Kategori: Yaşam

  • ASPERGER SENDROMU VE BAŞARIYA ULAŞMIŞ ÜNLÜLERİ

    Adını, 1944’te sendromu tanımlayan Dr. Hans Asperger’den alan “Asperger sendromu” nörolojik bozukluk olan otizm spektrum bozukluklarının bir alt türüdür. Asperger sendromunu klasik otizmden ayıran durumlar ise; daha az şiddetli belirtiler görülmesi ve dil gecikmelerinin olmamasıdır. Asperger sendromu, temelde, insanlarla iletişim kurmada güçlük yaşama olarak karakterize edilebilir. Hem çocuklarda hem yetişkinlerde görülen “AS”, üç ana belirti gösterir: Kural ve rutinlere koşulsuz uyma, tekrarlayıcı davranışlarda bulunma, sosyal etkileşimde güçlük. Sözlü iletişim aksaklıkları otizme çok benzer özellikler gösterirken, Asperger sendromunda kişi sözel konuşma yeteneğine sahiptir. Ayrıca odaklanma, kavrayış, sezgi ve muhakeme gibi yetiler normal ya da normalin üstünde gelişmiştir. İşte bu özel durumlartarih sahnesinde birçok ünlü ismin başarıya ulaşmasına olanak sağlamıştır. Yaşadığı içe kapanıklığı ve farklı düşünsel yetileri ile iz bırakan Asperger sendromlu ünlüleri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Klasik müziğin en üretken ve en başarılı bestecilerinden olan Wolfgang Amadeus Mozart, çocukluğundan itibaren Asperger sendromunun tüm karakteristik özelliklerini gösterir. Sosyalleşmeyi sevmeyen Mozart, bu sebeple bütün yaşamını müzik ve notalarla geçirirken sanatına bu denli vakit ayırmasının meyvesini de dünyanın en başarılı müzisyeni olarak toplar. Mozart’ın müziğe olan tutkusu onu dünyaya gelen sayılı dehalardan biri yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sinema tarihinin yaşayan efsanesi Sir Philip Anthony Hopkins, verdiği röportajlarda kendisine Asperger teşhisi konulduğunu belirtir. Çocukluk ve gençlik döneminde çok az arkadaşa sahip olduğunu ve hiçbir eğlence organizasyonuna katılmadığını belirten Hopkins, Asperger sendromuna sahip olması nedeniyle sinema tarihinin en üretken ve yetenekli isimlerinden biri olmayı başarır. Çocukluğunda ailesi tarafından içine kapanık olarak adlandırılan Hopkins’e Asperger sendromu teşhisi ise 70 yaşında konmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kendisi bu konuyla ilgili bir açıklama yapmasa da ünlü film yönetmeni Stanley Kubrick’te Asperger sendromu olduğuna dair çeşitli spekülasyonlar var. Oldukça detaycı ve takıntılı davranışları olduğu bilinen dahi yönetmenin bu başarısının altında Asperger sendromu olması çok muhtemel. Uzmanlar, Kubrick’in takıntılı davranışları ve yaşadığı sosyal iletişim bozukluğu nedeniyle atipik otizm belirtileri gösterdiğini belirtse de dil ve konuşmadaki yeteneğinin ünlü ve başarılı yönetmenin Asperger sendromuna sahip olduğunu düşünmelerine sebep olduğu belirtiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    500’ten fazla kitap ve tahminen 90 bin kartpostal çalışması yaptığı bilinen ünlü bilim kurgu yazarı ve biyokimyager Isaac Asimov’un bu üretkenliğinin altında Asperger sendromu yatıyor. Edebiyat dünyasına kazandırdığı eserlerin yanı sıra akademik olarak da başarılar elde eden ve ölene kadar üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Asimov’a, hayal dünyamızın sınırlarını zorlamayı öğrettiği için ne kadar teşekkür etsek azdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ünlü girişimci Elon Musk, uzaya ve teknolojik gelişmelere olan merakı ve yatırımları ile biliniyor. Amerika’da yayın yapan bir TV programında Asperger sendromuna sahip olduğunu açıklayan Musk’ın bu başarısının ve servetinin arkasında belki de Asperger sendromunun sebep olduğu davranış özellikleri var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    20. yüzyıl edebiyatının farklı kalemlerinden biri olan ünlü yazar James Joyce, Asperger sendromlu olduğu düşünülen isimlerden biri. Uzmanlar eserlerinde kullandığı dil ve anlatımdan bile Asperger sendromlu olduğunun anlaşılabileceğini belirtiyor. Ünlü yazar, sahip olduğu sosyal fobilerin de etkisiyle yaşamının büyük bölümünde kendini toplumdan uzak tutmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İskoçyalı ünlü şarkıcı Susan Boyle da Asperger sendromuna sahip olduğu bilinen ünlü isimlerden biri. Her dinleyeni etkileyen müthiş sesinin yanı sıra utangaç kişiliği ile herkesin sempatisini kazanan Boyle, hayatı boyunca Asperger sendromu ile yaşamış ve bu durumu bir başarı hikâyesine dönüştürmüştür.

  • GEÇMİŞE GERÇEKTEN GİTMENİN YOLU BU DEKORASYONDAN GEÇİYOR

    GEÇMİŞE GERÇEKTEN GİTMENİN YOLU BU DEKORASYONDAN GEÇİYOR

    Geçmişi seven, geçmişten hikâyeleri günümüze taşımak, geçmişte yaşamak veya geçmişi yaşatmak isteyen insanların tercihleri arasında bir dekorasyon modası da bulunuyor: Vintage dekorasyon. Adında geçen “vintage” sözcüğünü anlayabilmek için kelimenin birebir karşılığından çok terimsel anlamı üstünde durmak gerekiyor. Sizi bekletmeden konu hakkında derlediğimiz bilgilere geçelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Vintage dekorasyonun en önemli özelliği bir dönemi yansıtmasıdır. Vintage eşyanın mümkünse kullanıldığı yere dair izler taşıması, dolayısıyla gerçekten eski olması gerekir. Aksi halde eşya vintage değil retro olacaktır ki retro dekorasyonda ürün gerçekte eski olmaz sadece eski gibi görünür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Vintage dekorasyon ifadesi, geçmişi 1920-1950 yılları arasına uzanan eşyalar için kullanılır fakat kesin bir tarih sınırlaması da yoktur. Yine de yaşanılan dönemden en az 30 sene önceye götürmesi gerekir. Ayrıca dönemine ait tek ve özel bir parça olması da vintage’ta beklenen bir özelliktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Vintage dekorasyonda bir ev tamamen bu tür eşyalarla döşenebileceği gibi modern eşyaların yanında sadece bazı vintage aksesuarlar da kullanılabilir. Kullanılan eski eşyaların yoğunluğuna göre vintage tarzı istenilen dengede tutulabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dekorasyonda vintage tarzını bir kelimeyle ifade etmek gerekse o kelimenin “huzur” olacağı söyleniyor. Bunun da yarattığı nostalji havasından kaynaklandığı sıkça belirtilmekte. Anılarla özdeş tutulduğu için ortama sıcaklık ve samimiyet katması da vintage eşyaların özelliklerinden.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bu dekorasyon tarzında renkler genellikle sakin ama parlak, soluk ama romantiktir. En çok griler ve pastel renkler, uçuk mavi ve pembeler, beyaz ve toprak tonları, koyu yeşil ve hardal rengi hâkimdir. İddiasız görünen renkleri, kullanıldığı dönemin karakterini taşıdığı için ortamda hemen göze çarpar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Renklerin doğallığı nedeniyle vintage dekorasyonun genelinde yakalanan bir özellik de insanı doğaya yakın hissetmesidir. Fakat bunun en büyük sağlayıcısı tabii ki büyük ya da küçük ahşap eşyalardır. Ahşap vintage dekorasyon en çok salon ve mutfak için tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    vintage bisiklet

    Vintage dekorasyonda perdeler, duvar boyası ve yere serilen halılar da genel tarzı vurgulamak için oldukça önemlidir. Ayrıca desenler de bu tarz için belirleyici unsurlardır. Örneğin zigzag desenler özellikle ince vintage halılarda görülürken, büyük desenler ve birbirine paralel kalın çizgiler vintage eşyaların birçoğunda karşınıza çıkabilir.

  • Ara Tatili En Verimli ve Eğlenceli Şekilde Geçirmek İçin Yapabileceğiniz 8 Aktivite

    Ara Tatili En Verimli ve Eğlenceli Şekilde Geçirmek İçin Yapabileceğiniz 8 Aktivite

    Sonbaharda okulların açıldığı günden itibaren dört gözle beklenen yarıyıl tatili gelip çattığında çocuklar bir an yerlerinde durmak istemez, tatillerini doludizgin geçirmek isterler. Biz de çocuklarının hem eğlenceli hem de verimli bir tatil geçirmesini isteyen anne babaların yardımına koşuyor ve ara tatili şenlendirecek 8 aktivite önerimizi sıralıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sömestir tatili

    Ara tatilinin her gününü dışarıda geçirmek mümkün olmayabilir ama bu demek değil ki evde geçen günler sıkıcı olacak… Patates baskıdan renkli el işi kâğıtlarıyla yapılan etkinliklere, Origami’den boyamaya birçok eğlenceli ve eğitici aktivite ile tatili renklendirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    yarıyıl tatili, sömestir tatili

    Çocuklara özel atölyeler verimli bir tatil için en uygun etkinliklerden biri. Küçük şefler için yemek atölyeleri, çocuğunuzun yeteneklerini keşfedebileceği sanat atölyeleri, yaratıcı drama atölyeleri gibi sınırsız seçenek arasından dilediğinizi seçebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    yarıyıl tatili, sömestir tatili

    Ara tatilde gezmek, evin dışında vakit geçirmek isteyen çocuğunuzu şehrinizdeki müzelere götürmek hem ona kültürümüzü tanıtmak hem de hayatı boyunca devam ettirebileceği bir alışkanlık kazandırmak adına harika bir fırsat olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    yarıyıl tatili, sömestir tatili

    Enerji dolu çocuklarınızı evinizin yakınındaki bir parka götürerek bile onların bol bol hareket etmelerini, temiz hava almalarını sağlayabilirsiniz. Emin olun ki bu fikir çocuklarınızın da çok hoşuna gidecek…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    el hamuru, yarıyıl tatili

    Çocukları hayata hazırlamanın en etkili yollarından birinin nasihat değil de görev vermek olduğu aşikârken, tatili onlara basit sorumluluklar vererek değerlendirebilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzdan evinizin alışveriş listesini yapmasını, sofrayı kurmasını ya da çiçekleri sulamasını isteyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    3d sinema, sömestir tatili

    Tatilde çocuğunuzu yeni dünyalarla tanıştırmak için onu sinemaya ve tiyatroya götürmek harika bir yol olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    yarıyıl tatili

    Çocuklarınız okul dönemi boyunca kendi seçtikleri kitapları okumaya vakit bulamıyor olabilir. Ara tatili ilgilerini çeken kitapları okumaları için değerlendirebilir, böylece onlara bu güzel alışkanlığı genç yaşta kazandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuzun yaşadığınız şehri, kültürümüzü, hayatı daha iyi tanıması için onu şehrinizde gezmeye çıkarabilirsiniz. Şehrin daha önce görmediği semtlerinde gezmek, önemli meydanları, binaları görmek, şehrin değerleriyle tanışmak onun için ilgi çekici bir deneyim olabilir.

  • Bunları Artık Evdeki İmkanlarla Yapmıyor Dışarıdan Temin Ediyoruz

    Bunları Artık Evdeki İmkanlarla Yapmıyor Dışarıdan Temin Ediyoruz

    Büyük marketlerin, mağazaların, online alışveriş sitelerinin olmadığı zamanlarda pek çok ihtiyacımızı evlerimizde çoğunlukla da annelerimizin müşfikliği sayesinde karşılardık. Bunların bir kısmı özellikle Anadolu’da hala evlerde yapılıyorsa da büyük şehirlerdeki koşuşturma pek çoğuna izin vermiyor. Bu listemizin 7 maddesinde eskiden evde yaparken artık dışarıdan temin ettiklerimize yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Eskiden evlerde kışa hazırlanan karıncalar misali bir koşuşturmaca yaşanır, tarhanalar serilir, turşular kurulur, salçalar kaynatılırdı. Aile bütçesine katkı amacıyla yapılan bu işlemler alabildiğine doğaldı. Tabii bir o kadar da zahmetli. Şimdi bir kavanoz turşu, bir kilo tarhana için elimizi sadece marketin rafına doğru uzatmamız yeterli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Pantolon alındı paçası mı kıvrılacak, pijamanın beline lastik mi geçirilecek, giysilerde sökük gedik mi var, annelerimiz ellerinde iğne iplik işe koyulurdu. Hatta evinde bir dikiş makinası olan, pedalını tıngır mıngır çalıştırarak çocuklarına bayramlık elbiseler dikerdi. Şimdiyse en ufak bir tadilatı terzide yaptırıyor, oturduğumuz yerde internet üzerinden verdiğimiz siparişlerle giysilerimizi kapıdan alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    biber

    Evlerin iki üç katlı ve bahçeli olduğu zamanlarda hemen kapının önünden toplanan maydanoz, biber, salatalıkların kokusu neredeyse bütün mahalleyi sarardı. Şimdi dışarıdan temin ettiğimiz sebzeler hakkında en büyük tartışma konusu ne kadar doğal oldukları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    lif

    Yumuşacık, rengârenk, model model tığ işi sabun bezleri banyoların olmazsa olmazıydı. Bugün çoğumuz dışarıdan aldığımız farklı çeşitlerdeki banyo liflerini kullanıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Eskiden soğuk aldığımızı hissettiğimizde ilk işimiz eczaneye gidip grip ilacı istemek olmazdı. Önce bir ballı zencefil yapılır, nane-limon kaynatılır, hastalığın gidişatına göre bilumum doğal takviyelere iltifat edilirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Neredeyse akla gelebilecek her şeyin oyuncağının yapıldığı günümüzde bir çocuk kalkar da telden yapılmış bir arabaya, tahtadan yapılmış bir ata, bezden yapılmış bir bebeğe ilgi gösterir mi bilmiyoruz ama bugün amca-teyze dediğimiz insanların çoğu bu oyuncaklarla büyüdüler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    mantı

    Bugün sadece mantı yapan restoranlar var. Evde pişirmek istiyorsanız da hemen her markette bulmanız mümkün. Oysa eskiden mantıyı, erişteyi annelerimiz evde yapardı. Eşit büyüklükte erişteler kesebilmek, minik minik mantıları tek tek kapatmak sabır ve marifet istiyordu tabii…

  • Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Bunu Kullanmalı

    Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Bunu Kullanmalı

    Başlığı okuyunca siz de okul sıralarına mı gittiniz? O halde annelerinizin hazırladığı yiyecekleri taşırken okul yolundaki heyecanlı adımlarınızı da hatırlıyorsunuzdur… Zihinlerimizde nostaljik bir hatıra olarak kalan ve 12-18 Aralık günlerine denk gelen bu haftanın Yerli Malı Haftası olarak kutlanması çok daha önceleri, 1946 itibariyle başlamış. Ekonomi, tutumlu olma, yerli tüketim konularında toplumsal bilinci uyandırmak amacıyla her yıl kutlanırken 1983 yılında ismi Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak değiştirilmiş. O günlerden bu yana önemini yitirmeyen hafta için siz de çevrenizde etkinlikler düzenleyebilirsiniz. Sofraların olmazsa olmazlarını biz okul yıllarından kalma tecrübelerimizle sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • EVİNİZDE YAPACAĞINIZ MİNİK DEĞİŞİKLİKLERLE HAYATINIZI RENKLENDİRİN

    EVİNİZDE YAPACAĞINIZ MİNİK DEĞİŞİKLİKLERLE HAYATINIZI RENKLENDİRİN

    Hayata renk katmak veya zaten renkli olan bir hayatı daha da renkli hale getirmek için her zaman sıra dışı eylemlerde bulunmak gerekmeyebilir. Giyim tarzınızda yapacağınız küçük farklılıklar ya da hayatınıza katacağınız ufak tefek rutinlerle de kendinizi yenilenmiş hissedebilirsiniz. İşte sözünü ettiğimiz o yöntemlerden biri de ev içinde yapabileceğiniz minik değişiklikler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Birkaç eşyanın yeriyle oynayabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Salonunuzda masa ve koltukların birbirine açısını ya da kullandığınız aksesuarların yerini değiştirmenin hayatınıza getireceği taze enerjiye şaşıp kalabilirsiniz. Bu değişikliği başta yadırgayabilirsiniz ama kendinize biraz zaman tanırsanız yenilenmenin tadını da çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ortamı minderlerle renklendirebilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Kanepenin ya da yatağın üzerine sıralayacağınız kırlent ve minderlerle evinizdeki renk yelpazesini genişletebilirsiniz. Hatta kırlentlerinizin kumaşını gündem olan renk ve desenlerden seçerek dönemin modasını evinize kolayca taşımanız da mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aydınlatmayı gözden geçirebilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Eğer evinizin aydınlatmasında beyaz ışık kullanıyorsanız bunu tekrar değerlendirmenizi öneririz, çünkü beyaz ışığın göz yorduğu ve uyku problemlerine yol açtığı bilinmekte. Buna karşılık sarı ışığa geçiş yaparak daha sıcak bir yansıma elde edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aynaların gücünden faydalanabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Hangi güç mü? Örneğin duvara asacağınız büyük bir ayna ile odanızın olduğundan daha büyükmüş gibi algılanmasını sağlayabilirsiniz. Ya da küçük ama birden çok aynayı yan yana asarak renk oyunları yapabilir, ortama çok daha dinamik bir hava katabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mobilyaları boyayarak başkalaştırabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Birkaç kutu mobilya boyası ile yıllardır sahip olduğunuz ama artık sıkıldığınız eşyalarınızı yepyeni bir görüntüye kavuşturabilirsiniz. Böylece hala kullanışlı olan eşyalarınızı değerlendirmiş olursunuz. Hatta klasik mobilya renklerinin dışına çıkarak rengârenk eşyalar elde edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Duvar renginde özgürleşebilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Duvarlarınızın renginden hoşnut olsanız bile sadece tek duvar üstünde yapacağınız değişiklik ile evinizde taptaze bir hava estirebilirsiniz. Bu renkler normalde bütün duvarlarınızı boyamaktan çekineceğiniz etkisi büyük bir renk olabilir, örneğin lacivert, turuncu, mor gibi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Duvarlarınızı çerçevelerle doldurabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Tabii ki boş çerçevelerle değil… Hazır fotoğraflarla da yapabilirsiniz ama en güzeli ve özeli aile fotoğraflarınızı ya da kendi çektiğiniz fotoğrafları çerçeveleterek evinizin bir duvarına asmak ve böylece renkli, dekoratif, nostaljik bir görüntü elde etmek olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Evdeki dünyanızı da yeşillendirebilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Çiçekli ya da sadece yapraklı bitkilerle dekorasyon yapmak doğanın renklerini ve mucizesini eve taşımanın en güzel yoludur. Bu dekorasyonu ister açık ya da kapalı teraryumlarla, isterseniz klasik biçimde saksılarla yapabilirsiniz. Ve sadece zeminlerinizi değil farklı asma aparatlarıyla duvarlarınızı da bitkilendirebilirsiniz.

  • PEELİNG NEDİR? ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

    Gün içinde cildimiz toz, duman gibi birçok toksik maddeye maruz kalıyor ve kısa vadede o maddelerin cildimizin yüzeyinde bir tabaka oluşturması kaçınılmaz oluyor. Gözeneklerimizi kapatan o tabaka yüzünden cildimiz nefes alamıyor ve zamanla ışıltısını kaybediyor. Hatta sivilce ve akne gibi istemediğimiz durumlarla karşılaşabiliyoruz. İşte tam da bu durumların önüne geçmek için günlük cilt temizliğinin yanı sıra, arada bir peeling uygulamalarına başvuruyoruz. Peki, peeling nedir, çeşitleri nelerdir, kısaca cevaplayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • YENİ BAŞLAYACAKLAR İÇİN BUZ PATENİ

    Buz üstünde atlayıp zıplayarak akıl almaz dans gösterileri yapan artistik buz patencileri kadar olmasa da isteyen herkes biraz gayretle buz üstünde yürümeye, kaymaya hatta dans etmeye başlayabilir. Bu spor, artık büyük AVM’lerin bünyesinde bile olan buz pistleri sayesinde çok daha kolay erişilir hale geldi. Fakat daha önce hiç buz pateni yapmadıysanız, aşağıda sıraladığımız en temel tavsiyelere kulak vermenizi öneririz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Buz patenine yeni başlayacakların, her şeyden önce düşmelere karşı birtakım önlemler almasında fayda var. Buz pateni kaskı, dirseklik ve dizlik, öğrenme aşamasında bilhassa çocukların kullanması gereken güvenlik araçlarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Buz pateni sırasında giyilen giysilerin rahatsız edici darlıkta veya terletecek kalınlıkta olmaması gerekir. Ya da hareket kısıtlayan sertlikteki giysilerden kaçınmalıdır. En ideali esnek bir tayt, ter emici bir tişört veya vücuda oturan bir kazak olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Paten kayarken olmazsa olmaz enstrüman ise patenlerdir. Ayak numaranıza göre paten seçtiğinizde iki ayağınızı denemeyi de ihmal etmemelisiniz. Buz pistinde ilk önce yürümeyi denemeli ve ayaklarınızın patenlere alışmasını sağlamalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ayaktayken ayaklar kapalı veya V şeklinde olabilir. Yürüme denemelerinde omuzlar ve baş dik tutulmalıdır. Denge kaybı yaşandığında hafifçe öne eğilerek kontrol sağlanabilir. Denge kurmak için vücudu kasmak ise olumlu sonuç vermeyecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Buz pistini çevreleyen kenarlıklara tutunup kaymaya çalışmak oldukça temkinli bir yöntemdir. Güvende hissedildiğinde destek almadan, kısa mesafelerle ve vücudu öne doğru iterek ilerlemek gerekir. Hızlı ve ani hareketlerde bulunmamaya dikkat edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yaşanacak düşmelerin, bu sporun doğal bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Hatta başlangıçta sadece ayakta durma ve yürüme değil, düşme denemeleri de yapılabilir. Düşerken doğru teknik kullanmak, ciddi yaralanmaların da önüne geçecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İlk defa buz pistine çıkacak kişilerin antrenör eşliğinde hareket etmesinde fayda vardır. Bu arada, patenlerle buz pisti üstünde dengede kalma süresinin kişinin yeteneğine göre 5 ile 45 dakika arasında değiştiğini söylemeliyiz. Çocuklarda ise bu süre daha kısa olmaktadır.

  • DÜNYANIN EN İLGİNÇ MESLEKLERİ

    Küçükken “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusunun yanıtı ne kadar net ve basitti: Doktor, mühendis, hemşire, polis, avukat… Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sorunun yanıtı da çeşitlendi; yapay zekâ mühendisi, astronot, gök bilimcisi derken liste uzayıp gider. Böylesine hızlı bir çağda her yeni neslin cevabı, bir öncekinden farklıdır çünkü zaman ilerliyor, hayatlar değişiyor. Bugüne kadar aşina olduğumuz meslekler, jenerasyon değiştirerek hayalleri süslemeye devam ediyor ama peki ya yeni oluşan ve bilmediklerimiz? Dünya üzerinde varlığından bile haberdar olmadığımız pek çok meslek var. Bu içeriğimizde sizler için dünyanın en ilginç mesleklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kulağa ilginç geliyor değil mi? Aslında bisiklet avcılığı olarak da geçen bu meslek Amsterdam’da ortaya çıkar. Ülkedeki insan nüfusundan daha fazla sayıda bisiklet bulunan kentte en sık kullanılan ulaşım aracı da haliyle bisiklet olur. Turistik bir şehir olan ve her gelen turistin kendine ilk iş olarak bir bisiklet kiraladığı Amsterdam’da eskiyen bisikletler nedeni bilinmeyen bir şekilde kanallara atıldığından bisiklet avcılığı mesleği doğmuştur. Belediyeye bağlı çalışan bisiklet avcıları birkaç vinç ile kanalda birikmiş olan bisiklet hurdalarını belirli dönemlerde toplamakla görevlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hayvanlar dünyasının ilginç mesleklerinden biri, veteriner akupunktur uzmanı. Aslında bu uzmanlık dalı Çin tıbbının bir parçasıdır. Hayvanlardaki rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla akupunktur uygulaması yapılır; vücudun spesifik noktalarına iğne yerleştirilir, böylece hayvanın tedavisi gerçekleşir. Akupunktur her türlü evcil hayvana yapılabildiği gibi vahşi hayvanlarda da çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılabilir. Veteriner akupunktur uzmanı çok bilinmiyor olsa da aslında yıllardan beri yaygın olan meslek türlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İnanması zor olsa da böyle bir meslek var! İngiltere’de bulunan bir firma tarafından sağlanan bu kişiler cenazelerde yas tutar ve kendilerini neredeyse yere atarcasına yaslarını yaşar. Cenazede ne giyecekleri, nasıl davranacakları gibi konular önceden planlanır ve yas tutucular bu program dâhilinde cenaze törenine katılır. Yakınını kaybeden ve zaten büyük bir yas içinde olan kişinin neden yas tutması için birine ihtiyaç duyduğu büyük bir soru işareti olmasına karşın, bu durumun bir meslek olarak kabul edilmesi başlı başına insanı şaşırtmaya yeter.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sabahları yastıkla olan mesaisini sonlandırmada güçlük çekenler için en ideal mesleklerden biri “uykuculuk” olabilir. Profesyonel olarak yapılan bu meslekte tek görev mışıl mışıl uyumak. Uykuyla alakalı araştırmalarda ya da projelerde görevlendirilen kişiler çeşitli cihazlara bağlanır. Bu sayede insanlardaki uyku bozukluklarının nedenleri araştırılır. Evet, profesyonel şekilde uyumak bir meslek türüdür!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İlk olarak Asya’da ortaya çıkan profesyonel sarılıcı, tüm dünyaya yayılmaya başlayan ilginç meslek türlerinden biri. Profesyonel sarılıcı, ihtiyaç duyduğunuz zaman size gelir, sarılır ve rahatlamanızı sağlar. Amerika’da seans başı ortalama 50 dolar kazanmak mümkündür. İşin ilginç yanı, bu meslek Amerika’da oldukça ciddiye alınır ve kişiler profesyonel anlamda mesleklerini icra eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir facianın ardından ortaya çıkan mesleklerden biri olan buzdağı çekicisinin mazisi oldukça eskiye dayanır. 1912 yılında Titanik gemisinin buzdağına çarparak batmasının ardından ortaya çıkan buzdağı çekiciliği, insanları olası bir felaketten korumak amacıyla yapılır. “Uluslararası Buz Devriyesi” adı altındaki oluşum, bu tarz trajedilerin yaşanmaması için uydular aracılığıyla buzdağlarını takip eder. Deniz yollarında bir tehlike sezmeleri durumunda hemen ilgili mercilere durumu bildirir ve buzdağı çekicileri devreye girer; çekiciler buzdağını sürükler ve gemi rotasının dışına alır.

  • BÜYÜKBAŞ HAYVANLARIN GENELLİKLE KARIŞTIRILAN İSİMLERİ

    Büyükbaş hayvanların içine at, eşek, deve gibi canlılar da girer fakat başlığımız etini, sütünü ve gücünü kullandığımız, buna rağmen eğer çiftçi değil isek isimlerini sıklıkla karıştırdığımız sığırgilleri kapsıyor. Aşağıda büyük bir kısmının adı geçiyor, tabii en başta mitolojik öykülerde de kendine bolca yer bulan inek ve boğa geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Büyükbaş hayvanlar cinslerine ve yaşlarına göre isimlendirilir, örneğin inek 2 yaşın üstündeki dişi sığırı ifade eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Boğa ise 2 yaşın üstündeki erkek sığıra verilen isimdir. Boğalar damızlık olarak kullanılan büyükbaş canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kısırlaştırılmış boğalara ise öküz ismi verilir. Genellikle tarlalarda çift sürmek, kağnı çekmek gibi işlerde yararlanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Manda, sığırgillerden farklı bir türdür. Dişi ve erkeği vardır, boynuzlu, siyah renkli ve oldukça güçlü büyükbaş canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İneğin yavrusuna altı ayını tamamlayana kadar erkek veya dişi olarak ayrılmadan buzağı denir. Bazı yerlerde süt danası da denmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1 ile 2 yaş arasında olan erkek ve dişi sığırlara dana denir. Aynı zamanda doğum yapmamış dişi danaya düve ismi verilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Erkek danalar ise baba olana kadar tosun ismiyle anılır. Bu da yaklaşık olarak 1 ile 2 yaş arasındaki döneme denk gelir.