Etiket: yürüyüş

  • Sizi Oturup Çekirdek Çitlemekten Alıkoyacak 10 Aktivite

    Sizi Oturup Çekirdek Çitlemekten Alıkoyacak 10 Aktivite

    Evde televizyonun karşısında, mahallede bir duvarın üstünde, parkta, sahilde, okulda, iş yerinde, bazen kendinizi bir anda çekirdek çitlerken bulabilirsiniz. Çekirdek sizi etkisi altına alır ve yapılacak birçok aktivite, keşfedilecek birçok güzellik varken büyülenmiş gibi olduğunuz yerde sabitlenir, sonu saatlerce gelmeyecek olan çekirdek paketinin dibini bulana dek orada kalabilirsiniz. Tüm bunları yaşamayın, hayatın tadını doya doya çıkarın, gezin görün dolaşın istedik ve size çekirdek çitlemek yerine yapabileceğiniz 10 maddelik bir aktivite listesi hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yürüyüş Yapmak” title_font_size=”13″]
    running, walking, sosyal aktivite

    Düzenli yürüyüş yapmanın sağlığınıza faydaları artık kitaplara, dergilere hatta internete sığmıyor ama bir de şu yönden bakın: Çok gezen çok bilir. Kendinize güzel yürüyüş rotaları belirleyin, mesela şehrinizdeki görülecek yerleri uzun yürüyüşlerle keşfetmek tahmin ettiğinizden çok daha fazla hoşunuza gidebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dostlarla Kahve İçmek” title_font_size=”13″]
    coffe, sosyal aktivite

    İnsanı sevdikleriyle bir araya gelip de sohbet etmek kadar mutlu eden az şey vardır. Oturup televizyon karşısında çekirdek yemek yerine, dışarı çıkıp sevdiklerinizle birlikte zaman geçirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Müze Gezmek” title_font_size=”13″]

    Her şehrimizde, tarihimize, sanatımıza, kültürümüze ışık tutan birbirinden güzel müzeler bulunur. Çekirdek yemenin kesinlikle yasak olduğu müzelerimizde bir yandan genel kültürünüzü geliştirirken bir yandan da çekirdek yeme alışkanlığınızdan uzak durabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Teleskop İle Yıldızları Seyretmek” title_font_size=”13″]
    sosyal aktivite

    Şehrinizi, ülkemizi, dünyamızı ve hatta uzayı keşfedin. Şehrin farklı noktalarına serpiştirilmiş teleskoplar sayesinde yıldızları, gezegenleri izleyebilir, hatta böylece çocuklarınızı çekirdek yemek yerine bilimle tanıştırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fotoğraf Çekmek” title_font_size=”13″]
    sosyal aktivite

    Son zamanların en gözde hobilerinden biri olan fotoğrafçılıkla tanışarak bilinçsizce çekirdek çitlemekten uzak durabileceğiniz gibi sevdiklerinizin, gezdiğiniz yerlerin güzel fotoğraflarını çekebilir, sanatla uğraşmanın tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklete Binmek” title_font_size=”13″]
    sosyal aktivite

    Bisiklete binmek hem spor yapmanın hem de gezmenin en zahmetsiz ve en eğlence yollarından biridir. Bisiklete bindiğiniz sırada çekirdek yiyemeyeceğiniz gibi daha önce yediğiniz çekirdekler sebebiyle aldığınız kalorileri de yakabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kitap Okumak” title_font_size=”13″]
    reading a book

    Evet, biliyoruz kitap okurken bir yandan da çekirdek yemeniz mümkün ama siz bunun yerine, ilginizi çeken bir konuda bir kitap, heyecanlı bir roman alın ve kendinizi sayfaların arasındaki yolculuğun kollarına bırakın. Bu sırada çekirdek dâhil aklınızdaki tüm düşüncelerden uzaklaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeni Tarifler Denemek” title_font_size=”13″]
    aşçılık, cooking, cook

    Sağlıklı beslenmenin, yeni lezzetler keşfetmenin en kestirme yolu mutfağınızda yeni yemekler denemektir. İnternetten, yemek kitaplarından yeni tarifler bulun, kollarınızı sıvayıp mutfağa girin ve çekirdek yerine pişireceğiniz yiyecekleri tüketmeye çalışın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tiyatroya Gitmek” title_font_size=”13″]
    oyunculuk, theatre, sosyal aktivite

    Sanatın farklı dallarıyla meşgul olun böylece hayatınızı oturup çekirdek yemek yerine sanatla doldurursunuz. Tüm şehirlerimizde bulunan devlet ve özel tiyatroların programlarını edinin, eminiz ki sizi çekirdek yemekten alıkoyacak oyunlar bulacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sahafları Gezin” title_font_size=”13″]
    sosyal aktivite, kitap, kitapçı

    İkinci el kitap satan sahafları gezerek güzel zaman geçirebilir. Sahaflardaki mis gibi kitap kokusunu içinize çekip, birbirinden ilginç eski kitaplarla daha yaratıcı alışkanlıklara yelken açmayı deneyebilirsiniz.

  • DÜNYANIN EN ÜNLÜ YÜRÜYÜŞ ROTALARI

    En eski seyahat yöntemlerinden biri olan yürüyüş, doğayla bütünleştiğimiz, adımlarımızla şehrin karmaşasından uzaklaştığımız en sakin ve dingin aktivitelerden biridir. Dağ zirvelerine doğru tırmanırken, derin vadilere inerken ya da okyanusun huzurlu dalgalarıyla çevrili sahil yollarında yürürken keşfedilen rotalar sadece kilometrelerden ibaret değildir. Her bir yol, tarihin, kültürün ve doğanın iç içe geçtiği zengin bir hikâye sunar. Yazımızda, dünyanın en özel yürüyüş rotalarını sizler için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Likya Yolu, Türkiye ” title_font_size=”13″]

    Likya Yolu, Antalya ile Muğla arasında uzanan, yaklaşık 540 kilometrelik bir yürüyüş rotasıdır. Antik medeniyetlere ait yolları ve patikaları takip eden bu rota, adını M.Ö. 2000’li yıllarda bu bölgede yaşamış Likyalılardan alır. Yürüyüş rotası, kayalık yollar, ormanlar, köyler ve sahiller boyunca uzanarak hem doğal hem de kültürel zenginlikleri keşfetme imkânı sunar. Fethiye, Kaş ve Olimpos gibi tarihî ve turistik noktaların yanı sıra, antik kentler, kaya mezarları ve Roma dönemine ait kalıntılar bu yol boyunca karşınıza çıkar. Muhteşem deniz manzaralarıyla da öne çıkan bu rota, “Dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotası” arasında yer alan Likya Yolu ile ilgili detaylı bilgiler için linki tıklayın…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Routeburn Parkuru, Yeni Zelanda” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda’daki Routeburn Parkuru, ülkenin en görkemli dağlarından Fiordland ve Aspiring Dağı’nı kapsayarak, yürüyüş boyunca dağ gölleri, yemyeşil yağmur ormanları ve karla kaplı zirveler eşliğinde büyüleyici manzaralar sunar. 30 kilometreden uzun olan bu rota, genellikle üç gün, iki gece sürede tamamlanır. Yürüyüş sezonu olan nisan ve ekim ayları arasında parkur üzerinde hizmet veren konaklama yerlerinde önceden rezervasyon yaptırmak gerekir. Kış aylarında ise kar, buzlanma ve çığ tehlikesi nedeniyle zorlu hava koşulları yürüyüşü daha riskli hale getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Overland Parkuru, Avustralya ” title_font_size=”13″]

    Avustralya’nın Tazmanya Adası’nda yer alan Overland Parkuru, zorlu ama nefes kesici manzaralarıyla ünlüdür. 65 kilometreyi aşan bu yürüyüş rotası, Tazmanya Yaban Hayatı Koruma Alanı içinde bulunan St. Clair Gölü Ulusal Parkı ile Cradle Dağı’nı kapsar ve ortalama altı günde tamamlanır. Rotada yağmur ormanları, buzulların şekillendirdiği vadiler, magmatik kayaçlardan oluşan dolerit dağları ve büyüleyici şelaleler yer alır. Yürüyüş boyunca, yağmur ormanlarının yaşayan dikenli karıncayiyenler ve ornitorenk gibi ilginç hayvanlarla karşılaşmak da mümkündür. Konaklama imkânı ise belirli bir ücret karşılığında yalnızca parkur üzerindeki kulübelerde sunulmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”GR 20, Korsika” title_font_size=”13″]

    Korsika Adası’nda bulunan ve Avrupa’nın en uzun ve zorlu yürüyüş rotalarından biri olarak kabul edilen GR 20, yaklaşık 180 kilometrelik bir uzunluğa sahiptir. Bu rota, adanın kuzeyinde yer alan Calenzana kasabasından başlar ve güneydeki Conca kasabasında sona erer. Yolculuk boyunca dik geçitler, kayalık manzaralar ve Alp Dağları’na özgü çayırlar gibi doğal güzellikler arasından geçilir. Monte Cinto Dağı’nın zirvesine kadar uzanan rota boyunca, 2.600 metre irtifaya ulaşılır ve ciddi fiziksel dayanıklılık gerektirir. GR 20, toplam 16 etapta tamamlanır ve her etap, zorluk derecesiyle birlikte farklı manzaralar sunar. Lac de Nino gibi sakin Alp göllerinden Monte Cinto’nun muhteşem kayalık manzaralarına kadar çeşitli parkurlardan oluşan GR 20’nin kuzey bölgesi daha engebeli ve zorlu, güney bölgesi daha yumuşak ve nispeten kolay bir zemine sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İnka Yolu, Peru” title_font_size=”13″]

    İnka Yolu, Peru’daki en popüler yürüyüş rotalarından biridir ve Machu Picchu’ya ulaşan antik yol ağının önemli bir parçasını oluşturur. Machu Picchu, Peru’nun And Dağları’nda, yaklaşık 2.400 metre yükseklikte yer alan eski bir şehirdir ve UNESCO Dünya Mirası alanıdır. 15. yüzyılda inşa edilen bu antik kentin, İnkalar tarafından imparatorluğun inziva alanı veya kutsal bir site olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Bu rota, antik İnka İmparatorluğu’nun başkenti Cusco’dan başlar ve yürüyüş boyunca 3.000 metre yüksekliğe kadar çıkarak dağlar, bulut kümeleri, tropik ormanlar ve vadiler arasında ilerler. 40 kilometreden fazla uzunluktaki ünlü İnka Yolu’nu tamamlanması ortalama dört gün sürer ve Antik İnka kalıntılarının arasında uzanan bu rotanın sonunda Inti Punku (Güneş Kapısı) adlı antik yapıya ulaşılır. Buradan, Machu Picchu piramidinin nefes kesici manzarası izlenir. Güneşin doğuşuyla birlikte bu kapıdan antik kente ilk bakış, yürüyüşün en çarpıcı anlarından biri olarak hafızalara kazınır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pasifik Zirvesi Yolu, ABD ” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 4.270 kilometre uzunluğundaki Pasifik Zirvesi Yolu, ABD’nin batı kıyısında, Meksika sınırından Kanada sınırına kadar uzanır. Kaliforniya, Oregon ve Washington eyaletlerinin muhteşem doğal güzelliklerini gözer önüne seren bu rota, ülkenin iki büyük dağ zinciri olan Sierra Nevada ve Cascade Dağları üzerinden geçerek Pasifik Okyanusu’na paralel olarak devam eder. Oldukça zorlu bir parkur olan bu rota, uzun mesafesi, engebeli arazisi ve iklim değişiklikleri nedeniyle yüksek düzeyde fiziksel dayanıklılık gerektirir. Yürüyüş boyunca, Kaliforniya’nın sıcak çöl ikliminden Washington’un serin yağmur ormanlarına geçerken, yüksek rakımlı bölgelerde kar ve buz gibi zorlu hava koşullarıyla da karşılaşılabilir. Rota boyunca Amerikan kara ayıları, dağ aslanları, ceylanlar, kartallar ve çeşitli kuş türleri gözlemlenebilir. Vahşi doğayla iç içe geçen bu parkurda kamp yaparken ve yiyecekleri saklarken vahşi hayvanlara karşı dikkatli olmak gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Santiago Yolu, İspanya ” title_font_size=”13″]

    Orta Çağ’dan beri kullanılan Santiago Yolu, İspanya’nın kuzeyinde başlar ve St. James’in (Aziz Yakup) kalıntılarının bulunduğu kabul edilen Santiago de Compostela Katedrali’ne kadar ulaşır. Yüzyıllar boyunca milyonlarca kişinin yürüdüğü bu yolun tek bir güzergâhı yoktur; en popüler güzergâhı yaklaşık 800 kilometreyi bulan Fransız Yolu “Camino”dur. Bununla birlikte, Portekiz Yolu ve Kuzey Yolu gibi farklı rotaları da olan parkurun başlangıç noktası İspanya’nın yanı sıra Fransa ya da Portekiz olabilmektedir. Her parkur, kendine özgü zorluk seviyeleri ve manzaralar sunar. Yürüyüşçüler, isteğe bağlı olarak dağlar ve vadilerden oluşan rotaları ya da okyanus kıyısını takip eden maviliklerle dolu güzergâhı tercih edebilirler. Santiago de Compostela Katedrali ve Fransız Yolu, UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak kabul edilmiştir; yolda bulunan birçok tarihî yapı, köprü, kilise ve manastır da bu statüye sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Torres del Paine, Şili ” title_font_size=”13″]

    Torres del Paine yürüyüş rotaları, Şili’deki O ve W Parkurları’ndan oluşur. Patagonya’nın çarpıcı manzarasında eşsiz bir yürüyüş deneyimi sunan bu parkurlar, doğa tutkunları için kaçırılmayacak bir fırsattır. 70 kilometreden uzun olan W Parkuru ortalama 4-5 gün süren bir yürüyüşün ardından tamamlanır. Zorluk seviyesi orta ile yüksek arasında değişir ve her gün 6-8 saatlik yürüyüş gerektirir. Yol boyunca dik yamaçlar, buzul gölleri ve ünlü granit kuleler gibi eşsiz doğal güzelliklerle karşılaşmak mümkündür. W Parkuru’nda kamp yapma imkânı veya “refugio” adı verilen sığınaklarda konaklama seçeneği bulunur. Bu sayede yürüyüş esnasında ağır kamp malzemeleri taşımaya gerek kalmaz; ancak değişken hava koşullarına hazırlıklı olmak önemlidir. O Parkuru ise aynı gün içinde dört mevsimin birden yaşandığı, 8 ile 10 günde tamamlanan daha uzun ve izole bir rotadır. Deneyimli yürüyüşçülerin tercih ettiği bu parkurda, buzul göllerinde kayak, dağ bisikleti sürme ve at sırtında geziler gibi çeşitli aktiviteler de gerçekleştirilebilir.

     

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kilimanjaro, Tanzanya ” title_font_size=”13″]

    Tanzanya’da bulunan Kilimanjaro, Afrika’nın en yüksek dağı olarak çeşitli zorluk seviyeleriyle farklı yürüyüş deneyimleri sunan birçok rotaya ev sahipliği yapmaktadır. Kilimanjaro dağının zirvesi olan Uhuru Zirvesi, 5.895 metre yüksekliğiyle dikkat çekmektedir. Marangu, Lemosho, Rongai ve Northern Circuit gibi farklı rotaların bulunduğu yürüyüş parkurunda, her bir rotayı tamamlama süresi 5 ile 10 gün arasında değişir. Kilimanjaro’da yürüyüş yaparken dört mevsimi bir arada yaşamak mümkündür; alt bölgeler tropikal iklime sahipken, zirve noktası oldukça soğuk ve rüzgârlıdır. Ayrıca, Kilimanjaro’da rehber eşliğinde yürüyüş yapılması zorunludur; bu nedenle yürüyüşe başlamadan önce lisanslı bir rehberle anlaşmak gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tour du Mont Blanc, Fransa-İtalya-İsviçre” title_font_size=”13″]

    Avrupa’nın en popüler uzun mesafe yürüyüş rotalarından biri olan Tour du Mont Blanc, Fransa, İtalya ve İsviçre’yi kapsar. Yaklaşık 170 kilometre uzunluğundaki bu rota; buzul vadiler, çiçek dolu çayırlar ve yüksek dağ zirveleriyle süslü manzarasıyla ortalama 10-12 günde tamamlanır. Yol boyunca her gün farklı bir ülkenin doğasını ve kültürünü deneyimlemek mümkündür. Dağ köyleri ve üzüm bağlarıyla dolu rotada, yaklaşık 10 kilometrelik bir tırmanış yapmak gerekmektedir. Profesyonel olmayan yürüyüşçüler için rotayı kısaltan teleferikler de bulunmaktadır. Tour du Mont Blanc, sadece eşsiz doğasıyla değil, aynı zamanda zengin kültürel değerleriyle de tanınır. Rengârenk çiçek tarlaları, nadir kuş türleri, dağ keçileri ve en büyük yer sincabı türü olan marmotlar bu rota boyunca gözlemlenebilir. En ideal yürüyüş sezonu ise haziran ortasından eylül sonuna kadardır. Ayrıca, ana yürüyüş güzergâhının dışında birçok yan yürüyüş parkuru da mevcuttur; alternatif rotalar sayesinde az bilinen dağ geçitlerine ve gizli göllere ulaşmak mümkündür.

  • DOĞA YÜRÜYÜŞÇÜLERİNİN GÖZDESİ KARİA YOLU

    İsmini antik Karya Bölgesi’nden alan ve yaklaşık 850 kilometre uzunluğa sahip Türkiye’nin en uzun yürüyüş yolu; Aydın’ın Çine ilçesinden başlayarak Muğla’nın yarımadalarının tamamını kapsıyor. Rota çeşitli köy ve kasabalara, koylara, tepe ve dağ yolları ile antik kentlere de uğramasından ötürü Türkiye’den ve yurt dışından pek çok doğa yürüyüşçüsünün gözde rotalarından bir tanesi olmuş durumda. Gökova Körfezi ve İç Karia olmak üzere dört ana bölüm ve Muğla çevresi olarak bir ek bölümden oluşan, Nat Geo tarafından 2021’de dünyanın en iyi altı macera rotasından biri olarak gösterilen Karia Yolu’nu daha yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle Karia Yolu’nun nasıl ortaya çıktığını anlatmakla başlayalım. Yunus Özdemir, arkadaşı olduğu Altay Özcan ve Volkan Demir’e Karia Antik Bölgesi’nde uzun mesafeli bir yürüyüş yolu rotası oluşturma fikrini sunar ve üç arkadaş 2009’da yola çıkar. Rotayı tamamlayıp amaçlarını gerçekleştirmek için dört kış yürüyecek olan bu ekibe, 1988’den bu yana Türkiye’yi yürüyerek gezen Dean Livesley de katılır. Köy kahvelerinde bölgenin yaşlılarına danışan ekip, patikalardan oluşan bir ağ̆ belirlemeye başlar. Gür bitki örtüsünün içinden yol alan ekip, unutulmuş patikaları tekrar gün yüzüne çıkarır. Antik yollar, çoban patikaları ve orman yollarının hepsi birleştirilerek Türkiye’nin en uzun yürüyüş yolu oluşturulur. Karia Yolu, Şubat 2013’te resmi olarak açılır. 850 kilometreden fazla mesafeye sahip rota, bölünmüş 46 etaptan oluşmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Marmaris’teki İçmeler’den başlayan ilk etap, Bozburun Yarımadası’nın el değmemiş güzelliklerine kadar uzanıyor. Keşif yapmak isteyen yürüyüşçüler için gözden uzak patikaların olduğu rota, geleneksel köylerin ya da turizm ihtiyaçlarına cevap veren sahil kasabalarının bulunduğu; Rodos ve Symi Adalarını gören harika manzaralar eşliğinde ilerliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Eski Datça’dan başlayan etap, önce güneye ve sonra batıya doğru ilerliyor. Engebeli burunlar ve koylar aşıldığında Knidos Antik Kenti’ne ve yarımadanın ucunda yer alan Deveboynu Deniz Feneri’ne ulaşılıyor. Bu noktadan doğuya, yani ana karaya doğru yol alan rota Datça Yarımadası’nın neredeyse hiç yerleşim görmemiş kuzey şeridini takip ediyor ve bölgenin en dar kısmı olan Balıkaşıran’a, buradan da Kleopatra ya da diğer adıyla Sedir Adası’na doğru ilerleyip “Yavaş şehir” unvanına sahip Akyaka’da son buluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Akyaka’dan başlayan rota, ormanlık patikalardan kıran dağlarına kadar uzanıyor ve vadi içerisinde yer alan köylere ulaşıyor. Yukarıdan Gökova Körfezi’nin etkileyici manzaraları ve Datça Yarımadası’nın dağları görülürken, rotanın bir kısmı; eğimi azaltmak için kıvrılarak ilerleyen eski kervan yollarından geçiyor. Aşağılara doğru indikçe saklı koylar ve ıssız plajlar yürüyüşçülere büyüleyici sürprizler sunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gökova Körfezi’nden başlayan rota, halı dokumacılığı ile ünlü Milas’ın köylerinden geçerek, Karia’nın eski başkenti olan Mylasa’ya (Milas) ulaşıyor. Yemyeşil çayırların ve asırlık zeytinliklerin arasından, taş döşeli yollardan kıvrılarak geçen rota, Beşparmak Dağları’nın eteklerine ulaşıyor. Bafa Gölü’nün kıyılarından Beşparmak Dağları’nın zirvesine çıktığınızda tepede bir şemsiye gibi duran upuzun çam fıstığı ağaçları ve zeytinliklerin arasından Karia Kraliçesi Ada’nın kenti, Alinda’nın bulunduğu antik kente ulaşmak mümkün. Antik kentin agorasının altında Karia Yolu’nun da bitiş noktası olan Karpuzlu görünüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yine Akyaka’dan başlayan rota, bu defa eski bir kervan yolundan yükseliyor. İç kesimlere doğru ilerledikçe tarlalardan, ormanlık yamaçlardan ve Thera Antik Kenti’nin kaya mezarlarından geçen rota Muğla’ya yöneliyor. Karabağlar Yaylası’nda Osmanlı döneminden kalma, kimileri restore edilmiş kahvehaneler, muazzam güzellikteki Değirmendere Kanyonu, Muğla’nın ismini aldığı Mobolla Antik Kenti ve dar sokaklı eski Muğla yerleşimi; bu rotanın ilk etabını oluşturuyor. Terk edilmiş bir köy olan Meyistan’ı geçtikten sonra antik bir yol üzerinden Stratonikeia Antik Kenti’nin şaşırtıcı kalıntılarında son bulan rotada kuzeye doğru ilerledikçe “Aman Ormancı” türküsüne konu olan Belen Kahvesi’ne ulaşılıyor. Orman içi patikalardan ve sakin köy yollarından geçen bu rotanın büyük bir kısmını bisikletle de keşfetmek mümkün.

  • BAHAR AYLARINDA YAPILABİLECEK AKTİVİTELER

    Bütün kış evlerimizde baharın ve yazın gelmesini bekledik. Güneşin yüzünü göstermeye başladığı şu günlerde, bulunduğunuz şehirde, aileniz ve dostunuzla yapabileceğiniz birçok etkinliği sizler için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güzel bir havada sevdiklerimizle paylaştığımız lezzetli bir sofra kadar keyifli bir etkinlik çok az bulunur. İlle mangal yakılmasına gerek yok; güzel bir mevsim salatası, evde hazırlanmış kek ve poğaçalar bile bu keyifli an için yeterli olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bisikletle yapacağınız bir gezinti ile hem yaşadığınız şehri keşfedebilir hem de sağlığınıza fayda sağlayabilirsiniz. Bu etkinliği sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz gibi tek başınıza da yapabilir, bu esnada güzel fotoğraflar da çekebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Doğada yapacağınız bir gezi, sizi hem mental hem bedensel olarak fazlasıyla yoracaktır ancak bir o kadar da güçlendirecektir. Doğada karşılaşacağınız birçok bitki ve hayvan ise sizlere baharı müjdeleyen hoş sürprizler olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Voleybol, frizbi, badminton, ip atlama, birdirbir… Hangi oyunu oynayacağınız tamamen sizin zevkinize, hayal gücünüze ve bu ânı paylaştığınız ekip arkadaşlarınızla vereceğiniz ortak karara kalmış. Elbette yanınızda bolca su götürmeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hangi şehirde yaşarsanız yaşayın muhakkak ziyaret edebileceğiniz bir müze ya da ören yeri olduğuna eminiz. Ülkemizin bulunduğu coğrafya binlerce yıldır birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok kültürün kesişme noktası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Baharın habercisi olan festivaller büyük küçük demeden bütün kentlerin heyecanla beklediği etkinliklerin başında geliyor. Müzik festivallerine katılarak birçok müzisyenin şarkılarında dans edebileceğiniz gibi, bulunduğunuz kentin yerel festivallerinde de aynı coşkuda eğlenebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kamp kurmak belirli düzeyde bir bilgi ve tecrübe gerektirse de bu sizi korkutmasın. Doğru ekipmanlarla yapacağınız bu etkinlik ile doğanın belki de bugüne kadar hiç karşılaşmadığınız yüzüyle tanışabilirsiniz. Yeni başlayan bir kampçıysanız ilk deneyimlerinizi gece konaklamadan; sabah erken saatlerden başlayıp hava kararmadan tamamlayabilir, tecrübe kazandıkça doğada kalacağınız süreyi uzatabilirsiniz.

  • DÜNYANIN EN ESKİ SPORLARINDAN ATLETİZME AİT TERİMLER

    Eski Mısır’da ilk koşu binlerce yıl önce, hatta tarih vermek gerekirse MÖ 3800’lerde düzenlenmişti…. Zaman içinde daha da gelişen koşu sporuna yürüyüş, atlama ve atma dalları da eklenince atletizm branşı ortaya çıktı. Seyirci veya sporcu olarak milyonlarca meraklısı bulunan atletizmde duyma ihtimalinizin yüksek olduğu terimleri sizin için açıkladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sprintler ve Sprinter, Engelli Koşu, Bayrak Yarışı, Maraton Koşusu Nedir?” title_font_size=”13″]

    Sprintlerin diğer adı kısa mesafe koşularıdır ve 100, 200, 400 metre mesafelerde yapılan koşulara denir. Bu mesafede koşan sporculara ise sprinter adı verilir. Engelli koşu, kadınlarda 100 metre, erkeklerde 110 metre, kadın ve erkeklerde 400 metre koşu mesafesi içine yerleştirilen engellerle zorlaştırılan koşu biçimidir. Ayrıca 3000 metre mesafeli kuru ve sulu engellerin yer aldığı kadın ve erkek branşlarında yapılan engelli koşu türü de bulunmaktadır. Bayrak yarışı, takım sporcularının koşu mesafesinin belirli bölümlerine yerleşmeleri, sporcunun kendi mesafesini bitirirken elindeki bayrağı takım arkadaşına devretmesiyle devam eden ve final çizgisine kadar bu şekilde devam eden koşu türüdür. 42.195 metreye karşılık gelen ve pistlerde değil ana yollar üzerinde yapılan en uzun koşudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cirit Atma, Çekiç Atma, Gülle Atma Nedir?” title_font_size=”13″]

    Cirit atma, atletin koşarak son noktaya kadar gelerek, elindeki metal veya fiberglastan yapılmış çubuğa benzer aleti en uzak noktaya atmasını amaçlayan atletizm sporudur. Ciritin uzunluğu erkeklerde 2,6 kadınlarda 2,2 metredir, ağırlığı ise 600 ile 800 gram arasında değişir. Çekiç atmada ise atlet, ucunda 7,257 kilogram ağırlığında güllesi bulunan 1,22 metre uzunluğundaki teli en uzağa atmaya çalışır, eski dönemlerde gerçekten de çekiç atıldığı için branşın ismi çekiç atmadır. Gülle atma, içi kurşun benzeri sert bir maddeyle dolu ve erkekler için en az 7,257 kilogram, kadınlar için en az 4 kilogram ağırlığında olan küre şeklindeki cismin omuz hizasından en uzak noktaya atılması esasına dayanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzun Atlama, Sırıkla Atlama, Düz Atlayış ve Sırt Atlayışı Nedir?” title_font_size=”13″]

    Uzun atlama, atletin 35-40 metre mesafeden hız alıp bir basma tahtasına bastıktan sonra, yerle irtibatı olmayacak biçimde en uzağa atlaması amacının güdüldüğü spordur. Sırıkla atlama, belli yüksekliklere konulan çıtanın, bükülebilen fiberglas bir sırık yardımıyla aşılmaya çalışıldığı atletizm dalıdır. Yüksek atlamada düz atlayış, bacaklar öne doğru uzatılmış biçimde ve oturur gibi çıtanın üstünden atlama biçimidir. Çıtanın, binermiş gibi karın altına alarak aşmaya çalışıldığı bir yüksek atlama biçimidir. Yüksek atlamada sırt atlayışı ise çıtayı sırt üstü aşma temeline dayanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Avrupa Stili, Kulvar, Kum Havuzu, Dikkat Komutu, Atlama Çizgisi Nedir?” title_font_size=”13″]

    Avrupa stili, kuvvetli kol hareketlerine dayanan yürüyüş stiline denir. Kulvar, kimi yarışların ilk turunda her koşucu için 5’er santimlik beyaz çizgilerle birbirinden ayrılmış, 1,22  – 1,25 metre genişliğindeki bölümlerdir. Kum havuzu, uzun atlama ve üç adım atlama yarışmalarında atletin atlayışını tamamlayıp düştüğü kum dolu havuzdur. Dikkat komutu, 800 metreye kadar düzenlenen koşularda, çıkış çizgisinde yerlerini alan yarışçıları dikkat durumuna getirmek için, sporcunun ana dilinde verilen uyarı komutuna denir. Atlama çizgisi ise atletlerin daha ileriye basamayacaklarını belirten sıçrama tahtasının kum havuzu yönündeki kıyısına verilen isimdir.

  • SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN DOĞRU YÜRÜYÜŞÜ HAYATINIZA KATIN

    SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN DOĞRU YÜRÜYÜŞÜ HAYATINIZA KATIN

    Yürüyüş yapmanın faydaları saymakla bitmiyor, örneğin uykumuzu düzene sokuyor, mutluluk seviyemizi artırıyor, beden ve zihin sağlığımızı koruyup formda kalmamızı sağlıyor. Fakat bu önemli aktivite gereği gibi yapılmadığında faydadan zarara da dönüşebiliyor. Bunun önüne geçmek ve yürüyüşlerimizden maksimum yarar sağlamak için şu birkaç detay önemli.

    yürümenin faydaları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yemekten hemen sonra yürüyüş yapmayın” title_font_size=”13″]

    Akşam işten çıktıktan sonra da yürüyüş yapmak isteyebilirsiniz elbette ama uzmanlar en uygun vaktin sabah saatleri olduğunu ifade ediyorlar. Eğer illaki akşam yapacağım diyorsanız yemekten en az iki saat sonra, yani vücudunuz sindirim işlemini tamamladığında yürüyüşe çıkmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Isınma hareketleriyle başlamak önemli” title_font_size=”13″]

    Yürüyüşe çıktığınızda adımlarınızı birden hızlandırmamalı tempoyu yavaş yavaş artırmalısınız. Aksi takdirde fayda görmesini istediğiniz kalp ve damar sağlığınızı riske atmış olursunuz. Tempolu yürüyüş öncesinde birkaç dakikalık ısınma ve germe hareketleri yapılabilir.

    yürümenin faydaları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mümkünse açık havada yapılmalı” title_font_size=”13″]

    Spor salonları yürüyüş dâhil farklı egzersizleri bir arada yapabileceğimiz ideal mekânlar olsa da yürüyüş sporu için daha çok açık hava önerilmekte. Oksijeni bol olan alanlarda yürüyüş yapmanın yağ yakımı için daha etkili olduğu biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ayakkabı seçimine dikkat edilmeli” title_font_size=”13″]

    Ayağınızı az da olsa sıkan bir ayakkabı sadece ayaklarınızı yormakla kalmaz eklemlerinizin hasar görmesine de sebep olur. Ağır olmayan, esnek tabanlı bir yürüyüş ayakkabısı uygun olacaktır. Eğer bel veya diz sorunlarınız varsa doktorunuzdan görüş alarak ayakkabınızın tabanını bir tabanlık aracılığıyla yükseltebilirsiniz.

    yürümenin faydaları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Giysiler, yürüyüş sırasında konfor sağlamalı” title_font_size=”13″]

    Spor yapmak için çoğunlukla bedeni saran giysiler tercih edilir fakat gereğinden fazla sıkarsa kan akışını olumsuz etkileyebileceği de unutulmamalı. Hareketlerinizi kısıtlamayacak, ter emici özelliği olan, yürüdükçe üstünüzde ağırlık yaratmayacak giysiler seçmelisiniz. Yağmurlu havalar için de yine hareket konforu sağlayan bir yağmurluk edinebilirsiniz.

    yürümenin faydaları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yürüyüş deyip geçilmemeli!” title_font_size=”13″]

    Yaşınız, kilonuz ve sağlık durumunuz yürüyüş yapıp yapmama, haftada kaç gün, kaç saat hatta hangi tempoda yapmanız gerektiği konularına yön verebilecek önemli detaylardır. Mutlaka kişisel durumunuza göre bir yürüyüş programı yapmalı, yürüyüş sırasında herhangi bir olumsuzlukla karşılaştığınızda devam etmeyerek dinlenmeli ve mutlaka bir uzmana danışmalısınız.