Kategori: Yaşam

  • 8 Maddede Türk Kültüründe Bebek Karşılama Geleneği

    8 Maddede Türk Kültüründe Bebek Karşılama Geleneği

    Ailenin yeni bir üyesi aramıza katılacağı zaman tüm aileyi, dostları tatlı bir heyecan sarar; herkes dört gözle beklenen bebek için hazırlanmaya başlar. Aileye bir bebek katılacağının haberini aldığımız günden itibaren onu karşılamak için neler yapılır, geleneklerimizde bebeklerimiz nasıl karşılanır 8 maddelik listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    bebek, patik

    Bebek müjdesi yayılır yayılmaz anneanneler, babaanneler, halalar, teyzeler elinden örgü gelen herkes yumuşacık bebek yünleri alır; dünyaya gelecek minik için rengârenk patikler, hırkalar, battaniyeler örmeye başlar. Bebeğe hazırlanan giysiler, ufaklık dünyaya gelene kadar içine beyaz sabun koyulup saklanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    lohusa

    Geleneklerimize göre bebek doğduktan sonra ziyarete gelenlere lohusa şerbeti ikram edilir. Çeşitli baharatlar ve şeker içeren lohusa şerbetinin yeni doğum yapmış anneye yararlı olduğu ve bebeğin daha rahat süt emmesini sağladığı düşünülür. Hem görünüşü hem de lezzeti güzel bu şerbet içilirken, bebeğin hayatının da şerbet gibi tatlı geçmesi dilenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    bebek, altın künye

    Geleneklerimize göre yeni doğan bebeğe altın, altın künye veya maşallah takılır. Nazar boncuklarının, kurdelelerin eşlik ettiği altın ve maşallah bebeğin yatağında bulunan altın yastığına iliştirilir. Altın künye de bebeğe takılabilecek hediyeler arasındadır. Bebeğe altın takılırken, hayatının bolluk ve refah içinde geçmesi dilenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    uyuyan bebek

    Yeni doğan bebeğe verilecek isim kararlaştırıldıktan sonra sıra bebeğin kulağına bu ismin fısıldanmasına gelir. Ailenin en büyüğü bebeğin kulağına uygun görülen ismi fısıldar ve böylece çocuğun ismi verilmiş olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    bebek banyosu

    Geleneklerimize göre çocuk doğduktan 40 gün sonrası yani çocuğun kırkının çıktığı gün çok önemlidir. Çocuk ilk defa 40 günlük olduğunda yıkanır. Hatta eskiden çocuk ilk 40 gün dışarı çıkarılmazmış fakat günümüzde doktorlar daha farklı tavsiyelerde bulunabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    üniversite

    Yeni doğan bebeklerle ilgili en eski adetlerden biri ise bebeğin göbek bağını anlamlı bir yere gömmektir. Bebeğin göbek bağının gömüleceği yerin, çocuğun hayatını etkileyeceği, kaderini tayin edeceği düşünülür. Göbek bağı genelde okul bahçesine gömülür, böylece çocuğun iyi bir eğitim alması amaçlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    gülen bebek

    Bebeğin ilk dişi çıktığında diş buğdayı partisi yapılır. Diş buğdayı hazırlanır ve gelen misafirlere ikram edilir. Diş buğdayının içine genelde boncuk saklanır, boncuğu bulan kişi bebeğe hediyeler alır. Ayrıca bebeğin önüne bir örtü serilir ve üzerine meslekleri temsil eden çeşitli oyuncaklar yerleştirilir; bebek bunların hangisini seçerse ileride o mesleği yapacağı düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Doğumdan sonra bir yıl geçtiğinde ve bebeğin birinci doğum günü geldiğinde, ilk doğum günü kutlaması için hazırlıklar başlar. Pastalar, kekler, börekler, çörekler özenle hazırlanır; tüm akrabalar, komşular bebeğe hediyeler alır ve miniğin ilk yaşı neşe ile kutlanır.

  • ÖRGÜYLE NELER YAPILIR NELER

    ÖRGÜYLE NELER YAPILIR NELER

    Afrika örgüsü, Fransız örgüsü, halat örgü, düğüm örgü, kılçık örgü… Evet bu saydıklarımız örgü modeli isimleri… Ama saç örgüsü! Tarihte bilinen ilk örgülerin yaklaşık 30.000 yıl önce insan saçında yapıldığını duymuş muydunuz? En basit uygulamaları saç üzerinde görülen örgülerin iplerle yapılan oldukça karmaşık modelleri bulunuyor ve üretilen eşyalar çok farklı alanlarda kullanılabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bere, kazak, atkı gibi kışlık giysi ve aksesuarlar örgünün en tanıdık yüzleridir. Onlar, soğuk ve sert kış aylarının sıcacık ve yumuşacık geçmesine yardımcı olan en hoş malzemelerdir. İlgi gören modelleri dönem dönem değişir belki ama hele de el örgüsü ise değerlerini her daim korumaya devam ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Örgünün en yakıştığı yer şüphesiz ki miniklerin bedenidir. Örgüyle yapılmış tulumlar, elbiseler, patikler, hırkalar hem onların küçücük bedenlerini sıcak tutar, hem de anneye, halaya, teyzeye el emeği göz nuru dökülerek yapılan işleri üzerlerinde görmenin hazzını yaşatırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Büyükçe örgü bir battaniye ya da yatak örtüsü de daha dokunmadan sıcaklık hissi veren eşyalardır. Makine örgüsü kullanış açısından daha dayanıklı olabilirken el örgüsü daha hassas bir kullanış gerektirebilir. Bu açıdan büyük parçalarda şiş yerine tığ işi örgüler tercih edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerikalılar lama yününden yapılan ince lifleri kullanırken Uzakdoğu’da en çok ipek örgüsü yapılıyormuş. Malum, bizler için de yün ipin kıymeti bambaşkadır. Siz de örgüden çanta mı yapmak istiyorsunuz? O zaman mevsime veya kullanacağınız yere göre bir ip türü seçebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Evdeki birçok eşya için kılıf olarak yapılan ve süs objesi olarak görülen örgülerden eşyanın kendisi de üretilebilir. Örneğin örgüden yapılmış çok amaçlı bir kutu el işlerinizi derleyip toplamak için en ideal araç olabilir. Örgü kutular için penye iplerin çok kullanışlı olduğu da aklınızda bulunsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eski dönemlerde örgünün en çok kullanıldığı yerlerin arasında hayvan kıyafetleri de geliyormuş, örneğin develer için gövdelerini çevreleyen örgüler yapmak adettenmiş. Günümüzde de evcil hayvanların soğuktan korunması için örgü kıyafetler yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Örgünün çok kullanıldığı alanlar arasında oyun ve oyuncak dünyası da yer alıyor. Başlı başına örgüyle yapılan oyuncaklar da var, oyuncak bebekler için örülen kıyafetler de… Hatta fotoğrafta gördüğünüz gibi örgüyle oyun malzemesi yapmak da mümkün…

  • BAŞARILI İNSANLARIN UYUMADAN ÖNCE YAPTIĞI 6 ŞEY

    Henüz ilkokul sıralarında başlayan ve hedeflerimizi gerçekleştirmemiz yolunda en büyük kamçılarımızdan biri şüphesiz yaptığımız işte başarılı olmaktır. Şans faktörünün etkili olduğu ancak temelinin çalışmaktan geçtiği başarı serüveninde pek çok iniş çıkış yaşamamız, hayatın yazılı olmayan kurallarındandır. Bugün adından övgüyle bahsedilen insanlara baktığımızda başarıya giden yolda her birinin farklı imtihanlardan geçtiğini görebilmek mümkündür. Başarılı olabilmek için prensipli bir çalışma düzeni şarttır ve bu düzeni oluşturmak için bazı taktikler vardır. Bu yazımızda gıpta ile bakılan insanların uyumadan önce yaptığı ritüelleri ve yeni güne nasıl hazırlandıklarını paylaşacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Uyku ve iş disiplini arasında önemli bir çizgi vardır. Uyku belirli bir ritme sokulursa, ertesi gün çok daha verimli geçer. Bu nedenle her akşam yatağa aynı saatte girmek önemlidir. Kronik uyku sorunları yaşamamak ve ertesi güne eksi puanla başlamamak için başarılı insanlar uyku dinamiğine çok önem verirler. Kaliteli uyku bütün haftayı verimli kılan en önemli unsurlardandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kitap okumak hayatın genelinde çok önemlidir ancak uyumadan önce okunan kitap için bir “zihin temizliği” tabirini kullanmak mümkündür. Başarılı insanlar uyumadan önce kendi alanları dışında bir kitap okurlar ve kafalarındaki işle alakalı sorunları bir yana bırakıp tamamen kitaba odaklanırlar. Yapılan araştırmalara göre yalnızca altı dakika olsa bile kitap okumak, stres seviyesini ciddi anlamda düşürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gece yatarken elektronik cihazların fişini çekmek kendimiz için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerdendir. Başarılı insanların en dikkat ettiği şeylerden biri uyumadan önce akıllı telefon, tablet, bilgisayar, televizyon gibi cihazlardan mümkün olduğunca uzak durmak ve beyni dinlendirmektir. Bu sayede radyasyondan ve sosyal medya kalabalığından uzak bir uykuya geçiş sağlanır ki bu beyni rahatlatan ve uykuya sevk eden şeylerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Başarılı insanlar, uzaktan işkolik gibi dursalar da aslında uyku saatleri geldiğinde ya da ofisten çıktıklarında işlerine dair her şeyden uzak durmayı tercih ederler. Takıntılı mail kontrollerinden uzak dururlar ya da uykuya dalana kadar tüm boş anlarını işleriyle doldurmazlar. Onlar için iş işte kalır, bu sayede zihinlerini boşaltır ve yeni fikirlerin oluşmasına olanak sağlarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yürüyüş yapmak, kaliteli uykunun anahtarlarındandır. Başarılı insanların bir kısmı zihinlerini boşaltmak için akşam yürüyüşü ya da egzersiz yapmayı tercih edebilir. Gevşeyen ve rahatlayan bir beden, uykuya geçiş sürecinde zorlanmayacağı gibi alınan taze nefes de ruhu rahatlatmaya yardımcı olacaktır. İşle ilgili konularda odaklanmayı ve farklı perspektiflerden yeni düşüncelerin oluşumunu sağlayacak süreçler, beyin ve bedenin uyumlu çalışması ve biraz da gündelik hayatının rutininden çıkmasıyla çok daha kolay hale gelecektir.

  • DUYGUSAL ZEKÂ NEDİR? NASIL GELİŞTİRİLİR?

    Duygusal zekâ yani EQ, bir insanın kendisinin veya diğer insanların duygularını anlama, sezinleme kapasitesidir. Duygusal zekâsı yüksek olan kişiler aile, sosyal ve iş hayatlarında daha kolay başarıya ulaşmakta ve sosyal ilişkilerinde daha dengeli ve sakin ilişkiler kurmaktadır. Kendi duygularını anlayan bir bireyin karşısındaki insana empati yapması kaçınılmaz olurken, doğru kurulan ilişkiler neticesinde bireylerin öz güveni de artmaktadır. Bir kişinin analitik düşünme yeteneğine karşılık gelen IQ zekâsı yüksek olsa da duygusal zekâsının yeteri kadar gelişmemesi yine bu kişiyi sosyal ilişkilerde sorunlara ve çıkmaza sürükleyebilir. Kısaca EQ olarak tanımlanan ve kurduğumuz tüm sosyal ilişkilerin temelini oluşturan duygusal zekâyı artırmak için uzmanlar tarafından tavsiye edilen maddeleri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Empati yani duygudaşlık; bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da sergilediği davranışlardaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek ile mümkün olmaktadır. Bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak anlama yetisi insan ilişkilerini geliştirir, insanlar arasındaki gerginliği azaltır. Farklı bakış açıları edinmemizi sağlayan empati yeteneği, duygusal zekânın gelişmesinde oldukça önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bazen herhangi bir kişiden duyduğumuz eleştiri ya da negatif geri bildirimler hoşumuza gitmese de bu eleştirilere kulak asmak eksik yanlarımızı kavramamız açısından oldukça önemlidir. Sürekli pohpohlanan bir insanın kendini bütünsel olarak kavraması söz konusu olduğunda hiç de yeterli olmayacaktır. Bu konuyla ilgili söylenmiş “Dost acı söyler” atasözü tam olarak bu tavsiyeye denk düşmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İnsanlar bilgiyi çok farklı şekillerde edinir; mantıksal, işitsel, görsel vb. Zihnimiz her şeyi anlamaya ve tanımlamaya çalışır. Öğrendiklerimizi ya da bir anımızı hatırlamak istediğimizde ise en hızlı aklımıza gelen konular beş duyu organımız ile algıladığımız -eğlendiğimiz, üzüldüğümüz ya da şaşırdığımız- anlar olur. Zekânın gelişmesinde tecrübelerin yeri kaçınılmazdır ve yaşadığımız tecrübeleri içselleştirerek yeni davranışlar edinmek, duygusal zekâmızın gelişimini sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir kriz anında sergilediğimiz tutum aslında o olaya kaç yönlü yaklaşabildiğimizle alakalıdır. Problemler karşısında panik olmamak ve en doğru çözüme ulaşmak ise tamamen duygusal zekâ ile ilişkili… Mümkün olduğunca çok sayıda ve farklı problemlere çözüm bulmak hem tecrübe kazanmamıza hem de sonuca kolayca ulaşmamıza olanak sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yukarıda saydığımız tavsiyelerin tümünü kapsayan konulara farklı açılardan bakma yetisi hem duygusal zekânın gelişmesinde hem de duygusal zekâyı geliştirecek diğer önerilerin uygulanmasında kilit rol oynar. Kalıplaşmış düşünce yapısı bireylerin olaylara tek bir çerçeveden bakmasına neden olur ve empati gibi yetilerin gelişmesine engel olacağı gibi olayların objektif bir şekilde değerlendirilmesinin de önüne geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir kişinin duygularını tanıması çok önemlidir. Düşüncelerin beslediği duyguları dengeli ve uyumlu bir şekilde ortaya koyabilmek ve kendini doğru bir şekilde ifade edebilmek sağlıklı bir iletişimin olmazsa olmazıdır. Karşımızdaki insanı anlamak ne kadar önemliyse karşımızdaki insana kendimizi doğru bir şekilde ifade edebilmek, hedeflere daha kolay ulaşmamızı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Öz bilinç, bireyin ruh hâlinin ve o ruh hâli hakkındaki düşüncelerinin farkında olabilmesidir. Öz bilince sahip bir bireyin duygusal hayatı hakkında fikirleri vardır ve bu fikirler farkındalık getirir. Kendi sınırlarını bilen, özerk ve güçlü bir insana dönüşmemizi sağlayan bu bilinç; hayata olumlu bir gözle bakabilen, olayları büyütmekten imtina eden, kısa bir süre içinde yaşadığı problemlere çözüm bulan bireylere dönüşmemizi sağlar. Bakış açımızı geliştirmek için gösterdiğimiz her çaba bizleri öz bilince götüren yolun zeminine döşediğimiz bir tuğla görevi görmektedir.

  • DENİZLERİN AKROBATLARI: UÇAN BALIKLAR

    Uçan balıklar, deniz yüzeyinde hızla hareket ederek suyun üzerinde kısa mesafe uçabilir. Bu yetenekleri ile diğer balıklardan ayrılan uçan balıkların pek çok farklı türü bulunur. Sıcak iklimlerde görülen; Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanusu’nda yaşayan uçan balıkların ülkemiz denizlerinde de yaşayan birkaç türü var. Marmara Denizi’nde görülmesiyle şaşkınlığa sebep olan uçan balıklarla ilgili bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tropik ve yarı tropik bölgelerde yaşayan uçan balıkların yaklaşık 64 farklı türü vardır. İnce ve uzun vücutları çevik olmalarını ve havada süzülmelerini sağlar. Yüzgeçleri uçuş esnasında kanat işlevi görür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Aslında bu balıklar uçmaz, sadece havada süzülür. Önce hızlarını artırarak su yüzeyine doğru yükselir. Su yüzeyine ulaştıklarında ise güçlü kuyruk darbeleri ile sudan çıkar ve yüzgeçlerini açarak havada yol alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Süzülmeleri genellikle 30-50 metre arasında olur ancak bazı durumlarda 200 metreye kadar ulaşabilir. Havada kalma süreleri ve mesafeleri, rüzgâr ve hızlarına bağlı olarak değişir. Tekrar suya döner ve aynı hareketi tekrarlayarak avcılardan kaçarlar. Avcıları arasında ise yunuslar, tuna balıkları, kuşlar ve mürekkep balıkları bulunur. Bazı deniz kuşları, uçan balıkların suyun yüzeyine yakın yerlerde uçmasını fırsat bilerek onları havada avlar. Uçuş yetenekleri, avcılardan kaçmak için geliştirdikleri bir savunma mekanizmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’e özgü bir uçan balık türü olan “Akdeniz uçan balığı” (Exocoetus volitans), Güney Ege ve Akdeniz’de dibe inmeden deniz yüzeyinde yaşar. Saatte 80 kilometreyi bulan hızları sayesinde sudan çıktıklarında 200 metrelik mesafeyi uçarak katetebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemiz sularında yaşayan bir diğer uçan balık türü olan “cheilopogon heterurus”, Atlas Okyanusu’na bağlı Akdeniz’in sıcak sularında yaşayan bir türdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Marmara Denizi gibi daha serin sularda görülmeleri alışılmadık bir durum olsa da ekosistemdeki değişimler nedeniyle Marmara Denizi’nde farklı balık türleri çoğalmaya başladı. 2024’ün Haziran ayında Marmara Denizi’ndeki Adalar açıklarında Akdeniz uçan balığı (Exocoetus volitans) yakalandı. Yakalanan uçan balık, üç binin üzerinde deniz canlısının bulunduğu Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’ne dâhil edildi.

  • DİJİTAL ZAMANDA ÇOCUK YETİŞTİRMEK

    DİJİTAL ZAMANDA ÇOCUK YETİŞTİRMEK

    “Dijital çağ” içinde yaşadığımız döneme verilen isim. Şüphesiz ki çok sayıda faydasını gördüğümüz, insanlık olarak kendimizi gelişmiş hissettiğimiz de bir dönem. Fakat başta teknolojik yalnızlaşma olmak üzere üstümüzde olumsuz etkileri de yok değil. Peki her şey bir yana, dijital çağın içine gözlerini açan çocuklarımızı bu olumsuzluklardan nasıl koruyacağız? Uzmanlara göre, onları teknolojik gelişme ve bilgilerden uzak tutmadan da dengeyi sağlamak mümkün. Nasıl mı?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Araştırmalara göre günümüzde bir çocuğun teknolojiyle tanışması uzun zamandır 12 yaşın altına düşmüş durumda. Ama unutmayın ki tanışmak başka sahip olmak başka bir konu. Ortak görüş, çocukların kişisel cep telefonuna sahip olma yaşının en erken 12 olması gerektiği yönünde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İnternet kullanımı içinse tamamen engel olmamak ama mutlaka süre sınırlaması getirmek gerekiyor. 5-8 yaş arasındaki çocuklar için haftada üç gün birer saat uygun görülürken, daha büyük yaşlarda çocukla birlikte karar verilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bilgisayarı odasında değil, ortak alanda kullanması da kendisini aileden izole etmemesi açısından oldukça önemli bir detay.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çocukların teknolojik gelişmelere ebeveynlerinden çok daha hızlı adapte olduğu da başka bir araştırma sonucu. Fakat ona teknolojinin olası zararlarını öğretebilecek en iyi kişi sizsiniz. Konuşmak, arkadaşça paylaşmak, yasaklayan olmadan kurallar koymak önemli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Uzmanların uyarılarından biri de çocukla açık iletişim kurmak yerine casusluk yapmayı tercih eden ebeveynlere. Bu uyarı hem çocuğun mahremiyet alanına saygı açısından hem de kendini saklaması yönünde dürtü geliştirmeye itebileceği için önemli. En iyi çözümün ise dürüst olmak ve koyulan kurallara da net biçimde uymak olduğu belirtiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çocuğu internetten uzak tutmanın en iyi yolu ona günlük rutinler oluşturmaktan geçiyor. Kitap sevgisini geliştirecek yöntemler bulmak ve günlük okuma süresi belirlemek bunlardan biri. Kahvaltı ve yemek saatlerini aileyle birlikte geçirilen ortak zamanlar olarak kodlamak da her açıdan önemli olan bir ayrıntı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rutinler oluştururken bunları haftalık ve aylık olarak da planlayabilirsiniz. Birlikte müzelere gidebilir, tarihi yerleri gezebilir, böylece ilgisini farklı alanlara çekebilirsiniz. İnterneti sanatsal ve kültürel aktiviteleri takip edebileceği bir alan olarak kullanmayı da öğretebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Spor etkinliklerinin gençleri her türlü bağımlılıktan uzak tuttuğu biliniyor, aynı durum çocukların internet kullanımı için de geçerli. Yaşına uygun sportif aktivitelere dahil olmasını sağlamak hem bedenini hem zihnini geliştirecek, enerjisinin büyük bir kısmını doğru alana aktarmasına neden olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Son sırada yer alan maddemiz ise aslında tüm saydıklarımızın başında gelen ve zaten her ebeveynin dikkat ettiği başlıklardan oluşuyor. Sağlıklı bir beslenme ve uyku düzeni! Bunlar, çocukların bağımlılık geliştirmesine engel olacak, doğru ve yanlışı kolayca algılayabilmesini sağlayacak en önemli yardımcılardır.

  • BUZ VE TOZUN DANSI: KUYRUKLU YILDIZLAR

    Kuyruklu yıldızlar hem bilimsel açıdan hem de görsel olarak etkileyici ve gizemli cisimlerdir. Güneş Sistemi’nin oluşumundan kalan ilkel materyalleri içerir, bu nedenle bilim insanları için çok değerlidir. Kuyruklu yıldızların hareketleri ve özellikleri, Güneş Sistemi’nin ve evrenin dinamik doğasını anlamamıza yardımcı olur. Yazımızda uzay çalışmaları ile gün yüzüne çıkan kuyruklu yıldızların doğası ve yapısı hakkındaki bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Adlarına rağmen kuyruklu yıldızlar aslında yıldız değildir. Güneş Sistemi’nin küçük cisimleridir. Kuyruklu yıldızlar buz, toz ve kayalardan oluşur. Katı merkezi olan çekirdekleri ise genellikle birkaç kilometre çapındadır ve Güneş’e yaklaştıkça ısınarak gaz ile tozdan oluşan bir koma (bulutsu baş) oluşturur.  Ünlü kuyrukları, çekirdekten uzaklaşan toz ve gaz bulutunun yani komanın bir parçasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kuyruklu yıldızların çekirdekleri çoğunlukla su, amonyak, metan gibi donmuş gazlardan ve tozdan oluşur. Güneş’in ısısı, kuyruklu yıldızın çekirdeğindeki buz halindeki bu gazları buharlaştırarak iki tür kuyruk oluşturur: İyon kuyruğu (güneş rüzgarıyla etkileşen iyon yüklü parçacıklardan oluşur) ve toz kuyruğu (çekirdekten çıkan toz parçacıklarından oluşur). Bu kuyruklar her zaman Güneş’ten uzağa doğru uzanır ve genellikle Güneş’in ışığını yansıttığı için de parlak görünür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kuyruklu yıldızların yörüngeleri oldukça eliptiktir ve bu nedenle Güneş’e olan uzaklıkları çok değişkendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Boyutları birkaç metreden kilometrelerce genişliğe kadar değişebilir. C/2014 UN271 (Bernardinelli-Bernstein) kuyruklu yıldızı, yaklaşık 150 kilometre çapıyla şimdiye kadar keşfedilen en büyük kuyruklu yıldızlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuyruklu yıldızların çoğu, Güneş Sistemi’nin uzak bölgelerinde bulunan iki büyük rezervuardan gelir: Oort Bulutu ve Kuiper Kuşağı. Oort Bulutu, Güneş’ten yaklaşık 50.000 astronomik birim uzaklıkta, sferik bir bulut olarak kabul edilirken, Kuiper Kuşağı, Neptün’ün yörüngesinin ötesinde yer alır. 2I/Borisov, Güneş Sistemi’nin dışından geldiği doğrulanan ilk kuyruklu yıldızdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kuyruklu yıldızlar, Dünya’ya çarptıklarında büyük etkilere sebep olabilir. Bazı bilim insanları, Dünya’daki suyun bir kısmının kuyruklu yıldız çarpmalarıyla geldiğini öne sürmektedir. Ayrıca, 60 milyon yıl önce, 15 kilometre genişliğindeki bir asteroidin gezegenimize çarpması, dinozorların yok olmasının sebebi olarak gösteriliyor. Bu büyük çarpışmayla oluşan Chicxulub Krateri, Meksika’daki Yukatan Yarımadası’nda yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kuyruklu yıldızlar, genellikle keşfeden kişinin adıyla veya keşfedildikleri yıl ve sıra numarasıyla adlandırılır. Örneğin, 1P/Halley, Halley Kuyruklu Yıldızı’nın resmi adıdır, burada “1P” birinci periyodik kuyruklu yıldızı ifade eder. Halley ise, bu kuyruklu yıldızı 17. yüzyılın sonlarında keşfeden İngiliz astronom Edmond Halley’den almıştır. Halley Kuyruklu Yıldızı, aslında antik çağlardan beri çeşitli kültürler tarafından gözlemlenmiş ve kayıt altına alınmıştır. M.Ö. 240 yılında Çinliler tarafından kaydedilen gözlemler, bilinen en eski kayıtlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Kuyruklu yıldızlar, çıplak gözle izlenebilecek kadar parlak olduklarında, gece gökyüzünde muhteşem manzaralar oluştururlar. Güneş Sistemi’ne yaklaşık 4,2 milyar yıllık bir yörüngede dolaşarak gelen Hale-Bopp Kuyruklu Yıldızı 1997 yılında, Neowise Kuyruklu Yıldızı ise 2020 yılında gökyüzünde etkileyici bir görüntü oluşturarak dünya çapında büyük ilgi görmüştür.

  • 8 Madde İle Örgü Modelleri ve El Örgüsünün Hayatımızdaki Yeri

    8 Madde İle Örgü Modelleri ve El Örgüsünün Hayatımızdaki Yeri

    Hemen her ülkede kış mevsiminin en çok tercih edilen giysileri el örgüsü kıyafetler olsa da Türk kültüründe el örgüsünün yeri ve kıymeti ayrıdır. Bebekliğimizden itibaren el örgüsü kıyafetler, oyuncaklar ile büyürüz. Örgü sadece kıyafetlerde değil, aksesuarlarda, battaniyelerde, örtülerde hatta süs eşyalarında da kullanılır. Hemen her evde örgü ören aile üyeleri vardır ve kış mevsimi yaklaşırken mis gibi kokan yünler alınır, şişlerin sesi oturma odalarında yankılanmaya başlar. Elde örülmüş kıyafetlerin ülkemiz insanının hayatındaki yerini ve yaratıcı özelliklerini listemizde bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    El örgüsüyle ilk tanışmamız henüz bebekken gerçekleşir. Aileye bir bebek katılacağını duyan anneanneler, babaanneler hemen şişlere sarılır ve yumuşacık bebek battaniyeleri örülmeye başlanır. Bebek battaniyeleri genelde pirinç ya da hasır örgüyle örülür, üzerlerine yine el örmesi sevimli süsler iliştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kazak

    Bebek kıyafetleri denilince akla ilk olarak her bebeğin gardırobunda bulunan sarı, mavi, pembe, yeşil gibi pastel renklerdeki yelekler gelir. Bu yelekler genelde ajurlu örgülerden yapılırlar ve minikleri hayatlarının ilk günlerinde sıcak tutarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    triko, bebek kıyafetleri

    Çocukluğumuzda düşe kalka büyürken, arkadaşlarımızla oynarken üzerimizde haraşo, düz örgü, lastik örgü gibi birçok farklı örgü çeşidinin kullanıldığı kazaklar, pantolonlar olur. Okul çağına geldiğimizde önlüğümüzün üzerine bu sıcacık tutan, el emeği göz nuru hırkaları giyeriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çocuklara örülen kazakların, atkıların, berelerin sevimli bir ayrıntısı ise ponponlardır. Eğlenceli ponponlara püsküller, sevimli oyuncak ve hayvan figürleri eşlik eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hepimizin hayatının bir döneminde severek giydiği saç örgülü kazaklar, süveterler el örgüsünün en meşhur modellerinden biridir. Kazağın kendisi düz örgü ile örülürken, saç örgüleri ters örgü ile örülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Örgü örmeyi ilk kez deneyenler ise işe atkı ile başlar. Atkı düz olduğu için en kolay örülen aksesuardır. İlk kez örenlerin elinden çıkan atkılar pek muntazam olmasa da üzerlerindeki emek tartışılmaz. En usta ellerden çıkan en güzel atkılar ise Selanik örgüsü ile örülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çorap ve patik örmeye ise ancak örgü konusunda usta seviyesine yükselenler cesaret edebilir zira beş şişi usta bir şekilde kullanmayı gerektiren çorap ve patik örgüsü sabırsız ve tecrübesizler için oldukça zordur. Ama bir yandan da soğuk kış gecelerinde hiçbir şey yün çoraplar, patikler kadar ısıtamaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    El örgüsünün en güzel yanı ise yaratıcılığın sınır tanımadığı, renklerin yepyeni fikirlerle bir araya gelerek sınırsız modeller oluşturduğu bir alan olmasıdır. Farklı özelliklere sahip, farklı kalınlıklardaki şişler; yün, pamuklu, orlon türlü renkte ip ile beraber kıyafetten oyuncağa, dekoratif objelere, takılara, aksesuarlara dek birçok ilginç el emeği göz nuru ürünü oluşturur.

  • Bu İsimler Size de Tanıdık Gelecek!

    Bu İsimler Size de Tanıdık Gelecek!

    Kaçımızın Duman, Boncuk, Fındık, Paşa isminde sevimli bir dostu olmadı ki şu hayatta… Bu listemizde sarı bir kedi, mavi bir kanarya, beyaz bir tavşan söz konusu olunca akla gelen ilk isimlere yer verdik. Yine de şu unutulmamalı: Hayatımıza giren hayvanların isimleri hatta yüzleri bile aynı olsa da her birinin hatıralarımızda bıraktığı izler apayrı!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • İş Hayatında Başarıya Ulaşmanızı Kolaylaştıracak 9 Alışkanlık

    İş Hayatında Başarıya Ulaşmanızı Kolaylaştıracak 9 Alışkanlık

    Günümüzde, iyi bir okuldan mezun olmak, yabancı dil bilmek gibi özellikler başarılı bir iş hayatını garantilemek için yeterli olmuyor. Kişiliğiniz, iş yerindeki davranışlarınız, olaylara yaklaşımınız başarınızı büyük oranda etkiliyor. Sizi iş hayatında başarıya taşıyacak alışkanlıklar ve prensipler edinerek geleceğe sağlam adımlarla ilerleyebilirsiniz. Kariyer basamaklarını adım adım tırmanmanız, iş hayatında başarıyı yakalamanız için edinmeniz gereken alışkanlıkları araştırdık…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sizden Ne Beklendiğini Bilin” title_font_size=”13″]

    Başarılı olmanın anahtarlarından biri sizden ne istendiğini tam olarak anlamanızdır. İşvereniniz bir görevi yerine getirmenizi istediğinde, görevi tam olarak kavradığınızdan emin olun, görevi doğru bir şekilde yerine getirmeniz ancak bu şekilde mümkün olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hiçbir Görevi Yapmış Olmak İçin Yapmayın” title_font_size=”13″]

    Yapmanız gereken görevleri geçiştirmeyin veya hemen bitirmek için baştan savma bir şekilde yapmayın. Size verilen her görevi özverili bir şekilde ve eksiksiz tamamlamanız iş yerinde yükselmenizi sağlar çünkü üstleriniz size verecekleri her görevin layıkıyla yerine getirileceğinden emin olurlar ve sizi önemli pozisyonlara getirecekleri zaman şüpheye düşmezler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pozitif Olun” title_font_size=”13″]

    Güler yüzlü ve her zaman pozitif bir yaklaşım içinde olmak iş yerinde başarılı olmanızı sağlayacak bir tutumdur. İş arkadaşlarınızı destekleyici tavırlar sergilemeniz, onlarla ilişkilerinizi saygılı bir samimiyet seviyesinde tutmanız, ekip çalışmasına uygun davranışlar içinde olmanız sizi kariyerinizde bir adım öteye taşıyacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eleştiri Kabul Etmeyi Bilin” title_font_size=”13″]

    Eleştiri kabul etmek de övgü kabul etmek kadar önemli bir meziyettir. Size ve işinize getirilen eleştirileri olumlu bir şekilde karşılamak ve onlardan faydalı olabilecek sonuçlar çıkarmak iş yaşamında başarının altın anahtarlarından biridir. Bir eleştiri ile karşılaştığınızda sinirlenmeyin ve karşınızdakinin söylediklerini iyice anlamadan asla cevap vermeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kendinizi Geliştirin” title_font_size=”13″]

    İş hayatında başarıyı yakalayanlar kendilerini yetiştirmeyi, güncel hayata uyum sağlamayı, alanlarındaki yenilikleri takip etmeyi başaran insanlardır. Senelerce aynı noktada saymanız sizin ilerlemeye ve yükselmeye uygun bir aday olmadığınızı düşündürecektir. Bu sebeple alanınızla ilgili kendinizi geliştirmeyi prensip edinin ve bunu sertifikalarla, eğitim belgeleriyle somut hale getirmeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şikâyet Etmek Yerine Çözüm Üretin” title_font_size=”13″]

    Hayatın her alanında olduğu gibi iş yerinde de sorunlar karşısında söylenenler değil, o sorunlara çözüm getirenler önemli yerlere gelir. Çözüm üretmek yerine devamlı şikâyet etmeniz sizi güçsüz ve uyumsuz bir karakter olarak gösterecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dış Görünüşünüze Dikkat Edin” title_font_size=”13″]

    Katılacağınız ilk iş görüşmesinden emekliliğinize dek asla aklınızdan çıkarmamanız gereken bir ayrıntı her zaman temiz ve bakımlı görünmeniz gerektiğidir. Bu, pahalı kıyafetler giymeniz gerektiği anlamına gelmez. Kıyafetlerinizin temiz, ütülü, deliksiz – söküksüz olması ayrıca her zaman kişisel temizliğinize özen göstermeniz aranan bir eleman olmanızı sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zamanı İyi Yönetin ” title_font_size=”13″]

    En başarılı çalışanlar zamanını iyi kullananlardır. Hem üzerinize düşen görevleri vaktinde tamamlamanız, iş akışında gecikmelere sebep olmamanız büyük önem taşır. Ayrıca iş yerine vaktinde gitmeniz, toplantılara geç kalmamanız sizin güvenilir bir çalışan olduğunuz izlenimini güçlendirecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kişisel Hayatınızla İş Hayatınızı Ayrı Tutun” title_font_size=”13″]

    Başarılı bir iş hayatı için edinmeniz gereken alışkanlıklardan biri özel hayatınız ile profesyonel hayatınızı birbirine karıştırmamaktır. Kişisel hayatınızdaki sorunları iş yerine yansıtmamanız gerektiği gibi iş hayatınızdaki gerginlikleri de dinlenip enerji toplayacağınız zamanlara taşımamalısınız.