Yazar: admin

  • DANİMARKA’NIN ÜNLÜ RÜYA KEK TARİFİ

    Danimarka’ya özgü bir kek olan ve Türkçeye çevrildiğinde ”Brovst’dan rüya pastası” anlamına gelen Drommekage hem pratik bir tarife hem de kalpleri fethedecek lezzete sahip. Kekin ortaya çıkışının ilginç bir hikâyesi de var. Danimarka’nın ünlü politikacısı Jytte Antersen annesini bir aile partisi için Brovst köyüne götürür. Annesi elindeki malzemelerle bu keki pişirir ve tüm aile üyeleri kekin lezzetine bayılır. Böylece kek, ailenin bir araya geldiği köyden hem ismini alır hem de tüm ülkenin klasikleşmiş lezzeti haline gelir. Siz de farklı ülkelerden farklı lezzetler denemeyi seviyorsanız bu içeriğimiz tam size göre.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle bu leziz kek için gerekli olan malzemeleri listeleyelim: 260 gr un, 300 ml süt, bir yemek kaşığı beyaz sirke veya limon suyu, 6 adet yumurta, 260 gr şeker, 100 gr tereyağı, 2 çay kaşığı kabartma tozu, bir yemek kaşığı vanilya ve bir tutam tuz. Malzemelerin sırayla hangi işlemlerden geçeceği bir sonraki maddede…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Fırını önceden 200 derecede ısıtın. Derin bir kapta un ve kabartma tozunu karıştırın. Tereyağını eritin ve bir kenara ayırın. Başka bir kapta, yumurtaları ve şekeri köpük köpük olana kadar çırpın ve vanilyayı da ekleyip karıştırın. Un karışımının yarısını eleyerek köpük formu elde ettiğiniz karışımla birleştirin. Malzemeleri yavaşça karıştırmaya devam edin ve erimiş tereyağını ekleyin. Bir başka kapta süt ve sirkeyi karıştırıp tümünü ana malzemelere kattıktan sonra geri kalan unu da ekleyerek dikkatlice karıştırın. Kek hamurunu yağlı kâğıt serili kelepçeli kalıba yayın ve 200 derecede 25-30 dakika pişirin. Bir kürdan yardımı ile kek hamurunun pişip pişmediğini anlayabilirsiniz. Keke batırılan kürdan hamura yapışmadan çıkarsa kekiniz pişmiş demektir. Pastayı fırından çıkarmadan önce Hindistan cevizi-karamel sosunun hazır olması gerekiyor. Sos için gerekli olan maddeler ise bir sonraki maddede…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hindistan cevizi-karamel sos için gerekli olan malzemeler: 125 gr tereyağı, 50 gr krema, 200 gr kuru Hindistan cevizi rendesi ve 200 gr esmer şeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kolaylıkla hazırlayabileceğiniz sos tarifi için öncelikle tereyağını bir kapta eritin. Üzerine esmer şeker ve Hindistan cevizi rendesini ekleyin. Karışımı orta ateşte esmer şeker tamamen eriyene kadar karamelize edin. Sosu fırından yeni çıkan kekin üzerine dökün ve üzeri kızarana kadar fırında pişirin. 20-30 dakika soğumasını bekledikten sonra hazırladığınız keki ılık olarak servis edebilirsiniz.

  • Hafta Sonu Şehirden Uzaklaşmak İsteyenler İçin 7 Saklı Kalmış İstanbul Köyü

    Hafta Sonu Şehirden Uzaklaşmak İsteyenler İçin 7 Saklı Kalmış İstanbul Köyü

    Herkesin bazen küçük tatillere, kısa süre için de olsa, farklı bir yere gitmeye, kafasını dinlemeye ihtiyacı olur. Bu küçük molalar enerjinizi tazelemenizi, dinlenmenizi sağlar en önemlisi de moral kaynağı olur. Kendinize küçük bir hafta sonu tatili yaratmak, hafta içi yaşadığınız gerginliklerden, yorgunluklardan uzaklaşmak isterseniz, listemize buyurun. Sizin için, her mevsim ziyaret edebileceğiniz, ister ailecek ister tek başınıza kafanızı dinleyebileceğiniz İstanbul köylerini derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”18. Yüzyıldan Beri Ayakta Olan Kalesi ve Meşhur Kahvaltısıyla Garipçe Köyü” title_font_size=”13″]
    istanbul köyleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rüzgârıyla Deniziyle Karadeniz’i İstanbul’da Yaşamak İçin Karaburun Köyü” title_font_size=”13″]
    istanbul köyleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Binlerce Yıllık Ceneviz Mağaralarını Keşfetmek İçin İnceğiz Köyü” title_font_size=”13″]
    istanbul köyleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ailecek Kamp Yapıp, Şelale Manzarasına Doymak İçin Hacıllı Köyü” title_font_size=”13″]
    istanbul köyleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saklı Göl Kenarında Huzur Dolu Uzun Yürüyüşler İçin Karamandere Köyü” title_font_size=”13″]
    istanbul köyleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzun Kumsalın Ve Birbirinden Güzel Koyların Tadını Çıkarmak İçin Akçakese Köyü” title_font_size=”13″]
    istanbul köyleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğayla Baş Başa Zaman Geçirmek, Hobi Bahçesini Ziyaret Edip Sebze Meyve Nasıl Yetiştirilir Öğrenmek İçin Reşadiye Köyü” title_font_size=”13″]
    istanbul köyleri
  • KUŞ BAKIŞI MANZARALAR

    Dünyamıza tepeden baktığımızda alışageldiğimiz tüm manzaralar bambaşka bir hâl alıyor. Dağların geometrik bir desen olduğu, şehirlerin elektronik plakalara benzediği bu manzaralar aslında yıllardır içinde yaşadığımız dünyanın ta kendisi. Eşsizliğine hayran kaldığımız gezegenimize bir de kuş bakışı bakmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Endonezya’da bulunan bu manzara aslında bir pirinç tarlasına ait.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    En kalabalık şehirlerden biri olan Tayland’ın otoban yoluna kuş bakışı baktığınızda âdeta çağdaş bir sürreal sanat eseriyle karşılaşıyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İzlanda’nın buzul nehirlerinin tepeden çekilen fotoğrafındaki iki rengin sadeliği ve uyumu heyecan uyandırıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Direnç, kondansatör ve anahtardan oluşan elektrik devresine benzeyen bu manzara, geniş alana yayılmış bir fabrika…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Rengârenk şekerlemeler gibi gözüken sahildeki insanlar jöleli mavi bir pastayı süslemişçesine iştah açıcı duruyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yeşil tonlara sahip geometrik desenler ne bir futbol stadyumu ne de bir yüzme havuzu; endüstriyel su arıtma tesisine ait olan tepeden bir görüntü…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Gördüğünüz renkli bir paspas değil, Hollanda’nın ünlü lale tarlalarının muazzam görüntüsü.

  • TAŞLARI BOYAYARAK SANAT ESERİNE ÇEVİRMENİZ MÜMKÜN!

    TAŞLARI BOYAYARAK SANAT ESERİNE ÇEVİRMENİZ MÜMKÜN!

    Taş boyama tıpkı resim yapmaya benzer, burada da fırça darbelerinizle ortaya bir eser çıkartırsınız. Bu kez eseriniz tuvalden değil de taştan yansır. Tamam, belki resim gibi büyük bir sanatçılık gerektirmez ama yine de taşlar yetenekli ellerde sanat eserine benzeyen ürünlere dönüşebilir. Hepsinden de önemlisi hobi olarak yapılan taş boyama sanatı, vakit geçirmek ve stres atmak için birebirdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Boya kullanarak el izleriyle doldurulmuş bu duvarlar Arjantin’deki Eller Mağarası’na (Cueva de las Manos] ait. Anlayacağınız insanın taş boyama zevki yaklaşık 10 bin yıl önceye kadar uzanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde ise taş boyama uğraşı neredeyse bir sanata dönüşmüş durumda. Siz de istediğiniz boy ve renkteki taşlar üzerinde yeteneğinizi özgürce test edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İhtiyacınız olan malzemeler kalın ve ince uçlu fırçalar, asetat kalemler, renkli akrilik veya taş boyaları ile vernikten ibaret. Taşlarınızın yüzeyinin mat olması da önemli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle seçtiğiniz taşları sabunla yıkayarak iyice kurutmanız gerekiyor. Üzerine kurşun kalemle taslak çiziminizi yaptıktan sonra da dilediğiniz renklerle boyayıp ardından vernikleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kurşun kalemle taslak çizim yapmadan daha serbest bir çalışma yapmanız da mümkün. Beyaz, yassı ve geniş yüzeyli taşların her zaman daha rahat boyandığı da aklınızda olsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İsterseniz taşı olduğu gibi bir objeye veya canlıya da çevirebilirsiniz. Bunun için taşı seçerken hayal gücünüzü kullanmalı, hangi taşın neye benzediğini öngörmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Eliniz alıştıkça taşlarınızın boyutunu da büyütebilir, ya da boncuklar yapıştırarak taşlardan nazar boncuğu gibi birbirinden renkli ve şık objeler üretebilirsiniz.

  • YERLİ VE YABANCI EFSANE SESLER

    YERLİ VE YABANCI EFSANE SESLER

    Dünyayı Sesleriyle Büyülemiş Kadınlar” içeriğimizi okuyanlar için sıra erkek vokallere gelmiş demektir. Kimi kuş kadar hafifleten, kimi bütün duyguları harekete geçiren hırçın ya da coşkulu sesiyle efsaneleşti. Listemizde yer alanlardan hiçbiri hayatta değil ama şarkıları ve sesleri dün gibi kulağımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1. Dünya Savaşı sırasında bir radyo programında söylediği solo şarkılarla ünlenen Frank Sinatra’yı tüm dünya özellikle “My Way” şarkısıyla bütünleştirmiştir. Peki siz, 1998’de 82 yaşında iken hayata veda eden efsane şarkıcının Oscar kazanmış bir aktör olduğunu da biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yurt dışında çok sayıda konser veren, Uzakdoğu’dan Avrupa’ya ünlenen Barış Manço ülkemizde 7’den 77’ye hepimizin gönlünde yaşamaya devam etmektedir. Bal Böceği, Yaz Dostum, Kol Düğmeleri, Hal Hal, Dönence gibi onlarca şarkısıyla efsane olmuş seslerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    “That’s Amore”, “Killing Me Softly with Her Song” gibi şarkılarıyla gönlümüzde taht kuran Dean Martin, yumuşacık sesiyle müzik piyasasında ünlendikten sonra Jerry Lewis’le karşılaşmış ve sinemaya yönelmişti. Fakat listelerde Beatles grubunu bile geride bıraktığı şarkılarıyla o her şeyden önce efsane bir sesti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1996’da 57 gibi genç bir yaşta kaybettiğimiz Tanju Okan İtalya’da şan eğitimi alıp, 1960’ların sonunda Fransa’ya giderek iki 45’lik yayınladı. Yabancı şarkıların Türkçe versiyonlarını ve pop tarzındaki yeni besteleri seslendirdiği 70’li yıllar ise onu Türk dinleyici için efsane sesler arasına yerleştirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Söz yazarı, caz piyanisti ve tabii ki şarkıcı Nathaniel Adams Coles, “King” adını sonradan almıştır. 1919 doğumlu Amerikalı sanatçı da henüz 45 yaşında hayatını kaybetmiş olsa da, o tarihte caz tarihinin en iyi müzisyenleri arasına çoktan girmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde rock türünün yerleşmesinde büyük katkısı olan Cem Karaca, Anadolu rock’ın da kurucularındandı. Efsane sesin 58 yıllık yaşamı içinde söylediği ve kendisi gibi efsane olan şarkıları günümüzde hala özelliğini ve kalitesini korumaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    “Siyah giden adam” Johnny Cash, Amerikan rock ve country müziğine söz, beste ve vokal olarak katkı sunmuş efsanevi bir isimdir. Hayatını kaybettiği 71 yaşında yorumladığı “Hurt” şarkısıyla zihinlerdeki yerini pekiştirmiş ve efsaneler arasına girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ray Charles efsanesi zihnimize, siyah gözlükleriyle piyanosunun başında oturmuş müthiş doğaçlamalar yapan blues ustası olarak yer etmiştir. Yedi yaşında görme yetisini kaybeden müzisyeni üne kavuşturan ise Atlantic Records’un sahibi Ahmet Ertegün olmuştur.

  • Kitap Okuyarak Yaşam Kalitenizi Yukarılara Çekebilirsiniz

    Kitap Okuyarak Yaşam Kalitenizi Yukarılara Çekebilirsiniz

    “Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?” sorusunun cevabı gezilen yerlere ve okunan kitaplara göre değişse de “Hiç okuyanla okumayan bir olur mu?” soru kalıbına verilecek cevap hepimiz için aynı olacaktır. Aslına bakarsanız kitap okumanın insan hayatına kattığı artıları enine boyuna yazmaya kalksak ortaya koca bir kitap çıkar ama konuyla ilgili hazırladığımız şu kısa liste bile okumanın önemini vurgulamaya fazlasıyla yetiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hangi dilde olursa olsun okuduğumuz her kitap bizi yeni kelimelerle tanıştırır, hatta bildiğimiz ama günlük hayatta kullanmayı ihmal ettiğimiz kelimeleri yeniden hatırlatır. Kitap okumak her şeyden önce kelime haznemizi genişletir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kelime haznemizin genişlemesi demek daha iyi düşünmek, daha güzel cümleler kurmak ve daha iyi yazabilmek demektir. Kişinin kelime haznesi geliştikçe özgüveni de gelişir ve hepsi birleştiğinde kendini çok daha iyi ifade edebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Okumaya başladığımız her kitapta yeni bir konunun içine girer, yeni karakterlerle tanışır, her birini takip etmeye çalışırız. Ve bütün bunlar olup biterken zamanın nasıl akıp gittiğini anlamayız bile… Kitap okuduğumuz saatler yalnızlık duygusunu alıp götürürken tek başına kalmayı kitap okuyabilmek için özellikle tercih ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Uzmanlar bilimsel araştırmalara dayanarak belirtiyorlar ki stresle baş edebilmenin yollarından biri de kitap okumaktan geçiyor. Kitap okuduğumuz sürelerde zihnimiz kendini yoran kaygı ve sıkıntılardan uzaklaşarak kendine yeni ve rahatlatıcı bir alan oluşturuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Okuduğumuz bir kitapla bir araya gelmesi mümkün olmayan iki aşığın, bir başkasıyla Ay’a yolculuk eden bir adamın, başka bir kitapla fillerin yaşam döngüsünün, diğeriyle bin yıldır süre gelen bir öğretinin içine gireriz. Bu yüzden her kitap yeni bir dünya demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kitap okumak bir konuda uzmanlaşmamıza katkı sunarken farklı konularda bilgi sahibi olmamızı da sağlar. Bilgi sahibi, muhakeme yeteneği gelişmiş, pratik düşünebilen bir okurun zeki, yaratıcı ve üretken olması da kaçınılmaz sonuç olarak ortaya çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uzmanlar uykuya geçmeden önce kitap okumamızı tavsiye ediyor ve bunu stresten uzak tutan etkisi nedeniyle yapıyorlar. Gün içinde zihnimizde oluşan kaygıları kitap okurken bir kenara bıraktığımızı söylemiştik, hemen ardından uykuya dalmak da işte bu yüzden huzurlu bir uyku çekmemizi sağlıyor.

  • 8 Madde İle Kahve Kültüründe Son Trend: Üçüncü Dalga Kahve

    8 Madde İle Kahve Kültüründe Son Trend: Üçüncü Dalga Kahve

    Üçüncü dalga kahveyi duyunca sizin de aklınızdan “Birinci ve ikinci dalga kahve neydi acaba?” diye geçmiştir. Birinci dalga, pişirilmeye gerek duymayan, hızlıca tüketilen dondurulmuş kahveler ve bunların paketler halinde satışa sunulmasıydı. Kahve üzerine açılan mekânlarda espresso, latte gibi çeşitli kahvelerin servis edilmeye başlanması ikinci dalga kahveyi oluşturdu. 21. yüzyıl başları ise bizi üçüncü dalgayla buluşturuyor. Üçüncü dalga kahvenin ne anlama geldiği Kültür ve Yaşam’ın 8 maddelik listesinde!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • GÜNEŞ’İN EN GÜÇLÜ GÜNÜ: YAZ GÜN DÖNÜMÜ

    Yılın en uzun günü, gecenin en kısa hâli… Gökyüzünde Güneş zirveye ulaşır; yeryüzü, en güçlü ışıkların içinde parlar. Yaz gün dönümü yalnızca bir astronomi olayı değil; aynı zamanda doğanın, insan ruhunun ve kültürlerin ortak bayramıdır. Antik Mısır’dan Vikinglere, Maya piramitlerinden Anadolu’nun kadim topraklarına uzanan bu evrensel ışık şöleni hem bilimsel hem de ruhsal anlamlar taşır. Peki, 21 Haziran neden yılın en uzun günüdür? Gelin, kültürel yaşam açısından büyük önem taşıyan bu özel günü bilimsel yönleriyle birlikte keşfedelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kuzey yarım kürede her yıl 21 Haziran’da yaz gün dönümü yaşanır. Bu tarihte Güneş ışınları, Yengeç Dönencesi’ne dik açıyla gelir ve Güneş, gökyüzünde yılın en yüksek noktasına ulaşır. Bu nedenle gündüzler yılın en uzun, geceler ise en kısa hâline gelir. Örneğin, İstanbul’da 21 Haziran’da gündüz süresi yaklaşık 15 saattir. Oysa kış gün dönümünde, gündüz süresi yalnızca 9 saat civarındadır. Bu belirgin fark, Dünya’nın ekseninin eğik olması ve Güneş etrafındaki yörüngesinin elips şeklinde olmasından kaynaklanır. Yaz gün dönümünde, Güneş gökyüzünde daha uzun süre kaldığı için kuzey yarım kürede gündüzler daha uzun yaşanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dünya hem Güneş’in etrafında hem de kendi ekseni etrafında yaklaşık 23,5 derece eğik bir açıyla döner. Bu eksen eğikliği nedeniyle Güneş ışınları yıl boyunca Dünya’nın her yerine aynı açıda ulaşmaz; bazı dönemlerde daha dik, bazı dönemlerde ise daha eğik gelir. İşte bu farklılık, mevsimlerin oluşmasına neden olur. Güneş ışınları bir yarım küreye daha dik geldiğinde o bölgede yaz mevsimi yaşanırken, diğer yarım kürede kış mevsimi görülür. 21 Haziran, kuzey yarım küre için yaz mevsiminin başladığı gündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bitkiler için uzun gündüzler, fotosentez hızının artmasına ve büyüme döneminin zirveye ulaşmasına olanak tanır. Hayvanlar ise göç ve üreme döngülerini bu döneme göre ayarlar. Örneğin; leylek, turna, sığırcık ve ibibik gibi kuş türleri, yaz gün dönümünde daha uygun sıcaklık ve bol besin bulabilecekleri üreme alanlarına göç eder. İnsanlar da tarih boyunca yaz gün dönümünü, özellikle tarım ve hasat zamanlarını belirlemek için önemli bir rehber olarak kullanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yaz gün dönümünde, Güneş ışınlarının daha dik açıyla gelmesi ve günlerin uzun olması sayesinde güneş panelleri yılın en yüksek verimini sağlar. Bu durum, temiz ve yenilenebilir enerji üretimi açısından büyük avantajlar sunar. Güneş enerjisinin verimli kullanımı, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltarak çevresel etkileri en aza indirir ve iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynar. Yaz gün dönümü, enerjinin doğayla uyum içinde kullanılabileceği bir dönemi simgeler ve sürdürülebilir yaşam için güçlü bir ilham kaynağı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gözleme dayalı takvimlerin temelini oluşturan bu özel gün, birçok antik yapının tasarımında da kendini gösterir. Örneğin, İngiltere’de yaklaşık 5000 yıl önce inşa edilen Stonehenge Anıtı, yaz gün dönümünde Güneş’in doğuşuna göre hizalanmıştır. Maya uygarlığında, özellikle Chichén Itzá’daki El Castillo Piramidi’nde ekinoks dönemlerinde ortaya çıkan gölge oyunları, kutsal yılan tanrısı Kukulkán’ın yeryüzüne inişini simgeler. Antik Mısır’da ise Güneş tanrısı Ra’ya adanmış tapınaklar, Güneş’in gökyüzündeki hareketlerine göre özenle inşa edilmiştir. Tüm bu yapılar, yaz gün dönümünün yalnızca bilimsel bir olgu değil, aynı zamanda ruhsal ve kültürel bir olay olduğunu da gözler önüne serer. Bu yüzden gün dönümü, dünyanın dört bir yanında hâlâ coşkulu kutlamalarla karşılanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yaz gün dönümünden sonra, günler yavaş yavaş kısalmaya başlar. Bu, doğanın sonbahar ve kışa doğru hazırlık sürecine girdiğinin habercisidir. Gün dönümü aslında bir dönüm noktasıdır; doğa o anda en yüksek enerji seviyesine ulaşır ve ardından yavaş yavaş geri çekilmeye başlar.

  • Altın Kalpli Son Abdal Neşet Ertaş’ın 8 Eşsiz Yönü

    Altın Kalpli Son Abdal Neşet Ertaş’ın 8 Eşsiz Yönü

    Kendine has tavrıyla ve müziğiyle hem bu toprağın insanının hem de dünyanın dört bir yanından müzik severlerin sevgisini kazanan Neşet Ertaş’ı eşsiz bir sanatçı ve gönül insanı yapan 8 özelliği listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Abdallık Geleneğinin Son Temsilcisi ” title_font_size=”13″]
    halk ozanı, gönül dağı

    Canlıların görünüşüne değil içindeki öze değer veren Abdallık geleneğinin son temsilcisi olarak kabul gören Neşet Ertaş, herkesi kucaklayıcı karakteriyle bu unvanın hakkını verir. 1938 yılında Kırşehir’de doğan Ertaş, Türkler’in Orta Asya’dan Anadolu’ya gerçekleştirmiş oldukları göçler sırasında yöreye yerleşen Abdalların mirasını günümüze taşır. Abdallar, hak yoluna yürüyen ve haksızlıklarla mücadele eden gezgin dervişlik geleneğini temsil eden kişilerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aileden Sanatçı” title_font_size=”13″]
    aşık, yalan dünya

    Neşet Ertaş müzik hayatına babası Muharrem Ertaş ile yöre düğünlerinde saz çalıp, türküler söyleyerek başladı. “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.” diyen Ertaş, 1957 yılında ilk plağı “Neden Garip Ötersin Bülbül” de babasının bir türküsü ile çıkış yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bozkırın Tezenesi” title_font_size=”13″]
    neredesin sen

    Yaşar Kemal, “İnce Memed” adlı eserini “Bozkırın Tezenesi’ne” diye imzalar ve o sırada Almanya’da bulunan Neşet Ertaş’a yollar. Bu unvan Ertaş’la o kadar özdeşleşir ki, Kırşehir’den çıkan son Abdal, sıklıkla bu şekilde anılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anadolu’nun Hüzünlü Sesi” title_font_size=”13″]
    abdallık geleneği

    Neşet Ertaş, hüzünlü bozlaklarla her dinleyenin yüreğine işler. Bozlağı, feryat, ağıt olarak tanımlayan sanatçı Almanya’da bulunduğu yıllarda gurbeti de tatmıştır, tüm bu yaşanmışlıkları bozlaklara yansır, dinleyeni tam kalbinden yakalar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaşayan İnsan Hazinesi” title_font_size=”13″]
    abdal

    Neşet Ertaş’ın değeri yurt dışında da bilinmiştir. Ertaş 2011 yılında Unesco’nun Yaşayan İnsan Hazinesi listesine dahil edilmiştir, aynı yıl İTÜ Devlet Konservatuarı’ndan fahri doktora unvanı almıştır. Bağlamadaki tavrı ve eserleri konservatuarlarda ders olarak okutulmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gönlü Dağlar Gibi Geniş ” title_font_size=”13″]
    bozkırın tezenesi

    Kalabalığı değil huzuru seven; canları düşüncesine ırkına göre ayırt etmeyen, çaldığı sazdan, söylediği sözden başka hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Ertaş, insanları kucaklayan, manevi yönü çok güçlü bir insandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İncitme Canı İncitme” title_font_size=”13″]
    bozkırın tezenesi, son abdal

    Ölümüyle milyonları üzen Ertaş doğduğu Kırşehir’in Bağbaşı Mezarlığı’nda, yaşamında sanatıyla ona rehber olmuş babasının yanında yatar. Mezar taşında ise ”Sakin ol ha, insanoğlu. İncitme canı, her can bir kalp, Hakk’a bağlı. İncitme canı, incitme.” yazar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mütevazı Sanat İnsanı” title_font_size=”13″]
    bozkırın tezenesi

    Ertaş anonim türkülerin arasında kendi türkülerini de söyler ama o kadar mütevazı bir kişiliğe sahiptir ki söylediği türkülerin kendi bestesi olduğunu belirtmez ve bu durum ancak yıllar sonra fark edilir. Bu mütevazı yönü onun çok sevilmesinin nedenlerinden biridir.

  • KARNE KAYGISI YAŞAYAN ÇOCUKLAR İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    Karne dönemi, birçok çocuk için hem heyecan hem de kaygı dolu bir süreçtir. “Ya notlarım düşükse?” ya da “Ailem bana kızar mı?” gibi sorular, çocukların zihinlerini meşgul edebilir ve karne kaygısına yol açabilir. Bu dönemde çocuğunuzun başarısını yalnızca karne notlarıyla değil; gösterdiği çaba, yaşadığı gelişim ve hissettiği duygularla birlikte değerlendirmeye ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaygıyı Anlamakla Başlayın” title_font_size=”13″]

    Karne kaygısı, çocuğun yalnızca başarısız olmaktan değil; aynı zamanda ailesinden gelecek olumsuz tepkilerden, hayal kırıklığı oluşturmaktan ya da kendine olan güvenini yitirmekten duyduğu korkudan kaynaklanabilir. Bu, küçümsenmemesi gereken duygusal bir yük olabilir. İlk adım, çocuğun bu duygusunu görmezden gelmek yerine kabul etmektir. “Böyle hissetmen normal.”, “Endişelenmen anlaşılır bir durum.” gibi cümleler, çocuğun duygularını tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olur. Unutmayın, çocuklar yalnızca söylediklerinizle değil; aynı zamanda davranışlarınızla da ilgilenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yargılamadan Dinleyin” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuz karneyle ilgili duygularını sizinle paylaşmak istediğinde, onu dikkatle dinleyin. Sözünü kesmeden ve savunmaya geçmeden dinlemek, çocuğunuzun kendini güvende hissetmesini sağlar. Bu anlarda, “Bunu düzeltmek için birlikte bir plan yapabiliriz.” gibi destekleyici ifadeler, hem çözüm odaklı bir yaklaşım sunar hem de çocuğunuza yalnız olmadığını hissettirir. Unutmayın, bazen en güçlü destek; sessiz, yargılamayan ve anlayışla dinleyen bir duruş olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karneyi Kişilikle Karıştırmayın” title_font_size=”13″]

    Unutmayın, karne yalnızca bir çıktıdır; çocuğun karakterini, değerini ya da gerçek potansiyelini yansıtmaz. Bir çocuğu “tembel”, “başarısız” gibi olumsuz etiketlerle tanımlamak, sadece o anki duygularını değil; uzun vadede özgüvenini ve öğrenmeye olan isteğini de zedeleyebilir. Çocuğunuzun karnesine değil; gösterdiği çabaya, karşılaştığı zorluklara ve sergilediği dirence odaklanın. Çünkü aslında en değerli not, çocuğun kendine ve hayata dair umutlarını koruyabilmesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çaba ve Gelişim için Odak Noktasını Değiştirin” title_font_size=”13″]

    Karne günü geldiğinde, ilk sorumuz genellikle “Karnen nasıl?” olur. Oysa bu yaklaşım, çocuğun yalnızca sonuçla tanımlanmasına neden olabilir. Bunun yerine, “Senin için en zor ders hangisiydi?”, “Bu dönem en çok hangi konuda geliştiğini düşünüyorsun?” gibi sorular, çocuğun kendini daha iyi ifade etmesine yardımcı olur ve öğrenmeye dair iç motivasyonunu besler. Unutmayın, anlamlı sorular; güvenli bir iletişimin ve güçlü bir öğrenme kültürünün temelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tatilin Tadını Kaçırmayın” title_font_size=”13″]

    Karne notları ne olursa olsun her çocuk dinlenmeyi, keşfetmeyi ve koşulsuz sevilmeyi hak eder. Yaz tatilini birlikte kitap okuyarak, oyunlar oynayarak, yeni şeyler öğrenerek ya da sadece kaliteli zaman geçirerek değerlendirmek hem çocuğun gelişimini destekler hem de aile bağlarını güçlendirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaygı Yoğunsa Bir Uzmandan Destek Alın” title_font_size=”13″]

    Eğer çocuğunuzda karne dönemiyle birlikte ağlama nöbetleri, uykusuzluk, mide ağrıları, okuldan kaçma isteği gibi belirtiler gözlemliyorsanız, bir çocuk psikoloğundan yardım almak sağlıklı bir adım olabilir. Unutmayın, her çocuk öğrenir ama kendi hızında. Önemli olan, yalnızca karnedeki notlara değil; çocuğunuzun duygularına, ihtiyaçlarına ve içsel dünyasına da dikkatle bakabilmektir.