİN ÖNEMİ
“Yeryüzünde hayat, gezegenimizin dönüşüyle uyumludur. İnsanlar da dâhil yaşayan organizmaların bir iç, biyolojik saati olduğunu ve bu saatin organizmanın günün doğal ritmine uyum sağlamasına yardımcı olduğunu biliyorduk. Ancak bu saatin nasıl çalıştığını Hall, Rosbash ve Young’ın çalışmaları sayesinde öğrendik. Bu bilim insanlarının çalışmaları, bitkilerin, hayvanların ve insanların biyolojik ritimlerini Dünya’nın devinimiyle nasıl uyumlu hâle getirdiğini anlamamıza yardımcı oldu.” İşte 2017 yılındaki Nobel Ödülü Amerikalı üç bilim insanına verilirken Nobel Komitesi’nin yaptığı açıklama buydu. Gelin her birimizde benzer biçimde işleyen o saatin ve oluşturduğu ritmin detaylarına kısaca göz gezdirelim.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Vücudumuzdaki hormonların ne zaman salgılanacağı, beyin dalgaları, hücre büyümesi gibi metabolik işlemleri düzenleyen ve doğuştan gelen zamanlama aracına biyolojik saat, vücut saati veya sirkadiyen ritm deniyor. Sirkadiyen, Latince “circa” sözcüğünden türeyen ve “tahminen bir gün” anlamına gelen bilimsel bir terim.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Başka bir ifadeyle, sirkadiyen ritmimiz 24 saatlik döngü içindeki kimyasal tepkime ve psikolojik davranışlarımızın bütünü anlamına geliyor. Aydınlık ve karanlık döngüsüne bağlı olarak ayarlanan sirkadiyen ritm için en önemli ayarlama aracı, uyku düzenimiz. Uyku düzenimizdeki dengenin şaşması bu ritmin bozulmasına ve sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Uyku düzenindeki şaşmalardan kaynaklı sirkadiyen ritim bozukluğunun orta vadede çıkardığı sorunlar yorgunluk, konsantrasyon sorunları ve zihinsel problemler olabilirken, uzun vadede kalp hastalıklarından depresyona, migrenden Alzheimer hastalığına birçok fiziksel ve psikolojik sağlık problemine kapı araladığı ifade ediliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Uyku düzenimizdeki şaşmalar gece geç saatlere kadar film izlemek gibi basit bir nedenden ortaya çıkabilir. Ama bununla birlikte uzun süreli uçuşlar, vardiyalı çalışma biçimleri, kullanılan bazı ilaçlar, hamilelik ve menopoz gibi farklı etkenler de önce uyku düzeninin, buna bağlı olarak da sirkadiyen ritmin bozulmasına neden olabiliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Vücut saati mekanizmasını aydınlatan bilim insanları, bu bilgiler ışığında tanı koyma ve tedavi geliştirme yönündeki çalışmalarını sürdürüyor. Bununla birlikte uyku düzeniniz basit nedenlerden bozulmuş ise kendi kendinize yapabileceğiniz ve aslında çoğunuzun öteden beri bildiği bazı basit uygulamalar da yok değil.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Uykuyu zorlaştıran etkenlerin başında mavi ışık yansıtan teknolojik aletler geliyor. Televizyondan ve son ana kadar elimizden bırakmadığımız cep telefonumuz ya da tabletimizden yansıyan mavi ışığı vücudumuzun gün ışığı olarak algıladığı ve melatonin sentezine başlayamadığı bilinmekte. Yani atılacak önemli adımlardan biri, bu araçlar eşliğinde değil onlardan uzakta uykuya dalmaya çalışmak olmalı.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]Eğer odaya zamansız dolan güneş ışığı almanız gereken uykuyu engelliyor ve sizi zamanından önce uyandırıyorsa bu duruma da bir çözüm getirilmeli. Bu çözüm dilediğiniz zaman açacağınız kalın perdeler veya storlar, ya da kolayca takıp çıkarabileceğiniz göz bantları olabilir. Fakat sirkediyen ritm için güneş ışığını takip ederek yaşamının, yani güneşle birlikte uyanmanın özellikle önerildiğini de ifade etmeliyiz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]Gün içinde alınan fazla kafeinin uykuya geçmeyi zorlaştırdığını da unutmamak gerek. En azından yatmadan önce kafein içeren içeceklerden uzak durabilir, hafif ve kısa egzersizler, meditasyon, ılık duş gibi sizi uykuya yönlendirecek aktivitelerde bulunabilirsiniz. Son olarak da melatonin salgısının başladığı ve adrenal sistemin yenilendiği zaman dilimi 23.00 ile 01.00 arasında uykuda olmaya dikkat edilmesi gerektiğini ekleyelim.
-
HAYVANLAR ÂLEMİNE DAİR İLGİNÇ BİLGİLER
Hayvanların renkli ve eğlenceli dünyası, dipsiz kuyu gibi; içinde pek çok gizemi ve şaşırtıcı bilgiyi barındırıyor. Bu yazımızda hayvanlar âlemiyle ilgili birbirinden ilginç bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Hatta en ilginç olanlarından bir tanesini hemen yazımızın başında verelim. Deve kuşlarının attan bile daha hızlı koşabildiğini ve tıpkı bir aslan gibi kükreyebildiğini biliyor muydunuz? Daha pek çok şaşırtıcı bilgi yazımızda sizi bekliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]En büyük kara hayvanı olan filler, zıplayamayan tek canlıdır. Bacakları, iri cüsselerini kaldırmakta zorlandığı için zıplama hareketini yapamazlar.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Kelebeklerin tat alma duyuları ayaklarında bulunur. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler ve beğenirlerse hortumlarıyla suyu emerler.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Kunduzlar, koca bir ağacı devirebilecek kadar güçlü dişlere sahiptirler. İlginç olan şu ki ön dişleri sürekli olarak uzar; kısaltmak için ağacı törpü gibi kullanırlar ve düzenli olarak dişlerini törpülerler.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Eşlerine sadık olmalarıyla bilinen ve hayatları boyunca tek bir eşi kabul eden erkek denizatları, yeryüzünün tek doğum yapabilen “erkek” canlısıdır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Etçil memeli su samurlarının uyurken birbirlerinden ayrılmamak için el ele tutuştuğunu ve sarıldığını biliyor muydunuz? Hatta bir an bile ayrı kalmamak için yavrularını sırtüstü yüzerken emzirirler.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]3 hafta süreyle buzdolabı kalıbında dondurulan akrep, bir süre sonra üzerindeki buzlar eridiğinde hayatına devam edebilir. Ayrıca bazı akrep türlerinin 1 yıl boyunca bir şey yiyip içmeden hayatta kalabilmeleri de oldukça dikkat çekici.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]Bir ahtapot, 3 kalbe sahiptir; kalplerden ikisi solungaçlara kan pompalamaya yararken diğeri vücudun geri kalanının kan akışından sorumludur. Bu arada ahtapotların kan renginin maviye dönük olduğunu biliyor muydunuz?
-

Bisiklet Dostu Bir Sayfa
Yüklediği ağırlık ve maliyetle insanı zorlamayan, üstüne bir de eğlenceli dakikalar geçirmesini sağlayan bisiklet için hazırladığımız sayfadasınız… Lütfen ekranınızı aşağı doğru kaydırın…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Bisikletin tarihinin 12. yüzyıla ve Çin’e kadar gittiği söylense de günümüzdeki formunun icadı aslen 18. yüzyıl Avrupa’sına dayanıyor. Pedalsız bir araç olarak Fransa’da doğan bisiklet Alman ve Fransız mucitler tarafından geliştirilmiş, adını ise 1860’da Fransa’da almış.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Osmanlı topraklarına 19. yüzyıl sonlarında giren bu iki tekerlekli hafif araç, sonraları posta teşkilatından polis teşkilatına hatta orduda kullanılmaya başlanmış… İstanbul’daki bisikletler belediye tarafından 1907 yılında kayıt altına alınmış ve Galata Köprüsü’nden alınan geçiş ücreti 1914 yılında bisiklet kullanıcıları için de geçerli olmuş.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Otomobilin kullanımından daha erken ve yaygın biçimde kullanılmaya başlanan bisikleti 20. yüzyılda etkin biçimde kullanan şehirlerin başında ise Kuzey İtalya şehri Ferrara geliyor. Nüfusunun yüzde 30’u bisiklet kullanan şehirde bisikletliler için taksi ve otobüs de bulunuyor. Yine Kopenhag, Amsterdam, Strazburg dünyanın bisiklet dostu şehirleri arasında gösteriliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Başlarda zor gelen, yürütmekte ve denge kurmakta zorlandığımız ama bir kere karşıya bakıp da pedal çevirmeyi başardığımızda üstünde kolay kolay dengesizlik yaşamadığımız bisiklet sürücülüğü şöyle bir deyime bile dönüşmüştür: “Bir kere öğrendiğinde bir daha unutmazsın!” Çocuk yaşlarda öğrenmeye çalışmaksa bu işi çok daha kolaylaştırır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
Şehir planı uygun yerlerde ulaşım için bisiklet kullanmak hem sürücünün yaşam kalitesi için hem de çevre sağlığı için oldukça faydalıdır. Kişinin yaşam kalitesini artırır çünkü egzersiz imkânı sunduğu gibi trafik ya da park yeri bulma stresi yaşatmaz. Çevre sağlığını korur çünkü enerji tasarrufu sağlayarak karbon ayak izinizi azaltır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Basit ve hafif bir araç olduğu doğru ama bisiklet sürmenin de kuralları var. Örneğin caddenin sağından sürmek, kavşaklarda durmak ve bisikletten inerek bisikleti yürütmek, dönüşlerde el ile sinyal vermek ama diğer zamanlarda mutlaka iki elle kullanmak gibi…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Grup ile bisiklete binerken de dikkat edilmesi gereken bazı detaylar bulunuyor. Öndeki sürücü ile aranıza en az 30 santimetre mesafe koymak, ani hareketler yapmamak, yoldaki engeller konusunda ekibi uyarmak, öndeki sürücüyü geçerken sağında ya da solunda olduğunuzu ifade etmek bu detayların bir kısmı…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
Bisikletin de rol aldığı bazı unutulmaz filmlerle listemizi sonlandıralım… Bunların başında şüphesiz Yeni-Gerçekçilik akımının en iyi örneği olan, Vittorio De Sica’nın yönettiği İtalyan yapımı “Bisiklet Hırsızları” gelir. Antonio’nun Roma sokaklarında 10 yaşındaki oğlu ile birlikte çalınan bisikletini aradığı bu film sinema tarihinin unutulmazları arasındadır.
-

Plajdan Topladığınız Deniz Kabukları ve Taşlarla Yapabileceğiniz 9 Nesne
Bütün yaz sahillerden topladığı deniz kabukları ya da pırıl pırıl taşlarla ne yapacaklarını bilemeyenlere ilham vermek istedik bu listemizde… Mumluktan fotoğraf çerçevesine, masa üstü süslerinden rüzgâr çanlarına, bu doğal malzemeleri işlevsel hâle getirebileceğiniz o kadar çok seçeneğiniz var ki! Bunun için küçük bir araştırma yapıp ufak tefek yardımcı malzemeler edinmeniz yeterli… Sonrasında sevdiklerinize hediye de edebileceğiniz bu nesneler doğallık ve emek barındıran hâlleriyle emin olun çok beğenilecektir. Bizim seçtiklerimize bir göz atmaya ne dersiniz?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Seçtiğiniz çerçeveye taş ya da deniz kabuklarıyla yeni bir form vermek için ihtiyacınız olan tek şey bir yapıştırıcı.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Genelde benzer renklere sahip taş ve deniz kabuklarını renkli boyalarla daha eğlenceli bir hâle getirebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Büyük ebatlı deniz kabuklarından olabilecek en estetik vazoları elde edebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Başlı başına görsel bir malzeme olan deniz kabukları ve taşlarını kavanoza, cam ya da şık bir kaba yerleştirip yeni bir süs objesi yaratmanız mümkün.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
Deniz kokan materyallerle kendi tablonuzu yapabilir, hayal gücünüze göre resminizi zenginleştirebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Kendi yaptığınız rüzgâr çanı aracılığıyla yaz meltemlerinin sesini duymak şüphesiz ki keyfinizi artırır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
İplere dizdiğiniz deniz kabukları, taşlar, hatta boncuklar ve renkli düğmelerle kapılarınıza perde ya da ihtiyaç gördüğünüz yerlere paravan yapabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
Topladığımız deniz taşlarıyla beş taş oynamak en güzel çocukluk eğlencelerimizdendi, isterseniz siz bu oyunları çeşitlendirebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
Kapınıza yapacağınız süslemeler misafirlerinize “Hoş geldin!” demenin ve henüz kapıdayken gülümsetmenin en iyi yoludur.
-

SÜRDÜRÜLEBİLİR KOCA BİR DÜNYA İÇİN MİNİK DETAYLAR
1972 yılındaki Stockholm Konferansı’nda, dünya kaynakları konusunda önlem alınmadığı takdirde büyük problemler yaşanacağı ilk kez dile getirilmişti. 1987 yılındaki Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonunda ilk kez “sürdürülebilirlik” kavramı kullanıldı ve günümüze kadar bu kavramın birçok tanımı yapıldı. Onlardan biri de Amerikalı çevreci Paul Hawken’e aitti… Ona göre sürdürülebilirlik, insan ve yaşayan dünya arasındaki yıkıcı ilişkiyi dengelemeye dayanıyordu. Tam burada şu soru sorulabilir: İyi de dünya ile yaşam kültürümüz arasındaki bu ilişkiyi biz nasıl dengeleyeceğiz?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
-

Çocuğunuzu İnternet’in Tehlikelerinden Korumanın 8 Etkili Yöntemi
Yaz tatili çocukların bilgisayar ve internet başında en çok zaman geçirdiği günler oluyor. Çocukların eğitimi için bilgisayar ve internet şart olsa da monitör başında oldukları sırada birçok tehlikeye maruz kalabiliyorlar. Artık bireylerin tüm haberleri internet üzerinden aldığı, tüm sosyal aktivitelerin sosyal medya üzerinden yaşandığı çağımızda çocuğunuzun bilgisayardan uzak durmasını istemek mantıklı gözükmüyor ama bir yandan da her ebeveynin aklı çocuğunun internette nelerle karşılaşacağında kalıyor. Bu sebeple ebeveynler çocuklarının internet trafiğini kontrol etmeyi, bilgisayar başında geçirdiği saatleri denetlemeyi tercih ediyorlar. Bu zorlu ve önemli konuda size yardımcı olmak adına kapsamlı bir araştırma yaptık ve çocuğunuzu internetin tehlikelerinden korumanın 8 yöntemini sizin için listeledik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuklarınızın Monitör Başında Ne kadar Zaman Geçireceğini Programlayın” title_font_size=”13″]
Çocuklar internet ve bilgisayar başında saatler geçirmeye istekli olsalar bile fiziksel ve ruhsal gelişimlerinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için açık havada, yaşıtlarıyla sosyalleşerek de zaman geçirmeleri gerekiyor. Çocuğunuzun internette ne kadar zaman geçirmesi gerektiğini net bir şekilde belirleyin ve bu kurala uymasını sağlayın.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuklarınızla İletişim Kurun” title_font_size=”13″]
Çocuklarınıza fiziksel hayatta olduğu gibi sanal hayatta da kötü niyetli kişiler olabileceğini ve kendilerini korumak için almaları gereken önlemler olduğunu net bir dille anlatın. Aynı şekilde nasıl sokakta tanımadıkları kişilerle konuşmuyorlarsa, internette de tanımadıkları kişilerle konuşmamaları gerektiğini anladıklarından emin olun.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Neyi Paylaştıklarına Dikkat Edin” title_font_size=”13″]
Sosyal medya; bireyleri, her türlü fotoğraflarını, videolarını ve kişisel bilgilerini paylaşmaya teşvik ediyor. Bu durum yetişkinler için bile rahatsız edici olurken çocuklar için büyük bir tehlike oluşturuyor. Çocuklarınızın paylaştığı fotoğraflara, yazılara dikkat edin ve onlara neyin paylaşılıp neyin paylaşılmayacağını öğretin.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuklarınıza Yardımcı Olun” title_font_size=”13″]
Çocuklarınızın, kullandıkları sosyal medya kanallarının güvenlik seçeneklerini ayarlamalarına yardım edin. Bu şekilde hesaplarının ve fotoğraflarının kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından izlenmesini engelleyebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Virüs Koruma Programları Kullanın” title_font_size=”13″]
Hem kendinizin hem de çocuklarınızın kullandığı bilgisayarlara ve mobil cihazlara virüslere karşı koruyucu programlar yükleyin. Bu programların çoğunun hem ebeveyn kontrolü modu hem de ücretsiz sürümleri bulunuyor. Bu şekilde onları kişisel bilgilerini ele geçirebilecek zararlı yazılımlardan koruyabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Oyun Konsollarını Unutmayın” title_font_size=”13″]
Unutmayın ki sadece bilgisayarların ve mobil cihazların değil, oyun konsollarının da internet bağlantısı bulunuyor. Oyun konsolları üzerinden internete girilebildiği, üçüncü kişilerle sohbet edilebildiği gibi alışveriş de yapılabiliyor, bu sebeple çocuğunuzun kullandığı oyun konsollarını da denetlemeniz, gerekirse internet erişimlerini kısıtlamanız büyük önem taşıyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”YouTube Ayarlarını Değiştirin” title_font_size=”13″]
Çocukların en sık ziyaret ettiği sitelerden biri YouTube oluyor fakat ne yazık ki bu sitede onlar için zararlı olabilecek videolar da bulunuyor. Onları bu zararlı içeriklerden korumak için YouTube anasayfasının en altında bulunan Restricted Mode/Kısıtlı Mod özelliğini etkinleştirebilir, kendilerine uygun olmayan videoları izlemesini engelleyebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Teknolojiden Faydalanın” title_font_size=”13″]
İnternet bir yandan tehlikeler oluşturduğu gibi bir yandan da yararlı uygulamaları hizmetinize sunuyor. Çocuklarınızın güvenliğini sağlamak için kullanabileceğiniz birçok ürün bulunuyor. Sadece çocuklara uygun sonuçları gösteren arama motorlarını, çocuklarınızın internette geçirdiği zamanı size bildiren uygulamaları kullanarak teknolojinin nimetlerinden faydalanabilirsiniz.