Kategori: Yaşam

  • Cildinizin Genç Kalması İçin Yapabilecekleriniz

    Cildinizin Genç Kalması İçin Yapabilecekleriniz

    Vücudumuzun %15’ini oluşturan cildimiz aynı zamanda dış etkilere en çok maruz kalan organımız.  Ona iyi bakmak ve yaşlanmasını geciktirmek için yapabileceklerinizi listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    genç kız

    Yaz aylarının en sevilen aktivitelerinden güneşlenmek cildinizi tehdit eden unsurlardan biri… Bronz bir cilt hoş görünse de güneşe maruz kalmak cildinizin daha erken yaşlanmasına sebep olabilir hatta cilt kanseri riskini de artırabilir…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kumsal

    Güneşten koruyucu kremler cildinizin gençliğini korumada en büyük yardımcılarınızdan… Uygun koruyucuyu seçmek için koyu renk tenliler en az 30 faktör, hassas tenliler ise en az 50 faktörlük bir ürün tercih etmeli. Ayrıca kremi 2 saatte bir tekrarlamalı ve gölgede de krem kullanmalısınız. Güneş gözlüğü ve şapka kullanmayı da unutmayın. 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sağlıkla ilgili her konuda olduğu gibi cildinizin genç kalması için de yeterli su almak çok önemli. Uzmanlar bu miktarı en az 2 litre olarak öneriyor. Şekerli, gazlı içeceklerin veya kahvenin suyun yerini tutamayacağını da hatırlatalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yeterli miktarda su içseniz bile cildinizi nemlendirici kremler yardımıyla dışarıdan da nemlendirmelisiniz. Uzmanlar duş sonrası cildiniz hafif ıslakken uygulayacağınız ürünlerin daha etkili olacağını belirtiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    havlu

    Cildinizin gençliğini muhafaza etmek için yapmanız gerekenlerden bir başkası ise onu temiz tutmak. Cildinizi temizleyerek gözeneklerinizin yağ ve kir ile tıkanmasını engelleyebilirsiniz, böylece nefes alan cildiniz dinç kalacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    pudra

    Makyaj yapmak özellikle de fondöten, kapatıcı ve pudra gibi ürünleri sık sık kullanmak, gözeneklerinizin rahatça nefes almasını engelleyeceğinden cildinizi yaşlandırabilir. Makyajı mümkün olduğunca minimumda tutarak cildinizin yaşlanmasını geciktirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    healthy foods, yazlık yemekler

    Sadece cildinizi değil tüm vücudunuzu genç, zinde tutmanın ve hastalıklardan korunmanın en güzel yolu dengeli beslenerek ihtiyacınız olan tüm besinleri diyetinize dâhil etmek. Özellikle bol bol sebze, meyve ve kaliteli proteinleri tüketerek cildinize iyi bakabilirsiniz.

  • EVİNİZDE YETİŞTİREBİLECEĞİNİZ YEŞİLLİKLER

    Bitki yetiştirmenin insan psikolojisine etkileri saymakla bitmez. Toprakla zaman geçirmek, bir canlının gelişim evresine şahit olmak ve bir uğraşa odaklanarak zihnin boşalmasını sağlamak bitki yetiştiriciliğin akla ilk gelen faydaları olurken bir de bu bitkilerin yenilebilir olduğunu düşünün. Saksıda ektiğiniz bitkilerden bir sos ya da salata yapmanın keyfi bambaşka olacaktır. Yazımızda sofralarda sıkça yer alan belli başlı bitkilerin saksıda nasıl yetiştirileceğini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mis kokusuyla nerede olsa kendini belli eden kekik, et yemeklerinden salatalara birçok tarifte kendine yer buluyor. Saksıda yetiştirmesi oldukça kolay olan kekik, toprak bakımından çok seçici olmasa da killi ve gübreli topraklarda daha verimli büyüyor. Kekiği tohumdan ya da “çelik çoğaltma” olarak adlandırılan bitkinin gövde, dal, kök ve yapraklarından kesilerek hazırlanan filizlendirme işlemiyle ekebilirsiniz. Kekik de dahil listemizdeki bitki yetiştiriciliği için önemli nokta ise alt kısmından delikli bir saksı seçimi olacaktır. Saksının dibine irili ufaklı taşlar koyarak drenajı sağlamak da verimi artıracaktır. Saksıya ekilen kekiğin toprağının çok sıkı olmaması, hava alması ve dikim işlemi tamamlandıktan sonra da yaşamsal önemi olan can suyunun muhakkak verilmesi gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Keskin koku ve aromaya sahip dereotunun ekimi için ilkbahar başlangıcını seçerseniz daha çok verim alabilirsiniz. Dereotunun tohumları toprakla dolu saksıya aralıklarla serpiştirilmeli, üzerine ince bir kat gelecek şekilde tekrar toprak eklenilmeli ve sonrasında can suyu verilmelidir. Dereotu, sürekli gün ışığı alan ve gölge olmayan ortamlarda çok daha verimli büyüyecektir. Bu nedenle saksıyı mekânın en çok güneş alan yerine konumlandırmak bitkinin hızla büyümesi için elverişli ortam sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kendine has kokusuyla farklı aromalar sunan reyhan, Osmanlı’dan günümüze vazgeçilmez bir tat olarak özellikle geleneksel sofralarda yer buluyor. Şerbetinin de sıkça tüketildiği reyhanın dikim işlemi kekik ve dereotuyla aynı ancak soğuk havaları pek de sevmeyen reyhanı ilkbahar aylarında dikmek gerekir. 10 günden sonra çimlenmeye ve filizlenmeye başlayan reyhan, 50-60 gün sonra hasat edilebilir. Dilerseniz bazı yetişkin fideleri saksıda bırakarak kendi reyhan tohumlarınızı da elde edebilirsiniz. Çiçek açan reyhan bitkisinin tohumları bu çiçeklerde olacaktır. Keskin kokusu sayesinde örümcekleri ve sinekleri uzaklaştırmaya da yarayan reyhanı günde en az üç ila dört saat ışık alacak bir yerde konumlandırmak gerekir ancak aşırı sıcak ve direkt güneş ışığı kurumasına sebep olabileceği için gün boyunca güneş alan bir yerde bırakılmamalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Balık sofralarının vazgeçilmezi rokayı saksıda yetiştirmek için öncelikle roka tohumlarını ekim işleminden bir gün önce nemli bir bezin içinde bekletmenizi öneririz. Bu işlem tohumların çimlenmesini ve daha hızlı sonuç alınmasını sağlayacaktır. Diğer bitkilerle aynı dikim sürecine sahip rokada dikkat edilmesi gereken nokta ise, suyu çok seven bir bitki olmasından kaynaklı her gün toprağı kontrol edilmeli, toprağının kurumasına izin verilmemeli ve düzenli olarak sulanmasıdır. Sulama işlemi için en uygun saatler sabahın erken saatleri ya da akşam, yani havanın serinlemeye başladığı zamanlardır. Sulama, aynı saatte ve aynı miktarda suyla yapılırsa bitkiden sağlanan verim de artacaktır. Ortalama 40-45 gün sonra rokanızı hasat edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Maydanoz, yemeklerde ve salatalarda en çok kullanılan yeşilliklerin başında geliyor. Maydanozu saksıda yetiştirmeye karar verirseniz, besin değeri yüksek gevşek topraklara ekebilirsiniz. Ocak ayından eylül ayına kadar ekimi yapılan maydanoz, sabah güneşini sevdiği için saksı buna göre konumlandırılmalıdır. Toprağının nemli kalmasına özen gösterilmeli ancak aşırı sulama yapılmamalıdır. Elinizle kontrol ederek toprağın kurumasına izin vermeden sulama yapabilirsiniz. Filizlenmesi diğer bitkilere nazaran üç ila dört hafta içinde gerçekleşen maydanozun hasat zamanı geldiğinde kökü toprakta kalmalı ve yeşil yaprakları bir makas yardımıyla düzgünce kesilmelidir. Toprak altında kalan kök, yeni filizler vermeye devam edecektir.

  • 8 Madde İle Pamuğun En İnce Hali Şile Bezi

    8 Madde İle Pamuğun En İnce Hali Şile Bezi

    İstanbul’un Şile ilçesinde üretilen ve dünya çapında bir ünü bulunan Şile bezi, giyim ürünleri ve ev tekstilinde kullanılır. Dünyanın dört bir yanından moda meraklıları bu kumaşın büyüsüne kapılarak ülkemize alışverişe gelir. Şile bezinin ilginç hikâyesini anlatan 8 maddelik hikâyemizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kumaş, kumaş türleri

    Şile bezi vücutta ter tutmaması, ütü gerektirmemesi ve sağlıklı, pamuklu bir kumaş olması sebebiyle yaz aylarında kullanım için çok uygundur. Yüzde yüz pamuklu ve lifli bir yapısı olan Şile bezinden yapılan elbiseler, gömlekler en sıcak günlerde bile serin kalmanızı sağlar. Şile bezi bu eşsiz niteliklerini özel üretim sürecine borçludur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kumaş, kumaş türleri

    Şile bezi, 20 numara kıvrımlı bürümcük ipliklerden elde edilir. İlk aşamada “kelep” denilen ipler, bakır kazanlardaki “çiriş” isimli özel bir hamur karışımına atılır ve kaynatılır. Soğuyan kelepler sırıklar üzerinde kurutulur ve üzerindeki hamur kalıntılarından arındırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kumaş, kumaş türleri

    Şile bezi özel ahşap dokuma tezgâhlarında dokunur. Bu tezgâhlar yaklaşık olarak bir metre genişliğindedir ve çözgü levendi, masura, tarak, mekik gibi birçok özel parçası bulunur. Şile bezinin hatasız bir şekilde dokunması için bu özel tezgâhların kullanılması şarttır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kumaş, kumaş türleri

    Şile bezi üretiminin en ilgi çekici ve karakteristik aşaması, kumaşın deniz suyu ile yıkanması ve Şile kumsallarına serilerek kurutulmasıdır. Kumda bulunan iyot ve kuvars kumaşa özel yapısını verir. Kurutulan Şile bezleri dikilme aşamasına geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kumaş, kumaş türleri

    Şile bezi tekstil ürünlerine dönüştürülmeden önce işlenerek süslenir. “Hesap işi” adı verilen özel Şile bezi işleme teknikleri kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam etmektedir. Şile bezi işlemesinde kullanılan bazı özel motifler arasında, Gazi Sofrası, Sümbüllü Çatlak, Kartopu, Zülüf Tarağı gibi örnekler bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kumaş, kumaş türleri

    Şile bezinden yapılan giyim ürünlerinde bu güzel motifler, renkli işlemeler tercih edilirken ev tekstili ürünlerinde ise saçak bağlama ve kenarları tığ ile işleme gibi teknikler tercih edilir. Masa ve sehpa örtüleri, perdeler en çok tercih edilen Şile bezi ev tekstili ürünleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kumaş, kumaş türleri

    İstanbul’un Şile ilçesine has olan bu özel kumaş ülkemizin önemli kültürel değerlerinden biridir. Her sene Temmuz ayında bu değerimizi tanıtmak amacıyla Şile Bezi Festivali düzenlenir, festivaldeki konser, sergi ve defilelerle Şile bezi yerli yabancı turistlere tanıtılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kumaş, kumaş türleri

    Şile bezi özel üretim süreci ve kumaşın kendine has özellikleri sayesinde moda dünyasının da ilgisini çekmiştir. Günümüzde birçok modacı Şile bezini malzeme olarak kullanır ve batik gibi boyama teknikleriyle değişik kıyafetler üretir.

  • Bir Dönem Evlerimizin Konuğu Olan Ve Hafızalardan Silinmeyen 9 Nesne

    Bir Dönem Evlerimizin Konuğu Olan Ve Hafızalardan Silinmeyen 9 Nesne

    Bazı eşyalar vardır ki ne zaman görsek aklımıza eski günler gelir, içimizi tatlı ve nostaljik bir his kaplar. Aslında bu nesneler estetik güzellikleri ya da kullanışlı olmalarıyla değil, bize eski günleri hatırlatmaları ve başka bir dönemi sembolize etmeleriyle zihnimizde unutulmaz bir yer edinmişlerdir. İşte bu listemizde bir dönem evlerimizin konuğu olan ve hâlâ hafızalarımızdan silinmemiş 9 eşyayı bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tavuk Ailesi Çalar Saat” title_font_size=”13″]

    Okula, işe gitmek için sabahın erken saatlerinde uyandığımızda ilk gördüğümüz o sevimli saatin üzerindeki tavuk ailesi olurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Transistörlü Radyo” title_font_size=”13″]

    Televizyon öncesi dönemde en büyük eğlencelerden biri olan radyo tiyatrolarını, büyüklerimizin ciddiyetle dinlediği ajansları hatırlatan bu güzel antika radyolar, günümüzde daha çok dekoratif amaçla kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kumbara” title_font_size=”13″]

    Çocukluğumuzda para biriktirmeyi ilk öğrendiğimizde elimize geçen her kuruşu heyecanla içine attığımız kumbaralarımız pek kıymetliydi. Geceleri uyumadan önce kumbaramızı açtırdığımızda içindeki para ile neler yapacağımızın hayalini kurardık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Altın Rehber” title_font_size=”13″]

    Cep telefonlarının, bilgisayarların henüz hayatımıza girmediği günlerde sevdiklerimize ulaşmanın tek yolu evimizdeki çevirmeli telefonlardı. Telefonun yanında duran Altın Rehber ise şehrimizdeki tüm numaralara açılan kapıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Televizyon Üstü Anteni” title_font_size=”13″]
    eski televizyon

    İster bir Türk filmi izleyecek olalım ister olimpiyatları, televizyonun üstündeki anteni çevirip bükerek çeşit çeşit şekle girer, ekrandaki görüntüyü düzeltmeye çalışırdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kızmabirader, Solo Test, Tetris, Super Mario, Game Boy” title_font_size=”13″]
    nostalji, ilk atari

    Bir dönemin en büyük eğlencesi olan Kızmabirader oyunuyla, zekâ seviyemizi belirlemek için başında saatler harcadığımız Solo Test, Tetris, Super Mario ve aklımızı başımızdan alan Game Boy çocukluğumuzun unutulmazları arasındaydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Emaye Tencere ve Melamin Tabak İkilisi” title_font_size=”13″]

    Eski günlerdeki mutfakları düşündüğümüzde ise ilk aklımıza gelenler içinde en lezzetli yemeklerin piştiği emaye tencereler ve ailecek oturduğumuz sofraların değişmezi melamin tabaklar olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”El Gırgırı” title_font_size=”13″]

    Titiz annelerimizin elinden düşürmediği gırgır, evdeki mükemmel temizliğin, üzerinde bir toz tanesi bile olmayan sehpaların, büfelerin garantisiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Davul Fırın” title_font_size=”13″]

    Herkes bilir ki en lezzetli börekler davul fırında pişer. Belki artık evlerimizde davul fırın kullanılmıyor ama vakti zamanında o fırınlardan çıkan lezzetleri de unutmamız mümkün görünmüyor.

  • Yaşam Rutininize Dâhil Edebileceğiniz 8 Püf Nokta

    Yaşam Rutininize Dâhil Edebileceğiniz 8 Püf Nokta

    Bazen ufacık bir ayrıntı keyfinizi kaçırabilir, işlerinizin aksamasına sebep olabilir. Böyle tatsız durumları engellemek her zaman mümkün olmasa da edineceğiniz birkaç ufak alışkanlık hayatınızı kolaylaştırabilir. Aradık, taradık ve yaşam rutininize kolaylıkla dâhil edebileceğiniz 8 püf noktayı bulduk.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İş hayatında çok yararını gördüğümüz yapışkan not kâğıtları aslında sandığınızdan daha da çok işe yarıyor. Kullandığınız not kâğıtlarını atmadan önce klavyenizin arasındaki tozları temizlemek için kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Havaalanında bavulunuzu almak için beklemek zaten yeterince sıkıcıyken bir de sizinkine benzeyen bir sürü bavul olduğunu görmek canınızın daha da sıkılmasına sebep olabilir. Çaresi çok basit, renkli bir kumaş parçasını bavulunuza bağlayın, böylece bavulunuzu metrelerce uzaktan bile tanıyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Süt, meyve suyu gibi sık tükettiğimiz bazı içecekler kutularda satılır, bu kutular şişelere kıyasla daha hafif olsa da bir de dezavantajları vardır, içeceği bardağa dökerken kutunun ağzından etrafa sıçrayanlar… Kutunun üst yüzeyinde açacağınız ufak bir delik sayesinde içeceğin sıçramadan akmasını sağlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Eğer cam bir şişeyi hızla soğutmak isterseniz, şişenin etrafına ıslak bir kâğıt havlu sarın ve şişeyi bu şekilde buzluğa yerleştirin. 15 dakika içinde şişeniz ve içindeki içecek buz gibi olacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Cebinizde, çantanızda taşıdığınız anahtarlarınız sık sık birbirine karışır ve bu hep de aceleniz olduğunda olur değil mi? Evinizin kapısını, iş yerinizin anahtarıyla açmaya kalkışmamak için anahtarlarınızı oje kullanarak farklı renklere boyayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kablolarınızı bir kutuda sakladığınızda birbirlerine dolanırlar ve onları ayırmak çok da kolay olmaz. Kablolarınızı karışmadan muhafaza etmek için tuvalet kâğıdı rulolarını kullanabilirsiniz. Her bir kabloyu bir tuvalet kâğıdı rulosunun içine yerleştirin ve ruloların hepsini dik bir şekilde bir kutuda saklayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Havalar sıcak olduğunda kahvenizi soğuk içmeyi seviyorsanız, kahveden buzlar yapabilirsiniz. Bir sürahi filtre kahve hazırlayın ve buzluklarınızı kahveyle doldurup dondurucuya atın. Böylece canınız soğuk kahve istediğinde içeceğinizi sulandırmadan soğutabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Eğer çilekleri çok seviyorsanız ve onları meyve salatalarında, keklerde, pastalarda sık sık kullanıyorsanız, bu püf nokta çok işinize yarayacak çünkü bir pipet yardımıyla çileğin sapını kolayca çıkarabilirsiniz.

  • ÜLKEMİZDEKİ EN İYİ BİSİKLET PARKURLARI

    8 Kasım günü Dünya Şehircilik Günü olarak kutlanıyor. Sanayi Devrimi’nden sonra kalabalık yerleşim alanlarına dönüşen kentler, iklim krizinin konuşulduğu şu günlerde doğal kaynakları ve ekosistemleri koruyacak yeni projelere ev sahipliği yapıyor. Kendi kendine yetebilen kentlerin önemi artık daha da konuşulur hâle gelirken, şehirdeki kalabalık nüfusun yarattığı olumsuz koşulları en aza indirecek projeler hayata geçiyor. Bu vesile ile Dünya Şehircilik Günü’nü kutlarken, şehirlerde bisiklet ulaşımının önemini vurgulamak amacıyla ülkemizdeki en iyi kent içi bisiklet parkurlarını listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tamamı 7 bin 785 metrekare olan Konya Selçuk’taki bisiklet parkurunda bin 485 metrekare yeşil alan bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    2018 yılında The ECO Trails adıyla hayat bulan Köyceğiz-Ortaca-Dalaman bisiklet rotası; Köyceğiz’de beş, Ortaca’da dört ve Dalaman’da beş olmak üzere 14 güzergâh ve bunları birbirine bağlayan ara bölgelerle birlikte toplam 700 km rota uzunluğuna sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kadıköy’den başlayıp Pendik’e kadar uzanan 27 km uzunluğundaki sahil parkurunda sadece bisikletlilerin kullanabildiği şeritler bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İzmir sahil şeridindeki bisiklet yolu, birçok lokasyonu birbirine bağlayarak kent içi ulaşıma alternatif olurken; İzmir Körfez bölgesindeki parkurun tamamı pedal çevirerek tamamlanabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin en çok bisiklet kullanılan şehirlerinden olan Eskişehir’deki 22.5 km bisiklet parkuru hem doğada hem de kent içerisinde bisiklet ile ulaşımı oldukça kolaylaştırıyor.

  • Evinizdeki Tüm Karışıklıkları Çözecek 7 Çekmece Düzenleme Önerisi

    Evinizdeki Tüm Karışıklıkları Çözecek 7 Çekmece Düzenleme Önerisi

    Düzenli dolaplar ve iyi organize edilmiş çekmeceler, her şeyin uyum ve düzen içinde olduğu, huzurlu, derli toplu bir evin olmazsa olmazlarından… Çekmecelerinize ve evinize düzen getirecek, eşyalarınızı kolayca bulmanızı sağlayacak önerilerimizle huzurlarınızdayız…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çekmece düzenlemeye başlarken ilk başta tüm eşyaları boşaltmanızı öneriyoruz. Böylece çekmecenin içindeki tüm eşyaları bir arada görüp hangilerinin fazlalık olduğuna, hangilerini saklamanız gerektiğine karar verebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çekmecelerinizi düzenlemek kadar onları kullanırken dağıtmamak da önem taşıyor. Aceleyle bir şeyler ararken karışan çekmeceler evinizin dağılmasına sebep olabilir. Farklı eşya türlerini farklı çekmecelerde saklayarak bu durumun önüne geçebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ne yazık ki her tür eşya çekmecede saklanmaya uygun değildir. Örneğin çok yer kaplayan kazaklarınızı, pantolonlarınızı başka dolaplarda muhafaza ederek, çekmecelerinizi daha küçük eşyalara ayırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çekmeceleri verimli şekilde kullanabilmeniz için eşyalarınızı yerleştirme şekliniz de önem taşıyor. Tişörtlerinizi düzgün bir şekilde katlayarak, çekmeceye dikine yerleştirmek pratik bir çözüm olacaktır. Hem böylece aradığınız tişörtü bir bakışta bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çekmecelerinizden en verimli şekilde yararlanmak için pratik çekmece separatörlerini kullanabilirsiniz. Hatta separatörleri evinizde basit malzemelerle kendiniz de yapabilirsiniz. Böylece tam olarak ihtiyacınız olan boyutlarda çekmece bölmelerine sahip olursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çekmecelerinizde ufak eşyaları muhafaza edecekseniz, onları minik bölmelerde saklamak en iyisi olacaktır. Özellikle takılar, küçük objeler çekmecelerin içinde kaybolma potansiyeli taşırlar. Böyle durumlarda kek kapları kullanarak ufak eşyaların kaybolmasını engelleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çekmecelerinizi düzenli ve temiz tutmak için kaymayan örtülerden yardım alabilirsiniz. Böylece eşyalarınızın kayarak çekmecenin derinliklerinde kaybolmasının önüne geçebilirsiniz.

  • KALSİYUM NEDİR VE HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

    Kalsiyum doğada bulunan metalik bir elementtir. Vücudumuzun güçlü kemiklere ve dişlere sahip olmasının sebebi kalsiyumdur. Periyodik cetvelde sembolü CA olan bu elementin yaşam için çok önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Ancak kas yapısına katkısı olan kalsiyumu her gün tırnaklarımız, saçlarımız, cildimiz ve terimizle belirli miktarda kaybederiz. Meydana gelen bu kaybı besinler ile takviye etmemiz son derece önemlidir. Aksi halde bedenin işleyiş yasalarına göre kaybettiğimiz kalsiyumu vücudumuz kemiklerimizden temin etmekte ve bu durum kemik erimesi olarak adlandırılan sağlık problemine neden olabilmektedir. Yazımızda kalsiyum hakkında önemli bilgileri okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bitkilerden hayvanlara tüm canlıların ihtiyaç duyduğu bir mineral olan kalsiyum, maalesef ki vücudumuz tarafından üretilmemektedir. Çocuklarda büyüme döneminde çok önemli işlevleri bulunan bu mineralin yaşlılarda ve menopoz sürecinde olan kadınlarda da önemi büyüktür. Doğal besinlerle doğru miktarlarda alındığında kemik ve kas sistemimizi güçlendirmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kalsiyumun kaslar üzerindeki olumlu etkisi sayesinde kas kasılmalarının önüne geçilir. Kanın pıhtılaşmasında önemli bir rol oynayan kalsiyum, kalp kasının hareketini sürdürmeye yardımcı olmaktadır. Metabolizmayı destekler, güneşin değerli hediyesi D vitaminiyle alındığında iltihap belirtilerini iyileştirir. Ayrıca kolesterol ile yakından ilişkisi olan bu mineral, eksikliğinde çeşitli hastalıklara sebep olabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kalsiyum eksikliğinde kaslarda kramplar meydana gelir ve yaşanılan iştah kaybı, tırnaklarda kırılma, yutkunmada zorluk bu mineralin eksikliğinin bir göstergesi olabilir. Bu tür durumlarda kan değerlerinin ölçülmesi ve uzman görüşü almak önemlidir. Ayrıca vegan beslenenler süt ve süt ürünleri tüketmedikleri için, kalsiyum içeren bitki bazlı besinleri bilinçli bir şekilde öğünlerine eklemeye özen göstermelidir. Hayvansal süt ürünü kullanmayan kişiler badem, ceviz ve yulaf gibi besinlerden elde edilen süt ile kalsiyum ihtiyacının bir kısmını karşılayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tohumlar, özellikle de susam, kalsiyum içeriği bakımından oldukça zengindir. Susamdan elde edilen tahin de aynı şekilde kalsiyum zenginidir. Sağlıklı ve bitkisel olarak kalsiyum içeren besinler; kuru fasulye çeşitleri ve baklagiller, kuru incir, brokoli, portakal, fındık, badem, yeşil yapraklı bitkiler, mercimek, şalgam, tatlı patates, roka, lahana ve Chia tohumu ülkemizde kolaylıkla bulabileceğimiz başlıca kalsiyum zengini gıdalardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kalsiyumu hayvansal gıdalardan da elde etmek mümkündür. Özellikle evde doğal yöntemlerle mayalanan yoğurt, kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Yumurta, sardalya, somon balığı, peynir başlıca kalsiyum kaynaklarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yeterli gıdaları tüketmek bedenin ihtiyacı olan kalsiyumu elde etmesi açısından önemlidir ancak bazı durumlarda vücudumuzdaki kalsiyumu azaltan yaşam tarzı alışkanlıklarımız olabilir. Tütün ürünlerinin kullanımı, yüksek oranda tuz tüketmek, kahve ve gazlı içeceklerin sık tüketilmesi ve düşük fiziksel aktiviteler bedenimizdeki kalsiyum oranının düşmesine neden olabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Vücutta kalsiyumun yüksek olması hiperkalsemi olarak adlandırılmaktadır. Kalsiyum fazlalığı böbrek taşına, beyin ya da kalp fonksiyonlarında bozulmalara neden olabilmektedir. Bu nedenle ihtiyaç olmadığı sürece kalsiyum destekleri kullanılmamalı, doğal besinler tüketerek kalsiyum alınmalıdır. Bir hekim tarafından önerilmediği sürece, kalsiyum başta olmak üzere herhangi bir takviye kullanılmamalıdır.

  • ÇORBADAN SALATAYA MERCİMEKLİ LEZZETLER

    Mercimeğin adına, tohum şeklinin merceğe benziyor olması nedeniyle Latincede “Lens culinaris” denilmiş, bu isim dilimizde mercekten mercimeğe evrilmiştir. Baklagiller ailesinden olan, Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerimizde bolca yetişen, barındırdığı demir, fosfor, B vitamini ile sağlık deposu olan mercimek, ülkemizde en çok tüketilen gıdalar arasında yer alıyor. Mercimekle yapabileceğiniz lezzetli yemekleri sizler için aşağıda derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    En doyurucu ve besleyici çorbaların başında kırmızı veya sarı mercimekten yapılan çorba gelir. Çorbanın içindeki mercimek tanelerinin ağıza gelmesinde sakınca yoktur ama en makbulü blender’dan geçirerek yapacağınız süzme mercimek çorbası olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeşil mercimek çorbası ise kimi yörelerde ana yemek olarak kabul edilir. Geleneksel tariflerde kıymalısı yapılabildiği gibi eriştelisi de olabilir. Ama siz biraz daha modernize etmek isterseniz sebzeyle bir araya getirebilir, brokolili yeşil mercimek çorbası yapabilirisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Özellikle kırmızı mercimeğin en keyifli ve lezzetli tariflerinden biri mercimek köftesidir. İnce bulgur, salça, maydanoz, pul biber gibi malzemeler içeren yemeğin yapımı bir hayli kolaydır. Roka veya marul ile servis edilmesi, lezzetini artıracağından özellikle tavsiye edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Geleneğimizde pilav denince akıllara pirinç veya bulgur gelse de önerimiz, Hint usulü pilav yapmayı denemenizdir. Kırmızı mercimek ile yapılan bu pilavın püf noktası, soğanın, domatesin, sarımsağın, biberin yanında bolca baharat kullanmak ve pilavı hafif sulu bırakmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Salata menüsünü zenginleştirmek için özellikle yeşil mercimeği gündeminize almalısınız. Marul salatası içinde veya domatesli, salatalıklı tariflerde rahatlıkla yeşil mercimek kullanabilirsiniz. Hatta mercimeği önceden haşlayıp dondurucuya atmayı ve ihtiyaç halinde çıkarıp kullanmayı düşünebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yeşil mercimekli bulgur pilavı, farklı yörelerimizde sıkça yapılan bir tariftir. Siz de yeşil mercimekle pilav tarifi oluşturabilir veya çeşitli sebzelerle bir araya getirerek kendi türlünüzü yapabilirsiniz. Mantar, ıspanak, brokoli, kereviz gibi besinlerin yeşil mercimeğe çok yakışacağı aklınızda olsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mercimek köftesi gibi klasik tarifleri çoğaltmak ve zenginleştirmek fazlasıyla mümkün. Aynı tarifleri yeşil mercimekle de deneyebilir, mercimek toplarını soslar eşliğinde servis edebilirsiniz. Tüm bu tariflerin en güzel taraflarından biri, vejetaryenler ve veganlar için de besleyici alternatifler sunmasıdır.

  • Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek: Misafirliğin 10 Kuralı

    Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek: Misafirliğin 10 Kuralı

    Eskiden, mahalledeki herkesin birbirini tanıdığı, her sabah bakkal amcaya, penceredeki teyzeye selam verdiğimiz günlerde misafirlik de komşuluk da çok önemliydi. Annemiz bizi komşuya yollardı ve ağzımızdan o kelimeler dökülürdü: “Bir maniniz yoksa annemler size gelecek.” Koşarak eve dönerken, aklımızda misafirlikte yiyeceğimiz pastalar, çikolatalar, arkadaşlarımızla oynayacağımız oyunlar olurdu. Ama misafirlik o kadar da kolay değildi, uymamız gereken birçok görgü kuralı vardı, aksi takdirde annemizin kaşları çatılır, suratı asılırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Emrin Olur Anne” title_font_size=”13″]

    Misafirliğe gitmeden önce annemiz bize nasıl davranmamız gerektiğini tembihlerdi. Bize her söylediğine kafamızı sallar, uslu olacağımıza dair söz verirdik çünkü bir an önce misafirliğe gitmek için can atardık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Temiz Kıyafetleri Giymek ve Onları Temiz Tutmak Gerekirdi” title_font_size=”13″]

    Annemiz misafirliğe gitmeden önce bize en temiz en güzel kıyafetlerimizi giydirirdi. Kıyafetlerimizi buruşturmamak, üzerine yiyecek içecek dökmemek ise en önemli görevlerimizden biriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tabakta Pasta Bırakılmaz” title_font_size=”13″]
    dilim pasta

    Misafirlikte en lezzetli pastalar, börekler, çörekler tabağımızı doldururdu. Ama tabağımızdaki yiyeceklerin hepsini bitirmemiz gerekirdi, yoksa lokmamız arkamızdan ağlardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Büyüklerin Lafı Bölünmez” title_font_size=”13″]

    Büyüklerimiz keyifle sohbet etseler de bize saygıyla dinlemek düşerdi. Ancak bize bir soru sorulduğunda cevap verir, büyüklerimizin lafını asla bölmezdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”“Anne Eve Gidelim” Diye Tutturulmaz” title_font_size=”13″]

    Misafirlik eğlenceliydi ama çocukluk bir yerde uzun süre durunca sıkılmak demekti. Bir saatten sonra sıkılsak bile eve gitmek için tutturmamız hoş karşılanmazdı, oturup büyüklerimizi beklememiz gerekirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çok Sıkılsak Bile Evin Başka Odalarına Gidilmez” title_font_size=”13″]

    Bazen de oynayabileceğimiz yaşıtlarımız olmazdı ve misafirlikte çok sıkılırdık. Neyse ki biz sıkıldık mı büyüklerimiz şıp diye yüzümüzden anlardı ve istersek gidip içeride oynayabileceğimizi söylerdi. Ama böyle bir izin gelmediği sürece başka odalara gitmek çok çok ayıptı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şeker Avuç Avuç Alınmaz” title_font_size=”13″]

    Çocukluğumuzda bize öğretilen en önemli değerlerden biri açgözlü olmamaktı. Bize o yaşlarda en sevdiğimiz yiyecekler olan çikolata, şeker, lokum tutulduğunda bile yutkunarak sadece bir tane alırdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saygılı ve Uslu Davranmak Önemliydi” title_font_size=”13″]

    Bize bir şey verildiğinde teşekkür etmemiz, büyüklerimize karşı en saygılı tavrımızı takınmamız gerekirdi. Bize ne verilirse onunla oynayarak sessizce zaman geçirir, annemizi kızdırmazdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Şeyi Almadan Önce İzin İstenir” title_font_size=”13″]

    İzin almadan hiçbir şey ellenmezdi. Çekmeceleri açmak, bir şeyleri karıştırmak çok yanlıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yemekler Çocuk Masasında Yenir” title_font_size=”13″]

    Misafirliğe gelen bütün çocuklar için bir çocuk masası oluşturulurdu. Yemeğimizi, arkadaşlarımızla, kardeşlerimizle beraber yerdik. Bu masadaki sohbetlerin tadı aradan yıllar geçse de unutulmaz.