Kategori: Yaşam

  • Akılda Tutması Kolay 8 Hafıza Geliştirme Önerisi

    Akılda Tutması Kolay 8 Hafıza Geliştirme Önerisi

    Zorlu iş hayatı, şehir hayatının stresi ve gün içinde aklınızda tutmanız gereken birçok ayrıntı zaman zaman sizi zorlayabilir. Oysaki gündelik hayatımızda bilgisayarınızın şifresinden, arabanızı nereye park ettiğinize dek birçok ayrıntıyı aklınızda tutmanız gerekir. Hafızanızı zinde tutmak hayatınızı birçok açıdan kolaylaştırmanızı sağlar. Hafızanızı geliştirmeniz için yapabileceklerinizi 8 maddelik listemizde özetledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Şeyin Başı Beslenme” title_font_size=”13″]

    Dünyadaki en sağlıklı beslenme planının Akdeniz diyeti olduğu konusunda birçok uzman hemfikir. Ülkemizde rahatça uygulanabilecek bu diyet ağırlıklı olarak meyve, sebze ve balığa dayanıyor. Akdeniz diyetine uygun şekilde beslenerek beyninizin ihtiyacı olan vitamin, mineral ve Omega 3 yağlarını aldığınızdan emin olabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hafızaya Yararlı Lezzetleri Tüketin” title_font_size=”13″]

    Birçok önemli kurum hafızaya ve beyin sağlığına yararlı yiyecekler hakkında araştırmalar yürütüyor. Uzmanların hafızanıza yararlı olduğu konusunda fikir birliğine vardığı yiyecekler arasında, bitter çikolata, avokado, soğuk su balıkları, koyu yeşil yapraklı bitkiler, turşu gibi fermente yiyecekler ve ceviz bulunuyor. Bu lezzetleri beslenme planınıza dâhil ederek daha güçlü bir hafıza için ilk adımı atabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yolunuzu Bulmak İçin Teknolojiden Yardım Almayın” title_font_size=”13″]

    Beyninizi devamlı çalıştırmak, hafızanıza sık sık başvurmak onu zinde tutmanın en iyi yollarından biridir. Yaşam rutininizde yapacağınız ufak değişiklikler size daha güçlü bir hafıza olarak geri dönebilir. Telefonunuzdaki GPS özelliğini kapatarak gideceğiniz yerin yolunu kendiniz bulmayı deneyin, navigasyon cihazları hiç bilmediğiniz bir yere giderken çok faydalı olsa da gündelik hayatta sizi tembelliğe alıştırabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeni Bir Dil Öğrenin” title_font_size=”13″]

    Yeni bir dil öğrenmek hafızanızı canlı tutmanın en verimli yollarından biridir. Öğreneceğiniz yeni dil bilgisi kuralları, ezberleyeceğiniz kelimeler beyniniz için iyi bir spor olacaktır. Üstelik günümüzde internet uygulamaları sayesinde yabancı dil öğrenmek çok daha kolay ve masrafsız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Beyin Egzersizleri Yapın” title_font_size=”13″]

    Gündelik hayatta her gün yaptığınız işleri kolayca bir beyin egzersizine dönüştürebilirsiniz. Örneğin dişinizi fırçalarken normalde kullanmadığınız elinizi kullanabilirsiniz. Ya da evinizin kapısını açarken gözlerinizi kapayarak anahtar deliğini görme duyunuzun yardımı olmadan bulmaya çalışabilirsiniz. Bu egzersizler beyninizin her gün farklı işlemler yapmasını böylece zinde kalmasını sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayatınızda Müziğe Yer Açın” title_font_size=”13″]

    Uzmanlar, müziğin insan beyninin her iki yanını birden çalıştıran nadir etkinlerden biri olduğunu not ediyor. Müzik dinlemek hafızayı olumlu yönde etkiliyor, odaklanma ve dikkat gibi yetileri geliştiriyor. Müzik aleti çalmak ise bu etkileri kat kat artırıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Hobi Edinin” title_font_size=”13″]

    Konunun uzmanları, hobilerin beyinsel faaliyetlerimizi geliştirdiğini belirtiyor. Boş zamanlarınızı değerlendirirken stresten uzaklaşmanızı sağlayan dikiş-nakış ya da ahşap oymacılığı gibi hobiler aynı zamanda beyin egzersizi görevi de görüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yürüyüşü Hafife Almayın” title_font_size=”13″]

    Antik Yunan’dan beri filozofların tek başına yürüyüş yapan karakterler olarak resmedilmelerinin bilimsel bir dayanağı olduğunu artık biliyoruz. Yürüyüş sırasında vücut daha çok oksijen alıyor böylece beyin hücreleri arasındaki iletişim hızlanıyor, üstelik yürüyüş zihninizi temizlemeniz ve rahatlamanız için de harika bir yöntem.

  • HER ADIMDA DAHA TEMİZ BİR DÜNYA: SÜRDÜRÜLEBİLİR ULAŞIM

    Sürdürülebilir ulaşım; karbon salımını azaltan, fosil yakıt kullanımını en aza indiren çevre dostu yöntemleri kapsar. Daha temiz bir çevrede yaşamak, sağlığımızı korumak ve bütçemizi zorlamamak için bu adımı atmak hepimizin sorumluluğu. Gelin, birlikte sürdürülebilir ulaşım seçeneklerine bakalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kısa Mesafelerde Pedala Basın, Adım Atın ” title_font_size=”13″]

    Kısa mesafelerde yürümek hem sağlığınıza hem de çevreye iyi gelir.  Karbon ayak izini azaltır, temiz hava solumanızı sağlar ve enerji tasarrufu yaptırır. İş veya okul mesafesi arabaya binmeyi gerektirmeyecek kadar yakınsa bisiklet, elektrikli scooter veya kaykay gibi araçları tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Toplu Taşıma ve Raylı Sistemler” title_font_size=”13″]

    Yoğun trafikte zaman kazanmak ve çevreyi korumak için toplu taşıma en iyi seçeneklerden biridir. Otobüs, metro, tramvay ve hafif raylı sistemlerle güvenle hedefinize ulaşabilirsiniz. Eğer gitmek istediğiniz yere hem motorlu araç hem de metro ile ulaşabiliyorsanız metroyu tercih etmek daha çevreci olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Paylaşımlı Mobilite ve Elektromobilite” title_font_size=”13″]

    Paylaşımlı araçlar, araç sahibi olmadan ihtiyaç duyduğunuz süre boyunca başka bir aracı kullanmanızı sağlar. Trafikteki araç sayısını azaltır, kısa mesafeli yolculukları ekonomik ve çevreci hâle getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Elektrikli Araçlar” title_font_size=”13″]

    Mini elektrikli araçlar ve paylaşımlı elektrikli araçlar, sürdürülebilir ulaşımın pratik ve eğlenceli seçeneklerindendir. Şehir içi ve şehirler arası ulaşımda çevreci bir seçenek oluşturur. Yaygınlaştıkça temiz enerji kullanımı artar ve yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi daha da belirginleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hibrit Araçlar” title_font_size=”13″]

    Hibrit araçlar hem elektrikli hem benzinli motoru bir araya getirerek yakıtı akıllıca kullanır. Sıkışık trafikte elektrikle sessizce ilerlerken aracınız için ekstra güç gerektiğinde benzinli motor devreye girer. Uzun yolculuklarda ve altyapının yetersiz olduğu bölgelerde hibrit araçlar, sürdürülebilir ulaşımın en güçlü destekçilerinden biridir.

  • Alışkanlık Haline Getirmemiz Gereken Hijyen Detayları

    Alışkanlık Haline Getirmemiz Gereken Hijyen Detayları

    Hijyen kelimesini her ne kadar çoğunlukla temizlik anlamında kullanıyor olsak da, aslında sağlığa zarar verecek etkenlerden korunmak için yapılabilecekler, ya da özet bir ifadeyle “sağlık bilgisi” anlamına geliyor. Sağlıklı olmak ve çevremizin sağlıklı olmasına katkı sunmak için alabileceğimiz çok basit önlemler bulunmakta. Hepsini bildiğimiz ama tekrar hatırlamanın da yararlı olabileceği önlemleri tek tek sıralayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”El yıkamak kişisel hijyen için ilk ve en önemli aşamadır” title_font_size=”13″]

    El yıkamanın en önemli amacı bulaşıcı hastalıklara neden olan mikroorganizmalardan arınmaktır. Çevremizle fiziksel bağlantı kurmamızı sağlayan ellerimizin gerçekten arınmış olması için su ile birlikte mutlaka sabun da kullanmalıyız. Ellerimizin ön ve arka yüzlerini, parmak ve parmak aralarını 20 saniye kadar ovarak yıkadığımızda amacına uygun olarak temizlemiş oluruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Elleriniz gerçekten temiz değil ise kendinizle de temas etmeyin” title_font_size=”13″]

    Yapılan çalışmalar normal şartlarda gün içerisinde ellerimizde santimetrekarede 100-1000 adet arasında mikroorganizma olduğunu ortaya koymuş. Ellerimizi yıkamadan yüz bölgemize götürmenin enfeksiyonlara neden olabileceğini aklımızdan çıkarmamalı, elleri sık yıkama alışkanlığı edinirken yüzümüzle mümkün olduğunca az temas etmeyi de yine alışkanlık hâline getirmeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir kere kullandığınız mendili ikinci kez kullanmayın” title_font_size=”13″]

    Enfeksiyon uzmanları hafif bir gribe yakalandığımızda dahi öksürürken ve hapşırırken ağzımızı ellerimizle değil kâğıt bir mendille kapamamız gerektiğini söylüyor. Ve o an kullandığımız kâğıt mendili ikinci kere kullanmayarak mutlaka hemen çöpe atmamız gerektiğini de. Kâğıt mendil taşımayı alışkanlık haline getirmek de yolculuk esnasında çaresiz kalmamak için önem arz ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Maske kullanmak her zaman doğru seçenek olmayabilir” title_font_size=”13″]

    Dünya Sağlık Örgütü kişisel hijyene dikkat edilmediği takdirde maske kullanmanın doğru olmayacağı uyarılarını sürekli yapıyor. Elbette solunum yolu enfeksiyonu almış iseniz çevrenizi korumak ya da tam tersi olarak böyle bir ortamdan kendinizi korumak için maske de yardımcı bir araç olacaktır. Fakat yüzde yüz koruma sağladığı konusunda bir veri bulunmamakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çantamızda dezenfekte edici bir ürüne de yer olmalı” title_font_size=”13″]

    Özellikle anneler için çocukları suya ulaşmakta zorluk çekecekse okul çantasına koydukları antibakteriyel ürünler rahat bir nefes alma sebebidir. Yetişkinlerin de su ve sabuna bir süre ulaşamama ihtimaline karşılık çantasında dezenfektan bulundurması faydalı olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta etiket okuma alışkanlığı edinmek ve aldığımız ürünün içindeki maddeler ile oranlarını gözden geçirmek olmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dışarıdaki bakterileri evlerden uzak tutmanın ilk yolu” title_font_size=”13″]

    Arizona Üniversitesinin yaptığı bir araştırmaya göre dışarıda giyilen ayakkabılarla eve girilmesi yarım milyon kadar bakterinin eve taşınmasını sağlıyormuş. İnsan sağlığı açısından bu denli önemli olan bir konuda önlem almayı ihmal etmemeliyiz. Dışarıda giydiğimiz ayakkabıları kapının dışında çıkararak dolaba yerleştirmek en uygun çözüm olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bedensel arınma için banyo yapmak önemli ” title_font_size=”13″]

    Vücudumuzu kaplayan deri üstünde bütün gün biriken mikroorganizma ve kirlerden arındırmanın en iyi yolu da elbette 35-40 derece sıcaklıktaki su ve sabun eşliğinde banyo yapmaktır. Buradaki önemli husus ise sabun, kese, havlu gibi banyo araçlarının kişisel olması gerekliliğidir. Ayrıca iç çamaşırları ütülemenin mikroplardan arındırdığı bilinmekte ve bu nedenle banyo sonrasında ütülenmiş çamaşırlar giymek de oldukça sağlıklı bir davranıştır.

  • GÖZÜMÜZE BİR DE BÖYLE BAKIN

    Gözümüz, yalnızca görmemizi sağlayan bir organ olmanın ötesinde, karmaşık yapısı ve benzersiz özellikleriyle çevremizdeki dünyayı algılamamıza olanak tanıyan duyusal bir organımızdır. İçinde âdeta bir evren barındıran bu küçük ama güçlü organ; ışığı yakalar, renkleri şekillendirir ve gördüğümüz dünyayı anlamlandırır. Bir yıldırım kadar hızlı hareket eden kaslara, yaklaşık 10 milyon rengi ayırt edebilen olağanüstü bir hassasiyete ve kişiye özel benzersiz bir desen yapısına sahip olan gözümüz, görmenin sıradan bir eylem gibi algılandığı anlarda bile evrenin karmaşık işleyişini çözümlemeye devam eder. Ancak bu olağanüstü organın tüm sırlarını çözmek, göründüğü kadar kolay değil! Yazımızda, gözün yapısını ve görmemizi sağlayan biyolojik süreçlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Gözümüzün hareketlerinden sorumlu ekstraoküler kaslar, vücudumuzdaki en hızlı kas gruplarından biridir. Bu kaslar sayesinde gözlerimiz, çevremizdeki hareketleri anında takip edebilir ve odaklanabilir. Ayrıca, vücudun en hızlı refleksi olan göz kırpma hareketi, ortalama olarak yalnızca 100-150 milisaniye (0.1-0.15 saniye) sürer. Bu hızlı refleks, gözü dış etkenlerden korumak ve göz yüzeyini nemli tutmak gibi hayati işlevlere sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Retina, gözlerimizde oluşan görüntüyü baş aşağı ve ters şekilde algılar. Gözlerimize gelen ışık, önce kornea ve mercek tarafından kırılarak retinada odaklanır. Ancak bu kırılma süreci, görüntünün baş aşağı (ters) ve sağ-sol yönünden ters çevrilmiş bir şekilde retinaya düşmesine neden olur. Bu durum, göz merceğinin temel bir optik prensibe göre çalışmasından kaynaklanır. Işık, mercekten geçtiğinde kırılır ve ters çevrilir. Ancak gördüğümüz dünyanın doğru algılanmasını sağlayan şey beynimizin inanılmaz yeteneğidir. Beynin oksipital lobunda bulunan görsel korteks, retinaya düşen ters görüntüyü işler, analiz eder ve onu doğru pozisyona çevirir. Bu sayede dünyayı olduğu gibi algılarız. Görme sürecindeki bu karmaşık ve etkileyici düzen, insan vücudunun ne denli mükemmel bir uyum içinde çalıştığını bir kez daha gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Görme, yalnızca gözümüzde gerçekleşen fiziksel bir işlem değil, beynin de büyük bir rol oynadığı karmaşık bir süreçtir. Gözümüzde bulunan fotoreseptör adı verilen küçük hücreler, gelen ışığı yakalar ve bu ışığı elektrik sinyallerine dönüştürür. Bu elektrik sinyalleri, optik sinir (görme siniri) aracılığıyla beyine iletilir. Beyin gelen sinyalleri alır, analiz eder ve anlamlandırır. Yani gözlerimiz yalnızca ışığı toplar; beynimiz ise bu ışığı bir görüntüye çevirerek ne gördüğümüzü anlamamızı sağlar. Bu süreç, göz ve beynin mükemmel bir uyumla çalıştığını gösteren etkileyici bir biyolojik mekanizmadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Göz kırpma, gözleri yalnızca yabancı maddelerden korumakla kalmaz, aynı zamanda göz yüzeyindeki nemi dengeleyerek kurumasını önleyen hayati bir işlev görür. Bu doğal hareket, her gün ortalama 15.000 ila 20.000 kez tekrarlanır ve gözün sağlıklı kalması için sürekli çalışır. Göz kırpma sırasında göz kapakları, göz yüzeyinde bulunan gözyaşı filmini yeniler. Bu ince film tabakası, göz yüzeyini nemli tutar ve kurumasını engeller.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gözlerimiz, yalnızca üç ana rengi algılayabilen özel koni hücreleri sayesinde renkleri görür: kırmızı, yeşil ve mavi. Bu üç renk, görme sistemimizin temel yapı taşlarıdır ve tüm diğer renkler bu temel renklerden türetilir. Bu mekanizmaya “trikromatik görme” adı verilir. Kırmızı, yeşil ve mavi ışık dalgaları beynimizde bir araya gelerek geniş bir renk yelpazesi oluşturur. Örneğin, kırmızı ve yeşil ışık birleştiğinde sarı rengi algılarız. Bu birleşimler sayesinde yaklaşık 10 milyon farklı renk tonu arasında ayrım yapabiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Her göz, tıpkı parmak izleri gibi tamamen benzersizdir. Gözdeki iris, genetik faktörler ve çevresel etmenlerin etkisiyle şekillenen karmaşık bir yapıda olup her bireye özel bir desene sahiptir. Bu benzersizlik, irisi biyometrik kimlik doğrulaması için son derece güvenilir bir yöntem hâline getirir. İris taraması, kişinin kimliğini doğrulamak için eşsiz desenleri analiz ederek yüksek bir doğruluk oranı sağlar. Gözlerimizi özel kılan bu ayrıntı, biyolojimizin ne kadar karmaşık ve hayranlık uyandırıcı olduğunu bir kez daha gözler önüne serer.

  • Güne Daha Zinde Ve Güzel Başlamak İçin 8 Öneri

    Güne Daha Zinde Ve Güzel Başlamak İçin 8 Öneri

    Sabahları güne güzel bir başlangıç yapmak tüm gün boyunca kendinizi iyi hissetmenizi, gün içinde karşılaştığınız zorluklarla kolayca başa çıkmanızı sağlayabilir. Özellikle sabah erken kalkmak zorunda olanlar, günün ilk saatlerini neredeyse sürünerek geçiriyor ve bu halsizlik gün boyu devam ederek hayatı zorlaştırabiliyor. Sabahları kendinizi enerjik hissetmenin, güne hızlı başlamanın ve tüm gün boyunca aktif olmanın; uzmanlar tarafından dünyanın her yerinde aynı temel esaslar üzerinde birleştiği bu basit önerilerle hayatınızı şekillendirmenin belki de en uygun zamanı şimdidir. Güne harika bir başlangıç yapmak için listemiz huzurlarınızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekran Işıklarından uzak Durun” title_font_size=”13″]
    cute cat

    Sabahları enerjik uyanmanın birinci kuralı kaliteli bir uyku çekmek ve kaliteli bir uyku için yatmadan önce stresten ve ekran ışıklarından uzak durmak büyük önem taşıyor. Geceleri yatmadan önce telefonunuzla haşır neşir olmak yerine, güzel bir kitap okuyarak uykuya hazırlanabilirsiniz. Ayrıca yatak odanızın havalandırılmış olması ve hep aynı saatte yatmak da kaliteli bir uyku için yapabilecekleriniz arasında bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alarmı Ertelemeyin” title_font_size=”13″]
    waking up

    Sabah alarm çalmaya başladığında defalarca erteleme tuşuna basanların yataktan kalktıklarında enerjik olma şansları da pek bulunmuyor. Üşengeç bir şekilde birkaç dakika daha yatakta kalmanız uykunuzu almanızı sağlamayacağı gibi, sabah enerjinizi de düşürecektir. Bu durumun önüne geçmek için alarmı yatağınızdan uzak bir yere yerleştirebilirsiniz, böylece alarmı susturmak için ayağa kalkmak zorunda kalırsınız ve güne hemen başlamış olursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güneş Işığı ile Uyanın ” title_font_size=”13″]
    waking up

    Yataktan kalktığınızda ilk iş olarak pencereleri açıp temiz hava alın. Derin nefes alarak oksijeni vücudunuza çekin ve temiz havanın sizi canlandırmasına izin verin. Pencereleri açarak gün ışığını evinize davet etmenizin başka bir önemi ise, vücudunuzun uyandığınızı ancak bu şekilde algılayabilecek olması. Gece uyuyup gündüz uyanmaya programlanmış olan insan vücudu güneş yüzü gördüğü zaman uyandığını çok daha kolay idrak ediyor ve böylece kendinizi daha zinde hissetmeniz mümkün oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sevdiğiniz Müziklerle Pozitif Enerji Depolayın ” title_font_size=”13″]
    listening music

    Sabahları kendinizi dinç hissetmenin bir başka yolu ise uyandıktan sonra sevdiğiniz müzikleri dinlemek, sevdiğiniz şarkıların verdiği pozitif enerjiyle güne başlamaktır. İçinizi açacak, sizi mutlu edecek şarkılar seçin ve kahvaltınızı ederken, güne başlarken bu şarkıları dinleyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kendinizi Basit Egzersizlerle Güne Hazırlayın” title_font_size=”13″]
    waking up

    Sabahları hareket etmek, basit eğersizler, esneme hareketleri yapmak vücudunuzdaki kan dolaşımını düzenler, gece boyunca hareketsiz kalmış vücudunuza esneklik katar ve sizi güne hazırlar. Her sabah kalktığınızdan 15 dakika erken kalkarak basit egzersizler yapmanız gün içinde kendinizi çok daha enerjik hissetmenizi sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sabah Kahvesiyle Güne Hazır Olun ” title_font_size=”13″]
    çay, tea, cup

    Yapılan birçok araştırma sabahları içilen kahvenin içerdiği kafein sayesinde ayılmaya yardımcı olduğunu, hem fiziksel hem de zihinsel açıdan daha zinde hissettirdiğini gösteriyor. Kahve tüketmenizi engelleyen bir rahatsızlığınız yoksa ister kahvaltıyla ister kahvaltıdan sonra kahvenizi yudumlayarak hareketli bir güne hazırlanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kahvaltıda Gerekli Besinleri Tükettiğinizden Emin Olun” title_font_size=”13″]
    salatalık, breakfast, turkish breakfast

    Bu konuda ne kadar okursanız okuyun, kahvaltının önemini vurgulamayan bir yazı bulamazsınız. Dünyadaki tüm uzmanlar kahvaltının en önemli öğün olduğu konusunda birleşiyor. Kahvaltıyı besin değeri olmayan yiyeceklerle geçiştirmeyin, bir beslenme uzmanıyla görüşerek vücudunuzun kahvaltıda ne kadar protein, karbonhidrat ve vitamine ihtiyacı olduğunu öğrenin ve her sabah gerekli besinleri tükettiğinizden emin olun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayatın Güzel Yanlarına Odaklanın ” title_font_size=”13″]
    girl, happy

    Yaşayacağınız günün size getireceği güzelliklere açık olun, hayatınızın güzel yanlarına odaklanın ve gün içinde başarmak istediğiniz görevler, sizi umutlandıran konular hakkında pozitif ve özgüvenli bir bakış açısı benimseyin. Kendinize güvenin ve verimli bir gün geçireceğinize inanın, böylece her türlü zorluk karşısında durabilir, enerjinizi gün boyu sürdürebilirsiniz.

  • DÜNYAMIZIN ÇÖLLEŞMESİNİ ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

    Çölleşme, yeryüzünde kıtlığın, açlığın, yoksulluğun, göçlerin ve hatta savaşların yaşanmasına sebep olabilecek kadar mühim bir konu. Ve her sene 17 Haziran tarihi Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü olarak kutlanıyor. Çölleşmenin doğal ve doğal olmayan birçok sebebi bulunmakta. Yanlış sulama, madencilik, aşırı otlatma, ağaçların kesilmesi, toprağın kirletilmesi doğal olmayan sebeplerden bazıları. Peki, ülkemizin ve dolayısıyla dünyanın çölleşmesini engellemek için bireysel olarak nasıl önlemler almak, nasıl davranmak gerekir? Sorunun cevabı sayfamızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • BUNLAR YABANCI DEĞİL YEREL KELİMELER

    BUNLAR YABANCI DEĞİL YEREL KELİMELER

    Kiminin eşi benzeri yok, kimi bilinen bir kelimeden türetilmiş… Yurdumuzun farklı şehirlerine özgü öyle kelimeler var ki insan duyunca “acaba hangi dile ait” diye de düşünebiliyor. Ama onların hepsi zengin dilimize, yöresel ağızlarımıza, renkli kültürümüze, bize ait yerel kelimeler… Aşağıda görecekleriniz yüzlercesi içinden sadece bir tadımlık…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adana” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Konya” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çorum” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kastamonu” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antalya” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erzurum” title_font_size=”13″]
    yavru köpek
  • HER ALANDA SÜRDÜRÜLEBİLİR TEMİZLİK ALIŞKANLIKLARI

    Evinizi ya da iş yerinizi temizlerken kullandığınız ürünlerin çevreye ve sağlığa etkisini hiç düşündünüz mü? Yeşil temizlik, toksik olmayan, biyolojik olarak parçalanabilen ve sürdürülebilir ürünlerle temizlik yapmayı esas alan bir yaklaşımdır. Amaç; etkili temizlik sağlarken zararlı kimyasalları, tek kullanımlık ürünleri ve gereksiz su tüketimini azaltmaktır. Pratikliğiyle öne çıkan kimyasal ürünler günlük yaşamın bir parçası hâline gelmiş olabilir; peki bu alışkanlıklar gerçekten sürdürülebilir mi? Yazımızda, sürdürülebilir temizlik anlayışını ve bu yaklaşımı destekleyen temizlik araçlarını ele alıyoruz. İşte sürdürülebilir bir temizlik rutini için dikkat etmemiz gerekenler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Pek çok temizlik ürünü zararlı kimyasallar içerirken; sirke, karbonat ve limon gibi doğal malzemelerle aynı hijyeni sağlamak mümkün. Banyo ve çamaşır temizliğinde sabun, çamaşır sodası, sabun cevizi ve çöven otu kökü gibi doğaya ve sağlığa zarar vermeyen alternatifler kullanılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Temizlikte kısa ömürlü ve tek kullanımlık ürünler yerine, yeniden kullanılabilir araçlara yönelmek daha sürdürülebilir bir alışkanlık kazandırır. Günlük temizlikte kâğıt havlu yerine eski kıyafetlerden hazırlanan ya da yıkanabilir mutfak bezleri kullanmak atık miktarını azaltmanın en basit yollarından biridir. Kullanılmayan diş fırçaları da temizlik için pratik ve uzun ömürlü alternatifler sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Aşırı temizlik ve gereksiz su tüketimi sürdürülebilir olmadığından temizlik sırasında bulaşık makinesini tam dolmadan çalıştırmamak veya bulaşıkları elde yıkarken musluğu gereksiz yere açık bırakmamak, su tasarrufu sağlamanın en temel yollarındandır. Unutmayın, az suyla etkili temizlik mümkün!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İç mekân hava kalitesini artırmak için tek çözüm kimyasal spreyler değildir. Okaliptus ve yasemin gibi bitkilerle birlikte limon kabuğu, tarçın çubuğu ya da lavanta yağı gibi doğal seçenekler sentetik oda kokularına daha sürdürülebilir bir alternatif sunar ve mekânda ferah bir etki sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Her yüzey için ayrı ürünler almak yerine farklı alanlarda ortak kullanılabilen ürünleri seçerek ambalaj atığını ve tüketimi azaltabilirsiniz. Zorunlu durumlarda kimyasal ürünler kullanıldığında ise ambalajlarını ayrı şekilde toplayarak geri dönüşüm noktalarına ulaştırmak, atıkların diğer çöplerle karışmasını önler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sadece bir kez giyilen ve kirlenmeyen kıyafetleri yıkamak yerine havalandırarak yeniden kullanabilirsiniz. Çamaşır makinesini tam dolu çalıştırmak, doğru programı seçmek ve çamaşırları asarak kurutmak enerji ve su tasarrufu sağlar. Kurutma makinesinde kurutma toplarından faydalanmak ise hem süreyi kısaltır hem de enerji tüketimini azaltır.

  • Evde Verimli Vakit Geçirmenin 8 Yolu

    Evde Verimli Vakit Geçirmenin 8 Yolu

    Yeteri kadar olduğu sürece uyumak ve hiçbir şey yapmadan dinlenmek de iyi ve gereklidir ama fazlası kişiyi çeşitli sıkıntılara sürükleyebilir. Oysa evde vakit geçirirken kendiniz ve çevreniz için verimli olmaya devam edebilirsiniz. Eğer siz de biraz evde kalınca vakit geçmiyor diye şikâyete başlıyor ve az önce söylediğimiz verimliliği yakalamak istiyorsanız lütfen ekranınızı aşağı doğru kaydırın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Spora başlamanın tam zamanı” title_font_size=”13″]

    Çoğumuz için spor yapmak bir türlü başlanamayan diyet gibidir. “İşlerim çok yoğun.”, “Tek başıma gitmek istemiyorum.”, “Havalar biraz düzelsin başlayacağım.” gibi bir bahaneler daima hazırdır. Evde kalınan vakitler ise kendi kendinizi spora teşvik etmek için eşsiz bir olanak sunar. Egzersiz hareketleri ile başlamanız yeterli. Emin olun bu hareketlerin hissettirdiği duygu günden güne ritminizi artıracak sonrasında spor yapmaktan sizi kimse alıkoyamayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çiçekler ne zamandır ilgi bekliyor” title_font_size=”13″]

    Dekoratif amaçlı ya da evimizin havasını temizlesin diye aldığımız bitkilere günlük rutinler içinde sadece su verir kenara çekiliriz. Oysa bulunduğu yerin ısısı ve ışığı ile mutlu mu, budanması gerekli mi, saksı değişimine ihtiyacı var mı gibi konular sırada beklemektedir. Elbette bu güzel canlılar için evde kalmayı beklemeden harekete geçilmelidir fakat madem böyle bir fırsat var, ilk iş ne zamandır ihmal edilen bitkilerle ilgilenmek olmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aşçılığınızı geliştirmek istiyordunuz” title_font_size=”13″]

    Televizyonlarda moda konularının önüne geçen yemek programları, adrenalin dolu yemek yarışmaları, restoran menülerindeki dünya mutfağı derken yemek yapmak günümüzde kadın-erkek herkes için çekici bir hâl aldı. Siz de ne zamandır farklı şeyler denemek istiyor ama bir türlü vakit bulamıyordunuz öyle değil mi? Ya da ilk denemelerinizi yapma niyetindeydiniz… İşte, tam sırası!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Genel kültür için film izlemek” title_font_size=”13″]

    Evde olduğumuz zamanlarda film izlemek 7’den 70’e belki de en çok yaptığımız ve sevdiğimiz etkinlik. Ama dünya ve ülkemiz sinemasını bir yönetmenin, bir senaristin ya da bir oyuncunun izinde takip etmek bu keyifli saatleri genel kültürünüzü artırdığınız çok daha verimli saatlere de dönüştürebilir. Hatta, örneğin bir yönetmene ait filmi izleyip diğerine geçmek üzereyken, o araya eleştirmenlerin film hakkındaki görüşlerini içeren makaleleri okumayı da sıkıştırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kağıtla kalemle haşır neşir olmak” title_font_size=”13″]

    Kitap okumak zihnimizin en önemli besin kaynaklarından biri… Günlük rutinlerimizde zaten olması gereken bir konu… Fakat öncelik verip okuduklarınızla güne devam ederken hanginiz “Ah şu klasikleri tekrar elime alsam.” demediniz ki? Haydi o zaman, klasikleri tekrar okumanın zamanı geldi. Evde geçirecek bol vakit olduğunda kâğıt ve kalem de her zaman en dinlendirici yöntemdir. Bu iki aracı çizim yapmak ya da günlük tutmak için kullanabilir, bu şekilde de zihninizi boşaltabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Evde tek başınayken bile paylaşmanın yolu” title_font_size=”13″]

    Ne zamandır giymediğiniz kıyafetleri ayırmak, dolabınızda yer açmak istiyordunuz. Kıyafetlerinize tek tek bakmak, neyi giyip giymeyeceğinize karar vermek ve kullanmadıklarınızı ihtiyacı olanlara ulaştırmak üzere katlayıp ayırmak için harika bir dönem. Bu davranışınız sizi her şeyden önce manevi yönden besleyecek ve elbette üstünüze üstünüze gelen dolapta da büyük bir ferahlama yaratacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Herkes için bakım zamanı” title_font_size=”13″]
    kedi, köpek

    Hazır bahar da gelmişken ince bir temizlik yapmak yerinde olabilir, hem de hiç acele etmeden… Evcil hayvanlarınızı sık sık tarayıp diğer hijyenik bakımlarını yapabilir, kendinize de evdeki doğal malzemelerle yapacağınız cilt maskelerini uygulayabilirsiniz. Aslına bakarsanız evde vakit geçirirken sıkılıp sürekli yemek yemek yerine bu tür temizlik ve bakım işleriyle ilgilendiğinizde, dışarı formunda ve pırıl pırıl çıkmanız kaçınılmaz olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ve bilgisayarla yapılabilecek onlarca şey” title_font_size=”13″]

    Bilgisayar uzun zamandır evdeki yol arkadaşlarımızdan biri ve vakit geçirmek için onun aracılığı ile yapabileceğiniz çok şey bulunuyor. Örneğin, eğer sosyal medya mecralarından geri kaldığınızı düşünüyorsanız buralarda bir keşfe çıkmayı düşünebilirsiniz. Ya da fiziksel olarak gidemeyeceğiniz durumlar için birçok müzenin sanal ziyaret imkânları bulunuyor, bu müzeleri evinizde iken gezip fikir sahibi olabilirsiniz. Elbette Kültür ve Yaşam’ın her gün çıktığı yeni içerikleri görmek için sitemizi ziyaret etmek de yapabilecekleriniz arasında. 🙂

  • İNSANIN EN SADIK DOSTLARINDAN BİRİ DAHA…

    Tek boynuzlu, kanatlı ya da ikiz atlar Doğu ve Batı mitolojisinin en etkin figürlerindendir. Mitolojilerde olduğu gibi masallarda da iyi insanlar hep at üstüne çıkar gelir… Günümüzde bile yalnızlıktan kurtulmak için beyaz atlı prens beklemek şaşılacak şey değildir. Sonra unutmayın, at ölür meydan kalır yiğit ölür şan kalır… Gelin, atasözlerine ve deyimlere kadar giren bu canlıları kısaca ama gerçekten tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Atın erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay denirken yeni doğmuş at kulun diye isimlendirilir. Yük çeken atlar beygir adını alır, boş gezenlere ise hergele denir. Bir atın gebelik süresi yaklaşık 11 aydır ve genellikle tek yavru dünyaya getirir. Bir saat içinde ayağa kalkarak annesinin peşinden giden at 5-6 ay kadar süt emer. Atların ortalama yaşam süresi 20 ile 30 sene arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Vücudunu örten ince ve kısa kıllarla birlikte yele, kâkül, kuyruk kısımlarında uzun tüyler bulunur. Gövde, kuyruk, ayak uçları birbirinden farklı renklerde olabilir. Atların rengine don ismi verilir. Tay büyümesini tamamlayana kadar don rengi değişebilir ancak büyüme tamamlandığında netleşir. Yağız, beyaz, doru, kula, kır, boz, ahreç gibi don isimleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Erkeğinde 40, dişisinde 36 diş bulunur. Dişlerinin rengine, çiğneme dişlerinin yüzeyine ve açılarına bakarak yaşları anlaşılabilir. Dişlerini gösterdikleri ve at gülmesi olarak tanımladığımız hareket ise, aslında onların özel bir koku aldıklarında kokuyu anlamak için yaptıkları harekettir. Üst dudaklarını kıvırarak kokunun özel koku bezlerine iletilmesini sağlarlar ve bu sırada da dişleri ortaya çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yatarak uyumaları daha sağlıklı olmasına rağmen güvende hissetmek için çoğunlukla ayakta uyurlar. Gerçekten güvende hissettiklerinde yatarak uyuyabilirler. Atların ayakta uyuyabilmeleri bacaklarındaki pasif denge mekanizması ve arka bacaklarındaki gerektiğinde eklemleri kilitleyebilen kas grubu sayesinde gerçekleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Atlar tek tırnaklı hayvanlardır ve buna toynak denir. Toynakları üstünde yürüyen bu canlıların farklı yürüyüş stilleri bulunur, insanlar da bu stillere tırıs, rahvan, eşkin, dörtnal gibi özel isimler vermişlerdir. Stillerin ismi her seferinde kaç nal sesi duyulduğu, dört ayağının yere temas durumu gibi kriterlere göre belirlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    En bilinen at türleri arasında Arap, İngiliz atları, bir Türkmen atı olan ahal teke, yabani bir tür olarak Amerika bozkırlarındaki mustang sayılabilir. Başka bir tür de küçük bir at ırkı olan ve sevimlilikleriyle ünlü midillidir. Aslında midilliler vahşi atlardan türemişler, özellikle Kuzey Avrupa’da evcilleştirilmişlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İnsanın, en çok yaklaşabildiği hayvanların başında at gelir. Köpeklerin sadakat duygusu gibi, atlar da sahibine duydukları itaat ile karakterize edilirler. Ne zaman koşacağını ve duracağını, hangi hızla koşacağını sahibinin yönlendirmesine göre belirler. İtaat ederken farkında olmaksızın bütün gücünü ve dirayetini kullanabilir.