Kategori: Yaşam

  • OTOMOBİLİN SERÜVENİ

    İcadıyla beraber mekânlarla olan ilişkimizi tamamen değiştiren otomobilin ilk olarak nasıl ortaya çıktığını biliyor musunuz? Otomobilin icadından bahsederken tek bir isimden bahsetmek mümkün değil. 15. yüzyılda bir fikir olarak ortaya çıkan ilk tasarımından sonra buhar enerjisinin kullanılmaya başlandığı 19. yüzyıla kadar birçok farklı ismin buluşlarını içeren bir sürecin sonunda ortaya çıkan bu mekanik aletler, günümüzün en büyük pazar payına sahip endüstrisi olmuş durumda. Hayatımızın artık vazgeçilmez bir parçası olan otomobillerin tarihini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    16.yüzyılda yaşayan İtalyan dahi Leonardo da Vinci’nin çalışmaları arasında bulunan buharlı araba eskizleri tarihteki ilk otomobil tasarımı olarak karşımıza çıkıyor. Görüntüsü el arabasına benzeyen bu tasarımdaki araba, buhar enerjisiyle çalışarak kendi kendine gidebiliyordu. 1679 yılında hareket edebilen ilk minyatür aracı Cizvitli misyoner Ferdinand Verbiest, Çin İmparatoru’na hediye etmek için tasarladı ancak bu prototip küçük bir oyuncaktan ibaretti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1769 yılında Fransız bilim insanı Nicolas Joseph Cugnot, buharla çalışan ilk otomobili üretti. Üç tane tekerleğe sahip bu enteresan kara taşıtı, dev bir buhar kazanından sağlanan enerji ile çalışan buhar motoruna sahipti ve saatte ortalama 4.5 kilometre yol alıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1859 yılında Belçikalı mühendis Ètienne Lenoir, “Gazlı ve genleşmiş havalı motor” ismiyle aldığı patentten sonra 1860’da elektrikle ateşlenen ve su soğutmalı olan ilk içten yanmalı motoru geliştirdi. İçten yanmalı motorun kauçuk tekerlek ile buluşmasından sonra artık çok daha hızlı ve uzun yol gidebilen otomobiller üretilmeye başlandı. 1885 yılında Alman Karl Friedrich Benz, içten yanmalı motorla çalışan ilk benzinli otomobili üretti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemize ilk otomobil Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde gelmiştir. O dönem “Cadde-i Kebir” ismine sahip İstiklal Caddesi’ndeki bir mağazada bulunan otomobil ile Sultan II. Abdülhamid’in İngiliz Konsolosluğu’ndan özel olarak sipariş ettiği elektrikli araba ülkemizin ilk araçlarıdır ve hiç trafiğe çıkmamışlardır. Ülkemizde trafiğe çıkan ilk otomobil 1895 yılında Fenerbahçe’de Renault Landaulet modeli olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    19.yüzyılda otomobiller el yapımı olarak üretiliyordu ve bu durum sadece ayrıcalıklı bir zümreye ait insanların araç sahibi olmasıyla sonuçlandı. Ancak 1900’lü yıllarda Henry Ford’un geliştirdiği seri üretim bandı ile arabalar hızlı bir şekilde üretilebiliyordu. Bu tarihten sonra artık işçi sınıfı da otomobil sahibi olabildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İlk üretilen benzinli otomobilin ardından geçen 6 senede dünyada yalnızca 25 adet otomobil üretilmişti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra en hızlı büyüyen sektör haline gelen otomobillerin kullanımı 1907 yılında 250 bin iken, II. Dünya Savaşı’ndan hemen önce 50 milyonu aşmıştır. 1975 yılında 300 milyon arabayı bulan sektör, günümüzde milyarlarca araç sayısına ulaşmıştır.

  • 10 Madde ile Çocukluğumuzda Yaşadığımız Unutulmaz Yılbaşı Geceleri

    10 Madde ile Çocukluğumuzda Yaşadığımız Unutulmaz Yılbaşı Geceleri

    Söz sırası eski yılbaşı gecelerine geldiği zaman “nerede o eski bayramlar” der gibi nostalji yapmadan geçemeyiz. Hâlbuki günümüzde yılbaşı akşamı yapabileceklerimiz konusunda onlarca alternatifimiz varken o günlerde nerede ise tek alternatif için gün sayardık. Şimdikine göre çok daha kısıtlı imkânlarla karşıladığımız o yeni yıl arifelerini ailece eğlenebileceğimiz fırsat günleri gibi görür, eldeki avuçtaki tüm imkânları kullanırdık. Zengin ya da yoksul, aileler olarak toplandığımız evlerimizde TV’deki müzikler eşliğinde adeta milletçe bir araya gelirdik. O saatlere dair hazırladığımız liste ile sanıyoruz ki küçük şeylerden mutlu olmanın tanımını da yapmış olacağız. İşte, karşınızda 10 madde ile eski yılbaşı geceleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yeni bir yıla girecek olmanın heyecanı, kırtasiye ya da kitapçı dükkânlarındaki döner stantlarda beliren kartpostallar ile başlardı. Özellikle karlar altında kalmış sıcak bir evin sergilendiği bu kartpostallarda kar detayları simlerle vurgulanır, üzerinde “Yeni Yılınız Kutlu Olsun” gibi temenniler yazardı. İlkokul öğrencileri bile on gün öncesindeki resim dersinde kendi yılbaşı kartını çoktan yapmış olurdu. Kimi daha sade kartlara ilgi gösterse de uzaktaki akrabalara mektupla birlikte ya da tek olarak bu tebrik kartlarından yollamak ortak adetlerimizdendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yılbaşı arifesinde saatler akıp giderken kar yağması büyük küçük hepimizin ortak dileği olurdu. Sürekli camdan bakarak kar tanelerinin düşüp düşmediği kontrol edilir, ilk tanelerle birlikte çocuklar soluğu sokakta alırdı. Eğer yeni yılın tatil olan ilk günü karlı bir güne uyanılmış ise insanlar daha bir keyiflenir, kartopu oynamak için bu sefer büyükler de sokağa çıkar ve evin yakınlarına mutlaka bir kardan adam dikilirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    anne, kız çocuğu, aile

    Geride bırakılacak yılın son günü özellikle annelerimiz için çarşı pazar dolaşma günüydü. Ellerinde liste akşama kuracakları mükellef sofra için yılın en renkli alışverişini yaparlardı. Başında “Milli Piyango” yazılı kasketi, elinde biletleri ile “Çıkmaz demeyin şansınızı deneyin!” diye seslenen bilet satıcısına yaklaşılır, “Haydi hayırlısı!” diyerek bir bilet çekilir ve alışverişe devam edilirdi. Hiçbir şey almayacak olsanız bile yeni bir yıla daha girebilmenin mutluluğuyla renklendirilmiş dükkânlara girip çıkmanın heyecanı anlatılmaz ancak yaşanırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yakın görülen eş dost ile bir araya gelebilmek için belki de sadece bir bahaneydi yılbaşı geceleri… Bayram günlerinde olduğu gibi genellikle aile büyüğünün evinde çoluk çocuk toplanmanın o günlere has bir duygusu vardı. Kimileri yılın son akşamının yemeğini kendi evinde çekirdek ailesi ile yer misafirliğe öyle giderdi, kimileri de misafir olduğu evde hazırlanan büyük bir sofrada karşılardı gelen yeni yılı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baton, rulo ya da uzun yaş pasta, adına ne derseniz deyin eski yılbaşı gecelerinin olmazsa olmazıydı ve misafirliğe gidenler tarafından alınması daha uygundu. Görece uygun fiyatlı bu pastanın yılbaşı akşamından kalan kısmını ertesi gün buzdolabında görmek çocuklar için ayrıca sevinme nedeniydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yemek sonrası gelen çaylar yudumlanırken büyüklerden biri bez bir torbanın içindeki renkli plastik taşları karıştırmaya başlardı. Tahmin edeceğiniz gibi bunlar tombala taşlarıydı. Sanki sadece yılbaşı akşamlarında oynanması gereken bir oyunmuş gibi bu torba senede bir kere ortaya çıkardı. Üzerinde numaralar yazılı dikdörtgen kartlar dağıtılırken maaile toplanılır, torbadan numaralı taşlar çekildikçe eğer elimizdeki kartla örtüşüyorsa “Bende var!” diye elimiz taşa heyecanla uzanırdı. “Birinci çinko, ikinci çinko ve tombala”yı yapan kişi gecenin en çok sevineni olurdu ve aslında tombala yılbaşı akşamlarının adrenalini yükselten yegâne aktivitesiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    yılbaşı

    Saatler ilerledikçe ikramlar daha bir renklenirdi. Soba üstüne dizilmiş kestaneler ya da patlamış mısırlar çay sonrasına yetiştirilir, hepsi o akşam mutlaka yenmesi gereken yiyeceklermiş gibi kabul görür, geri çevrilmezdi. Mandalina, portakal ve küçük kâselerdeki kuruyemişler ise sehpaların üzerinde saatlerce ara sıra atıştırılmayı beklerlerdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yılbaşı akşamı bütün bunlar yaşanırken televizyon daima açık olurdu. Erken saatlerde başlayıp gece geç saatlere kadar süren yılbaşı özel eğlence programlarında hangi sanatçının ne zaman çıkacağı bilinir, en şöhretli isimlerin geç saatlerde çıkacağının bilincinde olarak heyecanla o dakikalar beklenirdi. Yeni yıla girilen saniyelerde Zeki Müren’i, Sezen Aksu’yu, Kayahan’ı, Nilüfer’i, İzzet Altınmeşe’yi, Burhan Çaçan’ı ve daha nicelerini aynı karede görmenin keyfi paha biçilemezdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9# ” title_font_size=”13″]

    Bazı evlerde uğur getirmesi için özellikle alınan bir meyve de nardı. Bolluk ve bereketle özdeşleştirilen nar bir poşet içine koyularak ağzı sıkıca bağlanır, saatler gece yarısını gösterdiğinde yere atılarak kırılması sağlanırdı. Narın torbanın içine saçılan taneleri gibi haneye bolluk ve bereket geleceğine inanılırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    anne, baba, çocuklar

    Eskiyen senenin son dakikalarında “Milli Piyango” bileti çekilişleri çoktan yapılmış, talih kuşuyla buluşma umutları bir dahaki seneye bırakılmış olurdu. Ama bu durum çok daha yeni ve gerçekçi umutlarla yeni yılın ilk saniyelerine doğru geri sayılmasına engel olamazdı. Çünkü yeni yılın ilk saniyesini kaçırmak ve “Girdik mi yoksa!” cümlesini kurmak çok daha büyük bir talihsizlik olurdu. Geriye doğru sayım 10’dan başlayıp 3, 2, 1 ile sonlandığında bütün aile, hısım akraba sarmaş dolaş olur, tertemiz bir yıl gülen yüzlerle karşılanırdı.

  • Bulmacalarla Hayatımıza Giren 10 Kelime

    Bulmacalarla Hayatımıza Giren 10 Kelime

    Yazın plajda, kışın evimizde, trafikte, vapurda, çaycıda elimizden düşmeyen kare bulmacalar gündelik hayatımızın bir parçasıdır. Bulmacadaki her soruyu bilip, tüm kareleri doldurmaya çalışırken birçok yeni kelime öğreniriz. Deneyimli bulmaca çözerlerin adları gibi ezbere bildiği, bulmacalarla hayatımıza giren 10 kelimeyi sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anıt” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekmek” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adlar, İsimler” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karışık Renkli” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Üye” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İri Taneli Bezelye” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Büyük Balıkçı Teknesi” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Altın Kökü ” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eski Dilde Ay” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eski Dilde Yılan” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
  • Tatile Giderken Hep Unutulan 10 Eşya

    Tatile Giderken Hep Unutulan 10 Eşya

    Sıcak yaz günlerinin gelişiyle birlikte tatil telaşı da başlar. Biletler ayarlanır, kalacağınız tesiste yer ayırtılır ve en sonunda da tatil valizi hazırlama zamanı gelir. Bu konuda ne kadar disiplinli davranırsanız davranın hep bir şeyler bavulunuzun dışında kalır. Bavul hazırlarken unuttuklarınız göze ufak ayrıntılarmış gibi görünse de tatile gittiğinizde önemleri ortaya çıkar. Aylardır beklediğiniz tatili en iyi şekilde geçirmenizi amaçlayan sağ kolunuz Halkbank Kültür ve Yaşam’dan bavul hazırlama telaşındaki okuyucularına küçük bir hatırlatma… İşte şahane bir tatil için unutmamanız gerekenler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saç Kurutma Makinesi” title_font_size=”13″]

    Sahil kenarında geçireceğimiz anların hayaliyle akşamları saçlarımızı nasıl kurutacağımızı düşünmez, saç kurutma makinesini yanımıza almayı hep unuturuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ütü” title_font_size=”13″]

    Tatilde her gece güzel restoranlara, kafelere gideceğimizi biliriz, hatta oralarda ne giyeceğimizi de planlarız ama kıyafetlerimizi nasıl ütüleyeceğimiz nedense planlarımıza hiç dâhil olmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Diş Fırçası” title_font_size=”13″]

    Diş fırçası, en temel gereksinimlerimizden biri olmasına rağmen, en sık unutulanlar arasında bulunur. Peki niye? Sadece küçük diye mi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarak” title_font_size=”13″]

    Evet, deniz kenarında saçlarımız çok güzel olacak. Evet, deniz suyu ve güneş saçlarımıza çok iyi gelecek. Ama o saçlar nasıl taranacak?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pijama” title_font_size=”13″]

    Tüm mayolarımız, deniz kıyafetlerimiz, terliklerimiz itinayla bavula yerleştirilirken, ne yazık ki pijamalarımız unutulmaya mahkûmdur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Makyaj Çantası” title_font_size=”13″]

    Makyaj çantası özellikle kadınların en önemli eşyalarından biridir ama nedense bavula koymayı en sık unuttuğumuz eşyalardan da biri olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Traş Makinesi” title_font_size=”13″]

    Kadınlar nasıl makyaj çantasını unutuyorlarsa erkekler de tıraş makinesini unutur, tatile gittikleri beldeden satın aldıkları jiletlerle günü kurtarmaya çalışırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şarj Aleti” title_font_size=”13″]

    Şarj aleti çağımızın en önemli eşyalarından biri olsa da şaşırtıcı bir biçimde en sık unutulanlar arasında ilk sırada bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Okuma Gözlüğü” title_font_size=”13″]

    Tatile giderken okuma gözlüğünü bavulunuza koymak aklınıza gelmezse yol boyunca, plajda güneşlenirken sıkılmaya mahkûm kalabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lens” title_font_size=”13″]

    Tatil boyunca deniz, güneş, kum derken lens kullananlar için zorlu koşullar söz konusu olur, bu durumda lens kabı, lens solüsyonu gibi gereçleri unutmamak büyük önem taşır.

  • Misafirperverliğin 10 Kanıtı

    Misafirperverliğin 10 Kanıtı

    Türk milleti her zaman misafirini en iyi şekilde ağırlamıştır. Ona evinin en güzel odasını ayırır. En iyi yemekleri yapar. En ufak ihtiyaçlarını bile düşünür ve el üstünde tutar. Kendi ailesinden asla ayırmaz, hatta onun için daha iyisini yapar. Dünyanın her yerinde ev sahibi olabilirsiniz ama misafirperver olmak bize özgüdür. Bizi dünyanın geri kalanından ayıran 10 maddeyi sıraladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Misafiri Güler Yüzle Karşılamak” title_font_size=”13″]
    türk misafirperverliği

    Misafirlerin gelmesine kısa bir süre kala, evin içindeki telaş seviyesi tavan yapar. Evin içinde dört dönen ve “Odanı topla, çoraplarını değiştir.” gibi görevleri nefes almadan sıralayan annelerin bile yüzünde güller açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Misafir Terliği Olmazsa, Olmaz” title_font_size=”13″]
    türk misafirperverliği

    Geleneksel Türk misafirperverliğinin olmazsa olmazlarındandır. Her evin portmantosunda ve her Türk kızının çeyizinde bulunur. Rahatlığından çok şıklığı ile tanımlanır ve boy boy dizilmiş olmalarıyla tanınırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Misafir Odası Müze Gibidir” title_font_size=”13″]
    türk misafirperverliği

    Eskiden neredeyse her evde olan ve ev halkının sadece misafir geldiğinde girebildiği odadır. Annelerin müze gibi donattığı ve müze gibi içinde bulunan her şeye dokunmanın yasak olduğu yerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Büyüklerin Eli Öpülür” title_font_size=”13″]
    türk misafirperverliği

    Saygı ve sevgi belirtisi olan el öpme durumu, bazen çocukların unutması ve hatırlatmaya çalışan anne ve babaların binbir şekle girmesiyle de sonuçlanır. Lakin bir misafirperveri asla yıldırmaz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İkramda Kusur Olmaz” title_font_size=”13″]
    türk kahvesi

    Bir misafirperver, misafirlerine ne içersiniz diye sormaz. O çay ikram edecekse yanında kek, börek ikram eder. Kahve ikram edecekse “Kahvenizi nasıl alırsınız?” diye sorar. İkrama itirazı asla kabul etmez. Sadece kek yerseniz, böreğin hatrı kalır. Börek yerseniz dolmaların boynu bükük kalır. Hayatta olmaz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rahat Hissettirme Kaygısı Taşımak” title_font_size=”13″]

    Misafir olma durumu, kişinin başka birinin evinde olma hâlidir ve bir misafirperver, misafirinin kendini rahat hissetmesi için elinden geleni yapar. Misafirin yastığını kabartır, şekerini uzatır, sehpaya uzaksa ayağının dibine zigon yerleştirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Öğünü Ziyafete Dönüştürmek” title_font_size=”13″]
    misafirperverlik

    Bir misafirperver, günün hangi öğünü olursa olsun, eksiksiz olsun der ve kuş sütünün peşine düşer. Çeyizinden, vitrininden özel yemek takımlarını çıkarır. Börekler açılır, dolmalar sarılır, kırk kat dizip şerbetlediği baklavası için yedi mahalle methiyeler düzer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İşlemeli Misafir Havluları” title_font_size=”13″]
    misafir havlusu

    Misafir terlikleri gibi misafir havluları da her Türk kızının çeyizinde bulunur. En pamuklusunu, en işlemelisini, en güzelini hazırlayan annelerimiz gibi bizim de bir misafirperver olacağımızın işareti olarak çeyizlerde yerini alır. Misafir havlularıyla birlikte misafirperverlik de kuşaktan kuşağa geçmiş olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Misafirler Kapıya Kadar Uğurlanır” title_font_size=”13″]
    türk misafirperverliği

    İster büyük ister küçük, ister yatılı ister ‘bir kahve içmek için uğramış’ olsun, misafirler kapıya kadar uğurlanır. Misafirin büyüklerine selamlar, küçüklerine sevgiler iletilir. Hürmette kusur edilmez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Misafirin Arkasından Su Dökülür” title_font_size=”13″]
    misafirperverlik

    Misafir, özellikle uzaktan gelmişse “Su gibi geldin, su gibi git.” diye arkasından su dökülür. Eller sallanır, gözler dolar, misafirperverlik insanın içine işler. Böyle gelmiş, böyle gider. Sevgiler sel olur, kuşaktan kuşağa geçer.

  • Yurt Dışına Çıkma Hazırlığındakiler İçin 8 Püf Nokta

    Yurt Dışına Çıkma Hazırlığındakiler İçin 8 Püf Nokta

    Yurt dışına ilk kez, özellikle de tek başına çıkacak biri için durum bilinmeyene yolculuk gibidir ve kişinin günler öncesinden stres hissetmesi muhtemeldir. Öncelikle şunu söylemeliyiz: Stres yapmanızı, paniklemenizi, korkmanızı gerektirecek bir konu değil kesinlikle bu! Ama elbette dikkat etmeniz gereken detaylar da yok değil… Hatta bunlar defalarca yurt dışına çıkanların da dikkat etmesi gereken hususlar… Yolculuğunuzun sorunsuz geçmesini dileyerek şimdilik 8 madde ile başlayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Seyahat nedeniniz turistik bir gezi ise mutlaka gideceğiniz yerin resmî tatillerine bakmanızı öneriyoruz. Hafta içine gelen bir tatil nedeni ile gezeceğiniz yerlerin kapalı olduğunu duymak bütün motivasyonunuzu düşürecektir. Bununla birlikte gündüz ve akşam için hava durumlarını da ayrı ayrı kontrol etmeli kıyafet seçimlerinizi buna göre yapmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Uçuşunuzu garantiye almak için online check-in yaptırın deriz. Check-in işlemleri uçuş saatine 45 dakika kala sonlanıyor ve siz hiç hesapta olmayan nedenlerle gecikseniz bile online check-in yaptırdığınız için uçuşunuzun riske girmesini engellemiş oluyorsunuz. Dışarıda zarara uğramamak için döviz işlemlerinizi de halletmişseniz eğer, rahatlıkla uçağınızın kapısına gidebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    bagaj hakkı

    Kullandığınız GSM hattınızı yurt dışına açtırmazsanız arama yapmak istediğinizde size kapalı sinyali verecektir. Ülkeden çıkmadan GSM operatörünüzü arayarak istediğiniz paketin seçimini yapmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Akıllı telefonunuza indireceğiniz mobil uygulamalar özellikle off-line kullanılabilenler seyahatinizde büyük kolaylık ve kendinize güven duymanızı sağlayacaktır. Örneğin, gideceğiniz yerin metro hatlarını gösteren bir harita ya da şehir rehberi sunan bir uygulama tatiliniz boyunca yol arkadaşınız bile olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Uluslararası uçuşların yurt içi uçuşlardan önemli bir farkı da valizinize koyup koyamayacağınız eşyalarla ilgilidir. Bu yüzden seyahat edeceğiniz ülkenin uçuş kurallarını incelemeli, neleri yanınızda bulunduramayacağınızı öğrenmelisiniz ki sevdiğiniz bir eşyanızla havalimanında vedalaşmanız gerekmesin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Enteresan ama yeri geldiğinde kriz oluşturabilecek konulardan biri de gideceğiniz ülkenin voltaj gücü ve priz uyumluluğu konusudur. Prize ihtiyaç duyan cihazlarınızın farklı voltaj tipine sahip olup olmadığını araştırabilir, buna göre yanınıza dönüştürücü alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yol trafiğini, güvenlik kontrollerini, giriş kuyruğunu göz önüne alarak planlarınızı yapmalı uçuşunuza 2 saat kala havalimanında olmalısınız. Pasaport kontrolünden önce yurt dışı uçuşlar için gerekli olan harç pulunu almış olduğunuzdan da emin olun, böylece kontrol sırasında geriye dönmeniz gerekmez ve zaman kaybetmezsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    gezi

    Pasaportunuzu kaybetmeniz gerçekten kırmızı alarm seviyesinde bir konudur, bu nedenle en güvenli yere koymayı ihmal etmeyin. Her ihtimale karşı pasaportunuzun kimlik ve vize sayfasının fotoğrafını çekerek kendinize e-posta yollayın. Ayrıca kalacağınız yerin adresini ve yakınlarındaki durak isimlerini yazılı olarak yanınızda bulundurmanızı da “hani ne olur ne olmaz” düşüncesiyle tavsiye ederiz.

  • Sağlıklı Bir Yaşam İçin İş Yerinde Konforunuzu Artıracak 8 Pratik Öneri

    Sağlıklı Bir Yaşam İçin İş Yerinde Konforunuzu Artıracak 8 Pratik Öneri

    Günümüzün büyük kısmını iş yerimizde geçiriyoruz, dolayısıyla iş yerimizdeki konforumuz hayat kalitemizi büyük oranda etkiliyor. Bu içeriğimizde, alacağınız basit önlemlerle, çalışma ortamınızda yapacağınız ufak değişikliklerle ofisteki konforunuzu nasıl arttırabileceğinizi araştırdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı bir yaşam için en önemli noktalardan biri bol bol su içmektir. İş yerinin yoğun temposunda su içmeyi unutmamaya özen göstermelisiniz. Bitki çayları su tüketiminizi artırmanın iyi bir yöntemi olsa da siyah çay ve kahveyi fazla miktarda tüketmekten kaçınmanız öneriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ara öğünlere en çok iş yerinde ihtiyaç duyduğumuz yadsınamaz bir gerçektir. Fakat yüksek miktarda karbonhidrat içeren atıştırmalıklar enerjinizi düşürüp performansınızı olumsuz yönde etkileyebilir. Bu tarz gıdalar yerine kuruyemiş, meyve gibi alternatifleri tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çalışma saatleri içinde hareketsiz kalmak kas ve iskelet sisteminizde rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu rahatsızlıklardan korunmanın en etkili yolu ise hepimizin bildiği gibi spor yapmak. İş yerinde de sandalyeden kalkmanızı bile gerektirmeyecek küçük egzersizlerle vücudunuza bir iyilik yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bilgisayar başında çalışanların ise en büyük dertlerinden biri göz yorgunluğu. Devamlı ekrana bakmak gözlerin kuruması, batması gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu rahatsız edici durumdan korunmak için bilgisayar başında çalışırken ara ara gözlerinizi kapayarak dinlendirebilir ya da uzakta bir noktaya bakarak gözlerinize egzersiz yaptırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Eğer çok katlı bir binada çalışıyorsanız, gün içinde katlar arasında dolaşmanız gerektiğinde asansör yerine merdivenleri tercih edebilirsiniz. Böylece, daha fazla hareket etmiş olursunuz ve devamlı oturarak çalışmanın yan etkilerini bir nebze olsun azaltabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    nefes almak, breathing

    Sağlıklı yaşamın, dinç bir zihin ve bedenin olmazsa olmazlarından biri temiz hava. Çalışma ortamınızda cam açmanız mümkünse iş yerinizi bol bol havalandırmanız konforunuzu olumlu etkileyecektir. Cam açmanın mümkün olmadığı bir plazada çalışıyorsanız öğle arasında dışarı çıkarak temiz havanın yararlarından faydalanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    work

    İş yerindeki konforunuzu olumlu etkileyecek unsurlardan biri de kendinize iyi hissedeceğiniz bir çalışma ortamı hazırlamak. Ofisinizi, çalışma masanızı sevdiklerinizin fotoğraflarıyla, bitkilerle, size kendinizi iyi hissettirecek ayrıntılarla düzenleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Vücut yapınıza uygun, ergonomik, çalışırken dik oturmanızı sağlayacak masa ve sandalye seçimleri iş yerinizdeki yaşam kalitenizi artıracaktır. Masa ve sandalyenizin kalitesi kadar, doğru yüksekliğe sahip olması, iyi bir açıyla yerleştirilmiş olması da önemlidir.

  • DOĞANIN DÖNGÜSÜNE UYUM: MEVSİMSEL VE YEREL BESLENMENİN FAYDALARI

    Binlerce yıl boyunca bedenimiz doğadaki değişimlerle uyum içinde gelişmiş; mevsimlerin, gündüz ve gecenin, sıcaklık ve soğukluk döngülerinin ritmine göre hareket etmeye programlanmıştır. Ancak günümüzde yaşam tarzlarımızın değişmesi, hızlı üretim ve tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla bu doğal uyum giderek bozuluyor. Mevsim dışı gıdaların tüketilmesi yalnızca bedenimizin biyolojik ritmini değil; aynı zamanda ekosistemin dengesini de olumsuz etkiliyor. Yazımızda, doğayla uyum içinde çalışan ve kendi içinde muhteşem bir dengeye sahip olan bedenimiz için mevsimsel ve yerel beslenmenin öneminden bahsedeceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsimsel Beslenme Hem Doğayı Hem Bağışıklık Sistemimizi Korur” title_font_size=”13″]

    Mevsiminde yetişen meyve ve sebzeler doğayla uyum içinde büyüdükleri için daha dirençli, daha lezzetli ve besin değeri açısından daha yüksek olur. Mevsim dışı ürünlerde ise verim odaklı üretim için hormon, sentetik gübre ve tarım ilaçları daha çok kullanılır. Yerel ve mevsiminde yetiştirilen ürünler, hastalıklara karşı doğal direnç gösterir, kimyasal müdahaleye ihtiyaç duymaz. Güneşte olgunlaşan ve kısa sürede sofraya ulaşan bu besinler, daha fazla antioksidan, vitamin ve probiyotik içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğayla Uyum İçinde Beslendiğimizde Bütünsel Sağlığımız Desteklenir” title_font_size=”13″]

    Doğa, bize ihtiyacımız olanı tam zamanında sunar. Örneğin, havaların sıcak olduğu yaz aylarında artan su ihtiyacımızı karşılamak için karpuz, salatalık ve kabak gibi su oranı yüksek yiyecekler vücudun sıvı dengesini korurken, soğuk kış aylarında vücut ısısını koruyan havuç, bal kabağı ve turunçgiller tüketmek bağışıklık sistemimizi destekler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğru Beslenme ile Yerel Üretim Canlanır” title_font_size=”13″]

    Günümüzde meyve ve sebzeleri mevsimi dışında marketlerde bulmak mümkün olsa da bu ürünler genellikle büyük seralarda veya endüstriyel çiftliklerde yetişir. Bu üretim yöntemi, yerel üreticiler yerine verim ve kâr odaklı tarımı öne çıkarır. Oysa mevsiminde olgunlaşan ürünler uzak mesafelere taşınmaya uygun olmadıkları için genellikle yakın çevredeki çiftliklerden temin edilir. Böylece hem küçük ve yerel üreticilerin sürdürülebilirliği desteklenir hem de soframıza gelen yiyeceklerin tazeliği ve besin değeri korunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsiminde ve Yerel Beslenme Bütçe Dostudur” title_font_size=”13″]

    Geçmişte ürünler, mağaralarda, mahzenlerde veya toprak altında doğal yöntemlerle saklanırdı. Günümüzde kullanılan modern depolama yöntemleri genellikle kimyasal koruyucular içerir; bu durum sağlığımızı ve bütçemizi olumsuz etkiler. Mevsimsel ve yerel beslenme, üretim ve taşıma maliyetlerinin düşük olması sayesinde hem bütçe dostudur hem de soframıza daha taze, besleyici ve doğal ürünler ulaşmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsime Uygun Tüketim Karbon Emisyonlarını Azaltarak Gezegeni Korur” title_font_size=”13″]

    Uzak bölgelerden taşınan gıdalar, yüksek yakıt tüketimi nedeniyle ciddi oranda karbondioksit salınımına yol açar. Oysa yerel ve mevsiminde üretilen yiyecekleri tercih etmek, ulaşım kaynaklı fosil yakıt kullanımını azaltır. Böylece hem doğal kaynaklar korunur hem de iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonları düşer. Kısacası, gıdanız ne kadar yakından gelirse, karbon ayak iziniz de o kadar küçük olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsimsel ve Yerel Beslenme Alışkanlığı Kazanmanın Yolları” title_font_size=”13″]

    Mevsimsel beslenme alışkanlığı kazanmak için öncelikle mevsimi dışında hiçbir yiyeceği tüketmemeye özen gösterin. Sevdiğiniz çilek, kiraz, Kapya biber veya lahana gibi ürünleri mevsiminde alıp reçel, turşu, kurutma ya da dondurma yöntemleriyle saklayabilirsiniz. Meyve ve sebze alışverişlerinizi süpermarketler yerine semt pazarlarından ya da mahalle manavlarından yaparak ürünlerin nereden geldiğini, nasıl yetiştirildiğini ve ilaç kullanılıp kullanılmadığını sorgulayabilir, balkon ya da bahçenizde domates, salatalık, biber veya çilek gibi sebze ve meyveleri yetiştirerek hem taze hem de mevsiminde beslenmenin keyfini çıkarabilirsiniz.

  • Kalbimizi Kimseye Bu Kadar Açmamıştık!

    Kalbimizi Kimseye Bu Kadar Açmamıştık!

    Ülkemizde Nisan ayının 2. haftasında kalp ve damar hastalıklarına karşı uyarıcı olmak için bir dizi etkinlik yapılıyor çünkü bu hafta “Kalp Sağlığı Haftası”na denk geliyor. Biz de bu önemli haftada her birimize moral ve motivasyon sağlaması için içinden kalp geçen sözleri görselleştirdik. Amacına ulaşmasını dileyerek 8 maddelik listemizi karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kırık olduğu halde çalışan tek şey insan kalbidir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sakar değil ki benim kalbim, yalnızca sana çarpıyor.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sakarsın işte sakar. Gözlerime takılıp kalbime düştün.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gözlerden kalbe giden yol akıldan geçmiyor.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dışa açılabilen bir kalp, tüm evreni içine alabilir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kalbime giden yollarım unutma çalışmalarından dolayı kapalıdır.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gözden kalbe giden bir yol varmış, bulur bulmaz başımı alıp gideceğim.” title_font_size=”13″]
  • Yakın Arkadaşlarınızın Değerini Bilmeniz İçin 8 Neden

    Yakın Arkadaşlarınızın Değerini Bilmeniz İçin 8 Neden

    Yakın arkadaşlarımız ufak bir anlaşmazlık yaşayıp bozuştuğumuzda geceleri uyuyamama sebebimiz olurlar, çünkü biliriz ki yoklukları bize iyi gelmeyecektir. Onlar, aile bireylerimiz gibi varlıklarını olağanlaştırdığımız kişilerdir, oysa hayat yolculuğumuzdaki katkıları zaman zaman durup teşekkür etmemizi gerektirecek kadar olağanüstüdür. Onlarca madde sıralanabilir elbette ama aşağıda geçen 8 tanesi bile haklarını teslim etmeye yetecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    En iyi dinleyicinizdir. Üstelik bunu yargılamadan, egosuna yenilmeden, sizi kendi dünyanız içinde değerlendirip anlamaya çalışarak yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sizi çoğaltır. Bir tiyatroya ya da bir konsere tek başına gitme fobiniz yakın arkadaşınız sayesinde yaşam alanı bulamaz ve onunla birlikte etkinliklere katılmak hobiye dönüşür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güvenilir bir sırdaştır. Ama eğer sırrınızın başınızı derde sokacağını hissederse canınızı sıkma pahasına uyarılarını yapar. Her zaman size iyi gelecek şeyleri değil sizin için doğru olacağını düşündüğü şeyleri söyler, tabii ki bunu incitmemeye çalışarak yapar. Ve zaten en yakın arkadaş olma payesini bu hâliyle kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ne zaman isterseniz gidebileceğiniz bir sığınaktır. Baş etmeniz gereken bir sorun olduğunda açıklama yapmak zorunda hissetmemek, yanında saatlerce susabiliyor ve buna rağmen yine de anlaşılıyor olmak paha biçilmez bir terapi biçimidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kardeş fonksiyonlarına sahiptir. Sizi merak eder. Sık sık görüşemiyor olsanız da telefonla birkaç kez arayıp ulaşamadığında tıpkı aileniz gibi paniğe kapılır ve ulaştığı ilk anda yine tıpkı aileniz gibi sitemkâr davranır. Bu duruma ilk etapta tepki gösterseniz de sizin için endişelendiğini bilmek iyi hissettirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sizi kollayandır. Bilirsiniz ki ne yüzünüze karşı ne arkanızdan dolaylı olarak küçük düşmenize neden olacak hiçbir şeye izin vermez. Ayağınız takılıp düştüğünüzde elini ilk uzatan, başarısız olduğunuzda ilk teselli cümlesini kuran, yalnız hissettiğinizde kendini işaret ederek bu duyguyu boşa çıkarandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Siz gelişip ilerledikçe, iyi haberleriniz geldikçe mutlu olan kişidir. Başarılarınız karşısında değil kıskançlık yapmak, negatif algılanacak tek bir mimiği bile kendine yakıştıramaz. Çünkü o, sizi kendisiyle kıyaslamadan başarınızı gururla sahiplenen kişidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yedek belleğiniz gibidir. Yaşarken yanınızda olmasa bile her şeyinizi anlattığınız için bütün hikâyenizi bilir ve hatırlayıp sevinmenize kahkahasıyla, iç geçirmenize ise omzunuzu tutan elinin sıcaklığıyla destek verir.