Etiket: yürüyüş yolu

  • 2 Bin Yıl Öncesinin Savunma Duvarı 21. Yüzyılın En Turistik Yürüyüş Yolu

    2 Bin Yıl Öncesinin Savunma Duvarı 21. Yüzyılın En Turistik Yürüyüş Yolu

    Nasıl olmasın! Çin Seddi o kadar görkemli bir yapı ki 1986 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası, 2007 yılında Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri seçildiğinde kimse şaşırmadı. Günümüzde de her yıl milyonlarca kişinin ziyaret ettiği duvarı kimi özel günlerde 10 milyona yakın kişi gidip görüyor. Ne var ki 2000 yıl önceki yapılış amacı bir hayli farklıydı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çin Seddi, inşası tamamlandığı zamanlarda yaklaşık 9.000 kilometreydi fakat yıllar içinde oluşan yıkımlar nedeniyle büyük bir bölümü günümüze ulaşamadı. Bugünkü uzunluğu ise 2.500 kilometre.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İnşasının tamamlanması öyle 5 – 10 yıl değil 2.000 yıldan fazla sürdü. MÖ 221’de başlayıp MS 608’e kadar süren yapımı Çinliler yıllarca devam ettirdi; ta ki MS 17’nci yüzyıla kadar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çin Seddi’nin inşasına İmparator Qin Shi Huang Dönemi’nde savunmaya yönelik önlem olması için başlanmıştı. Bugünkü tarihçiler ise ülkeden kaçışları önlemek, ülkenin kendi içinde birleştiğini ilan etmek gibi nedenlerle yapıldığını öne sürmekte…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çinlilerin “Çang – Çeng” yani “Uzun Duvar” ya da “Wan Li Çang Çen” yani “On Bin Li’lik Duvar” diye isimlendirdiği yapıya bizler İngilizceden tercümesi ile “Çin Seddi” diyoruz. Dünyada ise geçmişten bu yana “kemer”, “kale”, “bariyer” gibi farklı isimlerle anılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Taş, tuğla, kil, kireç, toprak hatta plastikten harç karılarak inşa edilen duvarın yüksekliği 4 ile 6 metre arasında. Zemin kalınlığı 7 metre iken üst yüzeyin kalınlığı 6 metre ve buradan atlı ya da tekerlekli arabalar geçebilmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çin’in kuzeybatısı boyunca uzayıp giden duvarda, 200 metre aralıklarla gözetleme kuleleri, 9 kilometre aralıklarla fener kuleleri görülebilir. Çin Seddi’nin en yüksek noktası ise yaklaşık 1.525 metredir ve bu nokta Heita Dağı üzerine denk gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Üzerine birçok efsane üretilen Çin Seddi ilk kez 1957 yılında ziyarete açıldı. O günden bugüne çeşitli spor aktivitelerine de ev sahipliği yapan duvarın üstünde yürüyen ziyaretçiler olağanüstü manzaralara da tanıklık ediyor.

  • DOĞA YÜRÜYÜŞÇÜLERİNİN GÖZDESİ KARİA YOLU

    İsmini antik Karya Bölgesi’nden alan ve yaklaşık 850 kilometre uzunluğa sahip Türkiye’nin en uzun yürüyüş yolu; Aydın’ın Çine ilçesinden başlayarak Muğla’nın yarımadalarının tamamını kapsıyor. Rota çeşitli köy ve kasabalara, koylara, tepe ve dağ yolları ile antik kentlere de uğramasından ötürü Türkiye’den ve yurt dışından pek çok doğa yürüyüşçüsünün gözde rotalarından bir tanesi olmuş durumda. Gökova Körfezi ve İç Karia olmak üzere dört ana bölüm ve Muğla çevresi olarak bir ek bölümden oluşan, Nat Geo tarafından 2021’de dünyanın en iyi altı macera rotasından biri olarak gösterilen Karia Yolu’nu daha yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle Karia Yolu’nun nasıl ortaya çıktığını anlatmakla başlayalım. Yunus Özdemir, arkadaşı olduğu Altay Özcan ve Volkan Demir’e Karia Antik Bölgesi’nde uzun mesafeli bir yürüyüş yolu rotası oluşturma fikrini sunar ve üç arkadaş 2009’da yola çıkar. Rotayı tamamlayıp amaçlarını gerçekleştirmek için dört kış yürüyecek olan bu ekibe, 1988’den bu yana Türkiye’yi yürüyerek gezen Dean Livesley de katılır. Köy kahvelerinde bölgenin yaşlılarına danışan ekip, patikalardan oluşan bir ağ̆ belirlemeye başlar. Gür bitki örtüsünün içinden yol alan ekip, unutulmuş patikaları tekrar gün yüzüne çıkarır. Antik yollar, çoban patikaları ve orman yollarının hepsi birleştirilerek Türkiye’nin en uzun yürüyüş yolu oluşturulur. Karia Yolu, Şubat 2013’te resmi olarak açılır. 850 kilometreden fazla mesafeye sahip rota, bölünmüş 46 etaptan oluşmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Marmaris’teki İçmeler’den başlayan ilk etap, Bozburun Yarımadası’nın el değmemiş güzelliklerine kadar uzanıyor. Keşif yapmak isteyen yürüyüşçüler için gözden uzak patikaların olduğu rota, geleneksel köylerin ya da turizm ihtiyaçlarına cevap veren sahil kasabalarının bulunduğu; Rodos ve Symi Adalarını gören harika manzaralar eşliğinde ilerliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Eski Datça’dan başlayan etap, önce güneye ve sonra batıya doğru ilerliyor. Engebeli burunlar ve koylar aşıldığında Knidos Antik Kenti’ne ve yarımadanın ucunda yer alan Deveboynu Deniz Feneri’ne ulaşılıyor. Bu noktadan doğuya, yani ana karaya doğru yol alan rota Datça Yarımadası’nın neredeyse hiç yerleşim görmemiş kuzey şeridini takip ediyor ve bölgenin en dar kısmı olan Balıkaşıran’a, buradan da Kleopatra ya da diğer adıyla Sedir Adası’na doğru ilerleyip “Yavaş şehir” unvanına sahip Akyaka’da son buluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Akyaka’dan başlayan rota, ormanlık patikalardan kıran dağlarına kadar uzanıyor ve vadi içerisinde yer alan köylere ulaşıyor. Yukarıdan Gökova Körfezi’nin etkileyici manzaraları ve Datça Yarımadası’nın dağları görülürken, rotanın bir kısmı; eğimi azaltmak için kıvrılarak ilerleyen eski kervan yollarından geçiyor. Aşağılara doğru indikçe saklı koylar ve ıssız plajlar yürüyüşçülere büyüleyici sürprizler sunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gökova Körfezi’nden başlayan rota, halı dokumacılığı ile ünlü Milas’ın köylerinden geçerek, Karia’nın eski başkenti olan Mylasa’ya (Milas) ulaşıyor. Yemyeşil çayırların ve asırlık zeytinliklerin arasından, taş döşeli yollardan kıvrılarak geçen rota, Beşparmak Dağları’nın eteklerine ulaşıyor. Bafa Gölü’nün kıyılarından Beşparmak Dağları’nın zirvesine çıktığınızda tepede bir şemsiye gibi duran upuzun çam fıstığı ağaçları ve zeytinliklerin arasından Karia Kraliçesi Ada’nın kenti, Alinda’nın bulunduğu antik kente ulaşmak mümkün. Antik kentin agorasının altında Karia Yolu’nun da bitiş noktası olan Karpuzlu görünüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yine Akyaka’dan başlayan rota, bu defa eski bir kervan yolundan yükseliyor. İç kesimlere doğru ilerledikçe tarlalardan, ormanlık yamaçlardan ve Thera Antik Kenti’nin kaya mezarlarından geçen rota Muğla’ya yöneliyor. Karabağlar Yaylası’nda Osmanlı döneminden kalma, kimileri restore edilmiş kahvehaneler, muazzam güzellikteki Değirmendere Kanyonu, Muğla’nın ismini aldığı Mobolla Antik Kenti ve dar sokaklı eski Muğla yerleşimi; bu rotanın ilk etabını oluşturuyor. Terk edilmiş bir köy olan Meyistan’ı geçtikten sonra antik bir yol üzerinden Stratonikeia Antik Kenti’nin şaşırtıcı kalıntılarında son bulan rotada kuzeye doğru ilerledikçe “Aman Ormancı” türküsüne konu olan Belen Kahvesi’ne ulaşılıyor. Orman içi patikalardan ve sakin köy yollarından geçen bu rotanın büyük bir kısmını bisikletle de keşfetmek mümkün.