Kategori: Yaşam

  • MİNERALLER HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

    Mineraller, doğada bulunan, sağlıklı bir yaşam için gerekli olan ve her biri hayati fonksiyonlara sahip elementlerdir. Mineraller yeterli miktarda alınmadığında veya vücutta mineral emilimini etkileyen herhangi bir sorun olduğunda “mineral eksikliği” meydana gelebilir. Dengeli bir beslenme programıyla vücudun mineral ihtiyacını büyük oranda karşılamak mümkün. Sağlıklı bir beden için ihtiyacımız olan minerallere neden ihtiyacımız var? İçerisinde mineral bulunan besinler nelerdir? Hepsi yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mineraller; hava, su ve toprakta yaygın olarak bulunan, insanlarda toplam vücut ağırlığının yaklaşık olarak %4 ila 6 kadarını oluşturan inorganik elementlerdir. Bunun yanı sıra insan vücudunda üretilmez ve sentezlenmezler; besinlerle alınması gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Vücutta bulunma miktarlarına göre, mikro ve makro mineraller olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi mineraller makro; demir, çinko, bakır, selenyum gibi mineraller ise mikro mineraller içerisinde yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İnsan vücudunda en fazla bulunan mineral kalsiyumdur. Toplam vücut ağırlığının yaklaşık olarak %1,5 ile 2’si kalsiyumdan oluşur. Vücutta çok bulunan diğer mineraller ise; fosfor, magnezyum, kükürt, potasyum ve sodyum mineralleridir. Bu mineraller makro mineraller olarak bilinir. Vücutta mikro minerallere kıyasla makro minerale daha fazla ihtiyaç vardır. Ancak mikro mineraller de insan vücudu için gereklidir ve bunların da belirli miktarlarda alınması gerekir. Vücutta bulunan başlıca mikro mineraller; demir, iyot, çinko, flor, selenyum, manganez, bakır ve krom şeklindedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İnsan vücudunda sayısız işlevi bulunan minerallerin faydalarından bir tanesi de metabolizmaya olan katkısıdır. Mineraller ayrıca vücut pH seviyelerinin korunması için gerekli olan asit-baz dengesini sağlamaya yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda krom gibi mineraller vücutta karbonhidrat, protein, yağ gibi besin ögelerinin metabolizmasına katkıda bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bunlara ek olarak mineraller, kemik ve diş sağlığı için de oldukça önemlidir. Örneğin; florür minerali diş mineralizasyonunun korunmasına katkıda bulunur. Minerallerin en önemli faydalarından bir tanesi de vücuttaki sıvı dengesi üzerinedir. Genellikle tuz olarak bilinen sodyum, sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mineral bakımından zengin besinlerin başında süt ve süt ürünleri gelmektedir. Kalsiyum bakımından zengin bu gıdalara ek olarak pekmez, brokoli, susam, kuru baklagiller, somon, sardalya gibi gıdalarda da bol miktarda kalsiyum bulunur. Sofra tuzu, sodyum bakımından zengindir. Bu nedenle zeytin ve doğal turşu gibi mineralli besinler iyi birer sodyum kaynağı olarak gösterilebilir. Özellikle kırmızı et ve yumurta gibi hayvansal gıdalar iyi birer demir deposudur. Buna ek olarak, ıspanak, brokoli, mercimek gibi besinler de demir içeriği yüksek gıdalardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Deniz ürünleri iyot bakımından zengindir. Fosfor içeren gıdalar denildiğinde ise kırmızı et ve süt gibi hayvansal ürünler ilk sırada akla gelir. Patates, muz, bezelye gibi sebzeler iyi bir potasyum kaynağıdır. Ispanak, bezelye, fasulye gibi sebzeler magnezyum bakımından zengindir. Ciğer gibi sakatatlar başta olmak üzere hayvansal gıdalar ve fasulye, mercimek gibi bakliyatlar iyi bir bakır kaynağıdır. Et ve et ürünleri, deniz ürünleri, tam tahıllar ise çinko içeren besinlerdir.

  • YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI NELERDİR?

    Dünyada var olduğumuz sürece, yaşayabilmek için enerjiye ihtiyacımız var bu nedenle enerjiyi ne kadar verimli kullanırsak geleceğimize de o kadar iyi yatırım yapmış oluruz. Konu enerji ve teknoloji olunca ilk akla gelenlerden biri şüphesiz yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Son yıllarda bu sonsuz kaynakların kullanımıyla birlikte doğa dostu çözümler de hayatımıza girdi. Bu yazımızda yenilenebilir enerji kaynakları hakkında kısa bilgiler paylaşacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kendini yenileyebilen ve sonsuz olan enerji kaynaklarına kısaca yenilenebilir enerji diyoruz. Yenilenebilir enerji kaynağı denince akla ilk gelenlerden biri güneş enerjisidir çünkü teknolojinin de gelişmesiyle birlikte artık güneş enerjili sistemleri günlük hayatımızda da sıkça kullanılır olduk. Bu sistemin çalışma prensibi basittir; üretilen enerji, invertörler ile merkezi şehir şebeke sistemine bağlanır bu sayede panellerden üretilen enerji, doğrudan şebeke sistemine iletilmiş olur. Kurulumu kolay ve ömrü uzun olan güneş panelleri sayesinde sonsuz bir kaynak olan güneşten maksimum fayda sağlanır. Güneş enerjisinin kullanım alanlarından birkaçı; tarım alanları, endüstriyel alanlar, günlük kullanım malzemeleri, enerji santralleri vb. gibi alanlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kullanımı en yoğun olan bir diğer yenilenebilir enerji kaynağı ise rüzgâr enerjisidir. Rüzgârda yaşanan hareketlilik önce mekanik enerjiye ve ardından elektrik enerjisine dönüşür, bu sayede rüzgâr enerjisi elde edilmiş olur. Rüzgâr enerjisi ile hava kirliliği minimuma inerken, iklim değişikliğine karşı önemli bir potansiyel oluşturur. Radyasyon yaymaması temiz ve sonsuz bir enerji kaynağı elde edilmesine olanak sağlar. Evlerde, işletmelerde, park ve bahçe aydınlatmalarında, sulama sistemlerinde rüzgâr enerjisinden maksimum fayda elde edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yerin derinlerinde bulunan sıcak bölgelerden yeryüzüne doğru yayılan iç ısı, jeotermal enerji olarak adlandırılır. Jeotermal enerji elektrik enerjisi üretiminde, konut ve seraların ısıtılmasında, termal tesislerde kullanılan en önemli enerji kaynaklarından biridir.  Düşük maliyetli ve güvenli olmasının yanı sıra diğer kaynakların aksine daha az tesise ihtiyaç duyar. Üretimi sırasında herhangi bir fosil yakıt tüketimine yol açmadığından son derece güvenli ve çevre dostu olan yenilenebilir enerji kaynaklarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Biyokütle enerjisi de yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olarak karşımıza çıkar. Organik maddelerden, çeşitli yollarla elde edilen bir enerji türüdür. Teoride enerji üretimi için kullanılan bitkilerin yeniden yetiştirilmesi mümkündür bu nedenle biyokütle enerjisi için de yenilenebilir enerji kaynaklarındandır diyebiliriz. Biyokütle enerjisi elde etmek için birkaç adım uygulanır. Tarım atıkları, orman organik atıkları, hayvansal atıklar ve benzeri atıklar oksijensiz ortamda çürütülür, bu sayede canlı kaynaklardan enerji elde edilmiş olur. Organik maddelerden elde edilen bu enerji türü, biyokütle enerjisi olarak adlandırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hidroelektrik enerjisi, tarım alanında sulama yapmak için kullanılan yenilenebilir enerji türlerinden biridir. Hidroelektrik santrallerinin suyun bulunduğu iki farklı nokta arasındaki potansiyel enerjiyi kullanması ile enerji üretimi sağlanmış olur. Hidroelektrik enerjisi için dünyada en fazla enerjinin elde edildiği kaynak demek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Teknolojinin gelişmesiyle okyanus enerjisi kavramını da hayatımıza dâhil ettik. Yenilebilir enerji kaynakları denince belki ilk akla gelenlerden biri değildir ancak okyanus enerjisi de çok önemli bir kaynaktır. Denizlerde ve okyanuslarda oluşan gelgitlere ve dalgalara bağlı olarak enerji üretimi sağlar. Günümüzde çok yaygın olduğunu söyleyemeyiz ancak teknoloji bu hızla ilerledikçe yakında adından sıkça söz edeceğimiz de bir gerçek.

  • GÜMÜŞTEN MÜCEVHER İŞÇİLİĞİNE KUYUMCULUK ZANAATI

    Yapılan ürüne gösterilen rağbetin düşmesi ya da fabrikasyon üretimlerin artması gibi nedenlerle günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş pek çok kıymetli zanaat bulunuyor. Bir zanaat dalı olan kuyumculuk ise bu sınıfa girmeyen şanslı meslek gruplarından diyebiliriz. Hâlâ ilgi gören bu işçiliğin tarihçesi binlerce yıl geriye gidiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kuyumculuk tarihinin, Mısır’da hanedanlık öncesi döneme kadar gittiği günümüze ulaşan duvar resimleriyle belgelenmiş bulunmaktadır. Bu zanaatta kullanılan araç-gereçleri bile içeren o resimlere göre kuyumculuk, dünyaya Eski Mısır’dan yayılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kuyumculuk kelimesinin, “dökmek” fiili ile aynı anlama gelen “kuymak” sözcüğünden kaynak aldığı ve türediği ifade edilmektedir. Döküm işlemini yapana dökümcü denmesi gibi, kuymak fiili de kuyumcu kavramını doğurmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kuyumcu, değerli metalleri ve taşları işleyen, onlardan özellikle ziynet eşyası üreten zanaatkârdır. Telkârici, gümüşçü gibi zanaatkârlar aslında birer kuyumcudur. Bununla birlikte günümüzde altın satışı yapan esnafa da kuyumcu denmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kuyumcular, tasarım ortaya çıkana değin, şekil vermekten birbirine monte etmeye kadar farklı işlemler yürüten, eldeki değerli ham maddenin ziyan olmaması için büyük titizlik, dikkat ve sabırla çalışan kişilerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuyumcuların işlediği en önemli maddelerden biri altındır. Kuyumcu, altının rengini, sertlik derecesini ayarlamak ama değerini de koruyabilmek için sadece gümüş, bakır, nikel, çinko, paladyum ve iridyum maddelerinden birini içeren alaşımlar kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kuyumculuk teknolojilerinden biri mıhlama sanatıdır. Kıymetli bir metale, yakut, zümrüt, elmas gibi daha pahalı taşları mıhlayan zanaatkâr, takının mücevhere dönüşmesini sağlar. Mıhlamacının yeteneğine göre mücevher, ince bir işçilik ürününe dönüşebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Pek çok zanaat dalında olduğu gibi, geçmişte Anadolu’da kuyumculuk da usta-çırak ilişkisiyle yürütülmüştür. Günümüzde ise lise ve meslek yüksekokullarında kuyumculuk üzerine eğitimler almak mümkün hale gelmiştir.

  • KIŞ MEVSİMİNDE CİLT BAKIMI RUTİNİ

    Kış mevsiminin gelişiyle cilt bariyerimiz daha da hassaslaşıyor. Nem kaybına uğradığı ve soğuk havaya maruz kaldığı için sertleşen cildimizde oluşabilecek hasarları ve matlaşmayı önlemek adına uygulayabileceğiniz kış bakımlarını listeledik. Ancak hatırlatmak isteriz ki öz bakım sadece dışarıdan müdahalelerle değil, beslenmeyle ve egzersizlerle içeriden de desteklenmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kışın dikkat edilmesi gereken konuların başında yaz bitse de cildimizi güneşin etkilerinden korumak olacaktır. Güneşin zararlı etkilerini en aza indirmek için cildinizin yapısına uygun, yüksek faktörlü bir güneş kremi seçip kışın da bu rutine devam edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cildimiz hangi mevsimde olursak olalım neme ihtiyaç duyar. Ancak kış aylarında klima ve kaloriferin olduğu ortamlarda nem dengesi bozulduğundan cildimizi nemli tutmak çok önemlidir. Özellikle sıcak-soğuk değişimine maruz kalan cildimiz için cilt tipine uygun nemlendirici bir ürün; yüz, el ve dudak bölgesine düzenli olarak uygulanmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Seçtiğiniz ve uyguladığınız nemlendiriciler cildinizdeki kurumayı engelleyecektir ancak cilt bariyerini güçlendirici nem maskesi uygulayarak daha nemli ve ışıltılı bir cilde sahip olabilirsiniz. Evinizde hazırladığınız nem maskelerini haftada bir kez uygulayabileceğiniz gibi, hazır satılan nem maskelerinden cilt tipinize en uygun olan ürünü bakım rutininize ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Aşırı kuru cilt yapısına sahip olanlar yoğun nem tutma özelliği ile bilinen hiyalüronik asit ve doğal içerikli serumlar tercih edebilir. Cildin su dengesini sağlamak için bu ürünleri nemlendiricinizden önce kullanmanız daha faydalı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Özellikle büyük şehirlerde yaşayan ve gün içerisinde makyaj yapan kişilerin dikkat etmesi gereken en önemli konunun başında cilt temizliği geliyor. Ancak cilt temizliğini de fazla abartmamak lazım çünkü aşırı uygulamalar cildin doğal nemini ve dokusunu kaybetmesine yol açabilir. Özellikle peeling uygulamasından sonra cildinizi nemsiz bırakmamalı, uygun ürünler ile bütüncül bir bakım rutini oluşturmalısınız.

  • Sabırsız Biriyseniz Bu İçerik Size Göre Değil!

    Sabırsız Biriyseniz Bu İçerik Size Göre Değil!

    Hobi diyerek başladığınız ama içine girdikten sonra hayatınızın bir parçası olabilen kimi uğraşlar vardır. Maketçilik, karar verip başlaması zor olabilen ama bir kere adım attığınızda sürekli yenilerini yapmak isteyeceğiniz bu uğraşlardan bir tanesi… İnsana sabır gösterdiği oranda sakinlik duygusu veren, en sevilen hobilerden biri olan maketçiliği 8 madde ile listemize konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    maketçilik

    “Nelerin maketi yapılabilir?” diye soracak olursanız bunun oldukça rahatlatıcı bir cevabı var: İstediğiniz her şeyin! Otomobil, kamyon, otobüs, gemi, uçak, denizaltı, tren, bina, açık ya da kapalı mekânlar, herhangi bir canlı ya da tamamen sizin üreteceğiniz bir tasarımla hayal ettiğiniz her şeyin maketini yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    maketçilik

    Maketini yapacağınız nesnenin gerçekçi olabilmesi için aslına uygun malzeme kullanmanız elbette önemli ama siz yine de ahşaptan, plastikten, strafor, metal ya da dilediğiniz bir malzemeden kesip biçerek ya da yontarak maketler üretebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    maketçilik

    Maketçiliği profesyonel olarak yapanlar olmakla birlikte siz işin en amatör tarafından başlayabilir, kendi stilinizi oluşturabilir, hatta yapacağınız maketlerde ilklere imza atabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    maketçilik

    Belirlediğiniz bir model ya da tamamen hayalinizde olan bir nesnenin maketini yapabilmek için işe malzeme listesi hazırlayarak başlayabilirsiniz. El aletleri, boya malzemeleri, yapıştırıcılar ve diğerleri… Temel malzemeleri temin edip işe başladıktan sonra yeni malzeme ihtiyacınız belirecektir, buna hazırlıklı olmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    maketçilik

    Maketinizi kabaca yapıp tamamlayabilir ya da örneğin otomobil maketinizi lastiklerindeki çamura kadar detaylandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    maketçilik

    Maketinizi detaylandırırken ihtiyacınız olan malzemelerin bazılarını hazır kitler olarak da satın alabilirsiniz ama orijinal keşiflerinizle yapacağınız detaylandırmalar sonuçtan daha fazla haz almanızı sağlayacaktır. Örneğin, hazır çim zemin almak yerine bulaşık süngerinin sert yeşil kısmını kullanabilirsiniz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    maketçilik

    Maket işiyle uğraşanların özellikle vurguladığı bir konu var ki o da işin hassasiyetini fark etmeyen yakın çevreniz tarafından kırılıp dökülmemesi için maketi muhafaza etmenizin gerekliliği… Tamamen sizin eseriniz olan bu ürünü bittiğinde nereye koyacağınız da önceden düşünmeniz gereken diğer bir ayrıntı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    maketçilik

    Maket yapımı, malzeme temininden onları belli bir forma sokup ürünü oluşturana kadar geçen sürecin tamamında sabır isteyen bir iş… Karşılığında ise hayal gücünüzü geliştirecek, zihin jimnastiği yaptıracak, günün stresinden uzaklaşmanıza yardımcı olacak, ortaya koyacağınız eserinizle gururlanmanızı sağlayacaktır. Çocuklarınızı da teşvik edebileceğiniz bu hobi onların teknik bilgisini de geliştirecek, büyük küçük herkesin fazlaca keyif alacağı bir uğraş.

  • MELATONİN HORMONU HAKKINDA MERAK EDİLENLER

    Melatonin, insan vücudunda doğal olarak bulunan ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen bir hormondur. Beynin hemen altında bulunan pineal bez ya da diğer adıyla epifiz bezi tarafından salınır. Melatonin, uyku-uyanma zamanlamasının yanı sıra; kan basıncının düzenlenmesi, sirkadiyen ritim gibi faktörleri senkronize etmede önemli rol oynar. Detaylar yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İnsan beyninde yüksek oranda üretilen serotonin molekülleri, epifiz bezi yardımıyla melatonine çevrilmektedir. Sonrasında ise hazırlanan melatonin hormonları kana salınır. Beden sağlığının korunmasında ve iyileşmesinde önemli roller üstlenen melatonin hormonunun gençlikten güzelliğe, sağlıktan mutluluğa birçok etkisi bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Melatoninin vücuttaki asıl işlevi, gece ve gündüz veya uyku-uyanıklık döngülerini düzenlemektir. Karanlık bir ortamda vücut daha fazla melatonin üretir ve bu vücudun uykuya hazırlanması için işarettir. Akşam 21.00 ile 22.00 saatleri arasında salınımı artmaya başlayan melatonin, 02.00 ile 04.00 saatleri arasında en üst seviyeye ulaşır. Sabah 05.00 ile 07.00 arasında azalan melatonin hormonu, yerini kortizol hormonuna bırakır; bu sayede vücudumuza uyanma sinyalleri gönderilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Aydınlık ve ışık, bedenimizi uyku sürecine hazırlayan melatonin üretimini azaltır ve vücuda uyanık olma sinyalini verir. Uyku sorunu olan bireylerde yaygın olarak düşük melatonin seviyeleri görülmektedir. Ortam aydınlatmasından ve yapay ışıktan etkilenen melatonin hormonunun üst düzeyde salgılanması için yatak odasının karanlık olması ve özellikle telefon, tablet ve bilgisayar gibi mavi ışık yayan cihazların yatmadan bir süre önce kullanılmaması gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Melatoninin etkilerinin çoğu, melatonin reseptörlerinin aktif hâle gelmesi ile gerçekleşir. Bitkilerde ve çeşitli gıdalarda da melatonin bulunur. Vücudunuzda melatonin hormonunun azalması durumunda; vişne, kızılcık, fındık, ceviz, anason, papatya, badem, balık, muz, elma, peynir, çilek gibi yüksek oranda melatonin barındıran besinleri tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Melatonin hormonu cildin erken yaşlanmasını da engellemektedir. Uyku süresince salgılanan melatonin hormonu sayesinde vücut kendini sağlıklı bir şekilde yenilerken bu durum daha geç yaşlanmamızı sağlar. Kan basıncının düzenlenmesi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, enfeksiyonlar, kanser gibi birçok önemli hastalıkta olumlu etkileri olan melatonin hormonu, vücudumuzda gece boyunca üretilen serbest radikallerin temizlenmesine de katkıda bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Düzenli ve sağlıklı bir şekilde salgılanan melatonin hormonu, kandaki yağ ve kolesterol düzeyini düşürür, dolayısıyla kalp sağlığı üzerine olumlu etki eder. Ayrıca düzenli melatonin salgılanması bireylerin diyabet hastalığına yakalanma riskini de azaltmaktadır.

  • RÜYADA GÖRÜLMESİ ZOR OLAN ŞEYLER

    Rüyalar, gerçeklikten kopup fantastik dünyalara geçiş yaptığımız kuralsız bir evren. Ancak bu evrende her ne kadar fizik yasalarına bağlı kalmasak da beynin yapısı gereği birtakım biyolojik sınırlara mahkumuz. Beynin çalışma şeklinden dolayı bazı şeyleri ya da durumları rüyalarda görmek neredeyse imkânsız. İşte o maddeler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Akıllı telefonlar günlük hayatımızda elimizden düşmese de rüyalarda akıllı telefon görmek neredeyse imkânsız. Bu durumu uzmanlar “tehdit simülasyonu teorisi” ile açıklıyor. Rüyalarımızın yüzde 70’lik kısmı üzüntü verici ve tehlikeli durumlarla ilişkili oluyor ve şu an için akıllı telefonlar herhangi bir tehdit oluşturmuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kitap, yol işareti, reklam panosu veya sevgiliden gelen bir aşk mektubu… İçeriği ne olursa olsun uyku döngüleri sırasında dilin anlaşılması ve yorumlanmasıyla ilgili olan beyin bölgeleri büyük ölçüde hareketsiz kaldığı için rüyada herhangi bir şey okumak imkânsızdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gıdıklamanın kendisi hakkında bile çok az şey biliyorken bir de rüyada gıdıklanamama durumunu açıklayan net bir cevap bulunmuyor. Kesin olan tek şey ise bilinçli rüya yani lucid rüya görenlerin bile kendilerini rüyalarında gıdıklayamadıkları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Rüyalarda anlamlı ya da anlamsız pek çok şey görüp duyabildiğimiz halde gördüklerimizin nadiren kokusunu alıyoruz. Bilim insanlarına göre bunun nedeni, bir kokuyu zihinde canlandırmanın oldukça zor olması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Rüyada belirli görevleri gerçekleştirmenin ne kadar süreceğini araştıran bilim insanları, uyku halindeki insanların beyinlerini inceledi ve rüya gören insanların rüyada ne kadar zaman geçirdiklerini araştırdı. Sonuç ise; rüya görürken gerçek dünya zamanını deneyimleyemiyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Michigan Üniversitesinden araştırmacılar koşu esnasında sağ ve sol beynin iletişim kurmasını sağlayan hızlı bir beyin ritmi keşfetti. Rüyada hızlı bir şekilde koşmanın önündeki engelin sağ ve sol beyindeki bu hızlı ritmin gerçekleşmemesinden kaynaklanabileceğini açıklayan araştırmacılar pek de haksız sayılmaz çünkü uykuda beyin aktif olmasına rağmen beyin dalga aktivitesi yavaştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Rüya gören bir kişi, rüyasında hiç tanımadığını düşündüğü bir kişiyi gördüğünü düşünse de aslında bu kişi daha önce bir otobüste, kantinde, tatilde ya da market alışverişinde gördüğü yüzlerden oluşuyor.

  • Mahallemizin Dört Ayaklı Bekçilerini Sevmek İçin 9 Neden

    Mahallemizin Dört Ayaklı Bekçilerini Sevmek İçin 9 Neden

    Sokaklarımızın sadık, sevgi dolu sakinleri köpekler; gün gelir bizi eğlendirir, yüzümüzü gülümsetir, gün gelir canımızı ve malımızı korurlar. Sokakların bu geniş gönüllü canlıları huzurlu bir mahallenin olmazsa olmazıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları, köpek sevgisi

    Eğer bir köpeğe bakıyorsanız, ona iyi davranıyorsanız o da sizi her zaman kollar. Mahallenizin bir köpeği varsa bilin ki yolunuzu gözleyen biri var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    yavru köpek, köpek sevgisi

    Köpekler koruyucu olmalarının yanında eğlenceli oyun arkadaşları olarak da çok sevilirler. Özellikle çocukların en iyi oyun arkadaşı olan köpekler bulundukları her yere neşe katarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sevimli köpekler, köpek sevgisi

    Mahallenin köpekleri büyük küçük herkesi, kedisinden kuşuna her canlıyı kollarlar. Bir köpeğin alanındaki her canlının güvenliği ondan sorulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sevimli köpekler, sokak hayvanları

    Sokağınızdaki köpekler her zaman orada sizi bekler. Evden her çıktığınızda sıcak bir bakışla, kuyruklarını sallayarak size selam verirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları, köpek

    Bir köpek en güzel gününüzde de, en acılı anınızda da yanınızda olan, sizi siz olduğunuz için seven bir varlıktır, sonsuz dostluğun tadını çıkarmak için onlara iyi davranmanız yeterlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Köpekler insanlardan daha iyi duydukları ve koku aldıkları için tüm doğa olaylarını önceden sezerler. Güvende olmak için sokağınızdaki köpeklerin verdiği işaretleri gözlemek güvenilir bir yöntemdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Bu dört ayaklı gönüllü bekçiler insanları bir bakışta çözer, hırlıyı hırsızı mahallenize sokmazlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Güneşin vurduğu her noktada serilmiş huzur içinde uyuyan bir sokak köpeği görebilirsiniz, onların huzuru sizin de ruhunuza yansır, yüzünüzde sıcak bir tebessüm oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    köpek sevgisi

    Kimse bir sokak köpeğinden daha tedbirli olamaz. Köpekler mahallenize bir yabancı yaklaştığı zaman ne olur ne olmaz diye hemen mahalle sakinlerine haber verir.

  • Mutlu Olmanın En Pratik Yolu: Gülümsemek

    Mutlu Olmanın En Pratik Yolu: Gülümsemek

    Gülmek, vücudumuzun endorfin salgılamasına neden olduğu için mutlu olmanın en pratik yollarından biri. Peki acaba gülmek eylemi sadece biz insanlara ait bir özellik mi? Bilim dünyasının bu konuda birçok araştırması bulunuyor fakat biz bütün bu çalışmaların ötesinde, verdiği pozlarla gülümsediğini düşündüren sevimli canlıları ekranlarınıza taşımak istedik. Ne de olsa gülümsemek bulaşıcıdır. 🙂 Tabii kafanızda oluşabilecek “eğer bu arkadaşlar gülüyorsa neye gülüyor” sorusu için verebilecekleri muhtemel (!) cevapları da sizin için not etmeyi ihmal etmedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Olup biteni tebessümle izlemek hayat felsefemdir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Al benden de o kadar… Hayat zaten çok kısa.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Beni en çok insanların “kuçu kuçu” diye seslenmesi güldürüyor, ne komik di mi?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Hehheh ben en çok şaka yaparken gülerim, mesela az önce yaptım bi tane.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Ben de hep derim, gülüyorum o halde varım.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Yahu duydun mu bu sefer de neye güldüğümüzü merak etmişler, hihhihhi.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Gülünce fotoğrafta iyi çıkıyorsun demişlerdi bize de.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Uhahaha ya kim dedi onu size?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Kim dediyse doğru demiş. Gülmek güzelleştirir…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Ayyy bunu öğrendiğim iyi oldu, bundan sonra ben hep gülerim.” title_font_size=”13″]
  • DOĞANIN EN RENKLİ SAKİNLERİ

    Kültür ve Yaşam sayfalarında sadece siyah ya da sadece beyaz olan hayvanları hatta siyah beyaz çizgili olanları bulabilirsiniz. Dünyanın en renkli böceklerine de yine web sitemizden ulaşabilirsiniz. Ama şimdi sıra rengârenk görüntüleriyle dünyamıza muazzam bir renk katan diğer canlılarda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Renkler söz konusu olunca bukalemunların yeri ayrıdır çünkü onlar yaşamları boyunca tek değil pek çok rengin sahibi olabilirler. Pembe, mavi, kırmızı, turuncu, yeşil, siyah, kahverengi, açık mavi, sarı, turkuaz, mor… Bir bukalemun bazen kamuflaj için bazen de duygu durumunu belli etmek için bu renklerden birine ya da birkaçına bürünebilir, hatta üstünde benekler ve çizgiler bile oluşturabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Alabildiğine parlak ve göz alıcı renkleriyle ünlü minik mandalina balığının ana vatanı Batı Pasifik’tir. Resiflerin arasında büyük bir grup olarak yüzen mandalina balığı okyanusun en görkemli fotoğraflarından birini verir. Vücudunda turkuaz, açık mavi ve turuncu renkler içeren sanatsal desenler taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mandarin ördeği ise toprak tonlarının şeritler halinde kullanıldığı bir tablo gibidir, tabii mor, parlak lacivert, zümrüt yeşili de yer yer o tonlara eşlik eder. Anavatanı Uzakdoğu’dur ve o bölgelerde sevgiyi, sadakati temsil ettiği için düğün mekânları mandarin ördeklerinin renkleriyle süslenir. Belirtmek isteriz ki, erkekleri gösterişli ve göz alıcı renklere sahipken, dişileri oldukça sade bir görünümdedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir çizgi film karakterinden farksız olan tavus mantis karidesi minik boyutlarına rağmen (ortalama 10 cm.) sıkı bir dövüşçüdür hatta pençe darbesiyle akvaryum camını tuz buz edecek bir güce sahip olduğu söylenir. Hint ve Pasifik Okyanusu’nda bulunan bu canlıların bedenleri kahverengi ayakları üstünde bir gökkuşağı taşırcasına dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yetişkin erkek altın sülünler göz alıcı renkleriyle anavatanları olan Orta Çin’de bir hayli ilgi gören, sevilen canlılardır. Tüyleri kırmızı, lacivert, zümrüt yeşilinin ve altın sarısının parlak mı parlak tonlarına sahiptir. “Sülün gibi” deyimini bilirsiniz, “güzel görünümlü, hoş yürüyüşlü” gibi anlamlara gelen ifadenin ana kaynağı işte bu cazibeli minik canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rengârenk tanımının belki de en çok yakıştığı canlıların başında kelebekler gelir, 15 binden fazla türüyle hayvanlar âleminin en renkli canlıları onlardır. Kelebeklerin kanatları aslında tamamen şeffaftır. Fakat kanatlarında bulunan saydam pullar ışığı yansıttığından, onları bambaşka renk ve desenlerde görmemize sebep olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yengeç dendiğinde sizin aklınıza hangi renk geliyor? Evet oldukça sade ve tek renk olan türleri de var ama fotoğrafta gördüğünüz gibi ateş kırmızısı olanlar da yok değil. Hatta kabuğunda taşıdığı renklerle bir gökkuşağını andıran yengeçler de bulunmakta. Ama dünyanın en renkli yengecini soracak olursanız cevabımız kırmızı, turuncu, sarı, beyaz, mavi gibi birçok rengi barındıran grapsus grapsus yengeci olur.