Etiket: yetenek

  • ENGELLERE RAĞMEN HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİREN İSİMLER

    Yazımızda listelediğimiz sanat ve spor dünyasından ünlü isimler bedensel olarak yaşadıkları engellere rağmen elde ettikleri başarılar ile dünya çapında tanınmış kişilerdir. Sahip oldukları yeteneklerini geliştiren ve başarı hikâyeleri ile birçok kişiye ilham olan bu özel isimleri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çok küçük yaşta görme yetisini kaybeden Kâni Karaca hem hafız hem de mevlithan olarak icra ettiği mesleğinde Türk din mûsikîsinin 20. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Yedi yaşlarındayken Kur’an ve musikiyle tanışan Karaca, dönemin önemli üstatlarından eğitim almış, İstanbul tilavet (Kur’an’ı usulüne uygun olarak okuma) geleneğinin son temsilcisidir ve Türk musikisinde sayısız eserleri mevcuttur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Doğuştan görme engelli Eşref Armağan, yazmayı ve resim yapmayı kendi kendine öğrenmiş ve eserleri ile yurt içi ve yurt dışındaki sergilere katılmış başarılı bir ressamdır. Resmini yapacağı nesnelerin modellerini dokunarak algılayıp tuvaline aktaran sanatçının bu yeteneği “The Colors of Darkness” (Karanlığın Renkleri) ve Discovery Channel’da yayımlanan “Real Super Humans” (Gerçek Süper Kahramanlar) belgeseline de konu olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Rick Allen, 21 yaşında geçirdiği bir trafik kazası sonucunda sol kolunu kaybeder ancak bu durum onu dokuz yaşından beri severek çaldığı davuldan uzaklaştırmaz. Tek kolu ile müzik kariyerine devam eder. Allen, İngiltere’de “Gigwise” adlı internet sitesinin “Tüm Zamanların En İyi Bateristleri” listesinde 7. sırada yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı atlet, yazar ve motivasyon konuşmacısı Erik Weihenmayer, 2001’de Everest Dağı’nın zirvesine gözleri görmeden ulaşan ilk kişidir. Weihenmayer aynı zamanda 2008’de Papua Yeni Gine’deki Carstensz Piramidi’ne tırmanarak her kıtadaki en yüksek noktaya ulaşır ve “Yedi Zirve”yi tamamlayan isim olarak bu başarılarıyla Time dergisine kapak olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Paralimpik yüzücümüz Sümeyye Boyacı, 2003’te iki kolu olmadan ve kalça kemiği çıkık olarak dünyaya gelir. Aldığı özel eğitim ile ayak parmaklarıyla yazmayı öğrenen atletin ayaklarıyla çizdiği sulu boya eserleri 2009’da Moskova’da sergilenir ve ebru sanatıyla ürettiği eserlerle çeşitli sergilere katılır. Gittiği bir akvaryumda kolları olmadan yüzen balıklardan etkilenen Boyacı, Avrupa Paralimpik Gençlik Oyunları’nda, Dünya Paralimpik ve Avrupa Paralimpik Yüzme Şampiyonaları’nda ülkemizi temsil edip başarılarına başarı katar. Cumhuriyet tarihinin yüzmede ilk kadın Avrupa şampiyonu olan Boyacı, 2022 Para Yüzme Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak dünya şampiyonu olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İtalyan tenor, söz yazarı, besteci ve müzik yapımcısı Andrea Bocelli, dünyanın en önemli tenörlerinden biridir. Beş aylıkken doğuştan glokom teşhisi konur ve on iki yaşında geçirdiği bir futbol kazasının ardından ise tamamen kör olur. Altı yaşındayken piyano çalmayı öğrenen Bocelli, flüt ve saksafon çalmayı da öğrenir. 15 solo müzik albümü ve dokuz opera kaydı olan, dünyanın dört bir yanındaki önemli müzik etkinliklerinde sahne alan Bocelli, etkileyici sesinin yanı sıra karakteri ve azmi ile People dergisinin “50 En Güzel Kişisi” listesine girer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Altı Nokta Körler Vakfının kurucuları arasında yer alan Gültekin Yazgan, 11 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu retina yırtılması sebebiyle görme yetisini tümüyle kaybeder. Engeli sebebiyle okuldan ayrılan Yazgan, özel öğretmenlerin desteği ile Braille yazı ve İngilizce öğrenir. Ankara Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra öğretmenlik ile avukatlık kariyerine başlar. Emekli olduktan sonra kitap çevirisi ve sosyal sorumluluk projelerine devam eder. Vefatına kadar kurucularından olduğu vakıf ile ülke genelindeki görme engelliler için çalışmalarını sürdüren Yazgan, “Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı”nın da kurucusudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı şampiyon güreşçi Kyle Maynard, protez yardımı olmadan Kilimanjaro Dağı’na çıkan ilk ampute sporcudur. Doğuştan uzuvları olmayan Maynard, yaşadığı zorlukların nasıl üstesinden geldiğini anlattığı “Mazeret Yok” kitabı ile övgüler toplarken başarılarını bunlarla sınırlandırmaz; dövüş sporlarında da ustalaşır. Güney Yarım Küre’deki en yüksek zirve olan Arjantin’in Aconcagua Dağı’nın zirvesine yine protezsiz ulaşır.

  • SOLUKSUZ İZLEDİĞİMİZ PERFORMANSLARIN ARDINDAKİ MESLEK: JONGLÖRLÜK

    Jonglörlük, çeşitli nesneleri havada hızlı ve ustalıklı bir şekilde fizik ve beden kurallarını zorlayarak kullanma becerisidir. Birçok farklı obje kullanılarak gerçekleştirilen jonglörlük, kültürlerarası geçmişe ve zengin bir tarihe sahiptir. Jonglörlüğün ne olduğu ve nasıl ortaya çıktığı yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Jonglörlük, doğru zamanlama, koordinasyon ve odaklanma gerektiren bir yetenek olarak değerlendirilebilir. Genellikle top, çubuk, lobut, ateş, ip, halka, şişe, meyve ve diğer nesneler kullanılarak gerçekleştirilen jonglörlük, izlemesi eğlenceli görsel bir şov sunmayı amaçlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkçeye Fransızca hokkabaz anlamına gelen “jongleur” sözcüğünden geçen bu şovun kökeni çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Mısırlılar, Roma İmparatorluğu ve Çin gibi farklı medeniyetlerde jonglörlük ya da benzeri becerilerle ilgili görseller ve tasvirler bulunuyor. Genellikle festival ve törenlerde izleyicileri eğlendirmek için sahnelenirken, bu beceriyi spor ya da hobi olarak yapanlar da var. Orta Çağ’da genellikle palyaçolar ve sokak sanatçıları tarafından icra edilen bu gösteriler daha çok dikkat çekmesi için ateşli veya keskin objelerle yapılıyordu. İlerleyen yıllarda sirklerde ve tiyatroda da popülerlik kazanan bu performans, sirk sanatçıları arasında önemli bir beceri olarak kabul ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    20. yüzyılda modern sirklerin popüler hâle gelmesi ve yaygınlaşmasıyla nefes kesen gösterilerin sergilendiği bu şovlar arasında en akılda kalan Fransız jonglör Jean-François Gravelet-Blondin’in (Charles Blondin olarak da bilinir) Niagara Şelalesi’nde ip üzerinde yürüdüğü performanstır. Onu dünya çapında üne kavuşturan bu gösteri gazetelerin manşetlerinden duyurulmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde jonglörlük, sirk, sokak gösterileri, akrobasi şovları ve eğlence sektöründe yaygın olarak sahnelenir. Birçok yetenekli jonglör farklı objelerle hünerlerini sergileyerek izleyicilere nefes kesen performanslar sunar. Top çevirme (ball juggling), lobut çevirme (club juggling), ipe bağlı ağırlık çevirme (poi), bir ipte makara yönlendirme (diabolo) ve iki kısa çubuk yardımı ile bir uzun çubuğu çevirme (devil stick) gibi başlıca çeşitleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şovlarına dans figürlerini de ekleyerek “gösteri sanatçıları” olarak anılan jonglörler, sıkı bir eğitim sürecinden geçer. El-kol koordinasyonu ile gerçekleşen bu performans; denge, dikkat, hızlı refleks gerektirir ve odaklanmayı üst seviyelere taşır. Soyut ve somut düşünmeyi sağlayarak hızlı karar verme, sorun çözme, risk alma, odaklanabilme becerisini ve yeteneklerini artırır. Oldukça büyük dikkat gerektiren jonglörlüğü icra ederken bir anlık konsantrasyon eksikliği performansı sekteye uğratabilir.