Kategori: Yaşam

  • Sonbaharda Coşup Evinize Bahçenize Renk Katacak 8 Çiçek

    Sonbaharda Coşup Evinize Bahçenize Renk Katacak 8 Çiçek

    Sonbaharın diğer adıdır hazan… Hazan kelimesiyle uyumlu olduğu için mi yoksa yağmurlu havaların biraz da insanları eve kapanmaya zorladığı için midir bilinmez, sonbahar genellikle hüzünle eşleştirilir. Biz de bu hüznü kıralım ve mevsimin aslında nasıl da renkli olabileceğini hatırlatalım istedik. İşte karşınızda sonbaharda açıp gürleyen rengârenk çiçekler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • GÜNEŞ ENERJİSİ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

    Dünyamız 8 milyara ulaşan nüfusu ile gittikçe kalabalıklaşan bir gezegen. Uçaklar, otomobiller, fabrikalar, ev ve iş yerlerinde kullandığımız tüm teknolojik ürünler için enerjiye ihtiyacımız var. Fosil yakıt kullanımının gezegenimiz için oluşturduğu dezavantajlar daha da görünür hâle gelirken, medeniyetimizin devamlılığı için alternatif temiz enerji kaynaklarına yönelmemiz gerekliliği artık şüphe götürmez durumda. 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü’nde, sahip olduğumuz tek yuvamızın, yani dünyamızın, doğal kaynaklarını koruyacak temiz enerji kaynaklarından olan güneş enerjisinin sağladığı faydaları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneş enerjisi tamamen çevre dostudur. Karbon salınımı olmayan ve dolayısıyla karbon ayak izi bırakmayan bu enerji türü doğamızı kirletmez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Atmosfere salınan metan ve karbondioksit gibi gazlar çevresel hava kirliliğine yol açtığı gibi, aynı zamanda sera etkisini arttırır. Fosil yakıtların sebep olduğu en önemli etkilerden olan sera gazı oranının yükselmesi ise gezegenimizin ısınmasına yol açar. Mevsim normallerinin dışında gerçekleşen sel baskınları, kuraklık, kasırga vb. diğer doğal olayların önüne geçmek için güneş enerjisi kullanılması artık bir gereklilik hâline gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Faturalardan elde edilen tasarruf, güneş panellerinin kapasitesine bağlı olarak değişir. Ayrıca kurulan paneller elektrik dağıtım şebekesine bağlı ise, YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Desteklenme Mekanizması) sistemi sayesinde ekstra maddi kazanç da sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Güneş enerji sistemlerinin en güzel yanı, kurulum gerçekleştikten sonra cebinizden para çıkmamasıdır. Panellerin kapasitesine bağlı olarak yapılan yatırımlar kendini kısa sürede amorti ederken, aylık elektrik ya da ısınma faturası tarihe karışır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Enerjide dışa bağımlı ülkeler için tartışmasız en kolay çözümlerden biri güneş enerjisidir. Güneşli günleri az olan Almanya bile, 30.000 MW enerjisini güneş panellerinden elde etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kömür ve doğalgazla çalışan enerji santralleri filtre sistemine sahip olsalar da belirli ölçülerde su kullanmak zorundadır. Ancak güneş enerji sistemleri bu ihtiyacı da ortadan kaldırır.

  • Daha Az Stresli Bir Yaşam İçin Neler Yapabilirsiniz?

    Daha Az Stresli Bir Yaşam İçin Neler Yapabilirsiniz?

    Stresi kontrol edebilmek için her şeyden önce stresin varlığını kabul edip sonra kaynağını tespit etmeniz gerekir. Stres nedeni olan kaynaklar arasında değiştirebilecekleriniz olduğu gibi illa ki değiştiremeyecekleriniz de olacaktır. Kaynak nedenleri azaltmak için yapılması gereken ise eyleme geçmektir. Fakat, bunların da ötesinde edinebileceğiniz bazı alışkanlıklar var ki psikolojik ve fiziksel dayanıklılığınızın artmasına, stresle daha az muhatap olmanıza zemin hazırlar. İşte bu konudaki önerilerimiz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • KIYAFETLERİMİZİN ÇEVRE ÜZERİNDEKİ ETKİSİ VE ALIŞVERİŞTE FARKINDALIK

    Dünya genelinde her yıl yaklaşık 92 milyon ton tekstil atığı çıktığını biliyor musunuz? Peki, giysilerin çöplüklerde 200 yıldan fazla sürede ayrıştığını ve yalnızca bir pamuklu gömlek üretmek için 2.700 litre su harcandığını söylesek… Hızlı değişen trendler ve ucuz üretim, modayı geçici bir keyiften kalıcı bir çevre sorununa dönüştürüyor. Dolaplarımızda biriken, sonra da çöpe giden kıyafetler sadece alan kaplamıyor; aynı zamanda toprağı, suyu ve havayı da kirletiyor. İşte tam da bu noktada sürdürülebilir moda devreye giriyor ve gezegenimizle uyum içinde yaşamanın yollarını açıyor. Yazımızda, doğaya saygılı sürdürülebilir modadan bahsedecek ve birey olarak neler yapabileceğimize odaklanacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gardırobunuzun Ömrünü Uzatın” title_font_size=”13″]

    Gardırobunuzun çevresel ayak izini küçültmenin en etkili yollarından biri, kıyafetlerinizin ömrünü uzatmaktır. Daha az sıklıkta yıkayın; özellikle doğal elyaflı giysiler giyiyorsanız zaten bir avantajınız var. Doğal elyaftan yapılan giysiler, bakteri üremesine daha az eğilimlidir ve genellikle birden fazla kez giyilebilir. Ayrıca giysilerinizi düşük sıcaklıkta yıkamak da kıyafetlerinizin ömrünü uzatır, kumaşın formunu korur ve karbon salınımı ile su tüketiminizi azaltır. Üstelik su ve elektrik faturalarınızı da düşürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yenilerini Almak Yerine Giysilerinizi Onarın” title_font_size=”13″]

    Yama yapılan kıyafetleri veya dikilen çorapları hatırlıyor musunuz? Giysilerinizde eksik bir düğme veya küçük bir delik varsa onları atmanız gerekmez. Yeni bir düğme dikebilir veya deliği kullanmadığınız herhangi bir aksesuarla ya da kumaş parçasıyla kapatabilirsiniz. Bu, sadece paradan tasarruf sağlamakla kalmaz, aynı zamanda çevre kirliliğini de azaltır. Giysileri onarmak, tekstil atıklarının azalmasına katkıda bulunmanızı ve memnuniyet duygusu yaşamanızı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alışverişinizi Bilinçli Yapın” title_font_size=”13″]

    Kıyafet seçiminde paranızın nereye gittiğini sorgulayın. Ücret ve çalışma koşulları hakkında şeffaf bilgi paylaşan; karbon ayak izi, gereksiz enerji tüketimi gibi çevresel etkilerini azaltmak için somut adımlar atan markaları tercih edin. Moda, doğayı ve toplumu olumlu yönde etkileyebilir; bu nedenle pozitif etki oluşturan markaları destekleyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İkinci El Ürünler ile Gardırobunuzu Yenileyin” title_font_size=”13″]

    Sık sık alışveriş yapmayı seviyorsanız ikinci el kıyafetleri tercih edebilirsiniz. Bu sayede sadece giysilerin ömrünü uzatmakla kalmaz, aynı zamanda çevresel etkiyi azaltır ve benzersiz parçalar bulabilirsiniz. Giderek daha fazla perakendeci, hızlı modayla mücadele etmek için ikinci el ve kiralama modellerini benimsiyor; artan çevre bilinciyle bu pazar da gün geçtikçe güçleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gerçekten İhtiyacınız Olup Olmadığını Sorgulayın” title_font_size=”13″]

    Her alışverişe çıktığınızda kendinize şu önemli soruları sorun: “Gerçekten buna ihtiyacım var mı?” ve “Bu giysiyi kaç kez giyeceğim?”. Yanıtınız ihtiyaç kaynaklıysa alışveriş yapacağınız yerin kaliteli ve güvenilir olmasına dikkat edin. Unutmayın, “Ucuz ürün alacak kadar zengin değilim!” sözü boşuna söylenmemiştir; kaliteli seçimler hem bütçenize hem de gezegene katkı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aldığınız Ürünlerin Malzemelerini Bilin” title_font_size=”13″]

    Daha sürdürülebilir alışveriş için giysilerde kullanılan malzemeleri tanıyın. Polyester gibi işlenmiş sentetiklerden kaçının; doğada parçalanması yıllar alıyor ve fosil yakıtlardan üretiliyor. Organik pamuk gibi doğal malzemeler ise daha az su kullanıyor ve zararlı kimyasallar içermiyor. Çevreye daha az zarar veren malzemeler için Global Organic Textile Standard (pamuk ve yün), Leather Working Group (deri) ve Forest Stewardship Council (viskoz) gibi sertifikalara göz atabilir, mümkünse geri dönüştürülmüş malzemeleri tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dolabınızı Düzenlerken Sürdürülebilir Olun” title_font_size=”13″]

    Dolabınızı düzenlerken giysilerin çöplükte son bulmasını engellemek en önemli adımlardan biridir. Giysilerinizi satmak, arkadaş grubunuzla takas etmek veya kullanılmış kıyafetleri kabul eden dernek ve yardım kuruluşlarına bağışlamak, onlara ikinci bir şans vermenin en güzel yollarıdır. Artık onarılamayacak veya giyilemeyecek parçalar içinse, mümkün olduğunca özel geri dönüşüm programlarını tercih edebilir; dilerseniz bunları yama, temizlik bezi veya aksesuara dönüştürmek için kullanabilirsiniz.

  • Evcil Hayvanınızın da Rahat Edeceği Bir Ev İçin 7 Öneri

    Evcil Hayvanınızın da Rahat Edeceği Bir Ev İçin 7 Öneri

    Konforumuz için her detayını düşündüğümüz evlerimiz unutmayalım ki evcil hayvanlarımıza da ait… Onlar evimize alacak, hayatımızı paylaşacak kadar sevdiğimiz canlılar… Birçoğumuzun yalnızlığını gideren can dostlarımız… Peki, onların evlerdeki konforu için neler yapılabilir? Sorunun cevabını listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İlk önerimiz yeni bir eve çıkma düşüncesinde olanlar için olacak, çünkü bazı özellikleri eve sonradan dâhil etmek mümkün olmayabilir. Bunların başında taşınacağınız evin bahçeli olması ya da yakınlarında park bulunması geliyor. Özellikle bir köpekle aynı evi paylaşıyorsanız açık havada vakit geçirebileceği bir alan bulunması en az onun kadar sizi de mutlu edecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Eşya seçimlerinizi tırmalamayı, kemirmeyi, oynamayı seven küçük dostlarınızı düşünerek de yapmalısınız. Koltukların dayanıklı kumaşla kaplı olmasına dikkat etmek, lekesi çabuk çıkan halılara öncelik vermek, pahalı bir aksesuar alırken her an kırılabileceğini önden kabullenmek sizin içinizi rahat tutarken, dostunuzun kendi evinde özgürce hareket etmesini sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kedinizin doğasıyla uygun hareket etmesini sağlamak, tırmalama isteğine destek olmaktan geçiyor. Bunu evdeki perdeler, koltuklar, mobilyalar üzerinde uygulamasını istemiyorsanız bir an önce sevimli patiler için bir tırmalama tahtası almalısınız. Böylece hem onu mutlu edecek hem eşyalarınızın uzun ömürlü olmasını sağlayacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Evcil hayvanınızın ilgisini çekecek oyuncaklarla bir oyun alanı oluşturmanız, evde olmadığınız zamanlarda onun da eğlenerek vakit geçirmesini sağlarken, geri döndüğünüzde sizi mutlu gözlerle karşılamasına neden olacaktır. Unutmamanız gereken bir diğer detay da evde olmadığınız zamanlarda kedi ya da köpeğinizin rahatça dolaşabilmesi için odaların kapısını açık bırakmak olmalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yatak konusu kediler için önemli olabilirken köpekler her yeri yatak olarak kullanmaktan çekinmezler. Ama onların da eklemlerini ve kemiklerini rahatlatacak bir yatağa ihtiyaçları olmadığını söyleyemeyiz. Evcil hayvanınız için yatak alırken ona uygun boyutlarda olmasına, kumaş konusunda kalitesine -ki bu kolay temizlenebilir ve dayanıklı olmasını da kapsıyor- dikkat edebilirsiniz. Bu arada, kedinizin yatağını evinizin en sıcak ya da güneş alan yerine yerleştirmeyi unutmayın!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Evin havasını arındırmaları ve kattıkları estetik nedeniyle saksı bitkilerini hepimiz çok seviyoruz. Ama bazı bitkilerin yapraklarının zehirli olduğunu ve kurcalamayı seven küçük canlılar için tehlike arz ettiğini aklınızdan çıkarmayın! Bununla birlikte bitkisel besinler yiyerek sindirim sistemini rahatlatan kediler için evinizde “çim” yetiştirebilir ya da hazır kedi çimlerinden alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Aynı evi paylaştığınız evcil hayvanlarınız için su ve mamayı ulaşılabilir yerlere koymak gerektiğini; kuş sahibi olanların mekânı sık sık havalandırmalarının iyi olacağını; köpeklerin kendilerine giydirilen bazı kıyafetlerden pek de haz etmediğini söylemiyoruz bile…

  • FOBİ NEDİR? NEDEN VARDIR?

    Korku, doğuştan sahip olduğumuz temel duygulardan biridir ve her ne kadar olumsuz gibi gözükse de aslında hayatta kalmamızı sağlayan, bizleri tehditlerden koruyan ya da herhangi bir tehlike karşısında aksiyon almamıza yarayan bir duygu durumudur. Ancak korku hissi kimi zaman patolojik bir hâl alabilir ve çeşitli fobilere dönüşebilir. Korku ile fobinin farkını ve fobi hakkındaki diğer detaylı bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kişinin, belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyduğu; kaygılı, olağan olmayan, hastalık derecesinde güçlü korkuya “fobi” denir. Fobiler her yaşta ortaya çıkabilir ancak genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde yaşanan travmatik bir olay, stresli bir deneyim sonucu oluşur. Bunun yanı sıra aile bireylerinden öğrenilmiş fobiler de vardır. Yani fobiler için çevresel faktörlere dayalı bir duygu durumu demek yanlış olmayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Günlük yaşantıda korku ve fobi birbiriyle karıştırılabilmektedir. Ancak ikisi birbirinden oldukça farklı tepkilerdir. Korku, gerçekten var olan bir tehlikeye karşı normal olarak verdiğimiz içgüdüsel tepkilerken; fobide ise tehlikenin gerçekliğinin ve gerekliliğinin bir önemi yoktur, herhangi bir tehdit varlığı olmadan da ortaya çıkabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fobilerin varlığından söz ettiğimiz noktada kişinin hayatının rutini ve işleyişi üzerindeki kontrolü kaybetmesi söz konusudur ve beraberinde birtakım fiziksel tepkiler ortaya çıkarır. Çarpıntı, ağız kuruluğu, mide bulantısı, aşırı ve soğuk soğuk terleme, nefes darlığı, titreme ve hatta bayılmaya sebep olacak durumlar fobiden kaynaklı yaşanan fiziksel belirtilerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gündelik hayatta birçok fobi türü bulunmaktadır: Akrofobi (yükseklik korkusu), aerofobi (uçma korkusu), araknofobi (örümcek korkusu), astrafobi (gök gürültüsü korkusu), otofobi (yalnız kalma korkusu), agirofobi (karşıdan karşıya geçme korkusu), obesofobi (kilo almaktan korkma) gibi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Korku, ilkel güdülerimizden geriye kalan güçlü duygulardır ve fobiden farklı olarak hayatta kalmamızı sağlar. Tehlike anında vücudumuzda kişiye göre farklılık gösterebilen biyokimyasal ve duygusal olmak üzere iki farklı şekilde tepki oluşur. Biyokimyasal tepki; hızlı kalp atışı, terleme, mide bulantısı gibi sıralanabilir. Duygusal tepki için; heyecandan kelimeleri karıştırma, kekeleme, donup kalma gibi örnekler verilebilir. Fobiler ise istemsizce hissedilen duygulardır ve ortada gerçek bir tehlike bulunmamasına rağmen bu duyguların önüne geçmek hiç de kolay değildir. Psikoterapi ile olumlu sonuçlar elde edildiği gibi, bazı kişiler fobilerinin üzerine giderek bilişsel bir yeniden yapılanma süreci sonunda bu korkularının üstesinden gelebilmektedir.

  • Çocuklarınıza Geleceğini Korumayı Anlatmanın 8 Tatlı Yolu

    Çocuklarınıza Geleceğini Korumayı Anlatmanın 8 Tatlı Yolu

    Çocuklarınızın parlak bir gelecek yaşamaları için iyi bir eğitim almaları kadar iyi alışkanlıklar edinmeleri de büyük önem taşıyor. Onlara küçük yaşta kazandırabileceğiniz olumlu alışkanlıklardan biri de, maddi kaynaklarını doğru bir şekilde yönetmek ve tasarruflarını verimli bir şekilde değerlendirmektir. Çocuklarınıza para biriktirmeyi, tasarruf yapmayı öğretmenin en güzel yollarını araştırdık ve listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Ağaç yaşken eğilir” atasözüne birçok bilimsel araştırma da katılıyor ve çocukların para harcama ve biriktirme alışkanlıklarının 3 yaşında şekillenmeye başladığını, 7 yaşında da büyük oranda tamamlandığını gösteriyor. Bu sebeple, çocuklarınıza para kullanma eğitimi vermek için ne kadar erken davranırsanız o kadar iyi olduğunu unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    birikim

    Çocuklara parayı idare etmeyi öğretmenin en güzel yollarından biri, çocuğunuza bir kumbara hediye etmek. Kumbara, çocukların henüz yaşları çok küçükken bile para biriktirme deneyimi yaşamalarını ve içine attıkları bozuk paraların nasıl büyük meblağlara dönüştüğünü görmelerini sağlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    küçük alışveriş arabası

    Çocuklarınız henüz okula gitmiyorsa ve kendi harcamalarını yapmak için çok küçüklerse onlarla oyun oynarken para harcayacakları mizansenler yaratabilir, alışveriş deneyimi yaşamalarını sağlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çocukların para idare etmeyi tecrübe etmeleri için harçlık ödemelerini belli bir düzene oturtmanız büyük önem taşıyor. Çocuğunuza küçükken haftalık, daha büyüdüğünde ise aylık harçlık verin… Böylece paralarını idareli kullanmayı, aldıkları harçlığı bir çırpıda harcamamayı öğrenebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    çocuk, laptop,

    Zamane çocukları doğdukları günden itibaren kredi kartının para yerine kullanıldığına şahit oluyorlar… Kredi kartının aslında nasıl bir ürün olduğunu, ne şekilde kullanılması gerektiğini onlara açıklayın; böylece kredi kartı kullanmanın da para harcamak demek olduğunu kavrayabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    eğitim, öğretim

    Çocuklarınız harçlıklarının idaresinden kendileri sorumlu olsa da onlara paralarını nasıl harcayacakları konusunda rehberlik etmeye çalışın. Yapmayı düşündükleri harcamaları onlarla konuşun, neye daha çok ihtiyacı olduğunu, hangi harcamaya öncelik vermesi gerektiğini anlamasını sağlayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    para

    Çocuğunuz pahalı bir şey almak istediğinde ona para biriktirmesi için yardımcı olun. Böylece harçlığından arttırarak para biriktirmeyi öğrenecektir. Onu bir amaç uğruna para biriktirmeye teşvik etmek için birikimlerine biraz katkı da sağlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    aile

    Biliyoruz ki bir örnek bin nasihatten iyidir. Bu yüzden siz aile bütçesini planlarken çocuğunuzun da yanınızda olmasını sağlayabilirsiniz… Böylece sizi izleyerek doğru bir şekilde bütçe hazırlamayı öğrenebilir, ev ekonomisi hakkında bir fikir edinebilirler.

  • Parfüm Üretilen Çiçekler Çiçek Kokulu Parfümler

    Parfüm Üretilen Çiçekler Çiçek Kokulu Parfümler

    Bitkilerden elde edilen esans belli oranlarda kimyasal maddelerle birleştiriliyor ve ortaya parfüm olarak kullandığımız araçlar çıkıyor. Duymuşsunuzdur; parfüm notalarla değerlendirilir. Burnumuzun ilk algıladığı koku “ilk nota” (açılış ya da üst nota da deniyor), yarım ya da bir saat sonra ortaya çıkan koku “orta nota” ve birkaç saat sonra ortaya çıkarak parfümün asıl karakterini ortaya koyan notaya da “alt” ya da “dip nota” deniyor. Parfüm konusu apayrı bir konu… Biz parfüm yapılan çiçekleri hatırlatalım istedik size… Zaten yeryüzündeki şu mis kokulu çiçekler olmasaydı birbirinden güzel kokan parfümler nereden ilham alacaktı ki?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • Mazide Kalan 9 Sosyalleşme Alışkanlığı

    Mazide Kalan 9 Sosyalleşme Alışkanlığı

    Bir zamanlar sevdiklerimizi kalbimiz kadar temiz sayfalarda muhafaza eder, duygularımızı ucunu yaktığımız mektuplarla ifade eder, özlemle andıklarımızı kartpostallar ile sevindirirdik. Belki artık telefonu elimize aldığımızda ya telesekreter çıkarsa diye kalbimiz atmıyor, arkadaşımızın doğum gününden önceki gece kaset doldurmak için sabahlamıyoruz ama o günlerden, nostaljik alışkanlıklarımızdan bahsedince hala içimiz titriyor. Sizi yakın geçmişin belki biraz tozlu ama özlemle anılan sayfalarına götürmek için bazıları çok eski günlerde kalan bazıları birkaç yıl öncesine kadar kullanılan sosyalleşme alışkanlıklarını 9 maddelik listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hatıra Defteri Tutmak” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar

    Bir kişiye değer verdiğinizi göstermenin en güzel yollarından biri ona hatıra defterinizi vermek ve kalbiniz kadar güzel bir sayfayı sizin için doldurmasını istemekti. Hala bir köşede sakladığımız hatıra defterlerimiz eski dostlukların nostaljik bir rehberi olarak kişisel tarihimizin en değerli belgeleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mektup Yazmak” title_font_size=”13″]

    Ailemizi, arkadaşlarımızı özlediğimizde; sevdiğimizin uzağında olduğumuzda özenle en özel mektup kâğıdını seçer, en güzel yazımızla mektubumuzu yazardık. Her biri ayrı bir tarih yazan pulları zarfa yapıştırır, tatlı bir heyecanla mektubumuzu postaneye teslim ederdik. En eski iletişim yöntemlerinden biri olan mektuplar, sandıklarda saklanır, geçen yıllarla sararsalar da onlara gözümüz gibi bakılırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kartpostal Atmak” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar

    Seyahate gidince ilk yaptığımız kartpostal alıp sevdiklerimize göndermek olurdu. Sanki ailemize, dostlarımıza o kartpostalı göndermezsek seyahatin tadını çıkaramazdık. Biri bize kartpostal yolladığında ise kendimizi özel hissederdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Arkadaşlık Teklif Etmek” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar

    Birisiyle arkadaş olmak eskiden şimdiki kadar teklifsizce gerçekleşen bir durum değildi. Arkadaş olmak istediğimiz kişiye aracılar gönderirdik. Arkadaşlık teklif etmek genelde okul yıllarında yaşanan bir deneyim olduğundan ağaç arkalarından, duvar kenarlarından bakılır ve heyecandan kıvranarak gelecek cevap beklenirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akrostiş/Mâni Yazmak” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar

    Birini önemsediğimizi göstermenin en naif yollarından biri onun için olan duygularımızı şâirane bir şekilde ifade etmek değil midir? Okul defterlerinin arkasına, kokulu kâğıtlara, arasında çiçek saklanan defterlere yazılan akrostişler, mâniler en masum duygularımızın bir yansımasıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Telesekreter” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar

    Telesekreterler gündelik hayatımıza ilk girdiğinde bir devrim olmuşlardı. Karşılama mesajını en güzel şekilde kaydetmek için uğraşır, her eve geldiğimizde koşarak telesekreteri kontrol ederdik. Telesekretere mesaj bırakmak da bir o kadar zordu, sesimiz titreyerek mesaj bırakır heyecanla alacağımız cevabı beklerdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Not Bırakmak” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar

    Sevdiklerimizle iletişim kurmanın en tatlı, en sıcak yollarından biri de onlara not bırakmaktı. Minik kâğıtlara yazılan hatırlatma ya da sevgi notları evde, okulda, iş yerinde uygun yere iliştirilir, okuyanların içini ısıtırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fotoğraf Albümü” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar

    Fotoğrafların eski makinelerle çekildiği günlerde özenle saklanan fotoğraflarla albümler oluşturuldu. Çocukluk ve aile fotoğrafları, okul anıları, düğün fotoğrafları… Her fotoğraf bir albüme yerleştirilir ve saklanırdı. Evimize gelenlere fotoğraf albümlerini göstermek, onlarla en güzel anılarımızı paylaşmak ise güzel bir dostluğun başlangıcı olarak görülürdü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karışık Kaset Ve CD Hazırlamak” title_font_size=”13″]
    teyp kaseti, nostalji, 90'lar

    Bir insana verilebilecek en özel hediyelerden biri onun için karışık kaset ya da CD hazırlamaktı. 90’lardan önce doğmuş herkes en yakın arkadaşına, sevgilisine bir albüm hazırlamıştır. Karışık kaset hazırlarken çekilecek şarkıları özenle seçmek ve arada boşluk kalmayacak, ses kalitesi düşmeyecek şekilde kaydedebilmek maharet isterdi.

  • HAYATI KOLAYLAŞTIRIN: GÜNLÜK SORUNLARA PRATİK ÇÖZÜMLER

    Hayat bazen küçük ama uğraştırıcı detaylarla dolu. Terleyen koltuk altları, sararan tırnaklar, inatçı yağ lekeleri… Ama merak etmeyin! Günlük hayatın önemsiz gibi görünen sorunlarını kolayca çözmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı. Yazımızda, pratik ipuçlarıyla dolu çözümleri sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gün Boyu Daha Az Terlemek İçin” title_font_size=”13″]

    Deodorantı sabah mı kullanıyorsunuz? Durun! Araştırmalar gösteriyor ki deodorantı gece kullanmak çok daha etkili. Çünkü antiperspirant etkili deodorantlarda bulunan alüminyum tuzları, gece ter bezleri daha az aktifken daha iyi emiliyor ve terlemeyi geçici olarak tıkıyor. Böylece sabah tazelemeye gerek kalmadan gün boyu hem güzel kokar hem de daha az terlersiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cildinize Bulaşan Saç Boyasından Kurtulmak İçin” title_font_size=”13″]

    Cildinize yanlışlıkla boya mı bulaştı? Süt imdadınıza yetişir! Hafif yağ ve protein içeriği sayesinde süt, boya lekelerini yumuşatır. Pamukla nazikçe silip hassas cildinizi nemlendirmeniz yeterli olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ruh Sağlığınız İçin” title_font_size=”13″]

    Moraliniz mi bozuk? Açık havada yürüyün! Hareket etmek ve temiz hava almak hem mutluluk hormonlarını artırır hem de olumsuz düşüncelerden uzaklaşmanızı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uyku Kalitesini Desteklemek İçin” title_font_size=”13″]

    Uykunuz mu kaçıyor? Vişne tüketin. Melatonin açısından zengin olan vişne, uyku düzeninizi destekler ve geceleri daha rahat dinlenmenize yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sararan Tırnaklarınızı Beyazlatmak İçin” title_font_size=”13″]

    Ojeden kalan sararmalar can sıkıcı olabilir ama çözümü basit: Ojeyi çıkardıktan sonra 1-2 gün tırnağınıza oje sürmeyin. Bu sırada tırnaklarınızı limon suyu ve karbonat karışımıyla ovabilir, elma sirkesinde 10 dakika bekletebilir ya da beyazlatıcı diş macunu ile nazikçe temizleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kötü Kokuyu Önlemek İçin” title_font_size=”13″]

    Çöp kutusunun kötü kokusu evin havasını bozuyor mu? İşte karbonat veya kabartma tozlu mucizevi çözüm! Küçük bir tül keseye karbonat veya kabartma tozunu koyun ve kutunun dibine yerleştirin. Hem toz dağılmaz hem de uzun süre etkili olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bitkilerinizin Sağlığı İçin” title_font_size=”13″]

    Yumurtayı haşladıktan sonra suyunu döküyor musunuz? Durun! Kabuklardan geçen kalsiyum, bitkileriniz için süper bir besin takviyesidir. Yumurta suyunu atmak yerine soğuttuktan sonra saksınıza dökün ve bitkilerinizin daha sağlıklı büyümesini izleyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yağ Lekesini Çıkarmak İçin” title_font_size=”13″]

    Kıyafetinize yağ mı sıçradı? Panik yok! Lekeli bölgeye un veya nişasta serpin, 15-20 dakika bekletin, ardından bulaşık deterjanıyla nazikçe silin. Yağ kumaştan kolayca çıkacaktır.