Kategori: Yaşam

  • DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN ORMAN MANZARALARI

    Yüzlerce kuşa, yabani canlıya, bitkiye ev sahipliği yapan ormanlar, yeryüzünü boyayan en güzel renklerden. Masalsı güzellikleriyle etkileyen, “dünyamızın akciğerleri” olarak tanımlayabileceğimiz ormanları birbirinden güzel görseller eşliğinde sizlerle buluşturuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sagano Bambu Ormanı, görenleri büyülemekle kalmıyor adeta insanı kendine çekiyor! Japonya’nın Kyoto şehrinin 10 km batısında yer alan orman, geniş bir yürüyüş parkuruna sahip. Bambulardan, güneşi görmenin bile zor olduğu bu doğa harikası, yeryüzünün eşsiz güzelliklerinden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Adını Sekoya ağaçlarından alan Sekoya Ulusal Parkı, ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yer alır. Parkın en önemli özelliklerinden biri dünyanın en yaşlı ağaçları arasında bulunan General Sherman ağacının burada olması. Ayrıca bu dev ormanın 38’den fazla ağaç türünü içinde barındırdığı bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde bulunan Redwood Ulusal Parkı, yeşilliği ile dünyanın en güzel ormanlarından biri. Çok yaşlı ve uzun ağaçlara ev sahipliği yapan orman, engebeli kıyı şeridi ile doğal bir yürüyüş parkuru sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Almanya’da bulunan Black Forest’ın Almanca ismi Schwarzwald’dir, dilimize Kara Orman olarak çevrilir. Öyle sık ve yoğun ağaçlarla çevrilidir ki ışığın yüzeye teması oldukça güçtür. Gün ışığından mahrum olduğu için orman sürekli karanlıktır, adı da bu yüzden Kara Orman’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Polonya’da yer alan Crooked Forest, dilimize eğri orman ya da çarpık orman olarak çevrilir. Ormanın bu şekilde anılmasının sebebi, çam ağaçlarının bilinmeyen bir sebeple eğri olmasıdır. Yaklaşık 400 çam ağacına ev sahipliği yapan orman, ilginç görüntüsü ile oldukça dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Jiuzhaigou Vadisi, Çin’in Siçuan eyaletinde bulunan bir doğa rezervi ve milli parktır. Pek çok şelaleye, renkli göllere ve ağaçlara ev sahipliği yapar. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Biyosfer Rezervi’ne dâhil edilmiş milli bir park aynı zamanda “Dokuz Köyün Vadisi” olarak da isimlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Amazon havzasının çoğunu kaplayan Amazon yağmur ormanı; Brezilya, Peru, Kolombiya, Ekvator, Venezuela, Guyana, Fransız Guyanası ve Surinam’ın da sınırları içinde yer alır. Bu etkileyici ve dünyaca ünlü ormanın ortalama 200’den fazla kuş türüne, 2 milyondan fazla böcek çeşidine ve 40 binin üzerinde bitki familyasına ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Daintree yağmur ormanı vahşi nehirleri, şelaleleri, beyaz kumlu sahili ile tam bir doğa harikasıdır. Avustralya’nın Queensland bölgesinde yer alır ve en ilkel bitki türlerine ev sahipliği yapar. Kelebek ve yarasa gibi canlıların da içinde yaşadığı orman, dünyanın en yaşlı ormanı olarak bilinir hatta mazisinin yüzyıllar önceye dayandığı düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en büyük ormanı unvanına sahip olan Karacabey Longoz Ormanı, Bursa’da yer alır. Pek çok bitki türüne ev sahipliği yapan orman, yaz ve sonbahar mevsiminde adeta dile gelir. Özellikle ilkbahardan yaza geçerken su üzerinde açan nilüfer çiçekleri, tam bir tablo görüntüsü oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Orman denince hep şehre uzak ve doğayla baş başa bir yer düşünülür ancak İstanbul’da yer alan Belgrad Ormanı doğa ve şehir hayatını bir arada sunabilen nadir ormanlardandır. İstanbul’un göbeğinde bulunur; hem şehre, hem doğaya yakın olması ile özellikle hafta sonu planlarının uğrak noktasıdır. İstanbul’un Sarıyer ilçesinde yer alan Belgrad Ormanı aynı zamanda İstanbul’un en önemli nefes alma duraklarından biridir.

  • ŞAPKANIN TARİHİNDE ÖNE ÇIKANLAR

    Günümüzde her ne kadar kıyafetlerin bir tamamlayıcısı olarak görülse de şapka, tarih boyunca basit bir aksesuardan çok daha fazlasıydı. Hava koşullarına karşı siper olma amacının yanı sıra insanların meslekleri, ekonomik durumları, inançları hakkında bilgiler veren şapka, günümüzde de popülaritesini korumaktadır. Bu yazımızda sizlerle her dönemin vazgeçilmezi şapkalar hakkında kısa bilgiler paylaşacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şapkanın tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. İlk şapkanın M.Ö. 3000’li yıllarda Mısır’ın Thebes şehrindeki bir mezar üzerinde hasır şapkalı bir adam olarak resmedildiği bilinmektedir. Tarihte bilinen ilk kenarlıklı şapka ise M.Ö. 5. yüzyılda Yunanistan’da kullanılmıştır. Petasos adı verilen bu şapka modeli, insanları yağmurdan ve güneşten koruyan bir siperlik olarak tasarlanmış ve bu anlamda tasarlanan ilk şapka olarak tarihte yerini almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde, tarihi Orta Asya dönemine kadar uzanan şapkalar ilk olarak post ve keçeden yapıldı. Osmanlı Devleti’nde de şapkanın büyük bir önemi vardı; yeniçeriler tarafından törenlerde giyilen şapkalar “üsküf” olarak adlandırılırdı. Şapkaların daha pek çok kullanım alanı ve farklı isimleri vardı. Örneğin asker dışında din ve devlet adamları, padişahlar kavuk ve külâh takarlardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1500’lü yıllarda Milano ve İtalya’da yaygınlaşan, kısaca “kadın şapkacısı” anlamına gelen “Milliner” kavramı telaffuz edildi. Bu tarih için, kurdele, eldiven ve hasır şapkaların popülerleşmeye başladığı ilk yıllar diyebiliriz. Aksesuarlarla şekillenen şapkalarla birlikte artık kadın ve erkek şapkaları net çizgilerle birbirinden ayrıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1700’lü yıllara gelindiğinde silindir şapkalar tasarlandı; ilk tasarlayan isim John Hetherington oldu. Bu tarihten itibaren erkeklerin de şapka modası başladı ve büyük ebatlardaki şapkalarla moda dünyasında farklı bir kapı aralandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1800’lü yıllarda, günümüzde popülerliğini koruyan “kovboy şapkası” üretildi. John Batterson Stetson isimli Amerikalı bir şapkacı tarafından tasarlanan bu şapka modeliyle dünya “Western şapka” ile tanıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1940’lı yıllara gelindiğinde ise Indiana Jones karakteriyle ünlenen fötr şapkalar popüler oldu ve şapka modasında hızlı bir değişim yaşandı. Av bekçileri için icat edilen Bowler şapka, Meksika kökenli Sombrero şapka, avcı şapkası, kasket, balıkçı şapkası, Viktorian şapka derken karşımıza onlarca çeşit şapka türü çıktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünya genelinde birçok ülkede insanların severek giydiği şapkanın bir günü olduğunu biliyor muydunuz? Ulusal Şapka Günü her yıl 15 Ocak tarihinde kutlanır. Tarihi, kökeni ve kurucusu tam olarak bilinmiyor olsa da bazı kaynaklara göre 1983 yılından itibaren kutlanmaya başlandı. O gün geldiğinde insanlar en sevdikleri şapkayı takarlar ve günü o şapkayla geçirirler böylece şapka gününü kutlamış olurlar.

  • YOGA HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

    Uzun bir geçmişe sahip olan yoga, bedensel ve ruhsal bütünlüğü destekleyen en önemli felsefelerden biridir. Zihinsel ve fiziksel iyilik hâline odaklanan bu felsefenin kurucusu Patanjali olarak kabul edilir. Patanjali, Eski Hindistan’da yaşamış olan bir bilgeydi. Yogaya yön veren eseri Yoga Sutra’yı ne zaman yazdığı hakkında net bir bilgi yoktur ancak öğretileri, yazıldığı dönemden günümüze kadar ulaşabildiği için yoganın kurucusu olarak düşünülür. Patanjali’nin öğretileri yogaya ışık tutuyor olsa da günümüzde bu felsefe hakkında çok fazla doğru bilinen yanlış da mevcut. Bu yazımızda amacı stresi azaltmak, sağlıklı kalmak, güç ve esnekliği arttırmak, beden ve ruh sağlığını “mutlu” kılmak olan yoga hakkında doğru bilinen yanlışları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yoga yapabilmek için fit ve esnek olmak gerekmez. Yoga, bedensel anlamda nefes alabildiğiniz ve hareket edebildiğiniz sürece her bedende ve yaşta yapılabilir. Fiziksel olan yoga pratikleri kişiye göre belirlenir bu sayede ilerleyen zamanlarda esneklik de artar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Erkekler de yoga yapabilir! Vücut yapılarının uygun olmadığını düşünen çoğu erkek yogaya karşı çekimser kalır ancak şunu unutmamak gerekir ki yoga kavramını hayatımıza katan kişi bir erkektir; Patanjali. Yogayı profesyonel olarak yapan pek çok erkek vardır, yalnızca kadınlara özgü bir öğreti değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yoga denince akla uzun uzun alınan ve verilen derin nefesler gelir ancak bu bir gereklilik değildir. Yogada nefese dayalı çok fazla egzersiz vardır; yorgunluk ve stresle baş etme yöntemlerinden biri olan bu pratik, bazı kişilerde rahatsızlık da yaratabilir. Bu nedenle yogada derin nefes alıp verme olmazsa olmaz değil, kişiye özel planlanan bir durumdur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tüm yoga türleri aynı değildir; ter atmaya yönelik bir yoga planlayabilir ya da yalnızca sakin bir terapi etkisi tercih edebilirsiniz. Sizin için hangi tür yoganın uygun olacağının cevabı yine sizde olacaktır; daha sakin ve nefes odaklı bir yoga mı yoksa egzersizin içine girdiği daha atletik bir yoga mı?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yogada “iyi” olmak diye bir şey yoktur; internette gördüğümüz o iddialı yoga pozisyonlarını yapmak zordur ayrıca uzun bir süre gerektirir.  Bu hareketleri yapınca iyi olunur gibi bir kural yoktur; buradaki iyilik, sizin kendinizi hangi pozisyonda nasıl hissettiğinizdir. Diğer bir deyişle, yogada, zorlu hareketleri yapabilmek esas olan amaç değildir; burada önemli olan “kendinizi iyi hissettiğiniz” anda kalmaktır.

  • 7 Madde ile Küçük Mucitlerin Büyük Başarıları

    7 Madde ile Küçük Mucitlerin Büyük Başarıları

    Ünlü bilim insanlarının hayat hikâyelerini okurken küçük yaşlarda yaptıkları girişimler, gelecekleri konusunda verdikleri sinyaller en şaşırdığımız ve hayranlık duyduğumuz detaylar olur genellikle… Önemli birer bilim insanı olma yolunda büyük umutlar vaat eden gençlerimiz yaptıkları buluşlarla ileride hayranlık uyandıracak hikâyelerini yazmaya başladılar bile… Listemizde o icatlara ve küçük mucitlerine yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    2003 doğumlu Eray’ın hikâyesi neredeyse doğduğu yıllarla başlıyor. 3-4 yaşlarında tornavidayla açıp incelemek üzere oyuncak edinen küçük mucit, 6 yaşında bilgisayarda animasyon programlarını öğrenmeye başladı. 10 yaşında robot denizaltı, 11 yaşında ise 40 cm’lik insansı robot yaptı. Labirent çözen robot, renk seçen robot, inşaat yapan robot, mayın arama robotu, görme engelliler için çok fonksiyonlu uyarı sistemi projelerini üretti ve ödüller aldı. Steve Jobs hayranı olan Eray’ın hayalleri arasında bir araştırma merkezi kurmak da bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Elif Bilgin’in istediği sonuca ulaşabilmek için yılmadan 10 kez deneme yapması başlı başına takdir edilen bir konu oldu. 16 yaşında muz kabuklarından bozulmayan biyoplastik üretmeyi başaran Elif, bu buluşuyla Google Bilim Fuarı’nda “Science in Action” ödülünü kazandı. Bundan 2 yıl sonra da Amerika’daki Johns Hopkins Üniversitesi’ne kabul edilerek hepimizi bir kez daha gururlandırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kalsedon, lise 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşan robotik takımın adıdır. 2016 yılında teknolojiye meraklı 11 kişi ile yola çıkan grup bugün 34 kişi… Tırmanma, tahterevallide dengede durma, belirli hedeflere top atma gibi görevlerin üstesinden gelebilen robotlar üretip dünyaya açılan ekip, Amerika’da bölge şampiyonasına katılarak “Rookie All Star” ve “Highest Rookie Seed” ödüllerini kazandı ve 2018’in Mart ayında dünya şampiyonluğu için yarıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yenilenebilir Enerji Kaynakları İle Çalışan Gemi üreterek TÜBİTAK Bölge Yarışmasında birinci olan 5. sınıf öğrencisi mucidin adı Ömer Faruk Doğan. Bir hafta içinde tasarladığı projesiyle Türkiye genelindeki yarışmada da birinci olmayı hedefleyen Ömer Faruk’un bir sonraki hedefi, fosil yakıt yerine yenilenebilir enerji kaynağıyla hareket edebilen bir araç üretebilmek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    11 yaşındaki Mert Delibalta toprağın altına gömülen ya da menfeze gizlenen bombaları havadan tespit edebilen drone yapmayı başardı. Küçük mucit, haberlere konu olan ve katıldığı yarışmada kendisine birincilik getiren bu buluşunu okulunun laboratuvarında herhangi bir destek almadan 4 ayda tamamladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Çevremdekiler bana yaşadığım yerin acı gerçeklerini anlatmışlardı. Ve azmin yeterli olmayacağını… Astronotluğun boş bir hayal olduğunu söylediler. Belki bir doktor, belki bir cerrah olabilirdim. Kim bilir… Tek bildiğim bir astronot olamazsam hiçbir mesleği severek yapamam…” Ortaokul öğrencisi olan Zelal’i NASA’ya gönderdiği bu mektupla hatırlarsınız… NASA’dan da Bingöl’de yaşayan Zelal’e cevap gelmiş ve Uzay Kampı’nda birkaç gün misafir edilmişti. Zelal Barakazi 2018’de de İstanbul’da düzenlenen Genç Mucitler Yarışmasına katıldı ve galaksiler arası yolculuk projesini sergiledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Pekin’de 2017’de 50 ülkeden 1976 kişinin katıldığı Dünya Robot Yarışmasında derece elde eden ekibin yaşları 12 ile 16 arasında değişiyor. Efe İnan, Buket Naz Zeren, Eren Ekrem Kallıkçı, Hayim Egemen Gülen… Ve bu küçük mucitler yakın zamanda tasarladıkları cihazla yeni bir buluşa daha imza atmayı başardılar. Bu cihaz ne mi yapıyor? GPS ve 3G teknolojilerini kullanarak ürettikleri cihaz sayesinde takip edilmeye ihtiyaç duyan zihinsel engelliler, çocuklar ve Alzheimer hastaları belirlenen rota dışına çıktığında ailelerini uyaracak!

  • İsmi İlginç Uygulaması Tanıdık 8 Mutfak Terimi

    İsmi İlginç Uygulaması Tanıdık 8 Mutfak Terimi

    Yemek pişirmenin göründüğü kadar kolay olmadığını deneyen bilir. Hele bazı yemekler özel pişirme yöntemleri ve zorlu metotlar gerektirebilir. İşte tüm bu ayrıntılar, mutfak terimleri olarak sözlükleri doldurur, bazen akıl karıştırır, bazen telaffuzları neredeyse imkânsızdır ama bir şekilde hayatın içinde yer alırlar. Kültür Yaşam olarak mutfak terimlerine ışık tutmamız gerektiğini düşündük ve 8 mutfak terimini listemize aldık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Alavapör, oldukça değişik ismine rağmen aslında bildiğimiz buharda pişirme anlamına geliyor. Yiyecekleri besin değerlerini kaybetmeden pişirmenin en kolay yollarından biridir buharda pişirme ve pratik yollarından biri de bu iş için tasarlanmış makineleri kullanmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mutfak terimlerinin çoğu gibi “flambe” de Fransızca’dan dilimize geçmiş… Yiyecekleri pişirmek için direkt olarak aleve tutma, alazlama anlamına geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mutfak dilinde her biri ayrı bir isme sahip belki binbir çeşit kesme ve doğrama terimi bulunuyor. “Jülyen” gibi çoğumuzun bildiği metotlara “alümet” gibi daha az bilinenler de eşlik eder. Aslında alümet çökertme kebabından aşina olduğumuz bir form, yani yiyecekleri kibrit çöpü şeklinde doğramaktan başka bir şey değil…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yemeklere özellikle de çorba ve soslara lezzet katmak için tencerenin içine atılan, genelde kereviz, havuç, pırasa, maydanozdan oluşan aroma dolu buketçik yine Fransızca dilinden gelen bir kelimeyle “bukegarni” olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Ganaj” kelimesi ilk başta kulağınıza yabancı gelebilir; oysa en lezzetli pastaların ve keklerin üzerinde pürüzsüz yapısıyla parıldayan çikolata kremasından başka bir şey değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Mühürleme” isim olarak mutfakla alakasız gibi dursa da etin suyunu yani tüm lezzetini içine hapsetmek amacıyla yüksek ateşte kısa süreyle pişirmek demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Poşe yöntemi ise, yiyecekleri kaynama noktasına yakın sıcaklıktaki suyun içinde yavaş yavaş pişirme anlamına geliyor, bize en tanıdık formu kızarmış ekmek üzerinde tüm ihtişamıyla yer alan poşe yumurtalar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    blanchi

    Blanchi ya da blanşi parıl parıl gözüken diri haşlanmış sebzelerin sırrı olan pişirme yöntemi. Şok haşlama diyebileceğimiz bu yöntemde çok kısa bir süre için kaynar suya atılan sebzeler daha sonra buzlu suda soğutuluyor ve böylece o parlak ve lezzetli hallerine kavuşuyor.

  • EN POPÜLER DEKORASYON AKIMLARI

    Moda artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Sadece kıyafet ve aksesuarlarda değil, dekorasyonda da hâkim olan trendler yaşam alanlarımızda kendini gösteriyor. Farklı tarzları ve estetik anlayışları temsil eden her akım, kültürel etkilerle ortaya çıktı ve dönemin ruhunu yansıttı. Yazımızda geçmişten günümüze popülerliğini koruyan dekorasyon akımlarını ve karakteristik özelliklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Minimalist Stil ” title_font_size=”13″]

    “Az, aslında çoktur!” felsefesinin yaşam alanlarımızdaki yansıması olan minimalist çizgilerdeki dekorasyon tarzı, sadelikten ilham alıyor. Minimalist stil; az, basit ve işlevsel olarak tanımlanabilir. Renk paleti genelde tek renk ve tonlarından oluşur; renk geçişleri yumuşaktır. Sahip olduğunuz gereksiz eşyayı azaltarak, mobilya seçiminizde daha yumuşak renkleri tercih ederek ve aydınlatmanın gücünden faydalanarak ev dekorasyonunuzda minimalist bir çizgi yakalayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İskandinav Stili ” title_font_size=”13″]

    İskandinav ülkelerindeki gösterişten uzak yaşam tarzının dekorasyondaki yansıması olan bu tarz, doğallığı kapsıyor. Basit ve sade olmasına rağmen sanat eserleri, bitkiler ve dekoratif süsler ile minimalist çizgilerden uzaklaşan İskandinav tarzının olmazsa olmazı ise gün ışığı. Ferah ve minimal alanlarda kullanılan büyük pencereler ve bol güneş ışığı, beyaz ya da yumuşak pastel tonlarla birleşiyor. İskandinav tarzının bir diğer özelliği de doğal malzemelerin kullanılması. Ahşabın sıcaklığı ve doğal dokusuna eşlik eden yün, keten ve pamuk gibi malzemelerden oluşan kilim, perde ve yatak takımları bu dekorasyonun vazgeçilmez parçaları.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rustik ” title_font_size=”13″]

    Rustik stilde doğanın çekiciliğinden ve güzelliğinden ilham alınarak mekâna hem sıcak hem rahat bir ortam kazandırılır. Kırsal yaşamın sadeliğini ve özgünlüğünü sevenlerin tercih ettiği rustik tarzın temel unsurları arasında aşırı cilalanmamış veya işlenmemiş ahşap, taş ve metaller gibi doğal malzemeler vardır. Mobilya ve aksesuarlar genellikle yıpranmış veya eskimiş gibi görünür. Antika ya da vintage parçalar ve objeler bu stilin olmazsa olmazları arasında yer alır. Renk paletinin favorileri kahverengi, bej, gri, yeşil ve mavinin yumuşak tonlarıdır. Açık tuğla veya kaba yontulmuş ahşap gibi tamamlanmamış dokular bu tarzda yaygın olarak görülür. Bu dokular mekâna derinlik ve şıklık katar. Rustik dekorasyonda detaylara inildiğinde döşeme, perde ve kırlentlerde ekose, çizgili, çiçekli desenler göze çarpar. Doğal malzemelere verilen önem, eskitilmiş yüzeyler, sıcak renkler ve rahat dokularla hiçbir zaman modası geçmeyen, zamansız bir tasarım trendidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Endüstriyel ” title_font_size=”13″]

    Endüstriyel dekorasyon akımı, fabrika binaları, depolar ve atölyeler gibi endüstriyel yapıların estetik özelliklerini iç mekânlara taşımayı hedefler. Bu dekorasyonun temel özelliği, açıkta kalan yapı elemanlarının ve malzemelerinin kullanılmasıdır. Örneğin; tuğla duvarlar, beton zeminler, metal borular ve açık tavanlar endüstriyel dekorasyonun vazgeçilmez unsurlarıdır. Mobilyalar genellikle sade ve işlevseldir. Metal sandalyeler, ahşap masa ve raflar, endüstriyel tarzın karakteristik örnekleridir. Renk paleti genellikle nötr tonlardan oluşur. Gri, siyah ve metalik renkler en çok tercih edilendir. Bu renkler mekânlara sakin ve sofistike bir atmosfer katar. Aydınlatmada açıkta kalan ampuller, büyük ve sade avizeler tercih edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bohem ” title_font_size=”13″]

    Bohem dekorasyonun özgür ruhlu ve sanatsal bir tarzı vardır. Bu akım, renkli ve canlı bir atmosfer oluşturmayı hedefler, rahatlık ve özgünlüğe odaklanır. Tercih edilen renkler turuncu, kırmızı, mor, yeşil gibi enerjik tonlardır. Etnik desenler bohem tarzın vazgeçilmez parçasıdır. Kullanılan mobilyalar genellikle vintage veya geri dönüşüme uygun olan ahşap parçalardır. Bambu ve hasır gibi doğal malzemelerin kullanıldığı mobilyalar rahatlık ve doğallık hissi verir. Aksesuarların da önemli bir rol oynadığı bu tarzda rahat minderler, renkli kumaşlar, dökümlü perdeler, renkli yastıklar, kilimler, duvar süsleri, bitki ve çiçek gibi detaylar ile el yapımı seramikler görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eklektik Stil ” title_font_size=”13″]

    Eklektik dekorasyon, farklı tarzları ve dönemleri bir araya getirerek kişisel bir tasarım oluşturmayı hedefleyen akımdır. Bu tarz, farklı kültürlerden, dönemlerden ve stillerden esinlenerek çeşitli ögeleri bir araya getirir. Kişisel ifadenin önemli olduğu bu akımda renkler ve desenler canlıdır. Farklı renklerin ve desenlerin bir araya gelmesiyle enerjik ve dinamik bir ortam oluşturulur. Örneğin; parlak sarılar, turuncular, mavi tonları ve geometrik desenler sıkça tercih edilir. Mobilyalar genellikle farklı parçaların bir araya gelmesiyle oluşur; modern, vintage, rustik veya endüstriyel tarzda mobilyalar bir arada kullanılabilir. Ahşap bir masa, metal sandalyeler ve renkli kumaşlarla kaplanmış bir koltuk eklektik tarzın karakteristik örnekleridir. Aksesuarların da önemli rol oynadığı eklektik tarzda dekore edilen alan, kişisel zevklerin harmanlanması ile belirgin hâle gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hollywood Glam Stili ” title_font_size=”13″]

    Hollywood Glam stili, Hollywood’un altın çağından ilham alan lüks ve gösterişli dekorasyon akımıdır. Bu tarz, 1930’lar ve 1940’lar döneminde Hollywood film endüstrisinin zirvesindeki ihtişamı yansıtmayı hedefler. Siyah, beyaz, altın, gümüş ve kırmızı gibi renkler tercih edilir. Cam, ayna ve cilalı metaller mekânlara görsel bir hava katar. Mobilyalar zarif ve şık tasarımlardan oluşur; kadife, ipek veya saten gibi lüks kumaşlarla kaplanmış mobilyalar tercih edilir. Yumuşak hatlara sahip koltuklar, şık masalar ve büyük aynalar tarzın karakteristik örnekleridir. Kristal avizeler, büyük ve gösterişli şamdanlar, parlak vazolar, sanatsal tablolar bu stilin vazgeçilmez detaylarıdır.

  • Yılın Kahkaha Dolu Şaka Günü 1 Nisan’ın Tarihi

    Yılın Kahkaha Dolu Şaka Günü 1 Nisan’ın Tarihi

    1 Nisan, yediden yetmişe herkes için şaka, eğlence ve kahkaha dolu bir gün… Evde, okulda, iş yerinde ve hatta bazen medyada şakaların havada uçuştuğu bu tarihte kimden nasıl bir şaka geleceğini beklemek, kendi yapacağınız şakaları planlamak da ayrı bir zevk… 10 maddelik listemizle bu eğlenceli günün tadını çıkarmanızı diliyoruz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şaka Günü dünyanın birçok yerinde farklı isimlerle kutlanıyor, bu tarih artık geleneksel hale gelmiş şakalar sayesinde yılın en eğlenceli günü unvanını hak ediyor. 1 Nisan’ın niye şaka günü olduğuna dair farklı fikirler var, hatta bazı teorilere göre kahkaha dolu bugünün tarihçesi milattan önceye dayanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    En çok kabul gören teoriye göre bu gün eskiden yılbaşı olarak kutlanırmış fakat Fransa kralı IX. Charles yılbaşının tarihini değiştirince, yılbaşının ocak ayına taşınmasına uyum sağlayamayanlara 1 Nisan’da şaka yapmak bir geleneğe dönüşmüş. Şaka Günü’nde hediye alıp verme geleneği de aslında bu yılbaşı mirasına dayanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çok yaygın olmasa da ülkemizde de ilginç 1 Nisan şakaları yapılıyor. Bir gün, yerel bir radyonun telefonu çalar ve heyecan içindeki vatandaş ormandan ilçe merkezine doğru ilerlemekte olan fil sürüsünü bildirir. Radyo dinleyicileri arasında şaşkınlık yaratan bu haber aslında tam gününde yapılmış bir şakadan ibarettir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizden unutulmaz bir başka 1 Nisan şakası ise Türkiye liginde küme düşme uygulamasının kalktığıyla ilgili haberdi. Bu haber özelikle puan tablosunun son sıralarında bulunan kulüplerin taraftarlarını bir günlüğüne de olsa çok sevindirmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fransa üzerinden Avrupa ve Amerika’ya yayılan 1 Nisan Şaka Günü’nde kurumlar da birbirinden yaratıcı şaka fikirleriyle hayatımızı renklendiriyor. Örneğin Alabama Eyaleti 1998 yılında yaptığı oylama sonucunda, 3,1415 olan Pi sayısının değerini 3 olarak değiştirmeye karar verdiğini duyurduğunda dünya çapında bir şaşkınlığa sebep olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Pi sayısının değişmesi uluslararası bir şaşkınlık yarattıysa da 1972 yılında, İskoçya’nın ünü tüm dünyaya yayılmış miti Loch Ness Canavarı’nın bulunduğu açıklaması kadar sansasyonel bir 1 Nisan şakası olmadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1 Nisan Şaka Günü tarihinde televizyonlar, radyolar ve gazetelerin karıştığı birçok yaratıcı şaka da hayatımıza neşe kattı… Örneğin 1949 yılında Yeni Zelanda radyosunun şakacı sunucusu, dinleyicilere Auckland’da yabani arı saldırısı olduğunu duyurduğunda bunu tüm şehir ciddiye almıştı. Doğa ile ilgili bir başka şaka ise bu alandaki ünlü bir dergiden geldi, yapılan bir duyuruya göre dergi artık çıplak hayvan fotoğrafları kullanmayacaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    çocuk

    Ama tabii ki 1 Nisan’da yapılan tüm şakalar böyle dünya çapında ses getiren senaryolara sahip değil, bu beklenmedik sürprizlerle dolu günde hiç aklınıza gelmeyecek kişilerin beklenmedik şakalarına maruz kalabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    büskevit

    Teneffüste yediğiniz bisküvilerin içinde krema yerine diş macunu bulursanız şaşırmayacağınız tek gün 1 Nisan. Bu özel günde bir restoranda sipariş ettiğiniz kızarmış patatesin teker teker paketlenmiş halde karşınıza gelmesi de olası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Takvim 1 Nisan’ı gösterdiğinde iş yerinizde de gününüze kahkaha katacak şakalarla karşı karşıya kalabilirsiniz. 🙂

  • KARBONHİDRATLAR KİLO ALDIRIR MI?

    Karbonhidrat hem enerji sağlayan hem de canlıların yapısında bulunan; karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan organik bileşiklerin genel adıdır. Karbonhidratların çoğu canlılar için temel enerji kaynağı olurken, mevzu kilo kontrolü olduğunda insan vücudu için gerekli olan karbonhidratlar yanlış anlaşılabiliyor. Yaşamsal öneme sahip olan karbonhidratlar hakkında olumlu ve olumsuz merak edilen soruların yanıtlarını yazımızda bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Temel besin ögelerinin başında gelen karbonhidrat, vücuda enerji veren ve doğada en fazla bulunan organik bileşenlerin genel adıdır. Temelde hücre solunumunda ilk enerji kaynağı olarak kullanılan organik moleküllerdir. Bazı karbonhidratlar bağırsaklarda bulunan ve sindirim için gerekli olan sağlıklı bakterilerin oluşumunda yer alır. Dolayısıyla eksikliklerinde sindirim sistemi problemleri görülür. Karbonhidratların çoğu iyi birer lif kaynağıdır. Lifler ise vücudumuzu kalp hastalıkları, kanser, diyabet ve sindirim problemlerinden korur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Karbonhidratların iki temel tipi vardır: Biri basit, diğeri ise kompleks karbonhidratlardır. Basit karbonhidratlar balda ve meyvede bulunan şeker, mısır şekeri, süt şekeri ve toz şekerdir. Çok kolay sindirilir ve hızla kana karışır. İnsülin hormonunun salınımını artırır ve kan şekerini çabuk düşürür. Bütün tatlılar, meşrubatlar, çikolata, kurabiyeler, kekler, bisküviler ve hamur işleri fazla miktarda basit karbonhidrat içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kompleks karbonhidratlar ise tahıl, ekmek, bazı meyveler, makarna, sebze, baklagillerde bulunan karbonhidrat türüdür. Birçok kompleks karbonhidratı vitamin, lif ve besleyici değeri yüksek olan yiyeceklerde görmek mümkündür. Kompleks karbonhidratlar rafine edilmemiş yani lifleri ayrılmadığından daha sağlıklıdır. Bunlar sindirim sırasında daha fazla metabolik enerji tüketir. Sindirimi daha uzun sürdüğü için kan şekerini çok hızlı yükseltmezler. Kandaki şeker seviyesinin sabit kalmasına yardımcı olur ve lif içeriğinden dolayı birçok hastalığı önler, uzun süre tok tutar. Vücutta 1 gr karbonhidratın yanması sonucunda ortalama 4 kalori açığa çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kompleks karbonhidratları kapsayan besinler tam tahıllar, tahıllı ekmekler, bazı meyveler, sebze ve baklagillerdir. Tam tahıllar kepek, germ, endosperm kısımlarından oluşur. Kepekte önemli antioksidanlar, B vitaminlerinden zengin olan lif içeren tahılın dış tabakasında yer alır. Germ ise pek çok B vitamini, bazı proteinler, mineraller ve sağlıklı yağlar içeren tahılın iç tabakasının bir parçasında bulunur. Endosperm kısmı tahılın iç tabakasının büyük kısmını oluşturur ve çoğunlukla nişastalı karbonhidrat, bir miktar protein ve az miktarda vitamin ve mineral içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Herkesin metabolizma hızı farklıdır. Metabolizma hızı, yaşa, cinsiyete, aktivite düzeyine ve kiloya göre değişiklik gösterir. Alınması gereken kalori miktarı metabolizma hızına göre belirlenir. Besinlerle aldığımız kalorinin ortalama olarak %55’i karbonhidratlardan, %15’i proteinlerden, %30’u ise yağlardan sağlanmalıdır. Yani bu formüle göre metabolizma hızı 2000 kilokalori olan bir bireyin aldığı enerjinin 1100 kilokalorisi karbonhidrattan gelmelidir. Ancak sağlıklı bir beden ve metabolizma için basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yeterli karbonhidrat alınmadığında B vitamini, bazı aminoasit ve lif eksikliğinden kaynaklı sağlık sorunları görülebilir. Bunun yanında halsizlik, yorgunluk, depresyon, unutkanlık, sinir sistemi bozuklukları ve sindirim sistemi rahatsızlıkları kompleks karbonhidratların sağladığı faydaların eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Özetle; şeker ve rafine tahıllar gibi ultra işlenmiş hızlı karbonhidratları tüketmek kronik hastalık ve kilo alma riskini yükseltecektir. Sağlıklı, minimum düzeyde işlenmiş karbonhidratları tüketmek ise kronik hastalık riskini düşürürken kilo kontrolü dahil olmak üzere birçok fayda sağlar. Sağlıklı bir yaşam için yüksek oranda işlenmiş karbonhidrat tüketimini azaltmak, bunun yerine lif ve besin içeriği yüksek daha sağlıklı karbonhidratlar tercih etmek gerekir. Karbonhidratların da fazlasının diyabet, obezite gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğinin bilincinde olarak; bedenimize sağlık kattığını bildiğimiz besinleri dengeli bir şekilde, abartmadan ve dozunda tüketmeliyiz.

  • 10 Örnek İle Büyükler İçin Oyun Hamuru Polimer Kil

    10 Örnek İle Büyükler İçin Oyun Hamuru Polimer Kil

    Bir oyun hamurunu andıran polimer kil, hem içinizdeki yaratıcı çocuğa hitap ediyor hem de gündelik hayatta kullanabileceğiniz birçok eşyayı kendi ellerinizle üretmenizi mümkün kılıyor. Ellerinizle yumuşattıktan sonra şekil verebildiğiniz polimer kilin çocuklarımızın oynadığı hamurlardan farkı ise pişirildikten sonra oldukça sert ve dayanıklı bir malzemeye dönüşmesi. Pişirilmesi ise seramik gibi zahmetli değil! Rahatlıkla evinizdeki fırını kullanarak kendi yarattığınız nesneleri pişirip ölümsüzleştirebilirsiniz. Üstelik bu malzemeyi büyük kırtasiyelerde, yapı marketlerde, hobi malzemeleri satan dükkânlarda kolayca bulabilirsiniz, eğer yakınınızda böyle bir dükkân yoksa internetten de sipariş verebilirsiniz. Polimer kilin birçok rengi bulunuyor ama bu renkleri gerektiği oranda karıştırarak istediğiniz bambaşka bir rengi elde etmeniz de mümkün. Yetişkinler eliyle; süs eşyalarına, kolye ve küpelere, çeşitli aksesuarlara ve hatta gelin buketine dönüştürülmüş rengârenk 10 örnekle polimer kili listemize aldık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
  • İNTERNETTEN ALIŞVERİŞ YAPARKEN BUNLARA DİKKAT!

    Büyük bir sanal dünyanın içinde yaşıyoruz; artık her şey yalnızca “bir tık” ötemizde. Bilgiye de günlük ihtiyaçlarımıza da erişimimiz çok kolay. Bu durum her ne kadar hayatımızı büyük oranda kolaylaştırıyor olsa da günün sonunda bizi mağdur olma durumuyla da karşı karşıya getirebiliyor. Özellikle internet alışverişlerinde bizleri bekleyen pek çok tehlike var; bu tehlikeler yanlış ürün gönderiminden ibaret değil, bazı durumlarda ciddi hukuki mücadeleler vermemize de yol açabiliyor. Güvenli olmayan sitelerden yapılan her alışveriş, yeni bir risk doğuruyor. Bu tehlikeden yola çıkarak internet alışverişinde dikkat edilmesi gerekenleri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]